{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1752 Esas<br>KARAR NO: 2025/525 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2021/136 Esas -  2022/303 Karar <br>TARİH: 23/03/2022<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalı ...’ün, müvekkili şirkette 18.08.2014 tarihinde satış uzmanı olarak çalışmaya başladığını, 01.01.2016 tarihinde Satış Şefi, 11.12.2017 tarihinde Satış ve Pazarlama Yöneticisi ve nihayet 01.03.2019 tarihinde ise Satış ve Pazarlama Müdürü olarak hizmet verdiğini, 27.02.2020 tarihinde kendi isteği ile işyerinden ayrıldığını, Davalının çalıştığı süre içerisinde müvekkili şirketin neredeyse tüm müşterileriyle doğrudan iletişime geçtiğini, müvekkilinin ticari ilişkide olduğu şirketlere ilişkin bilgi ve belgelere erişim sağladığını, şirketin fiyat konusundaki tüm stratejisine hakim olduğunu, davalının, 28.01.2020 tarihinde şirket müdürü ...’e işten ayrılmak istediğini, bunun sebebi olarak da müvekkilinin sektörde en önemli rakiplerinden birisi olan ... Servis Ltd. Şti.’den iş teklifi almasını ve kabul etmesini gösterdiğini, müvekkili şirketten ayrılmasının akabinde ... Servis Ltd.Şti’de “Sarf Malzemeleri Satış Müdürü” olarak çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin uzun zamandır bayisi olarak faaliyet gösteren ... Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. yetkililerinin davalının kendileriyle iletişime geçip ... Ltd.Şti’nin sarf malzemelerini satmak için teklif vermek istediğini bildirdiklerini, Sözleşmeden doğan cezai şartın ödenmesi için davalıya, öncelikle 18.03.2020 tarihinde Beşiktaş ... Noterliği’nce tanzim edilen ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiğini, 27.03.2020 tarihli cevabi ihtarname ile tazminat ödemesini reddettiğini, alacağın tahsili için Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, davalının itirazı neticesinde takibin durduğunu, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirkette 2014-2020 yılları arasında değişik pozisyonlarda çalıştığını, 28/01/2020 tarihinde davacı şirketin müdürüne ...nde çalışmaya başlayacağını bildirerek bir ay sonra 27/02/2020 tarihinde işten ayrıldığını, müvekkilinin ... firmasında işe başlayacağı için ayrılacağını bildirdiği halde davacı şirket tarafından ... firmasının rakip firma olduğu ve bu durumun sözleşmenin ihlali sayılacağı yönünde bir ikazda bulunmadığını, davacı şirketten ayrıldığında kendisine veda partisi düzenlendiğini, davacının Matbaa Mürekkepleri alanında ihtisaslaşmış olup cirosunun neredeyse tamamının matbaa mürekkeplerinden oluştuğunu, Müvekkilinin yeni şirketi olan ...’in ana faaliyet alanının ise matbaa makinesi ve servis olduğunu, Söz konusu şirket incelendiğinde matbaa makineleri alanında dünya markası olduğu ve tüm dünyada matbaa alanında kullanılan makinelerin çoğunun bu firmanın satışını yaptığı makineler olduğunun görüleceğini, ... firmasının yıllık cirosunun yaklaşık %1'inin mürekkep satışını kapsadığını, müvekkilimin ne mürekkep satışı ile alakalı bir bilgi kullandırması ne de Borçlar Kanunu'nda da belirtildiği üzere davacıyı önemli bir zarara uğratmadığını, matbaa sektörünün çok büyük bir kısmının İstanbul başta olmak üzere Marmara bölgesinde olduğunu, davacı şirketin sektördeki büyüklüğü ve Müvekkilinin yeni şirketinin mürekkep satışı alanındaki cirosunun boyutu göz önüne alındığında ve farklı sektörler olduğu da bu duruma eklendiğinde davacı şirketin önemli bir zarara uğradığından bahsedilemeyeceğini, Mürekkep sektörünün ülkemizde Marmara bölgesinde yoğunlaştığı ele alındığında 1 yıl gibi uzun bir sürede Marmara bölgesinde müvekkilinin çalışamayacak olmasının müvekkilinin iktisadi geleceğini önemli ölçüde tehlikeye düşüreceğini, davacı şirketin herhangi bir zararı oluşmadığı gibi davalı ile davacının iş alanlarının da farklı olduğunu, her iki firmanın da cirolarını oluşturan satışlarının farklı olduğunu ve müvekkil tarafından davacının zararına sebep verecek bir eylemde bulunulmadığını, neticede; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  23/03/2022 tarih ve 2021/136 Esas -  2022/303 Karar  sayılı kararında; \"Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı ve Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi, Beşiktaş ... Noterliği, Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü müzekkere cevapları dosyası dosyamız arasına alınmıştır. Dosyaya sunulan 21/09/2021 tarihli Bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen raporda Taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün, TBK. m. 445/1 hükmünde yer alan “yer, zaman ve işlerin türü bakımından” uygun sınırlamalar içeren geçerli bir sözleşme olduğu, Taahhütnamenin, TBK. m. 444/2 hükmünde öngörülen “müşteri çevresi veya üretim sırları ile ilgili elde idilen bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması” şartını da taşıdığı, dolayısıyla sözleşmede kararlaştırılan son brüt maaşının 5 katı olan cezai şart tazminatının ödenmesi Gerektiği, Bağcılar SGK Müdürlüğünden dosyaya celp edilen davalıya ait hizmet dökümlerinin incelenmesinde, davalının, davacı şirkette 18.08.2014-27.02.2020 tarihleri arasında çalıştığı, en son brüt maaşının 22.072,50 TL olduğu, oysa davacının icra takibinde brüt maaşı aylık 19.088,00 TL olarak dikkate aldığı, taleple bağlılık ilkesi gereği 19.088,00 TL x 5 = 95.440,00 TL talep edilen alacağın uygun olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Dosyada mevcut 10/01/2021 tarihli ek raporda Davacı şirket ile Dava dışı şirketin faaliyetleri matbaa sektörüne hizmet etmektedir. İki şirketin faaliyet alanları birbirinden farklı olmasına rağmen iki şirket benzer sarf malzemeleri, farklı markalarla pazarlamaktadır. Davacı şirketin pazar alanının tamamen kendi ürettiği mürekkep ve yardımcı malzemeler, Dava dışı şirketin pazar alanının makine satışı ve servis dışında müşteri taleplerine göre üretimini yapmayıp tedarik ettiği baskı makinalarında kullanılan sarf malzemeleri içinde benzer sarf malzemelerinden olan mürekkep ve yardımcı maddeleri de bulunmaktadır.Davacı şirketin ana faaliyet matbaa mürekkepleridir. Sektöre pazarladığı mürekkep ve yardımcı maddelerinin üretimini ve satış faaliyetini yürütmektedir. Sektöre pazarladığı sarf malzemesi portföyünde en büyük payı % 95 in üzerinde üretimini yaptığı mürekkep ve yardımcı maddeler almaktadır. Dava dışı şirketin ana faaliyet alanının büyük bir bölümü, yaklaşık % 95 kadarı matbaa makinası ve servistir. Sektör pazarında mevcut makinaları için sarf malzemesi tedariki de yapmaktadır. Sektöre pazarladığı sarf malzemelerini kendisi üretmeyip talebe göre tedarikini yapıp pazarlamaktadır. Bu sarf malzemeleri içinde, davacı şirketle benzer sarf malzemelerinden mürekkep ve yardımcı maddelerinin payı % 1-2 arasındadır. Davalının önceki iş yerinde Satış ve Pazarlama Müdürü olarak çalışmış olması nedeniyle; davalı işin yapılma tekniğini iyi tanıyan ve dolayısıyla da davacı firmanın iş sırlarını öğrenen bir kişi konumunda olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Dava, işçinin rekabet yasağına aykırı davrandığı iddiasına dayalı ceza koşulu (cezai şart) alacağı ve zararın nedeni ile başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK’nın 445. maddesi “(1)Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. (2)Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” hükmünü haiz olup, anılan madde hükmü ile 6098 sayılı Kanun  818 sayılı Kanun'dan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur. Ayrıca aynı Kanun'un 444/2. maddesi  “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” \"... rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır.Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığının veya aşırı nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir...\"Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 10.04.2019 tarihli 2018/1393 E., 2019/2838 K. \"...Ancak;6098 sayılı TBK.’nın 182/ son maddesi gözönünde bulundurularak; kararlaştırılan cezai şartı fahiş olup olmadığı hususunda re'sen araştırma yapılarak bir değerlendirme yapılması, fahiş olduğu takdirde cezai şartta indirim yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu hususda hiç değerlendirme yapılamadan eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış bununla birlikte dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf   bu yönden kabulü ile HMK 353(1)b-2 uyarınca hükmün kaldırılmasına   tek geçim kaynağı emeği ve bunun karşılığında aldığı maaşı olan işçinin rekabet etmeme taahhüdüne aykırı davranması karşılığında öngörülen 12 aylık brüt maaşına denk gelen cezai şartın fahiş  olduğu  ,hakkaniyet gereği, cezai şart takdiren % 60 oranında tenkis edilmesi hak ve nesafet kurallarına daha uygun olacağından, 7.290-TL nin cezai şart olarak davalıdan ihtarnamenin tebliği tarihi 22.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline ,fazla istemin tenkis nedeniyle reddine ,fazla istem tenkis nedeniyle reddolunduğundan davalı yararına vekalet ücreti ve yargı giderine hükmolunmamasına karar verilmiştir...\" T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2018/962 Esas,  2019/1439 Karar.Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; Davalının davacı ile olan iş akdini istifa ile sona ermiş olduğu sabittir. Dolayısıyla davalının sözleşme kapsamındaki rekabet etmeme yükümlülüğü devam etmektedir, iş akdi sona erdikten sonra çalışmaya başladığı dava dışı şirketin faaliyet ve iş konularının davacı şirket ile aynı olması  davalı işçinin davacı şirkette çalışırken sahip olduğu iş sırları, davacı şirketin tescilli tasarımlarına ilişkin bilgileri  kullanabilme ihtimali mevcut olup  bu durum davacı aleyhine zarara yolabilecektir. Davacının bu şekilde çalışması taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı ve gizlilik taahhüdüne aykırıdır. Taraflar arasında imzalanan rekabet etmeme yasağını içeren sözleşmenin 2. Maddesinde \" ...her ne nedenle olursa olsun feshedilmesi halinde dahi bir yıl boyunca Marmara Bölgesi  sınırları içerisinde ... ile aynı faaliyet alanında olan başka bir firmada veya ...'nin bayilerinde distribütörlerinde, müşterilerinde veya geçmişte ya da güncel olarak herhangi bir suretle ticari ilişkide bulunduğu firmalarda çalışmayacağını kabul ve beyan eder. Bu beyanına aykırı davranması ve işverenin de uygun görmesi halinde 2 yıllık kıdeme kadar işten ayrıldığı tarihten hemen önce aldığı brüt maaşın 2 katını; 2 yıllık kıdem ile 5 yıllık kıdem süresine kadar, tamamlamış olduğu her yıl sayısının işten ayrıldığı tarihten hemen önce aldığı Sözleşmenin herhangi bir brüt maaşı ile çarpımını; 5 yıllık kıdem ve üzerinde ise işten ayrıldığı tarihten hemen önce aldığı brüt maaşın 5 katını işverene, kendisine yapılan yazılı bildirimden itibaren 15 (onbeş) gün içerisinde ödeyeceğini bilir ve kabul eder. Ödeme yapmaması halinde dava ve takip açılması için yapılan masraflar, avukatlık ücretleri dahil olmak üzere tüm zarar ve ziyanı, yazılı bildirimden ödeme tarihine kadar işleyen ticari faiz ile beraber ödemekle yükümlü olacaktır.\" şeklinde düzenlenmiştir.  TBK. m. 445/1 hükmünde yer alan “yer, zaman ve işlerin türü bakımından” uygun sınırlamalar içeren geçerli bir sözleşme olduğu, Taahhütnamenin, TBK. m. 444/2 hükmünde öngörülen “müşteri çevresi veya üretim sırları ile ilgili elde idilen bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması” şartını da taşıdığı, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamaları ve yukarıda bahsi geçen emsal 11. Hukuk Dairesinin kararında da açıkça bahsedildiği gibi rekabet yasağına ilişkin hüküm nedeni ile zarar görme zorunluğu bulunmamakta olup zarar göreme olasılığı yeterli olduğu dosyaya sunulam tüm deliller ve bilirkişi kök ve ek raporu dikkate alındığında davacının davasını ispat ettiği, Davalının hem davacı şirkette hem de yeni çalıştığı şirkette aldığı ücret düşünüldüğünde 6098 sayılı TBK.’nın 182/ son maddesi gözönünde bulundurularak kararlaştırılan cezai şartı fahiş olduğunun kabulü gerekmekte olup T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2018/962 Esas,  2019/1439 Karar ilam da dikkate alınarak hakkaniyet gereği, cezai şart takdiren % 60 oranında tenkis edilmesi hak ve nesafet kurallarına daha uygun olacağından itirazın 38.176,00-TL bakımından  iptaline alacağın likit olmaması nedeni ile de icra inkar tazminat talebinin reddine  karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.\"gerekçesi ile, '' Davanın KISMEN KABULÜNE; 1-Davalının Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 38.176,00-TL bakımından  İPTALİNE, takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere yasal faizi uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA,2-Alacağın likit olmaması nedeni ile icra inkar tazminat talebinin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/136 E.-2022/303 K. sayı ve 23.03.2022 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup mahkeme hükmü ilgili yasa hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini; bu nedenlerle  Mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ile itirazları ve dosya kapsamındaki sair beyanları doğrultusunda dosyanın yeniden yargılama yapılarak usul ve yasaya uygun yeni bir karar verilmesini talep ettiğini, Davacı şirket ... Pazarlama   Limited Şirketi dava dilekçesinde de belirtildiği gibi Matbaa Mürekkepleri alanında ihtisaslaşmış olup cirosunun neredeyse tamamının matbaa mürekkeplerinden oluşmuş cirolar olduğunu; oysaki Müvekkilin yeni şirketi olan  ...nin ana faaliyet alanının ise matbaa makinesi ve servis alanı olduğunu; dosya da bulunan son bilirkişi raporuna da bakıldığı vakit tam olarak şöyle denmekte olduğunu, \"Dava dışı şirketin ana faaliyet alanının büyük bir bölümü, yaklaşık % 95 kadarı matbaa makinası ve servistir. Sektör pazarında mevcut makinaları için sarf malzemesi tedariki de yapmaktadır. Sektöre pazarladığı sarf malzemelerini kendisi üretmeyip talebe göre tedarikini yapıp pazarlamaktadır. Bu sarf malzemeleri içinde, davacı şirketle benzer sarf malzemelerinden mürekkep ve yardımcı maddelerinin payı % 1-2 arasındadır.\"<br>Türk Borçlar Kanunu m 444/2'de de belirtildiği üzere bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına neden olacak nitelikte olmasına bağlı olduğunu; yani öncelikle bilgilerin kullanılmış olması gerekmekte ve kullanım neticesinde de bir önemli zarar oluşması gerektiğini; müvekkilinin ne mürekkep satışı ile alakalı bir bilgi kullandırması vardır ne de Borçlar Kanunu'nda da belirtildiği üzere davacıyı önemli bir zarara uğrattığını; pazar payı %1-2 olan bir üründe herhangi bir zarardan bahsetmenin mümkün olmadığını, Mahkeme'nin  rekabet yasağına ilişkin kararları incelendiğnde rekabet sözleşmesinin işverenin önemli bir zararına sebep olacağı açık olduğu takdirde yapılabileceğini yine bu sözleşmenin işçinin iktisadi geleceğini tehlikeye düşürmeyecek şekilde süre, yer ve konu bakımından sınırlı olmak kaydıyla geçerli olacağını açık bir şekilde belirttiğini; davacı şirketin sektördeki büyüklüğü ve Müvekkilin yeni  şirketinin mürekkep satışı  alanındaki cirosunun  boyutu göz önüne alındığında ve  farklı sektörler olduğu da  bu duruma eklendiğinde  davacı şirketin önemli bir zarara uğradığından bahsedilemeyeceğini; yine Mürekkep sektörünün ülkelerinde Marmara bölgesinde yoğunlaştığı ele alındığında 1 yıl gibi uzun bir sürede Marmara bölgesinde müvekkilin  çalışamayacak olması müvekkilin iktisadi geleceğini önemli ölçüde tehlikeye düşüreceğinin bariz olduğunu, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, Kişinin uğraş alanı olan pazarlamacılığı Marmara gibi büyük bir bölgede yapamayacak olması bunun karşılığında kendisine ekonomik bir güvence sağlanmadığı da düşünüldüğünde kişinin ekonomik sıkıntı yaşayacağı kişinin mağdur olacağını, Ayrıca ülkemizde ki matbaa sektörünün çok büyük bir kısmının İstanbul başta olmak üzere Marmara bölgesinde olduğunu; bu hususun bile Anayasal güvence altına çalışma hakkının rekabet sözleşmesi ile ihlal edildiğini göstergesi olup esasen söz konusu sözleşmenin geçersiz olduğunun delili olduğunu; başka bir yönden bakılacak olursa sizleşmedeki rekabet etme yasağının şartları göz önüne alındığında Marmara bölgesinde aynı iştigal alanına sahip  başka bir firmada çalışmayacağı kaydı sektörün ülkemizin diğer  bölgelerindeki  bulunma oranı incelendiğinde müvekkilin Anayasa'da güvence altına alınan çalışma hakkını ortadan kaldırdığını, Davacı şirketin herhangi bir zararı oluşmadığı gibi davalı ile davacının iş alanlarının da farklı olduğu, her iki firmanında cirolarını oluşturan satışlarının farklı olduğunu ve müvekkil tarafından davacının zararına sebep verecek bir eylemde bulunmadığı hususlarının orta olduğunu; iş bu nedenle davanın reddi gerekirken kısmi kabul ile takibin devamına karar verildiğini, Ayrıca gerekçeli kararda HMK 330. Maddeye uyulmayarak kısmi kabul edilmesine rağmen lehlerine vekalet ücreti hükmedilmediğini; bu durumun Yargıtay kararlarında da gayet açık olduğunu; \"Her iki tarafın kısmen haklı kısmen haksız çıkması durumunda, her iki tarafta vekalet ücretinden sorumlu tutulacak, vekalet ücreti kabul edilen miktara göre davacı yararına, reddedilen miktara göre ise davalı yararına hüküm altına alınacaktır.\" İleri sürerek, yukarıda kısaca açıklanan nedenlerle  Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/136 E. - 2022/303 K. sayı ve 23.03.2022 tarihli usul ve yasaya aykırı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava TBK'nun 444/1 fıkrasına dayalı rekabet yasağına aykırılık nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin  olup, mahkemece yukarıda belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; davalının 18/08/2014 tarihinde davacı şirkette satış uzmanı olarak çalışmaya başladığını, 01/01/2016 tarihinde satış şefi, 11/12/2017 tarihinde satış ve pazarlama yöneticisi, 01/03/2019 tarihinde ise satış ve pazarlama müdürü olduğunu, 28/01/2020 tarihinde dava dışı ... Şirketi'nde çalışmak üzere işten ayrılmak istediğini belirttiğini ve  27/02/2020 tarihinde kendi isteği ile işten ayrıldığını ve dava dışı şirkette, sarf malzemeleri satış müdürü olarak işe başladığını, bir süre sonra davacının bayisi olan ... Matbaa firması'nın davacı ulaştığını ve  davalının kendileriyle iletişime geçip ...'in sarf malzemelerinin satışı için teklif vermek istediği bilgisini verdiğini, akabinde sözleşmeden doğan cezai şartın tahsili için davalıya 18/03/2020 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, davalının cevabi ihtarname ile tazminat ödemeyi reddettiğini, başlatılan takibe de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürmüştür. Davalı yan; dava dışı ... Şirketi'nde çalışmak üzere işten ayrılacağına dair bir ay önceden davacıya bilgi verdiğini ve bu şekilde işten ayrıldığını, davacının ...'in rakip firma olduğuna dair herhangi bir uyarıda bulunmadığını,  davacı şirket ile ... Şirketi'nin faaliyet alanlarının farklı olduğunu, davacının matbaa mürekkepleri alanında, dava dışı şirketin ise matbaa makineleri ve servisi alanında faaliyet gösterdiğini, dava dışı şirketin toplam cirosunun ancak %1'lik kısmının mürekkep satışına ilişkin olduğunu, TBK'nun 442/2 fıkrası uyarınca rekabet yasağına dayalı tazminat talep edebilmek için işçinin müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında edindiği bilgileri kullanmasının ve bu kullanımın işverenin önemli bir zararına neden olacak nitelikte olmasının zorunlu olduğunu, bu koşulun gerçekleşmediğini, ayrıca tüm matbaa sektörünün Marmara Bölgesi'nde olması karşısında, davalının çalışma hakkını ortadan kaldıracak nitelik ve süredeki rekabet yasağı anlaşmasının da geçersiz olduğunu, aksi kabulün davalının bir yıl boyunca çalışma hakkından yoksun bırakılması anlamına geleceğini, davalının ...'de çalışacağına bilmesine rağmen bu duruma ses çıkarmayan davacının sonradan cezai şart istemesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu savunmuştur. Mahkemece icra dosyası, davalının SGK dosyası, davacı ve  davalının çalışmaya başladığı dava dışı şirketin İTO kayıtları dosya arasında alınmış, davacı şirket tarafından 2019, 2020 yılı ticari defterleri dosyaya sunulmuştur. Mahkeme ara kararı uyarınca bir mali müşavir ve bir hukukçudan oluşan bilirkişi heyeti dosya üzerinde inceleme yaparak kök rapor tanzim etmiştir. Davalı yanın itirazları üzerine davalının çalışmaya başladığı dava dışı şirketin 27/02/2020 ila 11/02/2021 tarihleri arası ba-bs formları celbedilerek heyete matbaacılık sektöründe uzman bilirkişi eklenmek suretiyle ek rapor alınmış, akabinde tahkikat bitirilmiş ve davalının iş akdi sona erdikten sonra çalışmaya başladığı dava dışı şirketin faaliyet ve iş konularının davacı şirket ile aynı olduğu,  davalı işçinin davacı şirkette çalışırken sahip olduğu iş sırlarını, davacı şirketin tescilli tasarımlarına ilişkin bilgilerini  kullanabilme ihtimali bulunduğu,  bu durumun davacı aleyhine zarar doğurabileceği, sözleşmenin ikinci maddesindeki  düzenlemenin TBK. m. 445/1 hükmüne uygun ve geçerli olduğu,  yer alan “yer, zaman ve işlerin türü bakımından” uygun sınırlamalar içeren geçerli bir sözleşme olduğu, rekabet yasağına ilişkin hüküm nedeni ile zarar görme zorunluğu bulunmamakta olup zarar göreme olasılığının yeterli olduğu,  davacının davasını ispat ettiği, davalının hem davacı şirkette hem de yeni çalıştığı şirkette aldığı ücret nazara alınarak TBK.’nın 182/ son maddesi uyarınca cezai şartta takdiren % 60 oranında tenkis yapılması gerektiği gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacı ile dava dışı şirketin faaliyet alanlarının farklı olduğu,  davacının satışını yaptığı malzemelerin dava dışı şirketin cirosunun %1,2'lik kısmına tekabül ettiği, davalının davacı bünyesinde çalışırken elde ettiği bilgileri kullanmasının ve bu nedenle davacının önemli bir zarara uğramasının söz konusu olmadığı, davalının çalışma hakkını ortadan kaldırır nitelikteki rekabet yasağı hükmünün geçersiz olduğu, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen davalı lehine vekalet ücretine  hükmedilmediği yönündedir. Taraflar arasında belirsiz süreli iş sözleşmesinin; 2/5 fıkrasında davalı bakımından; \"sözleşmenin herhangi bir tarafça her ne nedenle olursa olsun feshedilmesi halinde dahi bir yıl boyunca Marmara Bölgesi sınırları içerisinde ... ile aynı faaliyet alanında olan başka bir firmada veya ...'nin bayilerinde distribütörlerinde, müşterilerinde veya geçmişte ya da güncel olarak herhangi bir suretle ticari ilişkide bulunduğu firmalarda çalışmayacağını kabul ve beyan eder. Bu beyanına aykırı davranması ve işverenin de uygun görmesi halinde 2 yıllık kıdeme kadar işten ayrıldığı tarihten hemen önce aldığı brüt maaşın 2 katını; 2 yıllık kıdem ile 5 yıllık kıdem süresine kadar, tamamlamış olduğu her yıl sayısının işten ayrıldığı tarihten hemen önce aldığı Sözleşmenin herhangi bir brüt maaşı ile çarpımını; 5 yıllık kıdem ve üzerinde ise işten ayrıldığı tarihten hemen önce aldığı brüt maaşın 5 katını işverene, kendisine yapılan yazılı bildirimden itibaren 15 (onbeş) gün içerisinde ödeyeceğini bilir ve kabul eder. Ödeme yapmaması halinde dava ve takip açılması için yapılan masraflar, avukatlık ücretleri dahil olmak üzere tüm zarar ve ziyanı, yazılı bildirimden ödeme tarihine kadar işleyen ticari faiz ile beraber ödemekle yükümlü olacaktır.\" düzenlemesinin yer aldığı anlaşılmıştır. Dosya içeriği belgelere göre; davalının davacı şirkette satış ve pazarlama müdürü olarak görev yaptığı, davalının çalışmaya başladığı şirketin faaliyet alanının davacı şirketin faaliyet alanını da kapsayan ve fakat ondan daha geniş nitelikte olduğu, diğer ifade ile davacının kendi ürettiği mürekkep malzemelsinin satışını yaparken, dava dışı şirketin de üretimini yapmamakla birlikte piyasadan tedarik ettiği mürekkep malzemesinin satışını yaptığı, yine davalının davacı şirketteki pozisyonu itibariyle davacının üretimini ve satışını yaptığı ürünlere ilişkin müşteri portföyü ve fiyat politikalarına ilişkin bilgilere sahip olduğunu kabulü gerektiği, nitekim davalının da aksi yönde bir savunmasının bulunmadığı, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere TBK'nun 444/2 fıkrası uyarınca rekabet yasağına ilişkin anlaşmanın geçerliliği için bu bilgilere vakıf olunmasının ve bu durumun işvereni önemli bir zarara uğratacak nitelikte bulunmasının yeterli olduğu, rekabet yasağına ilişkin anlaşmanın ayrıca TBK'nun 445/1 fıkrasında düzenlenen koşulları taşıdığı, TTK'nun 446/2 fıkrası uyarınca davalının sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı ödeyerek rekabet yasağı borcundan kurtulabileceği, davacının da tazminat değil, sözleşmede kararlaştırılan cezai şart tutarını talep ettiği, bunun için bir zarara uğradığını ispatlamasının gerekli olmadığı,  mahkemece cezai şart tutarından TBK'nun 182/son fıkrasına dayalı olarak takdiren indirim yapılmış olması karşısında, reddedilen kısım bakımından davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmayıp, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.607,80-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 651,95‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.955,85‬-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"530a34b94b6bfda2","SID":"5b6869831dfd86fc"}}