{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/385 <br>KARAR NO: 2025/975<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/09/2024<br>NUMARASI: 2024/236 Esas -  2024/669 Karar<br>DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili ...'in ... Mah. ... Cad. ... İş Hanı No, ... Kat; ...  Daire; ... Kartal İstanbul adresinde faaliyet gösteren ... Ticaret A.Ş'nin % 34 payına sahip kurucu ortağı olduğunu, şirketin % 38 payına sahip davalı ..., şirkette pay sahibi olduğu 1997 tarihinden itibaren müvekkili ile birlikte şirketin yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini münferit imza yetkisine sahip olarak 2018 tarihine kadar sürdürdüğünü, Eylül 2018 tarihinden itibaren davalılardan ...'in yönetim kurulu başkanı, ...'in ise yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığını, şirketin 2022 yılı faaliyet dönemine ait olağan  genel kurul toplantısının 30/09/2023 tarihinde yapıldığını,  ilgili toplantının 6 nolu gündem maddesine göre müvekkilinin olumsuz oyuna rağmen davalılardan ... yönetim kurulu başkanlığına, diğer davalı ... ise yönetim kurulu üyeliğine 3 yıl süre ile seçildiklerini,  müvekkilinin olumsuz oyuna rağmen faaliyet raporu, bilanço ile kar ve zarar hesapları da oy çokluğu ile kabul edildiğini, yine müvekkilinin olumsuz oyuna rağmen davalıların oy çokluğu ile ibra edildiklerini, ... Ticaret Anonim Şirketi, 21.01.1993 tarihinde İstanbul’da kurulduğunu,  şirketin tek mal varlığının Muğla’nın Bodrum İlçesinde yer alan 36+2 adet villa olduğunu,  şirketin tek faaliyeti ise söz konusu villalarda “...” adı altında turizm amaçlı hizmet verdiğini, davalı ... ve ...,  şirketin tek mal varlığı ve gelir kaynağı olan Bodrum'da bulunan “...” isimli tesisinin işletmesini, genel kurulun izni,  yönetim kurulunun da bir kararı olmadan şirketin muhasebecisinin yanında çalışan ve şirketi ele geçirmek için birlikte hareket ettiği ...’a ve onun çocukları ... ve ...’a Kadıköy ... Noterliğinde 27.19.2017 tarih ve ... yevmiye numarasına kayıtlı “Düzenleme Şeklinde Vekaletname” düzenleyerek devretmiştir. Bütün bunlara ilave olarak bu kişilerle herhangi bir kira sözleşmesi de imzalamamış, yani şirkete ödenecek bir ücret de belirlememiştir. bütün bu işlemlerin neticesi olarak davalıların şirket yönetici oldukları tarihten itibaren şirket hiç bir gelir elde etmediğini,  şirket bilançolarında ve finansal tablolarında, işletmeden gelen herhangi bir gelir bulunmadığını,  davalı ...’in yönetim kurulu başkanı, ...’in de yönetim kurulu üyesi olduğu 2018 yılından sonraki tüm yıllara ait finansal tablolar ve kurumlar vergisi beyannameleri incelendiğinde, şirketin herhangi bir gelir elde etmediğini, davalılar tarafından yapılan devir sonrası dava konusu taşınmazı işleten kişiler, şirkete herhangi bir ödeme yapmadıklarını,  elde ettikleri gelirin tamamını kendi zimmetlerinde tuttuklarını,  özellikle pandemi döneminde 36+2 adet villadan herbiri ayrı ayrı kiraya verildiğini, internette yer alan rayiç tutarlara göre villaların her birinin aylık kira tutarı 80.000 TL ile 100.000 TL arasında değiştiğini, şirketin davalıların bu hukuka aykırı eylemi nedeniyle 2018 yılından bugüne kadar milyonlarca lira zarara uğratıldığını belirterek   03/01/2023 tarihinden sonra şirketin işletmesinin üçüncü kişiler tarafından işletilmesi neticesinde şirketin uğradığı zararın hesaplanması ve zararın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının  birebir aynı vakıalara dayanarak İstanbul Anadolu 11 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023-7 esas sayılı dosyasından dava ikame ettiğini, davanın halen derdest olduğunu, aynı konuda aynı taraflar arasında aynı vakıalara dayalı iki ayrı davanın görülemeyeceğini, bunun usul ekonomisine ve hukuk güvenliğine aykırı olduğunu, şayet davacının öncekinden farklı yeni bir dava temeli, gelişen yeni bir olay ve farklı talep sonucu olduğunu iddia ediyor ise dava şartı olarak tekrar arabulucuya gitmesinin gerektiğini, davacının  arabulucuya gitmediğini, dava konusu  zarara sebep olduğu iddia edilen işlemlerin talimatını müvekkiline 20.05.2017 tarihli e-mail ile davacının kendisinin yönetim kurulu başkanı iken verdiğini, davacının yönetimde olduğu süre boyunca ortaklara aslı taşınmazın imar mevzuatına aykırılığı ile ilgili bilgilendirmede bulunmadığını, herhangi  bir imar affı niteliğinde bir kanundan yararlanmayı gündeme getirmediğini, \" burası kâr etmiyoruz,satalım \"dan başka bir şey demediğini  belirterek davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...Davacı tarafından mahkememize açılan iş bu davanın dava tarihinin 29.03.2024 olduğu,  dava tarihinden önce davacının arabuluculuk şartının yerine getirilmediği, her ne kadar  davacının dava açıldıktan sonra 15.04.2024 tarihinde arabulucuya başvurduğu belirtilmiş ise de  dava tarihinden önce sonuçlanmış arabuluculuk tutanağı bulunmadığı anlaşılmakla, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, dosyada herhangi bir inceleme yapmadan karar verdiğini, davalılar tarafından uğratıldığı zararların Türk Ticaret Kanunu 553 ve devamı maddeleri kapsamında tahsili ve tazminat tutarının şirkete ödenmesi talebiyle yerel mahkemede dava açılmadan önce yani 14.03.2024 tarihinde İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosuna ... başvuru numarası ile başvuruda bulunulduğunu, Söz konusu başvuruya davalı taraflarca aynı konuda ikinci kez arabuluculuğa başvuruda bulunulamayacağı gerekçesiyle itiraz edildiğini, aynı konuda ikinci bir başvuru yapılmadığını,  İtiraz üzerine arabulucu tarafından dosya büroya iade edilerek kapatıldığını, sonuç olarak Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimi denetiminden geçen dosyanın kapatıldığını, davalı tarafların arabuluculuk görüşmesi sırasında mükerrer başvuru iddiasında bulunup dosyanın kapatılmasını talep etmeleri karşısında; işbu davada arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini iddia etmelerinin taraflarınca anlaşılamadığını, arabulucu tarafından başvurunun sonlandırılmasının hukuki sonucunu başvurucu/davacıya yüklemenin hukukun açıkça ihlali olduğunu, arabuluculuk kurumunun amacı gözetildiğinde dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının yeterli olduğunu, önemli olan hususun dava açılmadan önce dava şartının yerine getirilmesinin yani usulünce arabulucuya başvurulması olduğundan dava şartının yerine getirilmediğinden söz edilmesinin müessesenin getirilme amacına da aykırı olduğunu, nitekim Anayasa Mahkemesinin de belirttiği üzere; ilke olarak dava şartının arabuluculuğa başvuru olduğunu, başvurucu tarafın yapması gerekenin süreçteki sıfatı gereği yalnızca arabuluculuğa başvurmaktır ki bu hususun izaha gereksinim duymayan bir husus olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediği noktasındadır. 7155 sayılı Yasanın 20. Maddesi ile 6100 Sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesinde; konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki  ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olarak düzenmiş olup, 7155 sayılı Yasanın 23. Maddesi ile 6325 Sayılı Kanuna eklenen 18/A maddesinde ise; davacının, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderileceği, ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenlemelere göre, arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmemiş olması halinde arabuluculuk son tutanağın mahkemeye sunulması için bir haftalık kesin süre verilmesi gerekir. Dava şartı olarak arabuluculuk kurumunun temelde mahkemeye erişim hakkına getirilen bir sınırlama olması karşısında, arabuluculuk ile ilgili uygulamaların tamamında uygulamanın hakkın özüne dokunup dokunmadığı ve ölçülülük ilkesine aykırı olup olmadığı bağlamında bir değerlendirme yapılması zorunludur. Kişilerin mahkemeye erişim hakkını sınırlandıran ya da hak aramalarını imkânsız hâle getiren veya aşırı derecede zorlaştıran bir sürece neden olan uygulamaların hakkın özüne zarar verdiği kabul edilmelidir (AYM, 2017/178 E., 2018/82 K.) Dava şartı olarak arabuluculukta zorunlu olan unsur, arabuluculuğa başvurmaktır. Somut olayda,  eldeki zorunlu arabuluculuğa tabi davanın 29/03/2024 tarihinde açıldığı, dava dilekçesine eldeki uyuşmazlıkla ilgili olmayan ancak taraflar arasında yapılan benzer uyuşmazlığa ilişkin 2022 tarihli  bir adet arabuluculuk son tutanağının eklendiği, davalı tarafça bu hususun itiraz konusu yapılması üzerine mahkemece 10/07/2024 tarihli duruşmada davacı vekiline bu konuda beyanda bulunmak ve uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağını sunmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilince 17/07/2024 tarihli beyan dilekçesi ile 14/03/2024 tarihinde İstanbul Anadolu Arabuluculuk bürosunun ... başvuru numarası ile  arabuluculuğa başvurduklarını, ancak davalı tarafça aynı konuda ikinci kez arabuluculuğa başvurulamayacağı gerekçesiyle itiraz edildiğini, arabulucu tarafından da dosyanın mükerrer başvuru gerekçesiyle büroya iade edildiğini, sulh hukuk hakimi denetiminden geçen dosyanın kapatıldığını, belirterek başvuru evrakı ile arabulucu tarafından düzenlenen adalet bakanlığı arabuluculuk daire başkanlığına yazılan yazı örneği sunulmuştur. Bu durumda davacı tarafça dava açılmadan önce arabuluculuk için başvurunun yapıldığı ancak arabulucu tarafından  mükerrer başvuru gerekçesiyle dosya kapatılarak anlaşamamaya ilişkin son tutanağın düzenlenmediği ve mahkemeye sunulamadığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf somut uyuşmazlıkta arabuluculuk faaliyetine başvurmuştur. ... numaralı başvuru formunun başvuru bilgileri kısmında herhangi bir ayrıntı ve somutlaştırma yapılmamdan \"şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan (nisbi)\" açıklaması bulunmaktadır. Arabulucunun adalet bankalığına yazdığı yazıya göre \"tarafların yazılı beyanı doğrultusunda daha önce aynı taraf ve taleplerle arabuluculuk  başvurusu yapıldığı\", davacı beyanına göre ise davalının arubuluculuk faaliyeti aşamasındaki mükerrer arabulucluk itirazı üzerine arabulucluk dosyasının kapatıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça arabuluculuk faaliyeti üzerine verilen kapatma kararının sulh  hukuk hakimi tarafından denetlendiği belirtilmiş ise de bu yönde verilmiş bir karar ibraz edilmemiştir. Dosyaya dava açılırken sunulan ve arabulcunun mükerrer başvuru olarak nitelediği ... başvuru numaralı arabuluculuk son tutanağının \"arabuluculuk konusu uyuşmazlık\" kısmında '... tic. A.Ş., ile ilgili şirket yöneticilerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat talebidir.' şeklinde belirlendiği görülmektedir. Davacı taraf arabulucunun mükerrerliğe dayanak yaptığı ... numaralı başvurunun  davalıların 2021 faaliyet yılında şirketi uğrattıkları zarara ilişkin olduğunu, eldeki uyuşmazlığın ise  yöneticilerin 2022 faaliyet döneminde şirketi uğrattıkları zarar nedeniyle açıldığını, mükerrer talep bulunmadığını iddia etmektedir. Şirket yöneticilerin sorumluluğunu doğuran eylemler davacı tarafça bu şekilde beyan edilmiş olması karşısında mükerrer /derdest  talep bulunup bulunmadığı hususları mahkemenin yapacağı bir değerlendirme ile belirlenecek hususlardır. Bu hususta arabulucunun mükerrer talep bulunduğu gerekçesiyle dosyayı kapatmış olması, dava tarihi öncesi arabuluculuk son tutanağının düzenlenmemiş olması gerekçesiyle dava şartının yerine getirilmediğini kabul etmek  ilgili yasa metinlerinin amaçtan ziyade lafzi yoruma tabi tutarak  davacının yargıya erişim hakkına engeller mahiyette olduğu ve hak aramasını aşırı derecede zorlaştıracağı ve hakkın özüne zarar verecek nitelikte olduğunun kabulü gerekir.  Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2022/3398 E. 2022/5294 K sayılı,  arabulucunun taraflara ulaşma ve toplantıya davet etme sorumluluğunu usulünce yerine getirmeden faaliyeti sonlandırması halinde arabuluculuk dava şartının yerine getirilmiş sayılacağına dair içtihadı ve   Anayasa Mahkemesinin  11.07.2018 tarihli 2017/178 Esas, 2018/82 Karar sayılı kararında  \"arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun, kişilerin hak aramalarını imkânsız hâle getiren veya aşırı derecede zorlaştıran etkisiz ve sonuçsuz bir sürece neden olmadıkça hak arama hürriyetinin özüne dokunduğunun söylenemeyeceği' yönündeki görüşleri de bu sonucu destekler niteliktedir. Bu durumda dava şartı arabuluculuğun yerine getirildiğinin kabulü ile davanın esasına yönelik inceleme yapmak gerekir iken davaşartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.  HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"92f45e32cac468ac","SID":"2f8bd6ed51999109"}}