{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1866 Esas<br>KARAR NO: 2025/921 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/09/2023<br>NUMARASI: 2021/330 E. -  2023/142 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 02/07/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde; Sivas'ta ... diye tanınan muris ...'ın, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/145 E. 2017/16 K. sayılı kesinleşen ilamında hükmedildiği üzere \"...\" adlı eserin hak sahibi olduğunu,  müvekkillerinin ise eser üzerinde hak sahipliği olan muris ...'ın yasal mirasçıları olduğunu, davalı şirketin yapımcısı olduğu \"...\"  albümünde,  \"...\" adlı eserin izinsiz olarak ve değiştirilerek kullanıldığını, bahsi geçen eserin ..., ..., ... gibi müzik platformlarında yayınlanarak çok geniş kitlelere ulaştığını, nitekim eserin davalı şirketin ... kanalında da  halen yayınlanmaya devam ettiğini, söz konusu izinsiz kullanımların dava tarihi itibariyle tespit edilen bir kısım internet uzantılarının dilekçelerinde yer aldığını, izinsiz kullanımların müvekkillerinin hem mali, hem de manevi haklarını ihlal ettiğinin şüphesiz olduğunu, dava konusu eserin müvekkillerinden izin alınmaksızın değiştirilmesi ve kullanılmasının muris ...'ın oğlu ..., kızı ..., kızı ... ve kızı ... için  maddi tazminatın yanında manevi tazminatın da ödenmesini, zira eserin davalı şirketin yapımcılığını üstlendiği albümde, sanatçı tarafından izinsiz şekilde yorumlandığını ve değiştirilerek icra edildiğini, davalı şirketin müvekkillerinin hak sahibi olduğu eseri kendi yapımcısı olduğu albümde izinsiz şekilde kullanarak ve değiştirerek müvekkillerinin maddi ve manevi haklarını ihlal ettiğini, eserin izinsiz kullanımının öğrenilmesi üzerine  02/03/2020 tarihinde ticari dava şartı olan arabuluculuk sürecine başlandığını, davalı şirketten haksız kullanımlarının durdurulmasının da talep edildiğini, ancak arabuluculuk sürecinin 11/03/2020 tarihinde tarafların anlaşamaması ile son bulduğunu, davalı şirketle haksız kullanımlara ilişkin olarak arabuluculuk sürecinden de bir sonuç alınamaması üzerine bu davanın açıldığını, açıkladıkları nedenlerle yazılı izin almaksızın eserin kullanılması sebebiyle FSEK'in 68. maddesinden doğan üç kat tutarında tazminat için arabuluculuk sürecine başvuru tarihi olan 02/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte şimdilik 9.000,00 TL tazminata hükmedilmesini, muris ...'ın oğlu ..., kızı ..., kızı ... ve kızı ...'in her biri için 2.000,00 TL olmak üzere manevi hakların ihlali nedeniyle toplam 8.000,00 TL manevi tazminata arabuluculuk sürecine başvuru tarihi olan 02/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte hükmedilmesini, hüküm özetinin ülke çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına, ilan masrafının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>ISLAH: Davacılar vekili 11/07/2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 18.000 TL olarak ıslah etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde;  eser sahipliğinin ispatı bakımından dayanılan kararın bu dava bakımından bağlayıcı olmadığını, davacıların eser sahipliği konusunda kesin hüküm olduğunu bildirdikleri İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/145 E. 2017/16 K. sayılı kararının o davada taraf olmayan müvekkili açısından kesin hüküm olmadığını, söz konusu kararın kesinleştiği belirtilmişse de davanın taraflarının yargılama aşamasında hangi iddialarda ve savunmalarda bulundukları, kararın istinaf/temyiz incelemesinden geçip geçmediğinin belirsiz olduğunu, yine dava dilekçesi ekinde sunulu gerekçeli karar incelendiğinde, ilk derece mahkemesinin kararını verirken takdir yetkisini kullanmak suretiyle dava konusu eserin sahipliğine ilişkin olarak tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulan kişilerin ve ... tarafından dosyaya sunulan belgelerden hareketle davacıların murislerinin eserin sahibi olduğu yönünde değerlendirmede bulunduğunun görüldüğünü, bununla birlikte gerekçeli karardan anlaşıldığı kadarıyla gerek ilgili dava dosyasında mevcut eser işletme belgesinde, gerekse de  dilekçelerinin ekinde sunulu Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde düzenlenen 06/02/2017 tarihli kayıt tescil belgesinde belirtildiği üzere dava konusu eserin hem bestesi, hem de güftesi bakımından anonimlik söz konusu olduğunu, dilekçe ekinde sunulu kayıt tescil belgesi haricinde, meslek birliği kayıtlarında, Kültür Bakanlığı veya ... belgelerinde de dava konusu eserin davacılar ya da murislerine ait olduğunu gösterir hiçbir kayda rastlanmadığını, ilgili kararda atıf yapılan \"kayıt sistemi yerine meydana getirme sisteminin esas alınması\" gerektiğine dair gerekçenin, eserin 1970'li yıllardan itibaren kullanıldığına yönelik beyanlar da dikkate alındığında somut olaya uygulanabilir olmadığını, davacının talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, dava konusu eserin, müzik meslek birliklerinin kayıtlarında halen anonim olarak görünen bir eser olduğunu, davacı tarafça kesin hüküm niteliği bulunduğu iddia edilen İstanbul 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/145 E. 2017/16 K. sayılı davasının 11/06/2014 tarihinde ikame edildiği dikkate alındığında; her ne kadar eserin kullanımının çok daha eskiye dayalı olduğu sabit ise de, en geç bu tarih itibariyle eserin murisleri Osman Şan'a ait olduğu iddiasında bulunduklarının kabul edilmesi gerektiğini, bu kapsamda davacıların ilgili eserin beste ve güfte sahibi olarak murislerinin kaydedilmesini talep etmediklerini ve bunun yerine anonim olduğu bilinen eserin her kullanımında dava yoluna başvurduklarını, yine davacı tarafça dosyaya sunulan İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/708 E. 2020/56 K. ve İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/683 E. 2020/128 K. sayılı kararların da \"eserin izinsiz kullanımı\" gerekçesine dayalı olarak 18/10/2017 tarihinde ikame edildiğini, davacı taraf en geç 11/06/2014 tarihinde eser üzerinde hak sahibi olduğunu bildiği halde eserin meslek kuruluşları, Kültür Bakanlığı veya ... gibi kurumlarda tescilini gerçekleştirmediğini, kayıtların anonim olmasından faydalanarak eserin üçüncü kişiler tarafından kullanılmasını beklediklerini ve kullanım gerçekleştiğinde aynı işbu davada olduğu gibi İstanbul 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/145 E. 2017/16 K. sayılı gerekçe gösterilerek maddi ve manevi tazminat talep ettiklerini, müvekkili şirketin eserin bulunduğu albüme ait kayıt tescil belgesinin 06/02/2017 tarihli olduğu da dikkate alındığında; davacı tarafça ilgili eserin haksız bir gelir elde etme yöntemi olarak görüldüğünün açık olduğunu, herhangi bir meslek birliğine başvurarak dava konusu esere ilişkin lisans işlemleri ile mali-manevi hakların kullanımını takip edebilecek ve hem müvekkilinin hem de diğer dosyanın davalıları ile görüşerek eserin mali-manevi haklarının kullanımına ilişkin uyuşmazlıkları dava yoluna gitmeden çözebilecekken, ikame edilen çok sayıda davaya rağmen bu yola başvurmamalarının kötü niyetli olup, davanın bu yönden reddi gerektiğini, talep edilen maddi tazminat tutarının fahiş olduğunu, davacıların 68. maddesi kapsamında üç kata kadar tazminat tutarına esas olarak 9.000,00 TL ve manevi tazminat tutarı olarak 8.000,00TL olmak üzere şimdilik toplam 17.000,00 TL'nin müvekkili şirketten tahsiline karar verilmesini talep ettiğini, davacılar tarafından sunulan İstanbul 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin gerekçeli kararında, \"...\" isimli eserin \"...\" isimli filmde izinsiz olarak kullanılması dolayısıyla hükmedilen tazminat tutarının 10.000,00 TL'lik rayiç üzerinden 30.000,00 TL olarak belirlendiğinin görüldüğünü, ... isimli sinema filminin 40 hafta boyunca gösterimde kaldığı ve bu süre içerisinde toplam 6.980.070 kişi tarafından izlenerek Türkiye'nin en çok izlenen üçüncü filmi olduğunu, bununla birlikte müvekkilinin yapımcısı olduğu \"...\" isimli albümde yer alan \"...\" isimli eserin ise  eldeki davanın ikame edildiği tarih itibariyle davacının beyan ettiği üzere ... isimli çevrimiçi video izleme programında 24.283 kez görüntülendiğini, söz konusu eserin işbu dilekçe tarihi itibariyle güncel görüntülenme sayısının ise 25.026 olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen diğer müzik platformları olan ..., ..., ... ve ... üzerinden dava konusu eserin ne kadar dinlendiğinin tespit edilememekle birlikte, söz konusu rakamların platformların yaygınlığı açısından değerlendirildiğinde ...'da yer alan rakamlardan daha düşük veya yakın rakamlar olduğunun tespit edileceğini, davacılar tarafından bu davaya konu kullanım bakımından İstanbul 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin \"...\" isimli filmdeki kullanıma ilişkin olarak belirlenen rayiç değerin esas alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, kesinleşen davaya konu kullanımın neredeyse Türkiye'nin tamamına ulaştığı ve hatta söz konusu eserin ilgili kullanımla ülke çapında bilinir hale geldiği göz önünde bulundurulduğunda bu dava bakımından FSEK 68.maddesi kapsamındaki tazminata bir rayiç hesaplanacak olsa dahi bu rakamın son derece düşük bir rakam belirlenmesinin gerekeceğini, bu çerçevede FSEK 68. maddesi uyarınca takdir edilecek tazminat miktarının hesaplanmasında dava konusu eserin yer aldığı \"...\" isimli albüme ilişkin olarak dilekçede sunulan görüntüleme ve dinleme rakamlarının değerlendirilmesini ve rayiç araştırması yapılmasını talep ettiklerini, talep edilen manevi tazminat tutarının yersiz ve fahiş olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu eserin yer aldığı albümün yapımcısı konumunda olduğunu, müvekkilinin yapımcısı konumunda olduğu albümde yer alan diğer eserler gibi davaya konu eserin de ... Ltd. Şti.'nin muvafakat belgesiyle kaydedildiğini ve albüme konu tüm eserler üzerinde müvekkiline kullanım izni tanımış durumda olduğunu, bu davada müvekkili aleyhine hüküm verilmesi durumunda, dava dışı ... Ltd. Şti. ile müvekkili şirket arasında rücu ilişkisi doğacağını savunarak,  davanın \"... Mah. ... Cad. ... Apt. No:... Kadıköy İstanbul\" adresinde bulunan şirkete ihbarına, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI: İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/09/2023 tarihli  2021/330E. - 2023/142K.  sayılı kararıyla; \"...1-DAVANIN KABULÜNE, 2-FSEK 68. maddeye göre belirlenen 6.000 TL'nin 3 katı olan 18.000 TL maddi tazminatın, dava tarihi olan 14/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 3-FSEK 15.maddesinin ihlal edilmesi nedeniyle davacılar ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 2.0000 TL olmak üzere toplam 8.000 TL manevi tazminatın, dava tarihi olan 14/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline...\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davalı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; kararın, tarafların adalet gereksinimini giderecek ölçü ve nitelikte, doyurucu, ikna edici ve yeterli bir gerekçeyle yazılmadığını, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini, Kök raporda \"söz ve beste için ayrı ayrı 3.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL\" şeklinde bir değerleme yapılmış olup, bu değerleme yönteminin yasal dayanağının bulunmadığını, bu konudaki çelişkilerin, itirazlarının ve emsal bedel konusundaki raporun Mahkeme tarafından nasıl denetlendiğinin gerekçeli kararda tartışılmadığını,Eserin kayıt/tescil tarihi, kullanılma tarihi, \"anonim\" kayıtları vb. konularda bilirkişi raporlarındaki eksikliklerin giderilmediğini, eksik incelemeyle karar verildiğini, Dosyada davacıların murisinin \"eser sahibi\" olarak kabul edilmesini sağlayacak yeterli delil bulunmadığını, MESAM kaydında eserin anonim olarak kayıtlı olduğunu,Dürüstlük ve iyiniyet kuralları ile kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesi uyarınca, davacıların tazminat taleplerinin reddi yahut indirimi gerekmekteyken, bu hususun hiç tartışılmadığını,Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince; hakkın dürüstlük ve iyiniyet kurallarına uygun olarak kullanılması gerektiğini, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağını, diğer yandan TBK md. 52. maddesi yarınca kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını,Davacıların tüm kayıtlarda anonim olarak gözüken mezkur eser üzerinde hak iddia etmelerine rağmen, meslek birliği kayıtlarında ve kamuoyuna açık bir mecrada bunu belgeleyip tescil ettirmemelerinin kusurlu ve kötüniyetli olduğunu,FSEK’in 68. maddesi kapsamında davacının \"en çok\" üç kata kadar tazminat talep etme hakkı mevcut olup, bu hüküm hakimin her davada 3 kat tutarında tazminata hükmetmek zorunda olduğu anlamına gelmediğini, somut olayın özellikleri göz önüne alınarak \"üç kat değil bir kat\" tutarında tazminata hükmedilmesi gerektiğini, aksi halde ise \"üç kat üzerinden hesaplanan tazminattan hakkaniyet indirimi\" yapılması gerektiğini,Manevi tazminat konusunda ek bilirkişi raporuna zıt şekilde hüküm oluşturulduğunu, manevi tazminat koşullarının mevcut olmadığını,Manevi tazminat konusunda taraflarca getirilme ve taleple bağlılık ilkelerinin ihlal edildiğini ve hükmedilen tutarın fahiş olduğunu,Manevi tazminat kabul edilecek olsa dahi, her davacı için ayrı ayrı manevi tazminat miktarı belirlenip hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tek bir manevi tazminat miktarı belirlenip bunun davacılar arasında paylaşılması gerektiğini belirterek, izah edilen ve resen değerlendirilecek nedenlerle, Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine, aksi halde ise 3 kat tutarında değil 1 kat tutarında tazminata hükmedilmesine, aksi halde ise 3 kat tutarında belirlenecek değer üzerinden hakkaniyet/takdir indirimi yapılmasına, yargılama giderlerinin davacılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Antalya 1. SHM'nin 2016/865 E. 2016/ 843 K. ve 08/06/2016 tarihli kararı incelendiğinde: Davacının  ..., davalının hasımsız, davanın Mirasçılık Belgesi İstemine ilişkin olup, muris ...'ın vefatıyla geriye mirasçı olarak; kızları  ..., ..., ..., Oğlu ..., gelini ..., torunları ..., ... ve ...'ın kaldığı, FSEK'in 63. Maddesi uyarınca işbu davayı açma yetkilerinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. İstanbul (kapatılan) 3. FSHHM'nin 2014/145 E. 2017/16 K. ve 02/02/2017 tarihli kararı incelendiğinde: Davacıların  ..., ..., ..., ... , ..., ... ve ..., davalının ... A.Ş, davanın FSEK - Tazminat olup davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın 09/06/2017 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. İstanbul 1. FSHHM'nin 2017/708 E. 2020/56 K. ve 05/02/2020 tarihli kararı incelendiğinde:  Davacıların  ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Davalının ... San. Tic. Ltd. Şti. davanın FSEK - Tazminat olup davanın kabulüne karar verildiği, kararın 14/07/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. İlk derece mahkemesince alınan 24/01/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; \"...\" isimli bestenin FSEK'in 3. maddesi çerçevesinde musiki eseri olduğu, davacıların murisi ...'ın eser sahibi olduğu, eser sahibinden eser sahibi ölmüş ise mirasçılarından izin alınmaksızın bir müzik eserinin albümde kullanılması eser sahibinin mali haklarından olan FSEK'in 24. maddesinde düzenlenen temsil hakkının ihlali sayılabileceği, aynı şekilde \"...\" isimli albümde eserin güfteci ve bestecisi olarak davacıların murisinin ismine yer verilmemesi eser sahibinin manevi haklarından FSEK'in 15. maddede düzenlenen “eser sahibi olarak belirtilme hakkı\"nın ihlali sayılabileceği, davacının izinsiz kullanım nedeniyle davalıdan talep edebileceği telif bedelinin 6.000,00-TL olabileceği davacının bu bedelin 3 katını talep hakkının olabileceği, “...” isimli albümde eserin güfteci ve bestecisi olarak davacıların murisinin ismine yer verilmemesi eser sahibinin manevi haklarından FSEK'in 15. maddede düzenlenen \"eser sahibi olarak belirtilme hakkı\"nın ihlali sayılabileceğinden davacılardan FSEK'in 19. maddesi kapsamına giren mirasçılarının (eşi ve çocuklarının) manevi tazminat talebinin yerinde olduğu manevi tazminatın türü ve miktarının takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince alınan 04/01/2023 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda; \"...\" isimli bestenin FSEK'in 3.maddesi çerçevesinde musiki eseri olduğu, davacılarım murisi ...'ın eser sahibi olduğu, eser sahibinden eser sahibi ölmüş ise mirasçılarından izin alınmaksızın bir müzik eserinin albümde kullanılması eser sahibinin mali haklarından olan FSEK'in 24. maddede düzenlenen temsil hakkının ihlali sayılabileceği, aynı şekilde \"...\" isimli albümde eserin güfteci ve bestecisi olarak davacıların murisinin ismine yer verilmemesi eser sahibinin manevi haklarından FSEK'in 15. maddede düzenlenen \"eser sahibi olarak belirtilme hakkı\"nın ihlali sayılabileceği, davacının izinsiz kullanım nedeniyle davalıdan talep edebileceği telif bedelinin 6.000,00-TL olabileceği davacının bu bedelin 3 katını talep hakkının olabileceği, \"...\" isimli albümde eserin güfteci ve bestecisi olarak davacıların murisinin ismine yer verilmemesi eser sahibinin manevi haklarından FSEK 15.maddede düzenlenen “eser sahibi olarak belirtilme hakkı\"nın ihlali sayılabileceği, ancak sadece muris ...'ın eşi ve çocukları FSEK'in 15/1. maddesi çerçevesinde men, ref talep hakkını sahip olabilecekse de bu kişilerin FSEK'in 15/1. maddesi kapsamında manevi tazminat davası açma haklarının olmadığı, Yargıtay tarafından kabul edildiği  bildirilmiştir.<br>G E R E K Ç E: Dava, davacıların sözü ve bestesi murisine ait olduğunu iddia ettikleri müzik eserinin davalının yapımcısı olduğu albümde izinsiz ve değiştirilerek kullanıldığı iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Aynı davacılar tarafından benzer konuda başka bir şirkete karşı açılan dava dosyasının istinaf incelemesiyle ilgili Dairemizin 2020/1953 Esas sayılı dosyası incelendiğinde, dosya içinde mevcut Antalya 4.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 14/07/2016 tarihli 2016/650 Esas- 2016/1111 Karar sayılı kararı ile davacılardan ...'in veasyet altına alındığı ve kendisine ...'ın vasi olarak atandığı, işbu dosya içine alınan güncel nüfus kaydında da halen vesayet şerhinin mevcut olduğu, 14/09/2020 dava tarihinde ve halen vesayet altında bulunduğu tespit edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun davada kanuni temsili düzenleyen 52. maddesi uyarınca, medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir. Dava dilekçesine ekli 05/12/2013 tarihli, ... Yevmiye numaralı  vekaletnameden, ...'in parmak izi ile tasdiklediği vekaletname ile mirasçılardan ...'ya, onun tarafından da avukata vekaletname verilerek dava açıldığı anlaşılıyorsa da, davacı ...'in kısıtlı olması nedeniyle dava ehliyeti bulunmadığından, bu vekaletname ile taraf gösterilerek dava açılması yerinde değildir. HMK 114/e maddesi gereğince dava takip yetkisi dava şartlarından olmakla resen dikkate alınacağından ve HMK’nın 115/2. maddesi gereğince tamamlanabilir dava şartlarından olduğundan, TMK'nin 462/8. maddesi uyarınca eldeki dava için vasinin kısıtlıyı temsilen dava açabilmesi için vesayet makamından \"husumete izin\" kararı alınması, davacı adına vasisi tarafından vesayet yetkisine dayanarak avukata vekalet verilmesi ve vasi ile kısıtlı arasında bu dava yönünden menfaat çatışması bulunduğu kanaatine varılması halinde kendisine TMK 426. maddesi gereğince temsilci atanarak temsilci marifetiyle temsil edilmesi gerekirken, sayılan usullere uyulmadan, kendisi taraf gösterilerek dava açılması yerinde görülmediğinden, resen yapılan inceleme sonucunda HMK 355 ve 353/1-a-4 maddesi gereğince kararın kaldırılarak, dosyanın kısıtlı ...'in usulüne uygun temsili sağlanarak yargılamaya devam edilmek üzere mahkemesine gönderilmesine,  davalı vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile,  6100 sayılı HMK'nın 355/1 ve 353/1-a-6 maddeleri gereğince,  İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 28/09/2023 tarihli 2021/330 E. -  2023/142 K.  sayılı  kararının KALDIRILMASINA, 2-Davalı vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-Dosyanın kısıtlı ...’in usulüne uygun temsili sağlanarak yargılamaya devam edilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davalı tarafa iadesine, 5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 02/07/2025 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fef07fe77b90d8a7","SID":"c11c3a3816c3b740"}}