{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:09/07/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:17/03/2022<br>DAVANIN KONUSU:Tanıma Ve Tenfiz<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:09/07/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, taraflar arasında bir ticari dava görüldüğünü ve Essen Eyalet Mahkemesi'nin 15/04/2010 tarih ve ... Karar sayılı ilamının oluştuğunu, ancak davalının 2010-2013 yıllarında alacağını haczetmek için farklı yollara başvurduğunu, müvekkilinin 2013 yılında kararın var olduğu ve tarafların yaşadıkları ülke olan Almanya hukukunun kendine verdiği hukuksal hakkı kullanarak tüm borçlarını hukuksal hak yoluyla ödenmiş kılacak olan iflas yasasını değerlendirerek tüm borçlarının hukuksal yoldan silinmesini talep ettiğini, 22/11/2016 yılında sonuçlanan iflasla borçların silinmesinin sonuçlandığını, ancak davalıların, müvekkilinin Türkiye'de mal varlığını öne sürerek bu borçların silinmesine itiraz ettiklerini, hukuksal çekişmenin yaşandığı ülke hukuka göre yetkili Essen Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24/05/2019 tarih ve ... sayılı karar ilamından anlaşılacağı üzere oldukça geniş kapsamlı inceleyerek, o dosyadaki davalı ...'ın özellikle Türkiye'deki mal varlığı ve çalışıp gelir elde etmesinin iflasa,  dolayısıyla iflas yoluyla borçların silinmesine engel olup olmayacağını incelediğini, mahkemenin kararında Türkiye'de mal varlığı ve çalışıp gelir elde etmesinin kişinin özel koşullarında borçların silinmesini sağlayan iflasına engel olmadığını ve adı geçen listedeki tüm borçların, davalılara olan borçlar da dahil olarak silindiğini ve müvekkilinin davalıya bir borcu olmadığının Essen Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24/05/2019 tarih ve ... sayılı karar ilamı ile karara bağladığını, bu davadaki davalılar ... ve ...'ın karara itiraz hakkını da kullandığını ve konuyu üst mahkemeye taşıdığını, üst mahkemenin de konuyu ayrıntılı bir şekilde inceleyerek yerel mahkemenin kararının doğru olduğunu onayladığını ve sonucu kesinleşmiş karar için yerel mahkemeye iade ettiğini, mahkemenin verdiği kararın 16/06/2020 tarih ve ... sayılı karar ilamı ile kesinleştiğini, böylece 14/05/2010 tarih ve ... karar sayılı ilamın da ortadan kalktığını ve varlığını yitirdiğini, davalı tarafın hukukun üstünlüğünü yok sayarak Türkiye'ye tanıma tenfiz davası açarak aslında hukuku, infaz edilmiş bir kararı yeniden var etmeye çalışarak yanıltma yoluna gittiğini, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin aslında kararın zaten infaz edilmiş olmasını dahi dikkate almaksızın tanıma ve tenfiz davalarında kararın içeriğine bakılmaksızın sadece varlığına bakarak karar vermesi yoluyla kararın tanındığını ve tenfiz edildiğini, zaten haczedilmiş bir kararın şimdi ikinci kez davalılar tarafından haczedilebilir hale gelmeye çalışılmakta olduğunu, söz konusu durumun hukuksuz olduğunu, kamu vicdanını rahatsız etmekte olduğunu, usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar bu konuda istinafa gidilecekse de asıl olan borcun haczedildiğini, kesinleştiren kararın da tanınması ve tenfizi yoluyla Essen Eyalet Mahkemesi'nin 15/04/2010 tarih ve ... karar sayılı ilamını Türkiye'de de hükümsüzleştirmek gerekmekte olduğunu, dava süresince davacının sağlık durumunu da dikkate alan kararlarda yine davacının sağlık sorunlarının hukuksal olmayan ancak hukuksal sıralama gerektiren durumdan dolayı ve haksız yere taşkın ve aşırı zarar görmemesi adına Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin konuyla ilgili tanıma ve tenfiz kararının, ... sayılı karar ilamının tanıma tenfiz davası Essen Eyalet Mahkemesi'nin 15/04/2010 tarih ve ... karar sayılı ilamını ortadan kaldıran, Essen Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24/05/2019 tarih ve ...  sayılı karar ilamı ve yine bu kararın istinaf edilmesi neticesinde üst mahkemenin adı geçen karar ilamını onaylaması ile kesinleşen 16/06/2020 tarih ve ... sayılı karar ilamının tanınması ve tenfizini talep etmiştir.  <br>DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalılar vekili, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında, davacısı işbu dosya davalıları, davalısı işbu dosya davacısı olan kişiler arasında alacağa ilişkin yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi davası açıldığını ve açılan davanın davalılar yönünden kabul ile sonuçlandığını, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında işbu dosya davacısının Almanya’da iflas etmiş olduğu, Almanya’daki iflasın Türkiye'de geçerli olduğu, Almanya iflas kararının Almanya’da kesinleşmiş olduğu bu sebeple Türkiye'de iflasın geçerli olduğu, ortada kesinleşmiş bir yabancı iflas kararı olduğundan, alacağa dair  kesinleşmiş Alman mahkeme kararının tanınmaması ve tenfiz edilmemesinin talep edildiğini, mahkemece itirazların reddine karar verildiğini ve sunulan alacağa dair yabancı mahkeme kararının tanınmasına ve tenfizine karar verildiğini, itirazları sonuç vermeyen işbu dosya davacısının bu kez diğer dosyada ileri sürdüğü Alman iflas kararının Türkiye'de tanınması için işbu davayı açtığını, tanınması istenen yabancı iflas kararının gerçek kişinin iflasına dair bir karar olduğunu, MÖHÜK 54. maddeye göre Türkiye'de tanınması ve tenfizi mümkün olmadığını, tanınması ve tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının 2013 yılında verildiğini, 6 ve 3 yıllık sürelerin dolduğunu, yani şu anda davacının Almanya’da artık müflis olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...Yabancı mahkeme ilamının tenfizi istemiyle açılan somut uyuşmazlıkta, tanımlanan ilkeler ve ölçüt çerçevesinde davacının Alman mahkemesi kararı ile iflasına ve tüm borçlarının silinmesine dair karar açıkça kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğinden tanıma ve tenfizi mümkün olmadığı\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılara hiçbir borcunun bulunmadığını, davalıların Alman mahkemelerindeki tüm itiraz haklarını kullanmalarına rağmen, müvekkilinin borçlarının silinmesine dair kararın kesinleştiğini, Almanya'da verilen iflas kararının evrensel nitelikte olduğunu, müvekkilinin iflasına karar yönünden yetkili Alman mahkemelerinin verdiği kararın zaten icra edildiğini, müvekkilinin hiçbir borcunun kalmadığının sabit olduğunu, yabancı mahkeme iflas kararının tenfizi konusunda Türk kamu düzenini açıktan ihlal edecek bir niteliğin olmadığını, yabancı ülkelerde verilen iflas kararlarının Türk hukukunda tanınması için hiçbir engel olmamakla birlikte, bu kararların tanınmasının Türk hukukunda da kabul edilen iflasların evrenselliği ilkesinin de kaçınılmaz bir sonucu olduğunu, müvekkilinin iflasının kesinleştiği ve tüm borçlarının silindiğini gösterir kararın onaylı tercümesi doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin hukuka uyarlı olmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, davacının iflasına ilişkin yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir.<br>Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi, yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır (5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, m. 50).<br>Kesinleşmiş karara ilişkin tenfizin şartları ise, 5718 sayılı MÖHUK'un 54. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde gereğince; kararın verildiği devlet ile Türkiye Cumhuriyeti arasında karşılıklılık bulunması, kararın münhasıran Türk mahkemelerinin yetkisine giren bir konuda verilmemiş olması, kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması, o yer kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması gerekir.<br>6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde; \"(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.<br>\" hükmüne yer verilmiştir.<br>Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 14/02/2014 tarihli ... Esas - ... Karar sayılı emsal ilamında; \"...İcra ve İflas Kanunu'nun 43 üncü maddesine göre ancak Türk Ticaret Kanunu'na göre tacir sayılan ya da tacirler hakkındaki hükümlere tâbi olanlar ile tacir olmadıkları halde, özel yasalara göre iflasa tâbi tutulan kimselerin iflasına karar verilebilir; bu husus Türk kamu düzeni ile ilgilidir. İstemci tacir olmayıp, hakkında Almanya'da verilen iflas kararının tanınması talebinin reddine karar verilmek gerekirken, hatalı değerlendirme ve yürürlükte bulunmayan bir Yasa'dan bahisle tanıma ve tenfiz kararı verilmesi doğru olmamıştır...\" denilerek, gerçek kişi yönünden yabancı mahkeme tarafından verilen iflas kararının tanınması için, kişinin TTK hükümlerine göre tacir olması yada özel kanunlara göre iflasa tabi olmasının kamu düzenine ilişkin olduğuna işaret edilmiştir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 08/04/2021 tarihli ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 6 Hukuk Dairesi'nin ... Esas sayılı ilamı da aynı yöndedir. Dairemizce aynı yönde verilen ... Esas - ... Karar sayılı ilam, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19/12/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile onanmıştır. <br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, tanınması istenen Almanya adli merci kararının iflasa ilişkin olmasına, davacının Türk mevzuatı açısından tacir veya iflasa tabi kişilerden olmadığının anlaşılmasına, yine Türkiye'de iflas kararının verilmesiyle borçların silinmeyip, iflas tasfiye hükümlerine göre ödenmesinin mümkün olmasına, buna karşın tanınması ve tenfizi istenen yabancı mahkeme kararında ise davacının iflasıyla borçlarının silinmesine karar verildiğinin anlaşılmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\t<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f9ea8c44b27e7855","SID":"cce81c01f9533d51"}}