{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:07/09/2021<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:23/06/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACI - KARŞI DAVALININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 04/06/2016 tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkilinin sözleşme gereği vaat ettiği işi, mallarını teslimini ve hizmetlerin teslimi işini yasal süresi içerisinde bitirdiğini, davalının yapılan ürünü tam ve eksiksiz alması ve kullanmaya başlaması üzerine müvekkilinin faturayı keserek ödemeyi istediğini, davalının hiçbir itirazı olmadan bedelleri ödediğini fakat 79.940,00 TL'yi bütün talep ve ikna çabalarına rağmen ödemediğini, bunun üzerine Antalya 8. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, borçlunun takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyan ederek, Antalya 8. İcra Müdürlüğü’nün ...  Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>DAVALI - KARŞI DAVACININ İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, müvekkiline Antalya 12. Noterliği'nden 22/11/2017 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamenin gönderildiğini, 30 gün içinde işin bitirilip teslim edilmezse sözleşmenin tek taraflı olarak feshedileceğinin ihtar edildiğini, davacı tarafın beklendiği şekilde kendisine verilen 30 günlük sürede işi sözleşme ve teknik şartnameye uygun olarak bitirip teslim edemediğini, bunun üzerine davacıya Antalya 12. Noterliği’nin 01/03/2018 tarihli ve ... nolu ihtarnamesi gönderilerek, 23/12/2017 tarihi itibariyle sözleşmenin müvekkili olan şirketçe tek taraflı olarak  feshedildiğinin bildirildiğini, davacının hak ettiği alacak miktarının KDV dahil toplam 288.829,09 TL olduğunu ancak davacı tarafından 413.011,14 TL bedelli fatura kesildiğini, müvekkilinin kesilen faturaya karşılık toplam 319.201,81 TL ödeme yaptığını,  eksik teslim edilen iş nedeniyle ise davacı tarafa KDV dahil 124.182,05 TL iade faturası kesildiğini beyan ederek, davanın reddine, 30.372,72 TL fazla ödemesi yapılan eksik iş bedelinin 27/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ve 68.302,08 TL gecikme nedeniyle ceza bedelinin 27/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle müvekkiline verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...Davacının davasına dayanak yaptığı 31/12/2016 tarihli faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak 30/12/2016 tarihli hak edişe binaen bu faturanın düzenlendiği, hak ediş onayının yapıldığı 30/12/2016 tarihinde işin tamamlandığına dair bir iş bitim belgesinin bulunmadığı gibi davacının ve davalının imzalarını içerir 24/01/2017 tarihli tutanakta hak ediş kalemlerinde fark oluşması halinde davacı tarafça yapılacak olan indeksleme işlemleri sonunda oluşacak net rakamlara istinaden iade veya fark faturası kesileceği hususunun düzenlendiği, buna göre davalı tarafça 27/02/2018 tarihinde 124.182,05 TL tutarlı iade faturasının düzenlendiği dikkate alındığında, davalının ifayı çekincesiz olarak kabul etmediği, tarafların ilerde ortaya çıkacak artış veya azalışa göre yeniden değerlendirme yapılmasını özgür iradeleri ile kararlaştırdıkları, davacının hak edişe dayalı kestiği faturadan kaynaklanan bakiye alacağını ancak fatura içeriğini davacıya teslim ettiğinin ispatı halinde talep edebileceği, ancak dosya kapsamında işin tamamlandığına ilişkin bir delil olmadığı gibi davalı tarafından davacıya gönderilen Antalya 12. Noterliği'nin 22/11/2017 tarihli ve 01/03/2018 tarihli ihtarnamelerinin bulunduğu, Antalya 12. Noterliği'nin 22/11/2017 tarihli ihtarnamesinde, işin teslimi için ön görülen süreden çok uzun zaman geçmiş olmasına rağmen işin bitmesi ve teslimi hususunda eksikliklerin olduğu, sözleşmenin 14-A maddesi gereğince ilave verilen iş için 21 günlük süre eklendikten sonra 21/01/2017 ile 22/11/2017 tarihleri arasındaki gecikmeler için gecikme cezası kesildiği ve davacının SGK borçları için davalıdan kesinti yapıldığı hususları bildirilerek 30 günlük ek süre verilerek işin tamamlanmasının talep edildiği, Antalya 12. Noterliği'nin 01/03/2018 tarihli ihtarnamesinde sözleşme kapsamında yüklenilen işin ihtara rağmen tamamlanmadığı, ihtarın sözleşmedeki adrese yapıldığı ve 30 günlük sürenin sonunda 23/12/2017 tarih itibari ile sözleşmenin feshedilmiş kabul edildiği, doğru ve eksiksiz teslim edilen iş bedelinden ödemeler düşüldükten sonra fazla ödeme bulunduğundan bahisle kesilen iade faturasının ödenmesi ve önceki ihtarnamede belirtilen gecikme bedelinin ödenmesi istemini içerdiği, bu ihtarnamelerin davacının sözleşmede belirtilen adresine gönderildiği ve sözleşmenin 2. maddesi dikkate alındığında, davacı taraf adres değişikliğini bildirdiğini ispat edemediğinden, ihtarnamelerin davacıya tebliğ edilmiş sayılması gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının fatura kapsamındaki işi (... adet K1 ve ... adet K2) teslim ettiğini, faturada belirtilen miktarın tamamının bedelini hak ettiğini usulüne uygun delillerle ispat edemediği kanaatine varılmış ve asıl davanın reddine, karşı dava açısından ise; karşı davacı kendilerine ... adet K1, ... adet K2 olarak nitelendirdikleri arşivleme çalışmasının teslim edildiğini kabul etmiş ancak bunların bir kısmının hatalı olduğunu iddia etmiş ise de eksik ve hatalı işlere ilişkin bir tespit yaptırmadığı ve derhal davacıya ayıp ihbarında bulunmadığı, TTK'nın 23. maddesi uyarınca 2 ve 8 günlük sürelerde ayıp ihbarının yapılmadığı, ilk ayıp ihbarının 22/11/2017 tarihli noter ihtarnamesi dile getirildiği dikkate alındığında, davalı-karşı davacının ayıplı teslim edildiğini iddia ettiği kısma ilişkin talepte bulunamayacağı, buna göre davalı-karşı davacının kendisine teslim edildiğini kabul ettiği miktarlar üzerinden yapılan işin hesaplanması gerekeceği kanaatine varılmış olup bu kabule göre; davalı-karşı davacının teslim alındığını kabul ettiği, her biri 11 sayfadan oluşan K1 ve K2'den dolayı sözleşmedeki birim fiyatlar uyarınca davacı-karşı davalıya ( (...+ ...) x 11 x 0.088) + KDV = 302.202,43 TL ödemesi gerekirken, davacı-karşı davalının 333.079,00 TL ödeme aldığını kabul etmesi karşısında davacıya 30.876,57‬ TL fazladan ödeme yapıldığı, davalı-karşı davacının bunun 30.372,72 TL'sini dava konusu ettiği ve bu talebin kabul edilebilir limit içinde olduğu anlaşılmış ve bu miktar üzerinden karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. Karşı davacı her ne kadar ayrıca işin süresinde bitirilmemesinden dolayı sözleşmeden kaynaklanan cezai şart talebinde bulunmuş ise de sözleşmenin 14. maddesinde düzenlenen cezanın sözleşmenin belirlenen sürede ifa edilmemesi haline ilişkin olarak düzenlendiği, davalı-karşı davacının bir yıla yakın zaman sonra davacı-karşı davalıya ek süre verdiği ve ek süre sonunda davalı-karşı davacı açıkça sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği halde ve sözleşmede açıkça cezai şartın \"sözleşmenin feshi halinde de istenebileceği\" hususunda da bir düzenleme bulunmadığından sözleşmenin feshi üzerine istenemeyeceği kanaati ile karşı davanın bu yöne ilişen kısmının reddine karar verilmesi gerektiği\" gerekçesiyle davacı-karşı davalının davasının reddine,  karşı davanın kısmen kabulü ile, 30.372,72 TL'nin 28/11/2018 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı-karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin sözleşme gereği vaat ettiği işi, malların teslimini ve hizmetlerin teslimini yasal süresi içerisinde bitirdiğini, 30/12//2016 tarihinde de hak edişin davalı kurumca onaylandığını, net rakamda mutabık kalındığını, 31/12/2016 tarihli ve toplam 413.011,14 TL tutarlı faturanın açık olarak belirtildiğini, söz konusu faturanın tarafların işletme kayıtlarına hiçbir itiraz olmadan yasal kanuni ve mali süreçlerde resmi olarak işlendiğini, hatta 333.079,00 TL'nin ödendiğini, kalan 79.940,00 TL'nin hiçbir gerekçe ileri sürülmeden ödenmediğini,  dolayısıyla alacaklarının hukuken ve mali açıdan kesinleştiğini, taraflar arasında hak edişe ilişkin yapılan mutabakata dair anlaşmazlığın bulunmadığını, davalı-karşı davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle hüküm kurulduğunu, davalının müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  mahkemece TTK'ya göre 2 ve 8 günlük sürelerde ayıp ihbarı yapılmadığı, ilk ayıp ihbarının 22/11/2017 tarihli ihtarnamede dile getirildiğinin belirtildiğini, ancak dosyada yer alan ve davacı şirket işçisi/görevlisi tarafından imzası inkar edilmeyen tutanaklarda ve müvekkili şirketin projeyi takip eden görevlilerince düzenlenen tutanaklarda, davacı-karşı davalıya ayıp ihbarlarında bulunulduğunun görüldüğünü, ayrıca davacının teslim edebildiği dataların müvekkili şirket tarafından kontrol edildiğini ve hatalı işleri düzeltmesi gerektiğinin ve dataların hatalı olduğunun davacı tarafın proje sorumlularına sürekli olarak ifade edildiğini, bu yönde davacı şirkete onlarca kez uyarı maillerinin atıldığını, denetimlerin yapıldığını, TTK'nın 23. maddesinin dava konusu sözleşmeye uygulanmasının mümkün olmadığını, zira dava konusu ihale ve sözleşmenin hukuken satış sözleşmesi değil, eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, TTK'nın 23. maddesinin ise satış sözleşmelerine uygulandığını, mahkemece reddedilen ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza şartı olduğunu, müvekkili şirketin ceza koşulu hakkından hiçbir zaman feragat etmediğini, davacının işi tam ve süresinde teslim edemediği için fesih tarihine kadar geciktiği her günün cezasını müvekkili şirkete ödemek zorunda olduğunu, davacıya ilave 3 hafta dahil işi teslim etmesi gereken 21/01/2017 tarihi ile sözleşmesinin feshedildiği 23/12/2017 tarihi arasında 336 gün için gecikme cezası uygulandığını, müvekkili şirket tarafından faturalandırılan ceza bedelinin 68.302.08 TL olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmeye göre cezai şart istemesinde hukuken bir engel bulunmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının ceza koşulu yönünden kaldırılmasını, karşı davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklı yüklenici tarafından bakiye alacağın tahsili amaçlı başlatılan ilamsız takipte vaki itirazın iptali istemine; karşı dava, iş sahibi tarafından açılmış, aynı sözleşmeden kaynaklı ödenen fazla bedelin iadesi ile cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile, fazla ödenen bedelin iadesine, cezai şart talebinin reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Taraflar arasında varlığı ihtilafsız 30/10/2016 ... işine ait sözleşmenin incelenmesinde; davacının teknik şartnamede belirtilen esaslar dahilinde, davalının müşterilerine ait 200.000 K2 ve 220.000 K1 sözleşmelerinin dijitalleştirilmesi (arşivde bulunan eski basılı evrakların, tasnif işleminden sonra belirlenen indeks alanlarının, kullanılan otomasyona girilerek, evrakların taranmak suretiyle yaratılacak ilişkilendirme işlemi) işini üstlendiği, sözleşmenin süresinin 60 gün olup, yer tesliminden itibaren sürenin başlayacağı, sözleşmenin 12/a maddesinde; yüklenicinin taahhüdünü sözleşmeye uygun olarak yerine getirmemesi veya işi süresinde bitirmemesi halinde, sözleşmede belirlenen oranda gecikme cezası uygulanmak üzere iş sahibinin en az 30 gün süreli ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi halinde sözleşmenin feshedileceği konularında tarafların anlaştıkları, sözleşmenin 14. maddesinde cezai şartın oranının belirlendiği görülmüştür.<br>Davalı iş sahibi 22/11/2017 tarihinde ihtarname çekerek, 30 günlük sürede işin tamamlanması gerektiğini, aksi halde sözleşmenin feshedileceğini davacı yükleniciye ihtar etmiş, 01/03/2018 tarihli ihtarname ile de işin ihtarata rağmen bitirilmediği gerekçesiyle sözleşmenin 23/12/2017 itibariyle feshedildiğini bildirerek, fazla ödenen bedel ile cezai şarta ilişkin düzenlenen faturaların taraflarına gönderildiğini davacı yükleniciye bildirmiştir.<br>Dosyanın incelenmesinde; yer tesliminin 01/11/2016 tarihinde yapıldığı, sözleşmeye göre sürenin 31/12/2016 tarihinde biteceği ve fakat EPDK'dan kaynaklı verilen 20 günlük ek süre sonrası sözleşmenin süresinin 20/01/2017 tarihine kadar uzadığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Yine 30/12/2016 tarihli hak edişin düzenlendiği, burada yüklenicinin 413.011,14 TL hak edişinin bulunduğunun belirtildiği, yüklenici tarafından kesilen faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu hususları da ihtilafsızdır.<br>Davacı-karşı davalı taraf işin bittiğini iddia ederek, hak ediş belgesine istinaden kendisine yapılan ödemenin mahsubu ile kalan 79.940,00 TL asıl alacak üzerinden takibini başlatmış, davasını bu değerden harçlandırmıştır. <br>Davalı-karşı davacı taraf, hak ediş belgesinin düzenlenmesine rağmen işin esasında bitmediğini, buna ilişkin bir çok tutanağın bulunduğunu, davacının işi eksik yaptığını, yapılan ihtarata rağmen işin tamamlanmadığını, bu sebeple sözleşmenin feshedildiğini, tamamlanan işe göre fazla ödemede bulunduklarını savunmaktadır. <br>Hak ediş belgesinin düzenlenmesi ile karine gereği işin tamamlandığı kabul olunur. Aksini iddia eden davalı iş sahibi bu hususu ispatla yükümlüdür. Davalı iddiasının ispatına yönelik olarak taraflar arasında düzenlenen 24/01/2017 tarihli \"tutanaktır\" başlıklı belgeyi, gerek kendisi tarafından tutulan eksik işlere ilişkin 2017 tarihli tutanakları, gerekse yine 2017 yılı içerisinde davacı yüklenici tarafından hazırlanmış işin bitirilmesine ilişkin planlama raporlarını sunmuştur. Davalı-karşı davacı iş sahibi tarafından sunulan bu belgelerin varlığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı-karşı davalı yüklenici, 24/01/2017 tarihli tutanağın, olası bir gizli ayıp veya hesap hatası olması durumunda hesapların düzeltileceğine ilişkin bir anlaşmadan ibaret olduğunu, diğer iş bitirilmesine ilişkin planlama raporlarının da ek işlere ilişkin olduğunu iddia etmektedir. <br>Her iki tarafın imzasını taşıyan 24/01/2017 tarihli tutanakta; 31/12/2016 tarihine kadar yapılan hak ediş kalemlerinde fark oluşması halinde proje sonunda hazırlanacak olan iş bitim raporuna göre ...  San. Tic. Ltd. Şti. firmasınca yapılacak olan indeksleme işlemleri sonunda oluşacak net rakamlara istinaden ... firmasınca iade faturası veya fark faturasının kesileceğinin belirtildiği görülmektedir. <br>Taraflar arasında 30/12/2016 tarihli hak ediş belgesi düzenlenmiş ise de, EPDK'nın verdiği ek süre sonrası işin bitiş süresi olan 20/01/2017 tarihinden 4 gün sonra düzenlenmiş olan ilgili tutanakta, proje sonunda hazırlanacak olan iş bitim raporuna göre, hak ediş kalemlerinde farklılık olması halinde yüklenici firma tarafından iade faturası veya fark faturasının kesileceğinin kabul edilmesi, düzenlenen hak ediş belgesinin gerçek bir hak ediş olmadığını göstermektedir.<br>Yine tanık olarak dinlenen ve davacı yüklenici firmada proje yöneticisi olarak çalıştığını belirten ... isim ve imzasının da yer aldığı 24/01/2017 tarihli bir başka tutanakta, birçok sözleşmenin taranmış hallerinin yüklenici firma tarafından henüz teslim edilmediği, teslimi istenen bu sözleşmelerin taraflar arasında imzalanan 31/10/2016 tarihli sözleşme ve şartname içeriğindeki sözleşmeler olup, farklı bir işlemin yükleniciden talep edilmediğinin belirtildiği görülmektedir. Bunun dışında yine davacı-karşı davalı yüklenici tarafından 2017 yılı içerisinde düzenlenen, sonuncusu 19/07/2017 tarihini taşıyan genel durum, iş bitirme ve faaliyet raporlarının incelenmesinde; taraflar arasındaki 30/10/2016 tarihli sözleşme kapsamında bitirilen ve eksik kalan iş miktarlarına yer verilerek, henüz tamamlanmayan işlerin aşama aşama hangi tarihlerde bitirileceğine dair davalı iş sahibine rapor verildiği görülmektedir.<br>Açıklanan tutanak ve raporlar sebebiyle, hak ediş belgesinin gerçek bir hak ediş olmadığı, hak ediş belgesinin düzenlendiği tarihte işin henüz tamamlanmadığı, dolayısıyla hak ediş belgesinin aksinin davalı iş sahibi tarafından ispatlandığı, artık davacı yüklenicinin  işi bitirdiğini kesin delillerle ispatlaması gerektiği değerlendirilmiş, mahkemenin aynı yöndeki kabulü isabetli bulunmuştur. <br>Mahkemece alınan bilirkişi rapor ve ek raporunda, davacı yüklenicinin yaptığı işe ilişkin olarak sunulan herhangi bir veri tabanının bulunmadığı, davalı-karşı davacı iş yerinde yapılan incelemelerde, yüklenicinin işi ile ilgili olarak herhangi bir veri tabanına rastlanılmadığı, sadece bilgisayarda klasör içerisinde kayıtlı olan evraklara göre işin eksik kaldığı, tamamlanmadığı, dosyadaki tutanak ve iş tamamlanmasına ilişkin planlama raporlarına göre davacı yüklenicinin sözleşme kapsamındaki işi süresinde bitirmeyip, 2017 yılı içerisinde işi tamamlayacağına dair planlar sunduğu, hak ediş belgesinin gerçeği yansıtmadığı, yapılan işe ilişkin veri tabanının kolaylıkla yedeklenebilip, taşınabilir bir yapıda olmasına rağmen yüklenici tarafça bu konuda bir dijital verinin dosyaya sunulmadığı, bu nedenle işin tamamlanıp tamamlanmadığının kontrol edilemediği belirtilmiştir. <br>Raporlardan anlaşılacağı üzere davacı yüklenicinin yaptığı işi kopyalayıp yedeklemesi ve dijital veri olarak saklaması mümkün iken bu konuda dosyaya herhangi bir veri sunamadığı, dolayısıyla dosya kapsamında mevcut delillere göre inceleme yapılmasında usule ve yasaya aykırı bir durumun bulunmadığı, davacı yüklenicinin işi tamamlayıp, ücrete hak kazandığını kesin delillerle ispat edemediği anlaşıldığından, asıl davanın reddi ile karşı davada yapılan işe göre fazla ödemenin bulunduğunun tespiti ile bunun tahsiline yönelik verilen kararlar isabetli bulunmuş, davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu reddedilmiştir. <br>Davalı-karşı davacı vekilinin cezai şartın reddine yönelik karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun incelenmesinde; sözleşmenin 12/a maddesinde kararlaştırılan cezai şartın ifaya ekli cezai şart olduğu, sözleşmenin feshi halinde aksi kararlaştırılmadığı sürece sözleşme sona erdiğinden, sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartın da istenemeyeceği, ancak somut olayda; sözleşmenin 12/a maddesinde, işin süresinde bitirilmemesi halinde sözleşmede belirlenen gecikme cezası uygulanmak suretiyle iş sahibinin 30 günlük vereceği ihtara rağmen durumun devam etmesi halinde sözleşmenin feshedileceğinin düzenlendiği, bu haliyle TBK'nın 131/2. maddesi uyarınca sözleşmenin feshi halinde dahi cezai şartın talep edilebileceği gözden kaçırılarak, sadece sözleşmenin 14. maddesindeki cezai şart oranına ilişkin düzenlemeye göre yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi isabetsiz bulunmuş, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiştir.<br>Sözleşmenin 14. maddesinde, gecikilen her gün için sözleşme bedelinin %0,0005'i (onbindebeş) oranında gecikme cezası kesileceği düzenlenmiştir. Sözleşmeye ve bilimsel verilere uygun hesaplama içeren kök bilirkişi raporunda istenilebilecek cezai şart bedelinin 68.302,08 TL olduğu belirtildiğinden, davalı-karşı davacının cezai şarta ilişkin talebinin uygun olduğu değerlendirilerek kabulüne karar verilmiştir. 01/03/2018 tarihli fesih ihtarnamesinin 10/04/2018 tarihinde davacı-karşı davalının sözleşmede yazılı adresine tebliğe çıkartılması sebebiyle, tebligat bila tebliğ iade edilse de sözleşmenin 2. maddesi uyarınca ihtarnamenin bu tarihte tebliğ edildiği kabul edilerek, 11/04/2018 tarihi itibariyle faize hükmedilmiştir. <br>Sonuç olarak, davacı-karşı davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>A-Davacı-karşı davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>B-Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/09/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>1-Davacı-karşı davalının davasının REDDİNE,<br>a-Alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 1.365,18 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 749,78 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı-karşı davalıya İADESİNE,<br>b-Davacı-karşı davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>c-Davalı-karşı davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden istinafa gelen tarafın sıfatı gözetilerek aleyhe bozma yasağı gereği karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 11.196,10 TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya VERİLMESİNE, <br>2-Karşı davanın KABULÜ İLE; 30.372,72 TL fazla ödemenin 28/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, 68.302,08 TL cezai şart bedelinin 11/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya VERİLMESİNE, <br>a-Alınması gerekli 6.740,47 TL harçtan peşin alınan peşin alınan 1.700,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.040,47 TL harcın davacı-karşı davalıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, <br>b-Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/11/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar, 2021/630 Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE, <br>c-Davalı-karşı davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ile 1.700,00 TL peşin harç toplamı 1.735,90 TL'nin davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya VERİLMESİNE,<br>d-Davalı-karşı davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan davetiye gideri, müzekkere masrafından oluşan toplam 44,00 TL yargılama giderinin davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya VERİLMESİNE, <br>e-Davalı-karşı davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya VERİLMESİNE, <br>f-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, <br>3-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davacı-karşı davalının istinaf başvurusu reddedildiğinden; 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 7.355,87 TL (asıl dava yönünden 615,40 TL + karşı dava yönünden alınması gerekli 6.740,47 TL) istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 578,00 TL (59,30 TL + 518,70 TL) harcın mahsubu ile bakiye 6.777,87 TL istinaf karar harcının davacı-karşı davalıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,<br>b-Davalı-karşı davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden; 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 518,71 TL istinaf karar harcının talebi halinde  davalı-karşı davacıya İADESİNE,<br>c-Davacı-karşı davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>d-Davalı-karşı davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 147,80 TL posta masrafı olmak üzere toplam 309,90 TL yargılama giderinin davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya VERİLMESİNE, <br>e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>f-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>4-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere  karar verildi.  <br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3ae55d9f2bcc1b4b","SID":"d042ca898a63d9bd"}}