{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/2118 Esas<br>KARAR NO:2025/1232 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2021/831 Esas-  2022/540 Karar<br>TARİH:07/07/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:10/07/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı/borçlu arasında 08/03/2021 tarihli faturaya dayalı ürün ve hizmet satışına ilişkin ticari ilişki gerçekleştiğini, söz konusu faturaya konu edimlerin eksiksiz yerine getirilmesine  ve e-faturanın da teslim alınmasına rağmen bugüne kadar hiçbir ödeme yapılmadığını, muavin defter (cari ekstre) dökümünden de anlaşılacağı üzere davalı/borçlunun iade fatura tutarı akabinde toplam 16.046,77 TL borç bakiyesinin bulunduğunu, aradaki güven ve ticari ilişkinin bozulmaması açısından, müvekkili tarafından söz konusu bakiye bedelin istenmesine rağmen, borçlu tarafın çeşitli vaatlerle müvekkilini oyalamaya yönelik tavır sergilendiğini, ancak kısmen dahi olsa herhangi bir ödeme yapmadığını,  davalıya karşı  ilamsız icra takibi başlatılmış ise de davalının süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durduğunu beyanla davanın kabulü ile davalı tarafından icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile asıl alacak tutarı yönünden takibin devamına, davalının alacağın %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafn, ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, söz konusu dosya üzerinden ödeme emri göndererek usul ve yasaya aykırı olarak haksız şekilde icra takibine geçtiğini, müvekkiline tebliğ edilen ödeme emrine taraflarınca itiraz edildiğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili şirketin, davacı şirket ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında, davacı şirketten 44.037,22 TL değerinde kartuş satın aldığını, akabinde alınan bu cihazların, mide küçültme işlemi yapılan hastalar için kullanılmaya başlandığını, fakat davacı tarafça müvekkiline satılan ve teslim edilen dava konusu faturaya konu kartuş cihazlarının bir kısmının, hastaların mide küçültme ameliyatında kullanılmasının akabinde, bu kartuşların kullanımından ötürü söz konusu hastalarda ciddi komplikasyonlar meydana geldiğini, faturaya konu malzemeler nedeniyle insan sağlığında meydana gelen ciddi sağlık sorunları nedeniyle müvekkilinin, 14.04.2021 tarih ve ... seri numaralı KDV dahil 27.990,45 TL tutarlı iade faturası kestiğini ve fatura konusu ürünleri davacı yana teslim ettiğini, hastalarda kullanılan ancak ayıplı olan kartuşların ise iade edilemediğini beyanla davanın reddine, davacı haksız ve kötü niyetli hareket etmiş olduğundan %20’den az olmamak kaydıyla aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 07/07/2022 tarih 2021/831 Esas-  2022/540 Karar sayılı kararında;\"Dava, ticari nitelikli satım sözleşmesinden kaynaklı satış bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takiben itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafça davalı ile aralarında satış sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşmeye istinaden davalıya kartuş satımı yapıldığı, satımı yapılan kartuşlardan 65 tanesinin kendilerine iade edildiği, ancak 37 kartuşun iade edilmediği ve iade edilmeyen kartuş bedellerinin ödenmediği, ödenmeyen kartuş bedellerinin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibine itiraz edildiği iddiasıyla eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Davalı tarafça davacıdan kartuş aldıkları, ancak aldıkları kartuşların ayıplı çıktığı bu nedenle davacıya iade faturası kestikleri, bir kısım ürünleri iade ettikleri, hastalarda kullanılan ürünleri ise iade edemedikleri, kartuşların ayıplı olması nedeniyle zarara uğradıkları iddiasıyla davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki temel ihtilaf; davacı tarafça davalıya satılıp teslimi yapılan ancak hastalarda kullanılması nedeniyle davacıya daha sonra tekrar iade edilmeyen 37 adet kartuş bedelinden davalının sorumlu olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır. Ayıp, aynı nitelikte, cinste normal bir eşyada bulunması gerekli olan iyi niteliklerin satılan malda bulunmaması ya da bulunmaması gereken kötü niteliklerin ise, satılan malda bulunması olarak tanımlanabilir. Satıcının satılan mallardaki ayıplardan sorumlu olabilmesi için kanunun alıcıya yüklemiş olduğu yükümlülükler satılanı gözden geçirme, muayene etme ve var olan ayıpları satıcıya bildirme (ayıp ihbarında bulunma) yükümlülüğüdür.Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada, alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir.Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan sorumlu olmayacaktır.Tacirler arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının  yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı TTK.'nun 23/1-c maddesindeki süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunması zorunludur.. TTK'nun 23. maddesi uyarınca, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Ayıp açıkça belli değil ise, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğunun ortaya çıkması halinde hakkını korumak için durumu aynı süre içinde satıcıya ihbar ile yükümlüdür. Ayıbın, kullanma sonucu ortaya çıkan gizli bir ayıp olması halinde ise TBK'nun 223. maddesi uyarınca alıcı ayıbı öğrendiği tarih itibariyle hemen satıcıya bildirmelidir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 2020/549 Esas 2021/1506 Karar sayılı ilamı).Ticari satımlarda alıcının ayıba bağlı haklardan yararlanabilmesi için 2 ve 8 günlük süreler içerisinde TTK 18. maddesindeki usulle satıcıya ihbar yükümlüğü vardır. Ticari satımda ayıp ihbarı tanıkla ispatlanamaz  (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 2020/549 Esas 2021/1506 Karar sayılı ilamı).Eldeki uyuşmazlıkta davalı tarafça bedeli ödenmeyen kartuşların ayıplı olduğu iddia edilmiş ise de;TTK 21/1-c maddesinde belirtilen 2 ve 8 günlük sürelerde TTK 18.maddesinde belirtilen usulle davacıya ayıp ihbarında bulunduğunu ispata yarar belge sunamadığı, bu kapsamda ayıp ihbarını yaptığını ispat edemediği, bu nedenle kartuşları mevcut haliyle kabul etmiş sayılması gerektiği, bu kapsamda kartuş bedellerinden sorumlu olduğu, icra takibine yapmış olduğu itirazın takibe konu edilen asıl alacak olan 16.046,77 TL yönünden haksız olduğu, davacı tarafça davalının takipten önce temerrüte düşürüldüğüne ilişkin bir delil sunulmadığından davacının işlemiş faize ilişkin yapmış olduğu takibin haksız olduğu, işlemiş faiz yönünden takibe yapılan itirazın haklı olduğu, alacağın likit olması nedeniyle kabulüne karar verilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiği, alacağın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması nedeniyle kabulüne karar verilen alacağın takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi gerektiği sonuç ve  vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...\"gerekçesi ile,''1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2-Davalı/takip borçlusunun, ... sayılı dosyasına vaki itirazının 16.046,77 TL, alacak yönünden  İPTALİNE, kabulüne karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına,3-Kabulüne karar verilen alacağın %20 'si  oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın ürün satışı faturasına  bağlanmış alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğunu, taraflar arasında süren itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda Mahkemece, ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair karar verildiğini, oysa dava dilekçesinde asıl alacak yönünden takibin devamı talep edilmişken işlemiş faiz yönünden de takibin devamı talep edildiği yanılgısı sonucunda kısmen red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu;İlk Derece Mahkemesince kabulüne karar verilen alacağın takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, oysa huzurdaki dava açılırken dava dilekçesinde asıl alacak tutarı yönünden takibin devamının talep edildiğini, nitekim Mahkemenin gerekçeli kararının 'DAVA' başlıklı kısmında dava dilekçesinin özetlendiği ve asıl alacak tutarı yönünden takibin devamının talep edilmiş olunduğunun belirtildiğini, hal böyle olunca huzurdaki davada faiz yönünden de takibin devamının talep edildiği yanılgısına dayalı olarak kısmen red kararı verilmesi ve davalı lehine 1.553,79 TL vekalet ücretine hükmolunması, yine yargılama giderlerine de haklılık oranına göre hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla mahkeme kararının yalnızca kısmen red kararı yönünden kaldırılmasına, davalı yanın istinaf inceleme talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/831 Esas ve 2022/540 Karar sayılı dosyası ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu;Sağlık sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirketin, hastalarına mide küçültme ameliyatı hizmeti de verdiğini, mide küçültme işleminin kartuş adı verilen zımba benzeri uçlar yerleştirilmiş stapler aletlerinin seri olarak uygulanması ile yapıldığını, kartuşun, mide küçültme ameliyatında midenin açılması esnasında, mide küçültme işlemi için kullanılan bir cihaz olduğunu, müvekkili şirketin, davacı şirket ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında, davacı şirketten 44.037,22 TL değerinde kartuş satın aldığını, akabinde alınan bu cihazların, mide küçültme işlemi yapılan hastalar için kullanılmaya başlandığını, fakat, davacı tarafça müvekkiline satılan ve teslim edilen dava konusu faturaya konu kartuş cihazlarının bir kısmının hastaların mide küçültme ameliyatında kullanılmasının akabinde, bu kartuşların kullanımından ötürü söz konusu hastalarda ciddi komplikasyonlar meydana geldiğini, davacı tarafın müvekkiline vermiş olduğu kartuş cihazları, hastaların neredeyse ölümcül zarar görmelerine sebep olacak kadar kalitesiz cihazlar olup bu malların ayıplı şekilde teslim edildiğini;Dosya kapsamında ... Hastanesi'nden gelen müzekkere cevaplarından da görüleceği üzere ayıplı kartuşlar sebebi ile ölümcül anlamda ciddi komplikasyonlara maruz kalan ...ve ...'nin normalde 2-3 gün gibi kısa süre içerisinde taburcu olması gerekirken, kartuşlarda mevcut olan ayıbın vücutlarında meydana getirdikleri hasar sebebi ile uzun süre tedaviye maruz kaldıklarını, faturaya konu malzemeler nedeniyle insan sağlığında meydana gelen ciddi sağlık sorunları nedeniyle müvekkilinin, 14.04.2021 tarih ve ... seri numaralı KDV dahil 27.990,45 TL tutarlı iade faturası kestiğini ve fatura konusu ürünleri davacı yana teslim ettiğini, ilgili faturanın davacı şirketçe de müvekkili şirket adına açılan hesap dökümüne işlendiğini, bu hususun davacı tarafın da kabulünde olduğunu, her ne kadar davacının, yapılan yargılama kapsamında sunmuş olduğu dava dilekçesinde iade edilmeyen kısım bakımından diğer ürünlere ait fatura bedelinin ödenmediğini, ürünlerin iadesinin de yapılmadığını belirtmiş ise de, fatura konusu kartuşlardan bir kısmının hastaların bedeninde kullanıldığını, iadesinin bu nedenle mümkün olamadığını, öte yandan hastalarda kullanılan kalitesiz kartuşların, hastalarda ciddi sağlık sorunlarına sebebiyet verdiğinden ayıp sebebiyle bedel iadesi yapılmadığını;Müvekkili şirket, satın alınan mallardaki ayıpla ilgili olarak yaşanan durumu derhal davacı şirkete bildirmiş olmasına rağmen davacı şirketçe, bu konuyla ilgili çözüm veya önlem noktasında herhangi bir aksiyon alınmadığını, dolayısıyla, davacı tarafça, muayyen fatura bedelinin ödenmediği ve iadesinin yapılmadığı yönündeki iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, zira iadesi yapılamayan kısım zaten hastaların ameliyatında kullanılan kartuşlara ilişkin olup, bunların da ayıplı çıktığını, hastalarının hayatını etkileyecek nitelikte meydana gelen, 10 gün kadar hastanede yatışlarına sebep olacak derece ölümcüle yakın komplikasyonların, iç kanamaların meydana gelmesinin de burada davacı yanın \"ağır kusurlu\" olduğunu gösterir nitelikte olduğunu;Her ne kadar Yerel Mahkeme, kendileri tarafından ayıp ihbarında bulunulduğuna dair somut delil sunamadıklarından bahisle hatalı bir değerlendirme yapmış ise de, müvekkili şirketin kesmiş olduğu iade faturalarından dava konusu mallarda ayıpların bulunduğunun anlaşıldığını, bununla da kalmaksızın, ayıp ihbarının tanık deliliyle ispat edilebildiğini, zira ayıp ihbarı ispat açısından şekle tabi olmayıp her türlü delille ispat edilebileceğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da bu duruma dikkat çekildiğini;Dosya kapsamında dinletmiş oldukları tanıklar ... ve ...'un anlatımları ile de bu hususun sabit olduğunu, tanık ...'ün bizzat muhasebe sorumlusu olarak \"2021 yılının Nisan ayında sözlü olarak bildirdik\" şeklindeki beyanı ile müvekkili şirketin ayıp ihbarına ilişkin bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğinin tanık delili ispatlanmış durumda olduğunu, hasta memnuniyeti bölümünde çalışan tanık ...'un gerek hastalarla, gerek hastaları ameliyat eden doktorlarla direkt iletişim halinde olduğunu, ameliyattaki sorunları, ameliyat sonrası tedavi, bakım ve komplikasyonlar hakkında doktordan aldığı bilgiler doğrultusunda direkt bilgi sahibi olduğunu, zira ameliyatı gerçekleştiren doktorun bilgilendirmesi üzerine de hastalarda meydana gelen komplikasyonların kartuşlardan kaynaklı olduğunu doğruladığını, ayrıca çalıştığı bölüm gereği hastalarla da bizzat iletişim halinde bulunduğundan hastaların ameliyat sonrası yaşadıkları komplikasyonları, yaşadıkları zorlukları bildiğini, hastaların kanamaları olduğu, normalde 3 günlük hastane süresinin 10 günlere kadar uzadığı hususunun burada da doğrulanmış durumda olduğunu, bu kapsamda tanıkların beyanlarından da görüleceği üzere karşı tarafa süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğunu;Yine taraflar arasında ticari bir ilişkinin olmasının, davacı tarafla müvekkili şirket arasında bir hesap mutabakatı olduğu anlamına da gelmeyeceğini, taraflarca imzalanmış bir hesap mutabakatının davacı tarafça delil olarak sunulamadığını, öte yandan, borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili ile davacı arasında yazılı şekilde akdedilmiş bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, bu sebeple, müvekkili adına olduğu iddia edilen cari hesaba dayanılarak icra takibi yapılamayacağını, davacı tarafça müvekkili şirkete teslim edilen kartuş cihazları ayıplı olduğundan müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi borcunun bulunmadığını, davacı tarafla ticari ilişkisinin var olmasının, davacı tarafın iddialarının doğru olduğu sonucunu doğurmayacağını beyanla İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/831 Esas, 2022/540 Karar sayılı ve 07/07/2022 tarihli ve davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalıya ürün satıp teslim ettiğini, davalının ürünleri ve e faturayı teslim aldıktan sonra bir kısmı için iade faturası düzenlediğini, kalan ürünlerin bedelini ise ödemediğini, bu sebeple hakkında başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyanla itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, davacıdan mide küçültme ameliyatlarında kullanılmak üzere kartuş satın aldığını, satın alınan kartuşların kullanıldığı hastalarda komplikasyonlar geliştiğini, bu nedenle kartuşların ayıplı olduğunu, kullanılmayanların iade edildiğini, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebebi; dava dilekçesi ile yalnızca takipte talep edilen asıl alacak yönünden itirazın iptali talep edilmiş olmasına ve faiz alacağı yönünden böyle bir talep olmamasına rağmen Mahkemece, faiz alacağı da dava değerine dahil edilerek davanın kısmen kabulüne ve reddolunan kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğuna;Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacıdan satın alınan ve hastalarda kullanılan kartuşların gizli ayıplı ve davacının da bu hususta ağır kusurlu olduğu, kartuşların ayıplı olduğunun davacıya sözlü olarak bildirildiği, bu hususun tanıkla ispat edildiği, davalının, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığına ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesine göre; bir maldaki ayıp, satıcının zikir ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmasıdır. Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c maddesi uyarınca ticari alım satımlarda satılanda bulunan ayıp, açık ayıp niteliğinde ise alıcının teslim tarihinden itibaren 2 ve 8 günlük süreler içerisinde satıcıya bildirimde bulunması gereklidir. Ancak ayıp gizli ayıp niteliğinde ise aynı maddenin atfı ile TBK'nın 223. maddesi uyarınca ortaya çıktığı tarihte derhal satıcıya bildirilmesi gerekir. Satıcının ağır kusurlu olması ya da satıcılığı meslek edinmiş olması sebebiyle bilmesi gereken bir ayıbın bulunması halinde, TBK'nın 225. maddesi uyarınca, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulması mümkün değildir. Satılanın ayıplı olduğunu, satıcıya süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğunu veya satıcının ağır kusurlu olduğunu ispat yükü alıcıdadır.Somut olayda; taraflar arasında kartuş alım satımına dair ticari ilişki bulunduğu, toplam 44.037,22 TL tutarında kartuşun tamamının davalıya teslim edildiği ve 08/04/2021 tarihli tutanak ile bir kısmının davacıya iade edildiği, iade edilmeyen kısmın bedelinin ise ödenmediği konusunda bir ihtilaf olmadığı, davalının iade edilmeyen kartuşların hastalarda kullanıldığını ve hastalarda ölümle sonuçlanabilecek ağır komplikasyonlara sebep olduğunu, bu nedenle gizli ayıplı olduklarını ve ayıbın süresi içerisinde davacıya sözlü olarak ihbar edildiğini iddia ettiği, bu iddia kapsamında bir kısım hastaların tedavi evraklarının dosyaya celbedildiği, davacıdan satın alınan kartuşların bu hastalarda kullanıldığı ve hastalarda davacıdan alınan kartuşlar nedeniyle komplikasyon oluştuğunu kesin olarak ortaya koyan  bir delilin ise mevcut olmadığı, her ne kadar bir kısım davalı tanıkları davacıdan alınan kartuşların kullanıldığı hastalarda kanama oluştuğunu ve bir davalı tanığı, bu hususun davacıya sözlü olarak bildirildiğini beyan etmiş ise de, dinlenen tanıkların, davalı şirketin satış ve muhasebe bölümünde çalıştıkları, ameliyat sırası ve sonrasında oluşan kanama ve diğer komplikasyonların sebeplerini bilebilecek bilgiye ve görgüye sahip olmadıkları, ayrıca davacı tanıklarının, davalı tarafından satın alınan kartuşlarla ilgili olumsuz bir geri dönüş olmadığına dair aksi yönde beyanda bulundukları, bir kısmı iade edilen kartuşlarla ilgili taraflar arasında düzenlenen tutanakta ayıptan bahsedilmediği, bu hali ile davalı tarafın gizli ayıp iddiası ile ayıbın ortaya çıkar çıkmaz davacı satıcıya bildirildiğini ve davacının ağır kusurlu olduğu iddialarını ispat edemediği, Mahkemenin ayıbın TTK'nın 18. maddesinde belirtilen usullerle ihbar edilmesi gerektiği yönündeki gerekçesi yerinde değil ise de, sonucu itibariyle davalının talep edilen bedelden sorumlu olduğuna dair kabulünün yerinde ve davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin haksız olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafından dava dilekçesinde açık bir şekilde icra takibine konu asıl alacak yönünden itirazın iptalinin talep edildiği, Mahkemece buna rağmen takibe konu edilen faiz alacağı da dava konusu edilmiş gibi davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve reddine karar verilen faiz alacağı yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır.Her ne kadar davacının istinaf başvurusuna konu ettiği kısım miktar itibariyle kesin nitelikte ise de, Mahkemece talepten fazlasına hükmedilmiş olması kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğinden davacının istinaf başvurusu incelenmiş ve haklı bulunmuştur.  Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, verilen kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından  HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2022 tarihli, 2021/831 Esas ve 2022/540 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,3-DAVANIN KABULÜNE, davalının ... sayılı dosyasına vaki itirazının 16.046,77 TL asıl alacak yönünden  İPTALİ ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi (avans) ile devamına,3-Hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:4-Dairemiz karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden davalıdan alınması gereken 1.096,15 TL nispi karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 212,58 TL harcın mahsubu ile bakiye 883,57 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 212,58 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 271,88 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 311,10 TL tebligat/posta gideri olan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 16.046,77 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,10-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,12-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,13-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 1.096,15 TL harçtan davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 274,06 TL harcın mahsubu ile bakiye 822,15 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,14-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 15-Davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,16-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 17-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/07/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68bb290d9fc30269","SID":"cea1991ed4c17e60"}}