{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/4 <br>KARAR NO:2025/574<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:18/09/2024<br>NUMARASI:2021/830  Esas - 2024/632 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:21/05/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı veya davalı adına vekilleri aracılığıyla davacı firma arasında ... adresinde dava dilekçesinde ayrıntılı pafta, ada ve parsel numarası belirtilen arsalar üzerinde yapılacak inşaatların proje ve yapı denetimi için 103 adet Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, davalının işbu inşaatın yapı sahiplerinden olduğunu, bu sözleşme kapsamında davacı firmanın sözleşmeleri, yapı denetimine ilişkin bilgi formlarını, yapı denetim izin belgesini, belediyesine sunarak söz konusu yapıların denetim işlerini üstlendiğini, bu işle alakalı Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ilgili idaresine taahhütname sunduklarını ve yapı ruhsatları alındığını, davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazda, takibe dayanak olarak ileri sürdüğü işler nedeniyle davalı kooperatiften herhangi bir alacağı olmadığını, ödenmiş olan hizmet bedelleri için geriye dönük fark tahakkuk ettirilemeyeceğini belirttiğini ve borca kötü niyetle itiraz ettiklerini, davacının sözleşmelerinin imzalandığı tarihten itibaren işi üzerine aldığını ve inşaatın yasalara uygun bir şekilde yapılmasını sağladığını, yapı denetim uygulama yönetmeliğinin 8.maddesinde yapı sahibinin görev ve sorumluluklarının sayıldığını,  yapı sahibi yada onun yetkilendirdiği kişinin yapı denetim hizmet bedeli taksitlerini zamanında idareye yatırması gerektiğini, ancak davalı yapı sahibinin bu sorumluklarını yerine getirmediğini, ayrıca iş bitirme almadan ve iskan almadan dava konusu yapıları oturuma açmış durumda olduğunu, yapı sahibinin kanun ve yönetmeliklerdeki tüm yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, davalı tarafından 30/09/2014 tarihinde Kartal ...Noterliğinin... yevmiye nolu ihtarnamesi ile adı geçen inşatlara ilişkin ödenmeyen yapı denetim hizmet bedellerinin ödenmesinin talep edildiğini, bu ihtar sonucunda davalı yapı sahibinin bir kısım hak ediş ödemelerini ilgili idareye yatırdığını, ancak ... sayılı icra takibi ile talep edilen ve dava dilekçesinde sunulu hak ediş miktarlarını ödemediğini, her yıl Bakanlık nezdinde her sınıf yapı için yeniden değerleme oranları açıklanmakta ve bu oranlar üzerinden hak edişler belirlenmekte olduğunu, icra takibinin başlanma tarihi itibariyle yapı denetim hizmet bedelinin 379.783,73TL olduğunu, Bakanlık resmi internet sitesinden alınan bu hak edişi, davalının ilgili idarenin yapı denetim hesabına yatırmadığını, yatırılmayan bedellere ilişkin başlattıkları... sayılı dosyasına haksız olarak itiraz ettiklerini beyanla, davalı kooperatifin menkul ve gayrimenkul mallarının devrinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile haksız itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; davacı ile kooperatif arasında yapılan yapı denetim sözleşmelerine göre davacının, yapı denetim şirketinin tüm hak edişleri davacıya ödediğini, davacının hizmet bedelini aldığı yapı seviyeleri için 2012, 2013 ve 2014 yılları için fark ücret talep ettiğini, 01/07/2011 tarihi öncesinde uzayan her yıl için işin tamamını kapsayacak şekilde fark ücretlerin de davacı şirkete ödendiğini, bu konularda bir ihtilaf olmadığını, 01/07/2011 tarih ve... sayılı resmi gazetede yayınlanan yapı denetim hizmet yönetmeliğinde değişiklik yapıldığını, yapı denetim hizmet bedellerini düzenleyen 26.maddenin 4.fıkrasında\"Yapı denetim hizmet sözleşmesinde belirtilen hizmet süresinin, herhangi bir sebeple uzadığı takdirde, uzayan sürenin her altı ayın için üçüncü fıkrada belirtilen hizmet oranlarına göre işin kalan kısmını kapsayacak şekilde ilave hizmet bedeli ödenir\" şeklinde düzenleme yapıldığını, bu düzenleme sonrasında tarafların bir araya gelerek bundan böyle fark ödemelerinin sadece işin kalan kısmı için olacağı konusunda mutabakata vardıklarını, devlet otoritesinin, yapı denetim hizmet sözleşmesinin yapılmasını zorunlu kılmakta ve yapı denetim hizmet bedellerinin ne kadar olacağını yönetmelikle belirlemekte olduğunu, yönetmelikte yapılan değişiklik karşısında, davacının hizmet bedeli ödenmiş inşaat kısımları için geriye dönük olarak ilave fark isteyemeyeceğini, 31/12/2011 tarihine kadarki süreler için geçmişe yönelik bütün fiyat farkları işin tamamı üzerinden davacıya ödendiğini, bu konuda da bir ihtilaf olmadığını, yapılan hak ediş ve hak ediş ödemelerinin yönetmeliğin 26.maddesi 3.fıkrasına uygun olarak yapılmış olduğu halde davacının yönetmelikteki değişikliği yok sayarak değişiklikten önceki yönetmelik düzenlemesine göre fiyat farkı tahakkuk ettirmekte ve talep etmekte olduğunu, davacının yapı denetim hizmet yönetmeliğinde yapılan bu değişikliğini yok sayarak yönetmeliğin değişmeden önceki hali ile uygulanması ile fiyat farkı çıkmakta olduğunu, buna hakkı olmadığını, bu nedenle davacının tüm hak ediş bedelleri kendisinde ödenmiş olduğundan ve yapı denetim hizmet yönetmeliğinin 26/4 maddesine göre geçmişe yönelik fark ücret talep edemeyeceğinden davanın tümden reddine, davacının kötü niyetli olduğu tartışmasız olduğundan davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının hizmet vermediği ve istifa ettiği yapılarla ilgili olarak da hiçbir şekilde geçmişe yönelik fark talep edemeyeceğinden bu yöndeki taleplerinin reddine, kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KALDIRMA ÖNCESİ VE SONRASI KARARLARI İLE DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI:Mahkemece, \"  Yapılan yargılama davacı  tarafın iddiaları, davalıların beyanları, yıl sonu seviye tespit tutanakları, fesih seviye tespit tutanakları, taraflar arasında akdedilen sözleşme, Arnavutköy belediye başkanlığının cevabi yazılı imar işlem dosyaları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında davacı ile davalı arasında yapı denetim sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmenin 4. Maddesinde hizmet bedelinin öngörüldüğü yine son fıkrada hizmet sözleşmesinde \" belirtilen hizmet süresinin herhangi bir sebeple uzadığı takdirde uzayan sürenin her 6 ay için yapı denetimi uygulama yönetmeliği 26. Maddesinde yer alan hizmet oranlarına göre işin tamamını kapsayacak şekilde ilave hizmet bedeli ödenir.\" Sözleşmede belirtilen hizmet süresi herhangi bir nedenle kısaldığı takdirde işin tamamı üzerinden kısalan sürenin her 6 ayı için söz konusu hizmet oranları %5 oranında azaltılarak ödenir hükmünün düzenlendiği, davacının davalıya çeşitli taşınmazlar için yapı denetim hizmetinin verdiği, yapı denetim ücretinin ödenmesinin yasa gereği inşaatın seviyeleri esas alınmak suretiyle yapılacak tespitler sonrası ilgili idare yetkilisi tarafından (belediye yetkilisi tarafından) kontrol ve denetim sonucunda yapı sahibi tarafından öncelikle ilgili belediyeye, ilgili belediye tarafından da yapı denetim şirketine ödendiği, uygulamanın bu şekilde yapıldığı bilinmektedir. Somut olaya bakıldığında inşaat süreleri dolan yapı denetimler için davacının hizmet süresinin uzadığı ancak davalı tarafça hizmet süresi uzayan taşınmazlar için yapı denetim bedelinin yatırılmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın bu nedenle kaynaklandığı görülmüştür. Yine davacı taraf devam eden ve hizmet süresi uzayan yapı denetimleri için sözleşmenin 4/ son maddesi uyarınca inşaatın tamamının bedeli üzerinden ilave ücret takdirinin gerektiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise 01/07/2011 tarihli 27981 sayılı resmi gazetede yayımlanan yapı denetim hizmet yönetmeliğinde değişiklik yapılmış olduğunu, buna göre yapı denetim hizmet bedelleri düzenleyen yönetmeliğin 26. Maddesinin 4. Fıkrasının değiştiğini, yeni şekline göre \"yapı denetim hizmet sözleşmesinde belirtilen hizmet süresi herhangi bir sebeple uzadığı takdirde uzayan sürenin her 6 ayı 3. Fıkrada belirtilen hizmet oranlarına göre işin kalan kısmını kapsayacak şekilde ilave hizmet bedeli ödenir.\"  söz konusu düzenlemeden sonra tarafların bir araya gelerek ödemelerin sadece işin kalan kısmı için yapılacağının kararlaştırıldığını ileri sürmüş olup taraflar arasındaki sözleşmelerin 2008 yılında akdedildiği inşaat süresinin 12 ay olduğu, belirtilen süre içerisinde inşaatların tamamlanamadığı, yönetmelik değişikliğine kadar taraflar arasındaki ilişkinin sorunsuz devam ettiği, yönetmelik değişikliğinden sonra uzayan süre için ödenecek ücret konusunda taraflar arasında anlaşmazlık çıktığı, davacı tarafın sözleşme uyarınca uzayan sürede toplam inşaat bedeli üzerinden yapı denetim ücretinin ödenmesi gerektiği ileri sürüldüğü, davalı tarafça ise yönetmelik değişikliği kapsamında uzayan süre için kalan inşaat seviyesine göre bu seviyeyi kapsayacak şekilde ilave hizmet bedelinin ödenmesi gerektiğinin ileri sürüldüğü, mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmelerinin 4/ son maddesinde açıkça uzayan süreler için ödenecek ilave hizmet bedelinin inşaatın tamamı üzerinden ödenmesi gerektiğinin açıkça düzenlendiği, bu açık düzenleme göz önüne alındığında sonradan yönetmelikte yapılan değişiklikle her ne kadar ödenecek ilave hizmet bedeli inşaat değerinin tamamı üzerinden değilde tamamlanmayan kısım üzerinden yapılacağı belirtilmiş ise de, yönetmelik değişikliğinin sözleşmeyi ortadan kaldırıcı bir niteliğinin bulunmadığı, tarafların yönetmelikte belirtilen düzenlemenin aksini her halükarda sözleşme ile kararlaştırabilecekleri, yine yönetmelik değişikliğinin ve yönetmeliğin 26. Maddesindeki düzenlemenin emredici nitelik taşımadığı, aksinin her zaman için kararlaştırılabileceği, keza yine yönetmelik değişikliğinin sözleşme hükmünü ortadan kaldırıcı niteliğinin bulunmadığı, bu bağlamda tarafların ortak iradesi ile sözleşmede ön görülen şekilde tüm inşaat seviyesi üzerine uzayan süre için hizmet bedelinin hesaplanması gerektiği, ayrıca davalı tarafça her ne kadar yönetmelik değişikliğinden sonra tarafların yönetmelik hükümlerine göre kalan inşaat seviyesi üzerinden hizmet bedeli ödeneceğine yönelik yeni bir anlaşma yaptıkları iddiasını da ispatlayamadığı, ayrıca her ne kadar davalı tarafça davacı tarafından bitmiş inşaatlar ya da davacının istifa ettiği inşaatlar için hizmet bedeli talebinde bulunduğu ileri sürülmüş ise de, bitmiş inşaatların denetimi yapıldıktan sonra belediyedeki ve bakanlıktaki sayfası kapatıldığı için davacının denetim hizmeti sunmasının ve yine aynı şekilde istifa etmesi halinde bu istifanında belediye ve bakanlık kayıtlarına girdiği tarihten sonra davacının denetim hizmeti sunması ve buna yönelik bedel talep etmesi ya da buna yönelik hak ediş düzenlemesinin teknik olarak mümkün olamamasının  sebebiyle davalının buna yönelik itirazlara da itibar edilmemiş mahkeme tarafından atanan bilirkişilerce hesaplanan 379.783,73 TL denetim hizmet bedeline davacının hak ettiği kanaati\" ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Verilen karar davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 17/11/2021 tarih 2020/493 E. 2021/1117 K. Sayılı ilamı ; \" ...Davalı, 01/07/2011 tarihinde değiştirilen yönetmeliğin emredici nitelikte olduğu, söz konusu sözleşmeye de uygulanması gerektiği bu nedenle sözleşme kapsamında uzayan süre için kalan inşaat seviyesine göre ilave hizmet bedelinin ödenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de mahkeme gerekçesinde ifade edildiği gibi, yönetmelik değişikliğinin ve yönetmeliğin 26. Maddesindeki düzenlemenin geriye etkili olarak, yönetmelik değişikliği öncesi düzenlenen sözleşme hükümlerini ortadan kaldırmayacağı, kaldı ki hizmet bedeline ilişkin yönetmeliğin 26. Maddesindeki düzenlemenin emredici nitelik taşımadığı, taraflar sözleşmede, inşat seviyesi üzerine uzayan süre için hizmet bedelini serbestçe kararlaştırabileceğinden davalının bu yöndeki savunması yerinde görülmemiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksiksiz ve yeter derecede kanaat verici olması, varılan sonucun hukuki dayanakları, dökümleri ve ayrıntılarını göstermesi, tarafların itirazlarını karşılaması ve Yargıtay denetimine elverişli bulunması gerekir. Kanaat verici olmayan, yetersiz ve denetime elverişsiz bulunan rapora dayanılarak hüküm verilemez. Bilirkişi raporunda  08/10/2008 tarihli yapı denetim sözleşmesi kapsamında davacı firma tarafından gerçekleştirilen yapı denetim hizmetine ait hakediş miktarları, resmi olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan kontroller ve hesaplar neticesinde belirlendiği, hak ediş miktarlarında hata olması mümkün olmadığını, hazırlanan resmi hak edişlere göre davacının toplam 379.783,73 TL hak ediş alacağı tespiti yapılmış ise de tüm hak ediş raporları tek tek kontrol edilmediği, davalının itirazları noktasında hak ediş raporlarında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerin onayı bulunup bulunmadığı, ruhsat süresi sona erip ruhsatı yenilenmeyen inşaatlar var ise bunlar  ile faaliyeti ilgili belediyece durdurulan inşaatlar için için ileriye dönük hak ediş raporları düzenlenip düzenlenmediği, davacı şirketin kendisinden önce görev yapan yapı denetim şirketine yapılmış olan ödemelerin mükerrer talep edilip edilmediği konusunda bir inceleme yapılmamış olup bilirkişi raporu bu haliyle denetimden uzak hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı görülmüştür. O halde mahkemece yapılacak iş; bilirkişi kurulundan alınacak ek rapor ile tüm hak ediş raporları tek tek incelenerek  yukarda detayları açıklanan ve davalının itirazlarını karşılayacak şekilde davacının hak ediş alacağını belirleyen  denetime elverişli rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekmektedir.\" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusun kabulü ile dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere kaldırma kararı verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararında sonra yapılan yargılama sonucunda mahkemece,\" Bilirkişiler tarafından sunulan 2. ve 3. ek raporlarda da dava konusu hakedişlerin Bakanlık tarafından onaylandığı, ileriye dönük, henüz yapılmamış işlerin hakedişlerinin yapılmasının mümkün olmadığı, dolayısı ile bu mahiyette bir hakediş için bedel tahakkukunun mümkün olmadığı,  evvelki yapı denetim işini ifa eden şirketin hakedişleri ile dava konusu hakedişler arasında da bir mükerrerlik söz konusu olmadığı rapora derc edilmiştir. Bu sebeple davanın kabulü ile ... sayılı takibine vaki davalı borçlu itirazının iptali ile takibin aynen devamına, alacağın %20'si olan 75.956,74 TL icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;İcra takibine ve davaya dayanak yapılan hak ediş raporlarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bilgisayarından alındığı ve bakanlık görevlerince onaylanmış olduğu şeklindeki davacının iddiası hükme esas alındığını ancak bilgisayara farklı veriler girilirse sonuçlarında farklı olacağını, bu husustaki itirazlarının  dikkate alınmadığını, 01.07.2011 tarihinde yapı denetim hizmet yönetmeliği değiştiğini, yönetmelik değişmeden önce hizmet süresinin uzaması durumunda işin tamamı üzerinden fark ücret ödenmekte iken 01.07.2011 tarihinde yürürlüğe giren yeni yönetmelik ile gecikme halinde işin tamamı üzerinden değil, kalan kısmı üzerinden fark ücret tahakkuk ettirilmesi düzenlemesi getirildiğini, Yapı denetim hizmet yönetmeliği emredici bir düzenleme olmasına rağmen mahkemece sözleşmenin yapıldığı tarihteki düzenlemeye göre hak ediş düzenlenmesi gerektiğini kabul ettiğini, bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, sözleşmenin, değişen yönetmeliği uymak zorunda olduğunu, bunun için sözleşmenin tadili gerekmediğini, kaldı ki yapı denetim sözleşmeleri Ruhsat süreleri ile sınırlı olup ruhsatların temdit edilmesi durumunda yeni yapı denetim sözleşmesi yapılması ve yapılacak bu sözleşmelerinde zorunlu olarak yönetmeliğin yeni şekline uygun olmak zorunda olduğu kuralı da görmezden gelindiğini, tüm inşaat ruhsatlarının süreleri 2012 yılında sona erdiğini, böylece davacı ile yapılan yapı denetim hizmet sözleşmeleri de sona erdiğini, ruhsatı sona eren ve ruhsatı yenilenmeyen bir takım parsellerdeki inşaatlar için ruhsat süresinin dolmasından sonraki 2013 yılı için   yapı denetim hizmeti fark ücreti tahakkuk ettirildiğini, ruhsatı olmayan  inşaat faaliyeti için düzenlenen hakediş belgesinin haksız olduğunu, ayrıca davacı şirket ruhsat sürelerinin dolduğundan bahisle bir kısım sözleşmeleri fesh ettiğini ve sözleşmesini fesh ettiği yerler ve sözleşmeler için de istifa tarihinden sonraki süreler için de fark ücret tahakkuk ettirdiğini, oysa bu yerler için davalı kooperatif başka bir yapı denetim şirketi ile sözleşme yapmış ve ücret ödediğini, davacı şirketin hizmet vermediği yerler için hiçbir şekilde ücret hak edemeyeceği ve talep edemeyeceğini, davacı şirket tüm ücretleri en üst orandan zaten tahsil ettiğini, ruhsatları veren Taşoluk Belediyesi ile sonradan bölgenin dahil olduğu Arnavutköy Belediyesinin uygulama farklılıkları, imar planı değişiklikleri gibi sebeplerle bir çok binada mühürleme yapılarak inşaat faaliyetleri durdurulduğunu, inşaat faaliyeti durdurulan yer için yapı denetim hizmet bedeli istenemeyeceği, davacı şirketin istifa ettiği yerler için müvekkil kooperatifin ... yapı şirketi ile sözleşme yaptığını, ona ödemeler yaptığını, davacı şirketin istifa ettiği bu yerler için de geriye doğru fiyat farkı isteyemeyeceğini, bilirkişilerce hak ediş bedelleri hesaplanmadığını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ilgili birimlerince  belirlenen mevzuatlar ve uygulanan katsıyalar  çerçevesinde yapılan hesaplamanın dahi kontrol edilmediğini, alacak likit olmamasına rağmen icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, yapı denetim hizmet sözleşmesinden kaynaklanan hakediş alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. ... sayılı dosyası incelendiğinde; davacının, davalı aleyhine dava konusu sözlemelerden kaynaklı yapı denetim hizmet bedeli hakediş raporlarına istinaden 379.783,73 TL asıl alacağın tahsili için  takip başlattığı, davalının  yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemece, davalı tarafça belirtilen parsellere ilişkin söz konusu parsellerdeki yapı denetim hizmetinin kim tarafından verildiği, ilgili taşınmazlara yönelik yapı denetim ve proje ruhsatlarının kim tarafından alındığı, fiili yapı denetim işleminin kim tarafından yapıldığı, bunlar için hak ediş ödemelerinin ne kadar olduğu, ödenip ödenmediği, her bir taşınmaz yönünden hak ediş bedellerinin ne kadar olduğu, durdurulan inşaatların ve istifa varsa istifa eden yapı denetimlerin bildirilmesi için ... Şirketine yazılan müzekkerelere cevap verildikten sonra önceki bilirkişi heyetine nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişisi eklenmek suretiyle dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup alınan 05/11/2023 tarihli raporda özetle; \"Kök ve ek raporda açıklandığı üzere, davacı...Şti. ile Davalı ... Kooperatifi arasında 22.09.2008, 23.09.2008 ve 08.10.2008 tarihlerinde toplam 103 adet ... Sözleşmesi imzalandığı, karşılıklı olarak toplam 103 adet sözleşme yapılmış olup, yapı denetim hizmet bedellerini düzenleyen 26.Madde 4.fıkrasında yapılan değişikliğe rağmen  hizmet akdi sonlanana kadar yapılan bu sözleşmeler üzerinde hiç bir değişiklik/yenileme yapılmadığı, sözleşmelerde yeni düzenlenen yapı hizmet sözleşmesinin bedellerin ödenmesi hakkında yapılan değişiklik ile ilgili davacı ... Şti. ile davalı ... Kooperatifi arasında herhangi bir düzenleme, yazışma veya yenileme işlemi yapılmadığından Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı onay kısmında yapılan sözleşmeye göre hesaplamalar yapılarak onaylandığı, Davacı... Şti. ile  davalı ... yapı kooperatifi arasında 08.10.2008 tarihli “Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesi”  kapsamında davacı firma tarafından gerçekleştirilen yapı denetim hizmetine ilişkin  hakediş miktarları, resmi olarak Bağlı bulunduğu Belediyenin  İmar Çevre ve Şehircilik  Müdürlüğünce  yapılan kontroller ve hesaplar neticesinde belirlenmiş olduğundan, hakediş miktarlarında bir değişiklik yapılamayacağı, davaya konu olan taşınmazların bağlı olduğu Belediyenin İmar Çevre ve Şehircilik müdürlüklerince hesapların kontrol edilerek onaylanmasının ardından ödemelerin yapılması nedeniyle hak edişlerde belirtilen oranların doğru olduğu kabul edildiği, kök raporumuzda ve ek raporumuzda belirttiğimiz üzere; sözleşme tarihinde geçerli olan Yapı Denetim Hizmet Yönetmeliği’ne (\"...Yapı Hizmet Sözleşmesinde belirtilen hizmet süresi, herhangi bir sebep ile uzadığı taktirde uzayan sürenin her altı ayı için yapı  denetimi uygulama Yönetmenliğinin 26.Maddesinde yer alan hizmet oranlarına göre İşin tamamını kapsayacak şekilde hizmet bedeli ödenir) ve davacı ... Ltd. Şti  tarafından hazırlanıp Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan  resmi  hakedişlere göre, davalı ... Kooperatifi tarafından  379.783,73.-TL (KDV dahil) toplam hakediş miktarının, davacı...  Şti.’ne ödenmesi gerektiği\"  kanaat ve sonucuna varıldığı bildirilmiştir.Davalı tarafça bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine dairemizin kaldırma kararında belirtildiği üzere varılan sonucun hukuki dayanakları, dökümleri ve ayrıntıların raporda gösterilmesi, tarafların aşamalardaki ve en son 2. ek rapora itirazları da tek tek karşılanması, Yargıtay denetime elverişli rapor sunulması, yapı denetim hizmetine ait hak ediş miktarları, dökümleri ve bu hak ediş raporlarının tek tek bilirkişiler tarafından kontrol edilmesi, davalının itirazları doğrultusunda her bir hak ediş raporlarında Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yetkililerinin onayının bulunup bulunmadığının tek tek irdelenerek cevaplanması, ruhsat süresi sona erip ruhsatı yenilenmeyen inşaatlar olup olmadığı, var ise bunlar ile faaliyeti ilgili belediyece durdurulan inşaatlar için ileriye dönük hak ediş raporları düzenlenip düzenlenmediği, davacı şirketin kendisinden önce görev yapan yapı denetim şirketine yapılmış olan ödemelerin mükerrer talep edilip edilmediği hususlarının tek tek sunulacak son ek raporda irdelenmesinin ve nihai olarak dava tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, varsa miktarının ne olduğu hususunda alınan 11/07/2024 tarihli ek raporda özetle ;\" Heyet olarak inceleme esnasında, dosya kapsamında ki tüm bilgi ve belgeler ile Yapı Denetim Hizmet Sözleşmeleri, tüm hakediş raporları ve inşaat seviye tespit tutanaklarının incelemeleri yapılarak, bu  belgelerin ve hakkediş  raporlarının ilgili kurumlarca onaylı olup olmadığı, onay tarihleri ve onay imzalarının eksik olup olmadığına, özellikle resmi kurumların yazışmalarına dikkat edilerek bu çerçevede görüş ve kanaatimizi bildiren kök ve ek raporlarının hazırlandığı,Kök raporumuzda ve 07.03.2018 tarihli ek raporumuzda ayrıntılı olarak açıkladığımız üzere, taraflar arasında ki en son imzalanan 08.10.2008 tarihli Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesi kapsamında yapılan inşaat işlerinin seviye oranları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından tespit edilerek bu seviye oranlarına bağlı olarak Bakanlıkça hakediş miktarları hesaplandığı ve onaylandığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylı olan hakediş raporlarında yer alan inşaat tamamlanma seviye oranları ve bu oranlara göre hesaplanan hakediş miktarları incelenerek kök raporumuzda liste halinde açıklandığı, hakediş raporları üzerinde yapılan incelememizde, kök ve 07.03.2018 tarihli ek raporumuzda ayrıntılı olarak açıkladığımız üzere, davalı tarafından üstlenilen inşaat yapım işinin, 08.10.2008 tarihli Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesi kapsamında belirlenen ve taraflarca kabul edilen 12 ay süre zarfında tamamlanamamış olduğundan işin uzaması sebebiyle, sözleşmenin imzalandığı tarihte geçerli olan Yapı Denetim Hizmet Yönetmeliği’ne göre hesaplanan ilave hizmet bedellerinin de, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından düzenlenerek onaylanan hakedişlere dahil edildiği tespit edildiği, dosya kapsamında, huzurda görülmekte olan işbu dava öncesinde davalı tarafından hakediş bedellerine karşı yapılmış olan bir itiraza rastlanmadığı, İncelememizde, davacı ...Şti tarafından gerçekleştirilen Yapı Denetim Hizmetine ilişkin olarak düzenlenen ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylı olan hakkediş raporları ve işbu raporlarda yer alan inşaat tamamlanma seviye oranları dikkate alındığı, hakediş raporlarında, işin uzama süresine bağlı olarak yapı denetim hizmet süresinde de artış olduğundan, uzayan süre için uzama bedellerinin hesaplanmasında esas alınan  denetim hizmet bedeli oranı’nda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından artış yapılarak bu oran % 6,42 olarak belirlendiği ve bu orana göre hesaplama yapıldığı, işbu hizmet bedeli oranı,  işin süresine bağlı olarak yapı denetim hizmet süresindeki artış sebebiyle, gerektiğinde Bakanlık birimlerince ilgili mevzuatlar çerçevesinde arttırılarak belirlenen resmi oranlar olup, sabit oranlar olmadığı, o yüzden hakediş raporlarında, denetim hizmet süresi arttıkça  Bakanlık denetiminde olan bu hizmet oranlarında da artış oluştuğu,Dosya kapsamında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca 01.07.2011 tarih ve 27981 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Yapı Denetim Hizmet Yönetmeliği’nin 26.madde 4. fıkrasında yapılan değişikliğe bağlı olarak yenilenen Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesine rastlanmadığı, yukarıda da belirttiğimiz üzere, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan resmi hakedişlerin düzenlenmesinde 22.09.2008, 23.09.2008 ve 08.10.2008 sözleşme tarihlerinde geçerli olan Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği esas alındığı, İncelemelerimizde taraflar arasında imzalanan davaya konu teşkil eden sözleşmeler, yapı seviye tespit raporları ve bu kapsamda düzenlenerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan resmi hakedişler esas alındığı, kök raporumuzda belirttiğimiz üzere hak ediş raporları tarafımızca incelendiği, ve raporlarımızda ayrıntılı olarak açıklanarak tümü sıralandığı, Mahkemennin13.03.2024 tarihli ara kararı doğrultusunda yapılan incelemeler neticesinde yukarıda da açıklandığı üzere ; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hakediş raporlarının onaylanmış olduğu tarafımızca tespit edildiği, ileriye dönük bitmemiş işlerin hak ediş raporlarının hazırlanması ve onaylanması mümkün olmadığı, bu yönden yapılan incelemede, inşaat seviyesi belli olmayan ileriye dönük bitmemiş işlerin ve faaliyetleri belediyelerce durdurulan  inşaatlarla ilgili ileriye dönük hak ediş raporlarının olmadığı tespit edildiği, Çevre Şehircilik Bakanlığı tarafından incelemesi yapılan ve onaylanan hak edişlerde mükerrer bir ödemenin yapıldığı incelememiz sonucunda görülmediği, <br>Sonuç olarak; Taraflar arasında ki Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesi’nin en son imzalandığı tarih olan 08.10.2008 tarihinde geçerli olan Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği 26/4 maddesi ile  (“Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesinde belirtilen hizmet süresi, herhangi bir sebeple uzadığı taktirde, uzayan sürenin her 6 ayı için Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği’nin 26.maddesinde yer alan hizmet oranlarına göre, işin tamamını kapsayacak şekilde hizmet bedeli ödenir.”) ve Yapı Denetim Hizmet Sözleşmeleri gereğince Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından uzayan süre için ilave hizmet bedeli olarak belirlenen ve resmi olarak hesaplanarak onaylanmış olan Resmi Hakedişlere göre, davalı ... Kooperatifi tarafından 379.783,73 TL (KDV dahil) toplam hakediş miktarının, davacı ... Ltd.  Şti.’ne ödenmesi gerektiği \" kanaat ve sonucuna varıldığı bildirilmiştir. Dosya kapsamına göre; taraflar arasasında, davalı kooperatife ait arsalar üzerinde yapılacak inşaatların, proje ve yapı denetimi için 08/10/2008 tarihli yapı denetim hizmet sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmeye göre davacı yapı denetim firmasının, proje ve yapı denetimini üstlendiği, inşaatın 12 ay içerisinde tamamlanacağı öngörülerek sözleşme süresinin 12 ay kararlaştırıldığı, ancak davalı kooperatif tarafından üstlenilen inşaat yapım işi 12 süre zarfında tamamlanmadığından, işin uzaması nedeniyle Yapı Denetim Hizmet Yönetmeliğine göre, ilave hizmet bedeli talep edilmiştir. Hizmet bedelinin kararlaştırıldığı sözleşmenin 4. Maddesi \"belirtilen hizmet süresinin herhangi bir sebeple uzadığı takdirde uzayan sürenin her 6 ay için yapı denetimi uygulama yönetmeliği 26. Maddesinde yer alan hizmet oranlarına göre işin tamamını kapsayacak şekilde ilave hizmet bedeli ödenir.\" şeklinde düzenlendiği,  01/07/2011 tarihli 27981 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yapı Denetim Hizmet Yönetmeliği'nin 26/4 maddesinde yapılan değişiklik ile \"yapı denetim hizmet sözleşmesinde belirtilen hizmet süresi herhangi bir sebeple uzadığı takdirde uzayan sürenin her 6 ayı 3. Fıkrada belirtilen hizmet oranlarına göre işin kalan kısmını kapsayacak şekilde ilave hizmet bedeli ödenir.\" şeklinde düzenlendiği görülmüştür.Davalı,  01/07/2011 tarihinde değiştirilen yönetmeliğin emredici nitelikte olduğu, söz konusu sözleşmeye de uygulanması gerektiği bu nedenle sözleşme kapsamında uzayan süre için kalan inşaat seviyesine göre ilave hizmet bedelinin ödenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de dairemizin önceki kaldırma kararında ifade edildiği gibi, yönetmelik değişikliğinin ve yönetmeliğin 26. Maddesindeki düzenlemenin geriye etkili olarak, yönetmelik değişikliği öncesi düzenlenen sözleşme hükümlerini ortadan kaldırmayacağı, kaldı ki hizmet bedeline ilişkin yönetmeliğin 26. Maddesindeki düzenlemenin emredici nitelik taşımadığı, taraflar sözleşmede, inşat seviyesi üzerine uzayan süre için hizmet bedelini serbestçe kararlaştırabileceğinden davalının bu yöndeki savunması yerinde görülmemiştir. Somut olayda; davalının, sözleşmeye konu inşaatları süresinde bitirememiş olması nedeniyle ilave ücret bedeli talep edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere Yapıya İlişkin Bilgi Formunun düzenlendiği sırada,o inşaat ilişkin tüm veriler (metrekare, yapı sınıfı, o yıl için bakanlık tarafından belirlenen yapı birim maliyeti vs.) işlendikten sonra yapının geldiği seviye ve tarih dikkate alınarak hak ediş bedelleri belirlendiği, diğer bir ifade ile davacı firma tarafından gerçekleştirilen yapı denetim hizmetine ilişkin hakediş miktarları,resmi olarak Bağlı bulunduğu Belediyenin  İmar Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünce yapılan kontroller ve hesaplar neticesinde tespit edildiği, nitekim görülmekte olan işbu dava öncesinde davalı tarafından hakediş bedellerine karşı yapılmış olan bir itiraza rastlanmadığı, tüm hakediş raporlarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanmış olduğu, ileriye dönük, henüz bitmemiş işlerin hak ediş raporlarının hazırlanması ve onaylanması mümkün olmadığı, davacı şirketin kendisinden önce görev yapan yapı denetim şirketinine ait hak edişler ile dava konusu hakedişler arasında bir mükerrerlik söz konusu olmadığı bilirkişi raporu ile tespit edildiği, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporu, dairemizin kaldırma kararında belirtilen hususları karşılar mahiyette somut delillere uygun, denetlemeye ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu itibarla sözleşmelerin imzalandığı tarihte geçerli olan Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği 26/4 maddesi ve Yapı Denetim Hizmet Sözleşmeleri gereğince Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından uzayan süre için ilave hizmet bedeli olarak belirlenen ve resmi olarak hesaplanarak onaylanmış olan Resmi Hakedişlere göre tespit edilen hak ediş miktarına göre davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.İİK 67/2.maddesinde \"...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" hükmü yer almaktadır. Davaya konu hakediş bedelleri, talep edildiği tarih ve inşaatın geldiği seviye baz alınarak sistemdeki verilere göre hesaplanmak suretiyle belirlendiği, bu bedellerin ne şekilde hesaplanacağı, düzenlenen yapı denetim sözleşmesinden anlaşıldığı, bu itibarla talep edilen hak ediş bedeli likit/belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir.Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, peşin olarak yatırılan 6.913,36 TL karar harcından, alınması gerekli 615,40 TL harcın mahsubu ile arta kalan 6.297,96 TL'nin ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.21/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fd90ebf9150f0fe6","SID":"3083878b7d7788ea"}}