{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1772 Esas<br>KARAR NO: 2025/528 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2021/478 Esas -  2022/451 Karar <br>TARİH: 15/06/2022<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  yanlar arasında müvekkil şirket markasına ait jeneratör grubunun satımı konusunda  04/03/2019 tarihli satım sözleşmesi uyarınca Jeneratör grubunun toplam satış bedelinin KDV dahil 80.240 Euro olarak belirlendiğini, davalı borçlu kısmen ödeme yapmışsa da bakiye 6.526,76 Euro ödeme yapmadığını, davalıya yasal yollara başvurulacağı bildirilmişse de davalının ödeme yapmaması üzerine  İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... E. sayılı dosyasından takip başlatılmışsa da, davalının haksız yere borca ve yetkiye itiraz ettiğini beyanla itirazın iptali ile takibin devamını, asgari %20 inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili, bahsi geçen sözleşme uyarınca ödemelerin gününde muntazam ve Euro olarak yapıldığını başkaca borcun kalmadığını beyanla davanın reddini dilemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  15/06/2022 tarih ve 2021/478 Esas -  2022/451 Karar  sayılı kararında; \"Dava hukuksal niteliği itibariyle, ticari satım sözleşmesi kapsamında ödenmemiş bakiye bedelin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın İİK'nın 67/1 maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir. Davalı borçlu icra dairesinin yetkisine itiraz etmişse de yanlar arasındaki varlığı ihtilafsız sözleşmede İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri münhasır yetkili kılındığından her iki tarafın tacir olması da gözetilerek HMK'nın 17. maddesi gereğince yetki itirazının reddi gerekmiştir.Davalı ödeme def'ini ileri sürmüş olup ispat yükünü üzerine almıştır. Parasal sınır itibariyle HMK'nın 200 vd maddelerine göre yazılı delille ödeme olgusunun ispatı gerekir. Bu minvalde her iki taraf defterleri SMM Bilirkişi vasıtasıyla incelenmiş olup, davacı defterinde 6.526,76 Euro (59.364,80 TL), davalı defterinde ise tam aksine davacıdan 153,00 Euro alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Defterler arasındaki 7.241,76 Euro farklılığın, davalı tarafından yapılan ödemelerin ödeme gününde belirtilen ve sözleşmede 7. maddesinde kararlaştırılan TCMB Döviz Satış Kurundan işlem yapılmamasından, yani kur farkından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Buna göre taraf ticari defterleri arasındaki hesap farkına ilişkin sözleşmede belirtildiği şekli ile ödeme günündeki TCMB döviz satış kuru dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre davalının davacıya yapmış olduğu ödemeler toplamının 327.555,66 Euro olarak kayıtlara alınması gerektiği, ancak davacı kayıtlarında bu tutarların 327.573,24 Euro olarak kabul ettiğinden davacı kayıtlarının kabulünün gerekeceğinden takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 7,241,76 Euro farkın kabul edileceği, ancak cari hesap işlemlerine dayalı olarak davalı ticari defterlerinde 715 Euro alacak bakiyesinin mahsubu neticesinde (7.241,76 Euro - 715,00 Euro) davacının davalıdan 6.526,76 Euro alacaklı olduğunun kabulünün gerekeceği kanaatine varılmıştır.Davalı vekilinin rapora vaki itirazında; aralarında 02/05/2019 ve 17/07/2020 tarihli başka sözleşmeler de bulunduğunu, 04/03/2019 tarihli sözleşmeden kaynaklanan sözleşme bedelini ise euro olarak ödediklerini ileri sürmüşse de, davacı defterlerindeki ödeme kayıtları karşılaştırıldığında  özellikle sözleşmenin 7. maddesindeki kur farkı hükmü nazara alınarak yapılan ödemelerin kısmen yetersiz olduğu, bakiye ödemenin ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, davacının yaptığı ödemeler ihtilafsız olup kur farkı nedeniyle kalan bakiye bedel takibe konu edilmiştir. Ayrıca sair sözleşmelerle ilgili ne raporda ne de dava dilekçesinde bir talep söz konusu değildir. Bilirkişinin inceleme sonucu yaptığı tespitler dava konusu sözleşmeye ilişkin olup yerindedir. Bu nedenle davalı itirazları yerinde görülmemiştir. Hal böyleyken, ödeme konusunda ispat yükünü üzerine alan davalının bu durumu ispat edemediği (cevap dilekçesinde de yemine de dayanmadığı) gözetilerek davanın kabulü cihetine gidilmiştir.\"gerekçesi ile, ''Davanın KABULÜ ile; 1-İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından vaki olmuş itirazın İİK'nın 67/1 maddesi gereğince iptali ile; takibin 6.526,76 EURO asıl alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Faiz Kanunu 4/a maddesine göre işleyecek ve hesaplanacak döviz faizi ile birlikte tahsili için takibin devamına, 2-Alacak niteliği itibariyle likit ve belirlenebilir olduğundan %20 icra inkar tazminatı 11.872,96 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde ve çelişkili bilirkişi raporlarına dayanarak verilen karar haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Hatalı inceleme ve hukuka aykırı tespit yapıldığını; taleple bağlılığın aşıldığını, HMK 26.md. hükmünce mahkeme ve bilirkişi taleple bağlı olduğunu; Yapılan 23.05.2022 tarihli bilirkişi incelemesi ile taleple bağlılık ilkesibin aşıldığını,  davacının taleplerinden fazla bir inceleme / tespit yapıldığını, dava dilekçesinin, taraflar ve mahkemeyi yapılacak yargılama ve içeriği konusunda bağladığını, dava dilekçesine 1 no'lu bende bakıldığında,  \"Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında, müvekkil şirketin markasına ait jeneratör grubunun satışına ilişkin 04.03.2019 tarihli Satış Sözleşmesi (“Sözleşme”) akdedilmiştir. Taraflar, sözleşme uyarınca satışa konu jeneratör grubunun toplam satış bedelinin KDV dahil 80.240,00 EUR olduğu hususunda mutabakata varmıştır. (EK-1 Satış Sözleşmesi) \"  talep ve iddiası olduğunu, nitekim davaya cevap dilekçesinin 2 no'lu bendi ile, bu durum açıkça ifade edilerek \" Dava, davacının dava dilekçesinde belirttiği üzere, taraflar arasında akdedilen 04/03/2019 tarihli Satış Sözleşmesi (ek-2) kaynaklıdır. Alacağın varlığı ve meblağı yalnızca bu sözleşmeye ilişkin yapılan ödemeleri içeren ticari kayıt ve fatura incelemesi ile ortaya çıkacaktır. Nihayetinde davacı talep ve iddialarını tabir yerindeyse yuvarlak cümlelerle geçiştirmiş, talep edilen 6.526,76 EUR alacağın neye dayandığı belirtilmemiştir. Bu aşamadan sonra, iddiaların genişletilmesine muvafakatımız yoktur. \" şeklinde belirtildiğini, bu durumda, dava davacın talep ve iddiasında olduğu üzere 04.03.2019 tarihli sözleşme ve bu sözleşmeye dayalı alım- satış işlemlerine bakılması gerektiğini, Somut olayda, bilirkişi tarafından bu kapsamın dışında, talebi ve talep konusu -tarihini aşan inceleme yapıldığını, mahkemece bu hatalı rapor esas alınarak hüküm kurulduğunu; karar öncelikle bu açıdan sakat ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında 3 farklı inşaat işi için 3 farklı ve ayrı sözleşme bulunduğunu; bunlardan ilkinin 02.05.2019 tarihli AFAD işi kapsamında yapılmış, diğeri dava konusu 04.03.2019 tarihli Balıkesir / İvrindi işi kapsamında yapılmış, diğeri ise 17.07.2020 tarihli Gaziantep Öğrenci Yurdu İşi kapsamında yapılmış olan sözleşmelere ait olduğunu, sözleşme ve alınan ürünlerin, hepsinde farklı ve ayrı olduğunu, TBK hükümlerince, taraflar arasında ikrar edilmeyen sözleşmenin bulunması halinde, uyuşmazlığa sözleşme hükümleri uygulanması gerektiğini, davacının talep ve iddiasının, dava dilekeçesinde de açıkça belirtildiği üzere, 04.03.2019 tarihli Balıkesir / İvrindi işi kapsamında olan iş ve alım- satıma ait olduğunu; bu durumda, talep ve iddia gibi, 04.03.2019 tarihli sözleşmeye ait inceleme ve yargılama yapılması genel hukuk kuralı olduğunu, yargılamada, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri incelenmediği gibi, sözleşme dışında ve yanlızca ticari kayıtlara bağlı bir yargılama yapılmış, hatalı ve hukuka aykırı karar verilmiştir. O halde, HMK 26. Md. hükmünce, talep ve iddia ile bağlı kalınarak, taraflar arasındaki dava konusu 04.03.2019 tarihli sözleşme ve bu sözleşmeye dayalı alım- satış işlemleri konusunda inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, kararın bu yönüyle de haksız ve yasaya aykırı olduğunu, İlk bilirkişi raporu ile davacının alacağı bulunmadığının tespit edildiğini, davanın ispatlanamadığını, dosya kapsamında, davalı müvekkilin ticari defter ve kayıtlarının incelendiği bilirkişi raporu ile, davalı şirketin ticari kayıt ve defterinin VUK, TKK. ve HMK hükümlerince tam ve delil vasfına haiz olduğunun, taraflar arasında 80.240 Euro bedelli sözleşme olduğunun, Ticari kayıtların Türk Lirası üzerinden incelenmesinde, davalının davacıdan 4.410,68 TL alacağı bulunduğunun, ticari kayıtların Euro üzerinden incelenmesinde ise davalının davacıdan 153 Euro alacağının bulunduğu net olarak tespit edildiğini, yapılan inceleme ile, davalı şirketin sözleşme kapsamında davacı şirkete 80.393 Euro ödeme yaptığının, sözleşme bedelinin zaten 80.240 Euro olduğunun, dolayısıyla sözleşme bedelinin tamamının zaten ödendiğinin, ortada davalının davacıya bir borcu bulunmadığının net biçimde ortaya çıktığını, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, dosyaya talimat ile alınan bilirkişi raporu ile 23.05.2022 tarihli bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğunu, ilk bilirkişi raporu ile davalının davacıdan 153 Euro alacağı olduğu tespit edilmişken, son bilirkişi raporunda bu durum belirtildiğini ancak davacının 6.526,76 Euro alacağının bulunduğunun belirtildiğini; öncelikle bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, karar gerekçesinde, \" Buna göre taraf ticari defterleri arasındaki hesap farkına ilişkin sözleşmede belirtildiği şekli ile ödeme günündeki TCMB döviz satış kuru dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre davalının davacıya yapmış olduğu ödemeler toplamının 327.555,66 Euro olarak kayıtlara alınması gerektiği, ancak davacı kayıtlarında bu tutarların 327.573,24 Euro olarak kabul ettiğinden davacı kayıtlarının kabulünün gerekeceğinden takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 7,241,76 Euro farkın kabul edileceği, ancak cari hesap işlemlerine dayalı olarak davalı ticari defterlerinde 715 Euro alacak bakiyesinin mahsubu neticesinde (7.241,76 Euro - 715,00 Euro) davacının davalıdan 6.526,76 Euro alacaklı olduğunun kabulününgerekeceği kanaatine varılmıştır.\" denildiğini,  burada görüldüğü üzere, mahkemenin her iki tarafın da kayıtların delil vasfını haiz olmasına karşın yanlızca davacı kayıtlarının kabulü ile hüküm kurduğunu; hükme esas alınan 23.05.2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmının ilk bendi ile \" ... Davacı taraf ticari defterleri ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirme neticesinde \" ibaresi ile rapor tanzim edildiğini; kararın tüm maddi dayanağının, davacı tarafın ticari kayıtları olduğunu; En azından nihai bir bilirkişi incelemesi yapılarak, taraf defterlerindeki çelişkinin nedeni ve hesap hatasının kaynağının incelenmesi, davacının kur farkına yahut farklı bir sebebe dayalı alacağının olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini; kararın bu yönüyle de haksız ve hatalı olduğunu, Davacının talep ve iddialarını dayandırdığı somut bir durum olmadığını, dava, davacının dava dilekçesinde belirttiği üzere, taraflar arasında akdedilen 04/03/2019 tarihli Satış Sözleşmesi kaynaklı olduğunu ancak eksik ödeme olduğu iddiasına dayanıldığını, dava dilekçesinde kur farkı yahut farklı bir neden gösterilmediğini; HMK. 26. Md. uyarınca iddia ve talebin genişletilmesi kuralınca da, taleple bağlılığın ayrıca aşıldığını, iş bu sözleşme ile, toplam 80.240,00 EUR (KDV Dahil) bedelde anlaşıldığını; nihayetinde davalı tarafça yapılan ödemeler toplamı 80.393,00 EUR  olup, bu husus yapılan bilirkişi incelemesi ile de ortaya çıktığını; bu nedenle de davanın haksız olduğunu ve ispatlamadığını, Yapılan ödemelerin sözleşmede belirtilen  ödeme gününde ve euro yapıldığını, taraflar arasında yapılan sözleşmede 12.040 EUR peşin ödeme yapılacağı, 22/05/2019 tarihli çek/senet ile 31.100,00 EUR ödeme ve yine son olaral 21/06/2019 tarihli  çek/senet 34.100,00 EUR ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, yine davalı tarafça yapılan ödemeler sözleşmede belirtilen tarihlerdedir. Ticari kayıtlarımızda da sabit olduğu üzere, 18/03/2021 tarihli 12.040,00 EUR ödemesi yapılmıştır. Yine 21/05/2019 tarihli 34.100,00 EUR euro ödemesi açıklamalı ödeme yapıldığını: Yapılan bu iki ödeme de sözleşmenin tanzim edildiği para biriminde ve ödeme tarihinde yapılmış olup kur farkı da söz konusu olamayacağını; yine son olarak 21/06/2019 tarihli 34.253,00 EUR / 6,8043.225,000 TL çek ödemesi yapıldığını, sözleşmede kararlaştırılan tarihlerde, yine sözleşmenin düzenlendiği para birimi ile ödemelerin yapıldığının kayıtlarla sabit olduğunu; herhangi bir kur farkı zaten bu durumda söz konusu olamayacağını; davacının bu yönde bir talep ve iddiasının da olmadığını, Tarafımızca Ankara ... Noterliği 15/01/2021 tarihli ... yevmiye numaralı , ... numaralı faturanın iadesini kabul etmediğimizi ve davacı tarafa iade edildiğini bildirir ihtarname çekildiğini; (ek-3) Davalı tarafça Beşiktaş ... Noterliği  ... Yevmiye No'lu ihtarnamesi ile cevap  verilmiştir. Cevabi nitelikli ihtarname ile davacı ödenmemiş borcu bulunmaması sebebiyle ... numaralı faturayı, ... numaralı fatura ile iade ettiğini bildirdiğini, bu faturalara ilişkin sözleşme kapsamında mal/ hizmet teslim edilip edilmediği ve davacının kabul etmediği faturanın haklı olup olmadığı inceleme konusu yapılmadığını; doğrudan davacı kayıtları baz alınarak alacak talebi kabul edildiğini, Sözleşmesel ilişkiye dayalı olayda, yapılan ödemeler karşısında, hiç bir alacağı olmayan davacının taraflarına hukuka aykırı şekilde takip başlatması haksız ve kötü niyetli olduğunu;  yasada sayılı kötüniyet tazminatı koşulları oluştuğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, re'sen dikkate alınacak hususlar ışığında, istinaf talebimizin kabulü ile; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2022 tarih ve 2021/ 478 E. sayılı ilamının  kaldırılmasına,  haksız ve ispatlanamayan, davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; jeneratör satışından doğan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı yan; taraflar arasında 04/03/2019 tarihli jeneratör satışı sözleşmesi bulunduğunu, satış bedelinin KDV dahil 80.240,00-Euro olduğunu, davalının jeneratörleri teslim almasına rağmen bakiye 6.526,76-Euro'yu ödemediğini, başlatılan ilamsız takibe de haksız itiraz ettiğini ileri sürmüştür. Delil olarak sözleşme ve icra dosyasına dayanılmıştır. Davalı yan; taraflar arasındaki 04/03/2019 tarihli sözleşmede ödeme tarihlerinin kararlaştırıldığını, bu ödemelerin sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde vadesinde yapıldığını, uyuşmazlığın dava dilekçesinde dayanılan bu sözleşme çerçevesinde kesilen fatura ve bu fatura karşılığı yapılan ödemeler ile sınırlı olarak çözülmesi gerektiğini, sözleşmede kararlaştırıldığı gibi davacı yana sözleşme tarihinde 12.040,00-Euro ödeme yapıldığını,  21/05/2019 tarihinde 34.100,00-Euro havale ile ödeme yapıldığını ve davacıya verilen  21/06/2019 keşide tarihli 225.000,00-TL bedelli çekin de ibraz edilip tahsil edildiğini, tahsil tarihindeki Euro karşılığının 34.253,00-Euro olduğunu, asıl davalının bu sözleşme kapsamında davacıdan 153,00-Euro alacaklı olduğunu,  kur farkı da talep edilemeyeceğini davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davacı yan; 31/08/2021 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, dava konusu takibin dayanağının cari hesap olduğunu, bakiye cari hesap alacağının ise 6.526,76-Euro olduğunu belirtmiştir. Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacının davalı aleyhine 6.526,76-Euro alacak için, alacak tutarının yanına \"fiili ödeme cari hesap\" ibaresini ekleyerek ilamsız takip başlattığı, borcun sebebi kısmında ise \"diğer\" ibaresinin yer aldığı, davalının takibe yasal sürede vaki itirazı sonucu takibin durduğu, davacının dava dilekçesinde takipte talep edilen tutarın taraflar arasındaki  04/03/2019 tarihli jeneratör satışı sözleşmesinden kalan bakiye alacak olduğunu belirttiği tespit edilmiştir. Mahkemece davalının defterleri üzerinde talimat yolu ile bilirkişi incelemesi yapılmış, davalının takip tarihinde davacıdan 153,00-Euro alacaklı göründüğü belirtilmiştir. Davacının defterleri üzerine yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde; dava konusunun, davacının, davalı ile olan ticari ilişki dolayısıyla oluşan cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi  itibariyle davalıdan 59.364,80 TL (6.526,76 Euro) alacaklı göründüğü, talimat yolu ile alınan bilirkişi raporuna göre, davalını davacıdan 153,00 Euro alacaklı göründüğü, taraf ticari defterleri arasındaki hesap farkının, ödeme tarihlerindeki TCMB döviz satış kuru dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre davalının davacıya yapmış olduğu ödemeler toplamının 327,555,66 Euro olarak kayıtlara alınması gerekirken,  davacı kayıtlarında bu tutarların 327.573,24 Euro olarak kabul edilmesinden kaynaklandığı, davacı kayıtlarının kabulünün gerektiği,  takip tarihi itibari ile davacının 6.526,76 Euro alacaklı olduğu kanaati bildirilmiştir. Davalı vekili tarafından bu rapora karşı sunulan itiraz dilekçesinde, talimat yoluyla alınan bilirkişi raporu ile 23/05/2022 tarihli bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğunun, dava dilekçesinin tarafları ve mahkemeyi yapılacak yargılama ve içeriği konusunda bağladığının, davacının dava dilekçesine  04/03/2019 tarihli Satış Sözleşmesine dayandığını ve KDV dahil 80.240,00 EUR satış bedelinin 6.526,76-Euro'luk kısmının ödenmediğini iddia ettiğinin, bilirkişi tarafından HMK'nun 26 maddesi uyarınca bu sözleşme ile sınırlı inceleme yapılması gerekirken talep aşılarak taraflar arasındaki iki ayrı sözleşmeyi de kapsayan açık hesabın tamamının incelendiğinin, 04/03/2019 tarihli sözleşme bedelinin tamamının Euro olarak ödendiğinin, ispatlanamayan davanın reddinin gerektiğinin ileri sürüldüğü görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacının 04/03/2019 tarihli sözleşmeden doğan borcu ödediğini savunarak ispat yükünü üzerine aldığı, yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davalının 6.526,76-Euro borçlu göründüğü, davalı yan bu rapora itirazında; taraflar arasında 02/05/2019 ve 17/07/2020 tarihli başka sözleşmeler de bulunduğunu, 04/03/2019 tarihli sözleşmeden kaynaklanan sözleşme bedelinin ise euro olarak ödendiğini  belirtmişse de, davacı defterlerindeki ödeme kayıtları karşılaştırıldığında  özellikle sözleşmenin 7. maddesindeki kur farkı hükmüne göre yapılan ödemelerin kısmen yetersiz olduğu, bakiye ödemenin ispatlanamadığı, davacının yaptığı ödemeler ihtilafsız olup kur farkı nedeniyle kalan bakiye bedelin takibe konu edildiği, sair sözleşmelerle ilgili ne raporda ne de dava dilekçesinde bir talebin söz konusu olmadığı, bilirkişinin inceleme sonucu yaptığı tespitlerin dava konusu sözleşmeye ilişkin olup yerinde olduğu gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; cevap dilekçesi ile rapora itiraz dilekçesinde ileri sürülen savunmalar ile aynı mahiyettedir. Dava dosyası muhtevasında 04/03/2019 tarihli sözleşmenin, bu sözleşme kapsamında kesilen 02/05/2019 tarihli 80.240,00-Euro bedelli faturanın ve taraflar arasındaki bu sözleşmenin kapsamını aşan diğer ticari ilişkilere istinaden kesilen faturalar ve ödeme belgelerinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Yine bilirkişi raporları ve tarafların muavin defter kayıtları incelendiğinde dava konusu edilen sözleşme ve bu sözleşme kapsamında kesilen faturalar haricinde çok sayıda başka fatura ve ödemenin davacı tarafından tek bir açık hesap üzerinden yürütüldüğü, ancak davalının dava konusu sözleşme kapsamında yapılan ödeme ve kesilen faturayı  ayrı bir hesapta da takip ettiği anlaşılmıştır. Dava basit yargılama usulüne tabi olup, HMK'nun 319 maddesi uyarınca bu usulde iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı davacı açısından dava dilekçesinin verilmesi, davalı bakımından ise cevap dilekçesinin sunulması ile başlar. Basit yargılama usulündeki davalarda cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri verilemez. Somut olayda davacı yan dava dilekçesinde takip konusu alacağın dayanağının 80.240,00-Euro bedelli satış sözleşmesinin ödenmeyen kısmı olduğunu açıkça beyan etmiştir. Basit usule tabi davada cevaba cevap dilekçesi sunulması aşaması olmadığından, dava dilekçesi ile iddianın genişletilmesi yasağı başlatılmıştır. Davalı da savunmasını 04/03/2019 tarihli sözleşme çerçevesinde yapmış ve uyuşmazlığın bu sözleşme çerçevesinde çözülmesi gerektiğini savunmuştur. Şu halde davacının, iddianın genişletilmesi yasağı başladıktan sonra sunduğu  31/08/2021 tarihli dilekçe ile alacağın dayanağının 04/03/2019 tarihli sözleşme değil taraflar arasındaki tüm ticari ilişkilerden doğan bakiye açık hesap tutarı olduğunu belirterek iddiasını genişletmesi mümkün değildir. Mahkemece de yargılama 04/03/2019 tarihli sözleşmenin çerçevesi ile sınırlı olarak yürütülmek durumunda olup, anılan sözleşme haricindeki faturalardan doğan, yahut taraflar arasındaki tüm ticari ilişkilerden doğan bakiye açık hesap alacağı yargılamanın konusunu teşkil etmemektedir. Taraflar arasındaki 04/03/2019 tarihli sözleşme ile davalıya KDV dahil 80.240,00-Euro bedel ile iki adet ... dizel jeneratör setinin diğer ekipmanları ile satılması hususunda anlaşılmıştır. Sözleşmenin satış bedeli başlıklı beşinci maddesinde, birinci ödemenin 12.040,00-Euro olarak siparişte peşin yapılacağı, ikinci ödemenin 22/05/2019 vadeli  34.100,00-Euro bedelli çek ile yapılacağı, üçüncü ödemenin ise 21/06/2019 vadeli 34.100,00-Euro bedelli çek ile yapılacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin yedinci maddesinde, TCMB döviz satış kurunun esas alınacağı, faturanın tanzim tarihi ile ödeme tarihi arasındaki döviz kurunun farklı olması durumunda, kur artış veya azalışına göre fatura düzenleneceği, kurda artış olması halinde satıcı davacının alıcı davalıya, kurda azalış olması halinde alıcı davalının satıcı davacıya kur farkı faturası düzenleyeceği kararlaştırılmıştır. Davalı tarafından dava konusu sözleşme, bu sözleşme kapsamında kesilen ve taraf defterlerinde kayıtlı olan satış faturası, davacıya havale yolu ile yapılan iki ayrı ödemeyi gösterir dekont,  davacıya teslim edilen 21/06/2019 keşide tarihli 225.000,00-TL bedelli çek sureti ve bu çekin ibrazında tahsil edildiğini gösterir dekont dosyaya sunulduğu gibi, dava konusu sözleşme kapsamında tanzim edilmemekle birlikte taraf defterlerinde kayıtlı farklı ticari ilişkilerden doğan faturalar ve ödeme dekontları da dosyaya sunulmuştur. Sözleşme kapsamında kesilen 80.240,00-Euro'luk faturanın tanzim tarihi 02/05/2019'dur. Davalının 18/03/2019 tarihli 12.040,00-Euro bedelli ödeme dekontunu, 21/05/2019 tarihli 34.100,00-Euro bedelli ödeme dekontunu dosyaya sunduğu, her iki dekontun da davacı kayıtlarında yer aldığı, yine davalının davacıya teslim ettiği 21/06/2019 vadeli keşidecisi davalı, lehdarı davacı olan 225.000,00-TL bedelli çek suretini, çekin vadesinde tahsil edildiğini gösterir dekontu dosyaya sunduğu, bu ödemelerin de davacı kayıtlarında yer aldığı anlaşılmıştır. Davalı dava konusu sözleşme kapsamında davacıya bakiye bir borç bulunmadığını savunmaktadır. Davalı sözleşmeye göre üç taksit halinde yapılacak ödemelerin ilk ve ikinci taksitlerini vadesinde ve doğrudan Euro cinsinden ödemiştir. 21/06/2019 keşide tarihli çek bakımından ise sözleşmenin yedinci maddesine göre kur farkı talep edilip edilemeyeceği, 02/05/2019 fatura tarihi ile 21/06/2019 ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuruna göre belirlenecektir. Fatura tarihindeki TCMB Euro döviz satış kuru 1,00-Euro = 6.6864-TL'dir. 21/06/2019 ödeme tarihinde TCMB Euro döviz satış kuru ise  1,00-Euro = 6.5588-TL'dir. Buna göre davalının TL cinsinden çekin tahsili tarihi itibariyle yaptığı ödemenin Euro karşılığı (225.000,00-TL / 6.5588-TL) = 34.305,06-Euro'dur. Sözleşmenin yedinci maddesi ile; faturanın tanzim tarihi ile ödeme tarihi arasındaki döviz kurunun farklı olması durumunda kur artış veya azalışına göre fatura düzenleneceği, kurda artış olması halinde satıcı davacının alıcıya davalıya, kurda azalış olması halinde alıcı davalının satıcı davacıya kur farkı faturası düzenleyeceği kararlaştırılmış olduğuna ve ödeme tarihindeki kur, fatura tarihindeki kurdan düşük olduğuna göre davacının davalıdan bakiye bir sözleşme alacağı olmadığı gibi, kur farkı alacağı da bulunmamaktadır. Mahkemece bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hem gerekçeli kararda uyuşmazlığın 04/03/2019 tarihli sözleşme çerçevesinde çözüldüğü belirtilip, hem de bu sözleşmenin konusunu oluşturmayan taraf defterlerinde çok sayıda diğer fatura ve ödeme kayıtlarının, 04/03/2019 tarihli sözleşme kapsamında kabul edilmesi, yine bu sözleşmenin konusunu oluşturmayan fatura ve ödeme kayıtları bakımından sözleşmenin yedinci maddesinin uygulanması, davalının iddianın genişletilmesine muvafakatı olmaması, davacının da davasını ıslah etmiş olmamasına rağmen, dava dilekçesindeki talep aşılarak,  esasen davacı defterlerindeki bakiye açık hesap alacağı tutarına hükmedilmesi yerinde olmadığı gibi, davalı tarafından dava konusu sözleşme kapsamında yapılan ödeme savunması ve ödemeye ilişkin dosyaya sunulan deliller hiç incelenmeyerek ve bu konudaki davalı itirazları da karşılanmayarak,  eksik inceleme ile ve kendi içerisinde çelişki oluşturacak biçimde  yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuş, davalının istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davalı yanın istinaf başvurusunun kabulüne, yapılacak başkaca tahkikat işlemi ve toplanacak delil bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm tesis edilerek davanın reddine, davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2022 tarih ve 2021/478 Esas -  2022/451 Karar  sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2- Davanın REDDİNE, 3- Davacının takipte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından, davalının kötü niyet tazminatı isteminin REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40-TL harcın davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.062,14-TL harçtan mahsubu ile bakiye 446,74‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davadan önce hazineden sarf edilen 1.320,00 TL'den ibaret arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 11-Davalı tarafından sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 12-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 13-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran davalı tarafa iadesine, 14-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  27/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3087d76df294217d","SID":"37de6e4b5a36dc23"}}