{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/89 Esas<br>KARAR NO:2025/1139 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2021/364 Esas - 2022/622 Karar<br>TARİHİ:17/10/2022<br>DAVA:Tazminat<br>KARAR TARİHİ:03/07/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 22/03/2016 tarihinde davalı banka aracılığı ile ...'nun İngiltere merkezli... adlı alıcı bankadaki hesabına ulaştırılmak üzere işbu davanın konusunu oluşturan ara transfer işlemi için talimat yazısını yazdığını, yurt dışına fatura bedeli olarak gönderilen 10.875,00.-USD tutarı patent araştırması ve veri tabanı ücreti olarak ...'nın Müvekkile bildirilen banka hesabına gönderilmesi konusunda talimat yazısı yazarak davalı bankaya bildirdiğini, müvekkilinin alıcı taraf ... tarafından kendisine iletilen banka hesap numarası ve ... referans kodu ile transfer işleminin gerçekleştirilmesi için davalı bankaya talimat yazmış ise de herhangi bir kusur ya da hatası olmamasına rağmen, alıcıya ait banka hesap bilgilerinin kendisine yanlış iletilmesi nedeniyle davalı banka tarafından transfer işleminin gerçekleştirilemediği, 10.875,00.-USD tutarındaki meblağın akıbetinin ne olduğu işlem tarihi olan 2016 yılından beri davalı banka tarafından bildirilmediği ve alıcıya ulaştırılamayan paranın iadesi de sağlanamadığı, talep yazılarına rağmen akıbetinin öğrenilemediğini, davalı banka tarafından 11/07/2016 tarihinde 30/06/2016 tarihli cevap yazısı tebliğ edilmiş olup, yazıda \"..Lehtar Banka ...'den alınan, ödemenin talimatınızda belirtilen hesaba yapıldığı fakat yapılan kontrolde hesap isminin talimatınızda belirtilen isimden farklı olduğu... 14.04.2016 tarihindeki talimatınıza istinaden bedelin iadesi için talep yapılmış olup ilgili bankadan alınan güvence mektubu olmadan hesapta kalan bakiyenin iade edilemeyeceği'' bilgisinin ulaştırıldığı, ne var ki davalı banka tarafından ilgili muhabir  ... Bank tarafından paranın iadesi için talep edilen güvence mektubunun ne olduğu, neden istendiği, güvence mektubunun talep edilmesinin bankacılık teamülüne göre uygun olup olmadığı, içeriği ve niteliklerinin ne olacağı, kim tarafından sağlanacağı, problemin nasıl çözümleneceği hususunda davalı tarafça bilgi verilmediğini, müvekkili tarafından 07/08/2017, 17/10/2018 ve 05/02/2019 tarihlerinde tekrardan paranın iadesi konusunda ne yapılması gerektiğine ilişkin açık ve ayrıntılı olarak bilgi talebinde bulunulmasına rağmen yine cevap verilmediğini, müvekkilinin transfer işlemine konu meblağ alıcıya iletilmediği halde 10.875,00.-USD meblağı iade alamamasından dolayı zarara uğradığını, takdir edileceği üzere bankaların birer güven kurumu olarak sıradan bir tacirden daha fazla özen yükümüyle karşı karşıya olduklarını ve objektif özen yükümlülüğüne uygun şekilde davranmaları gerektiğini, aracı bankanın muhatabı olan ... bankası olduğuna göre söz konusu tutarın nasıl iade edileceği konusunda çözüm üretmesi gereken kurum olduğunu, açıklanan nedenlerle 22/03/2016 işlem tarihinden beri davalı bankadan akıbetini öğrenemediğini, iadesini alamadığı 10.875,00.-USD tutarın  ... işleminin yapıldığı 22.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca USD para cinsi açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranındaki faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi gerektiğini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı 22/06/2016 tarihinde  ... adına ... işlemi ile 10.875,00.-USD havale edilmesi talimatının bankaya ilettiğini, müvekkilinin de verilen talimat uyarınca havale işlemini gerçekleştirdiğini ve parayı talimatta belirtilen IBAN numarasına havale ettiğini, ancak davacı daha sonra talimatında yazdığı ismi kendi kusuruyla yanlış yazdığını fark ettiğini ve bu konuya ilişkin kendilerine başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin davacı tarafından iddia edilen vakıada tarafı olmayıp davanın husumet yönünden reddi gerektiği, davacının kötü niyetli iddialarının aksine müvekkillinin havale işleminde hiçbir kusurunun bulunmadığını, beraber kendisine verilen talimata uygun şekilde hareket ettiğini, davacının iddialarının zaman aşımına uğradığından reddi gerektiğini, dava konusu para  transferinin davacının talimatı neticesi gerçekleşmiş olup müvekkiline kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, davacının 22/03/2016 tarihinde müvekkiline ... adına ... ile 10.875,00,- USD havale edilmesi talimatı verdiğini, müvekkilinin talimatı yerine getirerek ödemeyi talimatta açıkça yazılmış olan hesaba yatırdığını, davacı dava dilekçesinde alıcıya ait hesap bilgilerinin kendisine yanlış iletilmesi sebebiyle ödemenin yanlış hesaba yapıldığını ifade etmiş ise de bunun müvekkilinin kusuru olmadığını, davacı ile davacıya alıcı hesabını gönderen 3. Şahıs arasında olan ilişkiden kaynaklı olduğunu, davacı tarafından gönderilen tutarın belirtilen hesaba ödendiğini ancak hesap ismenin ödeme emrinde belirtilen alıcı isminden farklı olduğu bilgisi alındığında derhal alıcıya bu durumun bildirildiğini, müvekkili tarafından 31/03/2016 tarihinde muhabir banka ... Bank'tan  tutarın talimatta belirtilen hesaba ödendiği ancak hesap isminin ödeme emrinde belirtilen alıcı isminden farklı olduğu bilgisinin alındığını, bu bilgilendirmenin davacıya yapıldığını ve davacının da bu bilgilendirme neticesinde 15/04/2016 tarihinde muhabir bankadan bedelin iadesini talep edilmesine ilişkin talepte bulunduğunu, bankanında bu talimat doğrultusunda muhabir banka ile yazıştığını ancak muhabir bankanın iade talebi karşısında ileri de parayı hesap sahibine de ödeme yapmak durumunda kalma durumuyla karşılaşmamak için bankalarına ancak ve ancak bir güvence mektubu vermesi halinde bu ödemeyi yapabileceğini ilettiğini, davacıya muhabir bankaya güvence mektubu gönderilmesi hususunda müvekkilinin yapacağı bir işlem olmadığını, bahse konu işlemin talimatlara mevzuata ve bankacılık yeknesak kurallarına uygun şekilde yapıldığı için müvekkilinin güvence mektubu gönderemeyeceğini bildirdiğini açıklanan bu nedenler doğrultusunda davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 17/10/2022 tarih ve 2021/364 Esas - 2022/622 Karar sayılı kararında;\"....Dava; bankacılık sisteminden kaynaklı zararın tazmininin talebidir.Davacı tarafın tüketici mahkemesinde açtığı dava görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi olmuştur. Davacının avukat olması, dava konusu işlemin müvekkili adına teslim aldığı paranın müvekkile gönderilmesine yönelik olarak meslek gereği yapıldığı anlaşıldığından mahkememizin görevli olduğu kanaatine varılmıştır.Davacı, davalı banka bünyesinde hesap sahibidir. Taraflar arasında bankacılık işlemlerinin yerine getirilmesi adına hizmet sözleşmesi bulunmaktadır. Davacının yaptığı dava konusu işlem hizmet sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu kapsamda davalının sorumluluğu bankacılık hizmetini eksiksiz ve tam olarak yerine getirmekten ibarettir.Davacı taraf davalı banka aracılığı ile yurt dışındaki bir hesaba para gönderme işlemi yapmıştır. Davalı bankanın yurt dışında şubesi bulunmadığından paranın gönderildiği İngiltere'de ... adlı banka ile işlem yapılmıştır. Davacı tarafın da kabulü olduğu üzere davacı taraf para gönderme işleminde hesap bilgilerini yanlış bildirmiştir. Bu sebeple davacının gönderdiği para alıcısına ulaşmamıştır. Yapılan bu işlemler hususunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır; taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının gönderdiği paranın davalı banka tarafından davacıya iade etmesi gerekip gerekmediği noktasındadır.Davacı taraf alıcısına ulaşmayan paranın iadesini davalı bankadan talep etmiştir.Dosyaya sunulan belgelerden davalı bankanın gönderilen para kendisine iade olmadığından iadeyi kabul etmediği anlaşılmıştır.Maillerin içeriğinden İngiltere'de bulunan bankanın gönderilen paranın iadesi için teminat mektubu istediği, davalı bankanın istenilen teminat mektubunu düzenlemeyeceğini belirtildiği görülmüştür.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davacı tarafın başka bir teminat mektubu da sunmadığı anlaşılmıştır.Dosyaya sunulan 26/04/2022 tarihli bilirkişi raporu uyarınca dava konusu yapılan işlemler bankacılık sistemi açısından değerlendirilmiş ve davalı bankanın yapılan hatalı işlemde herhangi bir kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere paranın alıcıya ulaşmamasının nedeni davacının hesap bilgilerini yanlış bildirmesidir. Davalının bildirilen hesap bilgilerini kontrol etme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Davacının göndermiş olduğu para alıcısına ulaşmayınca dava dışı yabancı banka tarafından davalı bankaya da iade edilmiş değildir. Dolayısıyla herhangi bir kusuru bulunmayan ve kendisine de dönmeyen paranın davalıdan iadesi talebi yerinde değildir. Davacı taraf her ne kadar dava dışı yurt dışındaki bankanın teminat mektubu istediğine dair belgelerin sunulmasını talep etse de, özünde işbu talep davayı aydınlatmaya yarayacak bir delil değildir. Zira davacı taraf, davalı bankanın teminat mektubu düzenlemediğinden bahisle sorumlu olduğunu iddia etmemektedir. Teminat mektubu düzenlenip düzenlenmemesi işbu davanın konusu değildir.Dava konusu talebin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesinde; davacı tarafın havalı ettiği para, davalı bankaya iade edilmediğinden davalı bankanın sebepsiz zenginleştiğinden söz edilemeyeceği, yurt dışına giden paranın son olarak hatalı bildirilen hesap sahibine ödenmesi halinde ödeme yapılan kişinin sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olacağı kanaatine varılmıştır.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yapılan işlemlerde davalının bir kusurunun bulunmaması, davalı bankanın sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olmaması, söz konusu hatanın davacının yanlış hesap bilgisi bildirmesinden kaynaklanması ve yurt dışına gönderilen paranın davalı bankaya iade edilmemesi sebebiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....\"gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olduğunu, 34 yıldır vekillik görevini hukuka uygun olarak gereği gibi ifa ettiğini ve gerek ulusal gerekse de uluslararası müvekkillerine hukuki danışmanlık hizmeti verdiğini, davalı banka ile yıllardır çalışmakta olduğunu, kendisinin davalı banka bünyesinde TL, USD, EURO gibi farklı kişisel banka hesaplarının bulunduğunu, müvekkilin kendi şahsi işlemleri dışında vekillik görevini üstlenmiş olduğu kendi müvekkillerinin işlemleri ile ilgili de gerektiğinde davalı banka nezdindeki banka hesaplarını hukuka uygun olarak kullandığını, bu çerçevede hem tarafların yıllara dayalı müşteri ilişkisi hem de Davalı Bankanın ulusal ve uluslararası anlamda bilinirliği ve güvenilir olduğuna duyulan inanç ile müvekkilin  22.03.2016 tarihinde Davalı Banka aracılığı ile ....’nun İngiltere merkezli ... adlı alıcı bankadaki hesabına ulaştırılmak üzere işbu davanın konusunu oluşturan para transfer işlemi (...) için talimat yazısı yazdığını, müvekkil tarafından yazılan talimat yazısının kaynağının, müvekkilin vekillik görevini üstlenmiş olduğu müvekkili ... A.Ş.’nin işi nedeniyle yurtdışında yerleşik ... adlı patent ve marka hizmeti veren şirketten almış olduğu, patent araştırması hizmetinin karşılığı ücretin ve veri tabanı ücretinin gönderilmesi olduğunu, söz konusu hizmete ilişkin olan davadışı ... tarafından müvekkilin de müvekkilin olan ... Teknoloji A.Ş.’ye 16.03.2016 tarihinde... numaralı fatura kesilmiş olduğunu, işbu faturaya ilişkin bedelin ödenmesi amacıyla müvekkilin ... numaralı banka hesabından 22.03.2016 tarihinde 7.500,00-... (Yedi Bin Beş Yüz İngiliz Sterlini)’nin dolar karşılığı olan 10.875,00-USD (On Bin Sekiz Yüz Yetmiş Beş Amerikan Doları) tutarı patent araştırması ve veri tabanı ücreti olarak ....’nın müvekkile bildirilen banka hesabına gönderilmesi konusunda talimat yazısı yazdığını ve davalı banka’ya bildirdiğini, davalı banka’ya yazılmış olan talimat yazısı ekinde ... numaralı fatura ve müvekkil adına .... yetkilileri ile gerçekleştirilen e-mail yazışmalarının da mevcut olduğunu,Müvekkil, alıcı taraf .... tarafından kendisine iletilen banka hesap numarası ve ... referans kodu ile transfer işleminin gerçekleştirilmesi için Davalı Banka’ya talimat yazmış ise de, müvekkilin herhangi bir kusuru ya da hatası olmamasına rağmen, alıcıya ait banka hesap bilgilerinin kendisine yanlış iletilmesi nedeniyle Davalı Banka tarafından transfer işlemi gerçekleştirilemediğini, ancak 10.875,00-USD (On Bin Sekiz Yüz Yetmiş Beş Amerikan Doları) tutarındaki meblağın akıbetinin ne olduğunun işlem tarihi olan 2016 beri davalı banka tarafından müvekkile net bir şekilde bildirilmediğini, alıcıya ulaştırılamayan paranın iadesinin de müvekkil tarafından defalarca yazılı talep edilmesine rağmen yapılmadığını,Müvekkilin aradan geçen 4 yıl boyunca davalı banka’ya müteaddit kereler transfere konu olan paranın akıbetini ve mevcut durumda yapılması gereken işlemlerin ne olduğunun tarafına bildirilmesini yazılı olarak talep ettiğini bildirmiş olduğunu, işbu 14.04.2016, 21.04.2016, 25.04.2016, 11.05.2016 ve 14.06.2016 tarihli talep yazılarının işlemi gerçekleştiren davalı banka’ya ait şubeye elden teslim edildiğini, bu doğrultuda müvekkil tarafından birçok kez işlemi gerçekleştiren davalı şirketin .. Şubesi, Bireysel Müşteri Hizmetleri departmanında çalışan müşteri temsilcileri... ve ...’e ve davalı bankanın Genel Müdürlüğü nezdinde Koordinasyon Sorumlusu olarak çalışan ...’e işleme konu meblağın akıbetinin sorulduğunu, müvekkil tarafından birçok kez işlemi gerçekleştiren davalı şirketin sorulduğunu ve alıcıya ulaştırılamayan meblağın müvekkile iadesinin defalarca talep edildiğini,Davalı Banka tarafından müvekkile 11.07.2016 tarihinde 30.06.2016 tarihli cevap yazısı tebliğ edilmiş olup, işbu yazı da içeriğinde “…Lehtar Banka ...’den alınan, ödemenin talimatınızda belirtilen hesaba yapıldığı fakat yapılan kontrolde hesap isminin talimatınızda belirtilen isimden farklı olduğu,….. 14.04.2016 tarihindeki talimatınıza istinaden bedelin iadesi için talep yapılmış olup ilgili bankadan alınan Güvence Mektubu (Indemnity letter) olmadan hesapta kalan bakiyenin iade edilemeyeceği” bilgisinin ulaştırıldığını, ne var ki davalı banka tarafından ilgili muhabir ... Bankası tarafından paranın iadesi için talep edilen güvence mektubunun ne olduğu, neden istendiği, güvence mektubunun talep edilmesinin bankacılık teamülüne göre uygun olup olmadığı, içeriği ve niteliklerinin ne olacağı, kim tarafından sağlanacağı, problemin nasıl çözümleneceği hususunda davalı tarafça müvekkile bilgi verilmediğini, bu sebeple müvekkil tarafından davalı bankaya müteaddit kereler güvence mektubunun ne şekilde hazırlanacağı ve paranın nasıl ve hangi yöntem ile iade alınabileceği konusunda bilgi talebinde bulunulduğunu, müvekkil tarafından davalı bankaya gönderilen 08.09.2016 tarihli talep yazısı ve e-mailin dosyada mübrez olduğunu,Davalı banka tarafından müvekkile iletilen 27.09.2016 tarihli yazı ile müvekkilin hiçbir hatası veya kusuru olmadığı halde kendisine alıcı tarafından yanlış bildirilen hesap numarası sebebiyle işleme konu meblağın muhabir banka ... Bank uhdesinde bulunduğu, muhabir ... Bankası tarafından davalı bankadan güvence mektubu talep edildiği fakat davalı bankanın bu tür bir işlem gerçekleştiremeyeceğini tekraren belirttiği, ancak iadenin veya güvence mektubunun detayları hakkında bilgi talepleri olmasına rağmen müvekkile bilgi verilmediği ve konu hakkında çözüm de bulunmadığını, bu çerçevede müvekkil tarafından 07.08.2017, 17.10.2018 ve 05.12.2019 tarihinde tekraren, paranın iadesi konusunda ne yapılması gerektiğine ilişkin açık ve ayrıntılı olarak bilgi talebinde bulunulmuş ise de davalı bankanın söz konusu yazılara yine cevap vermediğini,Davalı bankanın, müvekkil hesabına gerçekleştirilmesi beklenen para iadesi için ‘kilit nokta’da olduğunu, davalı bankanın sorunun çözümü için adım atmadığını, muhabir ... Bankası paranın yalnızca güvence mektubu verilmesi ile müvekkile iade edilebileceğini iletmişken davalı bankanın bu şekilde bir prosedür işletemeyeceğini, muhabir bankaya hitaben düzenlenecek Güvence Mektubunun kendilerince düzenlenmesinin uygun bulunmadığını ve paranın müvekkile iadesi için hiçbiradım atmayacağını da açıkça ifade ettiğini, işbu durumda müvekkilin hem vekilliğini üstlendiği müvekkiline karşı zor durumda kaldığını, hem de transfer işlemine konu meblağı alıcıya iletmediği halde 10.785,00-USD meblağı iade alamamasından dolayı zarara uğradığını, <br>Yerel Mahkeme nezdinde yapılan yargılama sırasında Davalı Banka’nın ticari defterleri ve kayıtları incelenmediğini, mahkeme tarafından ve Bilirkişi Raporuna esas alınan belgelerin sadece davalının sunmuş olduğu ve esasen müvekkil ile davalı arasındaki yazışmalara ilişkin belgeler olduğunu, bu nedenle davalıya ait herhangi bir ticari kayıt incelenmeden ve değerlendirme yapılmadan dava konusu miktarın iade edilmediğinin nasıl tespit edildiğinin anlaşılamadığını, mahkemenin tamamen davalı beyanını esas alarak dava konusu miktarın davalıya iade edilip edilmediğine ilişkin karar vermiş oluduğunu ve bu hususun hukuken ve usulen aykırılık teşkil ettiğini,Muhabir banka tarafından paranın iadesi için teminat mektubu istendiğine ilişkin dosyada herhangi bir belgenin mevcut olmadığını, söz konusu teminat mektubu talebini davalı bankanın müvekkile yazmış olduğu yazı içerisinde belirttiği bir husus olduğunu, dolayısıyla muhabir banka tarafından gerçekten teminat mektubunun istenip istenmediğinin bilinmediğini, bunu kanıtlayan herhangi bir belgenin de dosyaya davalı banka tarafından ibraz edilmediğini, <br>Yerel Mahkemenin yine tamamen sadece Davalı Banka’nın beyanını somut olayın değerlendirmesinde esas aldığını ve teminat mektubunun istendiğine ve müvekkil tarafından sunulmadığına karar verdiğini, yargılama sırasında müteaddit kereler Davalı Banka’nın muhabir banka ile arasındaki yazışmaları sunması için talepte bulunulduğunu ve yerel mahkeme tarafından bu konu hakkında 13.12.2021 tarihli celsesinde “5-Davalı bankaya yazılan müzekkereye eksik cevap verildiği anlaşılmakla davacıya ait hesap numarasından 22/03/2016 tarihinde yapılan yurt dışı para transferine ilişkin bütün bilgi ve belgelerin, muhabir banka ile yazışmaların ve paranın akıbetine ilişkin bilgilerin yeniden gönderilmesinin istenilmesine” şeklinde ara karar kurulduğunu, ancak Davalı Banka tarafından muhabir banka ile yaptığı yazışmaların dosyaya ibraz edilmediğini, bu bağlamda paranın akıbeti ile ilgili olarak ve teminat mektubunun istenip istenmediği ile ilgili olarak somut olayda Davalı Banka’nın beyanı haricinde herhangi bir yazılı evrakın bulunmadığını, hal böyleyken sadece davalı banka beyanı esas alınarak dava konusu paranın davalı banka nezdinde olmadığını ve teminat mektubunun istenmesine rağmen verilmediği hususlarına ilişkin yapılan tespit ve değerlendirmelerin hatalı olduğunu, Davalı Banka ile muhabir banka arasında yapılan yazışmaların içeriği ve dava konusu paranın kimin uhdesinde olduğunun net olarak belirlenmesinin huzurda görülen işbu dava için önem teşkil ettiğini, Ayrıca teminat mektubunun neden istendiği, içeriğinin nasıl olması gerektiği, 20 seneyi aşkın süredir birikimlerini ve parasını sakladığı ve halen de birikimlerini yatırdığı Davalı Banka’nın müşterisi olan ve yüksek meblağları içeren hesapları haiz olan müvekkil için neden Davalı Banka tarafından düzenlenmediği hususlarının Davalı Banka’ya süreç içerisinde defalarca sorulduğunu, işbu hususlara ilişkin müvekkil ile Davalı Banka arasında yapılan yazışmaların mübrez olduğunu,Müvekkilin muhatabının sadece müşterisi olduğu davalı... Bankası olduğunu, davalı Bankanın ulusal ve uluslararası anlamda bilinirliği ve karşısında güvenilir bir muhatap olduğu ve olacağına duyulan inanç ile Davalı Banka ile çalışmış olduğunu ve dava konusu para transferi işleminde Davalı Bankanın seçildiğini, bu çerçevede gönderilen dava konusu meblağın her ne sebeple ile olursa olsun alıcıya ulaşmadığı durumda, anılan miktarın iadesi konusunda müvekkilin muhatabının yine işlemi yerine getiren Davalı ... Bankası olacağını, işbu olayda müvekkilin muhabir banka ve alıcı banka ile direk teması olamadığı ve olamayacağı için ... işlemini yapan davalı ...Bankasından paranın iadesini talep edebilmekte olduğunu, burada müvekkilin tek muhatabının yasal olarak davalı ... Bankası olduğunu, Davalı bankanın söz konusu paranın iadesi için muhabir banka ve alıcı banka ile temasa geçip sorunu çözmesinin beklendiğini,Davalı Bankanın BDDK kapsamında denetlenen ve kamu hizmeti veren, kamu nezdinde güven uyandıran kuruluşlardan olduğunu, faaliyet alanlarında gerektirdiği ölçüde basiret ve özenle davranması gerektiğini, kamu nezdinde oluşturulan bu güvene Davalı Bankanın işlemlerinde sıradan bir tacirden daha yüksek bir özen göstermelerini gerektirdiğini, bankaların sıkı devlet denetimden ve katı kurallara bağlı olarak faaliyet gösterdiklerini, bunun, onların güvenilir ve özenli olduklarına dair kamu nezdinde bir güven yaratmak suretiyle onları birer güven kuruluşu yaptığını, dolaysıyla, objektif özen yükümüne uygun şekilde davranmaları gerektiğini, bu nedenle söz konusu transfer işleminde gerek müvekkilin gerekse de muhabir bankanın asıl muhatabının Davalı ... Bankası olduğunu, dolayısıyla, muğlak kalan ve halen daha müvekkile iade edilmeyen 10.875,00-USD’nin nasıl iade edileceği, iade edilmesi konusunda hangi yolun izleneceği veya izlenmesi gerektiği, teminat mektubunun ne olduğu, neden istendiği, güvence mektubunun talep edilmesinin bankacılık teamülüne göre uygun olup olmadığı,  içeriği ve niteliklerinin ne olacağı, kim tarafından sağlanacağı, problemin nasıl çözümleneceği hususunda bilgi verilmemesi, bu konuda Davalı Bankanın aksiyon alması, gerekirse mektubun müvekkilden sağlanması ve müvekkili bu konuda açıkça bilgilendirmesi, yönlendirmesi ve muhatap bankanın paranın geri ödenmesi konusunda işlem yapması ve çözüm üretmesi gerektiğini, bunun aksi halde davranan Davalı Banka’nın kusurunun mevcut olduğunu, müvekkilin zarara uğramasından sorumlu olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından hükme esas alınan 26.04.2021 tarihli Bilirkişi Raporunun da hüküm kurmaya elverişli bir rapor niteliğinde olmadığını, Bilirkişi tarafından yapılan incelemede sadece dosya içerisindeki belgelerin incelenmiş olduğunu, asıl paranın akıbetine ışık tutacak ve teminat mektubunun istenip istenmediği hususunu aydınlatacak Davalı Banka’nın ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapılmadığını, davalı banka ile muhabir banka arasında yapılan yazışmaların Yerel Mahkeme tarafından bu konu hakkında hüküm kurulmasına rağmen Davalı Banka tarafından dosyaya ibraz edilmediğini, haliyle herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, bu nedenle sadece davalı banka beyanı esas alınarak somut olayın değerlendirilmesi ve tespitte bulunulmasının hatalı olduğunu, BDDK çerçevesinde güven kurumları olarak bilinen ve basiretli bir tacirden daha fazla dikkat ve özen yükümlülüğü olan Davalı Banka tarafından, işlem tarihi olan 2016 yılından beri Müvekkille aydınlatıcı ve sorunun çözümüne odaklı olarak bilgi vermeyen Davalı Banka’ya karşı müvekkilin tüm güveninin sarsıldığını, kendi müvekkiline karşı zor durumda kaldığını ve 10.875,00-USD meblağın geri ödemesini alamadığını, Türk Medeni Kanunu 2. Maddesi uyarınca, güvenin korunması ilkesi, güvenen nezdinde bir güven unsurunun oluşmasına sebebiyet veren güvenilenin, yarattığı bu güvene uygun davranışlarda bulunması ve bunun sonuçlarına da katlanması anlamına geldiğini, davalı bankanın hem ulusal hem de uluslararası anlamda tanınan ve güvenilirliği ile bilinen ve kamu hizmeti veren bir şirket olduğunu, müvekkil ile yıllardır süregelen bir müşteri ilişkisinin bulunduğunu,Davalı Bankanın konu hakkında çözüme yönelik herhangi bir aksiyon almadığı ve bilgi vermediği gibi, anılan meblağın muhabir bankaya gönderildiği veya muhabir banka tarafından kendilerine yazılan ve meblağın iade edilemeyeceği, iadesi için güvence mektubunun verilmesi gerektiği konusundaki bilgilere ilişkin yazılı dokümanları da paylaşmadığını,Davalı Banka’nın işbu davaya konu para transferi ile ilgili olarak göstermesi gereken özen ve Müvekkile vermesi gereken bilgi yükümlülüğünü ortadan kaldıracak ve para transferi işleminde Banka’nın sorumluluğunun doğmayacağı ve her türlü sorumluluğun Müşteri sıfatıyla Müvekkile ait olduğunun hakkaniyete uygun düşmediğini, Sonuç olarak, Müvekkilin, bir güven kuruluşu olan ve BDDK kapsamında denetlenen ve kamu hizmeti veren Davalı Banka’ya güvenerek kendi Müvekkili adına patent araştırması ve veri tabanı ücreti olan 10.875,00-USD tutarın yurtdışındaki ..’de hesabı bulunan ....’ya aktarılması talimatını verdiğini, aradan 5 yıl geçmesine rağmen transferi gerçekleştiremeyen ve muhabir banka ... Bank ve... Bank tarafından Davalı Banka’dan talep edildiğini ileri sürülen güvence mektubu (bu konuda hiçbir yazılı delil de davalı tarafından sunulmamıştır) ile ilgili olarak Davalı Banka tarafından herhangi açıklayıcı ve bilgi verici bir aksiyon alınmaması konusunda muhabir banka ile görüşme sağlanıp paranın iadesi konusunda sorunun çözümüne dair bir işlem yapılmamış olmasından dolayı Davalı Bankanın doğrudan sorumlu olduğunu, <br>Tüketici Kanunun ilgili hükümleri ve genel prensip çerçevesinde de müvekkilin Davalı Banka nezdinde müşteri konumunda olduğunu, Davalı Bankanın müşterileri ile akdetmiş olduğu sözleşmelere tüm sorumluluklardan kendilerini kurtarıcı hükümler koyduğunu, bu durumda gerek müşterinin tüketici konumunda kalması gerekse elektronik yollarla verilecek hizmetlerde bankanın menfaatlerinin müşteriye oranla kıyaslanamaz olması gibi etkenlerle bankaların, sözleşmelere koyduğu, kendilerini tamamen sorumluluktan kurtarıcı hükümlerin geçersiz sayılması gerektiğini, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 25. Maddesi ‘Genel İşlem Koşulları’ niteliğindeki sözleşmelerin içerik denetimini ‘Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz.’ şeklinde düzenlediğini, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu m.28; ‘Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.’ şeklinde olduğunu, genel işlem şartları niteliğindeki sözleşmelerden Müvekkil gibi olumsuz yönde etkilenen tüketicilerin korunmasının amaçlandığını,Müvekkilin, Davalı Banka’nın işletmekte olduğu prosedür açısından mağdur durumda olduğunu, 10.875,00-USD tutarındaki transfere konu meblağının işlem tarihi üzerinden 6 yılı aşkın süre geçmesine rağmen iade alamadığını ve akıbetini öğrenemediğini, işbu durumdan zarar gördüğünü, Davalı Banka Müvekkilin tek muhatabı olduğundan Davalı Banka tarafından Müvekkile 10.875,00-USD tutarındaki transfer edilemeyen paranın swift işleminin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iade edilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Davanın İstanbul 8 Tüketici Mahkemesinde açıldığı, bu mahkemece yapılan değerlendirme sonucu 2021/156 Esas - 2021/193 Karar sayılı 22/04/2021 Tarihli kararıyla davanın ticaret mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, görevsizlik kararı üzerine dosyanın İstanbul 19 ATM.'ye tevzi edildiği, bu mahkemece yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.Dava, bankacılık işleminden kaynaklı tazminat davasıdır.Mahkemece, davanın  reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, Davacı ... tarafından 22.03.2016 tarihinde ... adına İngiltere' de yerleşik ... adlı alıcı bankadaki hesabına ulaştırılmak üzere işbu davanın konusunu oluşturan para transfer işlemi (...) için talimat yazısı yazmış olup Davalı Bankaca Söz konusu transfer işlemini 22.03.2016 tarih .... İşlem Referansı, ...16 açıklamasıyla muhabir bankası olan ... Bank aracılığıyla gerçekleştirildiği, daha sonra 31.03.2016 tarihinde ... Banktan tutarın talimatta belirtien hesaba ödendiği ancak hesap isminin ödeme emrinde belirtilen alıcı isminden farklı olduğu bilgisinin alındığı anlaşılmaktadır.Mahkemece davalı bankaya 24/06/2021 tarihinde yazdığı müzekkere ile;Davacı ... (TC:  ...)'na ait ... numaralı hesabından 22/03/2016 tarihinde yapılan yurt dışı para transferine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin  gönderilmesinin istenildiği, yine  13/12/2021 tarihli müzekkere ile; 24/06/2021 tarihli yazımız ile Davacı ... (TC: ...)'na ait ... numaralı hesabından 22/03/2016 tarihinde yapılan yurt dışı para transferine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin, muhabir banka ile yazışmaların ve paranın akıbetine ilişkin bilgilerin çıkartılarak mahkememize bilgi verilmesi istenilmiş ise de;  24/06/2021 tarihinde mahkememiz tarafından yazılan müzekkereye eksik cevap verildiği anlaşılmakla tekrardan araştırılarak ivedi olarak gönderilmesinin istenildiği, davalı bankadan 22/10/2021 ve 12/01/2022 tarihli cevabi yazıların gönderildiği anlaşılmıştır.Mahkemece alınan bankacı bilirkişi raporunda; Davalı bankanın alıcının Bankası olan İngilterede yerleşik ... ile organik bir bağı bulunmadığı gibi, birbirlerinin hesap bilgilerini görebildikleri bir Bankacılık ağı da bulunmadığı, bu nedenle hesap adı ile hesap numarası arasındaki uyuşmazlığa müdahale etme şansı ve görevi bulunmadığı, talimat bankası olan davalı Bankanın kendisine düşen görevi yerine getirdiği, gerekli mesajları ilettiği, muhabir bankanın ancak güvence mektubunun verilmesi halinde bu ödemeyi yapabileceğini iletmesi karşısında yapacak başka bir görevi kalmadığı, muhabir banka tarafından yanlış hesaba geçen tutarın iadesi için istediği güvence mektubunun düzenlenerek verilmesinin Davalı Bankanın yükümlülüğünde olduğundan söz edilemeyeceği, Yukarıdaki açıklamaların ışığında dava konusu ... yöntemi ile yurt dışındaki hesaba gönderilen 10.875,- USD havale işleminden dolayı davacı zararının oluşmasında davalı bankanın bir sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.HMK'nın 146. maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Yukarıdaki açıklamalar ve mahkemece gerekçesinde belirtilen tesbitler gözetildiğinde davacı vekilinin eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporu ile karar verildiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Somut olayda davalı banka, havaleyi, davacının gösterdiği IBAN numarasına ve davacının bildirdiği alıcı unvanına göndermiştir. Bankacı bilirkişinin de detaylı olarak açıkladığı üzere, IBAN numarasının alıcı unvanıyla uyumlu olup olmadığını davalı bankanın denetlemesi ve karşılaştırması mümkün değildir. Bu kontrolün, alıcının hesabının bulunduğu alıcının bankası tarafından yapılması gerekir. Çünkü, alıcının bankasının, IBAN numarasıyla alıcının unvanını karşılaştırması, eğer bilgiler uyumlu ise parayı alıcının hesabına yatırması, aksi taktirde havaleyi iade etmesi gerekirdi. Böyle bir iade gerçekleşmediği gibi, alıcının IBAN numarasının alıcı unvanıyla uyumlu olmadığına dair davacı tarafın sunduğu bir kanıt da yoktur. Bu durum kabul edilse bile, alıcının bankası ile davalı banka arasında yardımcılık ilişkisi yoktur ve alıcının bankasının kusuru olsa bile davalı sorumlu tutulamaz. Dolayısıyla ortaya çıkan zararda davalı bankanın  kusuru bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/2671 Esas - 2018/8089 Karar sayılı  19/12/2018 tarihli kararı benzer mahiyettedir.)Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında da ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların değerlendirildiği, dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre ilk derece mahkemesince davanın reddi yönünde verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan  tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 03/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fdc98a258dc4d02d","SID":"4609783a2ac58e07"}}