{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/134 <br>KARAR NO: 2025/968<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/07/2024<br>NUMARASI: 2024/549 Esas -  2024/814 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacılar vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin maliki bulundukları, \" ... Mah. ... Bulv. Bina No: ... Beylikdüzü İstanbul \" ve \" ... Mah. ... Cad. Bina No: ... Beylikdüzü İstanbul \" adresinde mukim \"... Projesi \" kapsamında kullanmak üzere, aşağıdaki tabloda sayaç numarası, sayacın bağlı olduğu bağımsız bölüm ve bağımsız bölümün maliki bilgilerinden oluşan detay bilgilerin yazılı olduğu üzere davalı şirketin imalatı olan üç fazlı, dört telli, dört tarifeli, demantmetreli ön ödemeli (kontörlü) elektronik elektrik sayaçlar 2018 yılında satın aldıklarını,  söz konusu sayaçlar ile müvekkillerimiz, maliki bulundukları ve üçüncü kişi ya da şirketlere kiralamış oldukları iş yeri nitelikli taşınmazların elektrik kw / birim fiyatları davalı şirket tarafından programa tanımlandığını, kiracılar tarafından kullanılan iş yeri nitelikli taşınmazlara kontörlü sistem ile ana sayaç üzerinden elektrik dağıtımı yapılmış ve bu iş yeri nitelikli taşınmazların kiracılarından kullandıkları kontör miktarı üzerinden elektrik bedellerini kiracılardan tahsil ederek, ortak kullanım alanlarında kullanılan elektrik bedelleri ile birlikte ana sayacın okuduğu toplam elektrik bedeli her ay düzenli şekilde, kendi adlarına gelen elektrik faturaları ile elektrik dağıtım şirketine (...) ödediklerini, ... Projesindeki ortak alanlar ve dükkanlar, ilk zamanlarda tek sayaç üzerinden beslenmekte ise de, kiraya verilen dükkan sayısında artış olmaya başladıktan sonra ortak alanların sayacı ana sayaçtan ayrılıp, ... ile sözleşmeli olunan ikinci bir ana sayaca bağlandığını, böylece dükkanlara giden elektrik  ile ortak alana giden elektrik için müvekkillere ...'tan ayrı ayrı fatura gelmeye başladığını, dükkanlar ile ortak alanların sayaçları ayrıldıktan bir süre sonra, dükkanlar için ...'tan gelen ana fatura ile kiracılardan toplanan paranın denk gelmediğinin müvekkillerimiz tarafından fark edilmesi üzerine, müvekkillerimizin bu farkın neden kaynaklandığını araştırmaları üzerine, davalı şirketin ürettiği ve yine yazılımını davalı şirketin yüklediği yukarıdaki tabloda detaylı bilgileri verilen 35 adet sayacın ekranında görünen rakam üzerinden elektrik iletimi yapılmadığını, yani sayaçta 1 elektrik kontörü 5 TL birim fiyat olarak ayarlanmış olmasına rağmen, sayaçtan ve/veya sayacın yazılımındaki hatadan kaynaklı olarak, sayaçlar 1 elektrik kontörünü ortalama 5 TL birim fiyat yerine ortalama 1 TL  birim fiyat üzerinden okuduğu için, müvekkillerimiz kiracılardan 1 elektrik kontörü için ortalama 1 TL tahsil etmesine rağmen, ...'a ortalama 5 TL ödeme yapmak zorunda kalmış ve bu nedenle her bir sayaçta her bir 1 elektrik kontöründe ortalama 4 TL zarara uğradıklarını, bu nedenlerle  fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; Müvekkil ...'ın uğradığı zarara mahsuben 500,00 TL'nin belirsiz alacak hükümleri çerçevesinde davalı şirketten tazmin ve tahsil edilerek müvekkil ...'a ödenmesine, müvekkil ...'ın uğradığı zarara mahsuben 500,00 TL'nin belirsiz alacak hükümleri çerçevesinde davalı şirketten tazmin ve tahsil edilerek müvekkil ...'a ödenmesine,  yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle;  öncelikle davanın iş bölümü itirazları gereğince görevsizlik kararı verilerek dosyanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, esasa ilişkin olarak ön ödemeli sayaçların müşteriye yazılımı ile birlikte teslim edildiğini ve yazılım programının nasıl yükleneceğinin kullanım kılavuzunda  detaylı bir şekilde belirtildiğini, dava konusu sayaçlar 2018 üretimi  sayaçlar olduğunu, 2018 yılında elektrik birim fiyatı 27kr/kwh olduğunu, elektrik fiyatının son iki yılda 10 kat artırdığını, bu sebeple sayaçların yazılımının güncellenmesi gerektiğini, nitekim davacılar tarafından alınan yaklaşık 50 adet sayacın yazılımı, davacıların talebi üzerine  güncellenerek davacılara teslim edildiğini, davacıların dava konusu sayaçların yazılımını güncellemediği için söz konusu problemler yaşandığını, öte yandan yazılım güncellenmemiş olsa bile karta yükleme yapıldığında tahsilat makbuzunda kaç Kwh elektrik yüklendiği belirtilmekte olduğunu, elektrik birim fiyatının 5,00 TL iken davacıların bunu 1,00 TL üzerinden hesaplamaları davacıların kusurundan kaynaklanan bir durum olduğunu, davacı tarafın bir zararı söz konusu ise bu zararını müvekkilinden değil ucuz elektrik vermiş olduğu kiracı/alt tüketicilerinden talep etmesi gerektiğini, sayaç hafızasında Kwh olarak ne zaman ne kadar tüketim yapıldığı açıkça belli olduğunu, bunun yanında davacı tarafından kontör yüklemesi yapılırken kaç Kwh enerji yüklendiği hem yükleme programından hem de davacı tarafından kiracılara verilen tahsilat makbuzundan kolayca anlaşılabildiğini, davacı tarafın sadece eksik tahsilat yaptığını düşündüğü dönemlerde alt kiracıların kartına yüklemiş olduğu Kwh enerjiyi yükleme yaptığı zamanki elektrik birim fiyatı ile çarptığında gerçek tüketimin ve bedelinin ne kadar olduğunu çok rahat bir şekilde tespit edebileceğini beyan ederek Davanın işbölümü itirazımız gereğince görevsizlik kararı verilerek dosyanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, Dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine,belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davanın menfaat yokluğu sebebi ile reddine, davanın esastan reddi ile  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin  davacıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...-Mahkememizce davacı tarafa dava tarihi itibariyle arabuluculuk başvurusu yapıldığı ve bu hususta varsa arabulucuk tutanağını ibraz etmek üzere 1 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekilince  sunulan arabuluculuk tutanağının dava tarihini kapsamadığı, dava tarihinden sonra yapılan arabuluculuk başvurusunun usulüne uygun olarak kabul edilemeyeceği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilir nitelikte dava şartı olmadığının kanunun açık hükmü olduğu, davacının iddia ettiği şekilde görevsizlik kararı verilen mahkemeden görevli mahkemeye dosyanın gönderim aşamasında yapılan başvurunun dava tarihi itibariyle geçerli bir başvuru olarak kabul edilmesinin dava tarihi vs hususlar nazara alındığında kabulünün mümkün olmadığı, aksi yönde bir yorumun dava açılış tarihi ( zamanaşımı, hak düşürücü süre vb ) yönünden farklı yorumlara sebebiyet vereceği,  bu nedenle iş bu davanın 6102 Sayılı TTK'nun 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesinin 1.fıkrasına aykırı olarak arabuluculuk kurumuna başvuru yapılmadan açılmış  olması nedeniyle, dava şartı yokluğundan usulden reddine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Asliye Hukuk Mahkemelerinde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurunun dava şartı olarak düzenlenmemiş olduğunu, Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesinden sonra ticaret mahkemesince henüz tensip tutanağı düzenlenmeden arabulucuya başvurulmuş olduğunun görüldüğünü, dosyada istisnai olarak görevsiz mahkeme aşamasında bu eksikliğin giderildiği ve görevli mahkeme olan ticaret mahkemesinde davanın esasına girilmeden arabuluculuk işleminin tamamlandığı anlaşıldığından mahkemece esasa girilerek karar verilmesi gerekirken tekrar davacıdan arabuluculuk Yasası gereklerini \"anlaşmazlık tutanağının getirilmesi\" istemek Yasanın uygulanmasındaki amacına da uygun düşmeyeceğini, somut olayda HMK'nin 115/3. Maddesinde gözönüne alındığında dava şartı yokluğundan red kararı verilmesinin doğru olmadığını. asliye hukuk mahkemesine dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmamış olsa dahi, dosyanın görevli olan asliye ticaret mahkemesinin esasına kaydedilmesinden önce arabulucuya başvurulup sürecin sonuçlandırılması halinde, dava şartının yerine getirilmiş olacağı yönündeki görüşün, Yargıtay ve İstanbul BAM nezdinde istikrar kazandığını,  arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilir nitelikte dava şartı olmadığı, gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını işin esasının incelenmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, istinaf masrafları ve vekalet ücretlerinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; satıma konu elektrik okuma saatinin  ayıplı olması nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dava şartı arabuluculuğun dava açılmadan önce gerçekleştirilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediği noktasındadır. 7155 sayılı Yasanın 20. Maddesi ile 6100 Sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesinde; konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki  ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olarak düzenmiş olup, 7155 sayılı Yasanın 23. Maddesi ile 6325 Sayılı Kanuna eklenen 18/A maddesinde ise; davacının, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderileceği, ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenlemelere göre, arabuluculuk tutanağı aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmemiş olması halinde arabuluculuk son tutanağın mahkemeye sunulması için bir haftalık kesin süre verilmesi gerekir. Somut olayda, davanın  arabuluculuğa başvurulmadan Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde 18/04/2023 tarihinde açıldığı, bu mahkeme uyuşmazlığın nispi ticari dava olduğu gerekçesiyle 27/03/2024 tarihinde görevsizlik kararı verilerek dosyanın Bakırköy Ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verildiği,  kararın 04/06/2024 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafça görevsizlik kararı kesinleşmeden 12/05/2024 tarihinde arabuluculuk başvurusunun yapıldığı, anlaşamamaya ilişkin arabuluculuk son tutanağının 15/05/2024 tarihinde düzenlendiği, dosyanın 13/06/2024 tarihide nihai kararı veren Bakırköy 2.  Asliye Ticaret  mahkemesine tevzi edildiği anlaşılmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  2022/4240 Esas ve  2022/6367 Karar numaralı 27/09/2022 tarihli içtihadında işaret edidiği gibi; davacı tarafından, verilen görevsizlik kararı kesinleşmeden arabulucuya başvurulduğu ve son tutanağın bir örneğinin görevli asliye ticaret mahkemesince davacıya gönderilen 22/07/2024 tarihli muhtıra üzerine davacı vekilince kendisine verilen kesin süre içinde sunulduğu, bu haliyle  arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinin kabulü gerektiği anlaşılmakla davanın esasına girilerek yapılacak yargılama sonucunda bir karar verilmesi gerekirken dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.  HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstinafa konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353(1) a-4 gereği KALDIRILMASINA; 2-Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının  istek halinde kendilerine iadesine, 4-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte, yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3da0a382331e9cd9","SID":"1847025e6ac6b4fe"}}