{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1167 Esas<br>KARAR NO:2025/961 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2021/830 Esas - 2024/318 Karar <br>TARİH:08/05/2024<br>DAVA:Tazminat<br>KARAR TARİHİ:12/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in, davalı ... A.Ş. nezdindeki yatırım hesabında Haziran 2018 tarihi itibarıyla portföyünde yer alan 70.750 adet ... Bankası (...) pay hisse senetleri için tanınan rüçhan hakkından faydalanmak istediğini, rüçhan hakkının kullanılabilmesi için ihtiyaç duyacağı yaklaşık 70.000 TL tutarındaki finansmanı sağlayabilmek amacıyla kendisine ait evi ipotek ettirerek banka kredisi kullanabileceğini portföy yöneticisine belirttiğini, portföy yöneticisi tarafından kendisine, evin ipotek işlemlerinin rüçhan hakkı için öngörülen son tarihe yetişmeyebileceğini, bunun yerine “Borsa Kredisi” kullanmasının daha iyi olacağının söylenmesi üzerine, müvekkilinin o güne kadar hiç duymadığı bu kredi türünü kullanmak konusunda tereddütlü olduğunu, bu nedenle rüçhan hakkı süresini kaçırmadan bu hakkını kullanabilmesi için evini ipotek ettirmek yerine daha kolay paraya çevirebileceği düşüncesiyle arabası satmasının daha iyi olacağını telefonda görüştüğü banka şubesinin yetkilisine belirttiğini, portföy yöneticisi tarafından, rüçhan hakkı kullanım süresinin dar olması nedeniyle arabasının zararına satılacağı, Borsa Kredisini kullanması durumunda sadece ilgili krediyi kullandığı gün kadar günlük faiz ödeyeceğinin belirtildiği ve bu konuda müvekkilinin daha iyi aydınlatılması iddiasıyla kendisinin yatırım danışmanına aktarıldığını, aynı banka şubesi içerisinde bir birimle görüştüğünü düşünüyorken, kendisi hiçbir bilgilendirme yapılmaksızın doğrudan...si’ne yönlendirildiğini, müvekkilinin ilgili şube yetkilisi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi sonrası, portföyünde yer alan ve maliyeti 4,75 TL olan toplam 70.750 adet ... payı için rüçhan hakkından faydalanmasının yararına olacağı hususunda ikna edildiğini, davacıya, davalı aracı kurum yetkilileri tarafından rüçhan hakkı kullanımı işlemlerin başlaması için en yakın bulunan davalı Aracı Kurum şubesine gidip Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi imzalaması gerektiğinin söylendiğini, müvekkilinin net bir şekilde Yatırım Danışmanlığı hizmeti almak istemediğini, sadece rüçhan hakkı için kendisine tanımlanan Borsa Kredisinden gerekli miktarı kullanacağını ve bir gün sonrasında rüçhan hakkı çerçevesinde edindiği payları satarak, kendisine kullandıracakları Borsa Kredisi’ni iade edeceğini ve bu çerçevede tüm kredi tutarını kapatmak istediğini belirttiğini, davalı Aracı Kurum yetkilileri tarafından Borsa Kredisi kullanabilmesi için Yatırım Danışmanlığı sözleşmesini imzalamasının şart olduğunun ısrarla belirtilmesi üzerine, davacı sermaye piyasası mevzuatında bu yönde hiçbir yükümlülük olmamasına rağmen, rüçhan haklarını kullanabilmek amacıyla, davalı Aracı Kurum’un yanıltıcı ısrarları neticesinde Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi’ni imzalamak zorunda bırakıldığını, davalı Aracı Kurum yetkilileri tarafından, mevzuat tarafından bu yönde hiçbir yükümlülük öngörülmemiş olmasına rağmen Borsa Kredisi için Uygunluk Testi’ni de doldurması gerektiğinin ifade edildiğini, müvekkilinin, ilgili testi 08.06.2018 tarihinde tamamıyla kendi iradesiyle doldurduğunu, test neticesinde yatırımcı risk profili “C Orta Riskli” olarak çıktığını, bunun üzerine davalı ...’un yatırımcı danışmanı tarafından, müvekkilinin orta risk grubunda olduğundan bahisle kredisinin onaylanmadığı ve kredinin onaylanması için ilgili testin davacı ile birlikte doldurulması teklif edildiği ve işaretlemesi gereken şıklar kendisine bizzat söylendiğini, bu şekilde davacıya doldurtulan test neticesinde, yatırım danışmanının da yönlendirmesi sonucunda müvekkilinin risk profili “E Çok Yüksek Riskli” olarak çıktığını, müvekkilinin, 18.06.2018 tarihinde yatırım hesabında 600.000 TL, ikinci gün 1.200.000 TL ve üçüncü gün de 2.020.000 TL meblağında tutar bulunduğunu gördüğünü ve bunun üzerine derhal yatırım danışmanını aradığını, müvekkilinin tüm sürecin başından bu yana, sadece rüçhan hakkının kullanımı için gerekli tutar olan 70.000.-TL meblağında kredi kullanmak istediğini ısrarla söylemesine rağmen, davalı ... tarafından ısrarlı bir şekilde, Borsa Kredisi tutarı 300.000 TL olarak onaylatılmak istendiğini, “Krediniz hesabınızda dursun, kullanırsanız sadece kullandığınız miktarın ve kullandığınız günün faizi işleyecek” denildiğini, müvekkilinin bu teklifi kabul etmediğini, sonrasında kendisine tutarın 200.000 TL olmasının önerildiğini, müvekkilinin kabul etmemesi üzerine 150.000 TL teklif edildiğini, davalı ... tarafından müvekkilinin hesabına kredi, aynı zamanda ilk işlem tarihi olan 18.06.2018’de tanımlandığı, müvekkilinin imzası alınan Kredi İstek ve Bilgilendirme Formu’nun imza tarihi ise 19.06.2018 ve bu form uyarınca 150.000 TL kredi tanımlandığını, daha sonra ilgili tutarın, temerrüt gerekçesi ile davalı ... tarafından 10.07.2018 tarihinde 300.000 TL’ye tamamlandığını, davalı ... tarafından kredi sözleşmelerine ilişkin müvekkilinin imzasının alınmasından önce ilgili kredi tutarı alelacele tanımlanarak müvekkilinin hesabına aktarıldığını, bu durumun sermaye piyasası mevzuatına açıkça aykırılık teşkil ettiği, davalı ...’un müvekkilinin zarar ettirme kastıyla hareket ettiğinin açık bir şekilde ortaya koyduğunu, müvekkili tarafından 18.06.2018 tarihinde hesabına ilk tanımlanan tutar olan gelen 600.000 TL tutarından, beher pay değeri olan 2,31 TL üzerinden 170.000 adet ... hisse senedi alış emri girildiğini, davalı ... tarafından verilen bilgi uyarınca kullanacağı gün kadar faiz ödeyeceği yönünde yanıltıldığı için, müvekkilinin hisse maliyetini düşürmeyi hedeflediğini, kendisi ilgili alım emrinin gerçekleşmesi üzerine, yatırım danışmanını arayarak parayı kullanabildiğini ve alış yaptığını belirttiğini, bunun üzerine kendisine ilgili telefon görüşmesinde, seans kapanmadan hisselerin satışının gerçekleşmesi gerektiği ilk defa ifade edildiğini, müvekkiline Borsa Kredisi uygulaması tamamıyla eksik ve davalı ...'un menfaatine olacak şekilde izah edildiğini, müvekkilinin, alım emrine sadece maliyetini düşürebileceği kadar hisse adeti girdiği, kendisine tanımlanan kredi tutarının tamamını kullanmadığını ve kendisine tanınan limitin fiziki limit olmadığını da çok zaman sonrası öğrendiğini, davacıya, aynı seans içinde satış yapma zorunluluğunun bulunduğunun en son aşamada belirtilmesi nedeniyle, müvekkilinin aynı gün içinde ilgili payları satmak zorunda bırakıldığı ve bu çerçevede, yatırım danışmanı daha önce müvekkilinin alımını yaptığı payların, beher pay değeri 2,27 TL olmak üzere aynı gün satışını gerçekleştirdiğini, müvekkilinin 19.06.2018 ve 29.06.2018 tarihlerinde söz konusu kredi limitinin iptalini talep etmesine rağmen, kredi limitinin iptali gerçekleşmediği gibi, müvekkilinin portföyündeki payları zararına satmaya zorlanmasından kaynaklanan mağduriyeti de davalı ... tarafından bir zaaf olarak görüldüğü ve müvekkilinin bu noktadan sonra davalı ... tarafından tamamıyla kendi menfaatlerine hizmet edecek şekilde istedikleri hisse senetleri üzerinde alım ve satıma yönlendirildiğini, müvekkilinin, davalı ... tarafından kendisine yapılan her telefon aramasında, “başka işlem istemiyorum, o limiti de geri çekin” demesine rağmen, davalı ... ilgili haklı talebi yerine getirmediği gibi, müvekkilinin zararının telafi edileceğine ilişkin olarak kendisini ikna etmeye çalışarak aynı gün içerisinde birden fazla çok yüklü miktarlı işlemler gerçekleştirmesine sebebiyet verildiğini, davalı ... tarafından hile ve yönlendirme yoluyla özellikle belirlenen belirli şirket hisselerine yönelik işlem gerçekleştirmesine yönlendirilmesi hususu davalı ...’un kötü niyetini ve hile kastını apaçık bir şekilde ortaya koyduğu, toplam 33 işgünü süre içerisinde yaklaşık 38.000.000 TL tutarında bir işlem hacmi yaratıldığını, müvekkilinin hiçbir surette bir para/kredi için hiçbir talebi olmadığı gibi, bu yönde herhangi bir açık veya zımni, doğrudan veya dolaylı bir onayı da bulunmadığı, müvekkilinin tanımlanan bu kapsamdaki kredilerin gün içinde kullanılan kısmının, gün sonunda mutlaka kapatılması gerektiği bilgisi kendisine hiçbir surette verilmediği, bu sebeple doğabilecek zararları göze almaya hazır olup olmadığı veya risk ve getiri tercihleri bakımından bu tarz bir alım satım işlem kalıplarına uygun bir yatırımcı profiline sahip olup olmadığı hiçbir zaman Aracı Kurum tarafından dikkate alınıp değerlendirilmediğini, ... A.Ş. Yönetim Kurulu’nun 25.09.2020 tarihli kararıyla da ifade edildiği üzere, davalı Aracı Kurum'un davacı ile akdetmiş olduğu Alım-Satım Çerçeve Sözleşmesi’nde takas süresi içerisinde yapılan işlemlerin teminatlandırılması ile ilgili hiçbir hükme yer verilmemesi nedeniyle ...’nın Seri:V, No 65 sayılı Tebliğ hükmüne aykırı uygulaması nedeniyle Davalı ...’a kınama ve 25.000 para cezası uygulandığını, ...A.Ş.’nin müvekkiline 06.07.2020 tarihinde tebliğ edilen 03.07.2020 tarihli kararında belirtildiğinin aksine, incelemeye konu tüm alım satım işlemleri ayrı ayrı birer “borsa uyuşmazlığı” niteliğinde olduğu ve sermaye piyasası mevzuatı uyarınca hangilerinden müşterinin sorumlu olduğu, hangilerinden Aracı Kurum’un kusuru/ihlali bulunduğunun ayrı ayrı tespit edilip ona göre sonuca varılmasının gerektiğini, ancak toptancı bir anlayışla ve genel olarak işlemlere ilişkin olarak müvekkilinin mutabakatının bulunduğu yönünde müvekkilinin onayının alınarak ... kısa yoldan temize çıkarma yolunda çaba gösterilmesinin, işbu davanın açılmasını zorunlu kıldığını, uyuşmazlık dosyası içinde yer alan telefon kayıtlarında açık şekilde görüleceği üzere, müvekkilinin şirket hisselerinden anlamadığını, ...paylarının alınıp satılması ısrarla talep edilen şirket isimlerini dahi bilmediğini, herhangi bir alım-satım yapmak istemediğini defalarca aynı telefon görüşmesinde ve sonraki görüşmelerde belirtmesine rağmen, zarar telafisi vaadiyle, getirisinin banka hisselerinden farklı olduğunu belirterek şirket paylarının alım-satımı konusunda yönlendirildiği ve kendisine “Biz şirket paylarından anlıyoruz siz merak etmeyin” denildiğini, bu tutumun, müvekkili ile ... arasında imzalanmış bulunan Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi sınırlarını çoktan aşıp, hizmet kapsamının adeta bir Portföy Yönetim Sözleşmesi ilişkisine dönüştüğünün açık ve net şekilde ortaya koyduğunu ve açıkça sermaye piyasası mevzuatı hükümlerine aykırı olduğunu, müvekkili tarafından hisse senetlerinde çeşitlemeler yapmak istendikçe yüklü miktarda tek kalem şeklinde belirlenen spesifik şirket paylarına alıma yönlendirilmesi, davalı ... tarafından yapılan ısrarlı telefon aramalarının hemen ardından da piyasaya satış geldi diyerek satım için kendisinden onay istemeleri ve çok daha fazlası, bu işlemlerin hangi amaçla yapıldığını açık ve tereddüte mahal bırakmayacak bir şekilde ortaya koyduğunu, müvekkilinin hesabından ... tarafından gerçekleştirilen sermaye piyasası mevzuatına tamamıyla aykırı işlemlere ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kurulu’na da şikayette bulunulduğunu, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından, müvekkilinin iradesinin, Uygunluk Testinin amacına uygun yapılmasını engelleyecek şekilde yönlendirilmesi fiilinin SPK'nın Yatırım Kuruluşları Tebliği'nin 33 ve 56/1 (i) maddesi hükümlerine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle, “yönlendirme” altında Uygunluk Testi’ne ilişkin müvekkilinin idaresinin ortadan kaldırılmasındaki davalı...’un kusurunun ağırlığı ve aynı fiille birden fazla mevzuat hükmünün ihlal edildiği gözetilerek, davalı ... hakkında 2018 yılı için geçerli asgari sınırın çok üzerinde bir tutar olan 92.883 TL idari para cezası tesis edildiğini, Sermaye Piyasası Kurulu’nun yine aynı toplantısında, müvekkilinin net varlığının 5 katına kadar kredili olarak aldığı paylarını T+2 gününe kadar taşıyabilecekken T günü, gün sonunda satmaya mecbur bırakılmasının Seri:V, No:... sayılı Tebliğ'in şikayet konusu dönemde yürürlükte olan 9. maddesine aykırı olduğu ve kredili işlemlere ilişkin bilgisinin olmadığı görülen müvekkilinin bu işlemler hakkında yanlış bilgilendirilmesindeki kusurun ağırlığı, aykırılığın müvekkilinin tüm kredili işlemlerinde devam ettirildiğinin tespit edilmesi nedeniyle, Seri:V, No:... sayılı Tebliğ'in 9. maddesine aykırı uygulamaları nedeniyle 2018 yılı için geçerli azami tutar olan 387.009 TL idari para cezası tesis edilmesine karar verildiğini, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yayınlanan Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ’in Yatırım Kuruluşlarının Yapamayacakları İş ve İşlemler başlıklı 56. maddesinin birinci fıkrasının 14.01.2016 tarih ve 29593 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren (j) bendinde, yatırım kuruluşları “Herhangi bir şekilde gelirlerini artırmak amacıyla müşteriye tanınan limitleri aşmak da dahil müşterilerin gereksiz ve/veya aşırı miktarda alım-satım yapmalarına ortam hazırlayamaz, müşterilerin işlemleri nedeniyle ortaya çıkan zararların telafi edilmesi, işlem yapması veya belirli bir gruba dahil edilmesi amacıyla müşterilere kaynak sağlayamaz, müşterileri bu amaçla yönlendiremez ve müşteri talimatı olmaksızın müşteri hesabına işlem yapamaz,” hükmüne yer verildiğini, Dünya sermaye piyasaları literatüründe “churning” olarak tanımlanan ve yukarıda yer verilen Tebliğ hükmü ile sermaye piyasası mevzuatı tarafından da açıkça yasaklanan bu işlem davacıya uygulandığı, ayrıntılı olarak verilen açıklamalarda ve ses kayıtlarında churning’in belirtilen tüm şart ve unsurlarının oluştuğunu, Sermaye Piyasası Kurulu’nun Seri:V No:... sayılı Tebliği’nin 9. maddesinde yer verilen ve yatırımcıların takas günü ödenmek üzere %20 net özvarlığının 5 katı kadar tutarda (limitte) alım emrini sisteme girme imkanı verildiğini, müvekkilinin bu konuda herhangi bir talebi veya onayının olmadığı, davacı tarafından bu limitin ısrarla kaldırılması ve sona erdirilmesi talep edilmesine rağmen, ... ısrarla müvekkilinin ilgili taleplerini cevapsız bıraktığı ve bu limiti açık bırakmakta ısrar ettiğini, müvekkilinin açık talimatına aykırı şekilde bu durum devam ettirildiği, bu limit ısrarla davalı ... tarafından açık tutularak churning işlemine uygun bir ortam sağlandığını, ... diğer bir açık mevzuata aykırı uygulaması ise, 21.03.2019 tarihinde günlük limitle yapılan alım satımlar, mevzuata aykırı şekilde 25.03.2019 tarihine kadar taşınarak, 100.000 TL tutarındaki zarar müvekkilinin hesabına borç olarak yazılması olduğu, davalının hesabına en az 42.000.-TL yatırması ... tarafından talep edildiğini, davalı ... müvekkilinin öz hisselerinden 20.000 adet ... hissesini satarak, 42.000 TL’nin kapatıldığını, müvekkilinin hesabında kalan bakiyesi çok uzun süre zararda tutulduğu, bu miktar için ... lehine günlük faiz işletildiğini, müvekkilinin hesabında 18/06/2018 - 26/03/2019 tarih aralıklarında yapılan işlemlere ait Hesap Ekstreleri gerçeğe aykırı tutulduğunu, Davalı Aracı Kurum tarafından, davalıya gereksiz ve aşırı miktarda alım satım yapılmasına ve bu kapsamda yüksek komisyon tahsilatı gerçekleştirilmesine ortam hazırlandığını, davalı tarafından aylık yatırım ekstrelerinin kendisine aylık olarak iletilmesi talep edilmesine rağmen, kendisine hiçbir şekilde Cari Bakiyeyi içeren Menkul Kıymet Hareket Listesi ile buna bağlı Hesap Ekstreleri ne posta, nede e-mail kanalıyla gönderilmediğini, davalı Aracı Kurum tarafından müvekkilinin hesap durumu ve menkul kıymet hareket listesi bölümüne 554.865 adet toplamda 1.667.500 TL tutarındaki pay hissesine dair işlemler işlenmediğini, Sermaye Piyasası Kurulu'na yapılan şikâyetten sonra, davalı ... tarafından, alelacele geçmiş tarihli olarak yeni menkul kıymet hesap ekstreleri düzenlendiği, davalı ... tarafından sonradan hazırlanan bu yeni ekstreler, gerçek ekstrelerle farklı olup, bir mesai gününde müvekkilinin hesabına gerçekleştirilen 6.293.787 TL tutarındaki işlemlere ilişkin işlem sonuç formu da bulunmadığını, davalı ... tarafından müvekkilinin hesabında gerçekleştirilmeye sevk edildiği işlemler, Borçlar Hukuku anlamında “hile” kapsamında değerlendirileceğini, Sermaye piyasası mevzuatında öngörülmemesine rağmen, davalı ... tarafından Yatırım Danışmanlığı sözleşmesi imzalatılması ve bu kapsamda birebir yönlendirmeler yapılarak Uygunluk Testi doldurtulması ile kendisine tamamıyla yanlış ve yanıltıcı bilgiler verilerek Borsa Kredisi kullandırılması da bu unsurun da işbu dava konusu somut olayda net bir şekilde gerçekleştiğini ortaya koyduğunu, ifade edilerek ...’un tüm eylem ve işlemlerden kaynaklanan zararının ... tarafından eksiksiz olarak tazmin edilmesini gerektirdiği, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin davalı .. A.Ş. nezdindeki yatırım hesabında ilgili olarak davalı ...’un Sermaye Piyasası Mevzuatı ile Türk Borçlar Kanunu’nun emredici hükümlerine tamamıyla aykırı nitelikteki uygulamaları nedeniyle uğramış olduğu şimdilik 50.000 TL tutarındaki zararının, işlemlerin vuku bulduğu tarihten itibaren işleyecek ticari (reeskont) faizi ile birlikte davalı ...’dan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretleri ile birlikte tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının davasını hile hukuki nedenine hasrettiği, işlem tarihleri dikkate alındığında, Borçlar Kanunu'nun 39. maddesi gereğince, alacak hakkı zamanaşımına uğradığını, davacı davasının ispatı zımnında, ... A.Ş. nezdindeki uyuşmazlık dosyası ile Sermaye Piyasası Kurulu nezdindeki inceleme dosyasını delil ve davasının dayanağı gösterdiğini, davacının davalı şirkette yatırım hesabının olduğu, bu hesabında ... hisse senetleri olduğu ve davacının hisse senetlerine yatırım yapan bir yatırımcı olduğunu, davacının tamamen kendi iradesi ile rüçhan hakkını kullanmak suretiyle sermaye artışına katılmak istediğini, davacı bu hakkını kullanmak için davalı şirketi aradığını ve yaklaşık 70.000 TL gerekeceğinden, bu bedeli kendisine ait evi ipotek ettirmek istediği, evin ipotek ettirilmesi halinde, davacının bu isteğinin gerçekleşmesi için ihtiyacı olan naktin öngörülen son tarihe yetişmeyebileceğinden davacıya yardımcı olunduğu ve kredi kullanması teklif edildiğini, davacının dilekçesinde “Rüçhan hakkından faydalanmasının yararına olacağı için kredi kullanmaya ikna edilmiştir” cümlesi gerçek dışı olduğu ve davacının beyanlarına ve olayların akışına da uymadığı, aksinin ispat külfeti davacıda olduğu, davacıya zaten kararlı bir şekilde kullanmak istediğini söylediği rüçhan hakkı konusunda elinde nakit olmadığından kredi seçeneğinin sunulduğunu, davacıya kredi kullanmak için Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi imzalayacağı söylendiği iddiasının doğru olmadığı, davacıya yatırım danışmanlığı hizmeti de verilmediği, davacı ile yatırım danışmanlığı sözleşmesi imzalanmasındaki temel neden, davacının çağrı merkezleri aracılığı ile işlem yapmayı tercih etmesi olduğu, müvekkili şirketin bu yönde işlem yapan tüm müşterileri ile yatırım danışmanlığı sözleşmesini standart olarak imzaladığını, davacının dayanak gösterdiği SPK ve ... A.Ş. kararları ile davalı şirketin işlemlerini idari olarak incelendiği, varsa mevzuata aykırılığının tespit edildiğini, bu iki kuruluşun raporlarında, davacının zararına veya miktarına veya bu zarardan davalı şirketin sorumlu olduğuna ilişkin bir tespiti bulunmadığını, davacının vurguladığı idari para cezasının da davalının kayıtlarında idari denetimin bir sonucu olup, davacının taleplerinde esas alınacak bir delil veya davacı lehine peşin bir ispat vasıtası olarak kabul edilmesi mümkün olmadığını, ispat külfeti halen davacının üzerinde olduğu ve davacının hangi işlemle hangi zararının ne miktarda doğduğunu mahkemeye ispatlaması gerektiğini, davacının hisse senedi alım satım işlemleri, imzalamış olduğu sözleşmeler kapsamında gerçekleştiğini, gerek bu sözleşmelerde gerekse sözlü olarak işlemlerin riskleri ve olası sonuçları tüm ayrıntısı ile davacı ile paylaşıldığını, davacı ile 19.06.2018 tarihli ve 10.07.2018 tarihli Sermaye Piyasası Araçları Kredisi İstek ve Bilgilendirme Formu ile Sermaye Piyasası Araçları Kredi Sözleşmesi ve Risk Bildirim Formu, Yatırım Araçları Alım Satım ve Aracılık Sözleşmesi, 18.02.2009tarihli Sermaye Piyasası Araçları Muhafaza İşlem Çerçeve Sözleşmesi ve Risk Bildirim Formu, Yatırım Araçları Alım Satım Çerçeve Sözleşmesi ve Risk Bildirim Formu, Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi, Yerindelik Testi, Uygunluk Testi imzalandığını, davacı kendisine verilen testi doldurmaya çalışmış ise de çıkan test skoru çalışma koşullarını sağlayamadığından, kendisi isteklerinin karşılanması için, davalı şirketi arayarak testin birlikte doldurulmasını kendisinin talep ettiğini, davacı gibi tüm müşteriler risk profilini dilediği zaman değiştirebildiği, işlemlere başlanmış olmasının profilin değiştirilmesine engel olmadığı, davacının bu durumu değiştirmeyi gerekli görmediğini, tamamı davacının bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleşen, 27.09.2017’den 26.03.2019 tarihine kadar 1,5 yıl gibi uzun bir süreye yayılan işlemlerinden doğan zararın, bu testin gerektiği gibi doldurulmamış olmasına bağlanmasına ilişkin bir tespit yer almadığı gibi, bu ikisi arasında doğrudan illiyet bağının da bulunmadığı, davacının tarafından paylarının T+2’ye kadar tutulabiliyorken, T gününde satılması ve davacıya resen satış yapılabileceği hususunun bildirilmemiş olduğunun iddia edildiğini, Seri V No ... madde 9 kapsamında yapılan işlemler, takas günü ödenmek üzere alınan payları kapsamakla birlikte, ilgili madde aynı zamanda gün içi işlem limiti olarak kullanıldığını, takas günü teminat yükümlülüğünü karşılanmadığı durumda temerrüt oluşmakta ve aşım olarak değerlendirildiğini, T gününde yapılan işlem ile, T+2 günü aşıma girilecek bir durum oluşuyorsa bu işlemler ters işlem yapılara kapatabileceğini, teminat tamamlanmadığı durumda, pozisyonlar resen veya müşteri ile anlaşılarak tasfiye edildiği, 3 ayda ikiden fazla aşım olursa yatırımcı kredili işlem yasaklısı haline geldiği, yatırımcı eğer takas günü teminat tamamlayamayacaksa, temerrüt ve aşım oluşmaması için işlem gününde %20 net öz varlık ile açılan pozisyonu kapamak zorunda olduğunu, davacının işlemlerinde, ilgili tebliğ maddesi gün içi işlem limiti olarak kullanıldığını, temerrüt ve aşım oluşmaması için müşteri emri ile aynı gün ters işlem yapılarak kapatıldığını, davacı bu konuda bilgilendirilmediğini iddia etmekte ise de, davacıdan ayrı bir belge olarak alınan taahhütnamenin 2. maddesine göre, davacı, davalı şirket nezdinde bulunan sermaye piyasası araçlarının davalı şirket tarafından dilediği vadede resen satışına peşinen ve açıkça muvafakat ettiğini, davacı taraf zararının hangi işlemde T+2 süresine uyulmadığı için doğduğunu yazamadığı, kümülatif bir bakış açısı ile, T+2 süresine uyulmadı ise aracı kurum tüm zarardan sorumludur denildiğini, davacı her gerçekleşen işleme ve sonuçlarına vakıf olduğu, bu işlemlerin sonuçlarını değerlendirecek kadar bilgisi ve birikiminin olduğu, kendisi hesabını internetten kontrol ettiğini, her işlemin sonucunun kendisine bildirildiğini, 1,5 yıl bu işlemleri bile bile devam etmiş bir yatırımcının bu şekilde soyut bir şekilde T+2 süresine dayanmasının mümkün olmadığını, davacının bir iddiası da, yerindelik testinin Yatırım Danışmanlığı sözleşmesinden önce imzalanmış olması olduğu, davacıya yatırım danışmanlığı hizmeti verilmediğini, davacı hesabı üzerindeki hakimiyetini her zaman koruduğu ve onayı veya icazeti olmadan yapılmış tek bir işlem dahi bulunmadığını, Uygunluk Testi 11.06.2018 tarihinde yapıldığı, davacının Yerindelik Testini ertesi gün internetten tamamladığını, Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesinin ise 07.06.2018 tarihinde imzalanmakla birlikte davacının işlemlerinin 18.06.2018 tarihinde başladığını, yerindelik testi bu tarihte imzalanmış olmakla artık önce-sonra ayrımının bir öneminin kalmadığını, tarihler dikkate alındığında bu konuda bir idari yaptırım da öngörülmediğini, davacıya, Sermaye Piyasası Araçları Muhafaza İşlem Çerçeve Sözleşmesinde Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formu başlığı altında ve diğer tüm sözleşmelerde yer alan risk bildirim formlarında; “Sermaye piyasalarında yapacağınız işlemler sonucunda kar elde edebileceğiniz gibi zarar riskiniz de bulunmaktadır. Bu nedenle, işlem yapmaya karar vermeden önce, piyasada karşılaşabileceğiniz riskleri anlamanız, mali durumunuzu ve kısıtlarınızı alarak karar vermeniz gerekmektedir.” ve “İşlem yapacağınız aracı kuruluş ile imzalanacak işbu sözleşmede belirtilen hususlara ek olarak aşağıdaki hususları anlamanız çok önemlidir. Sermaye piyasası işlemleri çeşitli oranlarda risklere tabidir. Piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırdığınız paranın tümünü kaybedebileceğiniz gibi, kayıplarınız yapacağınız işlem türüne göre yatırdığınız para tutarını dahi aşabilecektir.” uyarılarının yapıldığını, yine aynı bildirim formlarında; “Aracı kuruluşun piyasalarda yapacağınız işlemlere ilişkin tarafınıza aktaracağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceği tarafınızca dikkate alınmalıdır.” ve “Sermaye piyasası araçlarının alım satımına ilişin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği ve bu analizlerde yapılan öngörülerin kesin olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu dikkate alınmalıdır.” uyarısının da davacının bilgisine sunulduğu, davacıya risk bildirimi yapılmadığı ve bu nedenle kendisine yapılan öneriler ve tavsiyeler nedeniyle zarara uğradığı iddiasının hiç bir geçerliliğinin bulunmadığını, davacı taraf riskli işlemler ve yüksek kar elde etme konusunda iştahlı bir yatırımcı olduğunu, mevcut bakiyesinin de üzerinde alım satım işlemleri yapmak üzere kredi kullandığı ve kredili işlemlerde bulunduğunu, davacı taraf, sadece sermaye arttırımı için kredi talebi olduğunu, bilgisi ve talebi olmadan hesabına kredi tanımlandığını iddia etmekte ise de, hem dosyaya mübrez kredi talep formu ve kredi sözleşmeleri ile hem de iki ayrı ses kaydında kendisinin önce 150.000 TL sonrasında bunun 300.000 TL’ye çıkarılması için ikinci talebinde bulunduğunun açıkça görüldüğünü, davacı hisse senedi alım satım emirlerinin çoğunu sözlü olarak verdiği ve bu talimat veya işlemlere onayları mevzuata uygun olarak kayda alındığı, davacı onayı dahilindeki bu işlemlere itiraz etmediği, internet bankacılığı kullanırken hesaplarını görüntülediği halde itiraz etmediğini, hesap ekstrelerine de itiraz etmediğini, davacı imzalamış olduğu Sermaye Piyasası Araçları Muhafaza İşlem Çerçeve Sözleşmesi’nin 6. maddesinde sözlü emirlerin geçerliliği ve bağlayıcılığını kabul ettiğini, davacının, sözlü talimat veya bilgisi dışında işlem yapıldığını, hesabında usulsüz işlemler gerçekleştirildiğini beyan veya iddia etmediğini, yine aynı sözleşmenin 18. maddesinde ... defter ve kayıtlarının delil olacağını, bu madde ile davacı, sözlü emirlerinin ve davalı şirket kayıtlarının geçerli delil olacağını kabul ettiğini, davacı telefon ile yaptığı görüşmelerde, sürekli olarak hesaplarını kontrol ettiğini, kendisine zarar etti ise miktarı bildirildiği, kar elde ettiğinde ise bu karın hesabına ne kadar yansıdığı kuruşuna kadar bildirildiği, davacı hesaplarını internetten de kontrol ettiğini davacıya gönderilen ekstreler ile de hesaplarından gerçekleşen işlemlerden haberdar olduğunu, davacının hesaplarından gerçekleşen tüm işlemlerin bizzat davacının vermiş olduğu emirler doğrultusunda gerçekleştiği ve davacının zarar etti ise bu zarara kendi bilgisi ve isteği ile gerçekleşen talimatları ile sebep olması nedeniyle davalı şirkete yüklenecek kusur ve sorumluluk bulunmadığını, ifade edilerek davacının 1,5 yıl süre ile gerçekleştirdiği işlemlerde önceki işlemlere herhangi bir itirazı olmadan işlemlere devam etmesi dikkate alındığında, Yargıtay kökleşmiş içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, işlemlere icazet verildiğinin, davacı iradesinin hile yolu ile etkilendiğine dair somut bir delili de olmadığından, ayrıca aradan uzunca bir süre geçmesine rağmen iradesi dışında yapıldığını iddia edilen işlemlerden haberdar olunmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun kabulü ve dolayısıyla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 08/05/2024 tarih ve  2021/830 Esas - 2024/318 Karar sayılı kararında;\" Eldeki dava, davacının yatırım hesabıyla ilgili uğramış olduğu zararın davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 23/03/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının ... hisse senetleri ile ilgili rüçhan hakkından faydalanmak için kredi talebinde bulunduğunu, bu kredi talebi ile ilgili olarak 20.06.2018 tarihli görüşme kayıtlarından davacıya kredinin detaylarının aktarıldığı bilgilendirme görüşmesinin yapıldığını, bu görüşmede hisse senedi kredisi ile ilgili ürünü bilgisinin verildiğini, hisse senedi kredisinin sadece hisse senedi alımı için kullanılabildiğini, nakit çekimi yapılamayan bir kredi olduğunu, kredili hisse alımı için özkaynak oranının SPK tarafından %35 ile sınırlandırıldığını, kredi faiz oranı ile ilgili bilgilerin detaylarının verildiğini, 10.07.2018 tarihli görüşme kaydından da anlaşılacağı üzere kredi limitinin davacı tarafından 300.000 TL çıkarılması yönünde talepte bulunulduğu ve 11.07.2018 tarihli görüşmede ise kredi limitinin arttırılması ile ilgili davacının onayın alındığını, ancak bizzat davacı tarafından 18.06.2018 tarihinden internet şube işlemi ile SPK’nın Seri V No: ... sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesine istinaden tanımlanan özkaynak miktarının 5 katına kadar yapılabilen kredili işlem limit kullanılarak 392.000 TL’lik 170.000 adet ... hisse senedi alım işlemi gerçekleştirilmiştir. İşlem gerçekleşmesi sonrasında aynı tarihte müşteri temsilcisi ile yaptığı görüşmede, limit ile hisse senedi alımı yapılmasını denediğini, internet şubesi üzerinden 170.000 adet ... pay alımı gerçekleştirdiğini ve bu işlemi nasıl yapabildiğini sorguladığı telefon görüşmesinde davacıya SPK’nın Seri V, No: ... sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesinde yer alan takas günü ödenmek üzere öz varlığının 5 katına kadar alım yapılabileceği konusunda bilgi verildiği, 5 kat alım limiti kapsamında alınan payların aynı gün içinde satılması gerektiğini ifade edildiğinin görüldüğünü, ayrıca dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde davacının, SPK’nın Seri V, No:... Tebliği’nin 9’uncu maddesi kapsamında hesabına tanımlanan ve online işlemler şubesi ekranında görülen işlem limitini, hesabına aktarılan nakit olarak yatan bir para olarak düşündüğü değerlendirildiğini, davacı tarafından tanımlanan bu limit hakkında kendisine hiçbir bilgi verilmediğini iddia edildiği ancak davacı ile müşteri temsilcileri arasında yapılan telefon görüşmelerine ilişkin 18.06.2018 tarihli ses kayıtlarında, anılan madde hükmü uyarınca tanımlanan limit hakkında davacıya bilgi verildiğinin görüldüğünü, davacıya Uygunluk Testinin yönlendirme ile yapılması sonucunda testin amacına uygun yapılmadığı, yönlendirme altında yapılan testin ürün ya da hizmetin davacıya uygun olup olmadığının değerlendirilmesi amacına aykırı olduğu, aksine davacının iradesinin sunulacak hizmete uygun hale getirildiği değerlendirildiğini, davacının hesabından yapılan hisse senedi işlemleri genellikle seansın başlarında, bankaların hisseleri ile ilgili olanlarda müşteri temsilcisinin veya davacının önermesi ile banka dışı hisselerde ise müşteri temsilcisinin önerisiyle, ilgili hisse senedine alım emri iletildiği, söz konusu alım emrinin iletilen fiyattan gerçekleşmediği durumlarda ise önceden davacıdan alınan fiyat aralığında hisse senedi alım emrinde fiyat artışı yapılarak alım işleminin gerçekleştiğini, yapılan hisse senedi alım işleminin sonrasında, önceden davacıdan alınan fiyat aralığında alım fiyatının üstünde ve alınan miktar kadar pasif satım emirlerinin verildiğinin görüldüğünü, yapılan görüşmelerden davacının hesabına yapılan alım ve satım emirleri ile ilgili fiyat ve miktar tespitinin kimi zaman müşteri temsilcileri ile davacının birlikte belirlediği, kimi zaman da müşteri temsilcileri tarafından önerilen fiyatın davacının onayı sonrasında belirlendiğinin görüldüğünü, pay alım işlemlerinde ilgili pay için alım fiyatı önceden davacıdan alınan fiyat aralığında belirlenen fiyatlardan gerçekleşmesinin sağlandığı, pay satım işlemlerinde ise seans devam ederken ve/veya seans kapanışına yakın zamanlarda emri verilen payın fiyat hareketine göre satım emrinin gerçekleşmemesi üzerine satım fiyatı davacı ile belirlenen fiyata düşürüldüğünü, fiyat düşürülmesine rağmen satım işlemi gerçekleşmediği durumlarda ise kapanış seansının emir toplama aşamasında yeni fiyat düşürmesi yapılarak satım işleminin gerçekleşmesinin sağlandığını, önceki sayfalarda SPK’nın Seri V No: ... sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesine yer verilmiş, bu maddeye göre “Bir müşterinin takası henüz gerçekleşmemiş hisse senedi alımı işlemleri sonucunda, belirli bir anda oluşabilecek açık takas pozisyonunun asgari %20 si oranında net varlığının bulunması zorunludur. ... daha yüksek bir teminat oranı belirleyebilir.” hüküm uyarınca davacının açık takas pozisyonunun %20’si oranında net varlığının bulunmasının zorunlu olduğunu, yani net varlığının 5 katı tutarında alım emrinin sisteme iletilebileceği ve buna bağlı olarak limit dahilinde yapılan alımları takas süresine (T+2 alım tarihinden iki gün sonra) kadar taşıyabileceğini, dosya kapsamında yer alan ses kayıtlarından müşteri temsilcilerinin davacıya SPK’nın Seri V No: ... sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesi uyarınca alımı yapılan payların gün sonunda satılmak zorunda olduğu bilgisinin verildiğini, SPK’nın Seri V No: ... sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesinin son fıkrasında “Bu maddenin birinci fıkrasında yer alan teminat oranının herhangi bir nedenden dolayı sağlanamaması halinde, ... ertesi gün ilk seansın başlangıcında müşterinin belirtilen teminat oranını sağlayacak tutardaki kıymeti aracı kurum tarafından belirlenen teminat oranı sağlanıncaya kadar sözleşmedeki hükümler çerçevesinde re’sen satılır. ” hükmü ve Tebliğ’in 18’inci maddesinde yer alan “Sermaye piyasası araçlarının kredili alımı işlemi karşılığı yatırılan özkaynak tutarı, işleme konu kıymetlerin cari değerindeki değişmeler sonucunda gerekli özkaynak tutarının altına düştüğü takdirde, aracı kurumlar eksikliğin tespit edildiği gün itibarıyla, özkaynak oranını 17’nci maddede yer alan başlangıç özkaynak oranına tamamlayacak şekilde nakit ve/veya sermaye piyasası aracı yatırmak üzere müşteriyi en seri haberleşme aracı ile yazılı olarak özkaynak tamamlama bildiriminde bulunurlar.Özkaynağın, tamamlama bildiriminin müşteriye yapıldığı tarihten itibaren iki iş gününü geçmeyecek şekilde sermaye piyasası araçlarının kredili alımı işlemi çerçeve sözleşmesinde belirlenene süre içerisinde tamamlanmaması halinde, aracı kurum ayrıca bir ihbarname göndermesine gerek kalmaksızın, kredili olarak alınan ve/veya özkaynak olarak verilen sermaye piyasası araçlarını satarak krediyi kapatma yetkisine sahiptir.” hüküm altına alındığını, davacı hesabına gerçekleştirilen tüm işlemlere ilişkin emirlere davacı tarafından onay vermiş olmasına rağmen, davacıya Tebliğ’in 9’uncu maddesi uyarınca teminat oranının belirlenen asgari oranın altında kalması halinde alınan payların takas günün ertesi günü re’sen satılacağı ve/veya Tebliğ’in 18’inci maddesi uyarınca özkaynak sıkıntısı oluşması ve yeni nakit ve/veya kıymet getirilerek özkaynak koruma oranının asgari orana yükseltilmemesi halinde payların satılabileceği konusunda herhangi bir bilgi verilmediği ve hatta davacıya alınan tüm payların gün sonunda satılması gerektiğinin söylendiği ve böylece davacıya gün sonunda satış yapılmasının tek seçenek olarak sunulduğunu, davalı şirket müşteri temsilcileri tarafından davacıya eksik ve/veya yanlış bilgi verildiğini, davacının kredi ile aldığı payların gün sonunda satılması için onay vermesinde müşteri temsilcisi tarafından verilen gün sonunda satma zorunluluğu bilgisinin etkili olduğu değerlendirilmekte olduğunu, ancak 18.06.2018 tarihinde davacı tarafından internet şubesi ile yapılan 170.000 adet ... işleminin sonrasında davalı şirket müşteri temsilcisi tarafından davacının 5 katına kadar alım yapılabileceği yönünde bilgilendirme yapılması sonrasında da davacı tarafından kredili işlemlere devam edildiği, hatta 10.07.2018 tarihli görüşme kaydından da anlaşılacağı üzere kredi limitinin davacı tarafından 300.000 TL çıkarılması yönünde talepte bulunulduğu ve 11.07.2018 tarihli görüşmede kredi limiti ile ilgili onayın alındığını, önceki sayfalarda SPK’nın Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ III – 37.1 sayılı tebliğinin madde 37’de portföy yönetim faaliyetleri ve madde 45’de yatırım danışmanlığı faaliyetinin açıklamalarından ve ses kayıtlarından da anlaşıldığı üzere davacı ile davalı arasında yapılan işlemlerin portföy yönetim faaliyeti kapsamında olmadığı, yatırım danışmanlığı konusuna girdiği değerlendirilmekte olduğunu, bununla beraber telefon görüşmelerinde davalı şirketin müşteri temsilcisi tarafından farklı tarihlerde davacıya “telafi ederiz”, “toparlayacağım”, “merak etmeyin” tarzında söylemlerinin bulunduğunu, Borsa İstanbul Denetim ve Gözetim Kurulu tarafından hazırlanan Dış Denetim Raporunda konu ile ilgili davalı tarafın açıklamalarında “Müşteri ile gerçekleştirilen konuşmaların geneline bakıldığında, yatırım uzmanının iyi niyet çerçevesinde müşteri ile konuşmalar gerçekleştirdiğini, ilgili ifadelerin kesin taahhüt içeren ifadelerden ziyade temenni belirten ifadeler olduğu kanaatinde olduklarını, müşterinin, yatırım uzmanına yöneltmiş olduğu ifadelere ilişkin olarak ise; müşteri yatırım danışmanlığı sözleşmesi kapsamında yatırım danışmanlığı hizmeti almaktadır. III-37.1 numaralı Tebliğ madde 45 kapsamında yatırım danışmanlığı yatırımcı talebi doğrultusunda veya yatırımcı talebi olmaksızın sermaye piyasası araçları hakkında, yönlendirici nitelikte yorum ve tavsiyelerde bulunması faaliyeti olduğunu, bu kapsamda müşteri talebi ile veya talebi olmaksızın yönlendirici nitelikte tavsiyeler Araştırma raporları ile desteklenerek müşteriye sunulmuş olup, bilgisi dışında veya talimatı olmaksızın herhangi bir yetki aşımı ile işlem gerçekleştirilmemiştir. Yatırım uzmanları araştırma rapor ve tavsiyeleri, sektörel haber ve gelişmeler, piyasa koşulları, müşteri tercihleri, yurt içi ve yurt dışı politik ve siyasal konjonktür gibi pek çok değişkenden bir veya birkaçını değerlendirmek suretiyle müşterilere öneri getirmektedirler.” açıklamasını yapıldığını, ancak davacının müşteri temsilcisi tarafından “telafi ederiz”, “toparlayacağım”, “merak etmeyin” tarzında söylemleri nedeniyle zararını telafi edebileceği beklentisiyle işlem yapmaya devam ettiği değerlendirilmekte olduğunu, bununla beraber davacının hesabında bulunan senetlerin T+2 gününe kadar satışını beklemesi, kredinin faizi ödemesi ve piyasada oluşacak yeni fiyattan satışının yapılması sonrasındaki oluşacak kar/zarar o zaman ki piyasa koşullarında belirlenebileceğinden objektif bir hesaplama yoluna gidilemeyeceği değerlendirilmekte olduğunu, dolayısıyla hisse senetlerinin alış ve satışı arasında gerçekleşen fiyat farkı üzerinden yapılan hesaplamalar neticesinden oluşan önceki sayfalarda tablo halinde verilen davacının hesabından yapılan işlemlerin kar/zarar tablosu verilmiştir. Yapılan hesabın kar ve zarar oluşan tüm işlemler neticesinden davacının kümülatif zararının 246.749,84 TL olduğunu, yine bu işlemlerden arasında davacı tarafından internet şube üzerinden bizzat kendisi tarafından yapılan işlemler nedeniyle zarar tutarının 31.143,60 TL karın ise 21.00,00 TL olduğunu, davalı şirket müşteri temsilcisi tarafından gerçekleştirilen ve davacının onayı ile yapılan işlemlerden oluşan kar zarar toplamının (-) 236.606,24 TL olduğunu, davalının SPK’nın Seri V No: ... sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesine istinaden kredili alınan hisse senetlerini gün sonu satılması hususunda davacıyı yanlış/eksik bilgilendirdiğini, uygunluk testinin yönlendirme ile yapıldığını, “telafi ederiz”, “toparlayacağım”, “merak etmeyin” tarzında söylemleri nedeniyle zararını telafi edebileceği beklentisinin davacıda oluşturulduğunu, ancak tüm işlemlerin davacı onayı ile yapıldığı, davacının ilgili tebliğin sunduğu kredili alım hakkını defaten kullandığını, davacının SPK’nın Seri V No: ... sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesine istinaden kredili hisse senedi alımını defaeten yapması, davalının ise kredili alınan hisse senetlerini gün sonu satılması hususunda davacıyı yanlış/eksik bilgilendirmesi, uygunluk testinin yönlendirme ile yaptırılması nedeniyle testin amacına uygun yapılmaması ve “telafi ederiz”, “toparlayacağım”, “merak etmeyin” tarzında söylemleri nedeniyle zararını telafi edebileceği beklentisinin davacıda oluşturulması nedenleri ile kusurlu olduğu değerlendirildiğini, davacının 236.606,24 TL oluşan zararı nedeniyle davalı şirketin %70 oranında davacının ise %30 oranında kusurlu olduğu değerlendirilmekte olduğunu, davacının davalı şirketten talep edebileceği zarar tutarının 236.606,24.-TLx %70 = 165.624,37 TL olduğu mütalaa edilmiştir.  Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 27/09/2023 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; dosyaya sunulan 23.03.2023 tarihli bilirkişi kök raporunda, davacının ... hisse senetleri ile ilgili rüçhan hakkından faydalanmak için kredi talebinde bulunduğunu, bu kredi talebi ile ilgili olarak 20.06.2018 tarihli görüşme kayıtlarından davacıya kredinin detaylarının aktarıldığı bilgilendirme görüşmesinin yapıldığını, bu görüşmede hisse senedi kredisi ile ilgili ürünü bilgisinin verildiğini, hisse senedi kredisinin sadece hisse senedi alımı için kullanılabildiğini, nakit çekimi yapılamayan bir kredi olduğunu, kredili hisse alımı için özkaynak oranının SPK tarafından %35 ile sınırlandırıldığını, kredi faiz oranı ile ilgili bilgilerin detaylarının verildiğinin görüldüğünü, 10.07.2018 tarihli görüşme kaydından da anlaşılacağı üzere kredi limitinin davacı tarafından 300.000.-TL çıkarılması yönünde talepte bulunulduğunu ve 11.07.2018 tarihli görüşmede ise kredi limitinin arttırılması ile ilgili davacının onayının alındığı tespitlerinin yapıldığını, ayrıca yine kök raporda, bizzat davacı tarafından 18.06.2018 tarihinden internet şube işlemi ile SPK’nın Seri V No: ... sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesine istinaden tanımlanan özkaynak miktarının 5 katına kadar yapılabilen kredili işlem limit kullanılarak 392.000 TL’lik 170.000 adet ... hisse senedi alım işlemi gerçekleştirildiğini, aynı tarihte müşteri temsilcisi ile yaptığı görüşmede, davacıya SPK’nın Seri V, No: ... sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesinde yer alan takas günü ödenmek üzere öz varlığının 5 katına kadar alım yapılabileceği konusunda bilgi verildiğini, 5 kat alım limiti kapsamında alınan payların aynı gün içinde satılması gerektiğini ifade edildiği tespitleri yapıldığını, yine kök raporda, davacıya Uygunluk Testinin yönlendirme ile yapılması sonucunda testin amacına uygun yapılmadığını, yönlendirme altında yapılan testin ürün ya da hizmetin davacıya uygun olup olmadığının değerlendirilmesi amacına aykırı olduğu, aksine davacının iradesinin sunulacak hizmete uygun hale getirildiği tespitleri yapıldığını, kök raporda yapılan işlemler ile ilgili olarak, hisse senedi işlemlerinin genellikle seansın başlarında yapıldığını, bankaların hisseleri ile ilgili olanların müşteri temsilcisinin veya davacının önermesi ile banka dışı hisselerin ise müşteri temsilcisinin önerisiyle, ilgili hisse senedine alım emri iletildiğini, söz konusu alım emrinin iletilen fiyattan gerçekleşmediği durumlarda ise önceden davacıdan alınan fiyat aralığında hisse senedi alım emrinde fiyat artışı yapılarak alım işleminin gerçekleştiğini, yapılan hisse senedi alım işleminin sonrasında, önceden davacıdan alınan fiyat aralığında alım fiyatının üstünde ve alınan miktar kadar pasif satım emirlerinin verildiği tespitleri yer aldığını, davacı ile yapılan görüşmelerden davacının hesabına yapılan alım ve satım emirleri ile ilgili fiyat ve miktar tespitinin kimi zaman müşteri temsilcileri ile davacının birlikte belirlediğini, kimi zaman da müşteri temsilcileri tarafından önerilen fiyatın davacının onayı sonrasında belirlendiği yani davacının alım satım ile ilgili sürecin içinde yer aldığını tespitleri yapıldığını, SPK’nın Seri V No: ... sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesinde, “Bir müşterinin takası henüz gerçekleşmemiş hisse senedi alımı işlemleri sonucunda, belirli bir anda oluşabilecek açık takas pozisyonunun asgari %20 si oranında net varlığının bulunması zorunludur. Aracı kurum daha yüksek bir teminat oranı belirleyebilir.” hüküm uyarınca davacının açık takas pozisyonunun %20’si oranında net varlığının bulunmasının zorunlu olduğunu, yani net varlığının 5 katı tutarında alım emrinin sisteme iletilebileceği ve buna bağlı olarak limit dahilinde yapılan alımları takas süresine (T+2 alım tarihinden iki gün sonra) kadar taşıyabileceği görülmekle birlikte davalı tarafından tanımlanan kredili işlem limitinin SPK’nın iş bu tebliği çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği değerlendirilmekte olduğunu, kök raporda da belirtildiği üzere SPK’nın Seri V No: ... sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesi uyarınca alımı yapılan payların gün sonunda satılmak zorunda olduğu yönünde davacıya yanıltıcı bilgi verildiği tespitleri yapıldığını, yine davacının tüm işlemlere ilişkin emirlere onay vermiş olmasına rağmen, Tebliğ’in 9’uncu maddesi uyarınca teminat oranının belirlenen asgari oranın altında kalması halinde alınan payların takas günün ertesi günü re’sen satılacağı ve/veya Tebliğ’in 18’inci maddesi uyarınca özkaynak sıkıntısı oluşması ve yeni nakit ve/veya kıymet getirilerek özkaynak koruma oranının asgari orana yükseltilmemesi halinde payların satılabileceği konusunda herhangi bir bilgi verilmediği ve hatta davacıya alınan tüm payların gün sonunda satılması gerektiğinin söylendiği ve böylece davacıya gün sonunda satış yapılmasının tek seçenek olarak sunulduğu tespitleri yer aldığını, davacının eksik ve/veya yanlış bilgilendirildiği, davacının kredi ile aldığı payların gün sonunda satılması için onay vermesinde müşteri temsilcisi tarafından verilen gün sonunda satma zorunluluğu bilgisinin etkili olduğu değerlendirildiğini, taraflar arsındaki ses kayıtlarından da anlaşıldığı üzere davacı ile davalı arasında yapılan işlemlerin portföy yönetim faaliyeti kapsamında olmadığını, yatırım danışmanlığı konusuna girdiği değerlendirildiğini, yine kök raporda ses kayıtlarında yer alan davalı şirketin müşteri temsilcisi tarafından farklı tarihlerde davacıya “telafi ederiz”, “toparlayacağım”, “merak etmeyin” tarzında söylemlerinin bulunduğu, davacının müşteri temsilcisi tarafından bu tarz söylemleri nedeniyle zararını telafi edebileceği beklentisiyle işlem yapmaya devam ettiği değerlendirmeleri yapıldığını, bilirkişi kök raporunda yapılan hesabın kar ve zarar oluşan tüm işlemler neticesinden davacının kümülatif zararının 246.749,84 TL olduğu hesaplandığını, yine bu işlemlerden arasında davacı tarafından internet şube üzerinden bizzat kendisi tarafından yapılan işlemler nedeniyle zarar tutarının 31.143,60 TL karın ise 21.00,00 TL olduğu, davalı şirket müşteri temsilcisi tarafından gerçekleştirilen ve davacının onayı ile yapılan işlemlerden oluşan kar zarar toplamının (-) 236.606,24 TL olduğu tespitleri yapıldığını, bilirkişi kök raporunda davalının SPK’nın Seri V No: ... sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesine istinaden kredili alınan hisse senetlerini gün sonu satılması hususunda davacıyı yanlış/eksik bilgilendirdiğini, uygunluk testinin yönlendirme ile yapıldığını, “telafi ederiz”, “toparlayacağım”, “merak etmeyin” tarzında söylemleri nedeniyle zararını telafi edebileceği beklentisinin davacıda oluşturulduğunu, ancak tüm işlemlerin davacı onayı ile yapıldığı, davacının ilgili tebliğin sunduğu kredili alım hakkını defaten kullanıldığı ve zararını telafi edebileceği beklentisinin davacıda oluşturulması nedenleri ile kusurlu olduğu tespitleri yapıldığını, bu tespitler çerçevesinde kök raporda davalı şirket müşteri temsilcisi tarafından yapılan işlemler nedeniyle oluşan 236.606,24 TL oluşan davacının zararı nedeniyle davalı şirketin %70 oranında davacının ise %30 oranında kusurlu olduğunu, davacının davalı şirketten talep edebileceği zarar tutarının 236.606,24.-TL x %70 = 165.624,37 TL olduğu değerlendirmeleri yapıldığını, davacı tarafından itiraz dilekçesinde konu edilen komisyon ödemeleri ile ilgili olarak davacının hesabından yapılan tüm işlemlerden toplam 42.162,54 TL komisyon alındığı, davacının internet bankacılığı üzerinden yaptığı işlemlerin komisyon tutarının 2.261,74 TL olduğu bu işlemlerin haricinde kalan ve davalı şirket müşteri temsilcisinin yaptığı işlemler komisyonunun ise 39.900,80 TL olduğunun görüldüğünü, bu söz konusu 39.900,80 TL komisyon tutarının davacının kar/zarar tutarına eklenip eklenmemesi konusunda takdirin mahkememizde olduğu mütalaa edilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 06/02/2024 tarihli bilirkişi 2. ek raporuna göre; bilirkişi kök raporunda yapılan hesabın kar ve zarar oluşan tüm işlemler neticesinden davacının kümülatif zararının 246.749,84 TL olduğu hesaplandığını, yine bu işlemlerden arasında davacı tarafından internet şube üzerinden bizzat kendisi tarafından yapılan işlemler nedeniyle zarar tutarının 31.143,60 TL kârın ise 21.00,00 TL olduğunu, davalı şirket müşteri temsilcileri tarafından gerçekleştirilen ve davacının onayı ile yapılan işlemlerden oluşan kar zarar toplamının (-) 236.606,24 TL olduğu tespitleri yapıldığını, bilirkişi I. ek raporunda, davacının hesabından yapılan tüm işlemlerden toplam 42.162,54 TL komisyon alındığını, davacının internet bankacılığı üzerinden yaptığı işlemlerin komisyon tutarının 2.261,74 TL olduğu bu işlemlerin haricinde kalan ve davalı şirket müşteri temsilcisinin yaptığı işlemler komisyonunun ise 39.900,80 TL olduğu tespitleri yapıldığını, mahkememizce komisyon ödemelerini zarar tutarına eklenmesi yönünde kanaat oluşması halinde davacının davalı şirketten talep edebileceği zarar tutarının; İşlemler Neticesinde Oluşan Zarar : 236.606,24 TLKomisyon Ödemesi : 39.900,80 TL Toplam : 276.507,04 TL olduğunu, kök raporda mütefarik kusur oranı üzerinden yapılan hesaplamada 276.507,04 TL oluşan davacının zararı nedeniyle, davacının davalı şirketten talep edebileceği zarar tutarının 276.507,04 TL x %70 = 193.554,93 TL olduğunu mütalaa etmişlerdir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının yatırım hesabıyla ilgili olarak davalının SPK mevzuatı ve TBK'nın emredici hükümlerine aykırı uygulamaları nedeniyle zarara uğradığını belirterek uğradığı zararın tazminini talep ettiği, davalının ise davacının hesaplarında gerçekleşen tüm işlemlerin davacının verdiği emirler doğrultusunda gerçekleştiğini savunduğu, taraflar arasında 18/02/2009 tarihli Yatırım Araçları Alım Satım ve Aracılık Çerçeve Sözleşmesinin, 19/06/2018 tarihinde Sermaye Piyasası Araçları Kredi Sözleşmesinin ve 23/10/2018 tarihinde Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesinin imzalandığı, davacının... hisse senetleri ile ilgili rüçhan hakkından faydalanmak için davalıdan kredi talebinde bulunduğu, davalı tarafın davacıya hisse senedi kredisiyle ilgili bilgi verdiği ve davacının kredi limitini 300.000 TL'ye çıkartarak kredi kullandığı, davacı tarafından 18/06/2018 tarihinde internet şube işlemi ile 392.000 TL'ye 170.000 adet ... hisse senedi alımının gerçekleştirildiği, davacının aynı gün müşteri temsilcisi ile yaptığı telefon görüşmesinde SPK’nın Seri V No: ...sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesi uyarınca alımı yapılan payların gün sonunda satılmak zorunda olduğu yönünde davacıya yanıltıcı bilgi verildiği, davacı hesabına gerçekleştirilen tüm işlemlere ilişkin emirlere davacı tarafından onay vermiş olmasına rağmen, davacıya Tebliğ’in 9’uncu maddesi uyarınca teminat oranının belirlenen asgari oranın altında kalması halinde alınan payların takas günün ertesi günü re’sen satılacağı ve/veya Tebliğ’in 18’inci maddesi uyarınca özkaynak sıkıntısı oluşması ve yeni nakit ve/veya kıymet getirilerek özkaynak koruma oranının asgari orana yükseltilmemesi halinde payların satılabileceği konusunda herhangi bir bilgi verilmediği ve hatta davacıya alınan tüm payların gün sonunda satılması gerektiğinin söylendiği, telafi ederiz”, “toparlayacağım”, “merak etmeyin” tarzında söylemleri nedeniyle zararını telafi edebileceği beklentisinin davacıda oluşturulduğu, davacıya uygunluk testinin amacına uygun yapılmadığı, yönlendirme altında yapıldığı, davacının iradesinin sunulacak hizmete uygun hale getirildiği gözetilerek; davacının zararının oluşmasında davalının %70 kusurlu olduğu ve bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplama ile davacının komisyon dahil zararının 276.507,04 TL olduğu, bu miktarın davalının kusuruna denk gelen 193.554,93 TL'sini davacının davalıdan isteyebileceği kanaati ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalının dava açılmadan önce temerrüde düşürülmediği gözetilerek 50.000 TL'nin dava, 143.554,93 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, ''1-Davanın kısmen kabulü ile; 50.000 TL 'nin dava tarihinden, 143.554,93 TL'nin 06/10/2023 ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;... A.Ş. Yönetim Kurulu, 17/09/2020 tarihli ve 2020/74 sayılı toplantıda aldığı 7 sayılı kararla “Yatırımcı hesabına Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) Seri V, No:... sayılı Tebliği!nin 9’uncu maddesi kapsamında alınan paylar nedeniyle teminat oranının aşılması halinde bu payların ertesi gün re’sen satılacağı bilgisini vermemesi, aynı madde hükmü gereğince alınan payların takas tarihine kadar taşınması mümkün olduğu halde yatırımcıya bu payların gün sonunda satılması gerektiğini ifade ederek söz konusu payları zarar pahasına aynı gün içinde sattırması, dolayısıyla yatırımcıyı oluşan zararların telafi edileceğine ilişkin söylemlerle yeniden işlem yapmaya yönlendirmesi, yatırımcıya bu şekilde yaptırdığı yüksek hacimli işlemlerle komisyon geliri elde etmesi ve uygunluk/yerindelik testi doldururken risk profilinin belirlenmesinde etkili olan konularda YATIRIMCININ YETERİNCE BİLGİ VE TECRÜBE SAHİBİ OLMADIĞINI AÇIKÇA DİLE GETİRMESİNE KARŞIN RİSK PROFİLİNİN YÜKSEK ÇIKMASINI SAĞLAYACAK ŞEKİLDE YATIRIMCIYI YÖNLENDİRMESİ hususları dikkate alındığında, işlem yetkisi verilenlerin yükümlülüklerinin düzenlendiği .. Yönetmeliği’nin 8’inci maddesinin 1-a bendinde yer alan “Müşterilerine ve diğer işlem yapma yetkisi verilenlere karşı iyi niyet ve dürüstlük ilkelerine uygun davranmak” yükümlülüğüne uygun davranmada kusurlu hareket etmiş olduğu, üye hakkında aynı konuda açılmış başka soruşturma olduğu da göz önüne alınarak 25.000 TL para cezası ile tecziyesine karar verildiğini, Aynı şekilde ... A.Ş. kurumunun 25/09/2020 tarihi ...-.... Sayılı Karar Tebliği: ... A.Ş. hakkındaki başlatılan soruşturma neticesinde; \"yatırımcıyı eksik bilgilendirmesi, zarardan kurtulmak isteyen yatırımcıyı oluşan zararların telafi edileceğine ilişkin söylemlerle yeniden işlem yapmaya yönlendirmesi, yatırımcıya bu şekilde yaptırdığı yüksek hacimli işlemlerle komisyon geliri elde etmesi, risk profilinin belirlenmesinde etkili olan konularda yatırımcının yeterince bilgi ve tecrübe sahibi olmadığını açıkça dile getirmesine karşın risk profilinin yüksek çıkmasını sağlayacak şekilde yatırımcıyı yönlendirmesi hususları dikkate alındığında….. “Müşterilerine ve diğer işlem yapma yetkisi verilenlere karşı iyi niyet ve dürüstlük ilkelerine uygun davranmak” yükümlülüğüne uygun davranmada kusurlu hareket etmiş olduğu tespit edildiğini, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 10/06/2021 tarih ve 30 sayılı toplantısında; “Yatırımcı’nın yanlış bilgilendirilmesi ve yönlendirme altında Uygunluk Testi’ne ilişkin iradesinin ortadan kaldırılmasındaki kusurun ağırlığı ve aynı fiile birden fazla mevzuat hükmünün ihlal edildiği gözetilerek, Aracı Kurum hakkında 2018 yılı için geçerli asgari sınırdan uzaklaştırılarak 92.883 TL iadri para cezası tesis edilmesine, Alınan payların T+2 gününe kadar taşınabilecekken T günü, gün sonunda satmaya mecbur bırakılmasının Seri:V, No:... sayılı Tebliğ’in 9 uncu maddesine aykırı olduğu ve Aracı Kurumun savunmasında aykırılığa ilişkin makul ve kabul edilebilir bir gerekçenin Kurulumuza sunulmadığı, KREDİLİ İŞLEMLERE İLİŞKİN BİLGİSİ OLMADIĞI GÖRÜLEN YATIRIMCI ...’nin BU İŞLEMLER HAKKINDA YANLIŞ BİLGİLENDİRİLMESİNDEKİ KUSURUN AĞIRLIĞI, AYKIRILIĞIN YATIRIMCI’NIN TÜM KREDİLİ İŞLEMLERDE DEVAM ETTİRİLDİĞİ, Aracı Kurumun daha önce kredili işlemlere ilişkin mevzuata uyum konusunda uyarılması ve idari para cezasına maruz bırakılmasına rağmen kredili işlemler konusunda özensiz davranmaya devam ettiğinin görüldüğü hususları birlikte gözetilerek, Aracı Kurum hakkında 2018 yılı için geçerli olan azami tutar olan 387.009 TL idari para cezası tesis edilmesine karar verildiğini,Her ne kadar bu tespitler ile davalı kuruma idari para cezaları tesis edilmiş olsa da müvekkilin uğramış olduğu zarar  Bilirkişi Heyeti tarafından kapsamlı bir şekilde ele alınmadığını, Borsa İstanbul Denetim ve Gözetim tarafından uyuşmazlık dosyasına konan ses kayıtları, deşifre edilen ses kayıtlarıyla karşılaştırıldığında, birçoğunun önü arkası kesilerek, cümleler eksiltilerek, cümle anlamları bozularak deşifre edildiği davacı tarafından tespit edildiğini, bunun üzerine Müvekkil Sermaye Piyasası Kurulu’na, Kurul Uzmanlığı tarafından yapılan değerlendirme ve tespitlerin doğru olmadığını ses kayıtları ile ispatlayan 88 sayfalık bir dilekçe gönderdiğini, ancak davacının burdan da  olumlu cevap alamadığını, davacının . Müvekkilin menfaatleri hiçbir  hiçbir Kurum/Kurul/ Bilirkişi Heyeti tarafından gözetilmediğini,Ayrıca müşteri temsilcisi konuşmaların kayıt altına alınmadığı ..., ... numaralı mobil hattından davacıyı arayarak davacıya; “bu mobil hattından görüşelim, sabit hattan aramayın” demesinden sonra davacının, hesabı nezdinde yapılan tüm usulsüz işlemlerin kasıtlı yapıldığının farkına vardığını ve yapılan tüm usulsüzlükleri ... A.Ş. ve Sermaye Piyasası Kurulu’na bildirebileceği bilgisine ulaştığını,Öncelikle müvekkilin, 2009 yılında ... Bankası .... Şubesi nezdinde imzaladığı sözleşmeler ile bu sözleşme kapsamında yapılan işlem sıklıkları ve hacimlerinin 18.02.2009 tarihli Sermaye Piyasası Araçları Muhafaza İşlem Çerçeve Sözleşmesi ve Ekleri (Risk Bildirim Formu, Taahhütname ve Rehin Muvafakat Yazısı, Müşteri Tanıma Formu),18.02.2009 tarihli Yatırım Araçları Alım Satım ve Aracılık Çerçeve Sözleşmesi ve ekleri (Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formu ve Müşteri Tanıma Formu) 2009 yılında 49 işlem, 2010 yılında 8 işlem, 2011 yılında 13 işlem, 2012 yılında 17 işlem, 2017 yılında 5 işlem olduğunu, 2018 Haziran ayında davacı, Aracı Kurum ile tanıştığında müvekkilin portföyünde 15/03/2018 – 26/03/2018 tarih aralığında 4.75 TL ortalama maliyetle 3 parça halinde alımını yaptığı toplam 70.750 adet ... pay senetleri bulunduğunu, 03/2018 yılında, düştükçe alımını 3 parça halinde yaptığı ... hisse payları yaklaşık 2.5 ay beklediğini, hisse payları düşmeye devam ettiğini,  2018 Haziran ayının ilk haftası ... Bankası ... Şubesinde görevli ...'ın davacıyı arayıp, ... Bankası’nın Bedelli Sermaye Artırımı hakkında bilgi vermesine kadar davacının düşüşün nedenini hiçbir şekilde anlamadığını,... Bankası’nın bu kararı aylar öncesi almasına rağmen davacının son aşamada, rüçhan tahtasının işleme açılmasıyla, payların değerinin tamamen düşmesinden sonra bilgilendirildiğini, oysa, .... A.Ş. Denetim ve Gözetim Kurumu ile davalı... A.Ş. arasında düzenlenen 24/10/2019 tarihli tutanakta da görüleceği üzere, ... müvekkilin portföyünü teminat göstererek müvekkilin hesabına çoktan portföyünün 4 katı büyüklüğünde limit tanımlaması yaptığını ve dvacının bu durumdan yargılama aşamasında tutanakla birlikte haberdar olduğunu, Görüleceği üzere davacının tüm hesapları ... Bankası nezdinde bulunmuş ancak müvekkil... ile Haziran 2018 tarihine kadar tanışmadığını, fakat, MKK kayıtlarında ... nolu yatırım hesabı 29/08/2015 tarihinde... A.Ş. nezdinde “İŞLEMDE” olarak göründüğünü, 17/05/2012 yılında gerçekleştirilen işlemlerde ve ...Üye, ... Bankası A.Ş. olmasına karşın, 29/08/2015 tarihi itibarıyla Üye, ... A.Ş. olarak görünmediğini, Tüm dava dilekçesinde detaylıca belirtildiği üzere, 2018 yılı Haziran ayının ilk haftası ... Bankası ... Şubesi çalışanı... ile yapılan görüşmede, dvacının ... Bankasının Bedelli Sermaye Artırımına katılmasının yararına olacağı, yalnız bunun için yaklaşık 70.000 TL bir bedel yatırması gerektiğini belirttiğini, davacının nakdi olmadığından evini ipotek karşılığı  göstermeyi teklif ettiğini, ancak kredi kullanma alternatifinin son rüçhan kullanım tarihine kadar (20/06/2018) yetişmeyeceğinin belirtildiğini, daha hızlı bir yol olan aracının satış işlemlerinin de yetişmeyeceği hatta değerinin altında satılacağından karlı bir işlem olmayacağı, bunların yerine dvacı adını ilk defa duyduğu borsa kredisi kullanmasının yararına olacağı, kullandığı gün kadar faiz ödeyeceği, süresiz taşıyabileceği, istediği zaman satabileceği konusunda davacı ikna edilmiş ve borsa kredisi kullanımı hakkında daha detaylı bilgi için ... hanıma aktarıldığını, davacı aynı şube içinde bir birime aktarıldığını düşünürken, ... Şubesine aktarıldığını aynı hafta içinde müşteri temsilcisi ... hanımdan gelen ekte sunduğumuz... nolu 06/06/2018 tarihli 12:19 zamanlı telefon görüşmesinden öğrendiğini,Ses kayıtlarıyla da sabit olduğu üzere rüçhan payları için gerekli olan borsa kredisinin onaylanabilmesi için, SPK'nın alınmasını ön gördüğü Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi’nin tanımlı olması ve yüksek riskli çıkacak şekilde Uygunluk/Yerindelik testlerinin doldurulmasının gerektiği, tüm bu eksikliklerin giderilmesinin şart olduğunun davacıya aktarıldığını, Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesinin Yerindelik testinden önce alındığını, Ses kayıtlarından görüleceği üzere, Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi’nin Uygunluk/Yerindelik testlerinden önce alelacele davacıdan alınması,...’un tüm kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, Aşağıda yine detaylarıyla açıklanacağı üzere davacının iradesi hem ... Bankası çalışanları hem de ... tarafından bizzat sakatlandığını, Nitekim SPK Uzmanlığı İnceleme ve Değerlendirme Raporu’nda; incelenen ses kayıtlarında ve yine Borsa İstanbul Kurulu Dış Denetim Raporu’ndaki ses kayıtlarında bu hususun tespit edildiğini, bu kapsamda yatırımcının yerindelik testini 12/06/2018 tarihinde kendisinin doldurduğu ancak bu testin de müşteri temsilcisinin uygunluk testi sırasında yönlendirmeleri doğrultusunda cevaplandığı ve skorun E çıktığının anlaşıldığını,Yönlendirmeler neticesinde yapılan tüm bu testler ile Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesinden sonra ekte sunulan... nolu 13/06/2018 tarihli 14:55 zamanlı ses kaydında da görüleceği üzere müşteri temsilcisi Kredi Sözleşmesinin imzalanması için davacının Banka şubesine gitmesini ve oradan kendisini aramasını istediğini,Davacı  bu görüşmede müşteri temsilcisine krediyi sadece rüçhan bedeli kadar 40-50 bin, maximum 60.000 TL kullanacağını belirttikten sonra 60 bin kullandığı takdirde ne kadar faiz ödeyeceğini, uygun düşüp düşmeyeceğini ve rüçhanları istediği zaman satıp satamayacağını kapsayan sorular sormuştur.  Müvekkil soruların cevaplarını aldıktan sonra tekrardan müşteri temsilcisine; “... hanım hep kafama takılıyor size hep soruyorum ama bir kere daha sormak isterim çünkü çok yorum okuyorum internette, ilk defa bu rüçhanla ilgileniyorum ilk defa böyle bir hak tanınıyor bana, hani bu rüçhanla benim değişen bir şeyim olmayacak değil mi… hissem aynı işliyor ve istediğim zaman satabiliyorum, doğru mu?” şeklinde sorular sormuştur. 15:26’daki ses kaydıyla da sabit olduğu üzere, müvekkil, müşteri temsilcisinden olumlu yönde cevaplar aldıktan sonra 13/06/2018 tarihinde 15:26’da Banka Şubesinde 60.000 TL limitli Kredi Sözleşmesini imzalamıştır. Ayrıca 14:55’de yapılan görüşmede müşteri temsilcisi; “Gerçi siz 100.000 TL kullanmayacaksınız” demekte olduğunu, bu da daha önceden görüşmenin yapıldığının açıkça kanıtı olduğunu, Ekte sunulan 13/06/2018 tarihli ve 16:55, 16:59 zamanlı ses kayıtlarından görüleceği üzere; 13/06/2018 tarihinde saat 15:26’da 60.000 TL Kredi Sözleşmesi’nin imzalanmasından 1.5 saat sonra, Müşteri Temsilcisi, müvekkili arayarak 250.000 TL limitli kredi talebinde bulunmak istediğini belirttiğini, davacının 250.000 TL limitin çok olacağını belirtmesi üzerine, müşteri temsilcisi 150.000 TL de olabileceğini belirttiğini, Davacı miktarı net olarak belirlenerek 15:26’da imzalanan kredi sözleşmesinden sonra müşteri temsilcisinin tekrar arayıp daha yüksek tutarlarda kredi limit talebi oluşturmaya çalışmasını doğal olarak anlamlandıramadığını ve müşteri temsilcisine ses kayıtlarında ne olduğunu sorduğunu, müşteri temsilcisinin de ses kayıtlarına göre ısrarla limit arttırmak için davacıya adeta baskı yaptığını,  davacının da anlamadığını tekrar belirttiğini ve talebini yinelediğini,Ses kayıtlarından anlaşılacağı üzere, davacı 100.000 TL LİMİTİ ONAYLAMAK İSTEMEMESİNE RAĞMEN, SÖZDE ALT SINIR zorunluluğundan bahsedilerek 100.000 TL limit talebini onaylamak zorunda bırakıldığını, Müşteri temsilcisi adeta gerçek dışı beyanlarla müvekkili kandırıldığını, zira alt sınır zorunluluğu bulunmamasına rağmen davacıyı buna inandırdığını, ayrıca daha önceden imzalanan sözleşmenin miktarının boş olarak imzalandığı, davacıya yanlış bilgi verildiği de bu ses kaydıyla sabit olduğunu, davacıyav imzalatılan 13/06/2018 tarihli Kredi Talep Sözleşmesinin kredi limiti,  yapılan bu görüşme ile 100.000 TL olarak belirlenmiş ve onaya gönderildiğini, ayrıca imzalanan bu sözleşme hiçbir dosyada bulunmadığını, 13/06/2018 16:55 zamanlı ses kaydından da görüleceği üzere müşteri temsilcisinin davacıya aktardığı bilgi; “Sizin hesabınızda bulunan teminata istinaden, kurumlar borsada işlem yapan müşterilerine hisse senedi kredisi açabiliyorlar ek olarak, birebir kullanabiliyorsunuz bunu. Mesela, 100.000 portföyünüz var 100.000 liralık, 200.000 portföyünüz var 200.000 liralık kullanabiliyorsunuz. Elinizdeki hisselere bağlı.” şeklinde olduğunu, nitekim 23/03/2023 tarihli Bilirkişi Raporu’nda da beyan edildiği üzere “Davacının toplam ...Portföy Bedeli 395.716,64 TL dir.”Davacı müşteri temsilcisinin açıklamalarına güvenerek 18/06/2018 tarihinde, portföy değerini göz önünde bulundurarak hesabında bulunan 600.000 TL kredinin 392.700 TL’lik kısmı ile 170.000 adet ... pay alımı gerçekleştirdiğini, kredinin hepsini kullanmayıp sadece portföy değeri ile bire bir olacak şekilde alım yaptığını, otalama 4.75 TL maliyetle 21/03/2018 tarihinden itibaren taşıdığı 70.750 adet öz ... payları bölünmeyle birlikte 2.31’e kadar düştüğünü, fakat müşteri temsilcisi, 20/06/2018 tarihinde rüçhan tahtasının kapanmasıyla bu payların eski değerine geleceğini söylediğini, davacı, 2 gün sonra rüçhan tahtasının kapanmasıyla ... paylarının eski değerine geleceği bilgisine güvenerek maliyetini düşürmek adına hesabına tanımlanan hisse senedi kredisi ile alım yaptığını ve bunun bilgisini aynı dakika içinde 15:51’de müşteri temsilcisine aktardığını, Ancak müşteri temsilcisi öncesinde yapılan tüm görüşmeleri yok sayarak, SPK’nın Seri V, No:... sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesi uyarınca payların aynı gün içinde satılması gerektiğini, davacının hesapta gördüğü limitin gün içi işlem limiti olduğunu belirttiğini, Müşteri temsilcisi;“gün sonunda satmanız gerekecek sizin, isterseniz ben bunu size satış yazayım, 2.34-35’e yazayım, duruma göre fiyat iyileştirmesi yaparız. Bu fiyata da ulaşmadığı takdirde kapanış fiyatından vermek zorundayım.” şeklinde beyanlarda bulunduğunu, 16:11 görüşmede ise davacı; “Ben bunun böyle olduğunu bilmiyordum ... hanım. Size güveniyorum yani siz bu işin uzmanısınız, nasıl uygun görüyorsanız, yeter ki zarar etmeyeyim, sevinirim.” şeklinde müşteri temsilcisine beyanlarda bulunduğunu, davacının bu söylemlerine rağmen müvekkilin menfaatleri gözetilmeden davacının alımını yaptığı 170.000 adet ... payları müşteri temsilcisi tarafından aynı gün 6.800 TL zararına (1.295 TL komisyon hariç) satılmış ve bu zarar müvekkilin kredili hesabına borç olarak yazıldığını, Görüleceği üzere müşteri temsilcisinin hatalı yönlendirmesi neticesinde davacının kasten zarara uğratıldığını, Kısacası müvekkil 2.31 TL'den aldığı payları, ikinci gün 2.35 TL'den satışını yaparak 6.800 TL kar ile kapatacak iken müşteri temsilcisinin kasten hatalı yönlendirmesinden dolayı zararına kapat zorunda kaldığını, Nitekim ... pay fiyatı 2.35’e yükselmiş, üçüncü gün ise 2.39’a yükseldiğini, Ekte sunulan 18/06/2018 tarihli 12:37 zamanlı ses kaydından da anlaşılacağı üzere aynı gün müvekkil hesapta gördüğü bu krediyi fark ettiği anda müşteri temsilcisini aradığını, hesapta 590.904 TL gördüğünü, detaylı bilgi alamadığını “Bu işleme devam edebilmek için hisse senedi hesabınıza ait bloke sıralamanızı tanımlamalısınız” şeklinde bilgi yazısı aldığını müşteri temsilcisine aktardığını, Müşteri temsilcisi ise kendi ekranında bu bilgileri göremediğini hatta hesaba tanımlı krediyi kendi ekranında göremediğini belirttikten sonra davacıya; “Onay mı istiyor sizden… Onaylayın siz problem yok.” şeklinde beyanlarda bulunması üzerine davacının;“Neyi onaylayacağım peki ben, çünkü anlamadım?” şeklinde sorular yönetlttiğini,. Müşteri temsilcisi de;  “Yani şöyle siz bir işlem yapmak istediğinizde hisse işlemi orada hani internetten giriş yapmak istediğinizde girişinize izin verecek bu kadar.Onay deyin.O internetten bloke düzenleme.” demesi üzerine dvacının emin olabilmek adına tekrar;  “Ne anlama geliyor ... hanım, beni bağlayan bir şey yok değil mi burada?” şeklinde sorular sormuştur.Bu görüşmeden sonra davacı emin olamadığı için çaresizce tek muhatabı olan kişiyi yani müşteri temsilcisi ... hanımı 2 kere daha aradığını, hesapta görünen bu krediyi kendisinin nasıl göremediğini, nereden geldiğini öğrenmesini ve tarafına bilgi verilmesini istediğini, ... Hanım ise bunu bilmediğini, Genel Müdürlük ile görüşüp döneceğini belirtmiştir. Müvekkil, ... Hanım'ın dönüşünü uzun süre beklemişse de kendisine dönüş yapılmadığı için tekrar aramak zorunda kaldığını, ... Hanım bu sefer de Genel Müdürlüğün de bu durumu bilmediğini belirtmesi üzerine davacı Koskoca Genel Müdürlüğün bunu nasıl bilmediğini sorguladığını, ... Hanım'dan müvekkile herhangi bir cevap gelmediği için müvekkil kendisi denemek istediğini, nitekim 13/06/2018 tarihli 14:55 zamanlı görüşmede, müşteri temsilcisi ... Hanım, müvekkile istediği zaman alım-satım yaparak maliyeti düşürebileceğini söylediğini, böylece 2 gün sonra 20/06/2018 de rüçhan tahtasının kapanmasıyla ... payları eski değerine gelecek olduğunu, Borsa İstanbul Denetim ve Gözetim Kurulu ile Garanti Yatırım Yetkilileri arasında düzenlenen 24/10/2019 tarihli tutanakta, müşteri temsilcisinin sözde sistemde göremediğini ve bilmediğini iddia ettiği limit bizzat müşteri temsilcisi ... tarafından 4 kat olarak 17/05/2018 tarihinde tanımlandığı ... Yatırım Yetkilileri tarafından teyit edildiğini, Yine aynı tutanakta, dava konusu alım satım işlemlerin yapıldığı gün içi işlem limiti, Hesap Extreleri ve İşlem Sonuç Formlarına rağmen ... Yatırım Yetkilileri tarafından inkar edildiğini, yine aynı tutanakta, Müvekkilin Yatırım Danışmanlığı Hizmeti aldığı belirtilmesine rağmen davalı tarafından altını çize çize “Yatırım Danışmanlığı Hizmeti verilmemiştir” savunması yapıldığını, Müvekkil, yukarıda izah edilen 18/06/2018 tarihinde alımını yaptığı 170.000 adet ... paylarının gün içi işlem limiti ile alındığını öğrenince, ertesi gün sabahın ilk saatinde 19/06/2018 10:12’de müşteri temsilcisini arayıp LİMİT İPTALİNİ TALEP ETTTİĞİNİ,Nitekim 24/10/2019 tarihinde ... A.Ş. ... Yetkilileri arasında düzenlenen tutanakta, ... Yatırım’a yöneltilen 5. Soru tüm olayı aslında özetlediğini, Davacının iptal talebinden yaklaşık 20 dakika sonra 10:38’de ... Hanım, davacıyı arayarak davacının önceki imzaladığı sözleşmede pürüz çıktığını, sözleşmede davacının soyadının hem... hem de ... olarak yer aldığını, tekrardan sözleşmeye imzasının alınması gerektiğini belirttiğini,Davacının 20 dakika önce telefondaki serzenişlerinden hemen sonra bu kararın alınması ve ikinci kere davacının imzasının alındığı sözleşmeye tarihin 19/06/2018 olarak, limitin de 150.000 TL olarak yazılması dahi davalı kurumun kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, önemle belirtilmelidir ki davacı limitinin 150.000 TL olduğunu 20/06/2018 tarihinde ... Bankası Genel Müdürlüğü’nden gelen telefonla öğrendiğini, Oysa ki yukarıda belirttiğimiz üzere alt sınır bahane edilerek müvekkil zorunlu olarak 100.000 TL limite imza atmış ve 100.000 TL’nin onayını beklediğini, Nitekim 18/06/2018 17:48 zamanlı ses kaydında davacı “Bir şey soracağım ... Hanım, bu benim 100.000 TL kredi onaylandı mı?”  şeklinde sorular sorduğunu, görüleceği üzere davacı KREDİ LİMİTİNİN 100.000,00 TL OLMASINI DAHİ İSTEMEMESİNE RAĞMEN MÜVEKKİL ADETA OYUNA GETİRİLMİŞ BİLGİSİ VE ONAYI ALINMADAN KREDİ LİMİTİ 150.000,00 TL OLARAK BELİRLENDİĞİNİ,Aynı gün 10:38’deki görüşmeden de anlaşılacağı üzere, türlü bahaneler altında müvekkilden yeni imza alarak limiti 150.000 TL olarak belirlemelerine rağmen limitin 150.000 TL olarak değiştirildiğinin bilgisi dahi davacıya verilmediğini, davacının sözleşmelerde soyadını hem ... hem de ... olarak yazması zaten hayatın olağan akışında mümkün olmadığını, nitekim tekrar yapılan  sözleşmeye davacının adını, soyadını, adresini yazmasına dahi izin verilmemesinin yanı sıra ... Formu’na “Sermaye piyasası işlemlerinizde kurumumuzdan tavsiye almak isterseniz ‘Yüksek’ seçeneğini işaretlemelisiniz” şıklar arasından “Yüksek” seçeneği işaretlendiğini, ilgili sözleşmeden görüleceği üzere müvekkilin adresi dahi mevcut ikamet ettiği adresi olmadığını, böylece davacının bilgisi ve onayı alınmadan tanımlanan 19/06/2018 tarihli sözleşme limiti, bir hafta sonra 26/06/2018 tarihinde onaylandığını, ses kaydı ve ...Tablosu’nda ilk kredi kullanımı 21/06/2018 tarihinde gözüktüğünü, 26/06/2018 tarihinde onaylanan kredinin 21/06/2018 tarihinde hesapta gözükmesi dahi başlı başına davalı kurumun kusurunu ortaya koyduğunu, Müşteri temsilcisi, davacının 19/06/2018 tarihli 10:12 zamanlı ses kaydında talep ettiği limit iptalini gerçekleştirmek yerine aynı gün 14:55’de davacıyı arayarak gün içi işlem limiti ile (8.095 TL zararına sattığı ... paylarının) zararın telafisi gerekçesiyle alım yapmak istediğini, davacının bu zarara rağmen müşteri temsilcisinin işlem önerisini reddettiğini, buna rağmen LİMİTİ İPTAL ETMEDİKLERİ GİBİ MÜVEKKİL ISRARLA PAY ALIMI İÇİN ARANMIŞ ve yine iptal edilmediği gibi davacının bilgisi ve onayı dışında 17/05/2018 tarihinde müvekkilin portföyünün 4 katı oranında hesabına tanımladıkları pay alım limitini, 22/06/2018 tarihinde 5 katına çıkardıklarını,20/06/2018 10:50 zamanlı telefon görüşmesinde ise müşteri temsilcisi limiti iptal etmek yerine tekrardan arayıp işlem önerisinde bulunduğunu, davacının bunları şaşkınlıkla uzun süre sessizce dinledikten sonra tepki gösterdiğini, ve müşteri temsilcisinin ısrarı üzerine zararı telafi etmek için cevap verdiğini,...Yetkilileri arasında düzenlenen 24/10/2019 tarihli tutanakta,  Başdenetçi ...’in ... Yetkililerine yönelttiği soru;“ Kurumunuz tarafından Denetçiliğimize ibraz edilen ses kayıtlarından, müşteri temsilcilerinizin ...’e yatırım danışmanlığı sözleşmesi kapsamında pay senedi alım-satım tavsiyelerinde bulundukları anlaşılmaktadır. Müşteri temsilcilerinizin 20/06/2018, 21/06/2018, 02/07/2018, 04/07/2018, 09/07/2018, 13/07/2018, 16/07/2018 ve 24/07/2018 tarihlerinde yatırımcıya sunduğu alım-satım tavsiyelerine mesnet teşkil eden analiz raporları Kurumunuzdan talep edilmiş fakat gönderilen kayıtlardan müşteri temsilcilerinin müşteriye önerdiği ilgili pay senetleri hakkında düzenlenmiş analizlere veya raporlara rastlanmamıştır. Müşteri temsilcilerinizin bu tarihlerdeki alım-satım tavsiyelerinin dayanağı nedir? Ses kaydından da anlaşılacağı üzere limitin iptal edilmesi yerine ısrarlı bir şekilde sebep oldukları zararın telafisi gerekçe gösterilerek gün içi işlem limitini kullanmak istedikleri,  yine ses kaydından da anlaşılacağı üzere rüçhanlar aynı gün hesaba geçtiğini ve ... payı hala 2.40 TL’den işlem görmediğini, bu fiyat, söylenildiğinin aksine 1.75’e kadar düştüğünü, davacının teklif edilen bu işlemi kabul etmesindeki en büyük etken, müşteri temsilcisinin kaçtan alıp kaçtan satacağını söylemesi, zararına satışını yaptıkları ... paylarının yapacakları bu alım satımlar ile zararını telafi edeceklerini söylemeleri ve aynı gün yani 20/06/2018 de rüçhan tahtasının kapanmasıyla ... paylarının beyan edildiği gibi eski değerine gelmemesi davacının aklını karıştırdığını ve nasıl hareket edeceğini bilemediğini, rüçhan bedeli için borsa kredisinin kullanılmasından anlaşılacağı üzere dvacının kredili hesabının borcunu (66.729 TL Rüçhan kullanımı, 8.095 TL zararına satılan paylar) karşılar nakdi bulunmadığını, davacının 19/06/2018 tarihinde hesaba tanımlanan limitin iptali talebinden ve müşteri temsilcisi tarafından gelen alım önerisini reddettiğinden de anlaşılacağı üzere, davacı tüm plan programını, gelir gider dengesini 20/06/2018 tarihinde rüçhan tahtasının kapanmasıyla nakde döneceği ve borcunu kapatacağı üzerine yaptığını,davacının gerçekten işlem yapma arzusu olsaydı ne limitin iptalini isterdi ne de zarar telafisine rağmen müşteri temsilcisi tarafından gelen alım önerisini reddetmek olduğunu, davacı sürecin başından bugüne kadar ... tarafından yanlış/yanıltıcı beyanlarla manipüle edilerek, ciddi boyutta maddi manevi zarara uğradığını, 21/06/2018 tarihli 09:56 zamanlı ses kaydında müşteri temsilcisinin davacıya zararı telafi etmek üzerine kurulu sözde vaadler de bulunduğunu, davacının bilgisinin olmadığını söylemesine rağmen 22/06/2018 tarihinde alımı yapılan 150.000 adet ... payının hiçbir mecburiyet olmamasına rağmen aynı gün satışının yapılmasından bu işlem 21.734 TL zarar ile kapatılmış, toplamda 3 işlem gününde kredili hesabı 22/06/2018 tarihi itibarıyla 95.113 TL eksi bakiyeye düşürülmüştür ve bu bakiyeye günlük faiz işletildiğini, 25/06/2018 tarihli 16:56 zamanlı ses kaydından da anlaşılacağı üzere müşteri temsilcisi ... hanım davacıya “Cuma günü sattığım ... bugün 4.25 açtı ama şu an 4.04 - 4.05” dediğini, halbuki yapılan bu işlemin takas günü beklenseydi 21.734 TL zarar yerine 21.000 TL kar edileceğini, 22/06/2018 tarihinde 21.734 TL zararla kapatılan işlem sonrasında, 25.06.2018 tarihli 16:56 ve 17:33 zamanlı, 27.06.2018 tarihli 10:37 ve 17:10 zamanlı ve 28.06.2018 tarihli 10:41 zamanlı telefon görüşmelerinde, davacının bir şeylerin ters gittiğini ve oyalandığını fark ettiğini,Davacı hisse senedi kredisinden kalan 30 bin TL’lik limitinden ... payının 2.28’e kadar düşmesinden dolayı taşımak üzere 10 bin adet ... payı satın almak istediğini, fakat, daha da düşeceği belirtilerek alımına izin verilmediğini, ancak pay 2.28’den 2.49’a kadar yükseldiğini, müsteri temsilcisi buna rağmen davacıya hala düşeceğini, hiç üzülmemesi gerektiğini belirterek; “... giderse gitsin, üzülmeyin. Uygun şeyler mutlaka çıkacak. Aradaki farkı fazlasıyla kapatacağım. Artıya bile geçeceğiz. Siz hiç merak etmeyin” şeklinde söylemleriyle müvekkilin hisse senedi kredisini kullanmasına izin vermediğini,  üstelik 28.06.2018 tarih 17:49 zamanlı ... nolu kayıtta, müvekkil ... rüçhan paylarını 2.53’ten bozmak istediğini müsteri temsilcisine aktardığında, “Olur” demesine rağmen, müşteri temsilcisi görüntünün güzel durduğunu, yükselişin yarın da devam edebileceğini belirterek; “kalsın, bir güzel duruyor çünkü. Yarın satarız” söylemleriyle satışına da izin vermediğini,Davacının 1 hafta boyunca çeşitli bahanelerle oyalandığını, davacı, PORTFÖYÜNE İLİSKİN ALIM VEYA SATIM YAPMAK İÇİN ARACI KURUM'UN İZNİNE TABİ OLMUŞ, hesapları adeta Aracı Kurum tarafından yönetilmeye başlandığını, Her gün alım yapmak için ısrarla arayan müşteri temsilcisinin şüpheli telefon görüşmeleriyle davacı bir şeylerin ters gittiğinden emin olmuş ve müşteri temsilcisinin tepkisini ölçmek adına “Yarın olmazsa bir hareket yapalım, bir seyler yapalım, günlük al sat yapalım mı? Siz takip edersiniz duruma göre” sorusunu yönelttiğini, müsteri temsilcisi de “Biz aslında Pazartesi gününü bekliyorduk, ama hani tam otursun diye. Yarın da duruma göre bakarız” seklinde cevap verdiğini,Daha sonra ...raporundan ögrenildiği üzere meğerse ..., davacı öz varlıklarını, portföyünü teminat göstererek, davacının hesabına tanımladıkları yüksek limitler ile davacı namına 25.06.2018 tarihinde (Pazartesi) hisse payı alımı yapmıslar ve alımı yapılan bu payları 02/07/2018 tarihine kadar tasıyarak 18.286,24 TL kar ile satısını gerçekleştirdiklerini, bu alım isleminden 1 is günü önce, 22.06.2018 tarihinde, davacının hesabına alımını yaptıkları 150.000 adet ... payların taşınması mümkün iken ve 2 gün sonra, 25.06.2018 tarihinde satısı yapılsaydı, 21.000 TL kar ile kapatılacak iken aynı gün 21.734 TL zarar ile sattıklarını,Nitekim 25.06.2018 tarihli 16:56 zamanlı ses kaydına göre sadece yapılan bu iki işlem dahi ...’un davacı hesabına hiçbir talep olmadan yüksek tutardaki limitleri neden tanımladığı ve bu limitlerin hangi amaca hizmet ettiğini açıkça gösterdiğini, açıkça görüleceği üzere KARLA SONUÇLANAN İŞLEMLER KENDİ NAMLARINA, ZARARLA SONUÇLANAN İŞLEMLER DAVACI HESABINA YÖNELİK OLDUĞUNU, Üstelik davacının portföyü teminat gösterilerek bu işlemler yapıldığını, (10/07/2018 tarihinde 18:09 görüşmesinde müşteri temsilcisi “Dün çok güzel kar ettik bugün beklenmedik şekilde satış geldi” ifadesinden anlaşılacağı üzere, dün işlem yapılmadığına göre müvekkilin hesapları müvekkilin bilgisi dışında da kullanılmaktadır.)...’un 25.06.2018 tarihinde alımını yaptıgı payları 02.06.2018 tarihine kadar taşıyarak 18.286,24 TL kar elde ettiğini ve bu karın davacının hesaplarına dahil edilmediğini tüm dosya kapsamında bulunan dilekçelerde belirtilmesine rağmen Bilirkişi Heyeti tarafından  bu konuya ilişkin de bir değerlendirme yapılmadığını, Yukarıda açıklandığı üzere, davacının portföyü kendi menfaatlerine hizmet edecek şekilde teminata alındığı için, davdacının portföyüne borsa kredisi ile alım yapmasına izin verilmediğini, aynı şekilde portföyündeki rüçhanlarını satıp nakde dönmesine de izin verilmediğini, bu ve müşteri temsilcisinin şaibeli telefon görüşmeleri üzerine, müvekkil 29/06/2018 tarihinde 17:02’de müşteri temsilcisini arayarak portföyündeki ...rüçhan paylarını bozmak istediğini, bunu diğer öz ... paylarından nasıl ayırt edebileceğini, gün içi işlem limitleri ile yapılan işlemleri sevmediğini, bu limiti iptal ettirmek istediğini, daha önceden teklif edilen borsa kredisi miktarının tekrardan 300.000 TL olarak güncellenmesi için talepte bulunup bulunamayacağını, alınan payların taşınmasına imkanı veren bu kredisi ile işlemlere devam ederek zararının üstesinden geleceğini açık bir dille müşteri temsilcisine aktardığını, ses kaydından da görüleceği üzere müşteri temsilcisi paniklediğini ve davacının rüçhan paylarının satışını yapmasına tedirgin olduğunu, sebep oldukları zararın telafisi söylemlerine rağmen, davacının kredili hesabı eksi 95.113 TL olmasına rağmen, hiçbir nakdi olmamasına rağmen davacı gün içi işlem limitleriyle işlemlerin yapılmasını istemeidğini, 10/07/2018 tarihinde kredili hesap borç bakiyesinin 119.869 TL tutara kadar yükselmesi ve sabah seansında alımı yapılan 400.000 adet ... paylarının, seansın kapanmasına dakikalar kalaya kadar müşteri temsilcisinin şubede olmamasından (babasını ziyarete gitmiş) payların akıbeti takip edilemediğinden 40.000 TL (1.896 TL komisyon hariç) zarar pahasına seansın sonunda satılmasıyla birlikte kredili hesabın gün sonu borç bakiyesi 161.424 TL olduğunu, böylece tanımlanan borsa kredi limiti aşıldığını, davacının aradaki farkı ödeyecek durumu bulunmadığı için artık sağlıklı da düşünemediğini, eksi bakiyenin krediden karşılanması için çaresizce kredi limitinin yükseltilmesini tekrardan talep ettiğini, halihazırda, davacının hesabında portföyünün 5 katı büyüklüğünde işlem limiti varken ve bu limit ile alım satım işlemleri yapma imkanı varken  neden kredi limitini yükseltmek istesin? Ekonomik mantığı olmayan dava konusu alım satım işlemlerinin, 10 işlem gününden sonra 150.000 TL den sadece 199.000 TL tutara  kadar yükseltilen Borsa Kredisi limiti ile yapılmış olması da izaha muhtaç olduğunu,Nitekim ... Kurulu ile ... Yetkilileri arasında düzenlenen 24/10/2019 tarihli Tutanaktaki 7 inci ve 14 üncü sorunun da buna işaret ettiğini,Davaya konu alımı satımı yapılan işlemler, 18/06/2018 – 01/08/2018 tarih aralığında yapılan işlemler ile 21/03/2019 tarihinde yapılan işlemleri kapsadığını, 18/06/2018 tarihinde rüçhan hakkı kullanımı ile başlayan süreçte, Aracı kurumun müvekkili eksik/yanıltıcı bilgilendirmesi sonucu, 19 işlem gününde 37.917.094 TL işlem hacmi oluşturularak müvekkilin hesabına limit/özkaynak aşımları ile yapılan işlemler sonucu müvekkil gün sonunda 367.667 TL zarara uğratıldığını,Rüçhan kullanımı için gerekli olan miktarın kredi ile karşılanmasından da anlaşılacağı üzere, davacının bu borcu karşılar nakdi olmadığından 18/07/2018 – 01/06/2018 tarih aralıklarında yapılan işlemler sonucu oluşan kredi borcunu; ...Kurum tarafından muhtelif tarihlerde portföyünden zararına ... pay satışı yapılarak (ilk dönem için: 55.000 adedi... tarafından, 11.720 adedi müvekkilim tarafından), kredi kartlarından nakit avans kullanılarak, aracını satarak ve ... Bankası nezdindeki 11/10/2018 tarihi itibarıyla 9.5 yıllık olan ... sonlandırarak, 11/10/2018 tarihi itibarıyla... Kuruma ödediğini,Davacının 6.5 ay sonra (2 işlemi hariç) portföyünde kalan ve hala maliyetinin altında olan ... paylarını kurtarmak, hayatına devam edebilmek adına 13/02/2019’da küçük limitlerle alım satım işlemlerine başlamasıyla, ... Kurum tarafından 8 aydır ısrarla gelen aramaların sıklığı artarak devam ettiğini, Davalı kurum geçmiş işlemlerden dolayı davacı adına çok üzgün olduklarını ve telafi etmek isteklerini yineledikleri, 21/03/2019 tarihindeki ses kayıtlarından da anlaşılacağı üzere davacının, o gün hiç işlem yapılmasını istemediğini ve arka arkaya gelen aramaları reddetmesine rağmen müşteri temsilcilerinin ısrarlarından hiç vazgeçmediklerini ve bu tarihte (21/03/2019) yapılan işlemler sonucu kredi hesabı tekrardan 90.263 TL borçlandırıldığını, 21/03/2019 tarihinden 03/09/2020 tarihine kadar geçen 1.5 yıl içinde faizlerle birlikte toplam zarar böylece 137.085 TL olduğunu, Bu tarih aralığında, ... tarafından tekrardan portföyden ... pay satışı yapılarak (ikinci dönem için 37.394,53 adet) kredili hesaba aktarıldığını, geçen 1.5 yıl içinde müvekkilin kredili hesap borç bakiyesi, portföyden satılan paylara rağmen azalmadığı gibi, işleyen günlük faizlerle artarak devam ettiğini, bu sürecin zararı sadece kredili hesap borç bakiyesiyle kalmayıp, müvekkil geçen bu 1.5 yıl zaman zarfında maddi manevi yıprandığını, davacı, hayatını idame ettirmek adına, tüm Banka Hesap Extrelerinden de tespit edilebileceği üzere, bu zaman aralıklarında kredi kartlarından 370.000 TL taksitli nakit avans kullandığını, tutarın tamamına yakını faize faiz ödediğini, davacı bu süreç ile ...’la birlikte tüm bankalara borçlu duruma gelmiştir. 25/02/2020 tarihinde onay verilmemesine rağmen ...’un, davacının portföyünden tekrardan 9.655 adet pay satışı gerçekleştirmesi üzerine, davacı 03/09/2020 tarihinde dairesini ederinin çok altında acilen satarak ... nezdindeki kredili hesap borç bakiyesini kapattığını, 11/01/2021 tarihinde de portföyünde kalan 14.480 adet ... payının satışını yaparak ... ile ilişkisini sonlandırdığını, Yapılan bu usulsüz işlemlerden sonra, 08/06/2018 tarih itibarıyla davacının portföyünde bulunan ve bugünkü değeri 5.220.000 TL olan 137.479 adet ... hisse paylarının 104.114,5 adedi (223.422 TL) kredili hesaba aktarılmak üzere satıldığını, (92.394,5 adedi ... Kurum tarafından, 11.720 adedi müvekkil tarafından.) 08/06/2018 tarih itibarıyla mülkiyetinde olan 137.479 adet ... hisse paylarından, davacı ilk defa 18 ay sonra (25/11/2019) 10.000 TL ile istifade etmeye başladığını, o da kredili hesap için de pay satma karşılığında olduğunu, kredili hesabın borç bakiyesi, işleyen faizlerle hesaplananın katbekat üzerinde olması kaçınılmaz olacağıdan ...kurum’un ödemekle yükümlü olacağı zarar, toplamda 104.115 adet ... payların zararına satışı ile birlikte davacının mal varlıklarımı elden çıkarıp kredili hesabı kapatmasıyla minimize edildiğini,Dilekçede örnek olarak verilen ses kayıtlarından anlaşılacağı üzere, müşteri temsilcilerinin yanlış/yanıltıcı beyanlarıyla ekonomik mantığı olmayan gün içi işlem limitleri ile gerçekleştirilen işlemler sonucu davacı uğradığı maddi manevi mağduriyetini dile getirmesine rağemn menfaatleri gözetilmediği gibi güveni kötüye kullanıldığını, ... Kurulu ile ... yetkilileri arasında düzenlenen tutanakta ...’a yöneltilen 14. soru ile de işbu durum sabit olduğunu,Davacının olaya ilişkin tepkilerinin istinaf dilekçesinde belirtilen ses kayıtlarından anlaşılacağını, Bilirkişi Raporunda davacı ile davalı arasında yapılan işlemlerin portföy yönetim faaliyeti kapsamında olmadığı, yatırım danışmanlığı konusuna girdiği değerlendirilmiş olup, bu değerlendirmenin Seri III.37.1 sayılı Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ’in 49 uncu maddesi uyarınca hazırlanmış ve Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi’nin eki ve ayrılmaz bir parçası olarak müşteriye sunulan Yatırım Danışmanlığı Tanıtım Formu kapsamındaki Yatırım Danışmanlığına ilişkin ilke ve esaslarına (Müşteri’den yerindelik testi kapsamında elde edilen bilgiler dikkate alınarak Müşteri’nin Yatırım Danışmanlığı alabileceği ürünlerle ilgili en uygun yatırım kararını almalarını sağlayacak yönde tavsiyede bulunmak, sunulan yorum ve tavsiyelerde yatırımcıları yanıltıcı, aldatıcı, bilgi ve tecrübe eksikliklerini istismar edici, yanlış, gerçek dışı veya “en sağlam”, “en iyi”, “en güvenilir” gibi sübjektif ve abartılı ifadelere yer vermemek, müşterinin mali durumu, yatırım amaçları, likidite, getiri ve risk tercihleri paralelinde tavsiyede bulunmak, müşteriye sunulan yorum ve tavsiyelerini güvenilir kaynak, belge, rapor ve analizlere dayandırma zorunluluğu, belirli bir getirinin sağlanacağına dair herhangi bir vaat veya taahhütte kesinlikle bulunmamak, emirlerin açık ve tereddütte yer vermeyecek şekilde kabul edilmesi vb.) aykırılık teşkil ettiğinin tespit edildiği,MÜVEKKİLİN EMİRLERİ ZIMNEN KABUL ETTİĞİ 24/10/2019 tarihinde ... Kurulu Denetçileri ile ... Yetkilileri arasında düzenlenen tutanakta, ... Yetkilileri tarafından tutanaktaki 14. soruya verilen cevap ile de kanıtladığını, nitekim verilen cevap; “Daha önce sorulmuş sorularda müşterinin emirleri zımnen kabul ettiği, yaptığı işlemleri bilmediği yönündeki iddiaları ile bu maddede sorduğunuz ilgili tarihlerde müşterinin işlem yapmayı tercih etmemesi çelişki içermektedir.” Bunlara ek olarak Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi sınırlarının çoktan aşılarak, getirinin sağlanacağına dair vaatlerle işlemlerin devamının nasıl sağlandığı ve söz konusu işlem onaylarının, yanlış/yanıltıcı beyanlarla müvekkilden nasıl alındığı müşteri temsilcilerine ait istinaf dilekçesinde belirtilen ses kayıt örnekleriyle sabit olduğunu, Müşteri temsilcilerinin bu denli ısrarlarının amacı Borsa İstanbul Kurulu Dış Denetim Raporunda açıkça ortaya çıktığı üzere müşteri temsilcilerinin prime hak kazandıklerı tespit edildiğini, Bu da müşteri temsilcilerinin sırf prim kazanmak amacıyla davacıyı kasten zarara uğrattıklarının açıkça en büyük kanıtı olduğunu,İstinaf dilekçesinde belirtilen diğer ses kayıt örneklerinden de anlaşılacağı üzere, sürecin başından sonuna kadar davacının hesaplarını anlamadığını sık sık dile getirdiğini, bu sebeple, düzenlenen Hesap Extrelerinin müvekkil tarafından kabul edilmiş anlamına gelmeyeceği bu ses kayıtlarıyla sabit olduğunu,Dosya kapsamındaki tüm dilekçelerde Hesap Durumu ve Menkul Kıymet Hareket Listesinde, birçok gerçeğe aykırı kayıt tutulduğu ve bu durumun açık ve net şekilde tüm maddi ve manevi unsurlarıyla, “Özel evrakta sahtecilik” suçu niteliği taşıdığı özellikle belirtildiğini, bu kadar kısa bir zamana yayılan işlemlerden, 1.696.540 TL limitli ve 577.493 adet hisse paylarının Hesap ... neden işlenmediği, 04/07/2018 tarihinde alım satımı yapılan 6.287.000 TL tutarlı 1.600.000 adet hisse paylarına ait ... Formu’nun neden olmadığı göz önünde bulundurulmadığı, hesap ... işlenmeyen 1.696.540 TL limitli 577.493 adet  hisse paylarının çoğu, davacıya ulaştırılmasından imtina edilmiş 02/2019 dönemine ait Hesap ... olduğunu,. ... A.Ş. ye şikayet sürecinde 30/07/2021 tarihinde davacının ...’dan talep ederek aldığı Hesap Extrelerinin, ...Kurum tarafından yeniden düzenlendiği ve...Kurulu tarafından Sayın Mahkemeye iletilen dosya içeriğiyle de yeni İşlem Sonuç Formları düzenlendiği anlaşıldığını, düzenlenen her iki Hesap ... ve İşlem Sonuç Formları mahkeme dosyasına sunulduğunu,  Şubat 2022 tarihinde davacı formlara ulaşamadığımdan, Aracı Kurumdan, 14/02/2022 tarihinde işlemlerimin İşlem Sonuç Formlarını istediği, müşteri temsilcisi ... Hanım; “Öyle bir form 2019 tarihinden öncesine kadar yoktu, yokmuş” şeklinde cevap verdiğini, delil niteliği taşıyan, yapılan işlemlerin İşlem Sonuç Formları müvekkile verilmediği, ancak, Borsa İstanbul Kurulu tarafından Sayın Mahkeme Hakimliği’ne iletilen  İşlem Sonuç Formunun da Aracı Kurum tarafından dosyaya sunulduğu, tarafından Mahkeme dosyasına sunulan her iki İşlem Sonuç Formu karşılaştırıldığında aynı olmadığı anlaşılacağı, delil niteliği taşıyan Resmi Belgelere erişimin kasıtlı olarak engellenmesi hukuka aykırı olup açıkça suç teşkil ettiğini,Tüm bu bilgiler doğrultusunda Bilirkişi Raporu’nda “Müterafik Kusuru oranında davacının yapılan işlemlere onay vermesi nedeniyle kusura katıldığı kanaat edinilmiştir” şeklinde tespit hakkaniyetli olmadığı, Zira müşteri temsilcisi ile davacı arasında geçen ses kayıtları göz önünde bulundurulduğunda, getiri ve zarar telafisi vaatleriyle, yanlış/yanıltıcı beyanlarla yapılan işlemlere nasıl onay alındığı sabit olduğundan müvekkile hiçbir kusur atfedilmemesi gerektiği, hisse Senedi Kredisi limitini, en başında... yükseltmek istemiş ve izinsiz bir şekilde de yükseltdiği ve yine müvekkilin onayı/izni olmadan habersiz bir şekilde davacının hesabına yüksek miktarlarda limit tanımlaması yapıldığı, bu doğrultuda ...’un niyet ve amacının kötü niyetli olduğu, müvekkilin hiçbir kusurunun olmadığı, mağdur edildiğinnin açıkça ortada olduğu,Tüm dosya kapsamında, yukarıda özetle belirttiğimiz konulara ve çok daha fazlasına somut delillerle genişçe yer verilmesine rağmen, bilirkişi heyeti tarafından önem arz eden konulara hiçbir şekilde değinilmediğini, ses kayıt içeriklerinin farklı değerlendirmelere sebep olacak şekilde yanlış/eksik şekilde Bilirkişi Raporuna aktarıldığı, tüm hesap extrelerinin dava dosyasında bulunmasına rağmen, hesaba giren/çıkan tutarlar extrelerde yer almasına rağmen, kar/zarar hesabının eksik yapıldığı sabit olduğundan Sayın Mahkemenin hükmüne esas aldığı bilirkişi raporu usul ve yasaya aykırı olup bozulmasınun hukuki bir zorunluluk olduğu,Netice olarak; Resmi Belgelerden olan İşlem Sonuç Formu ve Hesap Hareketlerinden de görüleceği üzere, davacının zararla sonuçlanan tek bir işlemi dahi olmadığından, davacının hiçbir kusurunun bulunmadığının tesptine,Davacı tarafından sadece Rüçhan Bedeli kadar Hisse Senedi Kredisine onay verilmesine rağmen, Hisse Senedi Kredisinin en başta ... tarafından izinsiz/onaysız bir şekilde yükseltilmesi ve zararla sonuçlanan işlemler sonrasında, bir nebze de olsa zararı bertaraf etmek adına, en başta ısrarla reddettiği Hisse Senedi Kredisinin ilerleyen süreçte yükseltilmesi talebinin, zararla sonuçlanan işlemlerin alım satımı ile hiçbir ilişiğinin olmaması,Zararla sonuçlanan dava konusu alım satım işlemlerinin, Hisse Senedi Kredisi ile değil, ...’un kendi çıkarları doğrultusunda izinsiz/onaysız bir şekilde davacının hesabına tanımladıkları işlem limitleri ile yapılması ve bu limitlerin iptali talep edilmesine rağmen, aynı hafta içinde portföyün 5 katı büyüklüğüne kadar yükseltilmesindeki ısrarın iyi niyetli olmadığı,Müşteri temsilcisinin, davacıya verdiği bilgiler doğrultusunda (İstediğiniz kadar taşıyabilirsiniz, istediğiniz zaman satabilirsiniz) müvekkilin 18/06/2018 tarihinde alımını yaptığı 170.000 adet ... paylarının, aynı gün ... tarafından 6.800 TL (1.295 TL komisyon hariç) zarar yerine, T+2 kuralı gereği iki gün sonra satılsa idi, bu işlemin 6.800 TL kar ile sonlanacağı, Davacı açısından bu işlem ilk ve son olacakken,...'un iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak zararına satışını yaptıkları bu payların, telafisi vaadiyle, yanlış/yanıltıcı beyanlarla, davacının iradesini sakatlayarak, limitin kapatılmamasında ısrar ederek, özkaynak sıkıntısına rağmen, alımı yapılan payları T+2 gününe kadar dahi taşıyamayacağına kanaat getiren ... ısrarlı bir şekilde sistemin izin vermediği yüksek hacimli alım işlemlerini broker üzerinden Borsaya iletilmesi hususlarının göz önünde bulundurulmasını,... A.Ş. Yönetim Kurulunun,17/09/2020 tarihli ve 2020/74 sayılı toplantısında aldığı kararın Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 10/06/2021 tarih ve 30 sayılı toplantısında aldığı kararların göz önünde bulundurularak İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2021/830 E. 2024/318 K. Sayılı haksız ve hukuka aykırı kararının davacı lehine bozulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafın borsa işlemleri nedeniyle hesabından doğan zararın davalı şirketin kusuru ile meydana geldiğini ileri sürerek hesabındaki zararının davaı şirketten tazminini talep ve dava ettiği, Mahkemece davacının kendi eli ile yapmış olduğu işlemlerden doğan zararını toplam zararından düşerek, kalan zarar için davacıyı %30 müterafik kusurlu kabul ederek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, Yerel mahkemenin gerekçesine bakıldığında ise, kararın sonucu ile gerekçenin çelişkili olduğunu, Mahkeme kararının gerekçesinin 7. Sayfasında şu tespitler yapıldığını, Davacının ... hisse senetleri ile ilgili rüçhan hakkından faydalanmak için kredi talebinde bulunduğunu, (Kredi talebinde bulunan davacıdır) bu kredi talebi ile ilgili olarak 20.06.2018 tarihli görüşme kayıtlarından davacıya kredinin detaylarının aktarıldığı bilgilendirme görüşmesinin yapıldığını,bu görüşmede hisse senedi kredisi ile ilgili ürünü bilgisinin verildiğini, hisse senedi kredisinin sadece hisse senedi alımı için kullanılabildiğini, nakit çekimi yapılamayan bir kredi olduğunu, kredili hisse alımı için özkaynak oranının ... tarafından %35 ile sınırlandırıldığını, (Hisse senedi kredisinin sadece hisse alımında kullanabileceğini öğrenmiştir) kredi faiz oranı ile ilgili bilgilerin detaylarının verildiğini, 10.07.2018 tarihli görüşme kaydından da anlaşılacağı üzere kredi limitinin davacı tarafından 300.000 TL çıkarılması yönünde talepte bulunulduğu ve 11.07.2018 tarihli görüşmede ise kredi limitinin arttırılması ile ilgili davacının onayın alındığını, (Kredi limitinin arttırılmasını isteyen de davacıdır) ancak bizzat davacı tarafından 18.06.2018 tarihinden internet şube işlemi ile SPK’nın Seri V No: ... sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesine istinaden tanımlanan özkaynak miktarının 5 katına kadar yapılabilen kredili işlem limit kullanılarak 392.000 TL’lik 170.000 adet ... hisse senedi alım işlemi gerçekleştirilmiştir. (Davacı hisse senedini kendisi internet üzerinden kendi eli ile almıştır.) Dolayısıyla ilk işlem sürecinde tüm işlemler,  davacının davalı şirketi araması ve kredi talebi ile başlamış ve en son davacının kendi eli ile internet üzerinden kendi yapmış olduğu hisse alımı ile tamamlandığını, davalının bu süreçte bir kusuru olmadığı gibi, işlemin tamamı davacı eli ile yapılmış durumda olduğunu, davacı hem kendi kararını kendisi verdiği ve işlemi de kendisi yapan bir yatırımcı olduğunu gösterdiğini, ancak bundan önemlisi davacının, kredinin nasıl alındığını, hisse senedi kredisinin nasıl kullanıldığını (en kötü ihtimalle daha önce bilmese dahi) öğrenmiş ve kendi eli ile internet üzerinden hisse alımı yapacak kadar bilgili olduğu da mahkemenin kabulüne dahil olduğunu, davacının bilgilenmesi ve işlemler hakkında daha derin bilgiye sahip olduğunun da mahkeme tarafından kabul edilmiş olduğunu kararın gerekçesinden anlaşıldığı, telefon görüşmelerinden anlaşılacağı üzere davacıya tanımlanan limit hakkında bilgi verildiği, davacının ileride gerçekleşecek tüm işlemler ve alınan kararlar esnasında da bilgi sahibi olduğunun ispatlanmış olduğu, Yerel mahkemenin bir diğer gerekçesinde, davacının davanın esası hakkındaki tüm iddialarının da doğruyu yansıtmadığı ispatlandığı, bu gerekçenin bir sonucu da davacının işlemlerin öncesinde veya sonrasında, işlem gerçekleşmez ise tekrar fiyat değişikliği yapılması esnasında kısaca her adımda davacının fiyat bilgisi ve belirlemesi ile ve onayı alınarak işlem yapıldığı kararın gerekçesinde açıkça tespit olunmuş durumda olduğunu,Mahkemenin kararının gerekçesinin yer aldığı 8. Sayfasının sonunda ve 9. sayfasının başında ise, davacıya hiç bir zaman kesin taahhüt verilmemiş olduğunun da şu şekilde tespit olunduğu,... Kurulu tarafından hazırlanan Dış Denetim Raporunda konu ile ilgili davalı tarafın açıklamalarında “Müşteri ile gerçekleştirilen konuşmaların geneline bakıldığında, yatırım uzmanının iyi niyet çerçevesinde müşteri ile konuşmalar gerçekleştirdiğini, ilgili ifadelerin kesin taahhüt içeren ifadelerden ziyade temenni belirten ifadeler olduğu kanaatinde olduklarını, tespit edildiğini, Ancak bunların dışında mahkemenin kendilerince kararı ile çelişkli taşıyan en önemli gerekçesi kararın 8.sayfasının sonu ile 9. sayfasının başındaki şu tespit olduğunu, III-37.1 numaralı Tebliğ madde 45 kapsamında yatırım danışmanlığı yatırımcı talebi doğrultusunda veya yatırımcı talebi olmaksızın sermaye piyasası araçları hakkında, yönlendirici nitelikte yorum ve tavsiyelerde bulunması faaliyeti olduğunu, bu kapsamda müşteri talebi ile veya talebi olmaksızın yönlendirici nitelikte tavsiyeler araştırma raporları ile desteklenerek müşteriye sunulmuş olup, bilgisi dışında veya talimatı olmaksızın herhangi bir yetki aşımı ile işlem gerçekleştirilmemiştir denildiğini, Yerel mahkeme kendi kararında davacıya talebi ile veya talebi olmaksızın tavsiyelerin verildiğini ancak yetki aşımının hiç bir zaman olmadığını kabul edildiğini,Davalı aleyhine olan tespitin ise \"Davacı hesabına gerçekleştirilen tüm işlemlere ilişkin emirlere davacı tarafından onay vermiş olmasına rağmen, davacıya Tebliğ’in 9’uncu maddesi uyarınca teminat oranının belirlenen asgari oranın altında kalması halinde alınan payların takas günün ertesi günü re’sen satılacağı ve/veya Tebliğ’in 18’inci maddesi uyarınca özkaynak sıkıntısı oluşması ve yeni nakit ve/veya kıymet getirilerek özkaynak koruma oranının asgari orana yükseltilmemesi halinde payların satılabileceği konusunda herhangi bir bilgi verilmediği ve hatta davacıya alınan tüm payların gün sonunda satılması gerektiğinin söylendiği ve böylece davacıya gün sonunda satış yapılmasının tek seçenek olarak sunulduğunu, davalı şirket müşteri temsilcileri tarafından davacıya eksik ve/veya yanlış bilgi verildiğini, davacının kredi ile aldığı payların gün sonunda satılması için onay vermesinde müşteri temsilcisi tarafından verilen gün sonunda satma zorunluluğu bilgisinin etkili olduğu değerlendirilmekte olduğunu, \" tespitinin yapıldığını,Bu tespite karşı yine yerel mahkeme kendi gerekçesinde, DAVACININ BU ZARARA RAĞMEN, İŞLEMLERE VE KREDİ TALEBİNDE BULUNMAYA DEVAM ETTİĞİNİ şu şekilde açıkladığını, \"..ancak 18.06.2018 tarihinde davacı tarafından internet şubesi ile yapılan 170.000 adet ... işleminin sonrasında davalı şirket müşteri temsilcisi tarafından davacının 5 katına kadar alım yapılabileceği yönünde bilgilendirme yapılması sonrasında da davacı tarafından kredili işlemlere devam edildiği, hatta 10.07.2018 tarihli görüşme kaydından da anlaşılacağı üzere kredi limitinin davacı tarafından 300.000 TL çıkarılması yönünde talepte bulunulduğu\" denmek suretiyle davacının zararı bildiği halde işlemlere devam ettiğinin ispatlandığını,Bu noktada davalıya şirkete atfedilecek tek kusurlu işlemin sonrasında davacının zararını bilerek işlemlere devam etmesi hatta daha fazla kredi talebinde bulunması davacının önceki işlemlere rızası olduğunun ve sonradan itiraz edemeyeceğinin göstergesi olduğunu, YEREL MAHKEMENİN MÜVEKKİLE %70 KUSUR YÜKLEMİŞ OLMASI BU TESPİTLERLE BAĞDAŞMAMAKTADIR.Mahkemenin de kabul ettiği ve kararına dayanak aldığı bilirkişi raporuna  göre;Davacının ... hisse senetleri ile ilgili rüçhan hakkından faydalanmak için kredi talebinde bulunduğu,  bu kredi talebi ile ilgili olarak 20.06.2018 tarihli görüşme kayıtlarından davacıya kredinin detaylarının aktarıldığı bilgilendirme görüşmesinin yapıldığı, bu görüşmede hisse senedi kredisi ile ilgili ürünü bilgisinin verildiği,hisse senedi kredisinin sadece hisse senedi alımı için kullanılabildiği, nakit çekimi yapılamayan bir kredi olduğu, kredili hisse alımı için özkaynak oranının ... tarafından %35 ile sınırlandırıldığı, kredi faiz oranı ile ilgili bilgilerin detaylarının verildiği tespit olunduğunu, devamla bilirkişi raporunda bu konuda; 10.07.2018 tarihli görüşme kaydından da anlaşılacağı üzere kredi limitinin davacı tarafından 300.000.-TL çıkarılması yönünde talepte bulunulduğu ve 11.07.2018 tarihli görüşmede ise kredi limitinin arttırılması ile ilgili davacının onayın alındığını da tespit edildiğini,Bilirkişiler tarafından hisse alımı işleminin BİZZAT DAVACI TARAFINDAN İNTERNET ÜZERİNDEN  KENDİ ELİ İLE yapıldığının tespit edildiğini, (Dolayısıyla davacı, hisse senedi alım satımını ve diğer işlemleri bizzat internet üzerinden kendisi yapabilmekte ve bu konuda bir deneyime ve uygulama alışkanlığına sahiptir.) Bilirkişilerin tespitine göre:Bizzat davacı tarafından 18.06.2018 tarihinden internet şube işlemi ile SPK’nın Seri V No: ... sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesine istinaden tanımlanan özkaynak miktarının 5 katına kadar yapılabilen kredili işlem limit kullanılarak 392.000.-TL’lik 170.000 adet ... hisse senedi alım işlemi gerçekleştirildiğini,  işlem gerçekleşmesi sonrasında aynı tarihte müşteri temsilcisi ile yaptığı görüşmede, limit ile hisse senedi alımı yapılmasını denediğini, internet şubesi üzerinden 170.000 adet ... pay alımı gerçekleştirdiğini ve bu işlemi nasıl yapabildiğini sorguladığı telefon görüşmesinde davacıya SPK’nın Seri V, No: ...sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesinde yer alan takas günü ödenmek üzere öz varlığının 5 katına kadar alım yapılabileceği konusunda bilgi verildiği, 5 kat alım limiti kapsamında alınan payların aynı gün içinde satılması gerektiğini ifade edildiği de tespit edilmekle, davacıya bu konuda her türlü bilginin verilmiş olduğunun açıklandığına şüphe kalmadığı, ayrıca sayın bilirkişiler davacının kendisine tanınan limit hakkında kendisine bilgi verilmediği iddiasına karşı; Dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde davacının, SPK’nın Seri V, No: ... Tebliği’nin 9’uncu maddesi kapsamında hesabına tanımlanan ve online işlemler şubesi ekranında görülen işlem limitini, hesabına aktarılan nakit olarak yatan bir para olarak düşündüğünü ANCAK davacı tarafından tanımlanan bu limit hakkında kendisine hiçbir bilgi verilmediğini iddia edildiği ancak davacı ile müşteri temsilcileri arasında yapılan telefon görüşmelerine ilişkin 18.06.2018 tarihli ses kayıtlarında, anılan madde hükmü uyarınca tanımlanan limit hakkında davacıya bilgi verildiğini de tespit edildiği, Bilirkişiler banka hisselerinde DAVACININ ÖNERMESİ İLE HİSSE ALIM SATIM EMRİNİN GÖNDERİLDİĞİNİ banka dışında ise  söz konusu alım emrinin iletilen fiyattan gerçekleşmediği durumlarda ise YİNE DAVACIDAN ALINAN  FİYAT ARALIĞINDA HİSSE SENEDİ ALIM EMRİNDE FİYAT ARTIŞI YAPILARAK ALIM İŞLEMİNİN GERÇEKLEŞTİĞİNİ, yapılan hisse senedi alım işleminin sonrasında, ÖNCEDEN DAVACIDAN ALINAN FİYAT ARALIĞINDA ALIM FİYATININ ÜSTÜNDE VE ALINAN MİKTAR KADAR PASİF SATIM EMİRLERİNİN VERİLDİĞİNİ tespit edildiği, Bundan önemlisi varılan bir tespit de: yapılan görüşmelerden davacının hesabına yapılan alım ve satım emirleri ile ilgili fiyat ve miktar tespitinin kimi zaman müşteri temsilcileri ile davacının birlikte belirlediği, kimi zaman da müşteri temsilcileri tarafından önerilen fiyatın davacının onayı sonrasında belirlendiği şeklinde olduğu,Bu noktaya kadar varılan tespitlere bakılacak olursa DAVACIYA AYRINTILI BİLGİLENDİRME YAPILDIĞI,DAVACI KENDİSİ İNTERNETTEN PAY SENEDİ ALABİLMEKTE OLDUĞU,DAHA ÖNEMLİSİ DAVACI KENDİSİ BANKA HİSSELERİ ÖNERMEKTE OLDUĞU,İŞLEMİN FİYATINI MÜŞTERİ TEMSİLCİSİ İLE KENDİSİ BELİRLEMEKTE OLDUĞU,BU FİYAT ARALIĞINDA KENDİSİNDEN ONAY ALINMADAN İŞLEM YAPILMAMAKTA OLDUĞU,30. Mahkemenin kabul ettiği bilirkişi rapournda sonucu itibariyle lehe olsa da (yukarıda açıklanmıştır) DAVACIYA YATIRIM DANIŞMANLIĞI HİZMETİ VERİLMEDİĞİ,Genel yatırım tavsiyesi kavramı Yatırım Hizmetleri Tebliği ile sermaye piyasası mevzuatına eklendiği ve tanımlandığı, Kaldı ki müşteriye yatırım danışmanlığı verilmesi, tek başına aracı kurumun zarardan sorumlu tutulmasını gerektiren hukuki bir ilişki oluşturmadığını, kararda yatırım danışmanlığı hizmeti verilmesi ile meydana gelen zarar arasında nasıl bir illiyet kurulduğuna yer verilmediği, Belirtilen nedenlerle, davacının işlem emirleri ve sürecin bu kadar içinde olduğu, gerçekleşen her işlemden haberi olduğu, bir kısmını kendi eli ile yaptığı, bir kısmının fiyatlarını kendisinin belirlediği bu işlemlerden dolayı davalı şirkete herhangi bir kusur yüklenmesi için davalının kasıt, ağır ihmal gibi somut ve zarara neden olacak  fiilinin varlığı şart iken sırf tavsiyede bulunulması nedeniyle kusur sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını,Bir kusur oranı belirlenecek ise (hiç bir kabul anlamına gelmemek üzere) bu tespitlere bakıldığında müvekkil şirkete sadece bir yanıltıcı görüş vermesinden dolayı sınırlı bir kusur verilmesi gerektiği, ancak bu konuda da çok haklı itirazımzı cevaplanmadığı,Kredili olarak alınan hisselerin aynı gün satılması gerektiği şeklinde verilen tavsiyenin yanlış olduğunu davacının kararında bu tavsiyenin etkili olduğu kanaati ile bu nedenle müvekkile kusur atfedildiği, Bununla birlikte bu tespitte yüksek dairenizin de dikkatini çekeceğini düşündüğümüz bir belirsizlik yer aldığını, davacının kredili olarak aldığı hisseler aynı gün satılmamış olsa idi en geç T+2 kuralı gereği iki gün sonrasında satılacak olduğunu,  bu durumda davacının yanlış tavsiye nedeniyle sattığı gün ile, iki gün sonra satmış olsa idi davacı lehine bir fark olacak idiyse müvekkil şirkete bir kusur yüklenebileceği, eğer davacının hisseleri sattığı günden sonra bu hisselerin değeri azalmış ise davacı zaten işlemi önceden yaptığı için kâr elde etmiş olduğundan bu tavsiyenin zarara bir sonucu bulunmadığını, tam tersine olumlu sonucu bulunduğunu, dolayısıyla davalı şirket için kusur  söz konusu olmayacağı, bu durumda aynı gün satış ile iki gün sonra satuıls aidi fddavacının kar zara durumu ne olacaktı sorusunun araştırılmadığını, raporda da kararda da bu iki tarihteki fiyatları ve satışın davacının karlılığına zararına etkisine dair bir tespite yer verilmediğini,Belirtilen nedenlerle İstanbul  9. Asliye   Ticaret   Mahkemesi'nin   08.05.2024 tarih, 2021/830 E. 2024/318 K. Sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında akdedilen Sermaye Piyasası Araçları Kredisi İstek ve Bilgilendirme Formu ile Sermaye Piyasası Araçları Kredi Sözleşmesi ve Risk Bildirim Formu, Yatırım Araçları Alım Satım ve Aracılık Sözleşmesi, Sermaye Piyasası Araçları Muhafaza İşlem Çerçeve Sözleşmesi ve Risk Bildirim Formu, Yatırım Araçları Alım Satım Çerçeve Sözleşmesi ve Risk Bildirim Formu, Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi, Yerindelik Testi, Uygunluk Testi kapsamında davacının gerçekleştirdiği hisse senedi alım satım işlemlerine ilişkin davalı çalışanın hatalı yönlendirmesi sonucunda uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili, telefon görüşme kayıtları ile sabit olduğu üzere davacının bilgisinin bulunmadığı dava konusu söz konusu işlemlerinin tamamının davalının hatalı/hileli ve mevzuata aykırı bilgilendirmesi ve yönlendirmesi ile yapıldığını, bu nedenle Mahkemece davacı zararından müterafik kusur indirimi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş, davalı vekili, davacıya yatırım danışmanlığı hizmeti verilmediğini, dava konusu tüm işlemlerin davacının talimatı, bilgisi veya onayı ile yapıldığını ve davalının kusurunun bulunmadığını, davalı çalışanı tarafından verilen tavsiye ile zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını, bu nedenle Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. HMK'nın  359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki dava dilekçesi, cevap dilekçesi, bilirkişi raporları, itiraz dilekçeleri, telefon görüşme kayıtları, ...A.Ş. Kurulu soruşturma raporu ve kararı, ... kararı ve tüm bilgi ve belgeler dikkate alındığında davacının dava konusu yatırım işlemlerine ilişkin uzman bir yatırımcı olmadığı gibi bilgisinin çok kısıtlı olduğunun anlaşıldığı, nitekim uygunluk testinin dahi davalı çalışanının yönlendirmesi ile birlikte doldurulduğu, telefon görüşmelerinin tamamı incelendiğinde davacının yapılan işlemlere ilişkin bilgisinin çok az olduğu ve davalı çalışanının yönlendirmesi ve tavsiyeleri ile işlemlerin yapıldığı, davalı çalışanın işlem yaparken çok ısrarcı olduğu, bu kapsamda yapılan işlemin yatırım danışmanlığı vasfında olduğunun anlaşıldığı, davalı çalışanı tarafından ...'nın Seri V No: ... sayılı Tebliği'nin 9'uncu maddesine istinaden kredili alınan hisse senetlerini gün sonu satılması hususunda davacıyı yanlış/eksik bilgilendirdiği ve davalının yönlendirmesi ile yapılan işlemlerde davacının sürekli zarar ettiği, davalı çalışanın zararı telafi edeceğini söylemek suretiyle davacının işlem yapmasına  devam etmesini sağladığı, davalı çalışanının mevzuata aykırı işlemlerinin ... A.Ş. Kurulu soruşturma raporu ve kararı, ... kararı ile tespit edildiği ve idari para cezası verildiği ve davacı zararının oluşmasında davalının kusurunun sabit olduğu, yine her ne kadar davacı, davalı çalışanının zararı telafi edeceğini söylemesi ve zararını telafi etmek amacıyla işlemlere devam etmiş ise de, sürekli zarara uğrayan davacının işlem yapmaya devam ederek zararının artmasına sebebiyet vermesi sebebiyle müterafik kusurlu kabul edilmesinin yerinde olduğu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranının  tarafların eylemlerinin ağırlığı dikkate alındığında yerinde olduğu, taraflarca istinaf dilekçesinde ileri sürülen tüm istinaf sebeplerinin yargılama sırasında ileri sürüldüğü, bilirkişi kök ve ek raporunda ve Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirildiği ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla  tarafların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.221,73-TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 3.305,45‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.916,28‬-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,  5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"449d7ca6a147d623","SID":"58fd7e0a983b68b8"}}