{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/225 <br>KARAR NO: 2025/1049<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/09/2021<br>NUMARASI: 2015/1487 Esas -  2021/605 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacı müvekkil şirket, davalı şirketten satm aldığı ve ayıplı olduğunu bilmeden kullandığı ürünlerdeki gizli ayıp nedeniyle, başarısız bir kimyasal reaksiyon elde etmiş, aynı nedenle, kullanılamaz nitelikte bir ürün ve maddi zarar doğuran bir üretim gerçekleşmiştir Üstelik, bu durum, üretim kazanlarında temizlik çalışması yapılmasını gerektirmiş ve üretimin bir süre durmasına ve sonrasında gecikmeler yaşanmasına neden olmuştur, Davacı müvekkil şirket, davalı şirketten 06.08.2015 tarihinde, ekte mevcut faturadan ve ... Şubesiz Bankacılık Dekontundan da anlaşılacağı üzere, KDV dahif fiyatı 16.139,26 TL bedelli fatura ile 4.706 kilogram ” ... (etil asetat) satın almış oiup KDV dahil olmak üzere, davalı şirkete 16.139,26 TL mal bedeli ödemiştir. Söz konusu kimyasal mal, İrsaliye No ... numaralı irsaliye fişi ile ödemeden bir gün önce 05.08.2015 tarihinde müvekkil şirketin merkezine teslim edilmiştir. Davalı şirketten satın alınan ayıplı malın 16139f26 TL satış bedelinin iadesi talebimiz. Dava konusu ayıplı mal ile birlikte üretime gire, 6 ton malzeme jelleşmiş ve zayi olmuştur. Zayi olan mal bedelinin davalıdan şimdilik 2.000,00 TL tahsilini talep etmekteyiz. Ayıplı malın kullanımı ile oluşan ve jelleşen mal imha edilmek zorunda kalınmıştır, bu nedenle malın imha 10.010,89 TL bedelinin davalıdan tahsilini talep etmekteyiz. Malin imha bedeli olarak şimdilik 3.000,00 TL Jelleşmenin meydana geldiği reaktörün temizleme maliyetinin davalıdan tahsilini talep etmekteyiz ... denizcilik firmasına 13.570,00 ödenmiştir bu maliyetten şimdilik 3,000,00 Üretimde gecikme ve reaktörün kullanılmaması nedeniyle doğan zararın davalıdan tahsilini talep etmekteyiz. Üretimde 8,5 ton atık madde nedeniyle şimdilik 2.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 27.139,26 TL nin ayıplı mal bedeline ilişiklin talep edilen 16.139,26 TL nin ödeme tarihi olan 06.08.2015tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile diğer talepler yönünden dava tarihinden İşleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;ksine, teslimden itibaren 8 gün değil tam 27 gün sonra 01.09.2015 yaptığını, bu nedenle ayıp ihbarı TK.23 te belirlenen sürede yapılmadığı için geçerli olmadığını ve dava konusu malın ayıplı olduğu bir an için kabul edilseydi bile davacı süresi içinde ve usulüne uygun şekilde ihbarda bulunmadığı için BK.223 ün ifadesiyle \" matı hali ile kabul etmiş” sayılacağını, avacıya satılan malın aynısı, malın depolandığı aynı tanktan alınarak aynı gün, aynı araçla başka alıcılara da satıldığını ve davacının aksine bu alıcılardan hiç birisi maida bir kusur beyan etmediğini, öte yandan, davacının iddiasına göre dava ve satış konusu maldaki kusur; ’su oranının olması gerekenden 20 kat daha yüksek olduğu ve bu orandaki fazla suyun nakil aracının yıkanarak temizlendikten sonra iyice kurutulmamış olmasından kaynaklanmış olabileceği\" şeklindedir ve bu iddianın olduğu bir an için kabul edilseydi bile davacının bu gerekçeye dayanma hakkı olmayacağını, çünkü davacının malı teslim aldığı tarihte, nakil aracı kendi hakimiyet alanında beklerken maldan numune alıp muayene etmesi gerekirken, bu muayeneyi yapmaması ve nakil aracının tesliminden sonra teslim mahallinden ayrılmasına izin verip teslimden 27 gün sonra ayıp ihbarında bulunması nedeniyle nakil aracında su bulunup bulunmadığını geriye yönelik olarak saptanması ve iddia doğru ise müvekkilin tanker sahibine rücu etmesi olanağı kalmadığını, davanın reddini vdavanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Dosyada mevcut tüm delillerin incelenerek değerlendirilmesinde; Hükme esas olarak aldırılan  Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/133 Talimat sayılı dosyası ile aldırılan kimya mühendisi ve mali müşavir bilirkişi heyeti tarihli bilirkişi raporu dayanak yapılarak: Taraflar arasında ticari ilişki kapsamında; davacı şirket tarafından 4.760 kg. ... karşılığında davalı şirket hesabına 06.08.2015 tarihinde 16.139,26 TL ödeme yapıldığı, davalı şirket tarafından ise ticari ilişkiye konu malın 05.08.2015 tarihinde davacı şirkete teslim edildiği, davacı şirket tarafından teslim alınan satışa konu ürünün 20.08.2015 tarihinde üretime alındığı, üründe meydana gelen jelleşmenin 01.09.2015 tarihli e-mail ile davalı şirkete iletildiği 01.09.2015 tarihinden önce davacı şirket tarafından davalı şirkete yazılı ayıp ihbarında bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Davalı şirkete ait malın davalı tankeri ile davacı tarafa teslim edildiği, davacı şirket tarafından malın bedelinin ödendiği hususlarında taraflar arasında çelişki bulunmadığı, Davalı şirket tarafından şahit numunenin alınarak davacı tarafa teslim edildiği, şahit numunenin davacı tarafça incelettirilmesinde sorun bulunmadığı, aynı şahit numuenenin davalı tarafça davacıdan istenerek yeniden incelenmesinde de sorun bulunmadığı, davacı şirket tarafından tanker ile teslim edilen maldan şahit numune alınmadığı, davacı tarafından teslim alınarak üretime sokulan üründe ayıp bulunduğu, ayıbın üretim ile ortaya çıkması nedeniyle maldaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde bulunduğu, davacı şirket tarafından davalı şirketten satın alınan üründen teslim anında şahit numune alınmadığından davaya konu üründeki ayıbın davalı şirketten kaynaklanıp kaynaklanmadığının ispata muhtaç olduğu, davacı şirket tarafından ise davalı şirketin ayıplı ürün teslim ettiğini dosyada mevcut deliller ile ispat edemediği, Davacı şirket tarafından 20.08.2015 tarihli üretim ile ortaya çıkan davaya konu edilen satışa konu ... ürünündeki ayıbın gizli ayıp mahiyetinde olduğu, davacı şirket yetkilileri tarafından satın alınan üründeki gizli ayıbın TTK 18. Maddesine göre yazılı olarak davalı şirkete bildirilmesi gerektiği, davacı şirket tarafından gizli ayıbın davalı tarafa 01.09.2015 tarihli e-mail ile bildirildiği, bildirimin TTK hükümlerine göre; TTK 18. Maddesine göre tacir olan ve basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacı şirket yetkililerinin TTK 23/3 maddesine istinaden satışa konu üründe üretim ile ortaya çıkan gizli ayıba ilişkin ihbarını 8 gün içerisinde yapılması gerekirken 8 gün geçtikten sonra yapıldığı anlaşılmakla; davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Anlaşma ve kimya sanayindeki ticari örf-adetler gereği satın alınan ürünün nakliyesi de davalı tarafından yapılacağını, yani yarar ve hasar satın alınan malzemenin davacı firmanın adresinde davalı tarafından davacıya teslimi ile geçeceğini, satın alınan ürünlerin nakliyesi davalı tarafından temin edilen araçlar ile davalı tarafından yapıldığını, gelen ürünler davacıya ait daha önce hiç kullanılmamış tanklara aktarıldığını, davacının firma faaliyet alanında geniş tecrübeye sahip, yetkin bir firma olduğunu, üretim aşamalarının tamamında, depolama, aktarım, ve reaksiyon işlemleri sırasında, üretimin hatasız gerçekleştirilmesi için son derece hassas hareket ettiğini, bu amaçla da iş yerinde depolama, aktarım ve reaksiyon aşamalarında hata olmaması için gereken çabayı sarf etmekte, iş yerinde gerekli önemleri almakta, çalışanlarının dikkatli ve güvenli çalışmasını ön planda tuttuğunu, üretilen ürünlerin kalitesi ve istenen nitelikte olması için üstün bir gayret sarf etmesi ve özen göstermesi ürünlerin kalitesine etki etmekle birlikte beklenmedik maddi hasarların meydana gelmesini de önlemektedir. Bu amaçla da dava konusu satın alınan ürünlerin, müvekkil tarafından sıfır hiç kullanılmamış sıfır tanklara alınmasının sebebi ise ürünün niteliğinin bozulmaması olup işin niteliği gereği davalı tarafın yapması gereken yükleme öncesi taşımanın gerçekleştirileceği taşıma aracının tankerini kontrol ederek uygun olup olmadığını tespit etmek, yükleme sonrası iki şahit numunesi alarak bir numune kendisinde muhafaza etmek bir numuneyi ise müvekkil şirkete ürünler ile birlikte ulaştırmak olduğunu ancak daha sonradan ortaya çıkmıştır ki davalı taşıma aracının tankerinin uygunluğunu kontrol etmediği gibi, şahit numunesini ürünler taşıma tankerine yüklenmeden önce tek numune olacak şekilde almış, davacıya tanker şoförü ile birlikte göndermiş, kendisine bir numune almamış, dava konusu satın alınan üründeki ayıp ürünün davalı tarafından nakliyesinin yapılması için taşıma tankerine yüklendiği esnada, ürün davacı müvekkile teslim edilmeden önce meydana geldiğini, yarar ve hasar bu esnada henüz alıcıya geçmediğini, davalının satın alınan ürünlerin taşımasının yapıldığı tankerin dolum aşamasında kontrolünün yapılması ve sonra dolumun yapılması gerektiği, dolum sonrasında kontrol edilmiştir belgesinin bir örneğinin tanker şoförüne tutanak karşılığı verilmesi gerektiği halde tankerin taşıma için uygun olup olmadığını denetlemeksizin yükleme yaptığı, tankerin taşıma için uygun olduğuna dair ve yüklemenin usulüne uygun yapıldığına dair bir delil gösteremediğini, taşıma tankerine yükleme yapılması sonrasında iki şahit numune alarak birini kendi bünyesinde muhafaza etmesi, diğer şahit numuneyi ise davacıya teslim etmesi gerekirken, yükleme yapmadan tek bir şahit numune almış olduğunu, tüm dosya kapsamı itibariyle davalı satıcının davacının sipariş ettiği teknik özelliklere haiz ürünü teslim etme edimini yerine getirmediği, maldaki ayıbın davalı tarafın usulüne uygun olmayan tanker dolumu ve nakliyesinden kaynaklandığı sabit olup maldaki ayıp yarar ve hasar davacı alıcıya geçmeden oluştuğunu, bu hususta gerekli görülmesi halinde tanık dinletebileceğimiz belirtilmiş, dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış, yasal süre içerisinde tanık isim ve adresleri belirtilmiş ve keşif mahallinde tanıklarımız hazır edildiğini ancak Mahkemece bu hususta tanık dinlenmesine gerek görülmediğini, buna rağmen mahkemece tüm bilirkişi raporlarındaki ayıbın taşıma yapılan tankerdeki temizlik suyundan kaynaklandığı yönündeki tespitlerine rağmen tereddüt hasıl olduysa diğer delilleri de toplayıp, tanıklarımızı dinlemek yerine davaya konu üründeki ayıbın davalı şirketten kaynaklanıp kaynaklanmadığının ispata muhtaç olduğu şeklindeki gerekçe ile davanın reddine dair karar verilmesi hukuka ve usule aykırı olduğunu, ayıp İhbarı ayıbın ortaya çıktığı gün yapıldığını, buna rağmen süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığına dair gerekçe hukuka aykırı olduğunu, satış sözleşmelerinde de alıcının gözden geçirme külfeti, yalnızca (olağan bir kontrol ile ortaya çıkarılabilecek ayıplar olarak tanımladığımız) açık ayıplar  bakımından söz konusu olacağını, nitelikleri gereği gizli ayıplar bakımından ise gözden geçirme külfeti söz konusu olmayacağını, yani alıcının, satılan şeydeki gizli ayıp niteliğine sahip ayıpları araştırma zorunluluğu bulunmadığını, gizli ayıplar, olağan bir gözden geçirme ile tespit edilemeyecek ve ancak kullanıma bağlı olarak veya zamanla ortaya çıkabilecek ayıplar şeklinde nitelendirildiğini, olağan gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak ayıpların araştırılması alıcıdan beklenemeyeceğini, artık düzenlediği analiz sertifikasına uygun olarak malı teslim ettiği iddiasında olan davalı şirket, davacı şirkete teslim ettiği hammaddenin analiz sertifikasına uygun olup olmamasından bizzat sorumlu olduğunu, ayıbın gizli ayıp mahiyetinde olması sebebi ile ayıp ortaya çıkar çıkmaz davacı tarafından derhal bildirimde bulunularak ihbar külfeti yerine getirildiğini, davaya konu ürünler 01.09.2015 tarihinde üretime alınmış ve bu tarihte ürünlerin ayıplı olduğu ortaya çıktığını, aynı tarihte de müvekkil firma tarafından ayıp ihbarında bulunulduğu sabit olup mahkeme kararında her ne kadar 20.08.2015 tarihinde üretim ile ayıpların ortaya çıktığı belirtilmiş ise de bu tarihin hatalı olduğunu, dosya kapsamında ürünlerin 01.09.2015 tarihinde üretime alındığı ve aynı tarihte de ayıp ihbarında bulunulduğunu, dosyada aksini gösterir bir delil ya da veri bulunmadığını, davalı satıcının somut olayda ağır kusuru bulunduğunu, bu sebeple de süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı savunmasına dayanamayacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan emtia nedeniyle bedelin iadesi ve uğranılan zararın tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmeye konu ürünün ayıplı olup olmadığı noktasındadır.Davacı şirket, davalıdan 06/08/2014 tarih ve ... nolu faturaya göre ... ürününü 16.139,26 TL bedelle satın almıştır.Davacı tarafça, satın alınan üründe su oranının yüksek olması nedeniyle imalatta jelleşme olduğu, ürünün ayıplı olması nedeniyle ödenen bedelin iadesi ve uğranılan zararın tazmini istemiyle eldeki dava açılmıştır.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. maddesi ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır, şeklindedir. Ancak, ticari satımlarda satılanı incelemek veya inceletmekle, adi satışlarda ise satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Dönmenin sonuçları ise TBK'nın 229. Maddesinde düzenlenmiştir.Ticari satımlarda ayıp teslim sırasında açıkça belli ise ihbar süresi iki gün; ayıp açıkça teslim sırasında belli değilse muayene ve ihbar süresi sekiz gündür. Gizli ayıplarda ise TBK'nın 223/2. maddesine göre ayıp ihbarı derhal yapılmalıdır. Davacı tarafından, davalıdan satın alınan emtianın kendisine tesliminden sonra muayene ve ihbar süresi içerisinde satıma konu ürünün muayenesinin yapıldığına ilişkin bir iddia ileri sürülmemiş veya buna ilişkin bir belge de sunulmamıştır.Satılanın başka yerden gönderilmesi halinde TBK'nın 226/2. Maddesi uyanırca alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer. Satıma konu emtianın davalıya 05/08/2015 tarihinde teslim edildiği ihtilaf konusu değildir. Talimat yoluyla alınan 24/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği gibi davacının, davalıya gönderdiği 10/09/2015 tarihli mailde satılanın 20/08/2015 tarihinde üretimde kullanıldığı belirtilmiştir. Davalıdan satın alınan ürünlerin depo-kazan-tanklara aktarıldığı dava dilekçesindeki beyandan anlaşılmaktadır. Buna göre, dava konusu ürünler teslim tarihinden üretim tarihine kadar davacının depo-kazan-tanklarında bekletilmiştir. Dava dilekçesinde taşımayı yapan araç sürücüsünün davacı çalışanlarına, malı teslim ederken aracın yola çıkmadan önce temizlendiğini ve deponun yıkandığını şeklinde beyanda bulunduğu ifade edilmesine rağmen davacı tarafça teslim alınan emtiadan örnek alınarak TTK'nın 23/1-c maddesindeki muayene külfetinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra davacı tarafça satılanın gizli ayıplı olduğu iddia edilmesine ve ayıbın  20/08/2015 tarihinde öğrenilmesine rağmen derhal ayıp bildiriminde bulunulmamıştır. İlk derece mahkemesince talimat yoluyla alınan 13/12/2019 tarihli bilirkişi 2. Ek raporunda söz konusu ayıbın davalı tarafça yükleme yapılan tankerin içinde kalan suyla karışmasından meydana gelip gelmediğinin tespiti için yeterli veri olmadığının rapor edilmesi ve satılanın teslimden üretime kadar davalının depo-kazan-tanklarında bekletilmiş olması karşısında satıcının ağır kusurlu olduğunun kabulü mümkün değildir. Davacı süresi içerisinde muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup, bu halde TBK'nın 223/2. Maddesi gereğince satılanı kabul etmiş olduğundan davalıya bir sorumluluk yüklenmesi mümkün değildir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi 14/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"457506cfd3081d39","SID":"b7ba27412bc6a710"}}