{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   .<br>T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 26/06/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...   (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...      (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ...<br>TARİHİ\t\t: 20/02/2025 <br>NUMARASI\t\t: ...<br><br>DAVACI\t: ...  -...-  <br>VEKİLLERİ\t: Av. ...-\t<br>\t  Av. ...-\t<br>DAVALILAR\t: 1-... - ...-\t<br>\t2-... - ...-<br>VEKİLİ\t: Av. ...-\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Çeke Dayalı Menfi Tespit<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27/06/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde;   Müvekkili ile  çekin keşidecisi dava dışı olan ...'in hileli davranışları neticesinde beraber iş yapmaya başladıklarını, bu süre  zarfında ekte sunulan doktor raporlarından anlaşılacağı üzere sağlık sorunları nedeniyle  iki ağır ameliyat geçirdiğini ve bir ay süreyle işlerden uzak kalma durumunda kaldığını, işlerin  de bu sırada kötüleşmeye başladığını, müvekkilinin sağlık sorunları ve hastanede yatıyor olması nedeni ile  ....  onun yokluğunda işleri idare edeceğini söylemesi ile dava dışı ... müvekkilinin şahsına ait ...ve ...banka ait çek koçanlarını imzalı ve boş olarak müvekkilinden alarak iradesi ve rızası dışında doldurup 3. Kişilere düzenlediğini, bunlardan ikisinin de herhangi bir ürün alım satımı gerekleşmeksizin söz konusu davaya konu davalı olan adi ortaklara verilmiş çekler olduğunu, müvekkilinin gayesi işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerek iç pazarda gerek ihracat için  yaş sebze ve meyve alınmasının sağlanabilmesi ve akabinde kar sağlanması olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin....Noterliğinin ... yevmiye numaralı, 17.09.2020 tarihinde düzenlenen vekaletname ile ... yetkili kıldığını, ...'in vekalet ilişkisini kötüye kullandığını ve  müvekkilini ve şirketi dolandırma kastı ile hareket ettiğini ve  konuya dair .... Cumhuriyet Başsavcılığı ... Sor. Numaralı şikayetleri ve....Asliye Ticaret Mahkemesi ... sayılı dosyasıyla vekaletsiz iş görmeye dayalı alacak davalarının derdest olduğunu bu dava ile de ... ve müvekkilinin dolandırma kastı içerisinde olup herhangi bir ticari faaliyet ürün teslimi gerekleştirmeksizin müvekkilinin iradesi dışında doldurulan çekleri uhdelerinde tutan 3. Kişilere yani müvekkili ve davalıların herhangi bir borç doğuracak faaliyetlerinin bulunmadığının tespitinin gerektiğini,  ... ilgili soruşturma dosyasında çekleri kendinin yazarak verdiğini ikrar ettiğini, öyle ki 70.000 TL bedelli bir çeki de kendi oğluna şahsi ticari işletmesi adına kullanması üzere verdiğini,  anılan soruşturma dosyasında bilgi alma sıfatı ile alınan şirket çalışanlarına ait tanık beyanları ile de ortada olduğunu, ... Şirketi bünyesinde ... ile çalışan ... alınan ifadesinde ''... Beyin boş çekleri... Beyde duruyordu, üreticilerle anlaşmayı kendisi yaptığı için çekleri üreticiye ya da komisyoncuya veriyordu, aldığımız bazı çekleri komisyoncu dışında komisyoncunun kardeşlerine ve yanında çalışan kişilere verdiği oluyordu.'' şeklinde beyanda bulunduğunu, anılan durumlardan birisinin de davalılar ve ortak iş yapıp adi ortak olan ... ve kardeşi ... kardeşler adına düzenlenen çekler olduğunu, ... kendisine verilen vekaletnamede çek keşide etme yetkisi bulunmamasına rağmen menfi tespite konu çekleri keşide temsilcisi olarak imzalayıp ticari faaliyet gerçekleştirmeksizin müvekkilinin iradesi dışında 3. Kişilere düzenlediğini, dava dışı ... çeklerle alınan malları uhdesine geçirdiğini, sattığını ve parasını kendisinin aldığını, tüm çekler nedeni ile de müvekkilinin 3. Kişilere borçlandığını, çekleri muhatap bankalarca  karşılıksız şerhi yemek durumunda kaldığını, müvekkili çekleri vurulmaya ve evine icra dairelerinden tebligatlar gelmeye başlayınca; şahsına ait çeklerin  tarihleri üzerinde değişiklik yapılarak; ürün alınan firmalara değil ürün alınan şirketlerde çalışanlara ya da akrabaları adına herhangi bir ürün alışverişi gerekleştirilmeksizin çeklerin  yazıldığını  öğrendiğini, neticede dava konusu çekler yönünden... Şubesi ...Seri Numaralı ... adına ve ... Seri numaralı ... adına düzenlenen çeklere ilişkin müvekkili ve söz konusu adi ortak olan ... ve ... arasında borç doğuracak herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, menfi tespite konu çekler müvekkilinin iradesi dışında boş ve imzalı olarak boş kısımların doldurulmak suretiyle teslim amaçlarının dışında herhangi bir ticari faaliyette kullanılmaksızın piyasada 3. kişilere keşide ve ciro edilmekte, kötü niyetli bir biçimde takip ve dava konusu yapıldığını, ... bahse konu soruşturma dosyasında yazılı belge niteliğinde delil olan ve ikrarını içeren ifadesinde; müvekkilinden ticari faaliyetlerinde kullanmak üzere 10 adet koçan şeklinde  çekleri alarak; ....  gibi 3.kişilere bedel ve miktar yazarak verdiğini ikrar ettiğini, yine aynı ifadede tıpkı işbu dava konusu gibi ticari faaliyetle hiç bir bağı bulunmayan oğlu...'e bu çeklerden birini (70.000 TL tutarında olanı ) kendi oğluna kullanması için  teslim ettiğini de beyan ettiğini, bu nedenlerle davalı ile müvekkili arasında mevcut ve geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığının tespitine, ... Şubesi ... seri numaralı çeklere ilişkin ödeme yasağı konmasına karar  verilmesine ve bu hususta bankalara yazı yazılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına  karar verilmesini, arz ve talep etmiştir. <br>Davalılar vekili ibraz ettiği cevap dilekçesi ile; Davacı huzurdaki davasıyla müvekkili ile dava dışı olan ...'in hileli davranışları neticesinde beraber iş yapmaya başladıklarını, müvekkilinin sağlık sorunları nedeni ile müvekkilinin yokluğunda ... işlerini idare edeceğini söylemesi ile dava dışı .. rızasıyla müvekkilinin .....banka ait çek koçanlarını imzalı ve boş olarak teslim ettiğini ancak ... çekleri müvekkilinin iradesi ve rızası dışında doldurup 3. Kişilere düzenlediğini, bunlardan ikisinin de herhangi bir ürün alım satımı gerekleşmeksizin müvekkillerine verilmiş olan çekler olduğunu, müvekkilinin gayesinin işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerek iç pazarda gerek ihracat için yaş sebze ve meyve alınmasının sağlanabilmesi ve akabinde kar sağlanması olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin... Noterliğinin ... yevmiye numaralı, 17.09.2020 tarihinde düzenlenen vekaletname ile ...i yetkili kıldığını, ...'in vekalet ilişkisini kötüye kullanarak adete müvekkilini ve şirketi dolandırma kastı ile hareket ettiğini ve konuya dair...Cumhuriyet Başsavcılığı.... Sor. Numaralı şikayetçi olduğunu ve ... Asliye Ticaret Mahkemesi... sayılı dosyasıyla vekaletsiz iş görmeye dayalı alacak davası açtığını, işbu davası ile de müvekkillerinin herhangi bir ticari faaliyet ürün teslimi gerçekleştirmeksizin müvekkilinin iradesi dışında doldurulan çekleri uhdelerinde tuttuğunu iddia ettiği ve müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespitini istediğini, davacının iddialarının dinlenebilirliğinin olmadığını, davacı ...'e işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerek iç pazarda gerek ihracat için yaş sebze ve meyve alınmasının sağlanabilmesi ve akabinde kar sağlanması gayesiyle çekleri rızasıyla verdiğini iddia etmiş sonrasında ayrıca müvekkilinin de davacıyla birlikte ...'i dolandırma kastı olduğunu belirterek kendisiyle çeliştiğini, çek bilindiği üzere ödeme vasıtası olup, çeke ilişkin malın teslim edilmediği yahut ticari ilişkinin olmadığını yine çek borçlusu usulü dairesinde, yani HMK M. 200 ve devamı uyarınca senede karşı senetle ispatlaması gerektiğini,  çekte cirantalara karşı çek borçlusu ancak mutlak def'ileri, yani çek metninden anlaşılabilecek def'ileri ileri sürebileceğini, farklı farklı iki çekin müvekkileri arasında tedavül etmiş olup, çekin kaynağını her iki çekte ayrı ayrı müvekkillerinin sorgulama yükümünün de olmadığını, çek borçlusu nisbi def'ileri müvekkillerine karşı ileri süremeyeceğini, davacının iddiaları gerçeği yansıtmayan haksız ve kötüniyetli olarak açtığı huzurdaki dava ile “senedin bedelsizliğine dayalı menfi tespit davası” olarak nitelendirdiğinin görülmekte olduğunu, buna göre çekin bedelsiz kaldığını, çeke ilişkin ödemenin yapıldığını ya da borcun itfa edildiğini, HMK M. 200 ve devamı uyarınca senede karşı senetle ispatlaması gerektiğini, 2020 yılı için senetle ispat zorunluluğu ve senede karşı tanıkla ispat yasağına ilişkin parasal sınır 4.480 TL olduğunu, davacının iddialarının borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu haksız ve kötüniyetli olduğunu ara karar kurularak adli yardım talebinin kabulünden vazgeçilerek reddine karar verilmesini talep ettiklerini , açıklanan nedenlerle davanın reddi ve karşı tarafın itiraz ettiği tutar üzerinden %20  tazminata hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle açılan davanın reddine %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \" Çek verilmesi, mevcut bir borcun ödendiğine karine olup bunun aksini iddia eden bunu ispatla mükelleftir. Buna göre  öncelikle davacı tarafın ticari defterleri incelenmiş olup, düzenlenen raporda, ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, davalılar ile ticari ilişki kaydının olmadığı ve çek hesabının toplu işlendiği, ayrıntıya girilmediği tespit edilmiştir. Her ne kadar davaya konu çekler ayrıntılı olarak defterlere kaydedilmemiş ve toplu olarak işlenmiş ise de kambiyo senetlerinin ticari defterlere kaydedilmesi zorunlu olmayıp nitekim bedelsizlik iddiası da ancak senet kuvvetindeki delillerle ispatlanmalıdır. Buna göre davaya konu çeklerin davacının rızası hilafına doldurulduğu ve bedelsiz olduğu ancak kesin delillerle ispatlanabilecek olup, kapanış tasdikleri olmayan ticari defterlerle bu husus kanıtlanamamıştır. Diğer yandan davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığından üçüncü celsede davacı vekiline yemin delili hatırlatılmış ancak verilen sürede davalılara yemin teklif edilmemiştir. Buna göre her ne kadar davaya konu çeklerin bedelsizliği iddiası ile iş bu dava açılmış ise de çek verilmesi, mevcut bir borcun ödendiğine karine olup, bunun aksi yöndeki iddialar kesin delillerle ispatlanamadığı\" gerekçesiyle dava reddedilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ilk derece  mahkemesi davaya konu çeklerin bedelsizliği iddiası ile açılan  davada;  çek verilmesinin, mevcut bir borcun ödendiğine karine olup, bunun aksi yöndeki iddialar kesin delillerle ispatlanması gerektiğinden bahisle, dava sübuta ermediğinden davanın reddine karar vermiş olsa da 12/08/2024  tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde davanın  aslında sübut bulduğu kolayca anlaşılabileceğini, dava dosyasına celp  olunan SMMM bilirkişisi tarafından sunulan 12/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda ;\" Davacı müvekkiline ait 2020 ve 2021 yılı defter kayıtları, bankalardan alınan ekstreler ve dava dosyasına sunulan belgelerin incelenmesi neticesinde, davacı müvekkilin... şubesi ve .... şubesine ait çekleri kullandığı, çeklerin davacı müvekkili tarafından ... isimli şahsa vekalet ilişkisinden kaynaklı olarak imzalanıp verildiği, ... tarafından davacıya ait çeklerin şahıslara ve firmalara verildiğinin tespit edildiğini, banka ekstrelerinin incelenmesinde müvekkilinin çalıştığı ... gelen kayıtlar incelendiği, müvekkili davacının 2020 yılı defter kayıtlarında, çek hesabının (103 Verilen Çekler ve Ödeme Emirler Hesabı) kullanılmadığının tespit edildiğini, müvekkili davacının 2021 yılı defter kayıtlarında ise, çek hesabının toplu işlendiğini, 103 Verilen Çekler ve Ödeme Emirler Hesabı tutarının 272.368,18-TL olduğu tespit edildiğini, ayrıca; davacı müvekkilinin, 2020 ve 2021 yılı kayıtlarında; davacı ile davalılar arasında her hangi bir ticari ilişki tespit edilemediğini, bu manada, davalılara ait ... isimli firma ile de her hangi bir ticari çalışma tespit edilemediği görüş ve sonucuna ulaşılmış olup,\" tüm bu tespit edilen hususların dava dilekçesini ve iddialarını doğruladığını, davalı tarafın haksız şekilde eline geçen ve bilirkişi raporunda belirtilen 9 adet çekten dava konusu çekler dışındaki 7 adetinin ödendiği ve  davalılarca da tahsil edildiğini, oysa,  davalılar ile müvekkili arasında her hangi bir ticari ilişki bulunmamakta olup, bu çekler  dava dışı ... tarafından davalılara  müvekkiline maddi olarak  zarar vermek amacıyla bilinçli olarak, bir nevi dolandırma amaçlı verildiğini, dava dışı- ... aleyhinde  yürütülen ....Başsavcılığına ait soruşturma dosyasında yazılı belge niteliğinde delil olan ve ikrarını içeren ifadesinde; davacı müvekkilinden ticari faaliyetlerinde kullanmak üzere 10 adet koçan şeklinde çekleri alarak davalılar-... Komisyonculuğuna ve dava dışı olan ... gibi 3.kişilere bedel ve miktarlarını kendinin  yazarak verdiğini ikrar ettiğini, aynı ifade de tıpkı işbu dava konusu gibi ticari faaliyetle hiç bir bağı bulunmayan oğlu Levent İrk'e de bu çeklerden birini (70.000 TL tutarında olanı ) kendi oğluna kullanması için teslim ettiğini de beyan ve ikrar  ettiğini, söz konusu çekler, haksız olarak dava dışı ... tarafından  3. kişilere verilmiş ve yine ... ve bu 3. Kişiler tarafından müvekkilin borçlandırıldığını, bu kapsamda dava konusu her iki çek de  müvekkilini dolandırma ve haksız kazanç elde etme kastıyla yine müvekkilinin iradesi dışında doldurulduğunu ve elden çıkarılan çeklere ilişkin müvekkilin firmasına i herhangi bir yaş sebze ve meyve gönderilmeksizin borçlandırmayla haksız kazanç sağlama yoluna gidildiğini,  müvekkilinin bir kısım çeklerin sadece ticari itibarının zedelenmemesi adına hiçbir ticari ilişkisi bulunmamasına, mal teslimi yapılmamasına karşın bedellerini ödediğini, fakat maddi çıkmaza girdiğinden bu yüzden bazı çekleri de ödeyemediğini, çeklerdeki ciro zinciri incelendiğinde, davalıların ilk hamil sıfatında olduklarının görüldüğünü, yani çekler, dolandırıcılık kastıyla hareket eden dava dışı ... tarafından doğrudan davalılara verildiğini, bu durumda davalılar, kambiyo senetlerinde “iyiniyetli üçüncü kişi” olarak değerlendirilemeyeceğini,  .... Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarında da açıklandığı üzere, çek ilk hamiline karşı “bedelsizlik def’i” ileri sürülebileceğini, davalıların, çeki hangi hukuki ilişki kapsamında, hangi mal veya hizmet karşılığında aldıklarını izah edememeleri, iyiniyetli olmadıklarının ve çekin hukuken geçerli bir sebebe dayanmadığının en açık göstergesi olduğunu, bu nedenle, davacının def’i hakkının mevcut olduğunu ve mahkemenin bu yönü hiç değerlendirmemesinin de gerekçesiz bir ret  kararı niteliğinde olduğunu, davacı müvekkili tarafından dava dışı ...’e verilmiş olan vekaletname kapsamı incelendiğinde; kendisine çek keşide etme yetkisinin verilmediğini, hukuken temsilen çek keşide etme yetkisi, ancak açık ve özel yetki içeren bir vekaletname ile mümkün olduğunu, bu tür özel yetki olmaksızın çek düzenlenmesi halinde 3. kişilere karşı geçerlilikten bahsedilemeyeceğini, Yargıtay’ın istikrar kazanmış içtihatlarında da belirtildiği üzere, kambiyo senetlerinin temsilen düzenlenmesi halinde, temsilcinin yetkisi açık şekilde yazılı olarak verilmemişse, senet temsil edilen adına hüküm doğurmayacağını, oysa ...'e verilen vekaletnamede çek keşide etme yetkisinin bulunmadığını, TBK m. 40 ve TTK m. 371-372 uyarınca, açık ve yazılı yetki olmadan kambiyo senedi keşide edilemeyeceğini, dolayısıyla,  ...'in bu kambiyo senedi vasfındaki çekleri  düzenlemesinin hukuken geçersiz olduğunu, yerel Mahkemenin bu hususları taleplerinde ve  dava dilekçesinde  belirtmelerine rağmen  hiç dikkate almadığını,  davalılar ile müvekkili arasında herhangi bir borç doğuracak ticari ilişki bulunmadığı, ürün teslimi gerçekleşmediği ve tüm sürecin, dava dışı ...’in hileli davranışlarıyla örülü olduğu sabit olduğundan; söz konusu çekler yönünden borç ilişkisi bulunmadığının tespiti ile müvekkilinin şahsi ve ticari itibarının korunması adına davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hukuka uygun düşmediğini, Yerel Mahkeme tarafından yemin delilinden taraflarınca vazgeçilmesi aleyhe gibi yorumlandığını, oysa, davacı tarafın yemin delilinden vazgeçmesi, dosyadaki delillerin yeterliliğine olan güveninin göstergesi olup aynı zamanda davalı tarafın yemin etse bile gerçeğe aykırı beyanda bulunacağının bilinmesi olduğunu, davalılara yemin teklif edilmemesi, mahkemece davanın esası hakkında olumsuz kanaat oluşturacak bir unsur olmadığını, bu hususun delil serbestisi ilkesi gereği değerlendirilmemesi gerekirken, mahkeme yemin delilinden vazgeçmeyi gerekçeli kararına dayanak yaparak bir kez daha  hataya düştüğünü, bu nedenlerle; Yerel Mahkemenin \"Menfi Tespit Davasının reddine\" dair kararının kaldırılarak,  istinaf taleplerinin kabulünü,  davacı müvekkili ile davalı taraf arasında  herhangi bir borç ve bir ticari ilişkinin bulunmadığının tespiti ile  menfi tespit davasının kabulünü,   bu kapsamda  davacı müvekkilin .... şubesine ait  .... seri numaralı çeklerle ilgili davalılara borçlu olmadığının tespitini, bu aşamada da olsa  her iki çekle ilgili ödeme yasağı kararı verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep  etmiştir. <br>Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesi ile; yerel mahkemenin verdiği karar usul ve yasaya uygun olup, istinaf taleplerinin reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinden de ifade etmeye çalıştığı, çeklerin lehdara kendi rızası ile teslim edildiği, boş teslim edildiği, buna göre de kendisinin rızası hilafına çeklerin doldurularak tedavüle çıkarıldığı olduğunu, bilindiği üzere çeklere ilişkin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunun ispatının yükü çek borçlusunun ta kendisi olduğunu, buna göre çek borçlusunun anlaşmaya aykırı doldurulduğunu usulü dairesinde yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, çek bilindiği üzere ödeme vasıtası olup, çeke ilişkin malın teslim edilmediği yahut ticari ilişkinin olmadığını yine çek borçlusu usulü dairesinde, yani HMK M. 200 ve devamı uyarınca senede karşı senetle ispatlaması gerektiğini, yanı sıra çekte cirantalara karşı çek borçlusu ancak mutlak def'ileri, yani çek metninden anlaşılabilecek def'ileri ileri sürebileceğini, bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi, rapora itiraz eden taraf lehine usuli kazanılmış hak doğuracağını, davacının iddiaları gerçeği yansıtmayan haksız ve kötüniyetli olarak açtığı huzurdaki dava ile “senedin bedelsizliğine dayalı menfi tespit davası” olarak nitelendirdiğinin görüldüğünü, buna göre çekin bedelsiz kaldığını, çeke ilişkin ödemenin yapıldığını ya da borcun itfa edildiğini,  HMK M. 200 ve devamı uyarınca senede karşı senetle ispatlanması gerektiğini, borçlunun senedinin bedelsizliğine ilişkin olarak; önce borcun sebebini, daha sonra da bu sebebin gerçekleşmediğini yahut geçersizliğini veya sebebe bağlı olarak ödeme gibi borcu sona erdiren bir iddiasını ancak yazılı delille ispat etmekle mükellef olduğunu, eğer bu ispat gerçekleşmemiş ise borçluya, alacaklıya yemin teklif edebileceği hatırlatılarak buna göre karar verilmesi gerektiği Yargıtay kararlarında sıklıkla ifade edildiğini, bedelsizlik iddiası senede karşı olduğundan, kural olarak ancak bir kesin delille ispat edilebileceğini, davacının haksız , dayanaksız usul ile yasaya aykırı istinaf başvurusunun esastan reddini, yerel mahkeme kararının onanmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Somut olayda davacı vekili, davacı ile dava dışı ...'in yaş sebze ve meyve sektöründe ortaklık kurduklarını, davacının verdiği vekaletname ile dava dışı ... yetkili kılındığını, müvekkilinin sağlık sorunları ve duyduğu güven  nedeniyle  ...a ait çek koçanlarını imzalı ve boş olarak dava dışı ...'e teslim ettiğini, dava dışı ...'in müvekkilinin iradesi ve rızası dışında boş çekleri doldurup herhangi bir ürün alım satımı gerçekleşmeksizin dava konusu toplam 250.000,00 TL bedelli iki adet çeki davalı adi ortaklara teslim ettiğini, dava konusu çeklerin bedelsiz olduğunu, davacı ile davalı adi ortaklar arasında borç doğuracak herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını beyanla dava konusu çekler nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir.<br>Dosyadaki belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere göre ve özellikle, dava konusu çeklerin dava dışı ...'in temsilci sıfatıyla düzenlediği çekler değil bizzat davacı tarafından keşide edilip, imza atılıp boş olarak dava dışı ortağı ...'e teslim edilen çekler olması nedeniyle vekaletnamede özel yetki bulunmasının gerekmemesine, çeklerin iradesi ve rızası dışında doldurulduğu iddiası ancak dava dışı ortak ...'e karşı açılacak davada ileri sürülebilecek olup, iş bu dosya kapsamında davalıların dava dışı ... ile birlikte davacıyı dolandırma kastı ile kötüniyetli olarak hareket ettiklerine dair herhangi bir delil bulunmamasına, çeklerin bedelsiz olduğu iddiasının bunu ileri süren davacı tarafça kesin delille ispatı gerekmekte olup, davacı tarafın bu hususta kesin delil ibraz edemediğinin ve dava dilekçesinde  dayanılmış olması nedeniyle mahkemece hatırlatılan yemin deliline de başvurulmamış olması nedeniyle ilk derece mahkemesince bu nedenle davanın reddinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, çek bir kambiyo senedi olup ödeme aracı olduğundan ve illetten mücerret olduğundan kapanış tasdikleri dahi bulunmayan tek taraflı ticari defter kaydı ile bedelsizlik iddiasının ispat edilemeyecek olmasına göre  ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşılmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2025 tarih,... Esas .... Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi.26/06/2025\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br>  Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae7b221394fe6640","SID":"dae9e80087197eb9"}}