{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/783 <br>KARAR NO: 2025/1184<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/01/2020<br>NUMARASI: 2015/1206 E. -  2020/37 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davalı bankaca alınan ihtiyati haciz kararı ile müvekkili aleyhine ihtiyati haciz başlatıldığını, oysa müvekkilinin, borçlu şirket ortaklığı ve müdürlüğünden ayrıldığının 04.08.2014 tarihli Ticaret Sici Gazetesi'nden anlaşılacağını, banka alacağının muaccel hale gelebilmesi için kat ihtarının müvekkiline tebliği gerektiğini, kat ihtarında iki adres gösterildiğini, ilk adrese gönderilen ihtarnamenin mahalle muhtarlığına tebliği edildiğini, ikinci adrese gönderilen ihtarnamenin ise muhatabın tanınmadığı gerekçesiyle iade edildiğini, usulüne uygun tebliğ bulunmadığını, hangi krediye ait olduğu belli olmayan tek taraflı düzenlenen ihtarname ile istenilen 23.254,33 TL'nin müvekkili açısından bağlayıcılığının olmadığını, bunun yanı sıra ayrıca 60.480,00 TL gayrinakit alacağın hukuki bir bağlayıcılığı bulunmadığını, alacağın tamamının muğlak olduğunu, kat ihtarıyla istenilen faizin fahiş olduğunu, davacının imzasını taşıyan herhangi bir kredi borcunu bulunmadığını, kredi sözleşmesinde muacceliyet şartlarının belirtilmediğini, TBK'nın 586. maddesinin şartlarının sağlanmadığını, borçlunun ödeme güçlüğü içinde olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili banka ile dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine, davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak katıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine müvekkilince düzenlenen Beşiktaş ... Noterliğinin 15.10.2014 tarihli ihtarı ile hesabın kat edildiğini, ihtarın davacının bildirdiği tüm adreslere gönderilerek tebliğ edildiğini, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca muacceliyetin gerçekleştiğini, çeklerin büyük bir kısmının müvekkiline iade edildiğine ilişkin iddianın yerinde olmadığını, çeklerin büyük bir kısmının müvekkiline iade edildiğine ilişkin iddianın doğru olmadığını, kefilin asıl borçlunun borcundan sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davalı/alacaklı banka ile davadışı kredi borçlusu şirket ... İnş.San.ve Tic.Ltd.Şti arasında bir adet Genel Kredi Sözleşmesi akdedilmiştir.Dosya içerisinde bulunan asıl genel kredi sözleşmesi incelendiğinde sözleşmeyi davacı/kefil ...'in de 100.000TL kefalet limiti dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı görülmüştür. 2 nolu celse de kredi ve kefalet sözleşmesi aslı altındaki davacı ...'e ait imzanın müvekkiline ait olup olmadığı hususu davacı vekiline sorulduğunda imzanın müvekkiline ait olduğunu beyan etmiş olup imza itirazları olmadığını beyan etmiştir.Sözleşmenin 7/12. sayfasında davacı kefilin sorumlu olacağı kefalet limiti 100.000TL olarak gösterilmiştir.Sözleşmenin 6/12. sayfasında ise kefalet hükümleri düzenlenmiştir.Taraflar arasında akdedilen sözleşme TBK 583. maddesine uygun olarak düzenlenip imzalanmıştır. Kat ihtarnamesi davacının bildirdiği adresinde bulunmaması üzerine sözleşmenin 5.3 m.,TK.m.21/2 gereğince usulüne uygun olarak 21.10.2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. İhtarname ile ödeme için 1 günlük mehil verilmiş olup süre  bitimini takip eden 23.10.2014 tarihi itibariyle davacı temerrüde düşmüştür. Temerrüt faizi sözleşmenin 4.2. maddesinde düzenlenmiş olup sözleşmenin 2.7. maddesine göre davalı bankanın faiz, komisyon, fon kesintisi,gider vergisini  davacı/kefilden talep etme hakkı vardır. Sözleşmenin bu hükmüne göre davacı bankanın temerrüt,takip ya da dava tarihinde geçerli olan temerrüt faiz oranını uygulama hakkı mevcuttur. Sözleşmenin 4.2. Maddesine göre, davalı bankanın 17.02.2012 tarihli yazısı ekinde TCMB bildirilen %36 oranındaki en yüksek cari faiz oranı %36 akdi faizin %100 fazlası mertebesinde %72 oranında temerrüt faizi tespit edilmiş olup davalı bankada %72 oranında temerrüt faizi talebinde bulunmuştur. Dava, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasından dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti talebini içerdiğinden takip tarihindeki alacak miktarının tespiti mahkememizce esas alınmış ve bilirkişi raporu mahkememizce gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte görülerek hükme esas alınmıştır.Takip tarihi itibariyle 24.882,11TL tutarında nakdi alacak bilirkişice hesaplanmıştır.Davalı banka ise 25.868,06TL alacak talep etmiştir.Bu durumda nakdi alacak bakımından 985,95TL fazla talepte bulunulduğu anlaşılmıştır. Kat İhtarıyla talep edilen 60.480,00TL gayrinakdi çek bedeli her ne kadar takip tarihinde ve sonrasında  karşılıksız çekten dolayı çek hamillerine ödeme yapıldığından, davalı bankanın gayrinakdi çek bedeli kredisi alacağı 24.160,00TL'e (52.640-28.480) düştüğü bilirkişice tespit edilse de, takip talebinde gayrinakdi alacağın takipten sonra yapılan ödemelerinin nakit alacağa eklenmesi talebi olmadığı...\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının takibin 985,95 TL'si yönünden borçlu olmadığının tespitine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Gerekçeli kararda, kat ihtarıyla talep edilen 60.480,00TL gayrinakdi çek bedeli  takip talebinde gayrinakdi alacağın takipten sonra yapılan ödemelerinin nakit alacağa eklenmesi talebi olmadığından nakit alacağa eklenmeyerek gayrinakdi alacak olarak kabul edilmiş ise de, müvekkilince imzalanan kefalet sözleşmesinde, kefilin gayri nakdi alacaktan sorumlu olduğuna bulunduğuna ilişkin açık hüküm bulunmadığından, müvekkilinin gayri nakdi alacaktan sorumlu tutulamayacağını, bunun yanı sıra bankaca henüz tazmin edilmeyen çek bedellerinin tahsilinin istendiğini, oysa bunların ancak deposunun istenebileceğinin bir çok Yargıtay kararında kabul edildiğini, 06.06.2016 tarihli kök raporda, nakdi kredi alacağının dayanağı olarak, 34 adet karşılıksız işlemine tabi tutulan çek yaprağından dolayı 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi kapsamında çek hamillerine ödenen 39.200 TL garanti bedeli bulunduğu, bunun bir kısmının borçlunun hesabından sağlandığı, bakiye 20.804 TL anaparanın kredili mevduat hesabı üzerinden krediye dönüştürüldüğü, dost hesap kredi limitinin yetersiz kalması üzerine kalan 2.240 TL'nin ayrıca çek kredisine dönüştüğünün belirtildiğini, oysa bilirkişi beyanlarına göre bu kredinin esasının hamillere ödenen çek sorumluluk bedeli olduğunu ve Yargıtay kararlarına göre, kökeni gayri nakdi çek bedeline dayandırılan bu alacaktan kefilin sorumlu olmayacağını, Müvekkilinin şirket ortaklığından ve müdürlüğünden ayrıldığının 04.08.2014 tarihli sicil gazetesinde ilan edildiğini, bilirkişinin hesaplama yaparken bu tarihten sonra, şirketi temsil eden müdürün keşide ettiği çekleri de hesaba dahil ettiğini, %72' faiz oranına nasıl uylaşıldığının açıklanmadığını, bu oranın fahiş olması nedeniyle dikkate alınamayacağını, kat ihtarının usulüne uygun şekilde müvekkiline tebliğ edilmediğini, ihtarda \"Muhatabın evde bulunmadığı, muhtara gidildiği, muhtardan muhatabın Trabzon'da bulunduğu bilgisi alındığı ve tebligatın muhtara bırakıldığı\" ifadelerinin yazıldığı, beyanı alınan komşu Halil'in imzasının teblgat parçasında yer almadığını,  diğer adrese gönderilen tebligatın ise adreste bulunan ... isimli kişinin sözlü beyanı gereği tanınmadığı gerekçesiyle iade edilmesi nedeniyle kat ihtarının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı banka ile dava dışı borçlu  arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine davalı da müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak katılmıştır. Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine, davalı banka tarafından Beşiktaş ...Noterliğinin 15.10.2014 tarihli kat ihtarı ile 23.254,33 TL nakit ve 60.480,00 TL gayri nakit alacağın tahsilinin talep edildiği, kat ihtarının borçlunun bildirdiği Görele Giresun'daki adresine 21.10.2014 tebliğ edildiği ve kat ihtarında belirlenen sürenin dolması ile kefilin temerrüdünün gerçekleştiği, TTK'nın 8.maddesine göre ticari işlerde faizin serbestçe kararlaştırılabildiği, borcun davacının kefaleti bulunan genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı ve kefaletin TBK'nın 583.maddesine göre geçerli olduğu, TBK'nın 586.maddesindeki borçlunun temerrüdü koşullarının gerçekleştiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelemesinde; davalı bankaca genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan  23.254,33 TL  asıl nakdi alacak, 60.480,00TL gayri nakit alacak ve 2.613,73TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 86.348,06TL'nin tahsili amacıyla davacı kefil ile dava dışı borçlu ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine genel haciz yoluyla takip başlattığı, ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde  itiraz edilmemesi nedeniyle takibin kesinleştiği ve  takipten sonra İİK'nın 72. maddesi gereğince menfi tespit talepli bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Kefil kefalet limitiyle sınırlı olmak üzere kendi temerrüdünü sonuçlarından da sorumludur. Ancak kefalet sözleşmesinde, kefilin aynı zamanda gayri nakdî alacaklardan da sorumlu olacağına dair bir kayıt bulunmaması halinde kefil gayri nakdi kredilerin deposundan sorumlu değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2018/689 Esas, 2018/1624 Karar ve 06.11.2018 tarihli emsal ilamında da belirtildiği üzere, gayri nakdî alacaktan dolayı sözleşmede açıkça depo bedelinden kefilin sorumluluğunun düzenlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla davalı tarafından başlatılan takip itibariyle öncelikle ne kadar gayri nakdi alacağın depo edilmesinin talep edildiği belirlenmelidir. Ardından genel kredi sözleşmesinde, kefilin depodan sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli ve bu yönde bir hüküm bulunması halinde ancak kefilin depo bedelinden sorumlu olacağı kabul edilmelidir. Bu şekilde bir hüküm bulunmaması halinde ise kefilin gayri nakdi alacağın deposundan sorumlu olmayacağı ve deposu istenen alacak yönünden itiraz tarihi itibariyle kefilin sorumlu olmadığı dikkate alınarak bir karar verilmelidir. Bu takipte  bir kısım çek garanti bedellerinin deposu  istenmiş olup, kefilin sözleşmede açık hüküm bulunmaması halinde depo bedelinden sorumlu olamayacağı, ancak takip ve itirazdan sonra nakde dönen çeklerin bulunması halinde, ödenen garanti bedellerinden de kefalet limitiyle sınırlı olarak kefilin sorumlu olacağı, bu davadaki kefilin sorumluluğunun ise takip ve itiraz tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiği anlaşıldığından, belirtilen ilkelere göre araştırma yapılarak, özellikle sözleşme delilinin değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, esasa ilişkin bu delilin değerlendirilmeden çek garanti bedellerinden kefilin sorumlu olup olmadığına ilişkin bir gerekçe de oluşturulmadan karar verilmesi nedeniyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,  2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,  3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.03.07.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae6f1f9e6e60b597","SID":"ff7b8b9c9b895c36"}}