{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/65 <br>KARAR NO: 2025/1001<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 06.12.2024<br>DAVA: Ortaklıktan Çıkarma ve Yöneticinin Sorumluluğu <br>Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkarma ve yöneticinin sorumluluğu davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ...'in açtığı ... Esas sayılı dava dosyasındaki iddiaların haksız ve soyut iddialar olduğunu, davalının, şirketin diğer ortağı ve müdürüne yönelik ithamlarının asılsız olduğunu, şirket ortakları ve yöneticilerin hukuki ve cezai sorumluluğuna neden olabilecek tarzdaki girişimlerine müsaade edilmemesi üzerine ...'in bu davayı açtığını, ... tarafından bir kısım ürünlerin satışının yapılarak vergi zıyaına sebebiyet verildiğine yönelik iddiaların asılsız olduğunu, ...'nun şirket müdürü olarak temsil ve yönetim yetkisini hukuka uygun şekilde yerine getirdiğini, şirket merkezininin ...'na ait ... aynı olmasının müvekkili ile ...'in ortak kararıyla belirlendiğini ve bu durumun şirket işlerinin aksatıldığı ya da kötüye kullanıldığı şeklinde yorumlanamayacağını, şirket çalışanının, şirket müdürü ...'ın eşinin akrabası olmasıyla ilgili değerlendirmelerin haksız olduğunu ve şirketin feshi sebebi olarak gösterilemeyeceğini, şirket müdürü olarak ...'nun, şirketin diğer müdürü ...'in katılımı olmaksızın şirket adına tek başına kararlar almadığını, şirket merkezinin anahtarının kendisine verilmediği iddiasının asılsız olduğunu, aksine davacı/karşı davalının şirket müdürü ...'na banka hesap şifrelerini vermeyerek, hesap ve harcamalar üzerinde denetim yetkisini engellediğini,  şirketin iş ve işlemlerinde ticari gerekliliklere aykırı işlemler yapıldığını, ...'nun müdür ve ortak sıfatıyla bu duruma itiraz ettiğini, davalının eşit ortak olan müvekkiline karşı dürüst davranmadığını, müvekkilinin tasarımı için haksız yere kendi ürünü olarak tescil başvurusunda bulunduğunu, ...'in ... Ltd. Şti'nin işleyişini ve faaliyetlerini engelleyebilmek, feshini sağlamak için suni gerekçeler ortaya atarak haklı olduğu algısı oluşturmaya çalıştığını, şirket müdürü olan ...'in, şirkete karşı rekabet yasağını ihlal ettiğini, asıl davadaki fasih ve tasfiye talebinin haksız olduğunu, ...'in müdürlük görev ve yetkilerini kötüye kullandığını, şirkete verdiği zararların tazmini gerektiğini, müdürlük yetkisinin kaldırılması gerektiğini ileri sürerek, asıl davanın reddine, karşı davada ... Ltd. Şti'nin iki yetkili müdüründen biri olan asıl davada davacı ...'ın müdürlük görevinin tedbiren durdurulmasına, şirket müdürü ...'nun şirketi tek başına temsile yetkili kılınmasına, ortağın kendi namına ve hesabına satışının tedbiren önlenmesine, davacı/karşı davalının haklı nedenlerle şirket ortaklığından çıkarılmasına, şimdilik 10.000 TL şirket zararının davacı/karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davacı ortak ve müdür  ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin fesih ve tasfiyesi talebinde bulunmuştur. Dava dilekçesinin tebliğ üzerine şirket yetkilisi sıfatıyla ... sunduğu cevap ve karşı dava dilekçesinde, asıl davada davacı olan ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasına ve sorumluluk davası kapsamında şimdilik 10.000 TL şirket zararının asıl davada davacı karşı davada davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.  İlk derece mahkemesince karşı davanın ayrılmasına karar verilerek, karşı dava bakımından eldeki istinaf konusu karar verilmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Somut uyuşmazlıkta ,davacı vekili dava dışı şirket ortağı davalının ortaklıktan çıkartılması için huzurdaki davayı açmış ise de,ortaklıktan çıkarma davasının ortak olunan şirket tarafından açılması gerektiği,bir ortağın diğer ortağın şirketten çıkartılmasına ilişkin dava açamayacağı gibi müşterek yetkili müdürün tek başına şirketi temsili yetkili olmaması nedeniyle şirketi temsilen bir avukata vekaletname veremeyeceği,ayrıca şirketin fesih ve tasfiye davalarında olduğu gibi iki ortaklı şirketlerde iki ortağında davada,davacı-davalı olarak bulunmaları halinde dahi taraf teşkilinin sağlanamayacağı,bu nedenlerle davacı ortağın aktif husumetinin bulunmaması nedeniyle ortaklıktan çıkarmaya ilişkin davanın  husumet yokluğu nedeniyle reddine,davacının yine davalı aleyhine açtığı yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasının zorunlu arabuluculuğa tâbi olup davacı vekilinin bu dava ile ilgili olarak arabuluculuk son tutanağını dosyaya ibraz etmediği gibi arabuluculuğa başvurduğuna dair de bir beyanda bulunmadığı anlaşıldığından bu davanın da arabuluculuğa ilişkin dava şartı noksanlığı...\" gerekçesiyle, davacı ... tarafından açılan karşı davada; davalı aleyhine açılan ortaklıktan çıkarmaya ilişkin davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasının ise arabuluculuğa ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ve davalı ...'ın, ... San. ve Tic. Şti.'nin  %50'şer ortağı olduklarını ve her ikisinin de şirket ana sözleşmesi uyarınca birlikte temsil esasına göre atanmış müdürler olduğunu, ... tarafından şirket aleyhine Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/689 Esas sayılı dosyasında fesih ve tasfiye davası açıldığını, mahkemece tedbiren yönetim kayyımı atanması talebinin reddedildiğini, müvekkilinin de müdür sıfatıyla şirketi temsilen süresinde cevap dilekçesi sunarak davalının müdürlük görevinden azli, ortaklıktan ihracı ve müdür olarak şirkete verdiği zararların tazmini için karşı dava açıldığını, mahkemece karşı davanın ayrılarak reddine karar verildiğini, ...'nun bu davada taraf olmaması nedeniyle aleyhine hüküm kurulamayacağını, davanın tarafları arasında karar verilebileceğini, HMK'nın 119. maddesi uyarınca davacının, dava dilekçesinde tarafların kimler olduğunu belirttiğini ve dava dilekçesinde de şirketin davacı olarak yer aldığını, davanın ... tarafından ... Ltd.'nin  temsilcisi olarak açıldığını, taraf değişikliğini gerektirir bir neden bulunmadığını, müvekkilinin kendi  nam ve hesabına herhangi bir talepte bulunmamasına, davayı özellikle şirket ana sözleşmesinde şirket müdürü olarak atanmış olduğunu vurgulayarak ve buna dair belgeleri sunarak şirket adına açmasına rağmen karşı davanın ayrılarak müvekkiline davacı sıfatı verilmesinin hatalı olduğunu,  Davanın şirket adına açıldığından temsilcilinin karar başlığında gösterilmesinin hatalı olduğunu şirketin ana sözleşmesine göre iki müdürün birlikte temsil ettiğini, fesih ve tasfiyeye ilişkin asıl davanın tefrik edildiğini ve bu davanın da şirketin müşterek temsil yetkisi bulunan diğer müdürü ... tarafından açıldığını, asıl davada davacının şirketin temsilcisi olarak atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini, kararın istinaf  üzerine İstanbul BAM 13.HD'nin 17.10.2024 tarih ve 2024/1461 E. 2024/1629 K. sayılı kararı ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığını ve şirkete 02.12.2024 tarihinde yönetim kayyımı atandığını, 02.08.2024 ilâ 02.12.2024 tarihleri arasında 4 ay süreyle şirkette yönetim boşluğu oluştuğunu, şirketin asıl davada hukuki dinlenilme hakkı bağlamında, ...'nun tek başına temsil yetkilisi olduğunun kabulü gerektiğini, arabuluculuk aşamasında da müvekkilinin şirketi tek başına temsilinin sorun edilmediğini, birlikte temsilin zorunlu olduğu hallerde de tek temsilcinin yaptığı işlemlerin yetkisiz temsil hükümlerine tabi olacağını,  Müvekkilinin kendi nam ve hesabına herhangi bir talepte bulunmamasına, davayı özellikle şirket ana sözleşmesinde şirket müdürü olarak atanmış olduğunu vurgulamak ve buna dair belgeleri ibraz ederek açmasına ve bunun da şirket adına dava açıldığını göstermesine yazılı şekilde karar vermesinin hatalı olduğunu, TBK'nın 46 ve 48. maddelerine göre yetkisiz temsil durumunun tartışılması gerektiğini, yetkisiz temsil durumunda sonradan icazet verilebileceğini, bu nedenle ... aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,  Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve karşı davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE İstinaf konusu olan ve dava dışı şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin asıl davadan ayrılan eldeki dava, davalı ortak ve müdürün şirket ortaklığından çıkarılmasına ve şirkete verdiği zararların tazmini istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda karşı davanın asıl davadan tefriki ile davacının tazminat talebinin zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle, ortaklıktan çıkarma talebinin ise aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, karşı davada davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Asıl davada davacı ... ile karşı davada davacı ... ... San. ve Tic. Şti.'nin %50'şer ortağı olup, her ikisi şirket ana sözleşmesi uyarınca birlikte temsil esasına göre atanmış müdür olarak görev yapmaktadırlar. Buna göre taraflardan hiç birinin tek başına şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunmamaktadır. ... Ltd. aleyhine, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/689 Esas sayılı dosyasında açılan fesih ve tasfiye davasında şirkete tedbiren kayyım atanması istenmiş, ilk derece mahkemesinin tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılması üzerine mahkemece 22.11.2024 tarihli ara karar ile şirkete yönetim kayyımı atanmıştır. Bu sırada dava dilekçesinin şirkete tebliği üzerine diğer yönetici ve ortak ... vekilince 02.09.2024 tarihinde cevap ve karşı dava dilekçesi sunulmuştur. Karşı davada asıl davadaki davacı ortağın şirket ortaklığından çıkarılması ve tazminat talep edilmiştir. Davaya ilişkin vekalet ... tarafından şahsına ilişkin verilmiştir. Talep edilen tazminatın şirkete ödenmesine ilişkin bir talep bulunmamaktadır. Şirketin müşterek temsili nedeniyle müdürlerden biri tarafından tek başına şirketin temsili mümkün değildir. Bu husus, dava dilekçesindeki talep sonucu, tazminatın şirkete ödenmesinin istenmemesi, diğer yöneticinin yönetim yetkisinin tedbiren kaldırılarak ...'a verilmesinin istenmesi ve davaya ilişkin vekaletin ...'ın şehsi vekaleti olması nedeniyle davanın şirket müdürü ve ortağınca açıldığının kabulü gerekmektedir. Belirtilen açıklama ve kabullere göre ...'nun davada taraf olması nedeniyle aleyhine hüküm kurulması yerindedir. Davanın şirket adına açılmaması nedeniyle yetkisiz temsile ilişkin araştırma yapılmasına ihtiyaç bulunmamaktadır. Tazminat talebinin zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu açıktır. Bir ortağın şirket ortaklığından çıkarılması için diğer ortakların talepte bulunması imkanı bulunmamaktadır. Müşterek temsil yetkisi verilen iki müdürden birinin tek başına şirketi temsil imkanı bulunmamaktadır. Ayrıca eşit ortaklık bulunduğuna göre diğer ortağın, ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin olarak da şirketçe bir karar alınması da mümkün değildir. İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, fesih davasına ilişkin olarak bir ortağın tek başına diğer ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin talepte bulunulamayacağını tespit ettiği gibi, tek başına temsil yetkisi bulunmayan şirket müdürünün de şirket adına bu davayı açmayacağı belirlenmiştir. Bu davadaki talebin yetkisiz temsile onay verilerek düzeltilmesi mümkün görülmediğinden  ilk derece mahkemesinin kararı yerindedir. Bu nedenle bu karara yönelik karşı davada davacı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı ... vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 03.06.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e476b4bd2245205","SID":"c5bd96bd3d7b6465"}}