{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/138 <br>KARAR NO: 2025/986<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/09/2024<br>NUMARASI: 2024/179 Esas -  2024/611 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Tic. ve San. A.Ş. tarafından 14.12.2018 tarihli Sözleşme doğrultusunda ..., ... ve ... sayılı maden ruhsat sahaları, 18.12.2019 tarihinde ... Sanayi İthalat İhracat Ltd. Şti.'ye devredildiğini,  davacı şirket tarafından devralınan ruhsat sahalarında çalışma başlatmak üzere kamu kurumlarına başvuru yapıldığı sırada ruhsatların davalı şirket adına kayıtlı olduğu dönemde Körkün Çayı’na pasa (atık) döküldüğünün bildirildiğini,   davalının maden ruhsatlarını davacı şirkete devrinden önce Orman Genel Müdürlüğü tarafından tespit edilen hususun, davacı şirketin ruhsat sahasında çalışma başlatmak adına yapmış olduğu başvurular neticesinde anlaşıldığını, davalı şirket tarafından pasa (atık) döküldüğü ve ayıbın gizlenerek devredildiği anlaşılan maden sahası için taraflar arasında müzakere yapıldığını ve davalı şirket tarafından Körkün Çayı'na pasa (atık) döküldüğü ve doğaya yeniden kazandırma işlemlerinin yapılmadığı kabul edilerek DSİ’ye Müvekkil şirket tarafından dere ıslahı projesi verilmesi ve bunun uygulanması, proje masraflarının ise ruhsat devir bedellerinden mahsup edilmesi ile ayıbın giderilmeye çalışıldığını,  davacı şirketin,  maden ruhsat sahaları sınırları içerisinde gerçekleştirmeyi planladığı “Krom Zenginleştirme Tesisi Katı Atık (Pasa) Depolama Ve Şlam (Atıksu) Havuzu” projesi için Adana Valiliği Çevre, Şehircilik Ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne ÇED raporu başvurusunda bulunduğunda, İl Müdürlüğü yaptığı inceleme neticesinde 15.07.2015 tarihli ve 29417 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 15.07.2017 tarihinde yürürlüğe giren Maden Atıkları Yönetmeliğine ve 23.01.2010 tarihli ve 27471 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Madencilik Faaliyetleri İle Bozulan Arazilerin Doğaya Yeniden Kazandırılması Yönetmeliğine dayanarak  davacı şirketten bilgi ve belge talebinde bulunduğunu, ilgili bilgi ve belgelerin, davacı şirket tarafından daha öncesinde dava konusu maden sahalarının ruhsat sahibi olan ve ruhsatlarının davacıya devreden davalı taraftan Beyoğlu ... Noterliği, 04.12.2023 tarihli, ... yevmiye sayılı ihtarname keşide edilerek talep edildiğini, davalı şirketin  davacının hukuka uygun taleplerini Beşiktaş ... Noterliği, 07.12.2023 tarihli, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile olumsuz karşıladığını, davalı şirketin Orman Genel Müdürlüğünce açıkça kendileri tarafından maden sahalarının işletildiği tarihte döküldüğü tespit edilen pasadan (atık) sorumlu olmadıklarını iddia ettiğini, davalı şirketin daha öncesinde Körkün Çayı'na pasa (atık) dökülmesi ve maden ruhsatlarını ayıplı şekilde devretmesi sebebiyle devir bedellerinde indirim yaptığı, öyle ki taraflar arasında Körkün Çayı'ndaki pasanın (atık) temizlenmesi ve doğaya yeniden kazandırma hususu hakkında müzakereler ve netice olarak anlaşma gerçekleştirildiği gerçeğinin yanında çelişkili, mesnetsiz ve yanıltıcı beyanlar içeren ihtarnamesi karşısında Müvekkil şirket tarafından Beyoğlu ... Noterliği, 14.12.2023 tarihli, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile maden ruhsatlarının devredilmesini konu alan ve taraflar arasında akdedilen 14.12.2018 tarihli sözleşme maddeleri yeniden bildirildiğini, davalının ayıplı devrinin sorumluluğunun kendilerine yükletilemeyeceğini, sözleşmenin gerekliliklerinin yerine getirilmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, netice itibari ile davacı şirketin, madencilik faaliyetlerini başlatmak üzere başvurduğu kamu kurumları aracılığıyla davalı şirket tarafından pasa (atık) dökülmesinin Körkün Çayı ile sınırlı kalmadığı, ruhsatların devrinden önce sahaların muhtelif yerlerine pasa (atık) döküldüğü, hatta pasa dışında fabrika atığı da döküldüğü ve ayrıca işletme ruhsatı sona eren alanlarda rehabilitasyon (ağaçlandırma) çalışmalarının yapılmadığının ortaya çıktığını, ruhsat devri sırasında bu hususlar Müvekkil şirkete bildirilmediği gibi Davalı şirketin Körkün Çayı’na pasa dökülmesindeki sorumluluğu ortaya çıkmasına rağmen diğer ruhsat sahalarında da rehabilitasyon işlemi yapılmadığının davacı şirketten gizlendiğini,  Madencilik Faaliyetleri ile Bozulan Arazilerin Doğaya Yeniden Kazandırılması Yönetmeliği maddelerince ruhsat sahibi ile işletmecinin çalışması halinde sahaların doğaya yeniden kazandırılması sorumluluğu ruhsat sahibine ait olduğunu, doğaya yeniden kazandırma çalışmalarının ise madencilik faaliyetlerinin başlaması ile eş zamanlı başlatıldığını, daha önceki devir sürecinde Körkün Çayı'na dökülen pasanın (atık) temizlenmesi ve doğaya kazandırma işlemlerinin yapılması için müzakerelerin yapıldığı tarihte davalı şirketin diğer sahalarda mevzuat hükümlerine aykırı hareket ederek davacı şirketin madencilik faaliyetlerini engelleyici olduğunu bildiği halde bu hususu gizlemesi ayıp hükümlerince sorumluluğunu ağırlaştırdığını, bilindiği üzere satıcı açık ya da gizli ayıpların varlığını bilmese bile ayıptan sorumlu olduğunu, davalının ayıptan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, ancak eğer ki maldaki ayıp alıcıdan bilerek saklanmış ise 6098 sayılı Kanuna göre satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluk halinin söz konusu olduğunu, Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını belirterek davacıya ait  ..., ... ve ... ruhsat sayılı maden sahalarındaki madencilik izinleri almamıza engel olan ve ruhsatların davalı adına kayıtlı olduğu dönemden kaynaklanan ayıpların davalı tarafından giderilmesine, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; madencilik yapabilmek için çok sayıda kamu kurumundan çok sayıda sertifika, olur, vize vs izin alındığını, davacının hangi kamu kurumundan hangi madencilik iznini alamadığını izah etmediğini, izin başvuru evrakı ile red cevabını sunmadığını, davacının madencilik izni verilmesi için davalının ne yapması gerektiğini, yani Mahkemenin tam olarak neye hükmetmesini istediğini izah etmediğini, davacının var olduğunu iddia ettiği ayıpların giderim bedelini dilekçesine yazmadığını, eksikliklerin giderilmesi için davayı süre verilmesini gerektiğini, verilecek sürede giderilmemesi halinde davanın usulden reddini talep ettiklerini, davalı ... Maden, dava konusu 3 maden ruhsatı ve 2 adet zenginleştirme tesisini icra müdürlüğü ihalesinden (cebri açık artırma) mevcut haliyle ve ruhsat sahibi/borçlu ... Tic. ve San. A.Ş.’nden alacağına mahsuben satın aldığını, davacının davalının dava konusu madenlerde madencilik yaptığını iddia etmiş ise de bunun doğru olmadığını, davalının dava konusu 3 maden sahasında ve 2 zenginleştirme tesisinde hiçbir madencilik faaliyetinde bulunmadığını, davacı şirket vekilinin ..., temsil ve ilzama yetkili maden mühendisi ... ve ..., avukatı Av. ... ve danışmanları maden mühendisi ... ile aracı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ‘nin sahibi ... 2018 yılı Kasım ayında dava konusu ruhsatları devir almak üzere davalı şirket ile görüşmeye başladığını, dava konusu 3 maden sahası ve 2 zenginleştirme tesisini 07.01.2019’da, yani maden sicili nezdinde henüz devir (18.12.2019) yapılmadan yaklaşık 11 ay önce davacıya teslim ettiklerini, taahhütname ’de açıkça yazdığı üzere davacı 07.01.2019 itibariyle maden sahalarında ve zenginleştirme tesislerinde tam bir hakimiyet tesis ettiğini,  yani  davacının en geç 07.01.2019’da her türlü muayeneyi yapabilecek imkana kavuştuğunu, davacının bu Taahhütname ile mevzuata aykırı madencilik yapması halinde doğacak zararı gidermeyi de taahhüt ettiğini, davacı tarafın yatırım yapmaksızın, para harcamaksızın, orman, ÇED ve sair izin almaksızın, adeta defineci mantığıyla mevzuata aykırı madencilik yapmak konusundaki ısrarı nedeniyle maden mühendisi ...'ın davacı şirketten ayrıldığını, davacı vekilinin “izin alamadıkları” için üretim yapılamadığı iddiasının doğru olmadığını, davacının, madenleri teslim aldığı günden itibaren dava konusu maden sahasında pasadan ve ocaktan yüzlerce ton üretim yaptığını, yaptığı üretimi İşletme Faaliyet Raporu ile MAPEG’e bildirdiğini, madencilik mevzuatında izinler özetle ve basit olarak; süreli veya belirli bir alan veya metraj veya hacimle sınırlı olarak verildiğini, dava konusu madenlerin devri amacıyla 14.12.2018’de sözleşme akdedildiğini,  dava konusu madenlerin davacı tarafa 07.01.2019’da teslim edildiğini, maden ruhsatlarının maden sicili nezdinde 18.12.2019’da davacı tarafa devir edildiğini,  davanın orman izni almak için 16.03.2020’de müracaat ettiğini, davacının yaklaşık 15 ay dava konusu madenler için alınmış mevcut izinler ile çalıştı ve önemli miktarda üretim yaptığını, şimdi bu izinlerin süresi ve alanının dolduğunu, davacının vahşi madencilik yaparak kullandığı izin alanlarını yeniden doğaya kazandırmak için para harcamak istemediğini, bu masrafı davalı tarafa yıkmak istediğini, dava konusu madenlerin davalı adına tescili için 1.006.732,18-$ harç ve sair resmi ödeme ile 457.577,33-$ devlet hakkı borcu davalı şirket tarafından ödendiğini, davacı tarafın Körkün çayı ıslah projesiyle ilgili olarak dava dilekçesine yazdıklarının doğru olmadığını, dava konusu sözleşmenin 14.12.2018’de imza edildiği, dava konusu 3 maden sahası ve 2 zenginleştirme tesisinin 07.01.2019’da davacı tarafa teslim edildiğini, maden ruhsatları maden sicili nezdinde 18.12.2019’da davacı tarafa devir edildiğini, davacı tarafın 07.12.2023 tarihli ihtarnameyle yaklaşık 5 yıl sonra ayıp ihbarında bulunduğunu, dava konusu maden sahaları ve tesislerde hukuki veya maddi bir ayıbın olmadığını, olsaydı bile işbu ayıp ihbarının süresinde olmadığını, bu yüzden ayıp iddialarının dava konusu yapılamayacağını, sözleşmeden doğan talep haklarının zaman aşımına uğradığını, hak düşürücü sürelerin geçtiğini, bu yüzden zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının ayıp olarak takdim ettiği izinsiz alanda madencilik, izinsiz alana pasa ve atık dökme, ırmak kotunun yükseltilmesi ve daraltılması vs kusurlarının bizzat kendisinden kaynaklandığını,  husumet itirazında bulunduklarını, ayıplı olduğu iddia edilen dava konusu madenlerin 5.350.000-$’a satıldığını, eksik dava harcının işbu meblağın dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru ile TL karşılığı üzerinden tamamlanmasını arz ettiklerini, davacı tarafın ayıp olarak takdim ettiği hususların ayıp olmadığını,  zira madencilik sektöründe izinler, farklı kurumlar tarafından belirli süre, hacim, metraj ve sair sınırlamalarla verildiğini, ilanihaye bir iznin olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Somut olayda, maden işletme ruhsatlarının devri sözleşmesi kapsamında ruhsatların davalı adına kayıtlı olduğu dönemlerden kaynaklanan ayıpların giderilmesi talebinde bulunulmuş olup,  taraflar arasındaki sözleşmenin rödovans sözleşmesi niteliğinde  olduğu, sözleşmenin 7.7 maddesinde de mevcut rödovansçıya atıfta bulunulmuş olduğu,  buna göre ruhsat sahibi davacı ile rödovansçı davalı arasında uyuşmazlıkta sözleşme hükümleri ile 3213 sayılı maden kanununun ilgili hükümleri ve 6098 sayılı TBK'nın 357 vd. maddelerinde düzenlenen ürün  kirasına ilişkin hükümlerin bünyesine uygun düştüğü ölçüde uygulanması gerektiği dolayısıyla akdi sorumluluğun değerlendirilmesinde 6100 sayılı HMK m.4/1-a uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğu değerlendirilmiş olmakla davacının davasının görev yönünden usulden reddine, görevli mahkemelerin İstanbul Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğunun tespitine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin maden ruhsatlarının bütüncül şekilde devrine ilişkin olduğunu, sözleşmenin niteliği satış/devir sözleşmesinin unsurlarını taşıdığını, ruhsat sahibi münferit olarak davacı şirket olup maden ruhsatlarının davacıya devri sonrasında davalı şirketin maden ruhsatları ve sahaları üzerinde hiçbir hak ve yetkisi kalmadığını, bu nedenle maden ruhsatlarının sahibinin davacı olduğu halde taraflar arasındaki sözleşmenin rodövans sözleşmesi olduğu yanılgısıyla verilen görevsizlik kararının bütünüyle yanlış olduğunu, davalı şirket tarafından devredilen maden ruhsat sahalarında ayıplar olduğu ve davalı şirketin ruhsat sahibi olduğu dönemde mevzuat yükümlülüklerini yerine getirmediğinin ortaya çıktığını, işbu davadaki taleplerinin, mevcut durumda tamamen davacıya ait olan maden sahalarındaki ayıpların, bu ayıpların meydana gelmesinden sorumlu önceki ruhsat sahibi davalı tarafından giderilmesi olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, Asliye Ticaret Mahkemesi olan Yerel Mahkemenin görevli mahkeme olduğunun tespitini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, maden işletme ruhsatı ve bir kısım tesislerin satış ve devri kapsamında ayıpların giderilmesine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucu görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğundan bahisle  görevsizlik kararı verilmiş, karara karşı  davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Ticari davalar TTK. 4. maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava söz konusu olup, ticaret mahkemesi  görev alanı içinde kalacaktır. TTK.'nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir.6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre; “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğu düzenlenmiştir. Madencilik sektöründe, çoğu zaman arama veya işletme ruhsatı alan gerçek veya tüzel kişiler bu ruhsatlarına göre faaliyette bulunmayıp ruhsat gereğince sahip oldukları haklarının tamamını veya bir bölümünü geçici bir süre için üçüncü kişilere devretmektedirler. Ruhsat sahibi olan madenci, bu ruhsattaki işletme hakkını devretme karşılığında elde edilen cevher üzerinden veya dönemsel olarak kararlaştırılan maktu bir ücreti üçüncü kişiden almaktadır. Ruhsat sahibi ile geçici olarak maden işletme hakkını elde eden bu üçüncü kişi arasında yapılan  sözleşme Maden İşletme Ruhsatı Kiralama Sözleşmesi olup madencilik sektöründe ve hukuksal uygulamadaki ismi ise Rödovans sözleşmesidir. İşletme hakkının üçüncü kişiye rödovans sözleşmesi ile devri halinde devralan kiracı haline gelmekle sahayı bu rödovans sözleşmesi koşullarına uygun olarak işletmek ve bunun karşılığı kiraya veren ruhsat sahibine rödovans  bedelini ödemekle yükümlenmektedir. Rödovans sözleşmesi, ruhsatı alınan maden sahasının bir kısmı veya tamamı üzerindeki işletme hakkının, hak sahibi tarafından gerçek veya tüzel üçüncü kişilere geçici bir süre için tahsisini konu alan iki taraflı ürün kira sözleşmesi niteliğine sahiptir. Yargıtayın istikrar kazanan uygulamasında (YHGK'nun 11/10/2006 tarih, E.2006/11-617, K.2006/642, Yargıtay 3. Hukuk dairesinin 05/07/2017 tarih, E. 2017/6471, k.2017/11091 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi); Rödovans sözleşmesinin tarafları arasında çıkan uyuşmazlıklarda sözleşme hükümleriyle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun ilgili hükümleri ve 6098 sayılı TBK.'nun 357 vd.maddelerinde düzenlenen ürün kirasına ilişkin hükümlerin bünyesine uygun düştüğü ölçüde uygulanacağı kabul edilmektedir. Dosya kapsamından,  taraflar arasında düzenlenen  14/12/2018 tarihli sözleşmenin  konusu; 3 adet maden işletme ruhsatının ve bu sahalardan 2 tanesinde bulunan cevher zenginleştirme tesisisin tümüyle davalıya devrine ilişkin olduğu, rödovans  (maden işletme ruhsatı kiralama) sözleşmesi olmadığı görülmekte olup taraflar arasında sözleşmenin niteliğine ilişkin bir uyuşmazlık ta yoktur. Bu durumda, ilk derece mahkemesince sözleşmenin ve uyuşmazlığın vasıflandırılmasında hata edilerek, uyuşmazlığın kira sözleşmesi niteliğindeki rödovans sözleşmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle ihtilafın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle verilen görevsizlik kararı yerinde değildir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf sebepleri ve  kamu düzenine aykırılık sebebi ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, mahkemenin davaya bakmaya görevli olduğu halede görevsizlik kararı verilmesi isabetli bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-3 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5d9dcce183a3554d","SID":"259a7f8511e8ea1e"}}