{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 09/07/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ....<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t:..<br>TARİHİ\t\t:19/03/2025 (Ara Karar)<br>NUMARASI\t\t: ..<br>İhtiyati tedbire itiraz eden<br>Davalı \t         \t :...<br>Vekili\t: Av. ....<br>Davacı\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Genel Kurul Kararının İptali İstemli<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/07/2025<br>KARAR<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirkette Yönetim Kurulu üyesi ve hissedar olduğunu, şirket sermayesi 15.670.000 paya ayrılmış olup davacının hissesinin 5.751.000 adet olduğunu, davalı şirket, ...İli, .... İlçesinin önde gelen eğitim kurumlarından olan ... olarak bilinen okullar grubu olduğunu, davacının hissedarı olduğu davalı şirketin, 15/11/2024 tarihinde 2024 yılı Olağanüstü Genel Kurul toplantısı yapıldığını, anılan Genel Kurulda; gündemin \"Finansal tabloların okunması, müzakeresi ve tasdiki\" başlıklı 3.maddesi ve \"Yönetim Kurulunun ibrası\" başlıklı 4.maddesinin görüşülmesinin; toplantıda verilen önergeye istinaden, TTK m. 420 gereğince, finansal tablolar ve buna bağlı konuların görüşülmesinin 16/12/2024 tarihine ertelendiğini, davaya konu iptali talep edilen; Genel Kurul Toplantısının 5.maddesi ile; Yönetim Kurulu üyelerinin her birine aylık net 87.600 TL huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, Genel Kurulda finansal tablolar ve buna bağlı konuların görüşülmesinin bir ay sonraya ertelenmiş olmasına karşın finansal konularda karar alındığını, Finansal Raporların okunup görüşülmeden ve öncelikle bu hususlarda karar alınmadan; bu kararlara sıkı sıkıya bağlı olan, şirket yönetim kurulu üyelerinin ücretleri, huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi hakların belirlenmesi yönünde karar alınmasının mümkün olmadığını, davaya konu iptali talep edilen; Genel Kurul Toplantısının 6.maddesi ile; Şirketin Yönetim Kurulunun 3 kişiden oluşmasına ve Yönetim Kurulu üyeliklerine 3 yıl süreyle görev yapmak üzere, ..... seçilmesine karar verildiğini, davaya konu iptali talep edilen; Genel Kurul Toplantısının 8.maddesi ile; Şirketin Esas Sözleşmesi'nin 'Sermaye' başlıklı altıncı maddesinin ekli tadil metni uyarınca aynen tadil edilmesine, 15.670.000 TL olan sermayesinin 60.000.000 TL'ye çıkartılmasına ve tadil metninin aynen kabulüne, mevcut ve yeni ihraç edilen paylara ilişkin pay senedi veya pay ilmühaberi çıkarılması konusunda Yönetim Kuruluna yetki verilmesine, artırılan 44.330.000 TL itibari değerdeki sermayeye ilişkin rüçhan haklarını kullandırmak üzere Yönetim Kurulu'nun yetkilendirilmesine, sermaye taahhüdü borçlarının yirmi dört aylık yasal süresi içerisinde kalmak kaydıyla Yönetim Kurulunun alacağı kararlar ile belirlenecek sürelere istinaden ortaklardan istenebilmesine karar verildiğini, belirtilen olumsuz oy ile birlikte muhalefet şerhini tutanağa geçirdiğini, 9.maddesi ile; Şirketin Esas Sözleşmesi'nin 'Hisse Senetleri ve Çeşitleri' başlıklı yedinci maddesinin ekli tadil metni uyarınca aynen tadil edilmesine karar verildiğini, kendileri tarafından belirtilen olumsuz oy ile birlikte muhalefet şerhinin tutanağa geçirildiğini, Genel Kurulda finansal tablolar ve buna bağlı konuların görüşülmesinin bir ay sonraya ertelenmiş olmasına karşın Finansal Raporlar okunup görüşülmeden, öncelikle bu hususlarda karar alınmadan, bu kararlara bağlı olan; esas sözleşmeyi değiştirerek sermaye artırımı kararı verilmesi ve yine hisse senetleri ve çeşitleri ile ilgili değişiklik yapılması usul ve yasaya uygun olmayıp kararların butlan ile sakat hale geldiğini, Genel Kurulda finansal tablolar görüşülmeden buna bağlı sermaye artırımı, huzur hakkı tesisi, yeni Yönetim Kurulu üyelerinin seçilmesi gibi hususlarda karar alınmasının, şirket yönünden ciddi zararların meydana gelmesine sebep olabileceği dikkate alındığında; ihtiyati tedbir talebinin düzenlendiği HMK 389. ve TTK 449.maddeleri uyarınca öncelikle kararların yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesini istediklerini, bu nedenle davanın kabulüne; 15/11/2024 tarihli 2024 yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının 5.,6., 7. ve 8.maddelerinin öncelikle yürütmesinin durdurulmasına, yapılacak yargılama neticesinde kararların iptaline karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; ....ilinin ve bölgenin tanınmış, eğitim kalitesi yüksek, başarılı ve prestijli okullarından biri olan ..., 2015 yılında eğitim hayatına başladığını ve halihazırda tam donanımlı eğitim kampüsüyle ... anaokulu, ilkokul, ortaokul ve anadolu lisesi olarak yüzlerce öğrenciye eğitim vermeye devam ettiğini, .... sahibi ve işleticisi olan davalı ... Anonim Şirketi (\"Şirket\") 2008 yılında ...’da kurulduğunu, davalı şirketin faaliyet gösterdiği yegane sektörün eğitim ve tek işletmesinin de ...’taki kampüsünde eğitim faaliyetine devam eden ... olduğunu, yeni yönetim kurulu üyeleri seçilmeden genel kurul toplantısında alınan diğer bir karar, piyasa rayiçlerine uygun, hatta bunun bir miktar altındaki huzur hakkının yeni seçilecek olan yönetim kurulu üyelerine ödenmesine karar verilmesi olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin seçiminin yapıldığı bir genel kurulda, yönetim kurulu üyelerine verilecek huzur hakkının karara bağlanması evleviyetle hukuka uygun olacağını, bununla birlikte yönetim kurulu üyeleri, ayda bir toplanma görevi dışında işletmede fiili görevi de olan kişiler olduğunu, dolayısıyla huzur hakkı ödemesi olmazsa da bu kişilere maaş ödemesi yapılması gerekeceğini, açıklanan sebeplerle, söz konusu genel kurul kararı iptalini gerektirecek sebepleri barındırmadığını, bu nedenle davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu ve reddedilmesi gerektiğini, davacı, genel kurulun sekizinci (8) gündem maddesiyle görüşülüp karara bağlanan sermaye artırımı kararının da iptalini istediğini, işbu davaya konu genel kurul kararlarının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olduğunu, zira ilgili genel kurul kararlarının, şirketi zarara uğratacak nitelikte değil, tam aksine şirketi içinde bulunduğu zor durumdan kurtarmak, faaliyetlerini devam ettirmesini sağlamak ve uğrayacağı daha büyük yaptırımları engellemek adına alınmış zorunlu kararlar olduğunu, dolayısıyla söz konusu kararların iptalini gerektiren bir husus bulunmadığını, işbu davaya konu genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması ise şirketin aleyhine bir durum yaratacak, mevcut zararın daha da büyümesine neden olacağını, bu nedenle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, Yönetim kurulu üyelerine ödenecek huzur hakkının ise piyasa rayicine uygun, hatta bir miktar altında olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin, ayda bir toplanma görevi dışında işletmede fiili görevi de olan kişiler olduğunu, dolayısıyla huzur hakkı ödemesi olmazsa da bu kişilere maaş ödemesi yapılması gerekeceğini, kimseden karşılığını almadığı bir işte çalışması beklenemeyeceği göz önünde bulundurulursa söz konusu genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasının da şirketin aleyhine sonuçlar doğurabileceğini, ayrıca davalı şirketin bir eğitim kurumu olduğunu ve faaliyetlerinin durdurulmasına neden olacak tedbirlerin alınması geri dönülmez zararlara yol açabileceğini, bu nedenle, TTK 449.md uyarınca şirket yönetim kurulunun görüşü yargılamaya konu genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmaması gerektiği yönünde olduğunu, açıklanan sebeple, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini istemiştir<br>İlk derece mahkemesinin 15/01/2025 tarihli ara kararında; \" 15/11/2024 tarihli Genel Kurul Toplantısının 5. Maddesi ve 8. Maddesi  yönünden TTK nın 449. Maddesi uyarınca İCRANIN GERİ BIRAKILMASI YÖNÜNDEKİ TALEBİN KABULÜNE,<br>2-HMK'nın 392. Maddesi uyarınca, davacının şirkette hissedarı oluşları, kararın mahiyeti ve zarar doğma ihtimali bulunmaması dikkate alınarak, takdiren teminat alınmasına yer olmadığına, <br>3-15/11/2024 tarihli Genel Kurul Toplantısının 6. Maddesi ve  15/11/2024 tarihli Genel Kurul Toplantısının 7. Maddesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin REDDİNE, \" karar verilmiştir. <br>Davalı vekili ihtiyati tedbir kararına karşı 03/02/2025 tarihli itiraz dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin bir özel okul işletmekte olduğunu, bir özel okulun ana geliri öğrencilerin kayıt esnasında ödedikleri eğitim bedelleri olduğunu, bu bedellerin yılın ilk aylarında kayıtların açılması ile tahsil edilmekte olduğunu,  müvekkili şirketin gelirleri yılın ilk aylarında tahakkuk etmekte olduğunu, ancak giderleri tüm yıla sirayet etmekte olduğunu, geçen sene yaşanan enflasyon artışı nedeniyle müvekkili şirketin senenin ilk kısımlarında tahsil ettiği eğitim ücretleri; yılın son kısımlarındaki maliyetlerini karşılamayacak bir seviyeye geldiğini, davacının kişisel sebeplerle şirkete karşı başlatmış olduğu hukuki sürecin tam da şirketin dış kaynaklarla borçlanması gereken bu döneme denk geldiğini, kuruluşundan itibaren tüm genel kurul toplantılarını çağrısız toplanarak yapan müvekkili şirketinde kararların daima oy birliğiyle alındığını,  son genel kurulun toplanması için alınacak yönetim kurulu kararının davacı tarafından imzalanmadığını, genel kurul toplantısının çağrılı yapılmak zorunda kalındığını, bu nedenle şirketin yönetim kurulunun görev süresinin dolduğunu, şirket, kredi ve bankacılık işlemleri gibi önemli işlemlerin yanı sıra maaş ödemeleri gibi olağan iş ve işlemlerini de gerçekleştiremez duruma geldiğini,  davacının genel kurul toplantısından hemen önce 25.10.2024 tarihinde şirketin mali olarak çıkmazda olduğunu öne sürerek Türk Ticaret Kanunu (\"TTK\") md. 531 uyarınca şirkete kayyum atamasını ve şirketin feshini talep ettiğini, ayrıca genel kurul toplantısının yapılamaması adına ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu,  şirketin feshinin talep edildiği davada Yönetim Kurulu Başkanı ...... davacıdan boşanarak ....evlenmesini, ...n şirketin %2,7'sine karşılık gelecek adette pay edinmesini, şirketin ...'e yüksek faizli borçlandığı yönündeki asılsız iddiayı, şirketin feshi talebine gerekçe olarak bildirdiğini, TTK md. 420'de düzenlenen toplantının ertelenmesi talebini bir silah olarak kullandığını, davacının, 29.09.2024 tarihine kadar müvekkili şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığından şirketin yönetimi, faaliyeti ve finansal tabloları ile ilgili halihazırda bilgi sahibi olduğunu bununla beraber finansal tabloların ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, genel kurul toplantısından yaklaşık iki (2) ay önce TTK 437.md uyarınca şirketin merkezinde tüm pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulduğunu, ayrıca finansal tablolar ile bilançonun bir sureti davacının talebi üzerine 19 Eylül 2024 tarihinde (genel kuruldan 56 gün önce) e-posta üzerinden davacıya iletildiğini,  görüldüğü üzere davacıya ve diğer tüm pay sahiplerine, finansal tabloları inceleyebilmeleri adına yasada arananın oldukça üzerinde zaman tanındığını, buna karşın davacının, genel kurula gelindiğinde TTK md. 420'de düzenlenen toplantının ertelenmesi talebini bir baskı unsuru olarak kullandığını, ayrıca fesih davasındaki beyanlarının aksine, şirketin kaynak ihtiyacını karşılayacak olan sermaye artırımı kararının alınamaması adına genel kurul toplantısının ertelenmesini talep ettiğini, özetle davacının, (i) önce genel kurulun toplanmasını engellemiş, (ii) devamında şirkete kayyum atanmasını ve şirketin feshini talep etmiş, (iii) genel kurula gelindiğinde ise, finansal tabloları incelemek için fazlasıyla vakti olmasına karşın, toplantının ertelenmesini talep ettiğin, mahkeme tarafından sermaye artırımı kararının icrasının geri bırakılmasına ilişkin verilen kararın kaldırılması gerektiğini, sermaye artırımı kararının, şirketi ve pay sahiplerini zarara uğratacak nitelikte değil; tam aksine şirketi içinde bulunduğu zor durumdan kurtarmak, faaliyetlerini devam ettirmesini sağlamak adına acilen alınmış zorunlu bir karar olduğunu, 2019 yılında başlayan ve pandemiyle devam eden süreçte müvekkili şirketin giderlerinin arttığını, buna karşılık gelirlerinin yasal mevzuatla sınırlandırıldığından beklenen düzeyde artmadığını,  dolayısıyla şirketin zarar etmeye başladığını, faaliyetlerini sürdürebilmek adına kaynak arayışına girdiğini, müvekkilinin nakit akışını düzene sokacak mahiyette banka kredisi temin edememekte olduğunu, bu nedenle okulun sabit giderlerinden kaynaklı nakit ihtiyacını karşılamak için ortaklara müracaat edilmesinden başka bir çare bulunamadığını, müvekkilinin, davacı haricinde 7 pay sahibi daha bulunmakta olduğunu, bu noktada davacı haricindeki tüm pay sahiplerinin, bankalardaki yüksek faizli kredilerin kullanılması durumunda şirketin ileride ekonomik olarak içinden çıkılamaz bir duruma sürükleneceğini öngörerek şirkete sermaye eklenerek kaynak ihtiyacının giderilmesi konusunda mutabık kaldığını, aksi halde şirketin, banka kredileri ve personel maaşları dahil borç ve giderlerini ödeyemeyecek hale geldiğini, sermaye artımı kararının alındığı gün itibariyle şirketin ekonomik olarak içinde geçmekte olduğu zor durumu gözler önüne seren tabloyu dilekçe ekinde sunduklarını,  şirketin sermaye artışı tarihine denk gelen dönemdeki (15.11.2024 – 31.01.2025) mali dengesi (-) 30.000.000 TL’ olduğunu, en basit ifadelerle, şirketin 18,789,705.62 TL nakit varlığı bulunmakta olduğunu, buna karşın şirketin 48,818,537.99 TL vadesi gelmiş/gelecek borcunun bulunmakta olduğunu,  şirketin ilgili dönem içinde yaklaşık 30.000.000 TL kaynak temin edememesi halinde şirketin kredi borçları, ücret ödemeleri, vergi ödemeleri gibi kritik önemi haiz kalemlerde temerrüde düşeceğini,  bu hususun şirketin mali kayıtları ile sabit olduğunu, sermaye artışının önemi ve aciliyetini açık biçimde ortaya koymakta, davacının esas yönünden haklı olmadığını da ispat etmekte olduğunu, tedbir verilmesinin şartı, tedbir talep edenin yaklaşık haklılığını ortaya koyması olduğundan; sırf bu bakımdan dahi tedbir talebinin derhal reddinin gerektiğini, sermaye artırımı yapılması gerektiği, davacı tarafından tüm yönetim kurulu üyelerine hitaben 13.09.2024 tarihinde gönderilen e-posta ekindeki “çıkış Önerisi” Word dokümanının sonuç kısmında bizzat davacı tarafından önerildiğini, söz konusu e-postada davacının aynen; “Çözüm önerilerim;(…) Hiç çeşitli anlaşılmaz hesaplara girmeden şirket bünyesinde sermaye arttırımına gitmek, kim ne katıyorsa tabii ki orantısal olarak hissesi artacak bunu Gülten hepimizden iyi yapar.(…)” demek suretiyle sermaye artırımı yapılmasını ve kim ne oranda katılıyorsa payının o oranda artırılması gerektiğini bir çözüm olarak bizzat önerdiğini, sermaye artışını bir çözüm olarak önerip daha sonrasında sermaye artırıldığında buna karşı iptal davası açmak samimi ve iyi niyetli olmadığı gibi hakkın kötü kullanılmasının açık bir örneği olduğunu, pay sahipleri tarafından taahhüt edilen, nakdi sermaye artırımıyla elde edilen kaynak kullanılarak şirketin ödemelerinin yapılabildiğini, faaliyetini devam ettirebilmesinin sağlandığını, açıklanan sebeple sermaye artırımı kararının, şirketin faaliyetlerini devam ettirmesini sağlamak adına acilen alınmış zorunlu bir karar olduğunu,  davacının, TTK md. 420'de düzenlenen toplantının ertelenmesi talebini bir silah olarak kullanmakta olduğunu, Hukukun bir hakkın kötüye kullanılmasını korumaması gerektiğini, davacının  22.09.2024 tarihine kadar müvekkili şirkette yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığını,  bu nedenle şirketin yönetimi, faaliyeti ve finansal tabloları ile ilgili halihazırda bilgi sahibi olduğunu, bunun yanında finansal tabloların, yasal sürenin çok öncesinde davacıyla ve tüm pay sahipleriyle paylaşıldığını,  TTK 437.md uyarınca genel kurul toplantısından yaklaşık iki ay (2) ay önce finansal tabloların, şirketin merkezinde pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulduğunu ve ayrıca finansal tablolar ile bilançonun bir sureti davacının talebi üzerine 19 Eylül 2024 tarihinde (genel kuruldan 56 gün önce) e-posta üzerinden davacıya iletildiğini, davacının finansal tabloları incelemek için fazlasıyla vakti olduğunu, ancak kronolojik olarak yukarıda açıklandığı üzere davacının, şirketi kişisel sebepleri nedeniyle kilitlemek amacıyla hareket etmekte olduğunu, bu kapsamda davacının, (i) önce genel kurulun toplanmasını engellemiş, (ii) devamında şirkete kayyum atanmasını ve şirketin feshini talep etmiş, (iii) genel kurulda ise, finansal tabloları incelemek için fazlasıyla vakti olmasına karşın, toplantının ertelenmesini talep ettiğini, oysa şirketin içinde bulunduğu zor durumu atlatabilmesi adına yönetim organının hızla seçilmesi, giderlerini karşılayabilmesi adına sermaye artırımı yapması gerekmekte olduğunu, toplantının ertelendiği bir ihtimalde şirketin, kredileri kat edilme, borçlarını ve personel maaşlarını ödemede temerrütte düşme gerçeğiyle karşı karşıya kalacağını, bu yönüyle bakıldığında davacının erteleme talebinin ve diğer eylemlerinin yalnızca şirketi zarara uğratmaya yönelik olduğunun anlaşılabilmekte olduğunu, şirketin mali açıdan zor durumda olduğunu ifade ederek şirketin feshini talep eden davacının, işbu davada tersini gerekçe göstererek sermaye artırımı kararının iptalini istemekte olduğunu, işbu hususun dahi tek başına huzurdaki davanın samimi ve iyi niyetli olmadığını gözler önüne sermekte olduğunu, bu nedenle, TTK md. 420'de düzenlenen toplantının ertelenmesi talebinin samimi olmadığını ve bir silah olarak kullanmakta olduğunu, bunların yanı sıra finansal tabloların müzakeresi ile ilgili tüm gündem maddelerinin, ertelenen 16.12.2024 tarihli genel kurul toplantısında görüşülerek davacıdan başka tüm pay sahiplerinin olumlu oyuyla tasdik edildiğini, 17.12.2024 tarihinde ise sermaye artırımı kararının tescil edildiğini, bir başka ifadeyle, finansal tablolar görüşülüp tasdik edildikten sonra sermaye artırımı kararının tescil edildiğini, davacının bazı pay sahiplerinin Şirketi borçlandırarak diğer pay sahiplerinin hisselerini örtülü olarak devraldığını iddia etmekteyse de bu iddiaların da dayanaksız ve gerçek dışı olduğunu,  davacının iddia ettiği dönemde pay sahipleri arasında herhangi bir pay devri olmadığını, sermaye artırımında ise artırıma konu olan 44.330.000,-TL’nin tamamı nakden ödenmek üzere ortaklar tarafından taahhüt edildiğini, bir başka ifadeyle ortakların şirketten olan alacakları sermayeye dönüştürülmediğini, tamamen ortaklar tarafından taahhüt edilen miktarlar kullanılarak sermayenin artırıldığını,  davacıdan başka tüm pay sahiplerinin sermaye artırımına katıldığını, rüçhan hakkının tamamını kullandıklarını, hiçbir ortağın payının örtülü olarak devralındığından söz edilmesinin mümkün olmadığını, şirketin borçlandırılarak diğer pay sahiplerinin hisselerinin örtülü olarak devralındığı iddiasının gerçek dışı olduğunu,  davacının asılsız iddialarını ispat edecek hiçbir delili de sunmadığını,  icranın geri bırakılması kararı için yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini, şirketin, sınırlı gelir kaynaklarıyla içinden geçmekte olduğu zor ekonomik koşullarının profesyonelce yönetmekte olduğunu, sonuç olarak davacıdan başka tüm pay sahiplerinin kabul ettiği sermaye artırımı kararının,  şirketi içinde bulunduğu mali durumdan kurtarmak için zorunlu ve acil olarak alındığını, bu kararın, şirketi kilitlemeye yönelik bilinçli eylemlerde bulunan bir pay sahibinin talebi üzerine, TTK md. 420'de düzenlenen toplantının ertelenmesi talebinin bir silah olarak kullanılarak iptal edilmesi veya icrasının geri bırakılması, hakkın kötüye kullanımına kapı aralamak olacağını, bu durumda şirketin, aynı sonuca ulaşmak için tekrar genel kurul yapmak ve ek maliyete katlanmak zorunda kalacağını, aynı zamanda şirketin, bu durumda geri dönülmesinin imkansız bir ekonomik zarara da uğrayacağını,  pay sahipleri tarafından sermaye artırımıyla taahhüt edilen paraya şirketin ihtiyacının bulunduğunu, açıklanan bu sebeple, sermaye artırımının icrasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiğini, yerleşmiş Yargıtay içtihatları ve mahkeme  ara kararında belirtildiği üzere, görev süresi dolan bir yönetim kurulunun yerine yenisinin seçilebilmekte olduğunu, bu durumda yönetim kurulunun seçimi kararının finansal tabloların müzakeresi ile bağlantılı kabul edilmemekte olduğunu,  Yargıtay'ın bu istisnai duruma imkan tanıması, şirketin organsız kalmamasına verdiği önemi göstermekte olduğunu, bununla bağlantılı olarak, yönetim kurulu üyelerinin seçiminin yapılabildiği bir durumda şirketin huzur hakkını belirleyemiyor olmasının kabul edilemez olduğunu,  bu işlemlerin birbiriyle bağlantılı olduğunu, karşılığını almadığı bir işte çalışmasının kimseden beklenemeyeceğini, şirketin belli bir süre organsız kalmasına ve genel kurulun geç yapılmasına bizzat davacının neden olduğunu,  davacının haricindeki tüm pay sahiplerinin söz konusu karara olumlu oy kullandığını, organ eksikliğinden kaynaklanan mevcut krizi önlemek amacıyla derhal bir adım attığını,  bu durumda söz konusu kararın finansal tabloların müzakeresiyle bağlantılı kabul edilerek tedbiren durdurulması veya iptaline karar verilmesi, kategorik incelenmiş hakkaniyete aykırı bir karar olacağını, finansal tabloların incelenmesi ve müzakeresi ile elde edilmek istenen sonuç şirketin tasarruf etmesini sağlamak ve maliyetleri kısmak ise bu amaca fiili olarak zaten ulaşıldığını, şirketin, 6 kişi olan bir önceki yönetim kurulu üye sayısını tasarruf tedbirleri kapsamında bu genel kurul toplantısında 3 kişiye indirdiğini,  huzur hakkı bedeline ise zam yapılmadığını,  piyasa rayicinin altında tutulduğunu, huzur hakkı olarak yönetim kurulu üyelerine ödenen toplam tutarın, önceki iki yıl ile aynı olduğunu, önceki yönetim kurullarında görev alan davacının ise geçmiş yıllarda huzur hakkı olarak ödenen tutarlara itiraz etmediğini, bu durumun şirketin zarara uğratıldığını iddia eden davacının iddialarında samimi olmadığını gözler önüne sermekte olduğunu,  ayrıca yönetim kuruluna seçilen kişilerin, ayda bir toplanma görevi dışında işletmede fiili görevi de olan kişiler olduğunu, kimseden karşılığını almadığı bir işte çalışması beklenemeyeceği göz önünde bulundurulursa, huzur hakkı ödemesi olmazsa bu kişilere maaş ödemesi yapılması gerekeceğinin açık olduğunu, bu durumda şirketin gelir vergisi, SGK ve sair giderler olmak üzere daha yüksek bir maliyete katlanması gerekeceğini,   huzur hakkı ödemesinin icrasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, zaten mali açıdan zor günler geçirmekte olan şirketin pratikte daha büyük bir maliyete katlanmasına neden olacağını,  müvekkili şirketi zarar riskinde bırakan işbu tedbirin teminatsız olarak verilmesinin de hatalı olduğunu, açıklanan nedenlerle, huzur hakkı ödemesine ilişkin genel kurul kararının icrasının geri bırakılmasına ilişkin karara itiraz ettiklerini,  davanın esası bakımından yaklaşık ispatın gerçekleşmediğini, davacının argümanı TTK md. 420'de düzenlenen toplantının ertelenmesi talebinin huzur hakkı ve sermaye artırımı yönünden uygulanmadığına ilişkin olduğunu, ancak bu erteleme talebinin gerçek ve samimi olmadığı, erteleme talebinin bir silah olarak kullanıldığını, şirketin söz konusu kararları acilen almak zorunda kaldığını ve bu duruma bir yönüyle de davacının sergilemiş olduğu tavırların neden olduğunu açıkladıklarını,  bu  nedenle, davanın esası bakımından yaklaşık ispatın gerçekleşmediğini, dolayısıyla icranın geri bırakılması yönündeki kararlara itiraz ettiklerini, kaldırılmasını talep ettiklerini, Yargıtay'ın, sermaye artırımı kararlarının şirketin mali durumu ve ihtiyaçları doğrultusunda alınması gerektiği, aksi takdirde hukuka aykırı olabileceğinin vurgulanmakta olduğunu, somut olayda tam da Yargıtay içtihatlarıyla aynı yönde, şirketin mali durumu ve ihtiyaçları doğrultusunda sermaye artırımı kararı alındığını, ancak yargılama esnasında kararların icrasının geri bırakılmasına karar verilmesinin, söz konusu kararların iptal edilmesiyle aynı sonucu doğuracağını, dolayısıyla icranın geri bırakılmasına ilişkin kararın, uyuşmazlığı esastan çözer nitelikte olduğunu, tedbir kararlarının mahiyeti itibariyle uyuşmazlığı esastan çözer nitelikte olmaması gerektiğini, bu nedenle, icranın geri bırakılmasına yönündeki kararlara itiraz etiklerini, kaldırılmasını talep ettiklerini, TTK md.448/3 uyarınca muhtemel zararlara karşı davacıların teminat göstermesine karar verilebilmekte olduğunu, teminatsız icranın geri bırakılmasına karar verilmesine itiraz ettiklerini, genel kurul toplantısının huzur hakkıyla ilgili 5. maddesi ve sermaye artırımı ile ilgili olan 8. maddesi hakkında tedbir kararı verilmesi nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğrayacağının açık olduğunu, yönetim kuruluna seçilen kişilerin, ayda bir toplanma görevi dışında işletmede fiili görevi de olan kişiler olduğunu, kimseden karşılığını almadığı bir işte çalışması beklenemeyeceği göz önünde bulundurulursa, huzur hakkı ödemesi olmazsa bu kişilere maaş ödemesi yapılması gerekeceğinini açık olduğunu, bu durumda şirketin, gelir vergisi, SGK ve sair giderler nedeniyle daha yüksek bir maliyete katlanması gerekeceğini,  sermaye artımı kararının da benzer şekilde zorunlu olarak acilen alınış bir karar olduğunu ve bu kararın uygulanamadığı bir ihtimalde şirketin, kredilerinin kat edilme, borçlarını ve personel maaşlarını ödemede temerrütte düşme ve belki de faaliyetlerini devam ettirememe gerçeğiyle karşı karşıya kalacağını, müvekkilinin , nakit akışını düzene sokacak mahiyette banka kredisi temin edememekte olduğunu, bu nedenle okulun sabit giderlerinden kaynaklı nakit ihtiyacını karşılamak için ortaklara müracaat edilmesinden başka bir çare bulunmadığını, bu yönüyle bakıldığında müvekkilinin söz konusu icranın geri bırakılması kararıyla birlikte geri dönülmesi imkansız büyük bir zarara uğrayacağının açık olduğunu, böyle bir durumda öncelikle icranın geri bırakılmasına karar verilmemesi, eğer karar verilecekse de teminatsız olarak verilmemesi gerektiğini, bu nedenle teminatsız verilen icranın geri bırakılmasına kararına itiraz ettiklerini,  öncelikle mahkemenin 15.01.2025 tarihli icranın geri bırakılması kararlarının kaldırılmasını, aksi halde icranın geri bırakılması kararının ne şekilde uygulanacağına ilişkin hükmün açıklanmasına (tavzihine) karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk derece mahkemesinin 19/03/2025 tarihli ara kararında; Mahkemenin 15/01/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazın reddine kararı verilmiştir. <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  İşbu davanın 15/11/2024 tarihli genel kurul toplantısını 5., 6., 7. ve 8. gündem maddelerine ilişkin alınan kararların iptali için açılmış olduğunu, ilk derece mahkemesinin 15/01/2025 tarihli ara kararında genel kurul toplantısının huzur hakkına yönelik 5. ve sermaye artırımına yönelik 8. maddesi yönünden icranın geri bırakılması yönünde karar verildiğini, söz konusu karara 03/02/2025 tarihli dilekçe ile itiraz ettiklerini, ancak 19/03/2025 tarihli ara kararla itirazlarının reddine karar verildiğini, icranın geri bırakılmasına yönelik tedbir kararın hatalı olduğunu, bu nedenle söz konusu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması gerektiğini, davacıdan başka tüm pay sahiplerinin kabul ettiği sermaye artırımı kararının, şirketi içinde bulunduğu mali durumdan kurtarmak için zorunlu ve acil olarak alındığını, bu sermaye artırımının, davacıdan başka tüm pay sahiplerinin olumlu oyuyla ve hepsinin sermaye artırımına katılmasıyla gerçekleştirildiğini, söz konusu sermaye artırımı kararıyla şirketin zarara uğratılmasının söz konusu olmadığını, pay sahipleri lehine çıkar sağlanmadığını, bu icranın geri bırakılması kararı, sermaye bedellerinin şirkete ödenmesine, kaynak gerekmesi halinde yeni sermaye artışı yapılmasına, ortakların pay devri yapmasına fiilen engel olmadığını, dolayısıyla mevcut durumda icranın geri bırakılması kararının, hukuki değil yönetsel bir karar olarak şirkete etki ettiğini, ayrıca şirkete geri dönülmesi imkansız nitelikte zarar verme ihtimali bulunan bu tedbir kararının ayrıca teminatsız olarak verildiğini, usulen veya esasen sermaye artırımı kararı yönünden icranın geri bırakılmasını gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını, aksine şirketin, sınırlı gelir kaynaklarıyla içinden geçmekte olduğu zor ekonomik koşulları profesyonelce yönettiğini, şirketi içinde bulunduğu zor durumdan kurtarmak, faaliyetlerini devam ettirmesini sağlamak adına usule ve esasa uygun, zorunlu olarak sermaye artırımı kararı aldığını, kaldı ki davacının asılsız iddialarını ispat edecek hiçbir delil sunmadığını, bu nedenle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini, bu nedenlerle ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasından verilen 15.01.2025 tarihli icranın geri bırakılması kararına karşı itirazın reddine ilişkin 19.03.2025 tarihli ara kararının kaldırılmasını, ilk derece mahkemesi tarafından verilen icranın geri bırakılması kararlarının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>Davacı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle;... Asliye Ticaret Mahkemesi... Esas sayılı dosyada 15/01/2025 tarihli ara karar ile, 15/11/2024 tarihli Genel Kurul Toplantısının 5. ve 8. maddeleri yönünden icranın geri bırakılmasına karar verildiğini, davalı tarafından ilgili kararlara itiraz edildiğini, sayın mahkemece 19/03/2025 tarihli karar ile itirazın reddedilmesi üzerine davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, davalı tarafından istinaf dilekçesinde her ne kadar, sermaye artırım kararının ve huzur hakkı kararının icrasının geri bırakılmasının mümkün olmadığı iddia edilmiş ise de iddiaların yersiz olduğunu, taraflarca açılan Genel Kurul kararının iptali talepli davada, davalı şirket cevap dilekçesinde herhangi bir sebep belirtilmeden toplantının ertelenmesinin talep edildiğinin belirtildiğini, ilgili düzenlemeler gereğince; finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesi taleplerine istinaden ilgili maddelerin görüşülmesi bir ay sonrasına bırakılmış olup davalının iddialarının yersiz ve hukuki bir dayanağı bulunmadığını, ayrıca huzur hakkı ödemesini, sermaye artırımı yapılma zorunluluğu gibi hususların işbu davada dinlenebilmesi mümkün olmadığını, nitekim dava dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere; ilgili kanun, yönetmelik ve yargıtay içtihatları gereğince, finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesine rağmen finansal tablolar ile ilişkili kararların aynı toplantıda görüşülmesinin ve karar alınmasının usulen mümkün olmadığını, davacı ile son yıllarda Yönetim Kurulu Başkanı olan ve davalı şirkette %40 hisse sahibi....n TTK'ye aykırı faaliyetleri, şirketi kendisine ve eşine borçlandırarak fahiş faiz oranlarının yürütmesinin, bazı şirket ortaklarının hisselerini yaratılan mali durum sonucunda örtülü olarak devralması gibi faaliyetleri nedeniyle sık sık tartışma çıkmaya başladığını, sermaye artırımına ve huzur hakkı ödenmesine ilişkin alınan kararlar, finansal konuların görüşülmesi ile bağlantılı olup finansal tablolar okunup görüşülmeden ve öncelikle bu hususlarda karar alınmadan; ilgili konulara ilişkin karar alınması usulen mümkün olmadığından icranın geri bırakılması kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralının sağlandığının da açık olduğunu, bu nedenlerle; davalının istinaf talebinin reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; genel kurul kararının iptali, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.<br>Davacı tarafça davalı şirketin 15/11/2024 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan 5,6,8,9 nolu maddelerdeki kararların  TTK 449/1 maddesi uyarınca yürütmesinin durdurulması talep edilmiş, ilk derece mahkemesince talebin yönetim kurulu üyelerine verilecek huzur hakkı ödemelerini içeren 5. Madde ve sermayenin artırılmasına ilişkin hükümleri içeren 8. Madde yönünden kabulüne karar verilmiş, karara itiraz üzerine itirazın reddine dair verilen ara karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>6102 sayılı TTK'nin, \"Kararın yürütülmesinin geri bırakılması\" başlıklı 449. maddesi, \"(1) Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.\" hükmünü, \"Kararın etkisi\" başlıklı 450. maddesi,\"(1) Genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. Yönetim kurulu bu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır.\" hükmünü içermektedir.<br>TTK'nin 449. maddesindeki, \"genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına\" ilişkin düzenleme, sadece dava açıldıktan sonra ve yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra verilebilen kararlardan olup, özel geçici hukuki korumalardandır, yani bir başka anlatımla özel bir ihtiyati tedbirdir.  İhtiyati tedbire ilişkin genel düzenleme, HMK'nin 389-399. maddelerinde düzenlenmiştir. Gerek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, gerekse de Yargıtay 23. Hukuk Dairesince, prosedür ve kanun yoluYargıtay 11. Hukuk Dairesi, gerekse de Yargıtay 23. Hukuk Dairesince, prosedür ve kanun yolu bakımından HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerine tabi olacağı kabul edilmiştir. (Benzer Şekilde Ankara BAM 23 HD, 2023/223 ESAS, 2023/203 Karar)<br>HMK'nın 389/1.maddesi hükmü “Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. <br>HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. <br>TTK madde  420'de \"Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır.\" düzenlemesi mevcuttur.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacının da ortağı olduğu davalı şirketin  15/11/2024 tarihinde 2024 yılı  Genel Kurul toplantısının, Genel Kurulda davacı ortak tarafından verilen önergeye istinaden  gündemin  \"Finansal tabloların okunması, müzakeresi ve tasdiki\" başlıklı 3. Maddesi ve \"Yönetim Kurulunun ibrası\" başlıklı 4. Maddesinin görüşülmesinin TTK m. 420 gereğince 16/12/2024 tarihine ertelendiği,  finansal tablolar ve buna bağlı konuların görüşülmesi 16/12/2024 tarihine ertelendiğinden, ilk derece mahkemesince  15/11/2024 tarihli Genel Kurul Toplantısının yönetim kurulu üyelerine verilecek huzur hakkını ödemelerini içeren 5. Madde ve sermayenin artırılmasına ilişkin hükümleri içeren 8. Madde yönünden,  sermaye artırımına ilişkin alınan kararların ve huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararların finansal konuların görüşülmesi ile bağlantılı olması, bu madde içeriklerinin şirketin geliri ve finansal tabloları ile ilişkili olduğu gözetilerek bu yöndeki iddiaların TTK nın 449. Maddesi uyarınca icranın geri bırakılması kararı verilebilmesi yönünden yaklaşık ispat şartını gerekçesiyle kabul kararı verildiği anlaşılmakla belirtilen maddelerin finansal tablolarla ilişkili olduğu gözetildiğinde verilen kararda esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği düşüncesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında verilen 19/03/2025 tarihli ara karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.09/07/2025\t\t<br>...<br>Başkan<br>....Üye<br>...Üye<br>....Katip<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>  Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ea0a50eeac95bed7","SID":"92f47b8255b45063"}}