{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:09/07/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:22/12/2022<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:09/07/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında müvekkili şirket hakkında başlatılan icra takibinin dayanağı bononun, şirketin eski yetkilisi ... tarafından yetkisi sona erdikten sonra düzenlendiğini, bononun şirket kayıtlarında yer almadığını, bononun lehtarı ve takip alacaklısı olan davalı ...'nın müvekkili şirkette bir yıl işçi olarak çalıştığını, şirketten bono bedeli kadar alacaklı olmasının mümkün olmadığını, şirket adına bonoyu imzalayan eski temsilci ile davalının arkadaş olup, birlikte müvekkili şirkette işe başladıklarını, şirket işlerinin yürütülmesi için ...'a şirket müdürlüğü yetkisi verildiğini, davalı ...'nın da pazarlama departmanında çalıştığını, sonrasında satış bedellerini tahsil etmeden şirketten ayrılarak şirketin zararına sebep olduklarını, şirketin eski yetkilisi ... ile davalının işbirliği ile hareket ettiklerini, birlikte 04/04/2018 tarihinde ... Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti.'yi kurup ortak olduklarını, bononun şirketin eski yetkilisi ile davalı tarafından şirketi zarara uğratmak için muvazaalı olarak düzenlendiğini, bononun bedelsiz olduğunu, davalı ile bonoda imzası bulunan ... hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasında soruşturmanın sürdüğünü beyan ederek, takip ve bono nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirkette pazarlama şefi olarak çalıştığını, çalıştığı süre içerisinde şirkete büyük miktarlarda para kazandırdığını, davacı şirketin sahibi olan ...'nin müvekkiline ortaklık önerdiğini, cirodan pay vereceğini sözlü olarak taahhüt ettiğini, müvekkilinin sermayesini şirket bünyesine katması yönünde telkinde bulunmasından sonra müvekkilinin annesi ... adına tescilli 500.000,00 TL değerindeki taşınmazı 2017 yılında davacı şirket lehine ipotek verdiğini, müvekkilinin yıl sonu kar miktarlarından ipotek ve kişisel iş ilişkileri sonucunda 750.000,00 TL alacağının bulunduğunu, şirket yetkilisinin taahhütlerini yerine getirmediği gibi ipoteğin de kaldırılmadığını, müvekkili ile şirket yetkilisi arasındaki WhatsApp yazışmalarından davacı şirket yetkilisinin parasının olmadığını, bu nedenle ödeme yapamayacağını beyan etmesiyle müvekkilinin davacıdan evrak istemesi üzerine şirket müdürüne bono düzenleme talimatı verildiğini, davacının kötüniyetli olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN 25/02/2020 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...davacı şirketin ticari defter ve belgelerinin incelenmesine karar verilerek, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; takip konusu bononun nakden kaydı ile düzenlendiği, davalı tarafın ihdas nedeninin talil etmek suretiyle borcun mal veya hizmet satışından kaynaklı olduğunu ileri sürdüğü, bu nedenle ispat yükünün davalıya ait olduğu, bilirkişi raporuna göre bononun davacı şirketin kayıtlarında yer almadığı, düzenlenme tarihinde şirket müdürü ...'ın yetkili olduğu, ipotek belgelerine göre davalının annesi adına kayıtlı taşınmaz üzerinde ... Ltd. Şti. ve ... Alüminyum A.Ş.'den alınan nakit karşılığında bu şirketler lehine ipotek oluşturulduğu, ipotek akit tablolarında davalının savunmasında ileri sürdüğü hususları teyit eder kayıt ve ibarenin bulunmadığı, davalının yemin deliline dayanmadığı\" gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takip ve dayanağı bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİNİN 04/10/2021 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI İLAMI İLE: <br>\"...Dosya kapsamındaki 12/05/2017 tarihli ipotek akit tablosu incelendiğinde; ...'ya ait taşınmaz üzerinde davacı şirketin dava dışı ... Alüminyum San. ve Tic. A.Ş.'den satın aldığı ve alacağı mal bedellerinden veya kambiyo senetlerinden ... Alüminyum San. ve Tic. A.Ş.'nin ticari kayıtlarına dayalı açık hesap ve cari hesaplarından dolayı mevcut ve bundan sonra doğacak borçlarına şamil olmak üzere borçlarının teminatını oluşturmak üzere 175.000,00 TL limitli ipotek kurulduğu, aynı taşınmaz üzerine 21/06/2018 tarihinde taşınmaz malikinin dava dışı .... Ltd. Şti.'den aldığı 250.000,00 TL bedel karşılığında teminat olmak üzere ipotek kurulduğu anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, ispat yükünün nakden kaydı ile düzenlenen bononun danışıklı olarak düzenlendiği ve bedelsiz olduğunu iddia eden davacı tarafta olduğu, iddiasını yazılı delillerle kanıtlamakla yükümlü olduğu, davalı savunmasının ''nakden'' kaydı ile düzenlenmiş bononun ihdas nedenini talil eder nitelikte olmadığı değerlendirildiğinde mahkemenin ispat külfetinin davalıya ait olduğu yönündeki kabulü hatalı olmuştur. Mahkemece, ispat külfetinin davacıya ait olduğu kabul edilerek, davacının dayandığı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyası dosya arasına alınıp, bu dosya içeriği de değerlendirilerek; dosya kapsamındaki 12/05/2017 tarihli ipotek akit tablosuna göre taşınmazın mahkemenin kabulünden farklı olarak davacı şirket ile dava dışı ....A.Ş. arasında mal alım satımı da dahil olmak üzere davacının ...'a doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatını oluşturmak üzere düzenlenmiş olmasına göre, davalının bu ipotekle ilgili savunması değerlendirilip, davalının cevap dilekçesi ekinde ibraz ettiği WhatsApp yazışmaları ile ilgili gerekirse davacı şirket temsilcisinin isticvabı ile tarafların dayandığı tüm deliller değerlendirilip, davacı tarafın açıkça yemin deliline de dayanmış olması nedeniyle gerekirse bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığı konusunda yemin delili hatırlatılıp ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının  kaldırılmasına, dosyanın açıklandığı şekilde tarafların bildirdiği tüm deliller toplanıp değerlendirilerek ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine\" karar verilmiştir. <br>ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİNİN KALDIRMA KARARI SONRASINDA YAPILAN YARGILAMA NETİCESİNDE İLK DERECE MAHKEMESİNİN 22/12/2022 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı dosyası ile yapılan soruşturma sonucunda, taraflar arasındaki ilişkinin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğundan bahisle 05/02/2019 tarih ve ... sayılı karar ile KYOK verilmiş, karara müşteki olan davacının itirazı üzerine Antalya 5. Sulh Ceza Hakimliği'nin 03/05/2019 tarih ve ... D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiş ve KYOK kesinleşmiştir. BAM kararı doğrultusunda, davalı tarafından sunulan WhatsApp görüşmeleri için davacı şirket yetkilisi adına isticvap davetiyesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak duruşmaya mazeretsiz olarak gelmemiştir. Her ne kadar isticvap için tayin edilen günde davacı vekili mazeret sunmuşsa da, isticvap niteliği gereği tarafın hazır bulunmasını gerektirdiği ve davacı şirket temsilcisinin de geçerli bir mazeret dilekçesi bulunmadığı dikkate alınarak davalı tarafça sunulan WhatsApp görüşmelerinin içeriğini kabul etmiş sayılmıştır. Takip konusu bono incelendiğinde; keşidecisi davacı şirket, lehtarı davalı olmak üzere 02/01/2018 düzenleme, 02/04/2018 ödeme tarihli, 750.000,00 TL bedelli ve \"nakden\" kaydıyla düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ispat yükünün nakden kaydı ile düzenlenen bononun danışıklı olarak düzenlendiği ve bedelsiz olduğunu iddia eden davacı tarafta olduğu, HMK'nın 200. maddesi uyarınca davacının iddiasını yazılı delillerle kanıtlamakla zorunlu olup, davacı vekiline yemin deliline başvuru hakkı hatırlatılmış ancak yemin deliline de dayanmamış olmakla davanın reddine\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında senede dayalı hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, davalıya hiçbir borcunun olmadığını, bonoda imzası olan şirketin eski yetkilisi ... ile bononun lehtarının birlikte şirket kurduklarını ve birlikte muvazaalı şekilde hareket ettiklerini, birbirleri lehine usulsüz işlemler yaparak sebepsiz zenginleşmeye çalıştıklarını, müvekkili şirketin ticari defterlerinde davaya konu bononun kaydedilmediğini, davalı tarafından şirkete verilmiş nakit kaydı dahi bulunmadığını, davalının senedi talil ettiğini, ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunu, mahkemece ispat yükünün taraflarına yüklenmesinin yanlış olduğunu, müvekkilinin borcu tamamen inkarının senedin talili anlamına gelmeyeceğini, zira müvekkilinin hiçbir sebeple hiçbir aşamada borcu kabul etmediğini, savunmaları ile davalı tarafın senedin ihdas nedenini talil ettiğini, bu nedenle ispat yükünün her şartta davalı tarafta olduğunu, müvekkilinin isticvap davetine icabet ettiğini ve mahkemenin 24/05/2022 tarihli duruşmasında mahkemece müvekkilinin isticvap edildiğini, beyanında özetle WhatsApp yazışmalarını ve somut davaya konu borcu inkar ettiğini, müvekkili isticvap edilmiş olmasına rağmen mahkemece isticvap edilmediği beyan edilerek fahiş hata yapıldığını, WhatsApp yazışmalarında senet ile ilgili herhangi bir yazışma, en ufak bir ima dahi bulunmadığından davalı lehine delil olarak kabul edilemeyeceğini, WhatsApp yazışmalarını destekleyen başkaca bir delilin mevcut olmadığını, davalı tarafından delil ibraz etme süresi içerisinde sunulmayan WhatsApp yazışmalarının devamının isticvap sırasında sunulduğunu, bu durumun usul hukukuna aykırı olduğundan, süresinde sunulmayan hiçbir delilin hükme esas alınmasını kabul etmediklerini,  bononun, davalı tarafından, müvekkili şirket lehine verilen ipotek ve cirodan verilmesi kararlaştırılan kar payına istinaden verildiği iddia edilmiş ise de, müvekkili şirketin yıllık cirosu ve ipotek verilen miktar dikkate alındığında, senet bedelinin çok fahiş miktarda olduğunu, bu durumda müvekkili şirketi zarar uğratmak kastıyla senedin sonradan muvazaalı olarak düzenlendiği hususunu ispat ettiğini, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını, bu nedenle müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilemeyeceğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, takip konusu bonodan kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Takip konusu bono fotokopisi incelendiğinde; keşidecisi davacı şirket, lehtarı davalı olmak üzere 02/01/2018 düzenleme, 02/04/2018 ödeme tarihli, 750.000,00 TL bedelli ve \"nakden\" kaydıyla düzenlendiği anlaşılmaktadır. <br>Davacı tarafça, bonoda şirket kaşesi üzerinde yer alan imzanın, şirketin eski yöneticisi olan ...'ın temsil yetkisi sona erdikten sonra, şirketin eski çalışanı olan davalı ile birlikte danışıklı hareket ederek davacı şirketi borçlandırmak iradesi ile düzenlendiği, gerçekte şirketin davalıya borçlu olmadığı ileri sürülmüştür. <br>Davalı savunmasında, davacı şirkete ortak olması teklifi nedeniyle annesine ait taşınmazın ... Alüminyum...A.Ş.'ye doğmuş ve doğacak tüm borçları için ipotek edildiğini, ipotek alacaklısı diğer şirket olan ....Ltd. Şti.'den alınan nakit bedel karşılığında bu şirket lehine ipotek tesis edildiğini ve şirket cirosundan pay verilmesinin taahhüt edildiğini, ödemelerin yapılmadığını, şirket ortaklığının da gerçekleşmediğini, bononun bu nedenle düzenlendiğini savunmuştur.<br>İspat yükünün, nakden kaydı ile düzenlenen bononun danışıklı olarak düzenlendiği ve bedelsiz olduğunu iddia eden davacı tarafta olduğu, davalı savunmasının ''nakden'' kaydı ile düzenlenmiş bononun ihdas nedenini talil eder nitelikte olmadığı, Mahkemenin bu kabul doğrultusunda ve Dairemiz kaldırma kararına uygun şekilde yargılama yapmasında usul ve yasaya aykırı herhangi bir hususun bulunmadığı, davalının annesine ait taşınmazın, davacı şirketin borçlarının teminatını teşkil etmek üzere ipotek verildiği, davacı şirket yetkilisinin isticvap beyanında davalının sunduğu WhatsApp yazışmalarını inkar etmeyip, bilakis bu yazışmaların devamının da kendisi tarafından sunulduğu, davacı tarafça bononun, davacı adına imzası bulunan şirket müdürünün şirket adına işlem yapma yetkisinin olmadığı bir dönemde geçmişe yönelik düzenlendiği iddialarının kesin delillerle ispat edilemediği anlaşılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>..<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8d6cd7bb94964f1","SID":"41f6cf55e021a8cf"}}