{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: .<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 19/06/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ..<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t:....<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ...<br>TARİHİ\t\t: 03/12/2024 <br>NUMARASI\t\t: ...<br><br>DAVACI\t: ....<br>VEKİLLERİ\t: Av. ....<br>\t  Av. <br>DAVALILAR\t:....<br>VEKİLLERİ\t: Av. <br><br> <br>DAVANIN KONUSU\t: Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/06/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde;  .... günü, saat:00:40 sıralarında, ......., davalı sürücü... 'in yönetiminde, bölünmüş yol olan ....Bulvarı’nda, .... kavşağından,... istikametine gidiş yönündeki taşıt yolunu takiben seyretmekte olan, ....plaka numaralı, Fiat marka, 1996 model, davalı ... adına kayıtlı, diğer davalı ... Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası poliçesi ile sigortalı otomobilin ....Sokak kavşağı mahallinde, .... yaya üst geçidi altında, geçide 5 metre mesafede, taşıt yolunda, bir arkadaşı ile birlikte, belirtilen yöne göre, sağdan sola geçmek isteyen,....  adlı yayaya, sağ ön kısmı ile çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, çarpma sırasında araç üzerinde savrulan davacı yaya ...'ın , ön kaput, sağ dikiz ayna, sağ ön cam ve kapı camına çarpması sonunda, hayat fonksiyonlarının ağır (6) derecede  etkilenmesine yol açacak şekilde yaralandığını, açıkladıkları nedenlerle fazlaya  ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 25,00-TL geçici iş göremezlik ve 25,00-TL sürekli iş göremezlik zararının davalı... Sigorta Anonim Şirketi yönünden temerrüt tarihinden (21.04.2022) işletilecek avans faizi, davalılar sürücü... ve araç sahibi ....  yönünden kaza tarihinden (04.04.2021) işletilecek yasal faiziyle tahsilini dava ve talep etmiştir. <br>Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yan her ne kadar 04/04/2021 tarihinde davalılardan ... ait ve olay anında diğer davalı...'in kullandığı.... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında yaya bulunduğu esnada yaralandığından bahisle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı isteminde bulunarak işbu davayı ikame etmişse de somut olayda talep edilen alacak kalemlerinden müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu kazaya karışan... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde Karayolu Zorunlu Mali mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, şirketlerince sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusursuz olduğunu, trafik sigortası ile sigortalı aracın üçüncü kişilere verdiği zararların (teminat kapsamında ise) poliçe limitleri dahilinde ve kusuru oranında tazmin edildiğini, somut olayda şirketlerinin sorumluluğu bulunmadığını, şirketlerine başvurunun usulüne uygun olmadığını, faiz talebinin uygun olmadığını, haksız davanın reddini talep etmiştir. <br>Davalı asiller ...vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davaya konu kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin  kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, kaza sonrası kolluk tarafından tutulan kaza tespit tutanağında ve ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... Soruşturma Numaralı savcılık dosyasında alınan 11/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu kazanın meydana gelmesinde davacı tarafın asli ve tam kusurlu olduğunu, davalı müvekkilinin söz konusu kazadan herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığının tespit edildiğini, davacının 5 metre gibi yakın mesafesinde bulunan üst geçidi kullanmayarak, yayaların karşıdan karşıya geçmesi yasak olan şehirler arası otoyol üzerinde gerekli kontrolleri yapmadan, alkollü olarak aniden yola çıkması sonucu meydana geldiğini, usul ve yasaya aykırı davanın  reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \"..Somut olayda 2918 sayılı KTK'nun ve TBK'nun haksız fiile ilişkin tazminat esaslarını düzenleyen hükümler uygulanacak olup davacı taraf davalı sigorta şirketinin sigortaladığı araç sürücüsünün kusuru oranında davalılardan zararının tazminini talep edebileceğinden, dosya kapsamında alınan kusur raporlarından .... Nöb. Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak... 'den 24.07.2023 tarihli raporda her ne kadar  Davacı yaya ... asli derecede % 80 (yüzde seksen) oranında, davalı...’in hatalı sevk ve idaresinin ise, ikinci (tali) derecede ve takdiren % 20 (yüzde yirmi) oranında olduğu tespit edilmiş ise de;.... Nöb. Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak, eski Trafik Fen Heyeti'nden Trafik Teknik Elemanı .., Makine Müh. ..., Trafik Teknik Elemanı ....'den alınan 11.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; Davacı yaya ..., meydana gelen olayda % 100  (yüzde yüz) oranında, Davalı sürücü...’i kusursuz olduğu tespit edilmiş, yine raporlar arasında oluşan çelişki nedeniyle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden 29.08.2024 tarih ve ... sayılı rapor alınmış, bu raporda özet olarak davalı sürücü...'in kusursuz olduğu, davacı yaya .... %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu tespit edildiğinden ve gerek... Nöb. Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak, eski Trafik Fen Heyeti'nden gerekse  Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan alınan kusur raporları, kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamına göre kazanın oluşuna uygun olduğundan bu iki rapora itibar edilmiş, davacının davaya konu kazada asli ve tam kusurlu olduğu anlaşılmakla tazminat talebinde bulunulamayacağı\" gerekçesiyle davanın reddine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde;  Yerel mahkeme davanın reddine karar verdiğini, davada üç adet kusur incelemesi yapıldığını, bunlarda ... Trafik Kürsüsü davalı tarafı kusurlu bulduğunu,  ... Fen Heyeti ve Adli Tıp Kurumu Trafik Kürsüsü ise yüzde yüz müvekkilini kusurlu bulduğunu, mahkemece de müvekkilinin yüzde yüz kusurlu olduğuna kanaat getirildiğini, kamu düzeni açısından ve kurallar açısından ... Trafik Kürsüsünün vermiş olduğu raporun adil ve bilimsel olduğunu düşündüklerini, hükme bu raporun esas alınması gerektiğini, ATK'nın ise hangi ifade ve beyanları dikkate alarak, müvekkiline yüzde yüz kusur atfettiğini anlayamadıklarını, davaya konu kazanın gerçekleştiği yolun Bölge Adliye Mahkemesinden eve giderken kullanabileceğiniz bir yol olduğunu, bu yolun çok geniş bir yol olduğunu,  sürücü gereğinden fazla hız yapsa bile veya fren ya da manevra yapsa bile burada kurtarma ihtimalinin yüzde yüz olduğunu,  ATK ''sürücünün durma mesafesi sınırları içerisinde yaklaşmış olması nedeniyle tedbirde dahi çarpmaya engel olamayabileceği'' denildiğni, bu konuyu Bölge Adliye Mahkemesi heyetine bıraktıklarını, manevra yapması halinde zira kendi ifadesinde bahsettiği gibi hızlı değilse rahat kurtarabileceğini, ancak geriye hızlı olduğu, frene tedbirli ve etkin bir şekilde basmadığı, yine gerilerden gelirken etkin bir korna sesi çıkartmadığı kuvvetle muhtemel olduğunu, ATK heyeti akla mantığa sığmayacak şekilde dosyada tanık beyanı (yani üçüncü bir kişinin beyanı) olması rağmen davalının beyanına itibar ettiğini, müvekkili ve tanığın beyanına itibar etmediğini, burada hem şeklen hem de esasen adil bir durum söz konusu olmadığını, zira müvekkilinin de tanık ... de korna sesi duymadıklarını, kaza tespit tutanağı incelendiğinde araç 20 metre ileride durabildiğini, heyetin kağıt okuyarak harita incelemeyerek hukuki izahtan yoksun bir rapor yazdığını, her ne kadar müvekkilin asli kusurlu kabul edilse de davalının tali kusuru göz ardı edilmemesi gerektiğini,  fren izinin  de olmadığını,...Trafik kürsüsü insancıl bir şekilde ve etkin fren, direksiyon manevrası, tesirli korna tedbirleri dikkat çektiğni, yine yolda fren izinin bulunmadığının da belirtildiğini, KTT incelendiğinde davalının 40 metre sonra durabildiğini,  bu durumda bu raporun daha itibar edilebilir bir rapor olduğunu,  dosyada hiçbir zaman keşfin de yapılmadığını, bahsettiği hususların keşifle tespit edildiği takdirde raporların da durumunun değişeceğini, bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme ilamının ortadan kaldırılarak yeniden incelenmek üzere yerel mahkemeye iadesini talep etmiştir. <br>Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili istinafa cevap dilekçesi ile; Öncelikle dava değeri itibariyle kesin olması gereken yerel mahkeme ilamının istinaf kanun yolu açık olarak verilmesinin hatalı olduğunu, bu sebeple davacının istinaf başvurusunun usulden reddi gerektiğini, buna karşın esastan inceleme yapılacak olması halinde ise yerel mahkeme ilamının hükmüne esas teşkil eden bilirkişi raporlarının net, anlaşılır, denetlenebilir, somut verilere dayanır ve birbiriyle örtüşür vaziyette olduğunu,  ilk olarak dava konusu ile ilgili olarak resmi makamlarca tutulan kaza tespit tutanağında kazanın oluşumu \"Sürücü... idaresindeki... plakalı araç ile ... Kavşağı istikametinden ... Kavşağı istikametine doğru seyir halindeyken ...Üst Geçidi (Yaya üst geçidi ) önüne geldiği esnada, üst geçidi kullanmadan akan trafik içinde karşıdan karşıya geçmek isteyen yaya ... çarpması\" şeklinde özetlendiğini, bununla birlikte bu kazanın oluşmasında yaya ... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 68/1-c maddesinde \"Taşıt yollarında, geçitlerde veya zorunlu hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunmak veya buraları saygısızca kullanmak yasaktır.\" şeklinde düzenlenen kuralı ihlal ettiğinden tam ve asli kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğunun  yine resmi kaza tespit tutanağına göre sabit olduğunu, somut olayda davacının istinaf dilekçesinde talep ettiği gibi kusur bakımından giderilmesi gereken bir ihtilaf ya da çelişki bulunmadığını, sigortalının dava konusu kazanın oluşmasında kusuru bulunmadığı hallerde müvekkili sigorta şirketinin de sorumluluğunun bulunmadığını, sigortalının kusurunun bulunmadığı hallerde sigorta şirketinin de zorunlu trafik sigortası kapsamında herhangi bir ödeme yapmayacağını, bu raporlar doğrultusunda, yerel mahkeme tarafından davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı yanın yapmış olduğu istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiğini belirtmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br> Borçların kaynakları sorumluluk hukuku olarak da adlandırılan borçlar hukukunda düzenlenmiştir.<br> Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir.<br> Sorumluluk hukukunun tarihsel gelişim süreci içerisinde, kusur sorumluluğundan kusursuz sorumluluğa uzayan bir yol izlenmiştir. Sorumluluk türlerinden en yaygın ve en geniş olanı kusur sorumluluğudur. Kusur sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla sözleşme dışında diğer bir kimseye vermiş olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür. Bu sorumlulukta kusur, sorumluluğun kurucu unsuru olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle sorumluluğun doğması için zarar, uygun illiyet bağı ve hukuka aykırılık unsularından başka zarar verenin davranışının kusurlu olması da gerekir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2024, s. 564). Kusur sorumluluğunda bir zararı başkasına tazmin ettirmek, ancak zarar onun kusurlu bir fiilinden doğmuş ise mümkündür (Haluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara 1967, s. 89). Kusur sorumluluğuna doktrin ve uygulamada eş anlamda olmak üzere haksız fiil sorumluluğu veya sübjektif sorumluluk da denilmektedir.<br> Türk Borçlar Kanunu'nun Borç İlişkisinin Kaynakları başlığı altında, sözleşmeden doğan borçlar (md.1–48) ile haksız fiilden doğan borçlar (md.49–76) düzenlenmiş; yine aynı başlık altında, borçların üçüncü genel kaynağı olarak sebepsiz zenginleşmeye (md.77–82) yer verilmiştir. Bunların dışında bir de kanundan doğan borçlar bulunmaktadır.<br> Özetle, hukukumuzda borçların kaynağı; sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ya da bir kanun hükmü olarak kabul edilmiştir.<br> Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Böylece haksız fiilden sorumluluk, tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmüyle düzenlenmemiş bütün hâllerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğunun söz konusu olması, TBK'nın 49. maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Bir başka ifadeyle, ayrık bir düzenleme bulunmayan kusur sorumluluğu hâllerinde, aynı Kanun'un 49. maddesi ve devamında yer alan esaslar uygulanır. (Hukuk Genel Kurulunun 16/04/2025 tarihli 2023/6-963 Esas,  2025/230 Karar sayılı kararı)<br> Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde ifadesini bulan haksız fiilden söz edilebilmesi için şu dört unsurun birlikte bulunması zorunludur: Öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunmalıdır. İkinci unsur, fiili işleyenin kusurudur. Üçüncü olarak, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğmalıdır. Nihayet, dördüncü olarak doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda, haksız fiilin varlığından söz edilemez (Hukuk Genel Kurulunun 30.09.2021 tarihli ve 2017/4-1455 Esas, 2021/1117 Karar sayılı kararı).<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50. maddesi \"Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.<br>Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde dava konusu kazada  davacı yaya ... olay yerinde karşıdan karşıya geçişini kendi can güvenliğini sağlamak bakımından 5 metre mesafede bulunan yaya üst geçidinden yapması gerekirken, aksine yayaların taşıt yolu üzerinden karşıya geçişi orta refüj üzerindeki 140 cm. yüksekliğindeki demir korkuluklar ile engellenmiş olmasına rağmen taşıt yolu üzerinden geçmeye çalıştığı,  geçiş yapmak istediği yolun yüksek seyir hızına sahip dört şeritli bölünmüş yol olduğunu dikkate almadığı, karşıya geçmeye çalışmadan önce kendisine yaklaşmakta olan araçların uzaklık ve hızlarını kontrol etmemekle, kendisine emniyetle durdurulamayacak kadar yaklaşmış bulunan davalı sürücü yönetimindeki aracın geçişini beklememekle, ilk geçiş hakkını araçlara vermemekle, böylelikle olay yerinde yaya üst geçidi bulunmasına ve yayaların taşıt yolu üzerinden karşıdan karşıya geçişi yasaklanmasına rağmen akan trafikte kontrolsüzce dört şeritli yolu karşıdan karşıya geçişi sırasında sağdan ikinci şeridi takiben gelen davalı sürücü yönetimindeki aracın çarpmasına maruz kaldığı olayda  tamamen kusurlu olduğu yönündeki soruşturma dosyasındaki bilirkişi görüşü, iş bu dosyada alınan .... Trafik Fen Heyeti ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporlarındaki bilirkişi görüşünün dosya kapsamındaki delillerle uyumlu ve itibar edilebilir olduğu kanaatine varıldığından dosyadaki belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere göre ve özellikle davalı sürücünün kusuru bulunmadığından haksız fiil sorumluluğundan bahsedilemeyeceği nazara alındığında, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşılmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-...Ticaret Mahkemesi'nin 03/12/2024 tarih,... Esas ... Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine,<br>5-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine,<br>6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/06/2025\t\t\t\t<br>....Başkan<br>....Üye<br>....Üye<br>...Katip<br><br><br><br>  Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c13a517742e7fc22","SID":"26ab0fb8d714cbd4"}}