{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/328 <br>KARAR NO:2025/727<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2018/1347 <br>KARAR NO:2021/201<br>DAVA TARİHİ:28/12/2018<br>KARAR TARİHİ:24/02/2021<br>ASIL DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN DAVA:Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:25/06/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>ASIL DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen 08/12/2017 tarihli Yönetim Sözleşmesi kapsamında, müvekkilinin vermiş olduğu hizmetlere ilişkin tanzim edilen 05/11/2018 tarihli ... no.lu 142.714,68 TL bedelli ve 27/11/2018 tarihli.... no.lu 37.626,26 TL bedelli 2 adet faturanın davalıya tebliğ edildiğini, davalının sözleşmeye aykırı olarak faturaları iade ettiğini ve ödeme yapmadığını, haksız bir şekilde sözleşmeyi fesih ettiğini,... sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının işbu takibe hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili şirketin sahip olduğu İstanbul Nişantaşı ...’de bulunan 45 odalı ... Otelin (... Otel) yönetimi için Yönetim Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 3.1. maddesinde yer alan hüküm uyarınca davacı şirketin otelin yönetim ve işletmesinde münhasır yetkili olduğunu, yine sözleşmenin 3.2. maddesine göre otel yönetimine ilişkin tüm konuların davacının sorumluluğunda olduğunu ve sorumluluğunda olan bu işleri Hyatt International standartlarına uygun olarak yapması gerektiğini, ...standartlarına göre yönetim şirketinin uzun yıllardır otelcilik konusunda deneyimli, IT (yazılım), pazarlama, satış, insan kaynakları ve halkla ilişkiler konusunda uzman bir ekibinin olmasının zorunlu olduğunu ancak İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Ticaret Sicili ve Sosyal Güvenlik Kurumu İstanbul İl Müdürlüğünde davacı şirketin personel ve yetkilileri araştırıldığında davacı şirketin elemanının bulunmadığı, tek kişilik kağıt üzerinde bir şirket olduğunun tespit edildiğini yine davacı şirketin adresine noter kanalıyla yapılan bir tebligatın \"adreste bulunamamıştır\" şerhi ile geri dönmesinin de davacı şirketin aslında bir şirket merkezinin olmadığının açık bir delili olduğunu, sözleşmenin anılan şartlara göre imza altına alınmasına rağmen yönetim olayının tek kişi ile danışmanlık hizmeti şeklinde vuku bulmasının iyi niyete ve sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede açıkça sabit ücret ve yönetim ücretinin \"yönetim ücreti bir sonraki hesap döneminin beşinci iş gününde\" ödeneceği öngörüldüğünü, Vergi Usul Kanunu’nun 174. maddesi açıkça \"Hesap dönemi normal olarak takvim yılıdır.\" hükmü ile takvim yılının bir yıl olduğunu belirtildiğini, Mayıs ayında açılmış bulunan Otelin takvim yılının ise 31/12/2018 tarihinde oluşacağının açık olduğunu, Otel Yönetim Sözleşmesinin 9.1 ve 9.2 maddesinde açıkça brüt işletme karı üzerinden yönetim ücreti ödeneceği belirtildiğini, hesap dönemi olan bir yıl (kısmi takvim yılı)tamamlanmadan brüt işletme karının oluşup oluşmayacağı bilinemeyeceği, bu nedenle kısmi mali yıl olan 31/12/2018 tarihinden önce hiçbir şekilde yönetim ücreti veya sabit ücret talep edilemeyeceği ve buna ilişkin herhangi bir fatura da düzenlenemeyeceğini, müvekkili şirketin haklı olarak sözleşmeye ve VUK'na aykırı olan faturaları iade ettiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalana Yönetim Sözleşmesi gereği müvekkili yönetim hizmetini başarı ile yerine getirmiş ve otel karlılığı maksimum düzeye ulaşmış iken davalının haksız ve hukuka aykırı sözleşmeyi fesih ettiğini, fesih süresine riayet edilmediğini, açılış öncesi plan yapılmadığı iddiasının somut gerçeğe aykırı olduğu, müvekkili şirket tarafından personele eğitim verildiğini, otel açılışından sonraki karlılığın pazarlama, satış, reklam ve hakla ilişkiler faaliyetlerinin yerine getirildiğini açıkça ortaya koyduğunu, işletme ekipmanlarının satın alınması organizasyonunun müvekkili şirket tarafından yürütüldüğünü ve onayının davalıdan alındığını, bütçelerin hazırlanarak davalıya sunulduğunu beyan ederek; belirsiz alacak davası olarak şimdilik 01/11/2018-16/11/2018 tarihleri arasında müvekkili şirketin hak kazandığı ve davalı tarafından ödenmeyen sabit ücret için 3.600,00 TL, 01/11/2018-16/11/2018 tarihleri arasında müvekkilinin hak kazandığı davalıca ödenmeyen yönetim ücreti için 3.600,00 TL, haksız fesih sebebiyle 16/11/2018 fesih tarihinden 31/12/2022 sözleşme sonuna kadar yoksun kalınan sabit ücret için 20.500,00 TL, haksız fesih sebebiyle 16/11/2018 fesih tarihinden 31/12/2022 sözleşme sonuna kadar yoksun kalınan yönetim ücreti için 20.500,00 TL olmak üzere alacaklarının dava tarihinden başlayacak avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 19/01/2021 tarihli bedel artırım dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarına karşı sunmuş oldukları itirazlarını aynen tekrar ettiklerini, itirazları ve istinaf hakları aynen saklı kalmak kaydıyla  bilirkişi heyetinin 2.ek bilirkişi raporunda belirtilen kalemler uyarınca 2.nolu talep olan 01/11/2018-16/11/2018 tarihleri arasındaki yönetim ücreti alacağını 10.733,17 TL'ye, 4.nolu talep olan 16/11/2018-31/12/2022 tarihleri arasındaki yönetim ücreti alacağını 41.330,21 TL'ye çıkarttıklarını beyan ederek, dava dilekçesinde talep edilen kısımlar yönünden dava tarihinden, bedel artırımına konu kısımlar yönünden  artırım tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasını, diğer alacak kalemleri yönünden dava dilekçesindeki talepleri uyarınca hüküm kurulmasını talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, oteli yönetmeyi sözleşme ile üstlenmesine rağmen yönetmediğini, sözleşmenin bu nedenle haklı olarak feshedildiğini, otel yönetimine ilişkin tüm konuların yönetim şirketi olan davacı sorumluluğunda olduğunu, bunları ... standartlarına uygun yapması gerektiğini, sözleşme hükümleri göre uzman bir ekibin çalışması gerektiğini ancak davacı şirketin elemanı bulunmadığını, tek kişilik kağıt üzerinde bir şirket olduğunu, sözleşmede imza altına alınmasına rağmen yönetim olayının tek kişi ile danışmanlık hizmeti şeklinde vuku bulmasının iyi niyet ve sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, davacının sözleşmenin 2.1 maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmediğini, yönetim bir yana danışmanlık dahi verilmediğini, otelin karlılığının maximum düzeye ulaştığı iddiasının gerçeklere aykırı olduğunu, eğitim hizmeti vermediğini, mali bütçe hazırlayıp sunmadığını, müvekkili şirketin otelde görevli personel listesi incelendiğinde; 45 odalı otelin daha önce ... Otelinde genel müdürlük yapmış bir genel müdürün yönetimde, güvenlik, kat görevlileri, satın alma, temizlik, bakım onarım, pazarlama ve satış, muhasebe, finansman departmanlarında görevli 30’a yakın personel tarafından yönetildiğini, davacı şirketin ise tek bir personelinin bırakın Otelde çalışması kadrosunda bile olmadığını, davacı şirketin hangi personellerle hangi otelleri, nasıl yönettiği hususunda muhasebe defter ve kayıtları incelendiğinde yönetim sözleşmesinin neden feshedildiğinin çok net olarak anlaşılacağını, sözleşme davacı şirketin taahhüt ettiği edimlerini yerine getirmemesi ve sözleşme hükümlerine aykırı olarak kısmi mali yıl sona ermeden brüt işletme karı belirlenmeden, suiniyetli olarak fatura düzenlenmek suretiyle para talebi sonucu güven duygusunun da yok etmesi sonucu haklı nedenle feshedildiğini, davacı şirket kendi kusuru neticesinde sözleşmenin feshedilmesine yol açtığını, taleplerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunmayacağını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemenin 24/02/2021 tarihli kararı ile; \"...ASIL DAVA YÖNÜNDEN; Somut olayda davacı Mayıs - Ekim dönemlerine ilişkin  05.11.2018 tarihli ve 22.11.2018 tarihli tanzim ettiği faturalar ile Sabit ücret ve Yönetim ücretini talep ettiği görülmüştür.Yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda, Taraflar arasında düzenlenen 08/12/2017 tarihli Yönetim Sözleşmesine konu otelin faaliyete Mayıs 2018 itibariyle geçtiği tarihten Ekim 2018 tarihine kadar davacı tarafından sunulan (Ek 32) davalı gelir tablosu verileri kapsamında ve sözleşmenin 9.1 ve 9.2 kapsamında sabit aylık ücret l.yıl için ve brüt kar üzerinden brüt kar oranlarına göre kararlaştırılan madde hükmü kapsamında talep ettiği sabit ve Yönetim ücreti toplam 180.340,93 TL olup dönem olarak gelir ve karlılık oranlarına esas alındığında yapılan hesaplama neticesinde 177.236,66 TL tutar talep edebileceği bilirkişi raporuyla sabit olup, davacının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu ve bu itibarla lehine delil vasfı taşıdığı, davacının ticari kayıtlarına kayıtlarına göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, yapılan inceleme neticesinde takip tarihi itibariyle davalıya inceleme gün ve saatinin 06/11/2019 tarihli celsede tefhim edilmesine rağmen davaya konu ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, davalının takibe ve borca itirazının haksız olduğu kanaatine varıldığı, kaldı ki aksinin davalı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla; bu haliyle hüküm kurmaya elverişli, sözleşme maddeleri ile uyumlu nitelikteki 13/02/2020 bilirkişi raporu doğrultusunda asıl davanın  kısmen kabul kısmen reddi ile Davalının... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 177.236,66 TL üzerinden kısmen iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak likit olup hükmolunan meblağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  karar  vermek gerekmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;Somut olayda Davacı birleşen davada , 01.11.2018 - 16.11.2018 tarihleri arasında müvekkili şirketin hak kazandığı ve davalı tarafından ödenmeyen sabit ücrete ilişkin  ,01.11.2018 - 16.11.2018 tarihleri arasında müvekkilinin hak kazandığı davalıca ödenmeyen Yönetim ücretine ilişkin, Haksız fesih sebebiyle 16.11.2018 fesih tarihinden 31.12.2022 sözleşme sonuna kadar yoksun kalınan sabit ücret ve Haksız fesih sebebiyle 16.11.2018 fesih tarihinden 31.12.2022 sözleşme sonuna kadar yoksun kalınan Yönetim ücreti alacaklarının dava tarihinden başlayacak avans faizi ile tahsilini talep ettiği görülmüştür........ Taraflar arasında görüldüğü üzere 1. Yıl için 6 aylık fesih öneli kararlaştırılmış olup, Davalının bu fesih öneline uymamasından kaynaklı davacının 6 aylık mahrum kalacağı tutarı talep edebileceği anlaşılmıştır.Davalı taraf davacı ile 07.12.2017 tarihinde yapılan sözleşme ile davacının yükümlülüğünde olan \"oteli yönetme ve işletmesindeki görevlerinin yerine getirmediğini, açılış öncesi ve açılış planını sunmadığını, personele eğitim vermediğini, müşteri çekmeye çalışmadığını, pazarlama halkla ilişkiler faaliyetlerinde bulunmadığını, işletme ekipmanının satın alınması konusunda bir işlem yapmadığını, kısmi mali işletme bütçesi hazırlamadığını bildirerek, tüm yapılan işlerin mal sahibinin kendi çaba ve organizasyonu ile olduğunu bildirmektedir, ancak davalının Mayıs 2018 tarihinde açıldığı anlaşılan Otelin yönetimi ile ilgili bildirdiği bu hususlarda davacı tarafa bir uyarısı fesihten önce dosyada bulunmamaktadır. Satışlar ile ilgili Otel'in açılış tarihinden fesih tarihine kadar seyreden artış otelin pazarlama ve müşteri bulma gibi hususlarda yeni açılan bir hususlardaki iddialarının sektörel değerlendirmesine göre yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.Yine taraflar arasında 07.12.2017 tarihinde yapılan sözleşme sonrası Mayıs 2018 tarihinde faaliyete geçtiği anlaşılan otelin yönetsel olarak sözleşmeye aykırılıklar davalıya davacının tanzim ettiği faturanın 14.11.2018 tarihinde iadesi sonrası 16.11.2018 tarihinde davalı şirket tarafından yukarıda belirtilen sebepler ile fesih edildiği mevcuttur. Fesih sebepleri olarak ihtarda yer alan incelenen sebepler konusunda otelin açılması ve faaliyete geçmesinden sonra da gelirlerdeki artan seyir kapsamında yerinde görülmemiş olup, işletme ekipmanı satın alınması konusunda ve diğer bildirdiği hususlarda mal sahibine yardımcı olunmadığına ilişkin ise davacı tarafından davalıya dosyada mevcut mailler ile otelin faaliyete geçmesinden önce sözleşme akabinde 10.12.2017 (Ek 3), 12.01.2018 (Ek 4), 08.04.2018 (Ek 5), 06.05.2018 tarihli hazırladığı hususlardaki yazıları kapsamında ve daha sonrası faaliyete geçilmesi, davalının davacıyı eksik bulduğu hususlar ile ilgili herhangi bir belge bilgi sunulmaması kapsamında bildirilen sebeplerin sübut bulmadığı sonucuna varılmış, Diğer bildirilen ücret ödemesine ilişkin itirazlarında sözleşmenin mali kısmında değerlendirilen 9.1.-9.2 maddeleri son paragrafı kapsamında yıl içerisinde Ödeme yapılmayacağına ilişkin olmadığı yıl içersinde yapılacak ödemelerin mali yıl sonu denetlenen ve kesinleşen gelir giderler kapsamında fazla veya eksik ödemelerin karşılıklı tamamlanacağı hususunda olduğu, bu nedenle davacının sözleşme kapsamındaki hesaplanan ücretleri fatura ederek talep edebileceği anlaşılmış olup; mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna göre; 01.11.2018 - 16.11.2018 (fesih) tarihleri arasında 9.1 uyarınca davacının sabit ücretinin 2.876,50 TL olacağı, 01.11.2018 - 16.11.2018 (fesih) tarihleri arasında 9.2 uyarınca Yönetim ücretinin 10.733,17 TL olacağı, Fesih tarihinden sonraki sabit ücret talebine ilişkin, 2.Mali yıl için sabit ücret talep edilemeyeceği kararlaştırılmış olmakla sözleşme maddesi kapsamında, fesih tarihinden 1. Yıl sonu 31.12.2018 tarihine kadar 44 gün için 7.910,39 TL sabit ücret, 16/11/2018-31/12/2022 arası yoksun kalınan Yönetim ücretinin 6 ay için mahrum tasarruf edilen hizmet maliyeti düşülerek kazanç kaybının 41.330,21 TL olarak hesaplandığı, bildirilmiş olup alınan raporun hüküm kurmaya elverişli, sözleşme maddeleri ile uyumlu olduğu gözetilerek ve davacı tarafından mahkememize sunulan 19.01.2021 tarihli talep artırım dilekçesine göre; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 2.876,50 TL sabit ücret alacağı, 10.733,17 TL yönetim ücreti alacağı, 7.910,39 TL yoksun kalınan sabit ücret alacağı ve 41.330,21 TL yoksun kalınan yönetim ücreti alacağı olmak üzere toplam 62.850,27 TL'nin (10.733,17 TL yönetim ücreti alacağının 3.600,00 TL'sine dava tarihinden, 7.133,17 TL'sine 19/01/2021 tarihinden itibaren; 41.330,21 TL yoksun kalınan yönetim ücreti alacağının 20.500,00 TL'sine dava tarihinden, 20.830,21 TL'sine 19/01/2021 tarihinden itibaren, diğer alacaklar için dava tarihinden itibaren) işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...\" gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal sürede sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararına dayanak bilirkişi raporunda müvekkili şirketin yoksun kaldığı yönetim ücretinden %34 düşürülerek yönetim ücretinin hesaplanmasının hiçbir  somut ve hukuki dayanağı bulunmadığını, zira müvekkiline ödenecek bedelin otelin kar oranına bağlı olmadığını, karara dayanak Bilirkişi Raporunda davaya konu otelin Ekim ayı karlılık oranı %34 olarak hesaplanarak müvekkili Şirketin ortalama 1 aylık yönetim ücreti 20.124,69 TL bulunmuşken davalı şirketin %34'lük kar oranının müvekkili Şirketin yönetim ücretinden indirmek suretiyle müvekkili Şirketin yoksun kaldığı yönetim ücretini aylık 6.888,37 TL olarak hesaplandığını, otel %34 kar elde ediyor diye müvekkili Şirketin hak kazandığı yönetim ücretinden %34 düşürmenin hiçbir dayanağı ve temeli olmadığını, yönetici olarak hizmet veren müvekkili Şirketin yönetim ücretinden düşmesi gerekli hiçbir masraf bulunmadığını, bir an için böyle bir masraf kalemi olsa dahi bu oranının %34 olarak kabulünün hiçbir haklı ve hukuki gerekçesi olmadığını,Sözleşmenin 10.1.maddesinde sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren birinci yılın bitiminden 6 ay öncesinde fesih bildiriminde bulunulmaması halinde sözleşmenin 5 yıl uzayacağının kabul edildiğini, davalı şirket birinci yılın bitiminden 6 ay öncesine kadar fesih bildiriminde bulunmadığından 31/12/2022 tarihine kadar müvekkili Şirketin yoksun kaldığı gelirlerinden sorumlu olduğunu, bir an için anılan tarihe kadar yapılacak hesaplamanın mahkemece kabul görmemesi halinde ise davalı şirket sözleşmenin birinci yılın bitiminden 6 ay öncesinde bir fesih ihtarında bulunmadığı birinci yıl için sözleşmeye uygun fesih imkanını kaybettiği, ikinci yılda ise sözleşmeye uygun olarak en erken feshi yapabileceği tarihin 4 ay öncesinden fesih ihtarında bulunmak kaydı ile ikinci yılın sona erdiği 31/12/2019 tarihi nazara alınarak 13 aylık döneme ilişkin hesaplanması gerektiğini, 13 aya ilişkin yönetim ücreti hesap edilirken aylık ücret olan 20.124,69 TL üzerinden 13 aylık yönetim ücreti hesaplanması gerektiğini,Asıl davaya konu 05/11/2018 tarihli faturada yer alan yönetim ücretine ilişkin bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yapıldığını, ay bazında brüt işletme karı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bu yönde hesaplama yapıldığında 05/11/2018 tarihli takibe dayanak faturaya ilişkin alacağın 5.446,80 TL + 58.490,30 TL + 33.957,72 TL = 97.894,82-TL olduğunu ancak brüt kar yönünden ayların ortalaması alınarak 94.573,77 TL bulunduğunu, raporda 05/11/2018 tarihli faturaya konu yönetim ücreti brüt işletme karının sabit %9 tutularak bu oran üzerinden hesap yapmış ise de anılan sabit %9'luk oranın sözleşmenin 2.mali yılı için kararlaştırıldığını,oysa 05/11/2018 tarihli faturanın sözleşmenin 1.mali yılına ilişkin olduğunu, bu nedenle açıklanan tutarların nazara alınması gerektiği beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili yasal sürede sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Asıl dava yönünden; Yönetim Sözleşmesi’nin 9.1 maddesine göre sabit ücret ve sözleşmenin 9.2 maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde oluşması halinde yönetim ücreti bir sonraki hesap döneminin beşinci iş gününde veya öncesinde ödenecek ve bu düzenlemeler doğrultusunda talep edilebileceğini, Vergi Usul Kanunu'nun Hesap Dönemi başlığını taşıyan 174. Maddesi uyarınca Mayıs ayında açılan Otelin takvim yılının ise 31/12/2018 tarihinde oluşacağını, ayrıca Otel Yönetim Sözleşmesinin 9.1 ve 9.2 maddesinde açıkça brüt işletme karı üzerinden yönetim ücreti ödeneceğinin belirtildiğini, hesap dönemi olan bir yıl (kısmi takvim yılı) tamamlanmadan brüt işletme karının oluşup oluşmayacağı bilinemeyeceğinden kısmi mali yıl olan 31/12/2018 tarihinden önce hiçbir şekilde yönetim ücreti veya sabit ücret talep edilemeyeceğini ve buna ilişkin herhangi bir fatura düzenlenemeyeceğini, mali yıl tamamlanmadan, gelir ve giderler netleşmeden, sabit ücret ve yönetim ücretinin net şekilde hesaplanamayacağını, bu nedenle takibe konu faturaların iade edildiğini, hesap döneminin 1 aylık olduğuna ilişkin davacı şirket iddiasının geçerli olduğu varsayımında ise Sözleşmenin 9.1. Maddesindeki hüküm doğrultusunda 2018 yılı  haziran ayının ikinci mali yıl olarak kabul edilmesi ve davacının müvekkili şirketten 2018 yılı haziran ayı itibariyle sabit ücret ödenmesini talep etmemesi gerektiğini, Birleşen dava yönünden; Taraflar arasında akdedilen Yönetim Sözleşmesinin 3.1. maddesinde yer alan hüküm uyarınca davacı şirketin Otelin yönetme ve işletmesinde münhasır yetkili olduğunu ve 3.2. maddesine göre yükümlülüklerini ...standartlarına uygun olarak yerine getirmeyi taahhüt ettiğini, ... standartlarına göre yönetim şirketinin uzun yıllardır otelcilik konusunda deneyimli, IT (yazılım), pazarlama, satış, insan kaynakları ve halkla ilişkiler konusunda uzman bir ekibinin olması zorunlu olduğunu ancak bu yükümlülükleri yerine getirmediğini, uzman bir ekip bulundurmayı taahhüt etmesine rağmen uzman bir ekibinin bulunmadığı, tek kişilik kağıt üstünde bir şirket olduğunu, yönetim olayının tek kişi ile danışmanlık hizmeti şeklinde vuku bulmasının iyi niyete ve sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, davacı Şirketin sözleşmenin 2.1 maddesinde belirtilen yükümlülüklerine rağmen açılış öncesi ve açılış planını sunmadığını, personel eğitimi vermediğini, Otele müşteri çekmeye çalışmadığını, pazarlama, satış, reklam ve halkla ilişkiler konusunda faaliyette bulunmadığını, işletme ekipmanın satın alınması konusunda bir işlem yapmadığını, kısmi mali yıl işletme bütçesi hazırlamadığını, bu konulardaki sözlü ve yazılı uyarılara riayet etmemesinin hakkaniyete ve iyi niyete aykırı olduğunu, personel eğitiminin davacı Şirket tarafından yapılması öngörülmüş ise de bu görev yerine getirilmediği gibi franchising veren ... Otelcilik ile ... Şirketi tarafından sunulan eğitimlerin bile sanki davacı tarafça verilmiş gibi dava dilekçesine eklendiğini, yine ekipman ve malzeme alımı hususunda herhangi bir teklif, öneri ya da çalışma yapmadığını, bu hususta herhangi bir rapor sunmadığını, bu görevlerin yerine getirdiğine dair dava dilekçesindeki beyanlarının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafından verilmesi gereken hizmetler Mal Sahibinin kendi çaba ve organizasyonu ile gerçekleştiğini, bahse konu otel  İstanbul’un en güzide semtinde yer almasına rağmen turizm sezonunun en yoğun olduğu yaz aylarında civardaki tüm oteller %100 dolu olduğu halde, davacı şirketin yönetimi üstlendiği tarihlerde doluluk oranının %78 değil %49 olduğunu, bu oran dahi davacı şirketin edimlerini yerine getirmediğinin ve sözleşmenin haklı sebeple feshettiğinin açık kanıtını teşkil ettiğini, davacı ile olan sözleşme haklı nedenle ve TBK 124 uyarınca gecikmesinde sakınca bulunan hallerden olması dolayısıyla mehil verilmeksizin feshedildiği için davacı taleplerinin reddinin gerektiğini, Sözleşmenin 10.1 maddesi uyarınca davacının iddia ettiği gibi 5 yıllık süreye riayet edilme zorunluluğu olmadığı gibi fesih için haklı bir neden dahi aranmadığını, sadece yazılı bildirimin yeterli olduğunu, bilirkişi raporundaki Mayıs-Eylül ayları gelirlerine ilişkin yönetim sözleşmesinin 9.1 ve 9.2 maddelerine ilişkin yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, Sözleşmenin 9.1 maddesi gereği davacı şirket sözleşmeyle taahhüt ettiği hizmetlerini gereği gibi yerine getirmeyerek ücrete hak kazanamadığını, davalı şirketin hizmetlerini gereği gibi ifa ettiği varsayımında dahi bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın hatalı ve fahiş olduğunu, raporda sabit ücret belirlenmesi noktasındaki \"ortalama\" hesabının hatalı olduğunu, Otelin Mayıs ayında 50.930,00 TL net satış yaptığı bir noktada 54.468,00 TL karı ne şekilde elde edilebildiğinin anlaşılmadığını, bilirkişi hesabına göre hiç masraf olmayan otelde sadece kar elde edildiğini, raporda yapılan Mayıs ayı hesabının tümüyle hatalı olduğu gibi genel sonuca da etki ettiğini, bu yöndeki itirazlarının mahkemece incelenmediğini, ayrıca asıl davaya ilişkin istinaf sebepleri kısmında izah edildiği gibi davacı yanın iddiası doğrultusunda Hesap Döneminin 1 ay olduğu kabul edildiği takdirde ise 2018 yılı Haziran ayının ikinci mali yıl olarak değerlendirilmesi gerekeceğinden bu tarihten itibaren davacının müvekkilinden sabit ücret talep edemeyeceğini, bilirkişi raporunda davacı yanın iddia ve talepleri doğrultusunda hesap dönemini 1 ay olarak kabul edilmesine rağmen sözleşmeyle yine çelişilerek 2018 yılı Haziran ayından sözleşme sona erinceye kadar davacı lehine sabit ücret hesaplaması yapıldığını, bu hesaplama haksız olduğu gibi taraflar arasındaki menfaat dengesinin müvekkili aleyhine aşırı şekilde bozduğunu, sözleşme haklı nedenle feshedildiği için davacının ücret talep etme hakkı bulunmadığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Asıl dava; taraflar arasında imzalanan yönetim sözleşmesinden kaynaklanan fatura (sabit ücret ve yönetim ücreti) alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Birleşen dava ise;  ödenmeyen bir kısım sabit ücret ve yönetim ücreti alacağı ile taraflar arasında imzalanan yönetim sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği iddiası ile yoksun kalınan sabit ücret ve yönetim ücretinin tahsili istemine ilişkindir. Asıl davaya konu... sayılı dosyası ile; davacı tarafından 180.340,94 TL asıl alacak üzerinden takip başlatıldığı, ödeme emrinin 10/12/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından 11/12/2018 tarihli dilekçe ile takibe itiraz edildiği, davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca yasal süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir.Sözleşme;Taraflar arasında 08/12/2017 tarihinde \"Yönetim Sözleşmesi\" imzalanmıştır. Sözleşmede davacı \"Yönetici\", davalı ise \"Mal Sahibi\" olarak anılmaktadır.Sözleşmenin ilgili maddeleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir; Sözleşmenin \"Tanımlar\" başlıklı 1.maddesi;\"Madde 1.6 Tam Mali Yıl ve Kısmi Mali Yıl; Tam Mali Yıl 31 Aralık'ta sona eren 12 (oniki) aylık dönem anlamındadır. Tam Mali Yıl her biri 28 ila 31 günden oluşan 12 (oniki) dönemden oluşur (\"Hesap Dönemleri\").12'den az Hesap Döneminden oluşan bir yıl Kısmi Mali Yıl olarak adlandırılır. Mali Yıl terimi, kullanıldığı her durumda, aksi açıkça belirtilmedikçe, hem Tam hem de Kısmi Mali Yılı ifade etmektedir. İlk Mali Yıl Resmi Açılış Tarihinde başlayacaktır.Madde 1.9 Brüt İşletme Karı; İlgili Mali Yılda Otelin işletilmesinden elde edilen Toplam Gelirden, Masrafların ve İzin Verilen Kesintilerin çıkarılmasıyla bulunan miktar anlamında olup, Genel Sisteme uygun olarak hesaplanır. Madde 1.11 Açılış Tarihi; Mal Sahibinin ve Yöneticinin Oteli bir Sistem oteli olarak resmen işletmeye açmak için belirlediği tarih anlamındadır. Ancak Açılış Tarihinde, Otelin inşaat, tefrişat ve teçhizat çalışmalarının ve tesislerinin (odalar dahil) mutabık kalınan standarda uygun olarak bütünüyle tamamlanmış olması,Otelin satılmaya veya tam ücret karşılığında Müşterilerin kullanımına sunulmaya hazır olması ve Otel personelinin müşterilere birinci sınıf hizmet vermek için hazır durumda bulunması şarttır. Resmi Açılış Tarihinin (15 Şubat 2018) olacağı tahmin edilmekte olup, Mal Sahibi, Resmi Açılış Tarihinin kesin gününü en az 1 (bir ) ay önceden yazılı olarak Yöneticiye bildirecektir.Sözleşmenin \"Açılış Öncesi Dönem ve Açılış\" başlıklı 2.maddesi; \"Madde 2.1 Açılış Öncesi Dönem ve Açılış Planı; Mal Sahibi Otelin Genel Müdürünü, diğer yöneticileri ve çalışanları Yönetici'nin önerdiği kişiler veya kendi önerdiği ve Yöneticinin de uygun bulduğu kişiler arasından işe alacaktır. Genel Müdür işe alınır iken Hyatt'ın da onayı alınacaktır. Mal Sahibinin Açılış Tarihinin bildirilmesi konusunda yukarıdaki Madde 1.11'de açıklanan prosedüre uyması kaydıyla Yönetici ve Mal Sahibi ortak kararla Genel Müdürün ismini mümkün olan en kısa sürede tayin edecektir. Genel Müdürün işe alındığı tarihten itibaren Yönetici, Otelin ...işletme standartlarına uygun olarak düzenli şekilde açılmasını sağlayacak olan bir Açılış Öncesi Dönem ve Açılış planının hazırlanması konusunda Genel Müdüre yardımcı olacak ve Mal Sahibi'ne sunacaktır. Bu plan bunlarla sınırlı olmamak üzere aşağıdaki faaliyetleri kapsayacaktır:(a) Otelde çalışacak bütün personelin Mal Sahibinin adına işe alınması, orientasyonu ve eğitimi;(b) Açılış Tarihinde ve sonrasında Otele müşteri çekmeye ve Otelde toplantı düzenlenmesini teşvik etmeye yönelik pazarlama. satış, reklam ve halkla ilişkiler faaliyetleri; (c) Bütün envanterin ve İşletme Ekipmanının Mal Sahibinin verdiği parayla satın alınması konusunda Mal Sahibine yardımcı olunması;(d) Mal Sahibinin verdiği ve Açılış Öncesi Dönem ve Açılış faaliyetleri için kullanılacak paranın muhasebesi:(e) Kısmi Mali Yıl işletme bütçesinin hazırlanması.<br>Madde 2.2 Taraflar, Açılış Tarihi öncesinde Otel'i beraberce inceleyecek ve Açılış Tarihi öncesinde yapılması gereken herhangi bir ek işin olup olmadığına karar vereceklerdir. Yönetici'nin Otel'i yönelmeye başlayışı tarihi itibarı ile Otel'deki eksikler Tarafların imzalayacağı yazılı bir tutanak ile kayıt altına alınacaktır.Madde2.3 Resmi Açılış; Yönetici, Otel'in Hyatt tarafından Teknik şartnamelere uygun olarak açılışına onay vermesi için gerekli özeni gösterecek ve eksikliklerin giderilmesi için Mal sahibine bilgi aktarımında bulunacaktır.<br>Sözleşmenin \"Otelin İşletilmesi\" başlıklı 3.maddesi; \"Madde3.1 Yönetici'nin Hakları; İşbu Sözleşmenin hükümlerine uygün olmak şartıyla, Mal Sahibi, Açılış Tarihinde ve sonrasında Ölel yönetmeye ve işletmeye yönelik münhasır hakkı Yöneticiye vermekte ve Yönetici, Mal Sahibinin söz konusu amaçlarla bağlantılı olarak izlenecek programları ve politikaları Mal Sahibiyle birlikte tayin etme yetkisine sahip temsilcisi olarak, söz konusu hakkı kullanmayı kabul ve taahhüt etmektedir. Yönetici, Otelin tipini ve statüsünü önemli şekilde etkileyebilecek olan bütün önemli programlar ve politika konuları hakkında Mal Sahibi ile istişarede bulunmayı ve Mal Sahibinin önceden onayını almayı ve Mal Sahibi'nin önerdiği Satınalma ve Muhasebe Müdürleri ile beraber çalışmayı kabul etmektedir.Yöneticinin bir temsilcisi veya personeli veya Mal Sahibinin Yönetici tarafından işe alınan bir temsilcisi veya personeli dâhil olmak üzere işbu Sözleşmeyle bağlantılı olarak hizmet veren her kişi, Mal Sahibinin temsilcisi sıfatıyla hareket edecektir.Madde 3.2 Yöneticinin Yükümlülükleri; Yönetici; Oteli, bütün tesislerini ve Oteldeki bütün faaliyetleri, Mal Sahibinin sağladığı sermayeyle ve bu sermayeyle bağlı olmak kaydıyla ve Sistem otellerinde uygulanan olağan işletme yönteminin aynısıyla yönetecek ve işletecektir. Yukarıdaki hükümlerin ve Madde 3.1'in genel kapsamı sınırlandırılmamak üzere, genellikle bir otelin yönetim ve işletme faaliyetinin konulan içinde yer alan ve onlarla sınırlı olmaksızın muhasebe, personel (işe alma, işten çıkarma, çalışma şartlan), işçi-işveren ilişkileri, eğitim, yiyecek ve içecek, mobilya, demirbaş ve ekipman, işletme ekipmanı, satın alma, kat hizmetleri, mutfak ve çamaşırhane, işaretler, bakım ve onarım, yenileme, genişletme, halkla ilişkiler, can güvenliği, teknik hizmetler, sigorta, kira, lisans ve imtiyaz sözleşmeleri, pazarlama, reklam, rezervasyonlar, eğlence, satış, güvenlik ve hasar önleme, idare, resepsiyon ve olağan yasal işlemler gibi konularda Mal Sahibinin onayına dayalı olarak ... standartlarına uygun şekilde yerine getirmeyi taahhüt etmektedir...Sözleşmenin \"Yöneticinin Ücretleri\" başlıklı 9.maddesi; \"Madde 9.l Toplam Gelir Üzerinden; Yöneticinin, işbu Sözleşme kapsamında Otelin yönetilmesi konusunda verdiği hizmetler karşılığında, Mal Sahibi, Resmi Açılış Tarihinden sonraki 1. (birinci) Mali Yıl için Toplam Gelirin % 1'ine eşit bir ücreti (\"Sabit Ücret\") İşletmeciye ödeyecektir.Yönetici, işbu Sözleşme kapsamında 2. (ikinci) Mali Yıl'dan itibaren sözleşme sonuna kadar herhangi bir Sabit Ücret talep etmeyecektir.Sabit Ücret, bir faturanın İşletmeci tarafından Mal Sahibine sunulması üzerine, ilgili tam veya kısmi Hesap Döneminde elde edilen Toplam Gelirin belirlenen yüzdesi üzerinden, bir sonraki Hesap Döneminin 5. (beşinci) İş Gününde veya öncesinde ödenecektir. Her Mali Yılın sonunda yapılan yıllık denetimden sonra, Sabit Ücretin, ilgili Mali Yıla ait denetlenmiş Toplam Gelirin belirlenen yüzdesine eşit olmasını sağlamak için gerekiyorsa ayarlama yapılacak ve İşletmecinin veya Mal Sahibinin alacaklı olduğu miktarlar derhal ödenecektir.Madde 9.2 Brüt İşletme Karı Üzerinden; Yöneticinin işbu Sözleşme kapsamında Otelin yönetimi konusunda verdiği hizmetler karşılığında, Mal Sahibi Resmi Açılış Tarihinden sonraki her Mali Yıl için Brüt İşletme Karı üzerinden aşağıdaki belirtilen şekilde hesaplanacak ücreti İşletmeciye ödeyecektira) l.( birinci) Mali Yıl Sonunda;i) Brüt İşletme Karı 20%'nin altında kaldığı takdirde Mal Sahibi Yöneticiye herhangi bir Yönetim Ücreti ödenmeyecektir; ii) Brüt İşletme Karı 20% ve üzerinde olup 30%'un altında kaldığında Mal Sahibi gerçekleşen Brüt İşletme Karı'nın 7%'sini Yöneticiye ödeyecektir,iii) Brüt İşletme Karı 30% ve üzerinde olup 40%'ın altında kaldığında Mal Sahibi gerçekleşen Brüt İşletme Karı'nın 8%'ini Yöneticiye ödeyecektir;iv) Brüt İşletme Karı 40% ve üzerinde olup 50%'nin altında kaldığında Mal Sahibi gerçekleşen Brüt İşletme Karı'nın 9%'unu Yöneticiye ödeyecektir;v) Brüt İşletme Karı 50% ve üzerinde olduğunda Mal Sahibi gerçekleşen Brüt İşletme Karı'nın 10%'unu Yöneticiye ödeyecektir.b) 2.(ikinci) Mali Yıl ve sözleşme sonuna kadarki diğer Mali Yılların her birinin sonunda; Brüt İşletme Karı oranına bakılmaksızın Mal Sahibi gerçekleşen Brüt İşletme Karı'mn 9%'unu Yöneticiye ödeyecektir. TL/USD kuru her yıl 1 Ocak tarihinde güncellenecektir ve T.C. Merkez Bankasının bir Önceki Mali Yılda uyguladığı ortalama kur baz alınacaktır. İlk kur güncellemesi Açılış Tarihinden sonra 12 ay geçmeden yapılmayabilir.Yönetim Ücreti, İşletmeci tarafından bir faturanın Mal Sahibine sunulması üzerine, ilgili tam veya kısmi Hesap Döneminde elde edilen Brüt İşletme Kârının ilgili yüzdesi üzerinden, bir sonraki Hesap Döneminin 5. (beşinci) İş Gününde veya öncesinde ödenecektir. Her Mali Yılın sonunda yapılan yıllık denetimden sonra Yönetim Ücretinin, ilgili Mali Yıla ait denetlenmiş Brüt İşletme Kârının belirlenen yüzdesine eşit olmasını sağlamak için gerekiyorsa ayarlama yapılacak ve İşletmecinin veya Mal Sahibinin alacaklı olduğu miktarlar derhal ödenecektir.Sözleşmenin \"Sözleşmenin Süresi ve Feshi\" başlıklı 10.maddesi;\"Madde 10.1 Süre ve Uzatma Opsiyonu; İş bu sözleşme imzalandığı tarihten başlayarak Resmi açılış tarihinin 5.yıldönümünün içinde yer aldığı mali yılın sonuna kadar (31 Aralık) yürürlükte kalacaktır. Sözleşme birinci yılda yıl bitiminden 6 ay öncesinde, ikinci ve müteakip yıllarda ise yıl bitiminden 4 ay öncesinde taraflardan herhangi birinin fesih bildiriminde bulunmaması halinde sözleşme süresi kendiliğinden 5'er yıl periyodlar halinde uzayacaktır.Madde 10.2 Sözleşmenin Feshi; İşbu Sözleşme, içinde Taraflardan herhangi birinin yukarıda belirtilen süreler çerçevesinde diğer Tarafa yazılı olarak ihbarı ile tazminatsız olarak sona erebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.Faturalar; Davacı şirket tarafından, davalı şirket adına; 05/11/2018 tarih ... no.lu 23.740,14 TL sabit ücret (2018 mayıs, haziran, temmuz, ağustos, eylül) + 97.204,50 TL yönetim ücreti (2018 mayıs, haziran, temmuz, ağustos, eylül) + 21.770,04 TL KDV (%18) toplam 142.714,68 TL bedelli ve 22/11/2018 tarih ... no.lu 8.620,55 TL sabit ücret (2018 ekim) + 23.266,11 TL yönetim ücreti (2018 ekim) + 5.739,60 TL KDV (%18) toplam 37.626,26 TL bedelli iki adet fatura tanzim edilmiştir.  İhtarnameler; 1-Davalı vekili tarafından, Beyoğlu ... Noterliğinden keşide edilen 14/11/2018 tarih ve ...yevmiye no.lu ihtarname; 05/11/2018 tarih ... no.lu 142.714,68 TL bedelli faturanın 13/11/2018 tarihinde tebellüğ edildiği, taraflar arasında akdedilen ..., ... Otel'in Yönelim Sözleşmesinin 9.1 maddesine göre sabit ücret ve Sözleşmenin 9.2 maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde oluşması halinde yönetim ücreti bir sonraki hesap döneminin beşinci iş gününde veya öncesinde ödeneceği, Yönetim Sözleşmesinin 9.1 ve 9.2 maddelerinde belirlenen ücretlerin sağlıklı bir şekilde oluşması için ilgili hesap döneminin tamamlanması, gelir ve giderlerin netleşmesinin zorunlu olduğu, mali yıl tamamlanmadan kar veya zarar netleşmeden sabit ücret ve yönetim ücreti talep edilmesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, bu nedenle faturanın kayıtlara alınmadığı belirtilerek iade edildiği bildirilmiştir.2-Davalı vekili tarafından, Beyoğlu ... Noterliğinden keşide edilen 16/11/2018 tarih ve ...yevmiye no.lu ihtarname; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 2. Ve 3.maddelerine yer verilerek, muhatabın; Sözleşmenin 2.1. maddesinde belirtilen yükümlülüklerine rağmen bugüne kadar *Açılış öncesi ve açılış planı sunmadığı, *Personel eğitimi vermediği, *Otele müşteri çekmeye ve Otelde toplantı düzenlenmesini teşvik etmeye yönelik pazarlama, satış, reklam ve halkla ilişkiler faaliyetlerinde bulunmadığı, *İşletme ekipmanının satın alınması konusunda Mal Sahibine yardımcı olunmadığı, *Kısmi Mali Yıl Bütçesinin hazırlanmadığı, Sözleşmenin 3.2.maddesinde belirtilen görevlerini ve taahhütlerini sözlü uyarılara rağmen yerine getirmediği, buna rağmen düzenlemiş olduğu iki fatura ile mali yıl sona ermeden ücret talep ederek ve olayın mahkemeye aktarılacağını bildirerek taraflar arasındaki güven ilişkisinin tamamen bitmesine yol açtığı, bu nedenlerle sözleşmenin feshedildiği bildirilmiştir. 3-Davalı vekili tarafından, Beyoğlu ... Noterliğinden keşide edilen 26/11/2018 tarih ve ...yevmiye no.lu ihtarname; 22/11/2018 tarih ...no.lu 37.626,26 TL bedelli faturanın 26/11/2018 tarihinde tebellüğ edildiği belirtilmiş, 1 no.lu ihtarnamede belirtilen hususlar aynen tekrar edilerek ayrıca Danışmanlık Sözleşmesinin feshedilmesi sebebiyle hukuki ilişki sona erdirildiği için artık geçmişe dönükte dahi olsa fatura çıkarılamayacağı açıklanarak,  bu nedenlerle faturanın kayıtlara alınmadığı ve iade edildiği bildirilmiştir. <br>İstinaf sebeplerinin incelenmesi; 1-Asıl dava yönünden;Asıl dava; taraflar arasında imzalanan yönetim sözleşmesinden gereğince sabit ücret ve yönetim ücretinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasında sözleşme 07/12/2017 tarihinde imzalanmış olup, otelin resmi açılışı 2018 yılı Mayıs ayında yapılmıştır.Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 1.6.maddesinde; tam mali yıl ve kısmi mali yıl, hesap dönemi açıklanmıştır. Buna göre;-Tam mali yıl; 31 aralıkta sona eren, her her biri 28 ila 31 günden oluşan 12 aylık dönemi,-Hesap dönemi; her biri 28 ila 31 günden oluşan 12 dönemin her birini,-Kısmi mali yıl; 12'den az hesap döneminden oluşan yılı ifade etmektedir. Ayrıca mali yıl teriminden aksi açıkça belirtilmedikçe hem tam mali yılın hem de kısmi mali yılın anlaşılacağı, ilk mali yılın ise resmi açılış tarihinde başlayacağı belirtilmiştir.Sözleşmenin 9.maddesinde ise davacıya ödenecek sabit ücret ve yönetim ücretinin nasıl hesaplanması gerektiği ve ödenmesi gereken tarih açıklanmıştır. Buna göre; -Sabit ücret; Resmi açılış tarihinden sonraki 1. (birinci) Mali Yıl için Toplam Gelirin % 1'ine eşit bir ücretin sabit ücret olarak, ilgili tam veya kısmi Hesap Döneminde elde edilen toplam gelirin belirlenen yüzdesi üzerinden, bir sonraki Hesap Döneminin 5. (beşinci) iş gününde veya öncesinde ödenecektir. Maddede açıkça \"Mali Yıl\" terimi değil, \"Hesap Dönemi\" terimi kullanılmıştır. Hesap dönemi ise bir üst kısımda yer verildiği üzere aylık dönemlerin her birini ifade etmektedir. Ayrıca ilgili maddede ödemelerin hesap dönemi sonunda yapılacağı, mali yıl sonunda yapılan yıllık denetimlerde sabit ücretin belirlenen yüzdeye eşit olmasını sağlamak için gerekiyorsa ayarlama yapılarak İşletmecinin veya Mal Sahibinin alacaklı olduğu miktarlar olursa derhal ödeneceği belirtilmiştir.Ayrıca yine mali yılın hem kısmi hem de tam mali yılı ifade ettiğine dair yukarıda yer verilen sözleşme hükmü, Otelin açılışının 2018 yılı Mayıs ayında yani 5.ayda yapılmış olması sebebiyle bu yılın kısmi mali yıl olması ve sabit ücretin ise sadece 1.mali yılda ödenecek olması karşısında, davacıya sadece 2018 yılı 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12.aylarında sabit ücret ödenecek, sonraki yıllarda ve hesap dönemlerinde sabit ücret ödenmeyecektir.-Yönetim ücreti ise; Resmi Açılış Tarihinden sonraki her Mali Yıl için Brüt İşletme Karı üzerinden hesap edilecektir. 1.mali yıl sonunda brüt işletme karı %20'nin altında kaldığı takdirde yönetim ücreti ödenmeyecek ancak %20'nin üzerinde olduğu takdirde belirlenen basamaklara göre brüt işletme karının belli bir yüzdesi yönetim ücreti olarak ödenecektir. 2.mali yıl ve sonraki mali yıllarda ise brüt işletme kar oranına bakılmaksızın Brüt İşletme Karı'nın %9'u yöneticiye ödeyecektir. Yine ödeneceği tarih yönünden ise sabit ücret yönünden yapılan açıklama geçerlidir. Yani yönetim ücreti bir sonraki Hesap Döneminin 5. (beşinci) iş gününde veya öncesinde ödenecektir. Maddede açıkça \"Mali Yıl\" terimi değil, \"Hesap Dönemi\" terimi kullanılmıştır. Hesap dönemi ise bir üst kısımda yer verildiği üzere aylık dönemlerin her birini ifade etmektedir. Ayrıca ilgili maddede ödemelerin hesap dönemi sonunda yapılacağı, mali yıl sonunda yapılan yıllık denetimlerde yönetim ücretinin belirlenen yüzdeye eşit olmasını sağlamak için gerekiyorsa ayarlama yapılarak İşletmecinin veya Mal Sahibinin alacaklı olduğu miktarlar olursa derhal ödeneceği belirtilmiştir.Bu bağlamda bilirkişi heyet raporunda hesaplama yapılmış; Asıl dava yönünden; davacının takibe konu 05/11/2018 tarihli fatura nedeniyle; 2018 yılı mayıs, ağustos, eylül aylarına ilişkin sabit ücret toplam gelir üzerinden %1 oranında yönetim ücreti ise brüt kar üzerinden ve sözleşmede belirlenen oranlar nazara alınarak hesap edilmiş ve işbu fatura nedeniyle 23.740,13 TL sabit ücret + 94.573,77 TL yönetim ücreti  + 21.296,50 TL (%18 KDV) olmak üzere toplam 139.610,40 TL alacağı olduğu hesaplanmıştır.Yine takibe konu 22/11/2018 tarihli fatura nedeniyle 2018 yılı ekim ayına ilişkin sabit ücret toplam gelir üzerinden %1 oranında yönetim ücreti ise brüt kar üzerinden ve sözleşmede belirlenen oranlar nazara alınarak hesap edilmiş ve işbu fatura nedeniyle 8.620,55 TL sabit ücret + 23.266,11 TL yönetim ücreti + 5.739,60 TL (%18 KDV) olmak üzere toplam 37.626,26 TL alacağı olduğu hesaplanmıştır. Raporda sabit ücret yönünden yapılan hesaplamada bir yanlışlık bulunmamaktadır.Yönetim ücreti yönünden ise yukarıda açıklandığı üzere yönetim ücretinin bir sonraki Hesap Döneminin 5. (beşinci) iş gününde veya öncesinde ödenecek olması, hesap döneminin aylık dönemlerin her birini ifade etmesi, ödemelerin hesap dönemi sonunda yapılacak olması, mali yıl sonunda yapılan yıllık denetimlerde ise yönetim ücretinin belirlenen yüzdeye eşit olmasını sağlamak için gerekiyorsa ayarlama yapılarak İşletmecinin veya Mal Sahibinin alacaklı olduğu miktarlar olursa derhal ödenecek olması karşısında, bilirkişi raporunda 05/11/2018 tarihli fatura nedeniyle yönetim ücretinin hesaplanmasında 2018 yılı mayıs, ağustos, eylül, ekim aylarına ilişkin brüt kar ortalamasının esas alınması hatalı ise de hesap dönemi bazında yapılan hesaplama davalı yönünden aleyhe hüküm doğuracağından yapılan açıklamalar çerçevesinde davalı vekilinin asıl dava yönünden istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.Asıl dava değeri 180.340,94 TL olup dava 177.236,66 TL üzerinden kabul edilmiş, 3.104,28 TL'lik kısım reddedilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesinde \"Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.\", aynı yasanın \"Parasal sınırların artırılması\" üst başlığı ile Ek Madde 1'de, \"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. (2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükümleri yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasanın 352/1.b maddesi gereğince, istinaf mahkemesince karar verilir.Somut dosyada; kararın verildiği 24/02/2021 tarihinde istinaf kanun yoluna başvuru için parasal sınır 5.880,00 TL olup asıl davanın reddedilen 3.104,28 TL'lik kısmının kesinlik sınırının altında kaldığı, kararın miktar yönünden kesin olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin asıl dava yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca usulden reddi gerekmiştir.2-Birleşen dava yönünden; Birleşen dava; ödenmeyen 2018 yılı kasım ayı sabit ücret ve yönetim ücreti alacağı ile taraflar arasında imzalanan yönetim sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği iddiası ile yoksun kalınan sabit ücret ve yönetim ücretinin tahsili istemine ilişkindir.Davalı tarafça kayıtlar sunulmadığı ve davacı tarafından ise en son 2018 yılı Ekim ayına yönelik kayıtlar sunulabildiği için bilirkişi heyeti tarafından gerek 2018 yılı kasım ayı sabit ücret ve yönetim ücreti, gerekse mahrum kalınan kar taleplerinin, önceki aylara yönelik toplam gelir ve brüt kar tutarlarının ortalaması alınmak suretiyle hesap edilmesi dosya kapsamına uygun olup hesaplama yöntemi açısından bir isabetsizlik görülmemiştir.I-Fesih tarihine kadar hak kazanılan sabit ücret ve yönetim ücreti;Sözleşmenin Beyoğlu ... Noterliğinden keşide edilen 16/11/2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile feshedilmesi karşısında, kasım ayına ilişkin sabit ücret ve yönetim ücretinin sözleşme hükümlerine ve yukarıda yapılan açıklamalara uygun olarak hesap edildiği, buna göre davacının 01/11/2018-16/11/2018 tarihleri arasına ilişkin 2.876,50 TL sabit ücret ve 10.733,17 TL yönetim ücretine hak kazandığı anlaşılmıştır.II-Fesih tarihinden sonra mahrum kalınan sabit ücret ve yönetim ücreti;4721 sayılı TMK'nın 2.maddesinde \"Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.\" hükmü ile hak ve borçların kullanımı ve ifasında da dürüstlük kurallarına uyulması gerektiğine işaret edilmiştir.Davalı tarafça, davacının sözleşmenin 2. ve 3.maddelerinde yer alan yükümlülüklerini yerine getirmediği ileri sürülmüş ise de sözleşmenin ilgili maddeleri ile bağlı kalınmaksızın sözleşmenin tüm hükümleri özellikle \"Tanımlar\" başlıklı 1.maddesinin \"1.11 Açılış Tarihi\" alt başlıklı maddesi, \"Açılış Öncesi Dönem Ve Açılış\" başlıklı 2.maddesinin 2.2. maddesi ve \"2.3 Resmi Açılış\" alt başlıklı maddesi, \"Otelin İşletilmesi\" başlıklı 3.maddesi bir arada değerlendirildiğinde, Otel'in açılışının belli koşullara ve özellikle onaya bağlandığı, şayet söz konusu edimler yerine getirilmemiş ise eksik olan hususların tutanağa bağlanması, davalı tarafça davacıya bir bildirim yapılması, Otel'in açılışının yapılmaması gerektiği ancak Otel 2018 yılı Mayıs ayında açılarak faaliyete geçmesine rağmen fesih tarihi olan 2018 yılı Kasım ayına kadar davacının sözleşme kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmediği yönünde bir bildirim yapılmadığı gibi davacı tarafından savunmanın aksine sözleşme konusu yükümlülüklerin yerine getirildiğine dair kayıtların ve mail yazışmalarının ibraz edildiği, davalı tarafça yapılan fesih bildiriminin sözleşmenin 10.maddesine uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bilirkişi raporunda satışlar ile ilgili olarak Otel'in açılış tarihinden fesih tarihine kadar seyreden artışın Otel'in pazarlama ve müşteri bulma gibi hususlarda yeni açılan bir otel için makul seviyede olduğu, sektörel yönden davalının bu iddiasının yerinde olmadığı tespit edilmiştir.Sözleşme hükümleri ve TMK'nın 2.maddesi bir arada değerlendirildiğinde yukarıda açıklandığı üzere davalı tarafça sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği savunması yerinde görülmemiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 10.maddesinde sözleşme imzalandığı tarihten başlayarak Resmi açılış tarihinin 5.yıldönümünün içinde yer aldığı mali yılın sonuna kadar (31 Aralık) yürürlükte kalacağı, Sözleşmenin birinci yılda yıl bitiminden 6 ay öncesinde taraflardan herhangi birinin fesih bildiriminde bulunmaması halinde sözleşme süresi kendiliğinden 5'er yıl periyodlar halinde uzayacağı, taraflardan herhangi birinin belirtilen süreler çerçevesinde diğer Tarafa yazılı olarak ihbarı ile tazminatsız olarak sözleşmeyi sona erebileceği düzenlenmiştir. Davalı tarafından tarafından Beyoğlu ... Noterliğinden keşide edilen 16/11/2018 tarih ve ...yevmiye no.lu ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği bildirilmekle, fesih öneline uyulmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmede 6 aylık bir süre öngörüldüğünden sözleşmenin erken feshi nedeniyle davacının zarara uğrayacağı açıktır.Müspet zarar (olumlu zarar) sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının oluşacağı durum ile sözleşmeden ifa edilmemiş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki farktır. Menfi zarar ise yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zararlardır. Yani müspet zararın konusunu sözleşme gereği gibi ifa edilmiş olsaydı doğmayacak zararlar oluşturmaktayken, menfi zararın konusunu ise sözleşme hiç yapılmamış olsaydı doğmayacak olan zararlar oluşturmaktadır. Menfi zarar kurulamayan veya geçerli olmayan bir sözleşmeden kaynaklanıyorken, müspet zarar borcun ifa edilmemesinden kaynaklanmaktadır. Fili zarar mal varlığında meydana gelen azalmayı, yoksun kalınan kar ise mal varlığının artma imkanının kaybını ifade etmektedir. Yoksun kalınan kar da müspet zararın bir parçasını oluşturur. Borca aykırı davranış olmasaydı, alacaklının malvarlığının göstereceği artışa yoksun kalınan kar denir. Burada sözleşmenin ihlali malvarlığında meydana gelecek muhtemel bir artışı engellemiş, önlemiştir... Yoksun kalınan kar ya malvarlığının aktif kısmının artmamasından yada pasif kısmının azalmamasından meydana gelir (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2261, 2261). 6098 sayılı TBK'nın 112.maddesinde; \"Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.\"TBK'nın 114.maddesinde; \"Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir. Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.\"TBK'nın 50.maddesinde; \"Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. \"TBK'nın 51/1.maddesinde; \"Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.\" hükmü yer almaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/02/2023 tarihli 2021/(15)6-874 E. 2023/118 K. sayılı ilamında; \"...Geçerli şekilde kurulmuş bir özel hukuk sözleşmesinde, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur. Tarafların sözleşmeyle üstlendiği borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde ifa etmeme sonucu meydana gelir. Borcun ifa edilmemesi hâli, somut olayda sözleşme tarihinde yürürlükte olan TBK'nın 112 ilâ 126 ncı maddelerinde düzenlenmiştir.Buna göre “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür”(TBK md.112). Esas itibariyle zarar, mal varlığında meydana gelen eksilmedir; fakat bu eksilme sahibinin iradesi dışında veya hiç olmazsa rızası bulunmaksızın meydana gelmiş olmadıkça zarar sayılmaz (Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C. I, s. 1247). Türk Borçlar Kanunu’nun 112 nci maddesi kapsamında tazmini istenilen yani sözleşmeden doğan zarar, müspet yahut menfi zarar olabilir. Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Hâluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 426-427; Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Genişletilmiş 5. Baskı, s. 591). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır.Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, s. 427). Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Başka bir anlatımla, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 12. Baskı, İstanbul 2010, s. 482).\"Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/05/2010 tarihli 2010/14-244 E. 2010/260 K. sayılı ilamı uyarınca; \"...İki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haksız feshedildiği hallerde Borçlar Kanununun 106. ve 108. maddeleri hükümleri gereğince kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanununun 325. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gerekir. Bu yönteme göre hesaplanan kâr kaybı; sözleşme ifa ile bitseydi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden, yapması gereken tüm zorunlu harcamalar ile sözleşme süresinden önce feshedildiğinden, sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarlarının toplamı indirilerek bulunur. Bu şekilde elde edilecek fark miktara ise net kâr denilir...\"II-a-Sabit ücret; Sözleşmenin 1.6.maddesinde; 12'den az Hesap Döneminden oluşan bir yılın Kısmi Mali Yıl olduğu,  Mali Yıl teriminin hem Tam hem de Kısmi Mali Yılı ifade ettiği, İlk Mali Yılın Resmi Açılış Tarihinde başlayacağı, 9.1.maddesinde ise 2. (ikinci) Mali Yıl'dan itibaren sözleşme sonuna kadar herhangi bir Sabit Ücret talep edilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu durumda davacı sadece 31/12/2018 tarihine kadar sabit ücret talep edebilecektir. Zira sonraki dönem 2.mali yıldır. Bilirkişi raporunda 16/11/2018 fesih tarihinden 31/12/2018 tarihine kadar ortalama gelir üzerinden %1 oranında sabit ücret 7.910,39 TL olarak hesap edilmiş olup mahkemece bu tutar üzerinden verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. II-b-Yönetim ücreti;Gerek sözleşmenin her iki tarafça birinci yılda yıl bitiminden 6 ay öncesinde feshedebileceğine dair sözleşme hükmü, gerek bilirkişi heyetinin bu sürenin Yargıtay uygulaması nazara alındığında uygun olduğu yönündeki değerlendirmesi, gerekse sözleşmenin feshi karşısında davacının aynı nitelikte başka bir iş bulma olasılığı ve süresinin hakkaniyete göre tespit edilmesi ilkesi uyarınca Dairemizce anılan sürenin makul görülmesi karşısında, davacının yönetim ücreti yönünden mahrum kaldığı karın 6 aylık süre nazara alınarak hesaplanması dosya kapsamına uygun bulunmuştur. Ayrıca yukarıda YHGK kararında açıklandığı üzere mahrum kalınana kar tutarının hesaplanmasında, sözleşme devam etseydi davacının sözleşme çerçevesinde katlanması muhtemel masrafların düşülmesi gerektiği, bilirkişi raporunda da davacının vereceği hizmet için maliyetin düşülmesi gerektiğinin tespit edilerek, davacının gelir tabloları uyarınca hesaplama yapıldığı, yapılan hesaplamanın hükme elverişli olduğu, davacının mahrum kaldığı yönetim ücretinin ortalama brüt kar oranı ve hizmet maliyeti uyarınca hesap edildiği, buna göre 1 aylık mahrum kalınan karın 6.888,37 TL olduğu, 6 aylık mahrum kalınan karın ise 6.888,37 TL x 6 = 41.330,21 TL hesap edildiği, yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun ve hükme elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. Yukarıda yer verilen açıklamalar ve Dairemizce yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığından ayrıca kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından; asıl dava yönünden davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca usulden reddine, asıl dava yönünden davalı vekilinin, birleşen dava yönünden gerek davacı vekilinin gerekse davalının istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Asıl dava yönünden davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden davalı vekilinin, birleşen dava yönünden ise davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,3-Davacı ve davalı tarafça asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça asıl dava yönünden yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava yönünden alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,6-Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 3.026,80 TL'den mahsubu ile bakiye 2.411,40 TL'nin karar kesinleştiğinde istemi halinde davalı tarafa iadesine,7-Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava yönünden alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 1.073,40 TL'den mahsubu ile bakiye 458,00 TL'nin karar kesinleştiğinde istemi halinde davalı tarafa iadesine,8-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 9-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Asıl ve Birleşen dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/06/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"499ee95633bd4a2c","SID":"b953c156294f2f0f"}}