{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1069 <br>KARAR NO: 2025/1018<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/07/2023<br>NUMARASI: 2023/219 Esas -  2023/610 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025<br>Taraflar arasındaki Ticari Şirket davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'nin kurulduğu günden bugüne %50 ortağı ..., %50 ortağının da müvekkil ... olduğunu, şirketin toplam sermayesi 500.000,00 TL olup iki hissedarın sermayeyi temsil eden ortaklık paylarının da ayrı ayrı 250.000,00 TL olduğunu, davalının limited şirketin genel kurul kararı alabilmesi için alınması istenilen kararda her iki ortağın da imzası bulunmak zorunda olduğunu, tasfiye halindeki davalı şirketin %50 ortağı ve aynı zamanda tasfiye memurluğu görevini yapan ...'ün müvekkilinin eski eşi olduğu gibi karı koca olan ortaklar arasında ciddi hukuki ihtilaf ve husumet olduğunu, davalı tasfiye halindeki limited şirketinin tasfiye memuru olan ...'ün şirketi araç olarak kullanmak suretiyle parasal menfaat temin etmek için müvekkili hakkında İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/668 E. sayılı dava dosyası ile müvekkiline karşı mali mesuliyet davası (sorumluluk davası) açtığını,  İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/668 E. sayılı dava dosyasında mahkemece dava şartı olan ortaklar kurul kararının sonradan tamamlanabilecek bir dava şartı olması gerekçesiyle dosyaya sunulması için süre verildiğini, bu süre içerisinde karar alamayan davalı şirket tasfiye memuru ikinci kez verilen süre karşısında çaresiz şekilde hiçbir hukuk kuralını tanımaksızın hatta suç işleme iradesiyle ve tasfiye memurluğu görevini de açıkça suistimal ederek hukuken hükümsüz, geçersiz ve mutlak butlanla batıl şekilde 27.01.2023 tarihinde kendince toplantı yapıp, tek başına karar alıp bu karar da hukuken geçerliymiş gibi dava dosyasına sunup sonuç elde etme gayreti içerisine girdiğini, davalı şirket tasfiye memuru ...'ün Beyoğlu ... Noterliğinden 13.12.2022 tarihinde ... yevmiye sayılı toplantı çağrısı yaptığını, anılan bu çağrıya taraflarınca Kadıköy ... Noterliğinin 18.01.2023 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamemiz ile cevaplarını bildirilerek kendisine ihtar edildiğini, bu ihtara rağmen, maddi menfaatlerine ulaşabilmek amacıyla tek başına 27.01.2023 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yaparak, kanunları hiçe saymak suretiyle  bir belge düzenlemiş bunu da İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/668 E. sayılı dava dosyasına vekili eliyle 06.03.2023 tarihinde sunduğunu, bu nedenler ile tasfiye memuru hakkında yapacakları savcılık şikayet hakkı saklı tutarak davanın kabulüne, dava konusu tasfiye halinde ... Ltd. Şti.'nin 27.01.2023 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün, geçersizliğinin ve batıl olduğunun tespiti ile dava konusu olağanüstü genel kurul kararlarının iptaline, tespit ve iptal kararının ticaret sicil gazetesinde yayımlanmasına, yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin tasfiye sürecinde olup 20.08.2020 tarihli şirket tasfiye kararı, 14.09.2020 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilan edilmiş ve şirket ortaklarından ... tasfiye memuru olarak atanmış olduğunu, tasfiye memurunun şirket borçlarını ödeyebilmek için davacı uhdesinde bulunan şirket aktiflerini paraya çevirmek ve şirket alacaklarını tahsil etmek amacıyla davacı hakkında İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/668 E. Sayılı dosyasıyla alacak / tazminat davası açtığını, anılan davada ara kararı gereği davalıya Beyoğlu ... Noterliğinden 13.12.2022 tarih ve ... yevmiye sayılı toplantı çağrısı yaptığını, davacının iptalini talep ettiği genel kurula icabet etmemiş ve sırf sorumluluk davasını sürüncemede bırak mak amacıyla işbu davayı açtığını, tasfiye memurlarının genel kurulu toplantıya davet edebileceğini, sayın mahkemece  taraflar arasındaki İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/668 E sayılı dosyası celp ve tetkik edilerek davanın reddine, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...6102 sayılı TTK'nın 445. ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Davacı açtığı davada  ortağı olduğu davalı şirketin 27/01/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararın yeterli karar nisabı ile alınmadığını, bu durumun kararın hükümsüzlüğü sonucunu doğurduğunu, davalı limited şirkette genel kurul kararı alınabilmesi için kararda her iki ortağın imzasının bulunmasının zorunlu olduğunu ileri sürmektedir. Dava konusu genel kurulda davacı hakkında açılan yöneticinin sorumluluğu davasının takibi için yetki ve izin kararı verilmiştir. Davalı şirket tasfiye halinde olup genel kurul tasfiye memuru tarafından toplantıya çağrılır.(TTK 535/2 maddesi) Somut olayda da öyle olmuştur. Şirket yöneticisi hakkında sorumluluk davası açılabilmesi yahut açılmış davanın görülebilmesi için şirket genel kurulunda bu konuda karar alınmış olması zorunludur. TTK 618/3-c maddesinde bu husus düzenlenmiştir. TTK  616 ve devamı maddelerinde limited şirket genel kuruluna ilişkin düzenlemelere yer verilmiş , toplantıda alınacak kararlar yönünden karar nisabı genel olarak TTK 620 maddesinde belirlenip, önemli kararlar tek tek sayma yolu ile gösterilerek toplantı ve karar yeter sayıları ise TTK 621 maddesinde düzenlenmiştir. TTK 621 maddesinde yöneticinin sorumluluğu davası açılması hakkında karar verilmesi hususuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda limited şirket yöneticisi aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde alınacak  karar TTK 620 maddesinde belirtildiği üzere toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınabilecektir. Maddede şirket ana sözleşmesinde aksi öngörülmediği taktirde denilmiş olup davalı şirket ana sözleşmesinde bu konuda ayrı bir düzenleme olmadığı da tespit edilmiştir. Bu durumda toplantıya tek bir ortağın katılması halinde dahi karar alınması mümkün olabilecektir. Buna karşılık TTK 620 maddesinde  toplantı yeter sayısına yer verilmemiştir. Yani genel kurul tarafından karar alınması bakımından  kanun koyucu ortaklara genel kurula doğrudan bir katılma zorunluluğu öngörmemiştir. Usulüne uygun olarak toplantıya çağrılan her genel kurul  katılan veya temsil edilen ortakların sayısından veya onlar tarafından temsil edilen esas sermaye paylarının miktarından bağımsız olarak karar alabilir. Bir ortağın genel kurula katılması yahut genel kurulda temsil edilmesi yeterlidir. Tüm bu açıklamalar ışığında dava konusu genel kurul değerlendirildiğinde davalı şirketin iki ortağından birinin katılımı ile gerçekleşen genel kurulda oy birliği ile karar alındığı, limited  şirketler yönünden genel kurul toplantısı için kanunda (TTK 621 maddesindeki düzenlemeler hariç) bir toplantı nisabı öngörülmediği dolayısıyla davacının iddiasının yerinde olmadığı, davacının başkaca bir iptal sebebi de ileri sürmediği anlaşılmakla davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...'nin kurulduğu günden bugüne %50 ortağı ..., %50 ortağı da müvekkili ... olduğunu, Şirketin toplam sermayesinin 500.000,00 TL olup iki hissedarın sermayeyi temsil eden ortaklık paylarının da ayrı ayrı 250.000,00 TL olduğunu, kısaca, şirketin kurucu ve yönetici ortağı olan bu kişilerin şirkete yarı yarıya hissedar olduklarını, tasfiye halindeki davalı şirketin %50 ortağı ve aynı zamanda tasfiye memurluğu görevini yapan ... müvekkilinin eski eşi olduğu gibi karı koca olan ortaklar arasında ciddi hukuki ihtilaf ve husumet olduğunu, öyle ki, %50 hisseyi temsil eden tasfiye memuru, memurluk görevini dahi kötüye kullanıp usulsüz yol ve yöntemlerle müvekkilini maddi zarara uğratarak kendisine parasal menfaat temin etmeye çalıştığını, davalı şirket tasfiye memuru ...ün, Beyoğlu ... Noterliğinden 13.12.2022 tarihinde ... yevmiye sayılı toplantı çağrısı yaptığını, anılan bu çağrıya taraflarınca Kadıköy ... Noterliğinin 18.01.2023 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile cevaplarını bildirilerek kendisine ihtar edildiğini, ilgili ihtarnamenin dava dilekçesi ekinde mevcut olup, incelendiğinde, %50 hissedar olarak alınacak kararlara şerhleriyle birlikte muhalif olunduğunu, bu haliyle sorumluluk davası açılamayacağının belirtildiğini, bu ihtarlarına rağmen, maddi menfaatlerine ulaşabilmek amacıyla tek başına 27.01.2023 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yaparak, kanunları hiçe saymak ve hakkı açıkça kötüye kullanmak suretiyle suretiyle Borçlar Kanunundaki muvazaa, hile (TMK 19-20) gibi genel hükümsüzlük hallerini kapsayacak şekilde bir belge düzenlediğini, bunu da İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/668 E. sayılı dava dosyasına vekili eliyle 06.03.2023 tarihinde sunduğunu, dava dosyasına sunulan ve genel kurul kararı olarak adlandırılan dava konusu belgeyi, 08.03.2023 tarihinde öğrenmeleri üzerine de iş bu davanın açıldığını, alınan karar şeklen hukuka uygun olduğu varsayılsa bile \"hakkın açıkça kötüye kullanılması\" \"yokluk\" \"batıl\" olma durumlarının şekli işlem dışında esas bakımından da incelenmesi ve araştırılması gerektiğini, bu haliyle ilk derece mahkemesinin eksik inceleme ve araştırma yaptığını, hükmün bu nedenlerle bozulması gerektiğini, usul, yasa ve yönteme açıkça aykırı eksik inceleme ve araştırmaya dayalı tesis edilen İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/ 219 E., 2023/ 610 K. Sayılı ve 12.07.2023 karar tarihli sayılı kararın usul ve esastan bozularak ortadan kaldırılmasına, yeniden hüküm vermek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine, yapılacak yargılama sonrasında haklı davalarının kabulüne, yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, limited şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. Dosyada mevcut  ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin iki ortaklı bir limited şirket olup, 09.12.2011 tarihli ortaklar kurul kararı ile şirket sermayesinin 100.000 TL'den 500.000TL'ye çıkartılmasına ve şirket ana sözleşmesinin 6.maddesinin bu şekilde değiştirilmesine karar verildiği, şirketin sermayesinin 250.000 TL'sinin davacı ortak ...'e, 250.000 TL'sinin  dava dışı ortak ...'e ait olduğu, davalı şirketin 20.08.2020 tarihinde tasfiyeye girdiği ve şirket ortaklarından ...'ün  tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiği, 19.01.2016 tarihli ... sayılı ticaret sicil gazetesinde yayınlanan ilana göre  davalının 10 yıl süre ile şirket müdürlüğüne atanmış  olduğu  görülmektedir. Davalı şirket tarafından ortak ... hakkında yöneticinin sorumluluğu sebebine dayalı tazminat davası ikame edilmiş olup, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/668 Esas sayılı dava dosyasında davacı tarafa sorumluluk davası açılmasına ilişkin ortaklar kurul kararının ibraz etmesi için süre verildiği, bunun üzerine davalı şirketin 20.01.2023 tarihinde toplanacağı, yeterli çoğunluk sağlanamaması halinde 27.01.2023 tarihinde genel kurul toplantısı yapacağına ve toplantının gündemine ilişkin davetin, davacının adresine Beyoğlu ...Noterliğinin 13.12.2022 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile gönderildiği, davacının davalı şirket hakkında Kadıköy ...Noterliğinin 18.01.2023 tarihli ve ... yevmiye nolu cevabı ihtarname keşide ettiği, dava dışı şirket ortağı ...'ün katıldığı  27.01.2023 tarihli genel kurulunun 3 nolu maddesinde İstanbul Anadolu Adliyesi 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/668 Esas sayılı dosyasında ortak ... hakkında açılan sorumluluk davasının kabulüne, takip ve devamına, anılan dava ve bağlı hukuki işlemlerin yürütülmesinde şirket avukatına verilen görev ve yetkinin devamına katılanların oy birliği ile  karar verildiği anlaşılmaktadır. Eldeki uyuşmazlık 27.01.2023 tarihli genel kurulda alınan sorumluluk davası açılmasına, davanın takip ve devamına ilişkin kararın iptali istemine ilişkin olup, davalı şirket tarafından alınan bu genel kurul kararının toplantı ve karar yeter sayısı yönünden geçerli olup olmadığının incelenmesi gerekir. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 662. Maddesinde Kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerinin, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı düzenlenmiştir. TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Eldeki  davanın, iptal davası için aranan üç aylık hak düşürücü süre içinde 23.03.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. TTK'nun butlan sebeplerini düzenleyen 447. Maddesi \"Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır.\" düzenlemesini içermektedir. Davaya konu genel kurul kararında ise anılan madde kapsamında alınmış herhangi bir karar bulunmamaktadır. Bunun dışında başkaca bir butlan sebebinin bulunduğu da iddia ve ispat edilmiş değildir. TTK'nın 618/1. maddesine göre limited şirkette ortakların oy hakkı esas sermaye paylarının itibarî değerine göre hesaplanır. Şirket sözleşmesinde daha yüksek bir tutar öngörülmemişse her yirmi beş Türk Lirası bir oy hakkı verir. Hükmün devamında bu hususla alakalı cevaz verilen değişikliklerin esas sözleşmeyle öngörülebileceği düzenlenmiş olmakla birlikte böyle bir düzenlemenin esas sözleşmede bulunmaması durumunda her ortak, genel kurulda sahip olduğu esas sermaye paylarının itibarî değerine göre oy hakkını haizdir. TTK'nin 618/3.maddesine göre sorumluluk davası açılması hakkında karar verilmesine ilişkin olarak oy hakkının esas sermaye paylarının sayısına göre belirlenmesine ilişkin şirket sözleşmesi hükmü uygulanmaz. Limited şirketlerde alınacak kararlarda gerekli olan nisapların TTK'nun 618. maddesi ile esas sözleşme hükümleri bir arada değerlendirilerek belirlenmesi gerekir. TTK'nun 620.maddesinde kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı düzenlenmiş olup, buna göre olağan kararlarda toplantı yetersayısı aranmadığından karar yetersayısında tüm oyların değil, toplantıda temsil edilen oyların dikkate alınması gerekir. TTK'nın 621. maddesinde sayılan ve  temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilecek olan önemli kararlar arasında sorumluluk davası açılması yer almamaktadır. Somut olayda davalı şirket ana sözleşmesinde sorumluluk davası açılmasına ilişkin  herhangi bir düzenleme yoktur. Davacı ortak, davaya konu genel kurul toplantısına katılmamış ise de  davacı hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin kararda, toplantıya katılan %50 hisse sahibi dava dışı ortağın kararı ile yani toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile karar verilmiştir.Genel Kurul kararlarının meydana gelişinde kurucu unsurlardan birinin olmaması veya konuları bakımından emredici hükümlere aykırı olan genel kurul kararları yokluk müeyyidesine tabidir. Genel kurul kararlarının geçerliliği iki zorunlu unsura bağlı olup, bunlardan ilki genel kurul niteliğinde bir kurulun var olması, diğeri ise kurulu oluşturan pay sahiplerinin kararıdır. Bu kapsamda toplantıya katılanlar pay sahibi değilse, pay sahipleri TTK’nın genel kurulun toplanması için öngördüğü şekil ve usulde toplanmamışsa bir genel kurul kararının varlığından söz edilemez, yokluk yaptırımına tabi bir karar ortaya çıkar. Somut olayda ise TTK'nın 620.maddesine uygun olarak  karar alındığı gözetildiğinde davaya konu genel kurul kararında, yokluk yaptırımının uygulanmasını gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.Buna göre 27.01.2023 tarihli genel kurulda alınan kararın iptal koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b2121c05eb26852f","SID":"650198c016c82532"}}