{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/611 <br>KARAR NO: 2025/1016<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/01/2022<br>NUMARASI: 2021/900  E. - 2022/15  K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili nakliye işleriyle uğraştığını, dekorasyon işleriyle uğraşan davalı ve davacı  arasında dekorasyon ürün ve malzemelerinin taşınması konusunda  bir ticari ilişki bulunduğunu, tarafların açık hesap şeklinde çalıştığını,  davalının, davacının yaptığı taşıma işlerine ilişkin bedelleri peyder pey ödediğini, taşıma ticaretindeki yerleşik teamül gereği müvekkilinin birçok müşterisi ile bu şekilde çalıştığını, ancak davalının özellikle son yıllarda taşıma bedellerini ödememesi ve eksik ödemeler yapması neticesinde cari borç miktarı arttığını, davalının bu ticari ilişkiden müvekkiline toplamda birikmiş 30.000,00 TL borcu bulunduğunu, bu alacağın tahsili için müvekkili tarafından davalı aleyhine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafından işbu takibe tamamen haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, davalının 30.000,00 TL borcunun bulunduğuna dair delil olarak müvekkili ile davalı arasında whatsapp yazışmaları bulunduğunu, son yıllarda verilmiş olan Yargıtay kararlarında mesaj kayıtlarının belge niteliği kabul edilmekle birlikte ikrar içeren mesaj kayıtlarına dayanılarak alacak davasının kabulüne karar verilmesi gerektiğinin belirtildiğini,  whatsapp yazışmalarında yaklaşık 4 yıldan beri birikmiş 30.000 TL borcun ödenmediğinin davalıya bildirildiğini,  davalının  \"İşlerimiz yavaş yavaş açılmaya başladı allaha şükür, sana bayram öncesi bir ödeme yapacağım, parça parça her ay sana ödeme yapılacak. Bir çek alabilirsem onuda getirebilirim. Sen bana bir hesap numarası at abi\" şeklinde cevap verdiğini,  davalının  bu kalan bakiye bildirimine itiraz etmeyerek aralarındaki ilişkiyi ve borcunu ikrar ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve  % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili, savunmasında özetle; davalının tacir olmadığını, ... Sanayi Ticaret Limited Şirketinin yetkilisi olduğunu,  şahsı ile ilgili herhangi bir ticari faaliyeti olmadığını, davalıya husumet yönetilemeyeceğini,  şirket borcu iddia ediliyor ise bu borçlardan şahsi sorumluluğu  olmadığını, davacı yanca dosyaya ibraz edilmiş bir fatura veya taşıma işinin yapıldığına ilişkin herhangi bir belge olmadığını,  kabul etmedikleri ve  nasıl olduğu belirsiz bir whatsapp elektronik ekran görüntüsü  mesajına dayanak ticari alacak ispatlanamayacağını,  zaten gönderildiği iddia edilen mesajın da  metninin yönlendirmeli mesaj olduğunu, taraflar arasındaki ilişkiyi ortaya koyacak, neye ilişkin olduğunu, miktarının ne olduğunu, ne zaman bulunduğuna ilişkin bir  anlamsızlık gösterdiğini, mesaj gerçek dahi olsa bu mesajda müvekkilinin  borçlu olduğuna ilişkin bir ibare çıkmadığını,  bu  mesajı kabul etmediklerini,  davacının alacağını ispat konusunda tamamen yetersiz olduğunu, rahatlıkla sahtesi üretilebilecek bu elektronik mesajın ispat kabiliyeti olmadığını,   alacağın farazi  bir iddiaya dayandığını, davacının davasını ispatlayacak delilleri dosyaya sunamadığını, tanık dinletilmesine de muvafakatleri bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve %20 oranında  kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dava, taşıma ilişkisinden kaynaklandığı iddia edilen fatura alacağının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319) Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Davanın taşıma ilişkisinden kaynaklanması nedeniyle mutlak ticari dava olduğu ve mahkememizin görevli olduğu anlaşılmış fakat taraf beyanlarından anlaşılacağı üzere tarafların tacir olmaması nedeniyle ticari defter tutma yükümlülükleri bulunmadığından mahkememizce defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ara karar kurulmamıştır. Davanın miktarı itibariyle davacının iddiasını kanuni delillerle ispatlaması gerekmekte olup, dava dilekçesi ekinde sunulan herhangi bir numara kaydının bulunmadığı sadece ifadelerin bulunduğu whatsapp yazışmaları mahkememizce yazılı delil başlangıcı olarak yeterli görülmemiş, kabule göre ise yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilse bile konuya ilişkin davacı tarafından süresinde tanık listesi sunulmamış bu sebeple bu delilin de ispata yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Son olarak davacının delil listesinde yemin deliline dayandığı tespit edilmiş, kendisine yemin delili hatırlatılmış fakat bu delile dayanmayacağını beyan etmiştir. Gelinen aşamada davacının davasını yasal delillerle ispatlaması gerektiği, dosya kapsamında sunduğu deliller ile ispatlayamadığı dikkate alınarak \"tevehhüme itibâr yoktur\" (soyut beyana itibar edilemez-Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye) kuralı gereği dava hakkında ve davacının takip yapmada kötü niyeti ispatlanamadığından davalının tazminat talebi hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesiyle, davanın reddine, davalı vekilinin şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının kendisinin kullandığı ... numaralı cep telefonu üzerinden ve whatsapp yoluyla söz konusu mesajı müvekkiline göndererek borcunu ikrar ettiğini, Yargıtay, 19. Hukuk Dairesi, E. 2015/14813, K. 2016/2351, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 22.01.2018 tarihli, 2015/9123 E. 2018/129 K., ) Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 21.11.2017 tarihli, 2016/2519 E. , 2017/4074 K., Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 15.03.2018 tarihli, 2017/10021 E. , 2018/3126 K.,  Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.03.2020 tarihli, 2016/17460 E. , 2020/1821 K., sayılı kararlarının bu yönde olduğunu, 09/11/2021 tarihinde tebliğ edilen tensip zaptına müteakip 16/11/2021 tarihinde (süresinde) tanık listesi sunulduğunu,  buna rağmen mahkemece \"süresinde tanık listesi verilmediği\" gerekçesiyle tanıkların dinlenilmemesinin de açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilgili whatsapp yazışmalarında \"herhangi bir numara kaydının bulunmadığı\" gerekçe gösterilerek belgenin delil başlangıcı sayılmamasının  eksik bir değerlendirme olduğunu,  HMK madde 31 gereğince söz konusu durumun aydınlatabileceğini, dosya içeriği ile bağdaşmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taşıma ilişkisinden doğduğu iddia olunan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan Büyükçekmece 2.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 30.000,00 TL asıl alacak, 13.877,26 TL faiz olmak üzere toplam 43.877,26 TL alacak yönünden 23.09.2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı,  takip dayanağı olarak 30.000,00 TL'nin gösterildiği, ödeme emrinin 27.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği,  davalı  tarafından 29.09.2021 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı taraf, davalıya nakliye hizmeti verdiğini,  bu sebeple davalının 30.000 TL borcu bulunduğunu ileri sürerek takip başlatmış ve itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, ispat yükü üzerinde olan davacıya yemin hakkı da hatırlatılarak davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiği görülmektedir. Şöyle ki;HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Davacı davalıya nakliye hizmeti verdiğini ve alacağı bulunduğunu ispatla yükümlüdür. Davacı, davalıya hizmetin verildiği hususunu ve alacağını, alacağının miktarına göre yazılı belge ile ispatlamalıdır. Davacı, dava dilekçesi ile delil listesinde  whatsapp mesajlarına,  bilirkişi incelemesine,  tanık beyanına ve yemin deliline dayanmış, tanık olarak delil listesinde ... ismini bildirmiştir. Somut olayda, davacının sunduğu whatsapp mesajı çıktısında '' ... beklediğim 30 bin tl yi nezaman ve ne şekilde odemeyi düşünüyorsun  bir  ödeme planı olusturalım seninle'' şeklinde gönderilen mesaja  \"Günaydın abi işlerimiz yavaş yavaş açılmaya başladı allaha şükür, sana bayram öncesi bir ödeme yapacağım, parça parça her ay sana ödeme yapılacak. Bir çek alabilirsem onuda getirebilirim. Sen bana bir hesap numarası at abi\" şeklinde cevap verildiği, telefon numarasını görünmediği, davalının bu mesajı kabul etmediği, yönlendirmeli mesaj olduğunu savunduğu görülmektedir. 6100 sayılı HMK'da yargılamaya hâkim olan ilkeler düzenlenmiş ve kanunun 31. maddesinde ''Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.\" denilerek hâkimin davayı aydınlatma ödevinin gereğine değinilmiştir. Somut olayda, mahkemece, HMK’nın 31. maddeleri gereğince,  davacıya,  mesaj gönderdiği kendi cep telefonu numarası ile mesajı gönderdiği ve davalıya ait olduğunu iddia ettiği cep telefon numarasının hangi numaralar olduğunu beyan etmesi sağlandıktan sonra bu  cep telefonu numaralarının kime ait olduğunun tespiti için ilgili  telefon operatörü şirketlere yazı yazılması, bu şekilde  mesajın gönderildiği cep telefonlarının kime ait olduğunun tespit edilmesi, yine davalının ileri sürdüğü yönlendirmeli mesajın ne anlama geldiğinin açıklığa kavuşturulması, bu araştırmaların sonucuna göre tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi  gerekirken,  yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi usul  ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,  2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.12.06.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"328c62b852d26d1d","SID":"1631233235335fa3"}}