{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/31 <br>KARAR NO: 2025/883<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 25.10.2023<br>NUMARASI: 2022/808 Esas - 2023/833 Karar <br>DAVA: Şirketin İhyası<br>Taraflar arasındaki şirketin ihyasına ilişkin asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davaların kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tasfiye memuru tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkilince davalı şirketin hasım gösterilerek İstanbul Anadolu 5. Tüketici Mahkemesinin 2016/695 Esas sayılı dosyası ile sözleşmenin feshi ve alacak talepli olarak 15.06.2015 tarihinde dava açıldığını, mahkemenin 10.12.2020 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verildiği, ancak davalı şirketin yargılama sırasında tasfiye edilmesi nedeniyle Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kaydının silindiğinin anlaşıldığı, davalı şirket, tasfiye memuru ve vekili tarafından tasfiye süreci ile ilgili olarak mahkemeye herhangi bir bilgi verilmediğini, mahkeme kararının davalı veya vekiline tebliğ edilemediğini,  mahkeme kararının icrasının temini ve davalı şirkete tebligat yapılabilmesi için ihya davası açıldığını, davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle müvekkilinin şirketten tahsil edilemeyen alacağı bulunduğunu ileri sürerek, 29.05.2018  tarihinde sicil kaydı terkin edilen ... Ticaret Ltd. Şti’nin ihyasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İhyası istenilen şirketin sicil kaydının TTK'nın 530 ve devamı maddelerine göre şirket yetkili kurullarınca alınan karar ve atanan tasfiye memurununu işlemi ile yapılması nedeniyle ihya davasının TTK'nın 547.maddesi uyarınca açılığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece 01.02.2023 tarihli oturumda İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı dava açılması için süre verilmiştir. Bunun üzerine davacı vekili yasal hasım olan sicil müdürlüğü aleyhine dava açmış ve her iki dava birleştirilmiştir. Davacı vekili, birleşen dava dilekçesinde özetle; asıl dava dilekçesindeki beyanlarını aynen tekrar ederek, asıl davada davalı olarak gösterilen  ... Ltd. Şti’nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin TTK'nın 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34.maddesine göre işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirketin tasfiye memurunda olduğunu, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, tasfiye sürecini eksik veya erken sonuçlandıran tasfiye memurlarının kusurundan dolayı müvekkilinin sorumlu olmadığını ve  müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini savunmuştur. Davalı tasfiye memuru ... , davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yasal hasım olması dava açılmasına sebebiyet vermemesi ve davacının Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davanın şirketin terkin edilmesinden önceki tarihe ait olması karşısında tasfiye memurunun dava ve icra takibinin varlığından haberdar olmasına rağmen tasfiyeyi sonuçlandırarak şirketin sicilden terkinini usul ve yasaya aykırı olarak yaptığı, davacı tarafın ihya davası açmasına sebebiyet verdiği gözönünde tutularak davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamış, davalı tasfiye memuru sorumlu tutulmuştur. Davalı tasfiye memuru tasfiye işlemlerini eksik bıraktığından dava açılmasına sebep olmuştur. Bu nedenle yargılama giderlerinden davalı tasfiye memurunun sorumlu tutulması gerekir.  Buna göre  tasfiyenin gereği gibi yapılmaması nedeniyle açılan eldeki davada  tasfiye sürecinden sorumlu olan tasfiye memurunun HMK'nun 326 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olup, yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğünün, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz.  TTK'nun 547.maddesi uyarınca, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memuru bu ek işlemler sonuçlanıncaya kadar şirketin ticaret siciline yeniden tescilini isteyebilirler. Olayımızda ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşıldığından, talebin kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir. (Benzer nitelikte İstanbul BAM 43. HD 2020/643 E -2020/423 K)...\" gerekçesiyle TTK'nın 547. maddesi uyarınca davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün .. sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye nedeniyle sicilden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi tüzel kişiliğinin  İstanbul Anadolu 5. Tüketici Mahkemesinin 2016/695 Esas  sayılı dosyasının görülmesi ve infaz işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına, ek tasfiye işlemlerinin yapılaması için eski tasfiye  memuru olan ...'ın şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına, ek tasfiye bitinceye kadar memurun görevinin devam etmesine, karar kesinleştiğinde ticaret siciline tescil ve ilanına,  karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, asıl davada davalı tasfiye memuru ... istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı tasfiye memuru ..., istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İhya davasından kendisinin usulüne uygun şekilde haberdar edilmediğini ve bilgilendirilmediğini, davanın İTO'ya karşı açılması nedeniyle kendisiyle olan ilgisini sormak için bir dilekçe gönderdiğini, tasfiyenin eksiksiz yapılmasına rağmen mahkemece kendisinin kusurlu bulunarak ek tasfiye kararı verildiğini, haksız şekilde yargılama giderlerinin kendisinden alındığını, kamu kurumu olan davalı müdürlüğün tasfiye işleminden kendisinin sorumlu tutulduğunu, şirket hakkındaki devam eden davanın bildirilmemesini kendi kusuru olarak görüldüğünü, tasfiyenin usulüne uygun şekilde ilan edildiğini, süresi içerisinde hiç kimsenin başvurmadığını,  Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, davanın reddine ve yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tasfiye memuru ... tarafından yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 547.maddesine göre, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Şirketin terkininden önceki son muamele merkezinin Kadıköy ilçesi olması nedeniyle ilk derece mahkemesini yetkili olduğu anlaşılmıştır. Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür. İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Başka bir ifadeyle TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı  taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye  kurulu ile  yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Eldeki davada, şirketin tasfiye sonucu terkin edilmesi nedeniyle TTK'nın 547.maddesine göre ihya talep edildiği görülmüştür. İhyası talep olunan şirketin tasfiyesinin sona erip 29.05.2018 tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; \"Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret  mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\"  düzenlemesini getirmiştir. İhyası istenen dava dışı ... İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine davacı tarafından İstanbul Anadolu 5.Tüketici Mahkemesinin 2016/695 Esas sayılı dosyasında sözleşmenin feshi ve tazminat talepli dava açılmıştır. Davanın derdest olduğu sırada dava dışı şirketin tasfiye ile sicilden terkin edildiği, bu sebeple davacıya verilen süre içinde eldeki  ihya davasının açıldığı görülmektedir. Buna göre  terkin olan şirketle ilgili yapılacak işlemlerde şirketin temsili ve verilecek kararların infazı yönünden terkin edilmiş şirketin yeniden tescilini talep etmekte davacının hukuki yararı bulunmaktadır. Şirketin ihyası için kesinleşmiş bir alacak bulunması şart olmayıp, şirkete karşı açılmış bir davada taraf teşkilinin sağlanması ile bu davada şirketin temsil edilesi zorunlu olduğundan hukuki yararın bulunduğu kabul edilmelidir. Mahkemece TTK'nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu terkin olan  şirketin ihyasına karar verilmiş olmakla, anılan madde hükmü uyarınca, son tasfiye memuru olduğu anlaşılan davalı ...'ın  ek tasfiye işlemleri için de tasfiye memuru olarak  atanmasında yasa ve usule aykırılık bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesinde dava dilekçesi ve tensip tutanağı 08.11.2022 tarihinde tasfiye memuruna tebliğ edilerek, hukuki dinlenilme ve savunma hakkı sağlanmıştır. Tasfiye işleminin usule uygun yapıldığının belirtilmesine karşın,  tüketici mahkemesindeki davanın derdest olduğu bir sırada şirketin terkin edilmesinin tasfiye kusuru olduğu açıktır. Şirkete karşı açılan davada haberdar olan şirket ve tasfiye memuru usulsüz şekilde tasfiyeyi sonuçlandırmıştır. Tasfiye sürecinde yapılan ilanlar üzerine başvuruda bulunmaması, tasfiyenin usulüne uygun yapıldığını göstermez. Bu davada yasal hasım olan ve davalı tasfiye memuru tarafından yapılan işlemlerin şekli anlamda yasaya uygunluğunu denetleyen sicil müdürlüğünün yargılama giderlerinden herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Dava sürerken henüz şirketin tasfiyesinin tamamlanmadığı, ilan aşamasında bulunulduğu, buna rağmen aleyhine derdest bir dava bulunan şirketin terkin edilmesi nedeniyle tasfiyenin usulüne uygun şekilde sonuçlandırıldığından söz edilemez. Bu durumda, TTK'nın 547. maddesine göre mahkemece yapılan inceleme ve verilen  hükmün yerinde olduğu, davalı tasfiye memurunun derdest davayı  dikkate almaması nedeniyle tasfiyenin eksik yapıldığı, mahkemece şirketin ihyasına karar verilmesinde ve eksik tasfiye ile davanın açılmasına sebebiyet veren davalı tasfiye memuru aleyhine yargılama ve vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davalı tasfiye memuru vekilinin tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiş ve istinaf sebeplerinin reddine karar verilmiştir.  Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair,HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 22.05.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a67fecb5990a2f1f","SID":"9acb0f42aad875ba"}}