{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/779 <br>KARAR NO: 2025/1106<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 14.12.2021<br>NUMARASI: 2019/939 Esas - 2021/1162 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kereste ticareti yaptığını ve davalıya sattığı malın bedelini alamadığını, alacağın tahsili  amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı davaya cevap vermemiş; davalı vekili duruşmadaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin verdiği 16.10.2018 tarihli kararı, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 2019/201-1463 E.K.sayılı kararı ile davacı tarafından ticari defterlerine işlenen, ancak karşılıksız çıkması nedeniyle cari hesapta borç kaydedilen kıymetli evrakların davalıya ilişkin bir belge bulunmadığı ve bu konuda mahkemece bir inceleme yapılmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince, kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapılarak, ödeme için davacıya verilen, ancak karşılıksız çıkması nedeniyle davalıya iade edilen iki adet çeke ilişkin araştırma yapılarak karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Somut olayda davacı taraf davalı tarafa faturalara konu ürünlerin teslimi sözleşmesinden kaynaklı olarak ürünleri teslim ettiğini, ancak davalı tarafından bu ürünlerin bedelinin ödenmediği ileri sürülmüştür. Mahkememizce taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından 6102 Sayılı TTK'nun 83 ile 85 ve 6100 Sayılı HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu bilirkişi incelemesi ile tespit edilmiştir. Davalı taraf ticari defterlerini inceleme için sunmamıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriği ile sabittir. Tarafların BA ve BS formlarının karşılaştırmasında da davacı tarafça bildirilen tüm faturaların davalı tarafçada BA formlarında bildirildiği tespit edilmiştir. Davalının davacı tarafından düzenlenen faturaları BA formlarında bildirmesi sebebiyle kural olarak dava konusu faturalardaki ürünleri teslim aldığını kabul anlamına gelmektedir. Davacı tarafından dava konusu faturalardaki ürünlerin davalıya teslim edildiğinin BA ve BS formları ile ispatlanmıştır. Davalı tarafından davacıya ödeme için 30/12/2014 tarihli 9.090,00-TL bedelli ve 20/01/2015 tarihli 9.000,00-TL bedelli iki adet çek verilmiştir. Ancak söz konusu çekler davacı tarafından müşteri çek giriş iade bordrosu ile davalının kardeşi olan ... ve davalının kuzeni ...'a iade edilmiştir. Bu belgenin sunulması üzerine davalı tarafından çeki iade alan kişilerin müvekkili ile alakasının olmadığını ve çeki müvekkilinin iade almadığını ileri sürmüştür. Ancak ...'in beyanlarında davacı ile davalının aralarındaki ticari ilişkinin devam ettiği dönemde abisi olan davalı ile birlikte iş yaptıklarını, ...'ın da atölyelerinde kendi işini yaptığını, mal siparişini atölyede bulunan herkesin verdiğini, ...'ın da vermiş olabileceğini, çek götürüp getirmiş olabileceğini, kendisinin iade aldığı çeki abisi ile birlikte iş yaptığı dönemde karşılıksız çıkması sebebiyle iade aldığını beyan etmiştir. ...'a ulaşılamaması sebebiyle ve dosya kapsamı itibariyle dinlenmesinin esasa etkili olmayacağı anlaşıldığından dinlenmemiştir. Ancak ...'in beyanlarından atölyede ... kendi işini yaptığı kabul edilse bile ihtiyaç halinde davalı adına sipariş verdiği, çek veya ödeme götürüp getirdiği kanaatine varılmış ve davacı defter ve belgelerinde davalıdan alındığı sabit olan çeklerin davalı adına adı geçen şahıslara iade edildiği kanaatine ulaşılmıştır ve davalı tarafın savunmalarına itibar edilmemiştir. Davacı, ... ile iş yapmadığını beyan etmiştir ve dava konusu çeklerin ...'in işi için alındığı ve iade edildiği davalı tarafça ispatlanamamıştır. Davalı tarafça bu çek bedellerinin davacıya ödendiğini ispatlar delil dosyaya sunulmamıştır. Davacının alacaklı olduğu hususu tarafların birbiri ile örtüşen BA ve BS formları, tanık ve taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu...\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının 23.067,62 TL asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin devamına, davacının işlemiş faiz talebinin reddine, hükmedilen asıl alacağın % 20'si oranında 4.613,52 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin verdiği ilk karar üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2019/201-1463 E.K sayılı kararı ile ifa amacıyla verilen çeklerin davalıya iadesine ilişkin belge bulunmadığının belirlendiğini, davacının yarılama aşamasında sunmadığı çek iade tutanaklarının kaldırma kararı sonrası verilen kesin sürede sunulduğunu, sunulan 03.01.2015 ve 04.02.2015 tarihli belgelere göre, ... Bankasının ... nolu 30.12.2014 tarihli çekinin 03.01.2015 tarihinde ...'a, ...bank'ın ... nolu 20.01.2015 tarihli çekinin ise ...'e teslim edildiğinin anlaşıldığını, çeklerin müvekkiline teslim edilmediğini, çeklerin halen dahi ortaya çıkmadığını, çeklerin bulunması halinde müvekkilince tanzim edilmediği ortaya çıkacağını, ...'in müvekkilinin uzun zamandır  konuşmadığı ve davalık olduğu erkek kardeşi olduğunu, bu kişinin müvekkil adına çek keşide etme, çek tahsil etme, çek teslim alma ya da herhangi bir işlem yapma yetkisi bulunmadığını, ... ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, bu nedenle çeklerin müvekkiline iade edilmediğinin anlaşıldığını, tahsil edilemeyen bir çekin borçlusuna değil de farklı birisine iade edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, her iki kişinin de hiç bir zaman müvekkilinin çalışanı olmadığını, davacının bu kişilerden tahsil edemediği alacağını müvekkilinden tahsil etmeye çalıştığını, ...'a teslim edilen çeke ilişkin 03.01.2015 tarihli tutanakta çek bedeli olan 9.090,00 TL'nin cari hesaba borç kayıt edildiği, ...'e teslim edilen çeke ilişkin 04.02.2015 tarihli tutanakta ise 9.000,00 TL'nin borç olarak kayıt edildiğinin belirtildiğini, bu bayanın da bu kişilerin borçlu olduğunu gösterdiğini, davacı tarafından sunulan bu delillerin müvekkilinin iddialarını doğruladığını, borcun müvekkiline ait olmadığının anlaşıldığını,  ...’in duruşmadaki beyanında çeki kendisinin davacıya teslim ettiği ve iade aldığını, kendisinin hali hazırda ...’in atölyesinde kendi hesabına çalıştığını, faturaları dava dışı ... adına kestirdiğini, ödemesini kendisinin yaptığını belirttiğini, çekin ... tarafından kendi adına düzenlenerek davacıya verildiğini ve iade alındığını, iade tutanağında çek bedelinin cari hesabına borç olarak kayıt edildiğinin kabul edilmesinin de bunu doğruladığını,  Davacının müvekkili adına fatura düzenlemesi ve bunu kendi ticari defterlerine işlemiş olmasının, müvekkilini borçlu yapmayacağını, taraflar arasında yazılı veya sözlü bir anlaşma bulunmadığını, davacının sözleşme ilişkisi ile mal teslimini kanıtlaması gerektiğini, tahsil edilemeyen bir çekin borçlusuna değil de başka birisine iade edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının isticvabında \"Dava konusu faturaya ilişkin malları siparişini ... vermiştir, çekleri de ... bize getirmiştir\"  ifadesi ile esasen çekin ...'e ait olduğu ve müvekkilin borçla ilgisi bulunmadığının kanıtlandığını, kaldırma öncesi tebligatların ..., ... ve ... isimli şahıslara yapıldığı ve imzadan imtina ettikleri belirtilmiş ise de tebligat parçalarının üzerindeki barkod numarasından sorgulama yapıldığında, söze konu evrakların tamamının Tebligat Kanunu’nun 21. Maddesine göre muhtara bırakıldığın belirlendiğini, müvekkilin kapısına evrakın muhtara teslim edileceğine ilişkin haber kağıdı yapıştırılmadığını, tebligatlarda TK'nın 21/1.maddesine göre yapıldığına şerhi düşülmemesine rağmen posta memurunun, buna ilişkin şerhi bulunmadığını, yalnızca davacının ticari defterleri ile BA ve BS formlarının incelendiğini, kaldırma kararı öncesi müvekkilinin haberi olmadan yargılama yapıldığını, ticari defterlerin saklama süresinin dolduğunu, davacının alacağının varlığını ve kaynağını açıklamadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık taraflar arasında satım sözlemesi ilişkisi bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa sözleşme konusu emtianın davalıya teslim edilip edilmediği, uyuşmazlık konusu iki adet çekin davalı tarafından davalıya verilip verilmediği ve karşılıksız çıkan çeklerin davalı veya yetkili temsilcisine iade edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ilişkin verilen 2017/890 E.,2018/971 K.sayılı ilamına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu dairemizce incelenmiş ve davalının istinaf tebligata, ticari ilişki bulunmadığına ve çeklerin kendisi tarafından verilmediğine ilişkin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. Davalı vekilini, çeklerin kendisine teslim edilmediğini ilişkin istinaf başvurusu ise kabul edilmiş ve çeklerin davalıya teslimine ilişkin belge bulunmadığı ve mahkemece bu hususun incelenmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince, davacının sunduğu çek iade tutanakları incelenmiş, davacı ve davalı isticvab edilmiş  ve bir adet çekin teslim edildiği ... dinlenerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilinin tebligatın usulsüzlüğüne ilişkin istinaf nedeni Dairemizin yukarıda belirtilen kararı ile incelenmiş olup, yargılama sırasında çıkarılan tebligatların “... Mh. .... Sok. No:... Bağcılar/İstanbul” adresine Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre davalıya tebliğ edildiği belirlenmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi ile Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddesi kendilerine tebligat yapılacak kimselerin adreslerinde  bulunmaması veya tebligatı tebellüğden kaçınmaları halinde yapılması gereken işlemleri ayrıntılı olarak belirtmiştir.Muhatabın adreste bulunmaması halini düzenleyen Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin birinci fıkrasında; \"Muhatap veya adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak kendisinin imzalaması gerekir\" hükmü yer almaktadır.Bu durumda, somut olayda, tebellüğ mazbatalarında ismi geçen ve imzadan imtina ettikleri görülen “...”, “...” ve “...”un beyanlarına göre, muhatabın adreste bulunmama nedeni “işte olduğu” olarak tebligat mazbatasında belirtilmiş ve tebligatlardan bu kişiler haberdar edilmiş olduğundan Tebligat Kanunu'nun 21.maddesine göre usulüne uygun olarak yapılan tebligat işlemi geçerli olup, bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. Dairemizin anılan kararında taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu da belirlenmiştir. Gerçekten de taraflar arasında marangozluk malzemelerinin satımına ilişkin bir ticari ilişki bulunmaktadır. Davalı, dava konusu çeklerin verildiği ticari ilişkinin davacı ve davalı arasında gerçekleşmediğini, bu ticari ilişkinin davacı ile kendisine ait atölyeyi kendilerinin nam ve hesabına kullanarak iş yapan kardeşi ... ile akrabası ... arasında gerçekleştiğini, çeklerin bu kişilerce davacıya verildiğini ve bu nedenle çeklerin bu kişilere davacıya tarafından iade edilerek, bu kişilerin cari hesabına borç kayıt edildiğini savunmaktadır. Davalı ve vekilinin açıklamalarına göre, davalı tarafından işletilen atölyenin, ... ve ... tarafından kendi işleri için kullanıldığı,  ... ile 2012 yılına kadar ortak iş yaptıkları, bu tarihten sonra ortak işlerinin olmadığı, dava konusu satım ve çeklerin davalı ile ilgisinin bulunmadığının savunulduğu anlaşılmaktadır. Ancak ...'in beyanından, anılan kişinin 2016 yılına kadar davalı ile birlikte çalıştığı, 9.000 TL bedelli çekin alınan mal karşılığı davcıya verildiği, karşılıksız çıkması üzerine çekin davacı tarafından iade edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda anılan çek yönünden davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğu, alınan mal bedelinin çekle ödendiği, çekin karşılıksız çıkması üzerine çekin ...'e iade edildiği, çekin bedelinin tahsil edilmemesi nedeniyle, davacının çek bedeli kadar cari hesaptan alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Dava dışı ...'a iade edilen çek bakımından ise, anılan kişinin da davalının iş yerinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Ancak davalının beyanına göre bu çalışma davalı adına olmayıp, anılan kişinin kendi nam ve hesabına davalıya ait atölyede çalıştığı savunulmuştur. Bu kişinin davacı adına çek keşide etme yetkisi bulunmamaktadır. Ancak davalı, ...ın kendisinin atölyesini kullandığını kabul etmekle birlikte, bu çalışmasının ...'ın nam ve hesabına olduğunu usulüne uygun delillerle kanıtlamamıştır. Davalının beyanında, kardeşi ...'ın kendisinin ofisini kullandığını, bu nedenle ticari defterini kullandığından haberi olmadığını beyan etmiştir. Davalının isticvabındaki beyanından, çekleri teslim alan ... ve ... ile davalı arasında, sıkı ticari ilişki olduğu ve bu kişilerin davalının iş yerini kullanarak iş yaptıkları anlaşılmaktadır. Davalı ile bu kişiler arasında kira sözleşmesi, iş sözleşmesi veya adi ortaklık bulunduğuna ilişkin bir kanıt bulunmamaktadır. Bu nedenle ... ve ... yaptıkları iş bakımından diğer tacir yardımcıları olarak değerlendirilmiştir. TBK'nın 552.maddesine göre diğer tacir yardımcıları, ticari işletmenin mutat işlerini yapmaya yetkilidir. Bu kapsamda, davacının işletmesini kullanan ve bazen birlikte iş yapan ... ve ...'ın müşterinin iade ettiği çekleri kabul etmek ticari işletmenin olağan işlerindendir. Aksi halde, statüleri belirlenmemiş şekilde ticari işletmesinde başka kişileri çalıştıran veya çalışmasına izin veren kişinin, borçlarından kurtulmak için yetkisiz temsil hükümlerine sığınması dürüstlük ilkesine aykırı olacaktır. Davalı, yazılı bir belge ile hukuki bir statüye kavuşturmadığı, çalışma ilişki perdesine sığınarak borçlarını ifadan kaçınması dürüstlük kuralına aykırıdır. Bu kabule göre satım sözleşmesinin davacı ile davalı arasında yapıldığı ve ve verilen çeklerin karşılıksız kalması nedeniyle, bir adet çekin davacı ile doğrudan birlikte iş yapan ... tarafından iade alındığı, diğer çekin de davalının iş yerini imalat işlerinde kullanan ...   tarafından teslim alındığı anlaşıldığından, davalının BA formlarının incelenmesine gerek bulunmamaktadır. İade tutanağında çekin iade alınarak alacağın bu kişilerin hesabına borç olarak işlendiği ibaresi, çekin teslim edildiği kişilere ilişkin olmayıp, açık hesap ilişkisinin niteliği gereğince açık hesap borçlusuna ilişkindir. Ticari ilişkinin gerçekleştiği tarih dikkate alınarak defter saklama yükümlülüğünün sona erdiği dikkate alındığında, ilk derece mahkemesinin somut delillere dayalı kabul şeklinin, taraflar arasındaki sözleşmeye, dosyadaki delillere, hayatın olağan akışına, davalının iş yerinde oluşturduğu çalışma şekline uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.  Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı  vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.184,10 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 19.06.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"19ddb057bd2ee3f1","SID":"91bfda93634cb679"}}