{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1755 Esas<br>KARAR NO: 2025/526 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2019/533 Esas -  2022/205 Karar <br>TARİH:  31/03/2022<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacı müvekkil şirketin iş güvenliği malzemesi tedariki iş yaptığını, davalı firmanın iş güvenliği ürünlerine ilişkin ihtiyaçlarını karşılama amacıyla 2017-2018 yıllarında mal alımlarının olduğunu, davalı tarafın aldığı mallara ilişkin olarak kısmi ödemeler yaptığını ve kalan bakiye miktarın davacı firmaya ödenmediğini, davacı tarafça alacağın temin edilmesi için İstanbul Anadolu .. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız yere icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline  ve takibin devamına, haksız yapılan itiraz neticesinde %20 den az aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir, bu talebini duruşmada tekrar etmiştir. Davalı tarafça süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 31/03/2022 tarih ve 2019/533 Esas -  2022/205 Karar sayılı kararında; \" Dava Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)talebine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu uyuşmazlığın tespiti; 2017-2018 yıllarına ait fatura aalcağının tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptaline gerekip gerekmedeği, icra inkar tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı  hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Taraflara ait ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ve davacının ticari defterlerinin zorunlu olan noter kapanış onaylarının yapılmamış olduğu bu duruma göre ticari defter ve kayıtların HMK 222 maddesine göre davacı lehine delil kuvveti bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemiştir.Davacı ve davalı taraf arasında mal satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, davaya konu malların teslim hususunun ispat külfetinin davacıda olduğu, dava dosyasına sunulan bir kısım faturalarda teslim alan kısmında teslim alan isim ve imzalarının bulunduğu , bir kısım faturalarda ise teslim alan kısımlarının boş olduğu, davalı şirket yetkilisinin mahkememizce isticvap edildiği, teslim alan kısımlarında bulunan isimlerin mal teslim almaya yetkilerinin bulunmadığını beyan ettiği, davacının ticari defterlerinin lehine delil kuvvetinin bulunmadığı, davacının mal teslimini ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. \"gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş güvenliği malzemesi tedarik işi ile iştigal etmekte olan müvekkili firma ile, davalı şirket ... San. Tic. Ltd. Şti. Arasında iş güvenliği malzemesi alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu; bu ticari ilişkiye dayalı olarak müvekkili firma, davalı tarafa iş güvenliği malzemeleri tedarik ettiğini, karşılığı olan bedellerin ise davalı tarafından tam ve eksiksiz olarak ödenmediğini; müvekkili şirket tarafından, ödenmeyen bakiyenin ödenmesi talebi ile defalarca davalı firma ile iletişime geçilmeye çalışılmışsa da, tüm çabalar sonuçsuz kalmış ve  sağlanan mal ve hizmetin karşılığı olan bedel davalı tarafından  hiçbir şekilde ödenmediğini; akabinde davacı müvekkil tarafından; kalan bakiye olan 28.468,23-TL'ye ilişkin ödeme yapılmadığından bahisle, bakiyenin tahsili için davalı ... Ticaret Limited Şirketi'ne İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile Genel Haciz Yolu ile  icra takibi başlatıldığını; davalı taraf, hiçbir haklı gerekçe bulunmaksızın başlatılan icra takibine itiraz etttiğini, ardından icra takibinin durmasının üzerine tarafımızca İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/533 E. Sayılı dosyası ikame edilerek itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiğini, Dosya kapsamında toplanan tüm deliller ve bilirkişi tarafından tanzim edilen rapor doğrultusunda müvekkil şirket ile davalı arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunun, yine bu ilişki doğrultusunda müvekkilinin belirtmiş olduğumuz tutarda alacaklı olduğunun tespit edildiğini, müvekkil şirketin 2017-2018 yıllarına ait faturalara ilişkin kayıtlarının 09.03.2021 tarihli bilirkişi raporu ile incelendiğini, yapılan inceleme sonucunda özet olarak \"davalının müvekkili şirkete, cari hesap ekstrasına göre 28.468,23-TL borçlu olduğu\" belirtilerek beyanlarının doğruluğunun bir kez daha ispatlandığını, bilirkişi tarafından rapor tanzim edilmişse de, müvekkili şirkete ait 2018 yılına ait defterler noter tasdikli olmadığından delil niteliği olmadığının kabul edildiğini; öte yandan davalı tarafça ticari defterlerin sunulmamış olduğunu, bu nedenle gerekli incelemelerin yapılamadığını,  28.07.2020 Tarih ve 31199 Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanarak Yürürlüğe Giren 7251 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun İle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki “Ticari Defterlerin İbrazı Ve Delil Olması”   Hakkında Getirilen Değişiklikler incelendiğinde; ticari defterlerin sahibi lehine delil olabilmesi için; diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olmasıdır.” şeklinde düzenlenmiş hüküm mevcut olduğunu, bu hüküm göze alınarak somut olay incelendiğinde;  taraflarınca ticari defterlerin sunulmuş olduğu, davalı tarafın ihtara rağmen ticari defterlerini hiçbir şekilde ibraz etmediğinin görüldüğünü; davalının ticari defterlerin incelenmesine engel olmasının neticesinde ise her iki şirkete ait kayıtların karşılaştırılması, içeriklerde aykırılık bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve bu doğrultuda şüphesiz ve kesin sonuca ulaşılmasına neden olduğunu; davalı tarafından sunulmayan ticari defterlerin bulunması durumunda, davacı tarafından sunulan ticari defterlerin lehe delil teşkil edeceği hususu ile ilgili olarak Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2016/4087 Esas, 2017/261 Karar sayılı ilamında; \"Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.Bu durumda ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ispatlandığı halde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.” denildiğini, Dosyaya mübrez delil ve belgelerin incelenmesi ile bilirkişi raporu dikkate alındığında görüleceği üzere müvekkilin alacaklı bulunduğunun her halükarda sabit olduğunu; her ne kadar bilirkişi raporunda ticari defterlerin tasdiksiz olması sebebiyle inceleme yapılamadığı belirtilmiş olsa da, bu durumunun müvekkili aleyhine delil olarak değerlendirilebilmesi için öncelikle karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmiş olması gerektiğini; özet olarak davalının ticari defterleri incelenmediği halde müvekkilinin ticari defterlerinin tasdiksiz olması sebebiyle  aleyhe delil olarak değerlendirilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekte olduğunu; davalı tarafça, kendisine verilen süre içerisinde ticari defterlerini ibraz etmemesi açıkça davacı müvekkilin alacaklı olduğu kayıtların mevcut olduğunun ve bu sebeple ticari defterlerin ibraz edilmediğinin kanıtı olduğunu; hayatın olağan akışında davalının ticari defterlerinin bulunmaması mümkün olmadığından, kasıtlı olarak incelemeye engel olan tarafın bu durumdan menfaat sağlaması hakkaniyete aykırılık teşkil etmekte olduğunu; somut olay incelendiğinde; müvekkili şirkete ait defter incelemesi yapıldığını ve müvekkilin alacaklı olduğu kanaatine varıldığını, diğer yandan davalı tarafça ise ticari defterlerin sunulmadığını; Ticari defterlerin sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutmuş bir başka deyişle usulüne uygun olarak tutulmuş defter kayıtlarına aykırı olmaması veya hiçbir kayıt içermemesi gerektiğini; oysa somut olayda karşı tarafın ticari defterleri incelenmediği halde, müvekkili şirkete ait defterler aleyhe delil teşkil edecek şekilde değerlendirildiğini; bu nedenle Yerel Mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğu sabit olup, yapılacak inceleme neticesinde söz konusu kararın kaldırılması gerektiğini, Gerekçeli karar incelendiğinde \"Davacı ve davalı taraf arasında mal satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, davaya konu malların teslim hususunun ispat külfetinin davacıda olduğu, dava dosyasına sunulan bir kısım faturalarda teslim alan kısmında teslim alan isim ve imzalarının bulunduğu , bir kısım faturalarda ise teslim alan kısımlarının boş olduğu, davalı şirket yetkilisinin mahkememizce isticvap edildiği, teslim alan kısımlarında bulunan isimlerin mal teslim almaya yetkilerinin bulunmadığını beyan ettiği, davacının ticari defterlerinin lehine delil kuvvetinin bulunmadığı, davacının mal teslimini ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine...\"  şeklinde değerlendirme yapıldığını; teslim olgusu ile olarak  müvekkilinin; anlaşma gereğince üzerine düşen tüm edimleri gereği gibi yerine getirdiğini, teslim edilmesi gereken mal ve hizmeti teslim ettiğini; somut olayda isticvab edilen davalı şirket yetkilisinin soyut beyanları dikkate alınmak sureti ile fatura ve irsaliyeleri teslim alan şirket çalışanlarının teslim almaya yetkili olmadıklarının kabul edildiğini; davalı şirket yetkilisi tarafından \"faturalar ve irsaliyelerdeki isim geçen ..., ..., ..., isimli şahısların şirketimizin çalışanlarıdır\" diyerek, fatura ve irsaliyelerin şirket personeline teslim edildiğini ikrar edildiğini; fatura ve irsaliyelerde yer alan isim ve imzalara sahip kişilerin şirket çalışanı olup, teslim almaya yetkili olmadıklarının kabulünün mümkün olmadığını; aksi düşünüldüğünde dahi öncelikle somut olay detaylıca incelenmek sureti ile bu kişilerin teslim almaya yetkili olup olmadığı, SGK'lı olarak çalışıp çalışmadıkları, daha evvel ticari işlemlerde yetkili olup olmadıkları ve eğer ki yetkili değiller ise bunun gerekçesinin detaylıca tartışılmasının gerektiğini; oysa somut olayda yalnızca soyut iddialar  ele alınarak eksik incelemeye dayalı bir değerlendirme yapıldığını; fatura yapıldığını, verildiğini, gönderildiğini, iş, imal ve hizmeti göstermekte olduğunu; dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgeler ışığında faturalara itiraz edilmediği, bu yönüyle fatura içeriğinin kabul edilmiş olduğu sonucuna ulaşılmakta olduğunu, İleri sürerek, izah edilen ve re'sen ele alınacak sebeplerle, istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne, davalının %20'den az olmamak üzere inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına veya  dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; taraflar arasında açık hesaba dayalı yürütülen satış ilişkisi kapsamında davalıya fatura karşılığı satılıp teslim edilen ürünlerin bedellerinin bir kısmının ödenmediğini, bakiye 28.468,23-TL açık hesap borcunun tahsili amacıyla başlatılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürmüş, delil olarak ticari defterlere, fatura ve irsaliyelere, vergi dairesi kayıtlarına dayanmıştır. Davacı tarafından dosyaya takip dosyasına dayanak açık hesap ekstresinin muhtevasını oluşturan tüm faturaların sunulduğu görülmüştür. Mahkemece icra dosyası celbedilmiş, tarafların 2017 ve 2018 yılına ait ba-bs formları celbedilmiş,  davacı defterleri talimat yolu ile mali bilirkişiye incelettirilerek rapor alınmış olup, davalının defterlerinin incelenmesi için dosya mali bilirkişiye tevdii edilmiş ise de davalı tarafça verilen kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmediği, bilirkişinin dosya üzerinden inceleme yaptığı görülmüştür. Mahkemece davalı şirket yetkilisi irsaliyeli faturaların bir kısmında bulunan imzaların davalı çalışanlarına ait olup olmadığı hususunda isticvap edilmiş, şirket yetkilisi tarafından irsaliyelerde imzası bulunan kişilerin davalı çalışanı oldukları, ancak mal teslim elma yetkileri bulunmadığı, şirket defterleri tasdik ettirilmediğinden incelemeye sunulamadığı, davacıdan satın alınan malların bedellerinin ödendiği, bakiye borç bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkeme tarafından tahkikat bitirilerek, davacı defterlerinin 2018 yılı kapanış tasdiklerinin yapılmamış olması nedeniyle davacı lehine delil kuvvetinin bulunmadığı, davalı şirket yetkilisinin de irsaliyelerde imzaları bulunan kişilerin mal teslim almaya yetkilerinin bulunmadığını beyan ettiği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dosyaya mübrez deliller ve bilirkişi raporu ile davacı alacağının sabit olduğu, davalı yan defter ibraz etmediği için davacı defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmamış olmasının tek başına defterlerin delil teşkil etmemesi sonucunu doğurmayacağı, aksine davalı defter ibraz etmediği için davacı kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği, davalı şirket yetkilisi tarafından irsaliyelerde ismi bulunan kişilerin şirket çalışanı olduklarının açıkça beyan edilmiş olması karşısında, bu kişilerin daha önce şirket adına mal teslim alıp almadıkları araştırılmaksızın, davalı şirket sadece davalı şirket yetkilisinin beyanına dayalı olarak teslim olgusunun ispat edilemediğinin kabulünün hukuka aykırı olduğu yönündedir. 6100 sayılı HMK'nun 222/1 fıkrası uyarınca mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Hükmün ikinci fıkrasına göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Hükmün üçüncü fıkrasına göre;  ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Dava konusu takip dosyası kapsamında, davacının davalı aleyhine 25/10/2018 tarihinde, 25/10/2018 tarihli cari hesap alacağı açıklaması ile 28.468,23-TL'nin tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, takip talebi ekine açık hesap ekstresini eklediği görülmüştür. Davacı yanın ticari defterlerinin talimat yolu ile 2021 yılında incelendiği ve düzenlenen raporda 2017 yılı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, 2018 yılının tasdiklerinin ise yaptırılmadığı belirtilmiştir. Öte yandan davalı şirket yetkilisi tarafından da davalı defter ve kayıtlarının  tasdiklerinin yapılmamış olması nedeniyle sunulamadığı belirtilmiş olup, her iki tarafın defterlerinin de sahipleri lehine delil teşkil etmemeleri karşısında uyuşmazlığın dosyada mevcut diğer deliller ile çözülmesi gerekmektedir. Davacının dosyaya sunduğu açık hesap ekstresine konu toplam biri 2017 yılına 66 adedi 2018 yılına ait toplam 740.924,14-TL bedelli 67 adet irsaliyeli satış faturası bulunmaktadır. Bu faturaların muhtevaları incelendiğinde KDV oranlarının mal türüne göre  %8 ve %18 olarak değişiklik gösterdiği görülmektedir. Yine davacı yan davalı tarafından düzenlenen 32 adet 257.043,20-TL bedelli iade ve iskonto faturalarını yine toplam 455.412,71-TL bedelli 12 adet çekle yapılan ödemeleri alacaktan mahsup ederek bakiye 28.468,23-TL alacağı bulunduğu iddia etmektedir. Davalı yan taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı ileri sürmemiş yapılan ödemeler haricinde mal teslim alınmadığını, mal teslim alma yetkisinin çalışanlara değil kendisine ait olduğunu savunmuştur. Dosyaya mübrez 67 adet irsaliyeli satış faturası incelendiğinde bu faturaların bir kısmının teslim alan kısmının imzalı bir kısmının ise imzasız olduğu, hiçbir faturada davalı şirket yetkilisinin ...'nın imzasının olmadığı, mevcut imzaların ..., ..., ... isimli şirket çalışanlarına ait olduğu görülmektedir. Bu noktada taraf şirketlerin vergi dairelerine yaptıkları satış ve alış beyanlarının değerlendirilmesi zorunludur. Zira vergi dairesine alım olarak beyan edilen faturaların muhtevasının teslim alındığı fiili karine olup, aksini ispat yükü muhtevayı teslim almadığını savunan davalıya düşecektir. Vergi dairesine yapılan alış ve satış beyanlarının KDV hariç tutarlar üzerinden yapıldığı nazara alınarak BA-BS formlarının incelenmesi zorunludur.  Uyuşmazlık konusu 2017 yılına ait KDV dahil 863,38-TL bedelli fatura ne davacı tarafından satış ne de davalı tarafından alış olarak 2017 yılında vergi dairesine beyan edilmemiştir. Davacı 2018 yılında davalıya 66 adet satış faturasına dayalı KDV hariç 655.039,00-TL tutarında satış yaptığını beyan etmiştir. Davalı ise 2018 yılında 65 adet satış faturasına dayalı olarak davacıdan 651.529,00-TL tutarında mal satın aldığını beyan etmiştir. Görüldüğü üzere tarafların 2018 yılı BA-BS formları arasında  tek fatura harici fark bulunmaktadır. Davacının dosyaya sunduğu faturalar incelendiğinde bu farkın 13/09/2018 tarihli KDV hariç 3.559,32-TL bedelli KDV dahil 4.200,00-TL bedelli faturadan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.  Bu faturanın teslim alan kısmında imza mevcut değildir. Yine 2017 yılına ait  14/12/2017 tarihli  KDV dahil 863,38-TL bedelli faturanın teslim alan kısmında da imza bulunmamaktadır. Bu iki fatura dışında 2018 yılındaki 65 adet fatura muhtevası ürünün davalı tarafından vergi dairesine beyan edilmiş olması karşısında, faturaların bir kısmında yer alan imzaların davalı çalışanı olmasına rağmen mal teslim alamaya yetkili olmayan kişilerce imzalandığı, dolayısıyla bu malların teslim edildiğinin ispat edilemediği yönündeki savunma dinlenemez. Zira faturaları beyan eden davalı aleyhine malların teslim alındığına dair fiili karine oluşmuştur. Davalı yanca aksini ispat eder delil sunulmadığı gibi yemin deliline de dayanılmamıştır. Şu halde mahkemece davacının varlığını iddia ettiği KDV dahil 28.468,23-TL bakiye alacaktan, muhtevalarının davalıya teslim edildiği ispat olunamayan 14/12/2017 tarihli  KDV dahil 863,38-TL bedelli fatura tutarı ile  13/09/2018 tarihli  KDV dahil 4.200,00-TL tutarı düşülerek ispat olunan 23.404,85-TL alacağa hükmedilmesi gerekirken, dosyaya mübrez faturalar ve celbedien BA-BS formları incelenmeksizin yetersiz inceleme ve yazılı gerekçe ile hüküm kurulması yerinde olmamış, davacı yanın istinaf başvurusu kısmen yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davacı yanın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yapılacak başkaca tahkikat işlemi ve toplanacak delil bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne, davalının İİK'nun 67 maddesi uyarınca itirazında haksız olduğu anlaşıldığından hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/03/2022 tarih ve 2019/533 Esas 2022/205 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının İstanbul Anadolu .. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı ilamsız takibine yaptığı itirazın 23.404,85-TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, takibin 23.404,85-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile devamına, fazla istemin reddine 3-Hüküm altına alınan 23.404,85-TL alacağın %20'si oranında 4.680,97-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Harçlar Kanunu ve tarifesi uyarınca alınması gereken 1.598,78-TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafından dava açılırken yatırılan 343,83-TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 142,34-TL harcın  mahsubu ile bakiye 1.112,62-TL' nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 486,17-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edildiği anlaşılan 44,40-TL başvuru harcı, 2.907,00-TL bilirkişi, posta ve tebligat gideri toplamı 2.951,40‬-TL yargılama giderinin, kabul/ ret oranına göre 2.426,10-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında yargılama gideri sarf edilmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin kabul/red oranına göre hesap edilen 237,60-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin kabul/red oranına göre hesap edilen 1.082,4‬0-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,10-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T uyarınca kabul edilen miktar ve tarifenin 13. maddesi dikkate alınarak hesap edilen 23.404,85-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 11-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T uyarınca  reddedilen miktar ve tarifenin 13 maddesi dikkate alınarak hesap edilen 5.063,38-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 12-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 13-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 14-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 72,00-TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı toplamı 292,70-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 15-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 16-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e6374e3c38df9fea","SID":"02fe3f01d730113f"}}