{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/182 <br>KARAR NO: 2025/1043<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/07/2021<br>NUMARASI: 2019/763 Esas -  2021/546 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkmaya İlişkin)<br>İSTANBUL 19. ASLİYE TİCA<br>DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün  Asıl dava davacısı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>ASIL DAVADA <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'in yabancı yatırımcılara gayrimenkul danışmanlık hizmeti verdiğini, bu süreçte davalıyla tanıştığını ve birlikte %50 hisseli ortak gayrimenkul danışmanlık şirketi kurmayı teklif ettiğini, bunun için davalıdan 220.000 TL talep ettiğini, davalının bu anlaşmayı kabul etmesiyle ... isimli şirket kurulduktan bir süre sonra bahsi geçen ortaklık bedelinin bir kısmını müvekkilinin şahsi banka hesabına gönderdiğini, davacının davalıdan kalan borcu istediğinde davalının şirketin özel bilgilerinin bulunduğu mail adreslerinin şifrelerini ve tanıtım için açılan www...com adresinin ID'sini değiştirdiğini, şifreleri geri vermek karşılığında davacıdan para istediğini, iş hukuki boyuta taşındığında şirketin faaliyetinin tamamen durduğunu beyanla davacının TTK 613. ve TTK 638. maddesine dayanarak şirket ortaklığından haklı nedenle çıkmasını, dava sürecinde müvekkilinin hak ve borçlarının dondurularak, şirket müdürlüğü yetkisinin kendisinden alınarak davalıya ya da mahkememizce uygun göreceği üçüncü bir kişiye verilmesini, yargılama ve avukatlık ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin şirkete bilgi edinme kapsamında ihtarname göndermesi üzerine davacının hukuki mesnedi bulunmuyorken ortaklıktan çıkmak için bu davayı ikame ettiğini, davacının açmış olduğu şirket ortaklığından çıkma talepli davanın şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerektiğini, davalının bahsi geçen 220.000 TL'lik ortaklık bedelinin büyük bir kısmını daha sonra şirket hesabına yatırılmak suretle davacının şahsi hesabında olduğunu, davacının bu parayı şirket hesabına yatırmadığı gibi davalıya da iade etmediğini, bunun yanında şirketin ihtiyacı olduğunu belirterek davalıdan sürekli para istediğini, davacının iddiasında yer alan şirketin web sitesinin alan adlarını davalının şirkete devretmesi gibi bir zorunluluğu olmadığını, müvekkillerinin şirketin faaliyetlerinin durmasıyla bir alakası olmadığını zira kendisinin sadece şirketin ortağı olup yönetimde söz sahibi olmadığını, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, şirketin feshedilmesi gerektiğini, müvekkillerinin şirkete nakden taahhüt ettiği sermaye koyma borcunun dondurulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2019/516 ESAS 2019/527 KARAR SAYILI DOSYASINDA <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davalı şirketin diğer ortağı olan ... ve eşi ... tarafından çeşitli vaatlerle ikna edip yeni kuracakları şirkete 220.000 TL'lik ortaklık bedelini ödemesi takdirinde %50 ortak olmasını, davacının şirketin faaliyetini hızlandırmak adına başta 160.850,00 TL'lik ödemeyi davalı daha sonra şirketin hesabına yatıracağını taahhüt ederek kendi şahsi hesabına yönlendirdiğini ve bu paranın davalının eşi olan ...'in şahsi giderleri için kullanıldığını, sonrasında şirketin ihtiyacı için istediği paraları davalı vekili Av....'un hesabına gönderildiğini, şirketin kurulumundan itibaren hiçbir şekilde şirket hesabı açılmadığını, müvekkilinin sorgulamaları halinde davalının hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın şirket ortaklığından çıkmak için dava açtığını, bu olaylar neticesinde güvensizlik ortamı olduğunu beyanla davalı şirketin feshini, feshin kabul edilmemesi halinde müvekkilinin ortaklıktan çıkmasını, müvekkilinin şirkete nakden taahhüt ettiği 250.000 TL tutarındaki sermaye koyma borcunun dondurulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Mahkememizin 11/02/2021 tarihli 4 numaralı duruşmasının 2 numaralı ara kararı gereğince asıl davada davacı asilin aynı zamanda davalı şirketi temsile yetkili yöneticisi olması nedeniyle taraflar arasında menfaat çatışması bulunduğundan davalı şirketi asıl davada temsil etmek üzere temsil kayyımı atanması için davacı tarafa 1 aylık kesin süre ve yetki verilmesine, aksi halde davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verileceğinin ihtarına rağmen asıl davada davacı ... tarafından davalı şirkete temsil kayyımı atanmasına yönelik dava açılmadığı ve bu hususta mahkememize bildirimde bulunulmadığı ve davalı şirketin kayyım vasıtasıyla temsilinin sağlanmadığı anlaşıldığından asıl davada davacı tarafça davalı şirkete yönelik açılan davanın, HMK'nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri gereğince pasif husumet yokluğu sebebiyle  usulden reddine karar verilmiştir. Asıl dava şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma, birleşen dava şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkin olup, asıl davada davacı şirket ortağı ile davalı şirket arasındaki menfaat çatışmasından dolayı davalı şirketin kayyım vasıtasıyla temsili sağlanmadığından davalı şirkete yönelik açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş, birleşen davada davacı ortak tarafından TTK 636/3 maddesi gereğince haklı nedenle şirketin  feshi talebinde bulunulmakla, bilirkişi heyeti tarafından şirket kayıtları ve dosya kapsamı üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunun ikinci bilirkişi heyet raporunda da tespit edildiği üzere dava konusu şirketin sermayesinin bulunmadığı, öz kaynaklarının ekside olduğu, taahhüt edilen sermayelerinin hiç ödenmediği sabit olup, incelenen Adana 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin; 2019/360 Esas, 2021/76 sayılı kararında da belirtildiği üzere birleşen davada davacı ... tarafından diğer ortak olan ...'e gönderilen şirket ortaklık bedelinin şirket hesaplarına aktarılmadığı mahkemece bu bedelin davacı ortak ...'ya iadesine karar verildiği sabit olmakla, birleşen davada davacı ortak ... tarafından şirket sermaye bedeline ilişkin diğer ortağa ödeme yapılmasına rağmen asıl davada ortaklıktan çıkma talep eden ortak ... tarafından gönderilen ortaklık bedeli şirket hesabına aktarılmadığı gibi gönderen ortağa da geri iade edilmediği bu haliyle davacı ...'nın gönderdiği ortaklık bedelinin akıbetinin belirsiz olduğu ayrıca diğer ortak ... tarafından da ortaklığa sermaye koyma borcunun yerine getirilmediği sabit olmakla, birleşen davada ortak ... açısından diğer ortağa karşı güvensizlik ortamının oluştuğu, diğer ortak ...'in üzerine düşen görev ve borçları yerine getirmeyerek ortaklar arasında güvensizlik ortamının oluşmasına sebep olması nedeniyle birleşen davada ...  yönünden şirketin feshi talebi yönünden haklı ve geçerli sebeplerin bulunduğu ve TTK 636/3 maddesi gereğince davalı şirketin haklı sebeple feshi koşulları oluştuğundan asıl dosyada davalı birleşen dosyada davacı tarafça açılan İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/516 Esas sayılı birleşen davanın kabulü ile,  İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı davalı ...'nin TTK'nın 636/3 maddesi gereğince fesih ve tasfiyesine karar verilmiş, asıl dosyada davacı tarafça haklı sebeple şirket ortaklığından çıkma talebinde bulunulmuş ise de birleşen dava sonucunda talebe konu şirketin feshine karar verildiğinden asıl dosyada davacı tarafça davalı ... aleyhine açılan şirket ortaklığından çıkma talebi konusuz kaldığından bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl dava davacısı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Her ne kadar ...'nin TTK'nın 636/3 maddesi gereğince fesih ve tasfiyesine karar verilmiş ise de TTK kapsamında ve dahi ticari hayatın geleneksel örf ve adet hukuku düşünüldüğünde şirketin feshine karar verilmesi şirketin ticari hayattaki faaliyetlerini tamamen durdurmakta ve dahi davacı ...'in ticari itibarını zedelediğini, bu sebeple karşı davalı tarafın şirketin feshinde hukuki bir yararı yokken şirket fesih ve tasfiyesini talep etmesi ve bu talebin kabul görmesinin kabulü mümkün olmayan bir durum olup bu sebeple ...'nin TTK'nın 636/3 maddesi gereğince fesih ve tasfiyesine dair verilen kararın iptalini isteme mecburiyeti doğduğunu, ...'ne TTK 643. maddesi atfıyla TTK 536/3 maddesi gereğince tasfiye memuru olarak davacı şirket ortağı ...'in (T.C.K. No:...) atanmasına karar verildiğini, her ne kadar şirket fesih ve tasfiyesi kararına itiraz etmiş isek de bu yöndeki itirazlarımız kabul görmediği takdirde davacının tasfiye memuru olarak atanması davacıya hukuki ve cezai sorumluluk yükleyen bir durum olup şirketin feshi ve tasfiyesi yönündeki karar sonucunda bir tasfiye memuru atanacak ise bu kişinin şirket dışında üçüncü bir kişinin olması bizler için elzem olup aksi takdirde davacının tasfiye memuru olarak görev yapması kendisine hukuki ve cezai boyutlarda çok ciddi sorumluluklar yükleyecek olup kendisinin ticari hayatının sekteye uğratacak bir durumda olup bu sebeple davacının ...'in tasfiye memuru olarak atanması hususundaki karara da itiraz ettiğini ...'nin TTK'nın 636/3 maddesi gereğince fesih ve tasfiyesine dair verilen kararın iptaline, ...'ne TTK 643. maddesi atfıyla TTK 536/3 maddesi gereğince tasfiye memuru olarak davacı şirket ortağı ...'in (T.C.K. No:...) atanmasına dair verilen kararın iptaline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Asıl dava, haklı sebebe dayalı olarak limited şirket ortaklığından çıkma; birleşen dava ise limited şirketin haklı nedene dayalı olarak fesih ve tasfiyesi davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ortaklıktan çıkma ve şirketin feshi istemleri yönünden haklı sebep bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davalı ... Ltd. Şti.'nin ticaret sicil kayıtlarına göre, 500.000,00 TL sermayeli şirketin, 250.000,00 payı ...'e; 250.000,00 payı ...'ya aittir. Şirket ortaklarından ... davalı şirketin münferit imza ile temsile yetkili müdürüdür.Asıl dava davacı tarafça, diğer ortağın yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve şirket ortaklığından çıkmak için haklı sebeplerin bulunduğu iddiasıyla davacının şirket ortaklığından çıkmalarına karar verilmesi; birleşen dava davacı tarafça ortaklar arasından güvensizlik oluştuğu iddiasıyla davalı limited şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 638/2. maddesinde, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği düzenlenmiştir. TTK’nın 636/3. maddesi ise, haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir, şeklindedir.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ortaklar tarafından taahhüt edilen 500.000,00 TL sermayenin hiç ödenmediği, şirketin 31.12.2019 tarihi itibariyle sermayesinin bulunmadığı bu tarih itibariyle Öz varlığının -29,990,01 TL olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ilk derece mahkemesince Adana 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin; 2019/360 Esas, 2021/76 sayılı kararında da belirtildiği üzere birleşen davada davacı ... tarafından diğer ortak olan ...e gönderilen şirket ortaklık bedelinin şirket hesaplarına aktarılmadığı mahkemece bu bedelin davacı ortak ...'ya iadesine karar verildiği belirlenmiştir. Yapılan bu tespitlerin yanı sıra asıl dosya davacısı ...in şirket ortaklığından çıkmak için haklı sebep bulunduğunu ileri sürmesi, birleşen davada ise davacı ...'nın şirketin feshi için haklı neden bulunduğunu ileri sürmesi karşısında şirketin devamında bir yarar kalmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince birleşen davanın kabulüne karar verilerek şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı-birleşen dosya davalısı ... tasfiye memuru olarak atanmasına da itiraz etmiş ise de, kendisinin şirketin müdürü olduğu nazara alındığında söz konusu itiraz sebepleri yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı-birleşen dosya davalısı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı-birleşen dosya davalısı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı-birleşen dosya davalısı ... tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı-birleşen dosya davalısı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.14/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"db0a1f6667101ad1","SID":"3e0437ad5fb97407"}}