{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2025/430 - Karar No:2025/809<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2025/430 <br>KARAR NO\t: 2025/809\t T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 10/02/2017<br>NUMARASI\t: 2015/855 E-2017/80 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 08.07.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 08.07.2025\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince  istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili: Taraflar arasında 10.03.2011 tarihli sözleşme ile 4628 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu hükümleri uyarınca elektrik üretimi amacıyla İncebel Hidroelektrik Santrali projesindeki elektromekanik ekipmanların tedariki, anahtar teslim esasına göre montajı, test ve devreye alma işlerinin yapımını müvekkili davacının yüklenici sıfatı ile üstlendiğini, söz konusu santralin 09.04.2015 tarihinde bakanlık geçici kabul işlemlerinin tamamlanarak işletmeye alındığını, ancak 29.12.2015 tarihinde yaşanan su baskını nedeniyle sonrasında yapılacak masrafların davalı kapsamında bulunan sigorta şirketinden tahsil edilmesinin talep edildiğini, davalı işverenin 11.02.2015 tarihli ve 02.03.2015 tarihli yazı ile hasardan kaynaklanan giderlerin kendileri sorumluluğunda olduğunu kabul ettiğini, bu kapsamda müvekkilinin su baskını sonrasında toplam 231.198,45 TL+KDV ve 56.359,29TL +KDV tutarlı harcamalara ait ödemeler yaptığını, söz konusu bu bedellerin sigorta kapsamında davalıdan tahsil edilmesi gerektiğini, ancak 04.08.2015 ve 17.08.2015 tarihli ihtarnamelerle faturaların iade edildiğini, ayrıca 18.05.2015 tarihli davalı yazısında belirtilen su basma nedenlerinin işveren kapsamında bulunan kuyruk suyu pompalarının  çalışmaması, kuyruk suyu kapaklarının kapatılmaması ve santral personelinin ihmalinden kaynaklandığının müvekkilinin 20.01.2015 tarihli yazısında belirtildiğini, 30.04.2015 tarihli yazıyla da müvekkilinden kaynaklanmayan nedenlerle yaşanan su baskını sonrasında gereken süre uzatımı ile 2 nolu kesin hakedişin  davalıdan istenildiğini, 18.05.2015 tarihli davalı yazısı ile kesin teminat verilmesi halinde değerlendirileceğinin belirtildiğini, ancak sözleşmenin 10.1 geçici kabul maddesindeki düzenleme kapsamında 09.04.2015 tarihinde imzalanan bakanlık geçici kabulü ile taraflar arasında yapılacak geçici kabulün sözleşme gereği tamamlanmış olduğunu, ancak yaşanan su baskını sonrası yapılan harcamaların davalı tarafından kabul edilmeyerek ödenmediğini belirterek yaşanan su baskını sonrası yapılan ve davalı uhdesinde bulunan harcamalar toplamı  287.557,74 TL + KDV'nin ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\t\tDavalı vekili:Davacı tarafından ifası taahhüt edilen işlerin geçici kabulünün 09.04.2015 tarihinde yapılarak sözleşme konusu işlerin müvekkili şirket tarafından teslim alındığını, dava dilekçesinde su baskını olayının 29.12.2015 tarihinde meydana geldiği belirtilmişse de su baskınının bu tarihte değil 29.12.2014 tarihinde meydana geldiğini, dava konusu alacak talebine dayanak gösterilen su baskını olayının davacı personellerinin işyerini üzerlerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü  yerine getirmeksizin terk ettikleri 29.12.2014 günü kör tapa ile kapatılmayan draft tube (boşaltma borusu) boşluğundan santral içine su girmesi nedeniyle meydana geldiğini, davacı iddiasının aksine su baskını olayından müvekkilinin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, sözleşme hükümleri gereğince sözleşmenin başlangıç tarihinden geçici kabulün yapıldığı 09.04.2015 tarihine kadar geçen zaman diliminde  işin yapımı ve işyeri güvenliği, işin ve işyerinin her türlü sorumluluğunun  yüklenici olarak davacıya ait olduğunu, su baskınının bizzat davacının personelleri tarafından yerinden  sökülen boşaltma borusunun yerine kör tapa takılmaması nedeniyle meydana geldiğini, dolayısıyla su baskını nedeniyle yapılan masraflar kapsamında davacı tarafından müvekkiline gönderilen faturaların 14.08.2015 ve 17.08.2015 tarihli ihtarnamelerle süresi içinde davacıya iade edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİlk Derece Mahkemesince: Davanın, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkin olduğu, yanlar arasında akdi ilişkinin mevcudiyeti ve işin geçici kabulünün yapılarak davalıya teslim edildiği hususlarının sabit ve çekişmesiz bulunduğu, çekişmenin geçici kabul öncesinde meydana gelen su baskını olayının ortaya çıkardığı masraftan kimin sorumlu bulunduğu hususunda olduğu, tarafların delillerinin toplandığı, uzman bilirkişi kurulundan rapor ve ek rapor alındığı, bilirkişi kurulu raporunda ve ek raporunda, su baskını olayının 28.12.2014 tarihinde yaşanmış olduğunu, davacının, yüklenici olarak işi fen ve sanat kurallarına göre yapmak durumunda olduğunu, davacı şirketin yükleme havuzu-cebri boruyu kontrol etmeden test ve devreye alma çalışmalarına başlamakla % 75 kusurlu bulunduğunu, davalının da, 1. ve 2. üniteleri devreye alma ve test hizmetlerinde gerekli dikkat ve özeni göstermediğinden % 25 kusurlu bulunduğunu, bu kusur oranına ve dava dilekçesindeki talep miktarına göre davacının davalıdan 84.829,53 TL alacağın tahsilini isteyebileceğini bildirdiği, davacı vekili itirazında, davalı şirketin 02.03.2015 tarihli yazısında su basmasındaki sorumluluğun şirketlerinde olduğu kabulüne rağmen davacı şirkete % 75 kusur verilmesinin hatalı olduğunu belirtmekte ise de; sözkonusu belgede “kanuni hakları saklı kalmak üzere” gerekli giderlerin davalı tarafından karşılanacağı belirtildiğinden ve davacının su baskını nedeniyle oluşan hasar ve zararı gidermek için faaliyete geçmemesi üzerine davalının bir an önce enerji üretimine başlayabilmek için  gerekli giderleri üstlenmeyi ihtirazi kayıtla taahhüt ettiği kanaatine varıldığından sözkonusu yazının davacının sorumluluğunu ortadan kaldırıcı nitelikte olmadığının kabul edildiğini, keza sözleşmenin 16.2 maddesi hükmünde; işin geçici kabulünün yapıldığı tarihe kadar her türlü sorumluluğun davacı yükleniciye ait olacağı belirtilmekte ise de, bu hükmün davalının bizzat kendi kusurundan kaynaklanan sorumlulukların da davacı yükleniciye geçeceği şeklinde anlaşılamayacağı, herkesin kendi kusurunun sonuçlarına katlanması gerektiği kabul edilerek ek raporda belirtildiği şekilde davalının kendi kusuruna isabet eden 84.929,53 TL zarardan sorumlu olması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak bu tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne 84.829,53 TL'nın 23.11.2015 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının hukuki mesnetten yoksun ve hatalı olduğunu, İncebel Hidroelektrik Santralinin elektromekanik ekipmanının tedariki, montajı, test ve devreye alma işlerinin müvekkili tarafından üstlenildiğini, davalı iş sahibi şirketin  ise tüm bu işlerin taraflar arasında imzalanan 10/03/2011 tarihli sözleşmeye uygun olarak yapıldığını kabul ederek geçici kabulünü yaptığını, müvekkilinin üstüne düşen işleri sorunsuz ve ayıpsız olarak teslim ettiğini, davalı tarafından teslim alınan santralde su baskını yaşandığını ve gerçekleşen su baskını dolayısıyla oluşan hasarın müvekkiline yükletilmek istendiğini, mahkeme gerekçeli kararında geçici kabulün yapılmış olduğunun davalı ve davacı tarafından kabul edildiği, bu hususun çekişmesiz olduğuna ilişkin tespitin  doğru ve yerinde olduğunu, fakat mahkeme tarafından tüm itirazlarına rağmen özensizce ve taraflı şekilde hazırlanan bilirkişi raporuna harfiyen uyulduğunu ve bu durumun adaletsiz bir karar verilmesine sebebiyet verdiğini, bilirkişi raporu ve ek raporunda, hidroelektrik santralde yaşanan su basması olayınında oluşan hasarın, müvekkili  tarafından yükleme havuzu ve cebri borunun kontrol edilmemesi ve bu haliyle test ve devreye alma çalışmalarına başlanması sebebiyle meydana geldiği, bu sebeple müvekkilinin % 75 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, oysa müvekkilinin  uhdesinde bulunan işleri eksiksiz yerine getirdiğini, bilirkişi raporunda ve dolayısıyla gerekçeli kararda yer alan müvekkilinin yükleme havuzu ve cebri borunun kontrol etmemesi ve test ve devreye alma çalışmalarına kontrol etmeden başlamasının söz konusu olmadığını, davalı yanın geçici kabul tutanağını imzalarken müvekkilinin üstüne düşen görevleri eksiksiz yerine getirdiğini kabul ettiğini, ayrıca dava dilekçesi ekinde bulunan müvekkilinin  23.10.2015 tarih, 1213 sayılı yazısı ekinde, davalı şirket tarafından müvekkiline gönderilen 02/03/2015 tarih ve BİEM-09/245 sayılı yazının sunulduğunu, karşı  tarafça yazılan 11.02.2015 tarih ve BİEM-09/239 sayılı  yazısında \"Santrale su basması nedeniyle zarar gören generatörlerin garantisinin devamını teminen, üretici Indar firmasına tamir ettirilen generatörlerin tamir bedelinin ödenmesi ile ilgili olarak tesisi sigorta eden firma nezdinde çalışmaların başlatıldığı tarafınıza bildirilmiş olup ekspertiz çalışmaları devam etmektedir. Yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla ödeme, test ve devreye alma çalışmalarının bitirilmesini müteakipşirketimizin garantisi altındaır.\" denildiği,  aynı şekilde davalının  02/03/2015 tarih ve BİEM-09/245 sayılı yazıda \"Su basması nedeniyle oluşan hasarlardan kaynaklanan giderler kanuni haklarımız saklı kalmak kaydıyla şirketimiz sorumluluğundadır\" denildiğini, açık bir şekilde santrale su basması nedeniyle oluşan hasarların kendi uhdesinde bulunduğunu kabul eden davalı şirketin bu beyanı ve kabulünün görmezlikten gelindiğini, bilirkişiler tarafından gerekçesiz bir şekilde müvekkiline  % 75 oranında kusur atfedildiğini, mahkeme tarafından da söz konusu hatalı bilirkişi raporunun aynen kabul edildiğini, oysa santrale su basmasının nedeninin işveren davalı şirketin sorumluluğunda olan kuyruksuyu kapaklarının kapatılmamış olması ve aynı zamanda davalı personelinin ihmali olduğunu, dava dilekçesi ekinde sundukları  20/01/2015 tarih ve 63/102 sayılı yazıda da detaylı olarak anlatıldığı üzere, davalının ağır kusuru olan bu ihmal ve hataların  mahkemece göz önüne alınmadığını ve davalı şirkete % 25 kusur atfedildiğini, tamamen davalıdan kaynaklanan hatalar sebebiyle oluşan hasarın, yine davalının giderleri üstlenmeyi kabul etmiş olmasına rağmen taraflı olarak % 75 oranında müvekkiline  yükletilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan 10.03.2011 tarihli sözleşme kapsamında davacı tarafından ifası taahhüt edilen işlerin geçici kabulünün ise 09.04.2015 tarihinde yapılarak, sözleşme konusu işlerin müvekkili  tarafından teslim alındığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği dava konusu olaydaki sorumluluk davacıya ait olduğundan herhangi bir nedenle müvekkili şirkete kusur atfedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan 30.05.2016 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, 28 Aralık 2014 günü saat 15:00 civarında başlayan su baskını olayında, aynı gece saat 23:24’e kadar su seviyesinin 8,00 metreye kadar ulaşması sonucunda, santral binasında 8,00 metreye kadar yükselen suyun boşaltılmasında gecikmeli davranışta bulunması nedeni ile müvekkili şirkete % 25 kusur atfedildiğini, ancak bilirkişi heyetince müvekkili şirkete %25 kusur atfedilmesi gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, zira 8 saat gibi kısa bir sürede 8,00 metre yüksekliğe ulaşan bir su baskınına müdahale edebilmek için öncelikle suyun debisinin düşmesi, çalışanların sele kapılma riskinin sona ermesi ve nihayet baskının şiddetinin azalması gerektiğini, bu nedenle de böylesine şiddetli bir su baskınına anında müdahale edilmesinin mümkün olmadığını, öte yandan sözleşmenin 1.1. maddesi gereği anahtar teslim esasına göre montaj, test ve devreye alma hizmetlerinin de davacının yükümlülüğünde olduğunu, bu itibarla, üniteleri devreye alma ve test hizmetlerinin görülmesi yönünden de müvekkiline kusur izafe edilmesinin açıkça taraflar arasında akdedilen sözleşmeye aykırı olduğunu, sözleşmenin konusu başlıklı 1.1.maddesinin,  Yüklenicinin Genel Yükümlülükleri başlıklı 4.1. maddesi, Emniyet Önlemleri başlıklı 4.7. maddesi, İş Sahasının Güvenliği başlıklı 4.21. maddesi, Yüklenici Personeli başlıklı 6.5. maddesi ve Yüklenicinin İşe Göstereceği Özen başlıklı 16.2. maddesi gereği, taraflar arasında imzalanan 11.03.2011 tarihli sözleşmenin başlangıç tarihinden, işin geçici kabulünün yapıldığı 09.04.2015 tarihine kadar geçen zaman diliminde, işin yapımı, işin ve işyerinin güvenliği, işin ve işyerinin her türlü sorumluluğu ile kendi personellerinin kusurundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun davacı yükleniciye ait olduğunu, mahkeme tarafından davacı şirkete %75, davalı müvekkili şirkete %25 kusur atfedilmesine ilişkin tespit ve değerlendirmelere itibar edilmesinin taraflar arasında imzalanan sözleşme maddelerine ve hayatın olağan akışındaki sorumluluk hallerine uygun düşmediğini, zira  dava konusu olayın meydana geldiği tarihin, yaşanan su baskınına davacı şirketin elemanlarının sebep olması ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ilgili maddelerinden açıkça anlaşıldığı üzere sözleşmenin imza tarihi  ile geçici kabulün yapıldığı tarihler arasında, işin, işyerinin ve malzemelerin korunması ile gerekli her türlü önlemlerin alınması ve yine sözleşmenin yukarıda anılan maddelerine göre, yüklenici tarafından istihdam edilen personellerin ihmali davranışı, tedbirsizliği ve dikkatsizliği nedeni ile meydana gelen hasarların yüklenicinin sorumluluğunda olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair  verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  <br>\tTaraflar arasındaki uyuşmazlık  eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davalının hakimiyet alanındaki su basma olayına zamanında müdahale etmeyerek zararın artmasına sebebiyet verdiğinin anlaşılmasına göre, <br>taraf vekillerinin istinaf  başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf  vekillerinin  istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın  davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 5.794,70 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.449,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.345,7‬ TL harcın  davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderleri ile ödedikleri istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361.maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da  TEMYİZ yolu açık olmak üzere  08.07.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br>         Başkan  ...                   Üye ...\t             Üye...               Katip ...<br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2513a80c26c00760","SID":"e68aab1f72eef057"}}