{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:22/12/2021<br>DAVANIN KONUSU:Alacak<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:23/06/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili firma ile davalılardan ... Dekorasyon...Ltd. Şti. arasında yapılmış olan faktoring sözleşmesinden dolayı faktoring işlemleri yapıldığını, faktoring sözleşmesine istinaden ... firması tarafından müvekkili firmaya verilen müşteri çeklerinin 2008 yılı Ekim ayından itibaren karşılıksız çıkmaya başlaması sonucu ... firmasının çekleri karşılıksız çıkan bayileri ile birlikte borca batık hale geldiğini, söz konusu bayilerden birinin de davalılardan ... ... firması olduğunu, davacı firmanın alacağının ödenmemesi üzerine ... firmasının diğer bayilerinin çekleri ile beraber davaya konu İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu sırada ... firmasının ve davalı ... firmasının da aralarında bulunduğu borçlu diğer bayilerin icra takiplerinden önce (çeklerin ödeme gününden önce) içinin boşaltılması sonucu ilgili bütün alacaklıların icra takiplerinin sonuçsuz kalıp, neticede 2008 yılı Ekim ayında ... firmasının bayileri ile birlikte fiilen borca batık hale getirildiğini, ticaret imkanı kalmayan ... firması yetkilileri, firmalarının henüz borca batık olduğu piyasa tarafından anlaşılmadan davalılardan ... Ev Tekstil firmasını 2008 yılı Ekim ayında yakınlarına kurdurduğunu ve firmanın ticaret kaynağı olan ... markasının lisans hakkını inhisari lisans sözleşmesi ile sekiz yıllığına göstermelik bir bedelle (50.000 TL) ... Ev Tekstil firmasına kiralanmış gibi işlem yaparak alacaklıları zarara uğratmaya devam edildiğini, ... Ev Tekstil firması, ... firmasının faaliyetini durdurmasından kısa bir süre sonra aktif olarak faaliyete geçerek ... markasını (... firmasının bir kısım çalışanları ile beraber) üretip pazarlamaya başladığını, bu sırada firma ortaklıkları değiştirilip, firmanın ortakları ...'nun annesi ... ve bacanağı ... olduğunu, iyi niyetle alacağını tahsil etmek isteyen müvekkili firma yetkilerinin haricen .... ve ... ... ile görüşerek alacaklarının tahsilini istediklerini, bunun üzerine kendilerinin şahsi kefaleti sonucu borç tasfiye protokolü yapıldığını, ancak imzalanan protokole uyulmaması neticesinde müvekkili firma tarafından ... firmasının davaya konu İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası borcuna karşılık olarak ... Ev Tekstil firmasına karşı Denizli 5. İcra Müdürlüğü'nün ...Tal sayılı icra dosyası ile haciz ve muhafaza işlemi yapıldığnı, haciz işleminde hiçbir şekilde istihkak iddiası ile karşılaşılmadığını ve haczedilen malların icra yolu ile ihale edilerek satıldığını, bu dönemde ... firmasının bir kısım alacaklıları tarafından ... firmasının ... firması ile olan organik ve iktisadi bağı tespit edildiğini ve nihayetinde pek çok firma tarafından ... firmasına karşı ... firmasının borcundan dolayı haciz işlemi yapıldığını, sebep oldukları firma borçlarını samimi bir şekilde ödeme niyetinde olmayan ... ve ... ..., ... firmasına ait ... markasının lisans haklarını bu sefer daha önceden beri ticari ilişkide bulundukları diğer davalılar ... Tekstil ve ... Tekstil firmalarına verdiklerini, görünürde ... Tekstil firması ile ... Tekstil firması kira bedeli karşılığı lisans haklarına sahip olarak görünse de gerçekte ... Ev Teks firmasının daha doğrusu ... ile kar paylaşımı üzerine kurulu yasal olmayan bir şekilde danışıklı olarak ve hukuk kurallarını hiçe saymak suretiyle organik ve fiili ortaklık sözleşmesi yaptıklarını, ... Ev Tekstil firmasının ticari defterleri incelendiğinde görüleceği üzere davalı diğer firmalardan alınan çeklerin kısmen ...'nun ve ... firmasının borcuna karşılık kullanıldığını, büyük bir kısmınınsa faktoring işlemleri ile nakit paraya çevrildiğini, bu paraların akıbetlerinin belirsiz olduğunu, ancak gerçekte bu paraların .../... yetkililerinin (...) tasarrufunda olduğunun görüleceğini, davalılardan ... firmasının, ... firması ile ticari ilişkide bulunmuş bir firma olduğunu, görünürde ... firmasından alacaklı olduğunu ve hatta alacağı için ... firmasına karşı icra takibinde dahi bulunduğunu, ... firması yetkililerinin pek çok kişinin ve firmanın ... firmasından ve şirket ortaklarından alacağı olduğunu, ... Tekstil firması, ... firması ile yapmış olduğu marka lisans kiralama sözleşme bedelini ... Ev Tekstil firmasına üstelik kendi alacağına rağmen nakden ve peşinen ödeyerek ... markasının havlu, bornoz vb. ürünlerin üretim hakkını aldığını, davalı firma yetkililerinin Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasına vermiş oldukları cevaplarda ... Ev Tekstil firmasının üçüncü şahıs bir firma olduğunu, ... firması ile ilgisinin bulunduğunu bilmediklerini bu sebeple kendilerinin iyi niyetli olduğunu belirterek soyut kiralama sözleşmesinden dolayı davadan sorumlu olamayacaklarını ileri sürdüklerini, davacı firma tarafından mahkemeye açılan ... Esas sayılı davadan sonra muvazaa ilişkisinin taraflarının yine muvazaalı yollarla çalışmaya devam ederek ...'nun borçlarının ödenmesine engel olmaya devam ettiklerini,  söz konusu dava açılmasından sonra tarafların paravan olarak kullanılan ... Ev Tekstil firması ile olan ilişkilerini göstermelik olarak sona erdirdiklerini, davalılardan ... Tekstil Ltd. Şti. firmasının; hem ... hem de ... firması ile ticari ilişkide bulunmuş ve görünürde her iki firmadan alacaklı bir firma olduğunu, ... Tekstil firmasının, ... Ev Teks firması ile kendi üretim alanındaki nevresim, uyku seti vb. ürünler için kendi hem ... Ev Tekstil firmasındaki hemde ... firmasındaki alacağına rağmen görünürdeki kiralama bedelini nakden ve peşinen ödeyerek ... markasının alt lisans hakkını aldığını, davalı ... firması tarafından ... Ev Tekstile müşteri çekleri verildiğini, verilen müşteri çeklerinden bazılarının davacı firmaya ... borcuna mahsuben verildiğini, davacı firmaya borç ödeme amaçlı verilen müşteri çeklerinden bazılarının karşılıksız çıkması üzerine davacı firma ile ... Tekstil firması arasında yapılan görüşmeler neticesinde davalı ... firması tarafından davacı firmaya banka yolu ile ödeme dahi yapıldığını, davalı ... firmasının Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasına vermiş olduğu cevabında yapılmış olan çek ödemelerinin ... Ev Tekstil firması ile yapmış oldukları tasarım ve desinatörlük sözleşmesi kapsamında verildiğini ileri sürerek soyut kiralama sözleşmesinden bahisle iyi niyetli üçüncü kişi olduklarını ileri sürdüklerini, ... Tekstil firması ile ... Ev Tekstil firması arasında imzalanan hak edişleri belirleyen çalışma sözleşmesi ile borç ödeme sözleşmesinin taraflar arasındaki muvazaanın en önemli kanıtı olduğunu, tarafların çalışma sistemlerinin de muvazaa sözleşmesine göre olduğu anlaşıldığına göre diğer davalı ... firması ile de benzer şekilde muvazaa sözleşmesinin yapıldığının kabulü gerektiğini, gerek ... firmasının bölge bayileri gerekse de ... Ev Tekstil firmasının bölge bayilerinin aynı firmalar ve ya da aynı kişilerin yakınlarına ait firmalar olduğuun firmalar üzerinde yapılacak olan araştırmada görüleceğini,  davalılardan ... Pazarlama Ltd. Şti. firması yetkilisi ile ... Tekstil firması yetkilisi tarafından ortaklaşa kurulan bir firma olduğunu, söz konusu davalı ... Pazarlama Ltd. Şti. firması bölge bayilerinin pazarlama alanı dışında kalan alışveriş merkezlerine ve mağaza zincirlerine ürün satışı ve pazarlaması yapmak için kurulmuş olup firmanın ortaklarının da ... Tekstil ve ... Tekstil firması ortakları olduğunu, ... Esas sayılı dava dosyasının açılmasından sonra ticareti yöneten gerçek kişiler ... firması üzerinden ticaretlerini durdurduklarını, bu maksatla A....'nun gene kendi yakınlarına üçüncü şirket kurdurup diğer davalı ... ve ... Tekstil firmalarının da aynı yolla başka şirketler kurarak ticaretlerini bu firmalar üzerinden davam ettirdiklerini, markaların göstermelik olarak üretim haklarının kiralanmasından sonra tarafların bayi toplantıları, otel, fuar vb. masraflarının marka tanıtım pazarlama hususunda çalıştıklarını, yapılan bu çalışmalara ilişkin giderlerin dahi ... Ev Tekstil firmasının ticari defterlerinde gider olarak gösterildiğinin görüleceğini, bu hususun dahi kiralamanın muvazaalı olarak düzenlendiğini gösterdiğini, davalılardan ... ... San. Tic. Ltd. Şti. firmasının, davalılardan ... firmasının İstanbul bölgesi ana bayisi olduğunu, ... firmasının borca batık hale gelmeden önemli miktarda ... ... firmasına ait müşteri çekini kullandığını, ... firmasının 2008 yılı Ekim ayında borca batık hale gelmesi sonucunda ... ... de ... firması yetkilileri ile anlaşarak kendisine karşı gelebilecek hacizler nedeni ile fiilen ticaretini durdurduğunu, ... firması yetkilileri ... firması görüntüsü altında ticaretlerini devam ettirme kararı alınca kendilerinin büyük iş ortağı olan ...'ın davalılardan ... ...'deki hisselerini akrabalarına devrettiğini, artık görünürde ...'tan ayrı gibi görünen ... ... firmasının, ... Ev Tekstil ile bölge bayii olarak çalışmaya başladığını, ... Ev Tekstil firmasının fiili üretimini durdurmasından sonra kurulan lisans kiralama sistemi sonrası da ... Tekstil ve ... Tekstil'in bölge bayisi olarak ticarette yer aldığını, ... ... ...'tan ayrı bir firma görünse de ...'ın birebir kendi yakınlarına firmanın hisselerini devrettiğini, ...'ın  davalı firmanın haricen işlerini takip etmeye devam etmiş, hatta bayi toplantılarına dahi fiilen katılmış olduğunu, bu nedenlerle  fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyalarındaki alacaklarını (tahsil tarihindeki güncel tutarına göre) karşılayacak şekilde ve diğer alacak dosyalarına ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; davalılardan ... ... San. Tic. Ltd. Şti. firmasının icra dosyası kapsamında ... ... San. Tic. Ltd. Şti. firmasının borcuna karşılık gelecek miktarda fazlaya ilişkin hakları ve diğer icra dosyalarındaki alacakları saklı tutarak alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların kötüniyetli olarak alacağın tahsilini engellemesi söz konusu olduğundan % 40'dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilerek müvekkiline verilmesine ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı ... Şirketi vekili, davacının aynı konuda ve tarafları aynı olan daha önce açmış bulunduğu Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası nedeni ile tarafları ve konusu aynı olan dava için derdestlik itirazında bulunduklarından dolayı davanın reddedilmesi gerektiğini, davalının dilekçesinde belirttiği müvekkili ... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkındaki iddiaların hukuki temeli bulunmadığını, davacı ile müvekkili arasında hukuki ilişki bulunmadığını, davacının iddialarındaki muvazaanın açık olarak ispatlanması gereken hukuki bir dayanak olduğunu, müvekkilinin, davacı ile halihazırda bir ticari ilişkisi olmadığını, davacının alacaklı olduğu iddiasındaki şirketin sahip olduğu marka için cebri icra yolu ile alacağının tahsili yoluna gitmeyip kötüniyetli olarak hukuki menfaati olmayan bu davayı açtığını ve amacının müvekkili ... Tekstil San. ve Tic. Şirketi'nin ticari itibarı ile oynayıp alacaklı olduğu meblağı borçlu sıfatına haiz olmayan müvekkiline ödetmek olduğunu, davacının davanın türünü dilekçesinde tazminat davası olarak niteleyip, talep ve sonuç kısmına gelindiğinde ise bu davasını alacak davası olarak değiştirdiğini, davacı dilekçesinde iki ayrı davadan bahsetmekte olup maddi hata olarak kabul edilebilecek bir hata olmadığını, ıslah yolu ile değiştirilmesine muvafakatlarının bulunmadığını, davanın nitelemesinin yanı sıra özel hukuktan kaynaklanan sözleşme ilişkilerinin ancak tarafları bağladığını, bu tür ilişkiler nisbi olup 3. kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi 3. kişileri de bağlamayıp ve hukuken 3. kişilere ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, nispilik ilkesinden hareketle müvekkili davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin, davacının dilekçesinde belirttiği icra takiplerinin hiçbirinde taraf olmadığını, davalının dilekçesinde de -belirttği ... markasının (Türk Patent Enstitüsü Markalar sicili de incelendiğinde ortaya çıkacağı üzere) mülkiyetinin hala ... şirketinin olup, davalı ... Sanayi ve Ticaret şirketinin davacının dilekçesinde belirttiği bu markayı kiralamadığını, müvekkilinin kiralamış olduğu markaların marka sicilindeki numaraları ile söz konusu bu markanın numaraları farklı olup isim olarak benzerlik taşıdığını, ... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. ... şekil+ibare markasının lisans hakkını Denizli 2. Noterliği'nin 12/01/2010 tarih ve ... yevmiye numarası ile markanın inhisari lisansını elinde bulunduran ... ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nden 2 seneliğine kiraladığını ve  Denizli 2. Noterliği'nin 10/06/2010 tarih ve ... yevmiye numaralı düzeltme beyanı ile 2 senelik lisans sözleşmesini 4 sene olarak tadil ettiğini ve sözleşmede belirlenen ve belirtilen kira(lisans) bedeli 200.000,00 ikiyüzbintürklirası) TL karşı tarafa (... Tekstil'e) ödendiğini, ödemeye ait dekont fotokopisinin delil olarak da sunulduğunu, bu sözleşmeler Türk Patent Enstitüsü'nce markalar siciline şerh ettirildiğini, davacının, müvekkiline husumet yöneltmesinin akdi ilişkilerin nispiliğinden dolayı mümkün bulunmaması ve muvazaa iddialarını yazılı delillerle kanıtlayamaması ve de dilekçesindeki iddialarını varsayım üzerine senaryolaştırması neticesinde davanın hukuki dayanaktan yoksun ve kafaları karıştırıcı iddialar ile haksız alarak açıldığını, bu nedenlerden dolayı fazlaya ilişkin hakları ve maddi manevi tazminat hakları saklı kalmak kaydı ile; açılan davanın derdestlik itirazlarının kabulü sonucunda reddine, açılan davanın husumet yönünden reddine, haksız ve tamamen kabul edilmeyen kanıtlanmamış iddialardan ibaret açılmış bu davanın esastan reddine, davacının şartları oluşmayan davası ve kötüniyeti dolayısı ile %40'dan aşağı olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... ... Tekstil Şirketi vekili, dava dilekçesinin HMK'nın 119. maddesine uygun düzenlenmediğini, şirket merkezi İstanbul Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi yetki alanında olduğundan yetki itirazında bulunduklarını, ayrıca zaman hak kaybı doğmaması için zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı yanca taraflarına hangi hukuki dayanakla dava açıldığı ve tarafı olunmayan bir icra dosyasındaki alacak isteğinin neden taraflarına yönetiltiğinin anlaşılamadığını, açıklanan hususların şirketleriyle ilişkisi olmadığını, ancak davacının dilekçesinin 11. sayfasında diğer davalılardan ... ... Tekstil Ltd. Şti. ile şirketleri arasında muvazaalı bağlantı olduğunu, adı geçen her iki şirketin esasında aynı şirketler olduğunu ve davacının alacağını ödememek için birlikte hareket ettiklerini ileri sürerek şirketi davaya dahil ettiğini, ... Tekstil ünvanının önce ticaret sicil memurluğunun ... sicil dosyasıyla ... tarafından kullanılmaya başlandığını, ...'in, ... ... ünvanını şirketleştirmek isteyince şirket kurmak yerine, İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'nun ... sicil sayılı dosyasıyla faaliyet gösteren ... İnşaat Mühendislik Mimarlık Müşavirlik Turizm San. ve. Tic. Ltd. Şti ünvanlı şirketin ünvanını ... ... Tekstil Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. olarak değiştirdiğini, davacının alacağının icra takibine göre 2008 yılında doğduğunu ancak şirketin ünvanının 2003 yılında oluşturulduğunu, ... ... Ltd. Şti. ile ... ... Tekstil Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin uzun yıllar birbirinden bağımsız şekilde faaliyetini sürdüren iyi ayrı  tüzel kişi olduğunu, şirketlerin birbirinin devamı olmadığını, bu nedenlerle şirket aleyhine mahkemede açılan davanın öncelikle yetki yönünden reddine, aksi halde davacıyla ve davaya konu borç ile hiç bir ilişki bulunmayan şirket hakkında açılan davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Tekstil Şirketi vekili, davanın ağırlık tarafları ve davanın özünü oluşturan hukuki dayanak İstanbul'da olduğu halde Denizli'de açılmasının kurallara aykırı olduğunu, davacı şirketin sebepsiz iktisap hükümlerinden doğan talebini 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde ileri sürmediğinden huzurdaki davanın zamanaşımı sebebiyle dinlenemeyeceğini, dava dilekçesinde müvekkili şirket ile diğer davalılardan ... ... Tekstil Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. arasında muvazaalı işbirliği olduğundan söz edilse de; müvekkili şirketin 1972 yılında kurulduğunu, diğer davalı ... ... Tekstil Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin ise 1987 yılında kurulduğunu, icra takibinde talep edilen alacak ile davada talep edilen alacak miktarlarının farklı olduğunu, müvekkili şirketin takibe konu çeklerden ötürü borçlu olmadığını, bu nedenlerle yetki itirazının kabulüne, itirazlar kabul edilmediği takdirde zamanaşımı itirazlarının kabulüne, aksi takdirde müvekkili şirketin davaya konu çeklerden ötürü borçlu bulunmadığından bu sebeple dahi davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... San. Tic. A.Ş. vekili, davacının daha önce davalı aleyhine Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden aynı konu ve sebebe dayalı olarak dava açmış olduğunu, derdestlik itirazlarının bulunduğunu, davacının işbu dava ile hukuku dolanarak hem mükerrer tahsilat yapma hem de bir önceki davasını genişletme kaygısında olup kötüniyetli olduğunu, HUMK'nın 187/7 ve 6100 sayılı HMK'nın 130. maddesine göre dava dilekçesinde hem davacının hem de vekilinin açık adresi bulunması gerektiğini, taraflarına tebliğ edilen dava dilekçesinde davacının açık adresi ve dava değeri bulunmadığını, davacının dava dilekçesi ekindeki başka bir yerden getirtilmeyecek yazılı delillerini taraflarına tebliğ ettirmediğinden ayrıca dava dilekçesinin iptalini, dava dilekçesinin konu kısmında dava konusunun tazminat olduğunu, sonuç ve talep kısmında ise alacak talep ettiklerini belirttiklerini, her ikisinin de farklı davalar olup farklı usullere tabi olduğunu, bu nedenle dava dilekçesinin iptal edilmesinin gerektiğini, muvazaa iddiasına dayalı olarak birtakım davalıların borca batık olduğunu müvekkilinin bildiğini iddia ettiğini, ancak hukuken borca batıklık iddiasında bulunulması için aciz belgesi veya iflas kararı olması gerektiğini, davacının elinde bu belgelerin bulunmadığını, müvekkilinin ... Tekstil ile olan lisans sözleşmesini feshettiğinden bahsetse de Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan ... Esas sayılı dosyasından sonra ... Tekstil ile ilişkilerinin bittiğini iddia ettiğini, söz konusu lisans sözleşmesi 18/02/2010 tarihli olup iki yıllık olduğunu, sözleşmenin 18/02/2012 tarihinde zaten kendiliğinden sona erdiğini, ayrıca davacı; müvekkili ... Tekstil San. ve Tic. A.Ş. ile ... ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasında 18/02/2010 tarihinde marka lisans sözleşmesi yapılırken müvekkili ... Tekstil San. ve Tic. A.Ş.'nin ... ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'den alacaklı olduğunu, buna rağmen lisans bedelinin nakden ödendiğini beyan ettiğini, davacının bu beyanları ile de HMK'nın 29. maddeye aykırı olarak gerçek dışı beyanda bulunarak, mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, bu nedenlerle davacının hiçbir hukuki mesnedi olmadan açtığı davasının reddine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Pazarlama Sanayi Şirketi vekili, HUMK'nın 187/7. ve 6100 sayılı HMK'nın 130. maddesine göre dava dilekçesinde hem davacının hem de vekilinin açık adresinin bulunması gerektiğini, ancak tebliğ edilen dava dilekçesinde davacının açık adresi ve dava değerinin bulunmadığını, bu nedenle öncelikle eski HUMK ve 6100 sayılı HMK'nın ilgili maddeleri uyarınca dava dilekçesinin iptal edilmesine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinin konu kısmında  dava konusunun tazminat olduğunu, sonuç ve talep kısmında ise alacak talep ettiklerini beyan ettiğini, ancak gerek tazminat gerek alacak davasının farklı davalar olup farklı usullere tabi olduğunu, müvekkili şirketin 15/10/2010 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiş olup, davacının icra takibine ilişkin alacağından bir sonraki tarih olup bu alacağın oluşması veya zarar olarak nitelenen alacak miktarı -kabul anlamına gelmemekle birlikte- ile müvekkilinin işlediği iddia edilen fiil arasında uygun illiyet ağı bulunmadığını, bu nedenlerle davacının hiçbir hukuki mesnedi olmadan  açtığı davasının reddine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Ev Tekstil Şirketi vekili, müvekkili şirketin merkezinin İstanbul ili Kadıköy ilçesinde bulunduğunu, bu nedenle davanın İstanbul Mahkemeleri'nde açılması gerekirken yetkisiz mahkemede açıldığını, bu nedenle mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, davacının daha önce müvekkili aleyhine Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden aynı konu ve sebebe dayalı olarak dava açtığını, bu nedenle derdestlik itirazlarının bulunduğunu, HMK'nın 119. ve 122. maddeleri uyarınca davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu yazılı delilleri dava dilekçesi ile birlikte taraflarına tebliğ ettirmesi gerektiğini, davacının yazılı delillerini tebliğ ettirmediğini, davacı dilekçesinin konu kısmında dava konusunun tazminat olduğunu, sonuç ve talep kısmında ise alacak talep ettiklerini belirttiklerini, her ikisinin de farklı davalar olup farklı usullere tabi olduğunu, ayrıca müvekkili firmaya bu dava dilekçesi ile husumet yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında hukuki ilişki bulunmadığını, davacının dilekçesinin sonuç kısmında belirttiği icra takip dosyalarının alacak iddiaları ile müvekkili şirketin hiçbir ilgisi bulunmadığını, belirtilen hukuki ilişkilerde müvekkili şirketin taraf olmadığını, davacının tüm beyanlarında ... ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ... firmasına paravan olarak kurulduğunu, aslında ... ...'nun firmada söz hakkı olduğunu, ... ve ... firmalarının diğer davalılar ile muvazaalı olarak ticari ilişkide bulunduğunu, bu ilişkilerle ...'ın, davacı müvekkillerine cüzi ödemeler yaptığını, ... ...'nun ve eşinin şahsi borçlarının ödendiğini iddia ettiğini, bu iddiaların her birinin yersiz ve hukuken bir karşılığı ve yaptırımı bulunmayan iddialar olduğunu, davacının sürekli ... şirketinin ... firmasının borçlarına karşılık paravan olarak kurulduğunu, müvekkilinin zarara uğradığını iddia ettiğini, ancak ... firmasının kurulmasından ne gibi zarara uğradıklarının anlaşılamadığını, davacının muvazaa ve haksız fiil iddiaları ile bu iddiasına dayandırdığı tazminat isteminin hukuki olmadığını, çünkü muvazaanın şartlarının dava konusu olayda oluşmadığını, bu nedenlerle yetki itirazının kabulüne karar verilmesini, yetki itirazı yönünde mahkeme aksi kanaatte ise davanın diğer usuli itirazları çerçevesinde reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının hiçbir hukuki dayanak ve yaptırıma dayanmaksızın açtığı davasının esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... şirketine dava dilekçesi ve duruşma günü usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafça  cevap  dilekçesi verilmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında, borçlu şirket yetkilisi  ...'ın dolandırıcılık suçundan beraat etmesi, mahkememizce taraflara ait ticari defter ve kayıtların yerinde incelenmesi neticesinde düzenlenen 27/01/2016 tarihli rapor, 23/11/2016 tarihli rapor, 27/01/2016 tarihli rapor ve 28/06/2019 tarihli heyet bilirkişi raporlarında, davalılar arasında muvazaalı işlemlerin bulunduğunun tespit edilememesi, ticari ilişkilerin alacaklıların alacaklarını tahsiline engel olmak amacıyla yapıldığına dair somut delil bulunmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkilerin ticari defterlere usulüne uygun şekilde yansıtıldığı, marka kiralayan firmanın markayı kullanmak ve kar elde etmek saikiyle hareket etmesi, mali açıdan zor durumdaki davalı borçlunun nakit (peşin) para istemesi ve ödenmesinin ticari teamüllere ve hayat gereklerine uygun olmasına, borçlu dışındaki firmaları borçtan doğrudan sorumlu tutacak biçimde paravan şirket kurulduğu ve diğer firmalar ile örtülü işlemler yapıldığının ortaya koyulamaması karşısında ispat edilemeyen davanın reddine\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davalı ... Ev Tekstil şirketi ile ... şirketi arasında bağ olduğunun kabul edilmediğini, tanığın ve ... ...'nun Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki açık ikrarlarına rağmen ikrarlarının göz önüne alınmayarak sanığın beraat ettiğinin belirtilmesinin açık delilin yok sayılması olduğunu, davalılar arasında yapılmış sözleşmelere göre davalılar arasında kar paylaşımına dayalı adi ortaklık kurulduğunu belirtmelerine rağmen söz konusu sözleşmelerin mahkemece yok sayıldığını, davalı ... ve ... Tekstil firmalarının, davalı ... ve ... Ev Tekstil firmalarından alacakları oldukları halde aynı dönemde yaptıkları marka lisans sözleşmesiyle ... Ev Tekstil firmasına 200.000,00 TL kiralama bedeli ödediklerini, yüksek miktarda alacaklı oldukları bir firmaya kiralama bedeli olarak 200.000,00'er TL ödeme yapmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkemece davalılar arasındaki ilişki, marka kiralama ve olağan ticaret olarak değerlendirilmesinin hukuk güvenliği ve adil yargılanma hakkının açık bir ihlali niteliğinde olduğunu, davalı ... firmasının ticari defterlerinin (2008-2009-2010-2011) kapanış tasdiklerinin olmamasından dolayı ticari defter kayıtlarının kendi lehlerine delil niteliği taşımadığını, mahkemece emredici açık yasa hükmü yok sayılarak, ticari defterler zorlama bir yorumla sahibi lehine delil olarak kabul edildiğini, davaya konu hususlar ve davalılar arasındaki ilişkiler incelenmeden rapor hazırlandığını, bilirkişi raporundaki mesnetsiz soyut ifadelere dayanılarak karar verildiğini, alınan bilirkişi raporlarının, davalıların tamamının ticari defterlerini karşılıklı inceleyen, tarafların iddia, savunma, beyan ve itirazlarını değerlendiren, dosyaya giren borç ödeme, çalışma sözleşmeleri ve ... Ev Tekstil tarafından müvekkili şirkete yapılan borç ödeme belgeleri dahil olmak üzere tüm delilleri tartışan, denetime elverişli bir bilirkişi raporu olmadığını, marka kiralama işleminin danışıklı olduğunu, gerçekte kendi aralarında kar paylaşımına dayalı bir ortaklık ilişkisi olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, tüzel kişilik perdesinin aralanması ve organik bağ iddiasına ilişkin alacak istemine ilişkindir.<br>Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı tarafça, aralarında davalılardan ... şirketi ile ... şirketinin de bulunduğu birden fazla kişi aleyhine İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile birden fazla çeke dayalı toplam 782.830,97 TL alacak üzerinden takip başlatıldığı görülmektedir. <br>Davacı, davalı ... ile aralarında faktoring sözleşmesi olduğunu, çeklerin bu amaçla davalıdan alındığını, ... şirketinin, ... şirketinin İstanbul ilindeki en büyük bayisi olup, takip konusu çeklerin bazısının ... şirketine ait çekler olduğunu, 2008 yılı ekim ayından beri çeklerin karşılıksız çıktığını, her iki şirketin borcu ödeyemez durumda olduklarını, davalılardan ... şirketinin ekim ayında borçlu ... şirketinin ortak ve yetkilisi ... ... tarafından kurulan paravan bir şirket olduğunu, tasarımcısı ... ... olan \"...\" markasının lisans hakkının ... şirketine 20/10/2008 yılında göstermelik bir bedelle 8 yıllığına verildiğini, ... şirketinin de bu hakkını ... ve ... şirketlerine verdiğini, ... şirketinin ise ... ve ... şirketlerinin yetkilileri tarafından kurulan bir şirket olduğunu, markayı taşıyan tekstil ürünlerinin bu şekilde marka kullanım hakkının devri ile bu şirketler tarafından üretilip, piyasaya sunulduğunu, borçlu ... şirketinin faaliyetlerinin bu şekilde organik bağ içerisinde bulunan adı geçen şirketler vasıtasıyla devam ettirildiğini, taraflar arasında marka kullanım sözleşmesi şeklinde görünürde olan sözleşmelerin gerçeği yansıtmayıp, esasında ürünlerin satışından doğan geliri ve karı paylaşma üzerine kurulu ortaklık sözleşmesinin bulunduğunu, yine diğer ... ... şirketinin de borçlu ... şirketi ile organik bağ içerisinde bulunduğunu, ... şirketinin yetkilisi olan ...'ın, ... ... şirketinde bir dönem hissesinin bulunduğunu, bu hissesini yakınlarına devrettiğini, bu şirketlerin aile şirketi olduklarını belirterek, takip konusu alacağın ... ... firmasının, ... şirketinin borcu ile sınırlı olacak şekilde davalılardan tahsilini istemektedir.<br>Konuyla ilgili olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ...  Esas - ...   Karar sayılı ilamında;\"Bu noktada tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisine değinmek gerekirse; bu teori ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle  şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir (Çamoğlu, Ersin: Ticaret Ortaklıkları Bağlamında Perdenin Kaldırılması Kuramı ve Yargıtay Uygulaması, BATİDER, C. 32, S. 2, 2016, s. 12).<br>Anlaşılacağı üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir.<br>Borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğuna gidilebilmesi tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle mümkün olabilmektedir. Bu durum sadece ana ve kardeş şirket için değil, aynı zamanda grup veya holding sistemi içinde yer alan kardeş şirketler arasında da söz konusu olabilmektedir.<br>Tüzel kişilik perdesinin aralanması genellikle kardeş  şirketler  arasında söz  konusu olduğundan, ana  şirket  ile kardeş  şirket  ve ortaklar arasındaki  karmaşık ilişkiler zinciri net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Bu noktada bu  şirketlerin  ekonomik anlamda bağımsız şirket  vasfında olup olmadığının araştırılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü kardeş şirketler  arasında perdenin aralanması teorisine başvurabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerekmektedir. Hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen bu şirketler aslında özdeştir, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuştur. Ayrıca bunların üretim, pazarlama ve ihracat faaliyetleri birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, şirketler aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut vermektedir (Öztek, Selçuk/Memiş, Tekin: Şirketler Hukuku ve İcra İflas Hukuku İlkeleri Karşısında Borçlu Şirketin Alacaklılarının Hakim Ortağa Karşı Korunması, E. Ulusoy (Editör), I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul 2008, s. 209).<br>Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram  organik  bağ  kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi  organik  bağ  kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu haliyle  organik bağ  kavramının da kaynağını TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s. 210). Ancak  organik  bağ  kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle  şirketler  arasında  organik  bağ  tespit edilse dahi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.<br>Şirketler ortaklarının akraba olması tek başına  şirketler arasında organik  bağ olduğunun kabulü veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli olmadığı gibi şirketlerin aynı alanda faaliyet yürütüyor olması da organik bağ için yeterli değildir.<br>Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. Nitekim aynı hususlara Hukuk Genel Kurulu'nun 08/02/2022 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararında da değinilmiştir.\" açıklamalarına yer verilmiştir.<br>Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında;<br>1-... şirketi, ... şirketi ve ... şirketi yönünden yapılan değerlendirmede; bu şirketlerin ticari defterlerinin incelenmesine yönelik olarak mali müşavir ... tarafından sunulan rapor ile davacının itirazları üzerine başka bir mali müşavir olan ... tarafından sunulan rapor ve ek raporların kendi içerisinde birbirini destekler şekilde; bu şirketlerin borçlu şirket ve ... şirketi ile aralarında muvazaayı gösterir herhangi bir ilişkilerinin bulunmadığı, ... şirketi tarafından verilen marka kullanım hakkına istinaden ... şirketi ile ticari ilişkinin bulunup, bu ticari ilişki nedeniyle gerçekleşen işlemlerde herhangi bir muvazaalı durumun bulunmadığı, iki şirket arasındaki ticari işlemlerde, hemen hemen bütün tacirlerin ticari ilişkileri nedeniyle meydana gelen işlemlerinde olduğu gibi, alış-satış işlemleri, satış iadeleri, karşılıksız çıkan çeklerin iadeleri, banka eft, havale ve virman işlemlerinin gerçekleştiği, taraflar arasındaki ticari ilişkide hizmet bedeli, satış ve pazarlama giderleri kalemini oluşturan tutarın, sektörel olarak olağan ticari ilişki ve ticari kapasiteye uygun pazarlama gideri konumunda ve ticari teamüllere uygun ticari işlemler olduğu hususlarında görüş içerdikleri, raporların birbirleriyle ve kendi içerisinde tutarlı bilimsel verilere uygun gerekçelerinin tatminkar olması nedeniyle hükme esas alınmasında usul ve yasaya uygun bir durumun bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br>Yine yukarıda belirtilen raporlara göre; ... ve ... şirketinin, ...'dan alacaklarının bulunduğunu,  ...'ın bu firmalara olan borcu sebebiyle  ..., ... ve ... şirketinin bir araya gelerek yaptıkları 01/04/2010 tarihli borç ödeme sözleşmesine göre; ... Tekstil firmasının, ... Tekstil firmasından olan 744,000,00 TL'nin alacağını, müteselsil kefil olarak ... Ev Tekstil firmasının üstlendiği, borcun ödenmesinde ise müteselsil kefil olan firmanın alacaklı ... Tekstil firmasından doğacak olan hak ediş alacağı tutarından %50 oranında düşüleceği, kalan % 50'lik tutar içinse ... Tekstil firmasının 180 gün vadeli çek ile müteselsil kefile ödeneceğinin belirtildiği, ... firmasının, ... firmasınca düzenlenen 09/04/2010 tarihli ... nolu, 236.400,41 TL tutarındaki hizmet faturasından öncelikle %50 tutarında (118.200,21 TL) ... şirketinden olan 744.000,00 TL alacağından mahsup etmesi gerekirken mahsup etmediği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin bütününde muvazaayı gösterir başkaca işlem ve eylemin bulunmaması karşısında, bu sözleşmenin varlığı ve sözleşmeye uyulmamış olması bu şirketlerle borçlu şirket arasında muvazaanın varlığını göstermeye tek başına yeterli görülmemiştir. Bunun dışında davacı tarafça iddia edilen kar paylaşımlı ortaklık sözleşmesi ile ilgili olarak davacı tarafça sunulmuş herhangi bir sözleşme dosya kapsamında görülmemektedir. Açıklanan sebeplerle bu şirketler yönünden borçlu şirket ile aralarında fiili ve organik bir bağın bulunduğu, ilişkilerin muvazaalı olduğu ispat edilemediğinden, davacının bu şirketler yönünden ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır.  <br>2-... ... şirketi ile ... ... şirketi yönünden yapılan değerlendirmede; bu şirketlerin ticari defterlerinin incelenmesine yönelik olarak talimat yoluyla mali müşavir ... tarafından sunulan 27/01/2017 tarihli raporda; tarafların ticari defterleri, ticaret sicil kayıtları ve dosyadaki tüm verilere göre, ... ... ortağı ve temsile yetkili ...'ın, ... ... firmasında 2006 yılından önce var olan bir ortaklığı olsa da dava konusu çekler ve ticari ilişkinin doğduğu 2008 yılı itibariyle herhangi bir ortaklık ilişkisinin olmadığı, ... ... firmasının bu kişi tarafından yönetildiği konusunda herhangi bir bilgi ve kaynağın olmadığı, bu nedenle ... ... firmasının davacı ve diğer davalılar nezdinde bir sorumluluğunun olmadığı hususlarına yer verildiği görülmektedir. Raporun dosyadaki tüm verilerin ayrıntılı incelenerek hazırlanması, gerekçelerinin tatminkar ve bilimsel verilere uygun olması sebebiyle, hükme esas alınmasında usule aykırı bir durum görülmemiştir. Ticaret sicil kayıtlarından şirket adreslerinin farklı olduğu, şirket ortakları ve yetkilileri arasında akrabalık bulunduğu, ... ... firmasının yetkilisi ...'ın, 2006 ve sonrasında ... ... firmasında herhangi bir ortaklığının bulunmadığı anlaşılmaktadır. <br>Hukuk Genel Kurulu kararında da açıklandığı üzere, kardeş şirketler arasında perdenin aralanması teorisine başvurabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerektiği gibi, hukuken iki farklı tüzel kişilik taşıyan bu şirketlerin aslında özdeş olması, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuş olması gerekir.<br>Şirket ortaklarının veya yetkililerinin akraba olması tek başına şirketler arasında organik  bağ olduğunun kabulü veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli olmadığı gibi şirketlerin aynı alanda faaliyet yürütüyor olması da organik bağ için yeterli değildir. Alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, ... ... firması ve ... firmasının alacaklılarından mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulduğu, davalı şirketler arasında muvazaalı işlemler bulunduğu, alacaklıların alacaklarının tahsiline engel olmak amacıyla faaliyetlerde bulunulduğu hususu somut veri ve delillerle ispat edilememiştir.<br>Diğer taraftan, ... ve ... firmalarından alacaklı olan bir başka kişi tarafından ... ve ... ... firmalarına karşı organik bağ iddiasıyla Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında açılan davada, yapılan yargılama sonucu  ... Esas - ... Karar sayılı ilam ile organik bağın varlığı kabul edilmişse de, kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin 17. Hukuk Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile yapılan değerlendirme sonucu, şirketler arasında organik bağın bulunmadığı gerekçesiyle 28/05/2024 tarihinde verilen kesin karar ile dava reddedilmiştir.<br>3-... şirketi ve ... şirketi yönünden yapılan değerlendirmede; bu şirketlerin defterlerinin incelenmesi için İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimatlar yazıldığı, ... Talimat numaralı dosyada, defter ibrazı için şirketlere çıkartılan tebligatların bila tebliğ iade edildiği, ancak ... firmasının 2010 ve 2011 yılı ticari defterlerini sunduğu, 23/11/2026 tarihli raporda, sunulan sınırlı belgelere göre inceleme yapıldığının belirtildiği, sonrasında bu şirketlerin defterlerinin incelenmesi için tekrar talimat yazılarak farklı bir heyetten rapor alınmasına karar verildiği, ... Talimat numaralı dosyada defterlerin ibrazı için vekillere tebligat yapıldığı, ... şirketi vekilince sunulan herhangi bir beyan ve defterin olmadığı, ... vekilinin de defterlerin vergi dairesinde bulunduğunu bildirerek elinde mevcut olan defter kayıtlarını ibraz ettiği, bilirkişi heyetinin sunulan evraklara göre inceleme yaptıkları, sonrasında talimat yoluyla aynı heyetten ek rapor istendiği, ... numaralı talimat dosyasında defter ibrazı için yeniden tebligat yapılmadığı ve yerinde inceleme yetkisinin de verilmediği, ek raporda da defterlerin bilirkişilerce taraflardan istendiği fakat ibraz edilmediğinden incelenemediğinin belirtildiği görülmektedir.<br>Davacı firmanın şikayeti üzerine, ... şirket yetkilisi ... ... hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucu; Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 28/12/2017 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile atılı iddiaların hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu ve suç oluşturmadığı gerekçeleriyle, CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verildiği, istinaf incelemesinden geçen kararın, burada kesinleştiği görülmektedir.<br>Dosyanın 03/10/2013 tarihli celsesinde tutanağa geçirilen ifadelere göre, ... şirketi tarafından, ... şirketine karşı Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esasında açılmış bir dava dosyasının bulunduğu, davanın haksız olarak feshedilmek istenen marka lisans sözleşmesinin durdurularak sözleşmenin icrasının devamına karar verilmesine ilişkin olduğu ve derdest olduğu, Mahkemece bu dosyanın sonrasında celbi sağlanarak akıbeti hakkında bilgi edinilmediği  görülmektedir.<br>Dosyanın 30/09/2015 tarihli celsesinde tutanağa geçirilen ifadelere göre, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yıl olarak 2013 veya 2014 olduğu anlaşılamayan ... (bazı kısımlarda ... bazı kısımlarda ... yazılı) esas sayılı dosyasının farklı bir icra dosyası için açılmış tarafları ve sebebi aynı olan bir dava dosyası olup, derdest olduğu, iddiaya göre bu dosyada ... şirketinin tüm defterlerinin incelendiği, Mahkemece bu dosyanın sonrasında celbi sağlanarak akıbeti hakkında bilgi edinilmediği  görülmektedir.<br>23/11/2026 tarihli raporda da belirtildiği üzere, ... firması, 17/10/2008 tarihinde ... ve ...'nin ortaklığında kurulan bir şirkettir.<br>Ceza dosyasında gerek sanık ...'nun, gerekse tanık olarak dinlenen ... ...'ın beyanlarında, ... firmasının ...'ın borçlarını ödeyebilmek için kurulan bir şirket olduğu, ... şirketinin yetkilisi ... ...'nun, ... firmasının ortaklarından ...'nun oğlu, ...'nin ise bacanağı olduğu, ...'in soruşturma ifadesinde \"şirketim\" diye bahsettiği firmanın ... firması olduğu anlaşılmaktadır.<br>İlk derece mahkemesince, belirtilen hukuk dosyalarının akıbetinin sorulup alınan raporların dosya arasına kazandırılması, bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek ... firmasının tüm ticari defterlerinin incelenmesi veya bu defterlerin tümünün incelendiği bilirkişi raporu var ise bunun celbi sağlanıp taraflara tebliğ edilerek savunma imkanı sağlanması, ... şirketi, ... şirketi ve ... şirketi arasında imzalanan 01/04/2010 tarihli borç ödeme sözleşmesinde ... şirketinin, ... şirketine kefil olması ve ceza dosyasında mevcut ifadelerin içeriğinin değerlendirilmesi ile oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle ve ceza dosyasında verilmiş beraat kararına dayanılarak hüküm tesisi isabetsiz bulunmuş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu kabul edilmiştir. <br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5122283581804074","SID":"46a9e06c461cface"}}