{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/2187 Esas<br>KARAR NO:2025/956 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2019/198 Esas -  2022/514 Karar <br>TARİH:14/09/2022<br>DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:12/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  a)Davalılardan ..., 2016 yılındaki Amerikan seçimleri yaygınlaşan ve yeni nesil ... konseptinin bir enstrümanı olan fact-checking konseptini Türkiye'de hayata geçirerek medya üzerinde sivil bir denetim mekanizması kurma iddiasında bulunduğunu, bu kapsamda anılan dernek kendi internet sitesinde de kabul ettiği üzere İsveç Krallığı, Birleşik Krallık, Denge ve Denetleme Ağı (Amerikan ... Partisi'nin fonladığı bir düşünce kuruluşu) ile Avrupa Birliği tarafından milyonlarca doları bulan fon aldığını, bu fonlarla kamuoyunda dolaşan haberleri denetlediğini iddia eden ... adlı internet haber sitesini yayınladığını, diğer davalı ... ise anılan derneğin aldığı fonlar karşılığı yapması gereken işler hakkında kağıt üstünde hizmet sunarak fatura karşılığı ticari kar olarak akladığını, her iki davalının, gerek şirketin gerekse derneğin yetkisi ... olup derneğin aldığı fonların kara dönüştürülmesinde şirketi bir araç olarak kullanmakta dolayısıyla her iki tüzel kişilik arasında tam bir organik bağ söz konusu olduğunu, b)Davalıların müştereken idaresinde olan ... adlı internet sitesi 14.06.2019 tarihinde \"...\" adlı bir rapor yayınlayarak habere ilişkin twitter gönderisinde bir infografik yayınlayarak müvekkil ... Medya'nın haber sitesi olan ... Haber'i en fazla yalan haber yayan sosyal medya hesapları arasında gösterdiğini, c)İnfografiğe esas olan internet bağlantısına girildiğinde ise ... Haber'in ne gibi bir yalan haber yaydığı belirtilmeden seçim zamanında internette dolaşan yalan haberler sıralanmış ancak hangi haberin müvekkil gazete tarafından yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi verilmediğini, d)Bir başka deyişle, davalıların yaptığı haberde \"en çok yalan haber yayan gazete\" sıfatının neye dayanarak verildiği konusunda hiçbir açıklama yer almamakta, anonim hesaplar tarafından yayılan ve gazetemizde yer almayan onlarca haberin de müvekkil tarafında yayınlanmış gibi bir algı oluşturmaya çalışıldığını, e)Davalıların yayınladığı algoritması, araştırma yöntemi ve hangi rakamlara nasıl dayandığı belli olmayan sözde raporda müvekkil gazetenin yapmadığı haberler de müvekkile ihale edilmiş görüldüğünü . İçeriği itibariyle yalan olup müvekkil gazete tarafından hakkında tek bir satır bile yazılmadığını, \"...\", ...\" gibi haberler de müvekkil gazete yazmış gibi yansıtıldığını,f)Davacı gazete yayınladığı haberleri filtreden geçirdiğini, şüpheli olması halinde bu habere şerh düşmekte, habercilik dilinin gereğini yerine getirdiğini, g)Davacı gazete, ... Ajansı ile anlaşmalı olup yayınladığı haberleri ... Medya'nın sağladığı akıştan almaktadır. ...Medya dışında haberleri sosyal medya gündeminden almakta olup sahada çalışan gazetecisi yoktur, dolayısıyla (d) bendinde bahsettiğimiz gibi bir videoyu ilk elden almış olma ihtimali olmadığını, ğ)Bir başka deyişle  davacı gazete, haberleri ilk dolaşıma sokan gazete olmayıp, haberleri belli bir doğruluk süzgecinden geçirip servis etmektedir. Bunların yanısıra etik ve tarafsızlığa oldukça önem vermekte, sadece bu sebepten ötürü sıradan bir internet gazetesinden farklı olarak birçok kullanıcı tarafından tercih edilmediğini, h)Buna rağmen davalılar, internet medyası üzerinde bir denetim mekanizması olarak faaliyet gösterdiği, en tarafsızın kendileri olduğu, haberleri doğruladıklarını veya yalanladıklarını iddia etse de hükümetten, muhalefetten veya dış ülkelerden fon aldığı, siyasi odaklarla işbirliği yaptıkları bilinmektedir.Özetle davalılar bu raporla tarafız basını açıkça hedef aldığını, ı)Davalıların yayınladığı raporun müvekkil şirketin ticari itibarına bir saldırı niteliğinde olduğu ve rapordan sonra sosyal medyada aleyhinde bir çok sert eleştiriye uğradığı aşikar olduğunu,i)Doğrudan maddi zararını ispatlamak güçtür. Zira ...Haber halihazırda aldığı bağışlar ve sınırlı bir reklam geliriyle faaliyetlerini sürdürmektedir. Ancak yine TTK'nın haksız rekabete ilişkin m.54/3 hükmü uyarınca haksız rekabetin doğması için bir zararın doğmasına gerek olmadığını,j)Dolayısıyla, davalıların asılsız, nasıl ve neye dayanarak hazırlandığı bilinmeyen grafik ve sayısal verilerle müvekkili en çok yalan haber yayınlayan gazete olarak tanımlaması şüphesiz ki müvekkil şirketin ticari itibarıyla beraber manevi hakları da saldırıya uğradığını, k)Arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını,l)Haksız rekabete ilişkin hükümlere dayanarak 1.500 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle beraber davalılardan alınarak davacıya, müvekkil gazetenin manevi haklarını ihlal ettiğinden bahisle 1.500 TL manevi tazminat davalılardan alınarak dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle beraber davalılardan alınarak davacı gazeteye  ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetki  itirazında  bulunarak  yetkili  Mahkemelerin  Ankara  Asliye  Ticaret  Mahkemesi  olduğunu,ayrıca  görevsizlik itirazında  bulunarak   Asliye  Hukuk  Mahkemelerinin  görevli  olduğunu  ... Medya  Araştırmaları  Derneği yönünden davanın husumet  yokluğu  nedeni ile  reddine  karar verilmesi  gerektiğini, ...org marka  hakkının  sahibinin ... Şirketi olduğunu, davalı  şirket  ile  hiç bir  bağının  bulunmadığını, davalı  şirketin  sahibi  olduğu ...org  internet sitesinin  amacının internet  ortamında yer  alan  şüpheli  haberleri  teyitlemek ve  kamu  oyunun doğru  bilgi  almasını  sağlamak  olduğunu, davacı şirketin  yalan  içerikli  haber  paylaştığını ve bunu  üzerine  davalı şirket  tarafından  haberin  gerçeği  yansıtmadığı,  tespit  edilerek  kamuoyu ile   paylaşıldığını, akabinde davacı şirketin davalı  şirkete  yönelik  olarak adeta  linç kampanyası  başlattığını, davalı şirketin ilgili  haberin  doğruluğunu/yanlışlığını tespit  ederek gözetleyici görevini  yerine  getirdiğini, davalı şirketin  faaliyetini  yürüttüğü  haber doğrulama  sitesi teyit.org'un  işleyişi  göz önüne  alındığında, davacı şirketin  hedef  alınmadığını,  haksız  rekabete konu bir  olayın  bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/09/2022 tarih ve 2019/198 Esas -  2022/514 Karar sayılı kararında; \"Davanın konusunun davalının ... Sitesinde  ... belediye başkan adayı ...'in   katıldığı mitingde \"dağları deliyoruz,...'ın ...'i deldiği gibi\" gibi bir ifade kullandığının iddia edildiği ve bu içerikle  yapılan haber paylaşımı şeklinde gerçekleşen  haksız fiilden kaynaklı tazminat istemli olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı yanın bu  yayın ve sosyal medya paylaşımlarının davacı aleyhine haksız rekabet oluşturacak nitelikte olup olmadığı , davalı eylemleri nedeniyle varsa davacı yanın haksız rekabete dayalı maddi tazminat talep edebileceği mirktarın belirlenmesi, eylemin niteliği ve işleniş şekli itibariyle basın kanunu ve TMK 25 ve TBK hükümlerine göre manevi tazminat talep etme koşullarının oluşup oluşmadığı , oluşuyor ise TMK 2. Maddesi gereğince tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre miktarının tespiti ve davalıların dava konusu tazminattan sorumlu olup olmadığı yani pasif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığına ilişkindir.Mahkememizce dosya haksız rekabet şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda, bilirkişi heyetine  tevdi edilmiş ve  bilirkişi heyetince düzenlenen 17/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;Davacı tarafın twitter hesabında Sayın ...'in “...'in ...deldiği içeriğin paylaşıldığı, bu içeriğin 32.943 etkileşim aldığı, davalı ....org'un kendi amaç ve misyonunu, basında ve intemet ortamında yayınlanan haber içeriklerinin doğru olup olmadığına ilişkin kontrol olarak belirlediği, bu amacın hukuka aykırı olmadığı, davacı tüzel kişinin de kişilik haklarından yararlanabileceği, basının haberlerinde eleştiri getirebileceği, bu eleştirilere de katlanılması gerektiği,davalı tarafça haberin içeriğinin, veriliş tarzının ve hedefin hukuka uygun| olup olmadığı kontrolünün yapılmasında doğrudan Vaziyet'in hedef gösterilmediği, kullanılan ibarelerin amacı aşmadığı ve kişilik haklarına bir saldırı olmadığı, rekabete ilişkin kötülemenin de burada mevcut olmadığını, Mahkemenin aksi kanaate varması halinde, maddi ve manevi tazminata hükmedebileceği, maddi tazmınat konusunda dava dosyasında bunu hesaplayabilecek dayanak bir belgenin bulunmadığı, manevi tazminat noktasında ise takdirin mahkemeye ait  olduğu belirtilmiştir.Davalı... şirketine ait ...org adresinde davacıya ait haber sitesinin sosyal medya hesabında, Mart 2019 yerel seçimleri öncesinde, 26 Mart 2019 tarihinde; ... Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ...'in katıldığı mitingde \"...\" gibi şeklinde bir ifade kullandığı hususunda taraflar arasında herhangi bir çekişme bulunmadığı, söz konusu haberin bu şekilde verildiği dava dilekçesi ekinde yer alan çıktılarda aynen yer aldığının görüldüğü, dava konusu haber ile ilgili olarak yapılan incelemede söz konusu haberin halihazırda twitter da “...\" ...” adresinde “...\" şeklinde bir yazı ve video ile yayında olduğu, haberin 26.03.2019 tarihli olduğu ve 5890 retweet, 908 yorum ve 17.600 beğeni aldığı. Yine aynı şekilde davacıya ait (... adresinde; “Okurlarımızdan...'in sözleriyle ilgili iki farklı yorum geldi: ..., ...'i seviyor veya deliyor. Sizce hangisi? şeklinde anket yapıldığı davacı tarafin iddialarına konu olan ... Twitter'da twitter haberinin halen yayında olduğu görülmektedir.Yine davalı şirketçe 05.10.2020 tarihinde dosyaya sunulan dilekçe ekinde ...org olarak twitter da yer alan yalan ve yanlış haberle ilgili olarak analiz sonuçlarının yer aldığı çalışmada “...” başlıklı sayfada sahte haberin yayılmasına neden olan ve paylaştıkları içerikler en fazla etkileşim alan 5 aktör olarak; \".... - ... - ... hesabi 61.599 kaç ... - ... - ... hesabı 52,036 ...com.tr — haber sitesi 32.943 barış ... —Resmi hesabı 20.803 .... - Anonim Twitter hesabı 19.684Şeklinde  bilgilerin yer aldığı ve bu listede davacı tarafın 32.943 ile 3. Sırada olduğu görülmektedir. Basının kullandığı dilin daha dikkat çekici ve daha kışkırtıcı olabileceği, basının, bir haberi herkesin anladığından ve yorumladığından daha farklı yorumlayabileceği, basının farklı yorumlarına açık olmak gerektiği,fakat öncelikle haberin  doğru olması gerektiği, habercilik sitelerinin öncelikle kamuoyuna haberi doğru vermek ile sorumlu oldukları, haberlerin içeriğinin  doğru olduktan  mizahi  şekilde  dikkat çeken ifadelerle sunulabileceği açıktır.Bu noktadan bakıldığında haber sitelerinin sunduğu haberlerin doğru olduğuna dair öncelikle araştırma yapmakla yükümlü oldukları söz konusu dava konusu haberde küçük bir araştırma ile davacı şirketin twitter hesabında yayınlandığı şekilde \"...\" değil ,\"...\" sözlerin kullanıldığının anlaşılacağı, bu durumda haber içeriğinin doğru olmadığı,  ,...sitesinin twitterde yer alan haberleri  doğrulamak amacıyla kurulan bir site  olduğu, bu sitenin twitterde yer alan bir çok haber ile ilgili olarak doğrulama yaptığı buna  ilişkin belli aralıklarla  sitesinde analiz  raporlarını yayınladığı, yukarıda açıklandığı gibi davacı şirkete ait  dava konusu haberde olduğu gibi başka haberleri de analiz ettiği raporu sitesinde yayınladığı bu rapor incelendiğinde haberlerin doğruluğu konusundaki inceleme  dışında, inceleme sınırları dışına çıkacak şekilde  davacı şirket yada diğer  haberleri yayınlayan şirketlere ilişkin olumlu yada olumsuz herhangi bir uyarıda bulunulmadığı ,yayınlanan bu raporun aksinin de iddia edilmediği, davalı şirkete ait ...org sitesinin bu eyleminin kamu yonun doğru bilgi edinme hakkı kapsımında değerlendirilmesi gerektiği  aynı teyit işleminin herhangi başka bir kurum  yada İnternet sitesininde yapabileceği , bu şekilde gerçekleştirilen araştırma, inceleme,  analiz sonuçlarının yayınlanmasının  yorum katılmadan inceleme sınırları içerisinde kalmak ve doğru  olması  kaydı ile  haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, zira  bütün basın için geçerli olan kuralların da var olduğu , bunların başında “haberin içeriğinin doğruluğu”, “kişilerle ilgili ise haber değeri”, “kişilik haklarına saygı”, “temel hukuk kurallarına uygun haber”, “suç ve suça teşvik niteliğinde olmaması gibi  gibi ceza hukukunun kurallarına uygunluk” ilkelerinin  sayılabileceği, bu çerçevede  bu sınırlara uyularak yapılan değerlendirme, sınıflandırma, doğruluk testleri  içeriğinde bir markayı bir şirketi yada bir diğer basın organının belirtiyor  olsa bile bunların hukuk  uygun olacağı  açıktır.Sonuç  olarak davacı tarafin twitter hesabında Sayın ...'in “...'in ... deldiği” gibi içeriğin paylaşıldığı, bu içeriğin 32 943 etkileşim aldığı,  Davalı ....'un kendi amaç ve misyonunu, basında ve internet ortamında  yayınlanan haber içeriklerinin doğru olup olmadığına ilişkin kontrol olarak belirlediği,  amacın hukuka aykırı olmadığı, davacı tüzel kişinin de kişilik haklarından yararlanabileceği, Basının haberlerinde eleştiri getirebileceği, bu eleştirilere de katlanılması gerektiği davalı tarafça haberin içeriğinin, veriliş tarzının ve hedefin hukuka uygun olup olmadığı kontrolünün yapılmasında doğrudan ...'in hedef gösterilmediği, kullanılan ibarelerin amacı aşmadığı ve kişilik haklarına bir saldırı olmadığı, haksız rekabet unsuru olan   kötüleme şartının  gerçekleşmediği, bu nedenle davacı  maddi ve manevi tazminat talebinin haklığı kanıtlayamadığı sonucuna varılmakla kanıtlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş  ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile,'' 1-Davacının talebine yönelik istemlerin subuta ermemesi nedeniyle DAVANIN REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mevcut bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını,HMK 279/4 uyarınca bilirkişi raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamayacağını; hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacağını, ancak 17/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda dava konusundan uzaklaşılmış olup amaç dışı tespitlerin yapıldığını ve bu rapora göre ilk derece mahkemesinin karar verdiğini, bilirkişi, değerlendirmesinde Yani Sayın ... değil de haberi yapan sitenin yakını olan bir hanımefendinin sözleri bu şekilde yayınlansa idi nasıl tepki verilirdi? dediğini, raporda yer alan bu cümlenin özel veya teknik bilgiyi gerektirmediğini ve hâkim tarafından yapılması gereken değerlendirmeyi bilirkişinin yaptığını,Bilirkişi, değerlendirmesinde ağzından çıkanı kolaylıkla tespit edebilecekken diyerek bir değerlendirmede bulunduğunu, vaziyet.com.tr iki farklı yorum geldiği için okurlarına anket yönelttiğini, bu anketin sonucunda 15.476 kişinin oy kullandığını, bu oylamanın sonucunda ise bilirkişinin değerlendirmesinde olduğu gibi kolaylıkla tespit durumu söz konusu olmayıp 15.476 kişinin %77,2si deliyor şeklinde yorumlandığını, bu halde bilirkişinin hangi tekniklerle ulaştığını bilmediğimiz kolaylıkla tespit edilebilirdi değerlendirmesinin doğru olmadığını, kaldı ki dava konusu Sayın...söyledikleri değil müvekkile yapılan yanıltıcı hedef gösterdiğini,Yukarıda açıklanmak üzere bu rapor amacını aştığından dolayı dikkate alınmamasını ve bilirkişi raporuna itirazların kabul edilip ek rapor için bilirkişiye gönderilmesi gerektiğini, ancak HMK madde 279/4 usulüne ve bilirkişilik yönetmeliğinin temel ilkeler başlığı altındaki madde 5/1 ve madde 5/2ye aykırı düzenlenen bu rapora itirazların kabul edilmediğini gerekçeli kararda görülebileceği gibi bu rapor üzerinden bir karara verildiğini, Mahkeme tahkikat aşamasında ilk ıslah talebini reddettiğini, gerekçeli kararında bu talebine değinilmediğini,14/09/2022 tarihindeki celsede davacı vekili ve davalı vekili hazır bulunurken sözlü olarak ıslah talebinde bulunmak için mahkemeden ek süre talep edildiğini, mahkemenin bu talebini reddettiğini, (HMK m 176/1:Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.) (HMK m.177/3: Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir.). 23/09/2020 tarihindeki celsede tahkikat yargılamasına geçilmesine karar verildiğini, ıslah talebinin reddedildiğini,14/09/2022 tarihindeki celsede de sözlü yargılamaya geçilmediğini, (HMK m.177/1: Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.) Bu nedenle talep sonucunu değiştirip haksız yayının durdurulması maksatlı ıslahı için süre talebinin reddedildiğini ve gerekçeli kararda nedeni hakkında hiçbir açıklamanın yapılmadığını,... medyanın doğrudan hedef gösterilmediği düşüncesinin hukuk nezdinde bir bağlayıcılığının olmadığını,Gerekçeli kararda müvekkilin doğrudan hedef gösterilmediğinin vurgulandığını, ancak sahte haberi en çok yaygınlaştıran 5 aktör diye belirttikten sonra vaziyet medyanın ismi ve logosu kullanılmak suretiyle hedef gösterildiğini, EK-3: ihlal konusu raporu takiben müvekkili aleyhine sosyal medyada başlayan kampanyaya örnekler diyerek dosyada belirtilen hakaretlere varan söylemlere ve itibar kaybına maruz bırakıldığının açık olduğunu, müvekkilin doğrudan hedef gösterilmediğini söylememekle birlikte o halin kabulü halinde bile Hukuk Genel Kurulunun 2017/2623 Esaslı kararına göre kötüleme yoluyla haksız rekabette, doğrudan mağdura yönelik bir hareket yer almamakta, dürüstlük kurallarına aykırı davranılarak, mağdurun dışında yer alan kişilere, mağdurla ilgili yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici bilgiler verilerek bu kişilerin mağdur hakkında yanlış kanaat edinmeleri sağlanarak mağdur kötülenmektedir. Bu haksız rekabet türünde, konu mağdur veya onun ticari işletmesi ya da buna dâhil değerler, muhatap ise mağdurun müşterileridir. 6762 sayılı TTKnin 57/1-1 (6102 sayılı TTKnin 55/(1)-a-1) maddesi anlamında kötülemeden bahsedilebilmesi için ortada sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama (beyan) olmalıdır. Rapor ve tweet paylaşmak, müvekkilin ismini ve logosunu kullanmak suretiyle yazılı ve resimli şekilde beyanlarla davacı müvekkilin itibarının zarar gördüğünü, Hukuk Genel Kurulunun kararında ifade edildiği gibi doğrudan hedef gösterme şartının aranmadığını, ezcümle, ilk derece mahkemesinin müvekkilin doğrudan hedef gösterilmediğini ileri sürerek karara varmasının hukuka aykırı olduğunu,Kişilik haklarına saldırı olmadığının değerlendirmesinin yanlış olduğunu, Gerekçeli kararda da ilk derece mahkemesinin kabul ettiği üzere tüzel kişi de kişilik haklarından yararlanabileceğini, yararlandığı bu kişilik haklarının mahkeme tarafından da gerek Medeni Kanun gerekse Borçlar Kanunu uyarınca korunması gerektiğini, vaziyetin yerel seçimlerde sahte haber karnesi ve sahte haberi en çok yaygınlaştıran 5 aktör diye hedef alındıktan sonra bu ifadeleri okuyanların gözünde itibar kaybı yaşamamasının mümkün olmadığı gibi bu ifadelerin amacını aşmadığını düşünmek hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu ifadelerin eleştiri sınırları dahilinde değerlendirilmemesini, kişilik haklarına yönelik bu denli sert ve keskin ifadelere katlanmanın mümkün olamayacağı gibi bir haber organı için en önemli unsurlardan olan güvenirliliğine yönelik saldırıyı sadece 1 haber nedeniyle sarsmak (kaldı ki o haber için 15.476 kişinin %77,2 si aynı görüş belirtmiştir.) dahi başlı başlına amacın aşıldığını ortaya koyduğunu, Haksız rekabet unsuru olan kötüleme şartının gerçekleşmediği nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebi reddinin hukuka aykırı olduğunu,İlk derece mahkemesince haksız rekabet unsuru olan kötüleme şartının gerçekleşmediği için maddi ve manevi tazminat talebinin haklılığının kanıtlanamadığını, öne sürerek davanın reddine karar verildiğini, bu değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, zira kötüleme şartının gerçekleştiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/2623 E. , 2021/387 K. Kararında görülebileceği üzere kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle bir açıklamanın (beyanın) olması; bu açıklamanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması; nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerektiğini, buradaki \"kötüleme\" kavramı, genel bir ifade ile bir kişinin ticari hayatı hakkında olumsuz intiba yaratılmasını ifade ettiğini, Hukuk Genel Kurulunun bu ifadesinin önemli olduğunu, davanın konusu tam olarak davalıların yayınladığı raporun yanıltıcı olmasının yanı sıra bir haber organı için en önemli unsurlardan olan güven duygusunu yayınladıkları raporda hangi habere istinaden olduğunu, sebebi ve sonuçları belirtilmeden diğer haberlerin de müvekkilin yapmış olabileceği izlenimini uyandırarak müvekille ilgili yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici bilgiler verilerek okurların müvekkili hakkında yanlış kanaat edinmeleri sağlanarak davacı şirkete yönelik ifadelerinin 6102 sayılı TTK'nın 55/1 maddesi anlamında kötüleme teşkil etmek suretiyle davacı müvekkilin kişilik haklarının zarar görmesine neden olmasını,Haksız rekabetin kabulü için kötülemenin gerekli olmadığını, İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında aynen haksız rekabet unsuru olan kötüleme şartının gerçekleşmediği, bu nedenle davacı maddi ve manevi tazminat talebinin haklığını kanıtlayamadığı sonucuna varılmakla şeklinde açıklama yapıldığını, yukarıda kötüleme şartının TTKnin ilgili maddelerince açıkladığını ve bu şartın gerçekleşmiş olsa dahi bir an için kötüleme şartının gerçekleşmediğini düşünüldüğü durumda dahi mahkemenin sanki kötüleme unsurunun haksız rekabet için mutlak aranan bir şart gibi yaklaşmasının hukuka uygun olmadığını, bu nedenle de davanın reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, haksız rekabet ve TTK m.55 şartlarının gerçekleştiğini, Türk Ticaret Kanununun 54. Maddesi tarafından düzenlenmiş olan haksız rekabetin unsurlarının şunlar olduğunu;\"Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışların veya bu niteliklerdeki ticari uygulamaların varlığı, TTK kapsamında haksız rekabetin oluşması için şart aranmaktadır. Haksız rekabetten söz edilebilmek için failin kusurlu olması aranmamaktadır.Haksız rekabetin varlığı için bir zararın oluşması şart değildir. Haksız rekabetin oluşabilmesi için taraflar arasında herhangi bir rekabet ilişkisinin varlığı aranmamaktadır.\"Davalı ....orgun vekilinin söylediği gibi gözetleyici faaliyette bulunmasının ya da müvekkili şirketin haberini teyitlemesinden ziyade müvekkili şirketle ilgili yanıltıcı ve gereksiz yere incitici bilgiler sunarak haksız rekabet teşkil ettiğini, sayfalar öncesinde müvekkilin yaptığı bir haberi kimin yaptığını belirtmeden değerlendirip, sayfalar sonrasında \"sahte haberi en çok yaygınlaştıran 5 aktör\" arasına sokmasını, 6762 sayılı kanunun 56. maddesi haksız rekabet kavramını \"suistimal\" olarak nitelendirildiğini, yapılan haberi üstlerde paylaşıp birçok sahte haberin müvekkilin yaptığı algısını oluşturarak müvekkilin tek bir haberini kullanarak okurları yanılttığını ve işbu durumun suistimal edildiğini, bu nedenle yukarıda da sayılan haksız rekabetlerin şartları göz önüne alındığında mevzuu bahis olayda haksız rekabetin gerçekleştiğini, maddi ve manevi tazminat talebinin de bu doğrultuda yerinde olduğunu, Maddi ve manevi tazminat talebimiz hakkında;Haksız rekabet teşkil eden fiil sonucunda meydana bir zarar gelmişse, haksız rekabet fiilinden zarar gören kimse zarar ve ziyanın tazmin edilebilmesi adına maddi tazminat davasının ikame olunduğunu, davalıların yayınladığı raporun müvekkili şirketin ticari itibarına bir saldırı niteliğinde olduğunu ve rapordan sonra sosyal medyada aleyhine birçok sert eleştiriye ve hatta hakaretlere uğradığını, ihlal konusu raporu takiben müvekkili aleyhine sosyal medyada başlayan kampanyaya ilişkin örneklerin dava dilekçesinin ekinde ilk derece mahkemesine sunulduğunu, ekteki belgelerin dahi müvekkili şirketin itibar kaybı yaşadığını ortaya koyduğunu, müvekkilin doğrudan maddi zararının ispatlamasının güç olduğunu, zira ... Haber halihazırda aldığı bağışlar ve sınırlı bir reklam geliriyle faaliyetlerini sürdürdüğünü, ancak yine TTK'nın haksız rekabete ilişkin m.54/3 hükmü uyarınca haksız rekabetin doğması için zararın doğmasına gerek olmadığını, işbu algının yanıltıcı ve karalayıcı rapordan sonra müvekkilin bağış ve reklam gelirlerinde azalmanın gerçekleştiğini, bu nedenle maddi tazminatın koşullarının gerçekleştiğini, İhlalin sona erdirilmesini Kanunda yargılamayı etkileyen hususların istinaf sebebini oluşturduğunu, lüzum görülürse duruşma yapılarak işin esasına tekrar girmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesince inceleme yapılıp yeniden karar verilebileceğinin düzenlendiğini, zira, istinaf aşamasında tarafların yeni vakıaların ileri süremez ve yeni delillere dayanamaz şeklinde düzenleme olsa da sayın mahkemece, ihlalin sona erdirilmesi talebinin yeni olmadığını tahkikat aşamasında iken 14/09/2022 tarihindeki celsede yerel mahkemenin davacı vekili ve davalı vekili hazır bulunurken sözlü olarak ıslah talebinde bulunmak için mahkemeden ek süre talebinin reddedip karara varıldığına, tahkikat aşamasında iken ilk ıslahla talep sonucunu değiştirip maddi ve manevi tazminat istemi yerine haksız yayının durdurulup ihlalin sona erdirilmesi maksatlı söz konusu sahte haberi en çok yaygınlaştıran 5 aktör adlı tweet ve raporun kaldırılması gayesini taşıyan talebinin reddedildiğini ve gerekçeli kararda buna değinilmediğini, söz konusu raporun ve tweet yayında kaldığı sürece davacı müvekkilin ismini ve logosunu görmeye devam edeceklerin müvekkile karşı güveninin sarsılmayacağını düşünmek mümkün olmamakla birlikte haksız rekabetin neticesinde ortaya çıkan yanıltıcı ve gereksiz yere incitici başlık taşıyan rapor ve tweetin görsel ve yazılı yayında kalmaya devam etmesi nedeniyle davacı müvekkilin kişilik hakları ihlal edilmeye devam edildiğini, (TMK 24 ve TMK 25). Bir kimsenin kişilik haklarını ihlal edecek şekilde video, resim, haber, yorum vb. içeriklerin internet ortamında paylaşılması halinde, kişilik hakkı ihlal edilen kişi içeriğin çıkarılmasını veya erişimin engellenmesini isteyebileceği düzenlendiğinden (5651 sayılı Kanun m.9/1) ihlalin sona erdirilmesi talebinin yerinde olduğunu, İleri sürülerek istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul Anadolu 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/198E, 2022/514K sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak ıslah talebinin kabul edilerek ihlalin önlenmesini, ıslah talebinin kabul edilmediği durumda ise maddi ve manevi tazminat talebinin kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355.maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılıkgörüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; haksız rekabet sebebiyle uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararın tazmini talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda maddi ve manevi tazminat talepli davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta; davacı şirkete ait haber sitesinin twitter isimli sosyal medya hesabında, Mart 2019 yerel seçimleri öncesinde, 26 Mart 2019 tarihinde yer alan haberde  ... Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Adayı...n'in katıldığı mitingde “...\" şeklinde başlığı ile video yayımlandığı ve altında \"...\" şeklinde anket sorusu paylaşıldığı ve anket yapıldığı, bunun üzerine videoda Belediye Başkan Adayı ...'in sözlerinin “...\" değil, “...\" olduğunun tespit edilmesi üzerine davalı tarafından davacının yaptığı haberdeki iddianın yanlış olduğu yönünde doğrusu paylaşılmak suretiyle internet sitesi ve sosyal medya hesabında paylaşım yapıldığı, davalı tarafından \"...\"şeklinde ve “...” başlıklı sayfada \"...\" şeklinde paylaşım yaptığı ve  davacı tarafın bu listede 3. sırada yer aldığı görülmüştür. Davacı tarafından yapılan paylaşım videosunun bilirkişi inceleme tarihinde halen davacının sosyal medya hesabında yer aldığı ve Belediye Başkan Adayı ...'in videoda açıkça “...\" dediğinin tespit edilmesine rağmen “...\" şeklinde başlık kullanıldığı ve ankete açıldığı, bu haliyle haberin doğru olmadığının sabit olduğu, davalı tarafından da söz konusu haber ve doğrusu gösterilmek suretiyle davacı tarafından paylaşılan haberin sahte olduğunun belirtildiği ve aldığı etkileşim dikkate alınarak sahte haber yaygınlaştırılan site ve sosyal medya hesaplarının sıralandığı, davacının iddia ettiği gibi davacının yayımladığı tüm haberler kastedilerek en fazla yalan haber yayan sosyal medya hesapları arasında göstermediği, haberin yanlış olduğu ve aldığı etkileşim dikkate alınarak sıralama yapıldığı dikkate alındığında TTK'nın 54 ve 55 maddeleri uyarınca haksız rekabet ve buna bağlı olarak maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla Mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.HMK'nı 282/1 maddesi uyarınca Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Somut uyuşmazlıkta davalı tarafından yapılan paylaşımların haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının tespiti özel veya teknik bir bilgi gerektirmediğinden ve bilirkişice yapılan tespitler diğer deliller ile birlikte hakim tarafından serbestçe değerlendirileceğinden ek rapor alınmadan mevcut delil durumuna göre Mahkemece karar verilmesi isabetlidir. Bunun yanında Mahkemece davacının katılmadığı 01/06/2022 tarihli duruşmada \"Gerekirse yargılamaya HMK 184/2 ve 186 maddeleri gereğince gelecek celse sözlü yargılamaya geçileceği taraf vekillerine ayrı ayrı ihtarına\" şeklinde hüküm kurulduğu, taraf vekilleri adına çıkarılan davetiyede sözlü yargılamanın bir dahaki celse yapılmasına karar verildiği belirtilerek sözlü yargılama ihtaratı yapıldığı, ancak davacı vekili tarafından bir sonraki celse olan 06/07/2022 tarihli duruşma için mazeret verildiği ve mazeretinin kabulüne karar verilerek duruşmanın14/09/2022 tarihine ertelendiği, davacı vekili tarafından bu duruşmada ıslah talebinde bulunduklarının beyan edildiği, ancak talebin sözlü yargılama aşamasına geçilmiş olmasından sonra yapılmış olması sebebiyle Mahkemece talebin reddine karar verildiği, HMK'nın 177/1 maddesi uyarınca ıslahın tahkikatın sona ermesine karar yapılabileceğinin hüküm altına alındığı, Mahkemece 01/06/2022 tarihli duruşmada sözlü yargılama aşamasında geçildiği ve bu hususa ilişkin ihtaratlı davetiyeyi taraf vekillerine tebliğ ettiği gözetildiğinde tahkikat aşamasından sonra yapılan ıslah talebinin Mahkemece reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gibi, yukarıda açıklandığı üzere haksız rekabet şartları oluşmadığından davalının ihlali sona erdirmesine ilişkin ıslah dilekçesi verilmesinin de sonuca etkisinin olmayacağı anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.    <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b0bf57bf6209aac9","SID":"0656abd1b710e727"}}