{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>\t                                    <br>ESAS NO\t: 2023/583 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/435<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 09/10/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 22/04/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...nin 09.10.2019 tarihinde vefat eden babası ve murisi ...,  davalı üç ortaklı limited şirketin sermayesinin %30 oranında ortağı olduğunu, müteveffa ...'nin yoğun bakımda hasta olduğu Şirketin 29/ 05/ 2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında sermaye artırımı yapıldığını,  bu toplantıda alınan kararla müvekkilinin babasının  hissesi bedeli ödenmeden % 30'dan % 1'e düşürüldüğünü,  ...'nin ölümünden önceki  son iki yılda ölümle pençeleştiği hastalıkları nedeniyle sürekli bakımda olduğu ve akli melekelerinin yerinde olmadığı bilindiğini, bu ortamda müvekkili miras hakkından mahrum etmek kastıyla yapılan sermaye arttırımı şirket sözleşmesine ve  bütün yasal mevzuata açıkça aykırı olduğunu,      dava konusu kararların TTK nun hükümlerine açıkça aykırı ve yok hükmünde olup iptali gerektiğini,  17.06.2019 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 9847 sayılı 684.sayfasında ilan edilen sermaye arttırımına ilişkin 29/06/2019 tarihinde yapılan şirket genel kurulunda alınan kararın çağrısız yapıldığını, sermayenin korunması hükümlerine aykırı,pay sahibinin haklarını ortadan kaldıran, azınlığın haklarını ihlal eden yok hükmünde olan bir karar olduğunu, sermaye artırımının iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını, sermaye artırımı, yeniden değerlendirme fonunun sermayeye eklenmesi suretiyle yapılabileceğini, bu durumda da sermaye yapısının değişmemesi gerektiğini, ancak  TTSG de yer alan açıklamaya göre sermaye arttırımının 3.212.004,34TL si ortakların şirketten olan alacaklarından, 577.995,66TL si de şirketin geçmiş yıllar dağıtılmamış net karlarından karşılanacağı belirtildiğini, muris ...nin hisse miktarı %1 'e düşürülürken buna karşılık gelen 38.000,00TL nin dağılacağı ifade edilen net karın %30 olan 173.398,85TL nin çok altında kalması sermaye arttarımının  kötü niyetle ve hukuksuz olarak yapıldığını, yok hükmünde olduğunu kanıtladığını, bir kısım ortak lehine diğer ortak aleyhine sermaye arttırımı yapılması hukuka aykırı olup bu şekilde sermaye arttırımı ile müvekkilin murisi olan ......'in dolayısıyla müvekkil mirasçı ortağın zarara uğratılması amacının güdüldüğünün anlaşıldığını, kaldı ki şirketin kuruluşunun öncesinde muris ..., Trabzon - Dernekpazarı ilçesindeki .... Market ve oto alım-satım bayiliği işletmeleri ile İstanbul Bahçelievlerdeki çok kıymetli arsasını satarak kuyumculuk işine girdiğini, bu aşamada Hollanda da işçi olarak çalışan müvekkili ...'nin o tarihlerde Türkiye'ye gelerek  25.000 Euro'ya denk gelen Hollanda Florini parayı şirket kuruluşu için babasına vermiş  kendisinin ortaklık işlemlerini yapması için .... 'yi genel vekaletname ile yetkilendirdiğini, dolayısıyla şirketin  diğer hissedarları olarak gözüken ... 'un şirketin kuruluşunda ve sonrasında şirkete hiçbir para katmadıkları aksine müvekkilin yurtdışında olmasından ve müris ...nin hasta olmasından istifade ile ...'nin malvarlığını, şirket hisselerini ve şirketin kazancı ile bu kazançtan gelen malvarlığını üzerlerine aktardıkları anlaşıldığını, müvekkili yurtdışında olduğundan tüm olayları yeni öğrendiğini belirterek şirketin 29/ 05/ 2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan sermaye arttırımı ve diğer tüm kararının  yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın öncelikle HMK m. 119/1-ğ hükmü gereğince dilekçesindeki talep ve sonuç kısmının açıklanmasını/ayrıştırılmasını  talep ettiklerini, davanın üç aylık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacının iş bu davayı açmakta taraf sıfatı bulunmadığını, davacı tarafından ikametinin yurt dışında olması nedeniyle teminat yatırılması gerektiğini, davacının babası olan ve müvekkil şirket ortaklarından ...'nin vefat tarihinde akli melekelerinin yerinde olmadığı ve müvekkil şirketin diğer ortakları ile davacının kardeşleri olan ... 'nin babalarının bu halinden yararlanarak pay oranının %30'dan %1'e düşürüldüğü iddiası yersiz ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin 29.05.2019 tarihli genel kurul tutanağı incelendiğinde bütün ortakların genel kurula katıldığı ve sermaye artırımına ilişkin kararın da oy birliği ile alındığı aşikar olduğunu,  müvekkili şirketin 29.05.2019 tarihli genel kurulunda alınan kararlar ile şirket pay sahiplerinin özellikle merhum ...'nin pay sahipliğinden dolayı sahip olduğu haklarını ortadan kaldırılmadığını, İstanbul Anadolu .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .... E. Ve ... K. Sayılı ilamı ile mahkemeden mirasçılık belgesi talep edildiğini, 04.02.2020 tarihinde de mahkeme tarafından karar verilerek mirasçılar ve miras payları davacıya bildirildiğini, davacı tarafından dava dilekçesinde de şirketin kuruluşundan haberdar olduğunu bildirdiğini, bu doğrultuda davacı babasının vefat ettiği tarihte müvekkili şirketin varlığından haberdar olup, mirasçılık belgesinin talep edildiği ve verildiği tarihte de zaten babasının mirasından haberdar hale geldiğini belirterek davacı tarafın dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmının ayrıştırılmasına/açıklattırılmasına, davacı yanın hak düşürücü süre içerisinde davasını ikame etmemesi nedeniyle davanın usulden reddine, davacı yanın iş bu davayı açacak kişilerden olmaması nedeniyle davanın husumet nedeniyle reddine, HMK m. 84 gereğince Türkiye'de mutad bir meskeninin bulunmaması göz önünde bulundurularak dava değeri tutarında teminat yatırılmasına, teminatın yatırılmaması halinde HMK m. 114/1-ğ gereğince davanın reddine, davacının haksız, yersiz ve mesnetsiz tüm taleplerinin esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>27/01/2025 tarihli adli tıp raporunda özetle: \"Tıbbi belgeler ile dava dosyasında belirlenen ve adli tıbbi yorumlamayı ilgilendiren hususların değerlendirilmesinden; görülmekte olan “Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)” davası nedeniyle; “toplantı tarihi olan 29/05/2019 itibari ile sağlık ve ehliyet durumu tespit edilerek, söz konusu hastalığının hukuki işlemlerin neden ve sonuçlarını anlayabilmesine olumsuz bir etkisinin bulunup bulunmadığı, var olan hastalığın alınan kararların içeriğini ve sonuçlarını anlayabilme ehliyeti olup olmadığı” sorulan Ali oğlu, 1940 doğumlu, 09/10/2019 tarihinde ölen ... hakkında düzenlenen tıbbi belgeler, davacı-davalı ifadeleri ile dava dosyasının tüm olarak değerlendirilmesinden; kişinin sorulan tarihte .... Üniversitesi Sağlık Eğitim ve Uygulama Merkezi Göğüs Hastalıkları Bölümünce düzenlenen 29/05/2019 tarihli epikrizinde; “2 gün önce karın ağrısı ve şişkinlik, solunum sıkıntısı nedeniyle acil başvurusunda idrar yolu enfeksiyonu düşünüldüğü, antibiyoretapi reçete edilerek taburcu edildiği, 29/05/2019 tarihinde solunum sıkıntısında artış şikayetiyle gelen hastanın kronik obstrüktif akciğer hastalığı, akut alt solunum yolu enfeksiyon ile, bronş veya akciğer malign neoplazmı, tanımlanmamış, kronik solunum yetmezliği tanılarıyla yakın takip ve tedavi amacıyla yoğun bakıma yatışının yapıldığı, muayenesinde şuur açık, koopere, spontan solunumda, ajite, takipneik ve dispneik olduğu, sedatize edildiği, noninvaziv mekanik ventilasyona başlandığı”nın kayıtlı olduğu, kişinin sorulan tarihte yoğun bakıma yatırılarak sedasyon altında solunum desteğine ve medikal tedavilerine başlandığı, bu tarihte zihinsel durumunu gösterir ayrıntılı muayene bulgularının bulunmadığı, kişinin zihinsel fonksiyonlarıyla ilgili yeterli kanaat oluşmaması nedeniyle hukuki ehliyetine haiz olup olmadığı hususunda Kurulumuzun tıbbi bir kanaat edinilemediği, bu duruma göre ...’nin toplantı tarihi olan 29/05/2019 tarihinde fiil ehliyetine haiz olup olmadığının bilinemeyeceğinin kabulünün uygun olduğu\" sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.<br>Mahkememizce 03/12/2020 tarih ve ... Esas ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 02/05/2023  tarih ve  .... Esas .... Karar sayılı ilamı ile \"somut olayda;  davacı vekili, hem dava dilekçesinde hem de nihai kararın verildiği ön inceleme duruşmasında davaya konu toplantının olduğu tarihte murisin hastalığı sebebiyle yoğun bakımda bulunduğunu, akli melekelerinin yerinde olmadığını, ölümden önceki son 2 yılda makineye bağlı olarak yaşamış olduğunu, eşini dahi tanıyamayacak durumda bulunduğunu, genel kurul toplantısına ve yapılan işlemlerden haberinin dahi olmadığını düşündüklerini, ... Üniversitesi Hastanesinden ve Sosyal Güvenlik Kurumundan sağlık durumuna ilişkin kayıtların getirtilmesi durumunda bu hususların anlaşılacağını ve kayıtların celp edilmesini istediklerini belirtmiştir. Mahkemece, davaya konu çağrısız toplantının yapıldığı tarihte murisin sağlık durumunun tespiti amacıyla her hangi bir araştırma yapılmadan,       aynı duruşmada yukarıda belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafın iddia ettiği gibi toplantı tarihinde murisin akli melekelerinin yerinde bulunmaması durumunda yukarıda belirtilen TTK m.416'daki şart sağlanmayacaktır. Zira, murisin akli melekelerinin yerinde olmaması durumunda ilgili kişinin çağrısız toplantıya katıldığının kabul edilmesi ve itiraz etmesi de mümkün olmayacağından, maddede sayılan şart sağlanmamış olacaktır. Bu cümleden olarak murisin akli melekelerinin yerinde olmadığı varsayımında dahi karar yeter sayısının bulunduğu yönündeki mahkemenin kabulünün isabetli olduğu kabul edilemeyecektir. Bu nedenlerle davaya konu toplantı tarihi olan 29/05/2019 itibariyle,  murisin sağlık ve ehliyet durumunun tespiti amacıyla, davacı tarafça bildirilen hastanenin yoğun bakım servisinde bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa hangi sağlık sebebinden dolayı bulunduğu, hastalığının ve vaziyetinin yapacağı hukuki işlemlerin neden ve sonuçlarını anlayabilmesine olumsuz bir etkisinin olup olmadığı; toplantıya katılıp katılıp katılmadığı, katılmış ise var olan hastalığı kapsamında alınan kararların içeriğini ve sonuçlarını anlayabilme ehliyetinin olup olmadığı hususlarında tüm bilgi ve belgeler ilgili yerlerden celp edilerek, davacı tarafın da bu konuda sunacağı bilgi ve davacı dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı anlaşılmakla tanıkların da dinlenilmesi suretiyle, yapılacak araştırma sonucunda varılacak sonuca göre bir hüküm verilmesi gerekmektedir. Bu gerekçelerle, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde yukarıda belirtilen önemli deliller toplanmadan davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf sebebleri yerinde bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri haklı bulunduğundan istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir..\" gerekçesi ile kaldırılmış ve dosyanın yukarıda yazılı numarasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:<br>Dava ;Davalı Şirket Genel Kurulu tarafından alınan 29.10.2019 tarihli alınan kararların yokluğunun ve butlanının tespiti veya iptali istemlidir.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin 29/05/2019 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan sermaye arttırımı ve diğer tüm  kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptali koşullarının oluşup oluşmadığından kaynaklandığı, mahkememizce tespit edilmiştir.<br>Şirketin İTSM kayıtları , Toplantı tutanakları dosya arasına alınmış ve dosya kapsamına göre ATK'dan rapor alınmış olup, mahkememize 27/01/2025 tarihinde rapor sunulmuştur. ... Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, ... Hastanesi,  .... Hastane İşletmeciliği A.ş , ... Üniversitesi Sağlık Eğitim Ve Uygulama Merkezi Hastanesi ve .... Üniversitesi Hastanesi'ne müzekkere yazılmıştır.<br>Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: <br>TTK’da \"yokluk\" müeyyidesinin hangi hallerde ve neye göre söz konusu olacağına dair hiçbir hüküm yer almamaktadır.TTK 447 maddenin üst başlığında “butlan” olarak ifade edilen genel kurul kararlarının, maddenin sonunda bu terime uygun olarak “batıl”olduğu belirtilmektedir. Ancak “butlan” ve “yokluk” ile malûl GK kararları, sonuçta hukuken aynı anlamı, yani hükümsüzlüğü, geçersizliği ifade eder.<br>Bir genel kurul kararının yokluğu (Nicht- oder Scheinbeschlüsse), başlangıçtan itibaren bir genel kurul kararının mevcut olmadığını ifade eder. Bir işlemin ve bu arada genel kurul kararının kurucu unsurlarının mevcut olmaması halinde, hukukî işlemin veya genel kurul kararının yokluğu, eski deyimle “keenlemyekûn” veya mutlak butlan ile malûl olduğundan bahsedilmektedir.<br>Anılan yaptırımlardan en ağırı olan yokluk bakımından, bir hukuki işlemin hukuka uygun olarak doğabilmesi için öngörülen kurucu nitelikteki emredici hükümlere aykırılık, işlemin kurucu unsurlarında eksikliğe yol açmakta ise işlemi yokluk ile sakatlayacaktır. Yok sayılan bir hukuki işlem şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluğun tespiti her zaman ve herkes tarafından ileri sürülebilir ve yokluk kararı yalnızca açıklayıcı niteliktedir. Bu çerçevede, bir genel kurul kararının varlığından bahsedebilmek için iki unsur gerekir. Bunlardan ilki toplantı yapılması ve ikincisi toplantıda yeterli irade beyanları ile karar alınmasıdır. Bunlardan birisindeki eksiklik halinde hukuki işlem yani genel kurul kararı hiç doğmamış sayılır (Ayrıntılı bilgi için bkz. Erdoğan MOROGLU, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2014, s. 25 vd.) Uygulama ve öğretide sayılan ve genel kurul kararının yokluğuna yol açan başlıca örnekler şöyledir; genel kurula davet, yetkili kişi veya organlarca yapılmamış veya TTK’daki istisna dışında davet yapılmaksızın toplantı yapılmış ve karar alınmışsa, ya da oylama yapılmaksızın karar alınmışsa, genel kurul toplantısı yapılmaksızın karar alınmışsa yokluk yaptırımı uygulanır. Mevcut olmayan pay adedince mevcut oy nisap bakımından alınan kararların geçerliliğine etki ediyor ise, diğer bir ifade ile söz konusu oylar mevcut olmadan yeter sayı sağlanamıyorsa bu hâlde kanunda öngörülen yeter sayıda irade beyanı bulunmadığı için işlem yoklukla malul olacaktır.<br> Genel Kurul, Toplantı ve Müzakere Defteri, Yönetim Kurulu defteri, adi bir belge olduğundan, resmi belgede sahtelik iddiasından bahsedilemeyecektir. O halde, adi belgedeki sahtelik iddiasının genel kurul kararı ve yönetim kurulu kararlarının yokluğunun tespiti için açılan davada ön sorun olarak inceleneceği dikkate alınarak  Genel Kurul  toplantı ve Müzakere Defteri hem de Yönetim Kurulu Karar Defteri'nin resmi bir belge olmadığı anlaşıldığından ve gelen  müzekkere cevaplarında açıkça söz konusu açılış onaylarının noterliklerce yapılmadığı ve belgelerin sahte olduğunun ifade edildiği, o halde, Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri ile Yönetim Kurulu Karar Defteri'nin “adi belge” olduğu, dikkate alınarak adi belgede sahtelik iddiasının ise genel kurul kararı ve yönetim kurulu kararlarının yokluğunun tespiti için açılan davada (HMK 208 md.)  inceleneceğinden dönülmüştür.<br>Somut olayda davacı murisin gele kurulda alınan sermaye artırımı  kararına sağlık sorunları ve fiil ehliyeti yokluğu nedeniyle hüküm olduğunu ileri sürmüş olup mahkememizce murisi toplantı tarihi itibariyle bütün tedavi evrakları dosyaya celb edilmiş ve Adli Tıptan rapor alınmıştır. Bu konuda Adli tıp raporunda  şu tespitlerde bulunulmuştur; \"....kişinin sorulan tarihte .... Üniversitesi Sağlık Eğitim ve Uygulama Merkezi Göğüs Hastalıkları Bölümünce düzenlenen 29/05/2019 tarihli epikrizinde; “2 gün önce karın ağrısı ve şişkinlik, solunum sıkıntısı nedeniyle acil başvurusunda idrar yolu enfeksiyonu düşünüldüğü, antibiyoretapi reçete edilerek taburcu edildiği, 29/05/2019 tarihinde solunum sıkıntısında artış şikayetiyle gelen hastanın kronik obstrüktif akciğer hastalığı, akut alt solunum yolu enfeksiyon ile, bronş veya akciğer malign neoplazmı, tanımlanmamış, kronik solunum yetmezliği tanılarıyla yakın takip ve tedavi amacıyla yoğun bakıma yatışının yapıldığı, muayenesinde şuur açık, koopere, spontan solunumda, ajite, takipneik ve dispneik olduğu, sedatize edildiği, noninvaziv mekanik ventilasyona başlandığı”nın kayıtlı olduğu, kişinin sorulan tarihte yoğun bakıma yatırılarak sedasyon altında solunum desteğine ve medikal tedavilerine başlandığı, bu tarihte zihinsel durumunu gösterir ayrıntılı muayene bulgularının bulunmadığı, kişinin zihinsel fonksiyonlarıyla ilgili yeterli kanaat oluşmaması nedeniyle hukuki ehliyetine haiz olup olmadığı hususunda Kurulumuzun tıbbi bir kanaat edinilemediği, bu duruma göre ...’nin toplantı tarihi olan 29/05/2019 tarihinde fiil ehliyetine haiz olup olmadığının bilinemeyeceğinin kabulünün uygun olduğu oy birliği ile mütalaa olunur.\" şeklindedir.<br>         Adli tıp raporunda yukarıda belirtilen BAM kararında istenilenler tam olarak tespit edememiş olmakla beraber dava konusu toplantı tarihinde murisin solunum desteği verilerek yoğun bakıma yatırıldığı ve şikayetlerin 2 gün öncesinde mevcut olduğu belirtilmektedir. Mahkememizce BAM kararında araştırılması istenilen hususta kesin tespitler yapılmış olup murisin toplantı tarihinde kronik solunum yetmezliği tanısı ile yoğun bakım servisinde yatttığı anlaşılmıştır. Kronik solunum yetmezliği tedavisi ile yoğun bakımda yatmakta olan murisin toplantıya katılmasının mümkün olmadığı dikkate alındığında toplantı anında genel kurulda  olamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.<br>Yine Adli tıp raporunun tespitlerini destekleyen Mahkememizin 29.09.2023 tarihli müzekkeresine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı İstanbul Topkapı Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 02.10.2023 tarihli cevabı yazısında gönderilen ... Hastane dökümleri incelendiğinde müteveffa ......'in dava konusu şirket genel kurulunun yapıldığı 29.05.2019 tarihinde acil hastası olarak ... Hastanesinde yattığı görülmüştür.<br>\tGenel kurul kararlarının yokluğu halinde, iptal davası değil, GK kararının yok olduğunun tespiti anlamında bir \"tespit davası\" açılır. Bu dava herhangi bir zaman aşımı veya hak düşürücü süreye tâbi olmadığı gibi,herkes tarafından ileri sürülebilir ve yargıç tarafından da re'sen dikkate alınır. Bir genel kurul kararının yokluğu (Nicht- oder Scheinbeschlüsse), başlangıçtan itibaren bir genel kurul kararının mevcut olmadığını ifade eder. Bir işlemin ve bu arada genel kurul kararının kurucu unsurlarının mevcut olmaması halinde, hukukî işlemin veya genel kurul kararının yokluğu, eski deyimle “keenlemyekûn” veya mutlak butlan ile malûl olduğundan bahsedilmektedir.  <br>\t  Sonuç olarak  Murisin dava konusu 29/05/20219 olan toplantı tarihinde yoğun bakımda ağır kronik solunum yetmezliği nedeniyle yatmakta olduğu dikkate alındığında  bu haliyle fiziken katılım sağlaması mümkün olmadığından  mali sonuçları olan bir toplantıya gitmesi de mümkün olamayacağından usulüne uygun katılım sağlanmadığı dikkate alınarak davanın anılan gerekçelerle kabulüne Davalı şirketin 29/05/2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davanın KABULÜ ile;<br>Davalı şirketin 29/05/2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun TESPİTİNE,<br>2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın peşin alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 561,00-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı tarafça yatırılan 54,40-TL peşin harç ve 54,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 108,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Davacı tarafça yapılan 1.423,5‬0-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak  davacıya verilmesine, <br>7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,<br>8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, <br>Dair;  6100 sayılı HMK.'nun  341. ve   devamı maddeleri gereğince  gerekçeli kararın tebliğinden itibaren  2 haftalık  süre içerisinde İstanbul Bölge  Adliye  Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen  anlatıldı. 17/04/2025<br><br>Başkan ...<br>  e-imza<br>Üye ...<br>  e-imza<br>Üye ...<br> e-imza <br>Katip ...<br> e-imza <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0d0d48f07d7b056c","SID":"a6b085494c19ade1"}}