{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/737 <br>KARAR NO: 2025/1180<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/03/2022<br>NUMARASI: 2019/935  E. - 2022/246 K. <br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 17.11.2015 tarih ve 308961 sayılı fatura ile davalıdan satın aldığı 16 adet su ekonomizörü ısı değiştiricisinin ayıplı olarak imal edildiğini, durumun hemen e-mail ile aynı gün davalıya ihbar edildiğini, yapılan testler sonucunda ayıbın boru malzemesi ve imalattan kaynaklandığının belirlendiğini, Yerköy Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/19 D.İş dosyası ile tespit yaptırıldığını  ileri sürerek, ayıplı satım nedeniyle sözleşmeden dönüldüğünü ve ayıp nedeniyle uğranılan zararlar ile satım bedeli için şimdilik 48.832,00 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının sadece müvekkilinden değil bir çok kişiden paslanmaz boru almadığından dava konusu emtiaların müvekkilince satıldığının belirlenmesi gerektiğini, sürekli imalat yapan bir fabrikada 17.11.2016 tarihinde acil  olarak istenen bir ürün hakkında iki ay sonra ayıp tespitinin yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilden satın alan paslanmaz boruların teslimi sırasında fatura ve teslim alınan malzemenin niteliğine itiraz edilmediğini, süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, emtianın tesliminden 2 ay sonra ayıp konusunda tespit yaptırmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve ayıp ihbarının süresinde olmadığını, satılan ürünlerin yurt dışında imal edildiğini ve kalite standartlarına uygun yapıldıklarını, sipariş talebinde herhangi bir teknik özellik, ürünlerin kullanım yeri bilgisi veya şart bildirilmediği gibi ürünlerin ne amaçla kullanılacağı hakkında da bilgi verilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, talimat bilirkişi raporu, İstanbul BAM 14. H.D'nin ilamı içeriğine göre; taraflar arasında dava konusu edilen emtiaların alım satımı konusunda bir ticari ilişki bulunduğu, davacı bu ticari ilişki kapsamında davalıdan 33,7x2,00mm çağında bulunan paslanmaz boru satın aldığını ancak teslim edilen boruların yapılan testler sonucu sızdırma yaptığını, dava konusu edilen borularda gizli ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme ile boruların bedelinin geri iadesini talep ettiği eldeki davada, mahkememizce, gizli ayıp usulünün işletilmediği ve davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle verilen karar İstanbul BAM 14. HD' nin ilamı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında bulunan ticari ilişki dahilinde dava tarafından satın alınan boruların 33,7x2,00 mm ölçüsünde olduğu, tarafların kabulü, tarafların ticari defter kayıtları ve alım-satıma ilişkin kesilen fatura ve irsaliye faturaları ile sabit görülmüştür. Ancak, davacının yapılan bilirkişi incelemesine sunmuş olduğu boruların  yukarıda belirtilen ölçülerde olmadığı görülmekle, dava dilekçesinde ve sonraki beyan dilekçelerinde de bahsedildiği üzere dava konusu edilen husus emtiadaki gizli ayıp iddiasıdır. Yani davacının, davalıdan 2,00 mm ölçüsünde boru satın ve teslim aldığı ancak yargılama sırasından borular üzerinde ayıba ilişkin yapılacak bilirkişi incelemesine sunulan boruların, davalıdan alınan borular olmadığı anlaşılmakla ispat yükü üzerinde bulunan davacının, öncelikle ayıp iddialarının incelenmesinden önce davalıdan satın alıp dava konusu edilen boruları incelemeye sunması gerektiği hususu gözetilerek, davacı tarafından iddialarını ispatlayamadığı... \" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Dava konusu gizli ayıplı boruların davalıdan satın alındığını ve davalının da boruların kendisinden alınmadığına ilişkin bir iddiasının bulunmadığını, boruların davacıya ait olduğunun bir çok kez kabul edildiğini, olaydaki en büyük ve tek karışıklığın, davalıdan satın alınmak istenen boruların 2 mm olması gerekirken, teslim edilen boruların 1,5 mm olması olduğunu, davalının bu hatayı lehine kullanmaya çalıştığını, satılan ayıplı borularun, davalının boruları değilmiş gibi bir durum oluşturma çalıştığını, davalının tanığı ...'nun 11 yıldır satış müdürü  olduğunu ve ürünlerin kendilerine ait olduğunu kabul ettiğini, alınan 13.112017 tarihli ve 16.01.2021 tarihli bilirkişi raporları ile müvekkilinin haklılığının ortaya çıkmasına rağmen davanın reddine karar verildiğini,  boruların standardı karşılamadığının ortaya çıktığını, Boruların davalıya ait olmadığına ilişkin beyanların doğru olmadığını, raporda da bahsedilen davalının test yaptırdığı ... firmasına ait 21.01.2016 tarihli test raporuna göre incelenen borunun 1,50 mm olduğunu, davalının müvekkiline gönderdiği 22.01.2016 tarihli e-mailde, tanık olarak dinlenen ...'nun İstanbul'dan aldıkları numuneleri test ettirdiklerini, ancak kaçak bulunmadığını, eğer Yozgat'dan da numune gelirse tekrar test edeceklerini bildirdiğini, bunun üzerine Yozgat’dan numuneler gönderildiğini ve davalının inceleme yaptığını, 28.01.2016 tarihli kaşeli imzalı antetli bir yazı ile ayıbı kabul ettiğini, davalı tanığı ...’nun 13.06.2017 tarihli duruşmada, tüm olayları doğruladığını, bilirkişi raporundaki fotoğrafta paslanmaz borunun üzerinde davalı şirketin üretim tarihi, markası, imalat tarihi, saati, malzeme kalitesi, üretim standartları, üretim ve seri numaralarının bulunduğunu, şüphe halinde malzemenin davalıya ait olmadığının, bir yazı ile davalıya sorularak bir karar verilmesi gerektiğini, <br>Talimat mahkemesinde alınan 16.01.2021 havale tarihli ek raporda, ürün kalınlığı dışında standartları sağlayan doğru ürün olduğunu, üretime dayalı işlem gördükten sonra nihai ürüne su basılması sonucu kaçaklar oluştuğu, bu kaçakların sadece kaynak bölgelerinde olmayıp ürünün tamamında olduğu ve ürün hakkında ilk raporda belirtilen hususlara göre ayıplı ürün olduğu ve ürünün testle ortaya çıkması ile gizli ayıplı olduğunun belirlendiğini, gizli ayıbın ortaya çıkar çıkmaz derhal bildirildiğini, 2 mm bir borunun 1,5 mm olmasının ayıp olmayıp sözleşmenin gereği gibi yerine getirilmemesi olduğunu, davalının sözleşmeye uygun hareket etmemesi nedeniyle, sözleşme gereği doğru malzemeyi vermesi gerektiğini,  aksi hal tazminat ödenmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Davacı şirket vekili, dava dilekçesinde,  satın alınan malların ayıplı çıkması sebebiyle, TBK'nın 227. maddesi uyarınca sözleşmeden dönme haklarını kullanarak, ayıplı mallara ilişkin ödenen tutarın iadesi ve uğranılan menfi ve müspet zararların tazminini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, satın almış olduğu ürünün ayıplı olmasından ötürü davalı satıcıdan zararlarının tazminini talep etmiş, davalı taraf, fatura ve sevk irsaliyesinin içeriğindeki malları davacıya teslim ettiğini, dava dilekçesine konu edilen emtianın ise kendileri tarafından satılmadığını, ayrıca davacının, TTK'nın 25. maddesindeki ihbar sürelerine uymadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini  ileri sürmüştür. Davacı vekili ise,  müvekkiline fatura ve sevk irsaliyesinde belirtilenden farklı nicelikte bir emtia tesliminin gerçekleştiğini, söz konusu emtiada gizli ayıp bulunduğunu, bu sebeple 22.01.2016 tarihinde mail  yoluyla yapılan ihbarın süresinde olduğunu beyan etmektedir Dosya kapsamındaki 17.11.2015 tarihli mail çıktısında, \"satın alma teklif isteme\" başlığı altında 33.7X2,00 paslanmaz boruya ilişkin olarak fiyat teklifi ve teslim süresinin bildirilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Yine 17.11.2015 tarihli  mail çıktısında, bahsi geçen nitelikteki paslanmaz boru için satın alma sipariş formunun gönderildiği  belirlenmiştir.  21.01.2016 tarihli mail çıktısında ise davaya konu emtiada  kaçak görülmüş olduğunun davacı firma tarafından davalı firmaya bildirildiği, davalı firmanın 22.01.2016 tarihinde yine mail yoluyla vermiş olduğu cevapta yapılan test neticesi söz konusu emtiada herhangi bir kaçak görülmediği, istenilen numunelerin taraflarına ulaştırılması halinde yapılacak test sonucuna ilişkin bilgi verileceğinin belirtilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bahsi geçen mail çıktılarının gerçekliği taraflar arasında ihtilaflı değildir. Davaya konu ... yevmiye nolu 17.11.2015 tarihli sevk irsaliyesinin, 33.7X2,00 dikişli boruya ilişkin olarak düzenlenmiş olduğu görülmektedir. Ancak sevk irsaliyesinde teslim alan imzası bulunmamaktadır. Yine dava konusu faturada satıma konu malın cinsi olarak 33.7X2,00 dikişli boru  gösterilmiştir.  Dosya kapsamındaki 02.03.2016 tarihli tespit raporu davacı şirketin mukim olduğu adreste yapılan keşif neticesi hazırlanmış ve satıma konu emtianın genel ifadeyle paslanmaz 304 kalitesinde dikişli boru olduğu belirtilmiş, ayırt edici şekilde ürün nitelendirmesi yapılmamıştır. 13.11.2017 tarihli bilirkişi raporu da davacı şirketin adresine gidilerek hazırlanmıştır. Bu raporda taraflar arasındaki alım satım ilişkisi çerçevesinde verilen siparişe uygun olarak 2.00 mm kalınlığındaki emtia için fatura kesilmiş olsa da esasen davalı firmanın davacıya gönderdiği davacı firmanın da teslim aldığı emtianın 1.50 mm malzemeye ilişkin olduğuna yönelik değerlendirme yapılmıştır. Davalı vekili 13.11.2017 tarihli bilirkişi raporuna itiraz ederek, dosyada mevcut sevk irsaliyesinden de anlaşılacağı üzere davalı şirket tarafından satılan ve davacı şirketçe teslim alınan emtianın 2.00 mm olduğunu, dolayısıyla bilirkişilerce keşif esnasında görülerek hakkında rapor tanzim edilen 1.50 mm niceliğindeki emtianın davalı şirket tarafından satılmadığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesince alınan 13.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafın ticari defter incelenmiş, davalının, davacı adına düzenlemiş olduğu 17.11.2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı faturanın davacı tarafça kabul edildiği, faturaların özellikle satın alanın ticari defterlerinde kayıtlı olması faturalar kapsamındaki malların teslim edildiğine karine teşkil eder. Davacı bunun aksini yani fatura ve sevk irsaliyesinde belirtilenden farklı bir mal tesliminin yapılmış olduğunu iddia etmektedir. O halde davacı bu iddiasını yazılı delillerle kanıtlamalıdır. Dosya kapsamındaki 28.01.2016 tarihli belgede davalı firmanın 304 kalite 33.7*2 mm TIG kaynaklı borulara ilişkin numunelere test yaptırmış olduğu belirtilmiştir. Belgenin altında davalı firmanın temsilcisinin ...'nun isim soyad ve imzasıyla, davalı  ... Ltd. Şti.'nin kaşesi ve imzası yer almaktadır. 21.01.2016 tarihli belgenin davalı firma temsilcisi ve dava dışı ... Ltd, Şti. tarafından düzenlenmiş olduğu görülmekle, söz konusu belgenin içeriğinden 33.7X1,50 mm olan 304 dikişli boruya ilişkin hidrolik basınç testi uygulandığı anlaşılmaktadır.13.11.2017 tarihli bilirkişi raporu davacı firmanın belirtilen adresine gidilerek hazırlanmıştır. Davacı vekili ilk derece mahkemesince yapılan yargılama aşamasındaki beyanlarında ve istinaf dilekçesinde, 13.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen hususlara ve 21.01.2016 tarihli belge içeriğine dayanarak, davalı tarafından kendisine fiiliyatta teslim edilen emtianın ayıplı olduğunu ileri sürmektedir. Taraflar arasında elektronik postalarla işleyen bir satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve davacı tarafından dosya içindeki 17.11.2015 tarihli sipariş ve satın alma formlarına göre 2 milimetrelik paslanmaz boru talep edildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından teslim edilen borular ise 11.5 milimetrelik borulardır. Duruşmada tanık olarak dinlenen tarafın ve davalının tacir yardımcısı olarak çalışan satış müdür ...'nun beyanına göre, talimat yolu ile alınan 13.11.2017 tarihli raporun ikinci sayfasında tespit edilen 1.5  milimetrelik boru davalı tarafından davacıya satılmıştır. Bu borulara ilişkin olarak dosyada bulunan ve ...'nun imzasını taşıyan basınç testinde de 1.5 mm borular üzerinde test yapılmıştır. Bu nedenle dava konusu boruların davalı tarafından davacıya satıldığı açık olup, ilk derece mahkemesinin, emtianın davalı tarafından satıldığının kanıtlanmadığına ilişkin gerekçesi yerinde değildir. Davacının sipariş ettiği ürünlerde farklı ürünlerin teslim edildiği açıktır. Bu nedenle satım sözleşmesinde aluid ifa olup olmadığının veya satılanda ayıp bulunup bulunmadığı ile varsa ayıbın niteliğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Satılan ürünleri malzeme kalitesi veya kullanım yerine ilişkin bir açıklama bulunmamaktadır. Ayrıca ürünlerde HF kaynak ve TİG kaynak kullanıldığı ve bu kaynağın hangi çeşit kaynak olduğunun ilk bakışta anlaşılabileceği ...'nun  tanık olarak verdiği beyanlarından anlaşılmaktadır. Aluid ifa borçlunun, borçlandığı edimden başka bir şeyi ifa etmesi olarak tanımlanabilir. Ayıplı ifada, ayıplı olsa da bir ifanın varlığı söz konusuyken, aliud ifada ise sözleşmedeki edimin ifası söz konusu değildir. Satım sözleşmesinde, satıcının borçlandığı şeyden başka bir şey teslim etmesi, aluid ifa niteliğindedir. Somut olayda ise ayıplı bir teslimden söz edilebilir. Davalının satımını üstlendiği malzeme ile teslim edilen malzeme aynı cins ve vasıfta olup sadece teslim edilen malzemenin kalınlığı farklıdır. Malzemenin kullanıldığı yere ilişkin belirli bir tip kaynakla imal edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Emtiadaki malzeme kalınlığı ilk bakışta fark edilebilecek veya TTK'nın 23. maddesinde belirlenen  sürelerden muayene edilerek ihbarı gerekecek bir durumdur. Malzemenin kalınlığı, ilk muayene ile anlaşılacak bir husus olduğundan gizli ayıp niteliğinde olduğu kabul edilemez. Bilirkişi raporu ve özellikle Dairemizin kaldırma kararı sonrası alınan ek raporda, suyun sızdırmasının testlerle anlaşılabilecek olması nedeniyle gizli ayıp niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Oysa bu durumun ortaya çıkmasının nedeni 1.5 mm boru teslim edilmesi ve boruların kaynak tekniği olduğu ve her iki durumun basit bir muayene ile önlenebileceği bu nedenle ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. TTK'nın 23/2. maddesi gereğince, satılanın 23/1.c maddesi gereğince iki ile sekiz gün içerisinde muayene yükümlülüğünün yerine getirilerek emtiadaki ayıbın bildirilmemesi nedeniyle, satılanın TBK'nın 223. maddesi gereğince mevcut hâliyle kabul edilmesi gerekmektedir. Belirtilen nedenlerle davacının istinaf başvurusu yerinde görülmemekle birlikte hükmün gerekçesinin yukarıdaki şekilde resen düzeltilmesi gerektiği anlaşılmakla, HMK'nın 33 ve 355. maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilmek üzere kaldırılmasına karar verilmek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilince ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesinin düzeltilmesi gerektiğinden, kararın kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki gerekçe ile reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte karar gerekçesinin resen düzeltilmesi gerektiği anlaşılmakla, HMK'nın 33, 355 ve  353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine,2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan 833,93 TL'den mahsubu ile artan 218,53 TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya iadesine,3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesap edilen 7.148,16  TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya  verilmesine,5-Davalı tarafından yapılan 50,00 TL masrafın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansları bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:  a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 03.07.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"10c952f35ba4fc8d","SID":"e44c94b835ba5782"}}