{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/2157 Esas<br>KARAR NO:2025/954 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/358 Esas -  2022/227 Karar <br>TARİH:29/03/2022 <br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:12/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı...Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmeleri imzalanarak kredi kullandırıldığını, ... ve ...’ın ise sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığını, borçluların kredi borçlarını ödemede temerrüde düşmeleri üzerine Gebze ... Noterliği’nin 06.02.2019 tarih ve .... yevmiye sayılı kat ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edildiğini ve kredi borcunun ödenmesinin ihtar edildiğini, İhtara rağmen borç ödenmediğinden, borçlular hakkında ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak takip borçluları tarafından takibe, asıl alacağa, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına itiraz edildiğini, davalıların ... A.Ş. teminatlı... ve... no.lu kredileri bulunduğunu, ... tarafından 14.03.2019 tarihinde müvekkil bankaya.... no.lu kredi için 166.762,87 TL ve .... no.lu kredi için 259.693,12 TL ödeme yaptığını, ancak ...’nin takip işlemlerini mevzuatın amir hükümleri doğrultusunda banka tarafından yürütüldüğünü, bu nedenle ... tarafından yapılan tazmin ödemesinin tahsilat niteliği taşımadığını, ilamsız takipten kaynaklanan borca yapılan itirazların iptali ile takibin 559.934,57 TL nakit ve tazmin olan çeklerin tazmin tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faizin nakit kısmına eklenmesinden sonraki toplam üzerinden ve takip talebinde 65.700,00 TL olarak deposu talep edilen çeklerden muhtelif tarihlerde tazmin olan çekler düşüldükten sonra 9.680,00 TL gayri nakit alacak üzerinden takibin devamına karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, borçluların... sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla devamına, davalı borçluların % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılara yasaya uygun olarak tebligat yapılmış olmasına karşın, davayı takip etmedikleri gibi, yazılı bildirimde de bulunmadıklarından, H.M.K nun 128. maddesi hükmü gereğince davayı inkar ettikleri varsayılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 29/03/2022 tarih ve  2020/358 Esas -  2022/227 Karar sayılı kararında;\"Dava; İ.İ.K.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının vaki itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. ... sayılı takip dosyası kapsamından; davacı tarafından davalı hakkında toplam 559.934,57 -TL nakdi, 65.700,00-TL gayrinakdi  alacağın eklentileri ile birlikte ödetilmesi  istemiyle ve ilamsız takip yoluyla icra takibi başlatıldığı, davalının yasal süresi içinde vaki itirazı sonucu, icra takibinin İ.İ.K.nun 62. maddesi uyarınca durduğu saptanmıştır. İcra takibine vaki itirazın davacı tarafa tebliği durumu ve dava tarihine nazaran, bu itirazın iptali davasının İİK.nun 67. maddesi hükmünde öngörülen ve hak düşürücü nitelikteki bir yıllık süresi içinde açıldığı tespit olunmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının icra takibine dayanak genel kredi  sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediler nedeniyle davalılardan(müteselsil kefil sıfatıyla) nakdi ve gayrınakdi alacağının varlığı ve miktarı, temerrüt, işlemiş faiz ve inkar tazminatı talep koşullarının oluşup oluşmadığı, davalının itirazının haklı olup olmadığı noktalarında toplandığının tespit edilmiştir. Taraflarca gösterilen deliller toplanmış,... sayılı takip dosyası örneği dosya arasına alınmış, takibe dayanak genel kredi sözleşmeleri, kefalet sözleşmeleri, hesap özetleri, kat ihtarı ve kat ihtarının tebliğ şerhi asılları kasaya alınmış,  davacının iddiası, davalıların  savunması ile tüm dosya kapsamına göre, ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlıkların halli için davacı bankanın Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmıştır. 07/02/022 teslim tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu alacak tutarının, davacı ... Bankası A.Ş. ile dava dışı asıl borçlu....Şti. arasında imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerine istinaden, dava dışı şirkete kullandırılan ... ve...no.lu Taksitli Ticari Krediler ile Çek Karnesi borcundan kaynaklandığı, dava dışı asıl borçlu şirket için taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek, 06.03.2019 takip tarihi itibariyle yapılan hesaplama sonucunda, davacı bankanın 548.799,96 TL nakit ve 65.700,00 TL gayrinakit alacak tutarı bulunduğu, davalı kefiller ...ve ...’ın, davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerinde ayrı ayrı toplam 2.000.000,00 TL’lık geçerli kefaletleri bulunduğu, adı geçen kefillerin dava dışı asıl borçlu ile birlikte 09.02.2019 tarihinde temerrüde düştükleri, dava dışı asıl borçlu bakımından hesaplanan 548.799,96 TL nakit borçtan müteselsilen sorumlu tutulabilecekleri, ayrıca taraflar arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesinin 10.13. maddesi uyarınca, davacı bankaya iade edilmemiş 33 adet çek yaprağı banka sorumluluk tutarından kaynaklı 65.700,00 TL’lık depo talebinden de davalı kefillerin sorumlu tutulabileceği, 22.11.2016 tarih ve 29896 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Bakanlar Kurulu’nun 31.10.2016 tarih ve 2016/9538 sayılı “Kredi Garanti Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Karar”ı ve davacı banka ile ...A.Ş. arasında imzalanan ... Kefalet Protokolü uyarınca, kanuni takibi sürdürmek kredi verenin yükümlülüğünde olduğundan, ... A.Ş. tarafından, kefaletin tazmini karşılığında davacı bankaya dava tarihinden önce herhangi bir ödeme yapılmamış olmakla birlikte, ödeme yapılmış olsaydı dahi, davacı bankanın, takip tarihi itibariyle hesaplanan alacak tutarı üzerinden takibi sürdürme yükümlülüğü bulunduğu, takip tarihinden itibaren;Taksitli Ticari Kredilerden kaynaklanan 509.162,98 TL asıl alacak tutarına yıllık % 23,40, Banka Yükümlülük Tutarı Ödenen Çeklerden kaynaklanan 27.167,95 TL asıl alacak tutarına ise yıllık % 33,00, faiz oranları üzerinden temerrüt faiz talep edilebileceği belirtilmiştir.İddia,  savunma, dosya içeriği deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre;   davacı banka ile dava dışı kredi lehdarı ...Şti.  arasında 24/08/2016 tarihli 1.000.000,00-TL-TL limitli, 05/03/2018 Tarihli 1.000.000,00-TL limitli  genel kredi sözleşmeleri yapıldığı, davalıların tüm sözleşmeleri  aynı limitler ile müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle dava dışı kredi lehdarı şirketin ortağı ve yetkilisi olan davalıların kefaletlerinin  geçerliliği için eş rızasına gerek bulunmadığı,  kefaletlerin TBK'nun 583 maddesi kapsamında geçerli olduğu, yukarıda belirtilen genel kredi sözleşmeleri kapsamında  kredi lehdarı şirkete takip ve dava konusu iki ayrı taksitli ticari kredi kullandırıldığı, ayrıca çek karnesi verildiği, kredi taksitlerinin vadelerinde ödenmemesi nedeniyle hesabın 04/02/2019 tarihinde kat edildiği, 24 saatlik mehil içeren kat ihtarının kredi lehdarı şirket ile davalı kefillere 08/02/2019 tarihinde tebliğ edildiği,   böylece dava dışı kredi lehdarı şirket ile davalıların 09/02/2019 tarihi itibariyle temerrüde düştükleri tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 11/b maddesinde temerrüt faiz oranı açıkça kararlaştırılmamış, temerrüt faizinin sözleşmede farklı bir oran belirtilmediği sürece, kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan bankanın TCMB'ye uygulanacağını bildirdiği,en yüksek kredi faiz oranına bu oranın yüzde 30 ilavesi ile bulunacak oran olduğu kararlaştırılmıştır.  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19-1650 esas, 2019/507 karar sayılı ve 02/05/2019 tarihli ilamında da belirtildiği üzere; 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesinde ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği düzenlenmiş, aynı Kanunun 9. maddesinde,  ticari işlerde kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu  hükümde atıf yapılan mevzuat  3095 sayılı Kanun hükümleri olup, 3095 sayılı Kanunda akdi faiz oranı yönünden bir sınırlama mevcut değildir. 6102 sayılı TTK'nın 8. ve 9. maddeleri ticari işler bakımından özel hüküm niteliğinde olduğundan, ticari işlerde 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. Maddeleri uygulanamaz. Öte yandan bankaların Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınamayacağı yukarıda anılan Hukuk Genel Kurulu kararında belirtilmiştir. Bu durumda sözleşmede temerrüt faiz oranı açıkça kararlaştırılmamış olduğundan, temerrüt faiz oranının tespitinde bankanın kredi lehdarına kullandırdığı ticari krediye uyguladığı akdi faiz oranı esas alınarak temerrüt faiz oranı belirlenmelidir.Somut olayda da taraflarca temerrüt faiz oranı açıkça kararlaştırılmamıştır.Bu nedenle davacı bankanın takip talebinde her bir kredi kalemi yönünden hangi oranda temerrüt faizi talep edebileceği, yukarıda belirtilen esaslara göre tespit edilmek durumundadır. Bankaca dava dışı kredi lehdarına iki ayrı taksitli ticari kredi için  yıllık %18,00 oranında akdi faiz uygulanmıştır.  Buna göre davacı banka, sözleşmenin 11/b maddesi uyarınca bu akdi faiz oranlarına %30 ilave ile bulunan temerrüt faiz oranını talep edebilecektir. Yapılan hesaplama ile yıllık temerrüt faiz oranının her iki taksitli ticari kredi için yıllık %23,40 olduğu tespit ve mahkemizce kabul edilmiştir. Davacı banka takip talebinde taksitli ticari krediler için yıllık % 46,80 oranında temerrüt faizi talep etmiştir. Bu oran yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde sözleşmeye uygun olmayıp bankaca talep edilebilecek temerrüt faiz oranı  yukarıda tespit edildiği gibidir. Birkişi tarafından taksitli ticari krediler yönünden bu oran esas alınarak hesaplama yapılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda; kat ve takip tarihi itibariyle mevcut taksitli ticari kredi alacakları hesap edildiği gibi, takip tarihinden önce bankaca ödenen çek sorumluluk bedelleri yönünden de hesaplama yapılmıştır. Bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibariyle davacı bankanın taksitli ticari krediler nedeniyle dava dışı kredi lehdarından 509.162,98-TL asıl alacak, 9.546,81-TL işlemiş faiz ve 477,34-TL BSMV olmak üzere toplam 519.187,13-TL alacağı mevcuttur. Taksitli ticari krediler bakımından bilirkişi tarafından yapılan tespit hükme esas almaya elverişli bulunmuştur. Ancak takip tarihinden önce nakde dönen gayrı nakdi alacaklar bakımından hesaplama yapılırken akdi ve temerrüt faizi oranlarının dayanağı açıklanmaksızın yıllık%33 oranı esas alınarak hesaplandığı, bu tespit ve hesaplamanın hatalı olduğu anlaşılmıştır. Tazmin edilen çek sorumluluk bedelleri yönünden mahkememizce yukarıda tespit edilen akdi ve temerrüt faiz oranları üzerinden re'sen hesaplama yapılmıştır. Kat tarihi itibariyle tazmine edilmiş çek sorumluluk bedelleri 23.107,95-TL'dir. Kat tarihi ile temerrüt tarihi arasında 2.030,00-TL(05/02/2019 tarihinde) çek sorumluluk bedeli, temerrüt ve takip tarihi arasında ise 2.030,00-TL(20/02/2019 tarihinde) çek sorumluluk bedeli ödenmiştir. Ödeme tarihlerine göre temerrüt tarihine dek yıllık %18 oranında akdi faiz, temerrüt ve takip tarihi arasında ise yıllık %23,40 oranında temerrüt faizi uygulanmıştır. Buna göre toplam 488,80-TL işlemiş faiz ve işlemiş faizin %5 oranında 24,44-TL BSMV hesaplanmıştır. Buna göre takip tarihi itibariyle davacı bankanın dava dışı kredi lehdarından takip konusu nakdi alacaklar yönünden; taksitli ticari krediler bakımından;  509.162,98-TL asıl alacak, 9.546,81-TL işlemiş faiz ve 477,34-TL BSMV olmak üzere toplam 519.187,13-TL, takip önce tazmin edilen çek sorumluluk bedelleri yönünden 27.167,95-TL asıl alacak, 488,80-TL işlemiş faiz ve 24,44-TL BSMV alacağı bulunduğu, icmal sonucu tüm kredi kalemleri yönünden  536.330,92-TL asıl alacak, 10.035,61-TL işlemiş faiz, 501,78-TL BSMV, 1.693,64-TL ihtar masrafı olmak üzere toplam olmak üzere toplam 548.511,95-TL alacağın mevcut olduğu tespit edilmiştir.Yukarıdaki tüm saptamalar karşısında; dava dışı asıl borçlu ile birlikte davalı kefillerin de  TTK'nun 7 ve TBK'nun 589 maddeleri uyarınca, tespit edilen nakdi borç tutarlarından ve kendi temerrütlerinin sonuçlarından müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu oldukları anlaşılmış, davanın kısmen kabulüne; ... sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın (tahsilde tekerrür olmamak üzere);  536.330,92-TL asıl alacak, 10.035,61-TL işlemiş faiz, 501,78-TL BSMV, 1.693,64-TL ihtar masrafı olmak üzere toplam olmak üzere toplam 548.511,95-TL alacak yönünden iptaline; 536.330,92-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %23,40 oranında temerrüt faizi yürütülmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Nakdi alacak likit nitelikte olup davalılar itirazlarında haksız bulunduğundan İİK'nun 67/2 fıkrası uyarınca davalıların  hüküm altına alınan tutarın takdiren %20'si oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmaları gerekmiştir.Gayrınakdi alacak yönünden, genel kredi ve kefalet sözleşmelerinde, kefillerin çek depo bedellerinden sorumlu tutulacaklarına dair açık hüküm bulunmadığından davacı talebi yerinde görülmemiştir.\"gerekçesi ile, ''1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE; ... sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın (tahsilde tekerrür olmamak üzere);  536.330,92-TL asıl alacak, 10.035,61-TL işlemiş faiz, 501,78-TL BSMV, 1.693,64-TL ihtar masrafı olmak üzere toplam olmak üzere toplam 548.511,95-TL alacak yönünden İPTALİNE; 536.330,92-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %23,40 oranında temerrüt faizi ve takip sonrası işleyecek faize % 5 oranında BSMV faizi yürütülmesine, 3- Hüküm altına alınan  toplam 548.511,95-TL alacağın takdiren % 20'si (109.702,39-TL) oranında  icra inkar  tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- Gayrınakdi alacak yönünden talebin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından ... ve ...sayılı taksitli ticari krediler yönünden %18 oranında akdi faiz, %23,40 oranında temerrüt faizi uygulanacağının kabul edildiğini, ancak mahkemenin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, şöyle ki, 6102 sayılı TTK'nun 8. maddesinin 1. fıkrası, \"Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.\" şeklinde olduğunu, müvekkili banka ile davalılar arasında mün'akit Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi'nin 11. maddesinde, \"...Temerrüt faiz oranının tespitinde, TL borç için, BANKA'nın TCMB'ye TL krediler için bildirmiş olduğu, muacceliyet tarihi itibari ile geçerli olan, en yüksek kredi faiz oranının, %30 (yüzde otuz) fazlası ... dikkate alınacaktır.\" denilmek suretiyle temerrüt faizinin ne şekilde hesap edileceğinin açıkça gösterildiğini, sözleşmenin anılan hükmünün kanuna ve mahkeme içtihatlarına uygun olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2019/546 Esas, 17/12/2020 Tarih ve 2020/1473 Karar sayılı ilamında, temerrüt faiz oranının ne şekilde belirleneceğinin açıklandığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/2511 Esas, 18/06/2019 Tarih ve 2019/3854 Karar sayılı ilamında da yerleşik Yargıtay uygulamasının bilirkişi tarafından iddia edilen uygulamanın aksi olduğunun açıkça ifade edildiğini, Davalılar hakkında... sayılı dosyasından başlatılan takipte kanuna, sözleşmeye ve emsal mahkeme kararlarına uygun olarak temerrüt tarihinde emsal kredilere uygulanan en yüksek kredi faiz oranı %30 artırılarak bulunan orandan temerrüt faizinin talep edildiğini, ancak yerel mahkeme tarafından her bir krediye %18 oranındaki akdi faiz oranının %30 ilavesi suretiyle belirlenen %23,40 oranında temerrüt faizi uygulanacağının kabul edildiğini, bu şekilde yapılan hesaplamanın tamamının hatalı olduğunu, mahkemenin bu görüşünün hem sözleşmeye hem de Yüksek Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına aykırı olduğunu, Dava dışı şirkete verilen çek karneleri dolayısıyla çek hamillerine ödenen tutarlar yönünden yerel mahkeme tarafından %18 oranında akdi faiz, %23,40 oranında temerrüt faizi üzerinden re'sen hesaplamanın yapıldığını, öncelikle banka sorumluluk tutarı ödenen çeklere uygulanan akdi faiz oranına ilişkin banka kayıtları, 31/01/2022 tarihli bilirkişi raporu ekinde bulunduğu raporda belirtildiğini, banka kayıtlarındaki akdi faiz oranına göre hesaplama yapılması gerekirken yerel mahkeme tarafından taksitli ticari kredinin akdi faiz oranının tercih edilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin böyle bir görevinin de yetkisinin de bulunmadığını, bu nedenle yerel mahkeme tarafından seçilen faiz oranının tarafça kabulünün mümkün olmadığını, Bir diğer hususun da icra takibinin tazmin olan ve dava dilekçesinde belirtilen 28 adet çek ile kararın verilmediğini, halbuki tazmin takip tarihinden sonra tazmin olan 28 adet çekin her bir çek yönünden tazmin tarihinden tahsil tarihinde kadar temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV'si ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiğini,Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi'nin 10.13. maddesinde kefillerin çek garanti tutarlarından sorumlu olduğunu ve 11. maddesinin a/xiii bendinin 2. fıkrasında da gayrinakit kredilerin deposu talep edilerek takibe geçmeye yetkili olduğunun kabul edildiğini, bu itibarla yerel mahkemenin gayrinakit alacak yönünden kefillerin çek depo bedellerinden sorumlu tutulacaklarına dair sözleşmede hüküm bulunmadığı yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, Açıklanan nedenlerle; öncelikle Tehir-i İcra taleplerinin kabulü ile istinaf incelemesi sonuna kadar ilk derece mahkemesince verilen kararının icrasının geri bırakılmasına, istinaf talebinin kabulü ile İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/358 Esas - 2022/227 K. sayılı ve 29/03/2022 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak talep doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama harç ve giderleri ile ücret-i vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu...Ltd. Şti. arasında akdedilen davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından temerrüt faiz oranın yanlış hesaplandığı, nakde dönüşen çek sorumluluk bedeline ilişkin temerrüt faizinin de yanlış uygulandığı, kefillerin çek depo bedelinden sorumlu olmasına rağmen aksi yönde karar verildiği, icra takip tarihinden sonra nakde dönüşen çek sorumluluk bedellerinin de tahsiline karar verilmesi gerekirken bu yönde hüküm kurulmadığı ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Taraflar arasındaki ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinde temerrüt faizinin ne şekilde hesap edileceği açıkça gösterilmiştir. Temerrüt faizi yönünden davacı bankanın T.C. Merkez Bankası'na bildirdiği kredi faizi oranı üzerinden değil, mahkemece bankacılık konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek banka kayıtları incelenip dava konusu krediler için bankanın temerrüt tarihindeki  emsal kredilerde fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı belirlenip bu orana  %30 ilave edildikten sonra taraflar arasındaki sözleşmede uygulanması gereken temerrüt faizi oranı saptanarak buna göre temerrüt faizi uygulanması gerekmekte iken Mahkemece davacının genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan kredi ilişkisinde uyguladığı yıllık %18 akdi faiz oranı dikkate alınarak temerrüt faizi hesaplanması yerinde olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Dava konusu genel kredi sözleşmesinin 9.21/b maddesinde banka tarafından çek sorumluluk bedelinin ödenmesi halinde gayri nakdi olarak takip edilen riskin nakde dönüşeceği ve herhangi bir bildirime gerek olmaksızın sözleşmede yazılı temerrüt hüküm ve faiz oranlarının geçerli olacağının kararlaştırıldığı, Mahkemece nakde dönüşen gayri nakdi alacak yönünden sözleşmede belirtilenen temerrüt faiz oranının uygulanması yerinde ise de temerrüt faizinin yukarıda belirtilen şekilde belirlenmemesi yerinde olmamış ve davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmüştür.Çek depo bedelinden hesap sahibinin sorumluluğunun bulunduğu ancak kredi sözleşmesini imzalayan müteselsil kefilin risk altındaki çek yaprakları nedeniyle bankanın Çek Kanunu uyarınca ödemesi gereken asgari miktarlarla ilgili olarak depo talebinden sorumlu olabilmesi için kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunması gerekmektedir. Taraflar arasından akdedilen dava konusu genel kredi sözleşmesinin 10.13. maddesinde kefillerin çek garanti tutarlarından sorumlu olduğu ve 11. maddesinin a/xiii bendinin 2. fıkrasında da bankanın gayrinakit kredilerin deposu talep edilerek takibe geçmeye yetkili olduğunun kefiller tarafından kabul edildiği dikkate alındığında kefillerin de gayri nakdi alacağın depo bedelinden sorumlu olduğuna dair açık hüküm bulunduğunun kabulü gerektiği anlaşılmakla Mahkemece gayri nakdi alacağın depo edilmesi talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi yerinde olmamıştır. Yine davacı vekili tarafından dava dilekçesinde takip talebinde 65.700,00 TL olarak deposu talep edilen çeklerden muhtelif tarihlerde tazmin olan çekler düşüldükten sonra 9.680,00 TL gayri nakit alacakları üzerinden takibin devamına karar verilmesi talep edilmiş olmasına rağmen Mahkememce bu talep yönünden gerekçeli kararda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi olumlu ve olumsuz bir karar da verilmemesi isabetli olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmüştür. Sonuç olarak; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/03/2022 tarih ve  2020/358 Esas ve 2022/227 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1eee5af3e6ba00d0","SID":"9dc7eaf9a850df0b"}}