{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/2104 Esas<br>KARAR NO:2025/1230 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2020/98 Esas- 2022/179 Karar<br>TARİHİ:17/03/2022<br>DAVA:Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ:10/07/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, davalı ... A.Ş şirketinde %33 hisse ile ortak olduğunu, davalı ... A.Ş.'nin %67 hisseye sahip ortak olduğunu, davalılardan, ...'ın davalı ... Şirketinde yönetici olduğunu, davalı ...'ın davalı şirketi zarara uğrattığını, kar paylarını ödemediğinden arabulucuya başvurduklarını,uzlaşamadıklarını, ortak olarak davalı şirketin mali durumu hakkında bilgi sahibi olmadığını, TTK 437. maddeye göre şirketin istenilen bilgileri vermesini ya da 2016-2017-2018 yıllarına ait Kurumlar Vergisi beyannamesi, son dönem geçici vergi beyannamesi, karar defteri, ticari defterleri, fatura ve ödeme belgelerini, sözleşmelerini bizzat ya da uzman aracılığı ile incelenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca davalıların gönderdiği mali tablolardan anlayabildikleri kadarı ile, şirketin faaliyetinin, gelirinin bulunmadığı, 165.427,58-TL giderinin bulunduğunu, davalı ...'ın diğer davalı ... Makine Sanayi ve Tic.A.Ş.'de ortak ve yönetici olarak, bu şirkette yaptığı araç ve işçilik giderlerini, birlikte ortak bulunulan şirkete yansıttığını düşündüklerini, bu sebeple haksız ve sebepsiz zenginleşen davalı ... Makine San. Ve Tic. A.Ş.'nin davalı şirkete verdiği zararların tespit edilerek tazminin gerektiğini, davalı şirketin 04.04.2019 tarihinde yapmış olduğu genel kurulunda, faaliyeti bulunmayan şirketin 102.744,25 TL kârı olmasına ve kar dağıtımı yapılmasını istemiş olmalarına rağmen tatmin edici cevap alınamadığını, TTK'nın 445 maddesinde kanun, esas sözleşme veya dürüstlük kurallarına aykırılık halinde genel kurul kararlarının iptali için dava açılabileceğinin düzenlendiğini, 2018 yılı dışında önceki yıllarda da 1.709.772,39 TL geçmiş yıllara ait dağıtılmayan kar bulunduğunu, karların muhasebe hileleri ile gizlendiğini, bu nedenle dağıtılacak karın hesaplanarak müvekkilinin payına düşen miktarın ödenmesini talep ettiklerini, davalı şirket zararının dava tarihi itibari tespitinin mümkün olmadığını, kar payı hakkı, bilgi alma haklarının ihlali, bilançoda görünen, detayı belli olmayan ve tutarı 1.690.000 TL olan alacağın neden tahsil edilmemiş olduğunun açıklanmadığını, davalı ...'ın faaliyeti olmayan şirketten huzur hakkı aldığını,  ikamet olarak kullandığı evi şirket merkezi yaptığını, ortaklar arasındaki anlaşmazlıkların, ortaklar arasındaki güven  ilişkisini bitirdiğini, davalılardan ...'ın diğer davalı ... Makine San.ve Tic.A.Ş. isimli şirketin ortağı ve yöneticisi olduğundan rekabet yasağının ihlali ettiğini, davalılardan ...'ın son yapılan genel kurulda 5.000 TL  huzur hakkı ödenmesi yönünde karar aldırttığını beyanla davalı şirkete tedbiren kayyım atanmasına, davalı ...'a ödenecek huzur hakkının tedbiren durdurulmasına, davalı şirket ile ilgili bilgilerin temin edilmesine, fazlaya ilişkin hakları  saklı kalmak kaydıyla davalı ... ile ... Makine San. Ve Tic. A.Ş.'nin davalı şirkete verdiği zararların davalılardan tahsiline, davalı şirketin gerçek karının tespiti ile davacıya ödenmesine, davalı şirketin feshine ve davacının tasfiye payının tespiti ile ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkilleri huzurunda açılan davanın sebebinin, ... A.Ş.'nin kötü yönetilmesi yada zarara uğraması değil, müvekkillerinin Artikon firması yetkilisi ile aralarındaki husumet olduğunu, ... yetkilisi İlker Merdiven'in 21.10.2013-02.02.2017 tarihleri arası ... A.Ş'nin tek yetkili müdürü olduğunu, müvekkili ...'ın Setino firmasının ortağı, yöneticisi ya da çalışanı olmadığını, ...'nun ortağının ... Makine Sanayi ve Tic. A.Ş. olduğunu, ...'ın ...şirketinin kurucu ortağı olduğunu, 2007 ile 2013 arası şirketi yönettiğini, davacı şirket sahibi İlker Merdiven'in daha sonra şirkete dahil olduğunu, 2013 yılında şirkete müdür olduğunu, 02.02.2017 tarihine kadar şirketi yönettiğini, 05.05.2017 tarihine şirketin nevi değişikliği ile limited şirketten, anonim şirkete dönüştüğünü, ortaklardan davalı ... Makine Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin diğer ortağın hissesini alarak %67 hisseye sahip olduğunu, davalı şirketin 2017 yılında kar dağıtımında bulunduğunu, böylece şirketin küçüldüğünü, bu süreçten sonra davacı şirketin ... A.Ş ile aynı sektörde faaliyete geçtiğini, ... şirketinin kapandığı, feshedildiği, işlerin artık ...'ın davacı şirket çalışanı olduğu, ...'ın ... markasıyla ilgisi bulunmadığına ilişkin mesajları sosyal medya, kendi internet siteleri ya da müşterileri ile yaptığı görüşmelerde paylaştığını, bu durumun ....'nun güven, itibar ve müşteri kaybına sebep olduğunu, 19.04.2018 tarihinde ...'nun yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'ın ... ayakta tutabilmeye çalışmakta olduğunu, küresel krize rağmen 2019 yılında yurt dışı sözleşmeler imzalamaya başladığını, ayrıca davacı şirketin kullandığı ... markasının, ... Makine Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye ait olduğunu, buna ilişkin davanın devam etmekte olduğunu, davacının açmış olduğu davanın haksız ve kötü niyetle açıldığını, davacının 2016-2017-2018 dönem defterlerini inceleme talebinin kötü niyetli olduğunu, adı geçen şirkette 2016 yılında müdür olan ...'in 2017 ve 2018 yıllarında şirketin faaliyeti bulunmadığını bildiğini, davacıya, davalı şirket defterlerini şirket gözetiminde inceleyebileceğinin bildirildiğini, genel kurullar öncesi bilanço, faaliyet raporlarının gönderildiğini, davacının inceleme taleplerinin geri çevrilmediğini, davacının iddiasında belirttiği 165.427,58 TL'lik giderin ... Makine'nin asgari harcaması olduğunu, bu giderleri karşılamak üzere şirketin kaynağa ihtiyacı olduğundan 102.744,25 TL'lik karın dağıtılmadığını, ...'nun işlerinin yürütülmesi için daha büyük mekana ve sermaye artırımına ihtiyaç bulunduğunu, davacının önceki yıllardan dağıtılmamış 1.709.772,39 TL karın, şirketin kuruluşundan bu yana birikmiş kümülatif bir kar olduğunu ve davacı şirket yetkilisinin, davalı şirkette müdür olarak görev yaptığı dönemde de dağıtılmadığını, davacının davalı şirket bilançosunda görünen alacak tutarının eski dönemlerden gelen ve tahsil kabiliyeti olmayan alacaklardan olduğunu, davacının ... müşterileri ile iş yaparak bu alacakların tahsilini imkansız hale getirdiğini, davalı ...'ın, ... A.Ş ile aynı adreste ikamet etmesinin kira giderlerini indirmek için olduğunu, davacı şirket temsilcisinin, davalı şirketteki müdürlüğü sırasında yaptığı usulsüz, haksız rekabet yaratacak davranışlar ve imza yetkisi bitmesinden sonra bankadan tahsil ettiği 42.000 TLnin akıbetini Gaziosmanpaşa ...Noterliğinden 24.07.2019 tarih, ... sayılı ihtamame ile sorulduğunu ve zararın tazmininin talep edilmek üzere iken bu davanın açıldığını, müvekkili ...'ın Haziran ayı itibari ile huzur hakkı almadığını, ...'ya kayyum atanmasının şirketi zarara uğratacak bir davranış olacağını, şirketin başında bulunan davalı ...'ın 33 yıllık birikimi bulunduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 17/03/2022 tarih 2020/98 Esas- 2022/179 Karar sayılı kararında;\"...Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; hüküm vermeye elverişli denetime açık bilirkişi raporu kapsamında davacının ... ve ... Makine A.Ş nin şirkete verdiği zarardan dolayı açmış olduğu davada; ... Makine San. Tic. A.ş  ve ... A.Ş aleyhine açılmış bulunan davanın husumet nedeniyle reddine, ... aleyhine açılan davanın ispat edilememiş olması sebebi ile reddine, ... A.Ş nin fesih ve tasfiyesine yönelik davada; Davalı .... A.Ş açısından davanın Reddine, Davalılar ... ve ... Makina A.Ş açısından davanın pasif husumet nedeniyle reddine, Kar payının ödenmesine yönelik açılan davada; ... Aş açısından açılan davanın reddine, Davalılar ... ve ... Makina San. A.Ş açısından davanın Pasif husumet nedeni ile reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile \"Davanın Reddine\" karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... ve ... Makine A.Ş.nin şirkete vermiş olduğu zararlara ilişkin olarak red kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, karara dayanak gösterilen bilirkişi raporunda, davalı ... A.Ş.'de organ sıfatı taşımayan davalı ... Makine A.Ş. ve ... Anonim Şirketine TTK'nın 553. maddesi uyarınca  husumet yönetilemeyeceği tespiti ile davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu;Dava dilekçesi ve dosyaya sunulan tüm ekler/deliller ışığında da görülecektir ki müvekkili şirketin pay sahibi davalı  ...'ın, işbu dosyadaki davalı şirketlerin de  sahibi veya pay sahibi durumunda olduğunu, davalı şirketlerin mali gelir ve giderlerinden davalı ...'ın sorumlu olduğunu, davalı şirketler üzerinden müvekkili şirket banka hesaplarını ve ticari faaliyetlerini kendi çıkarı doğrultusunda ve söz konusu bu şirketler üzerinden kullandığının ilk derece mahkemesine sunulan eklerden ve bilirkişi raporuna karşı sunulan itirazlardan da anlaşılacağını, davalılardan ...'ın, diğer davalı şirketlere yapmış olduğu giderleri müvekkilinin azlık hisse sahibi olduğu şirketin banka hesabından tahsil ettiğini, ticari defterler, banka hesap dökümanları ile bu iddia sabit olmakla beraber bu hususların gözardı edilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu; İlk derece mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporunda; \"Sorumluluk davalarında pasif husumet TTK md. 553'e istinaden kurucular, yöneticiler, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları olarak belirlenmiş olup, bu davanın davalılar arasında gösterilen ... Anonim Şirketine ve organ sıfatı taşımayan davalılardan ...dan farklı bir tüzel kişiliği haiz ... Makine A.Ş.'ye yönetilmesinin mümkün olmadığı davalılardan ... ise ... A.Ş'ye yönetim kurulu üyesi sıfatıyla pasif dava ehliyetine haiz olduğu...\" tespitinin yapıldığını, ilk derece mahkemesinin de bu tespite göre bir karar verildiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesinin lafzını ve amacı incelendiği vakit ilgili maddede şirket kurucularının, yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin şirket ve şirketler üzerindeki sorumluluklarının düzenlediğinin anlaşılacağını;Kanun koyucunun, 6335 sayılı Kanun ile yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davalarında yönetim kurulu aleyhine olan kusur karinesini kaldırdığından kusurun ispatının genel hükümlere göre belirlendiğini, yönetim kurulu üyelerinde aranan kusurun sübjektif kusur değil, objektif kusur olduğunu, objektif kusur ilkesine göre, bir yönetim kurulu üyesinin aynı sosyal çevrede bulunan bilinçli, makul ve mantıklı bir kişinin göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermekle yükümlü olduğunu, bir diğer ifadeyle, yönetim kurulu üyelerinin, hukuki sorumluluğuna sebep olacak eylem ve işlemlerinde aynı sosyal çevrede bulunan bilinçli, makul ve mantıklı bir kişinin göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermesi, tedbirli bir yönetici gibi davranmış olması gerektiğini ancak somut olayda davalılardan ...'ın, kendi sahip olduğu şirketlerin giderlerini ve  kişisel olarak yaptığı giderlerini müvekkili şirketin azlık hakkına sahip olduğu şirketin banka hesaplarından karşıladığını ve müvekkili şirketin azlık hakkına sahip olduğu şirketi zarara uğratarak kendi dahil sahip olduğu davalı şirketlerin haksız kazanç sağlamasına vesile olduğunu; Dosya içerisine sunulan banka hesap dökümanları detaylı bir şekilde incelendiğinde, davalı şirketler için yapılan giderlerin tamamında davalı ...'ın müvekkili şirket iradesine danışmadan müvekkili şirketin kasasını kullandığını, işbu sebeple de bu durumdan fayda sağlayanın davalıların tamamı olduğunu, kaldı ki diğer davalı ... Makine A.Ş.'nin de müvekkiline karşı işlenen haksız fiillerin bir diğer faili konumunda olduğunu, ... Makine A.Ş.'nin tüzel kişiliğinin de halihazırda zaten diğer davalı ... tarafından temsil edildiğini, oluşan zararların sonucu davalıların hepsinin haksız bir kazanç sağlamış olması ve TTK'nın 553. maddesinde açık bir şekilde hem şirkete hem pay sahiplerinin sorumluluğuna gidileceği emredilmişken, davanın pasif husumet nedeniyle reddedilmesinin kanuna aykırı bir sebep olup kararın bozulması gerektiğini; Yine, huzurdaki davada HMK m.110 gereği davaların yığılması söz konusu olduğundan davalı ... A.Ş. hasım gösterilmiş olup davanın bu davalı yönünden reddedilmesinin usule aykırı olduğunu, bir an için bu davalının hasım gösterilmemiş olması düşünüldüğünde istinaf mahkemesinin bu kararı davaya ...'nun da dahil edilmesi gerektiği gerekçesi ile bozacağını ve usul ekonomisi açısından uygunsuz bir durum ortaya çıkacağını;<br>Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da ...Makina Şirketinde hiçbir şekilde çalışmayan kişilerin ... giriş ve ödemelerinin ... Makina banka hesaplarından yapıldığı açıkça görünmekte iken bu hususunun gözardı edilmesinin yanlış hüküm kurulmasına neden olduğunu, davalı ...'ın şirketi olan davalı ... Makina Sanayi Ve Tic. A.Ş.'de çalışan ...'in davalı ...Şirket bünyesinde istihdam edilmiş gibi gösterilerek sigorta ödemelerinin müvekkili şirketin pay sahibi olduğu davalı ...ti üzerinden yapıldığını, yine davalı ...'ın eşi ... Liman'ın davalı ... ile iş ilişkisi kapsamında hiç bir ilgisi bulunmadığı halde sigorta girişi davalı ... Şirketi tarafından yapılmış olup primlerinin ödendiğini, müvekkilinin pay sahibi olduğu şirkette hiçbir vasıfları olmayan veya herhangi bir şekilde işgörme edimi içinde yer almayan ...ve ... Liman adlı kişilere her ay düzenli olarak maaşları ödenmiş olup ... ödeme maliyetlerinin de davalı ... AŞ.'ye yansıtıldığını, müvekkili şirketin banka hesap dökümanları ve  ticari defterleri uyarınca bu durumun açık  bir şekilde göründüğünü, zira bilirkişi raporunda da bu durumun dolaylı yoldan belirtildiğini ancak Mahkemece bu durumun dikkate alınmadığını ve gerekçede de belirtilmediğini;Ortaklık vasfı gereği kendisine duyulan güven sebebiyle şirketin banka hesaplarını kullanma yetkisi verilen davalı ...'ın, şirket menfaatlerinin tam aksine kendi çıkarları doğrultusunda harcamalar yaptığını, yapılan harcamaların hiçbirinin davalı ... Şirketin'in faaliyeti ile bir ilgisinin bulunmadığını, İlk derece mahkemesinden  davalı ... Şirketinin ... Bankasına ait hesap hareketlerinin celbinin istenmesini yönünde talepte bulunulmuşsa da, Mahkemece bu talebin kabul edilmediğini, şirket yetkilisi ...tarafından yapılan harcamaların şahsi harcamalar olduğunun bu sebeple ispatlanamadığını, halbuki ... Şirketinin ... Bankasına ait hesabının hareketlerinin celbi istenmiş ve Mahkemece re'sen veyahut atayacağı kişilerce bu dökümanlar incelenmiş olsa, şirketin  maden, kuyumculuk işleriyle hiçbir bağlantısı olmamasına rağmen şirket banka hesabından \"...\" adlı işletmeye 22.06.2017 tarihinde 1.526,00 TL'lik ödeme gerçekleştirildiğinin görüleceğini, bu harcamanın ne için, kim için yapıldığı konusunda herhangi bir bilginin bulunmadığını, bu hususa dair dokümanların taraflarınca ekleriyle beraber İlk derece mahkemesine delil mahiyetinde sunulduğunu, buna rağmen eksik inceleme ile hüküm kurulmasının hatalı olduğunu; Ayrıca, davalı... Şirketinin 21.05.2018 tarihinde  şirket araçları mevcut iken araç kiralama için ... Şirketine 11.887,26 TL'lik bir ödeme gerçekleştirildiğinin görüleceğini, kiralanan araçların davalı ... Şirketinin çıkar ve menfaatleri için kullanılmadığını, zira, halihazırda şirketin kendi filo araçları mevcut olmasına rağmen bu araçların şirketin aktif olmadığı gerekçesiyle yeterince faaliyet göstermemesine rağmen ek olarak davalı ... adlı şahsın ne amaçla kullanıldığı bilinmeyen araç/araçlar kiralanarak müvekkili şirketin maddi-manevi zarara uğratıldığını, ayrıca, ...'ın davalı ... Makina Şirketini kendi ikametgah adresinde işlev görüyor olarak gösterdiğini ve kendi ikamet ettiği evin kirasını da bu şekilde şirkete yüklediğini, her ay düzenli olarak evinin kirasının ...Makina hesaplarından ödediğini ve ...'ın bu sayede toplamda 3 ay olmak üzere 5.000,00 TL (aylık) huzur hakkı aldığını; Huzur hakkının, şirket ortakları, şirket müdürleri ve yönetim kurulu üyelerinin kanunen belli sorumluluk ve yükümlüleri üzerine, bu kişilerin sorumluluk ve yükümlülükleri nedeni ile karşılaşabilecekleri riskleri azaltmak amacıyla belirlenen maddi karşılık olduğunu, ancak somut olayda bu tanımdan yola çıkılacağı üzere davalı ...'ın, davalı ...Şirketi'ni kendi ikametgah adresinde gösterip buna ilişkin huzur hakkı aldığını ve kötüniyetli bir tavır sergilediğini, bu bağlamda haksız bir kazanç elde ettiğini, istinaf incelemesi ile bu hususların da detaylı incelenmesinin büyük önem arz ettiğini; Gayrifaal durumda olan ve faaliyet göstermediği için  makina üretimi, satışı yapmayan bir şirketin üretim için yazılım programı satın alması arasında büyük bir çelişki bulunduğunu, müvekkili şirketin pay sahibi olduğu ...Makina Şirketi'nin şuanda gayrifaal olarak işlev gördüğünü, gayrifaal olarak faaliyet gösterdiği için herhangi bir şekilde makina üretimi, satışı yapmadığını, ancak buna rağmen davalı ... tarafından \"...\" programının  satın alındığını, gayrifaal olarak faaliyet gösteren davalı şirketin bu programdan faydalanma gibi bir durumu söz konusu değil iken 15.01.2019, 11.02.2019, 11.03.2019, 11.04.2019 tarihlerinde programı satan firmaya yazılım bedeli olarak 43.227,12 TL ödendiğini, satın alınan bu yazılım programının, şuan olduğu gibi daha öncesinde de davalı şirkette kullanılmamış olup edinilen bilgilere göre davalı ... adlı şahsın kendi adına olan ... Makine Şirketinde kullanıldığını, ilgili yazılım programlarının lisans kodlarına sahip olduğunu ve bu kodlar sayesinde programın hangi bilgisayara yüklendiği, en son ne zaman üzerinde işlem yapıldığının belirlenebildiğini, savcılık makamının da gerekli görmesi halinde yazılım programının lisans kodu sayesinde tespitin daha kolay olacağını, kendi şirketinin çalışanlarına kullandıracağı yazılım programını ... Makina adına alıp faturasının da ... Makina'ya yansıtıldığı anlaşılmakta olup İlk derece mahkemesinin bu hususu da göz ardı ederek hüküm kurduğunu, tüm bu nedenlerin kötü niyetin göstergesi olduğunu, müvekkili şirketin açık açık zarara uğratıldığını ve ortaklar arasında güven duygusunun hiçbir şekilde kalmadığını, tüm unsurlar değerlendirildiğinde artık ortaklık vasfı resmi olarak devam ediyor gözükse de fiilen taraflar arasındaki husumetler sebebiyle ortaklığın herhangi bir anlamının kalmadığını; Sözde sponsorluk anlaşması ile şirket banka hesaplarından alenen haksız bir tasarrufta bulunulduğunu, davalı... Şirketinin mali raporları dikkatlice incelendiğinde, bir sponsorluk anlaşması olduğunun görüldüğünü, davalı ... Makina Şirketinin bir bedel karşılığında davalı ... Makine'den birden fazla makina satın aldığını ve davalı ...'ın pay sahibi olduğu ...Makina şirketinin bu makinalar için ... Makina Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne 06.02.2019 tarihinde 38.967 Euro ücret ödediğini ve ücret karşılığı satın aldığı makinaları sponsorluk anlaşması gereği Meksika'da bulunan ... firmasına bedelsiz olarak göndermiş olduğu, bedelsiz olarak makinaların verildiğine dair faturanın kesildiğini, defter incelemeleri bu tarihlere ilişkin olmasa da açılan davanın ve kayyım talebinin ne kadar haklı olduğunu gösteren önemli deliller olduğunu; İstinaf incelemesinde de görüleceği üzere bilirkişilerin aksine işbu giderlerinin müvekkili şirketin kuruluş tarihinden itibaren yapmış olduğu giderleri ile kıyaslandığında makul ölçüde olmadığını, yapılan tüm ödemelerin davalı şirketin hiçbir şekilde faaliyet göstermediği döneme ait olduğunu, şirketin işleyişine ilişkin ödemeler olmadığını, bilirkişilerce işbu ödemelerin neler olduğu saptanmamış olup yine de yapılan giderlerin şirketin devamlılığı açısından zorunlu giderler olduğunu, faaliyet göstermeyen bir şirketin devamlılığının söz konusu olmadığını, hangi mantıkla böyle bir tespit yapıldığının taraflarınca anlaşılmadığını, akabinde ise İlk derece mahkemesi bu rapora göre hüküm tesis etmiş olmakla beraber kararın hukuka aykırı olduğunu; Davalı ... Şirketinin feshine yönelik talebin reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar İlk derece mahkemesince ... ve ... Makine A.Ş. açısından pasif husumet yokluğu nedeni ile red kararı verilmiş ise de yukarıda da açıklandığı üzere HMK m.110 gereği davaların yığılması söz konusu olduğundan işbu davalılar yönünden  red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, şirket pay sahiplerinin menfaati gereği şirketin tasfiyesine veya şirket ortakları hakkında ortaklıktan çıkarılma kararı verilmesi gerekirken bu konuda mahkemece herhangi bir karar verilmemesinin şirketi iflasa sürüklediğini; Davalı ... davalı... A.Ş.'de %67 oranında paya  sahip olup müvekkili şirketin ise ... A.Ş.'de %33 oranında bir paya sahip olduğunu, yani ... Şirketinin büyük bir kısmının ...'a ait olması sonucu şirket üzerindeki karar mekanizmasının da çoğunluk taraf olan ...'a ait olduğunu, hal böyle olunca 2017 yılından itibaren ...'ın, müvekkili şirketin de pay sahibi olduğu ...A.Ş.'in banka hesaplarını dilediği gibi kullandığını, kendi bireysel şirketleri menfaatleri uyarınca davalı şirketin banka hesaplarını kullanması sonucunda müvekkili şirketin maddi ve manevi zarara uğratıldığını, işbu hususun müvekkili şirket tarafından tespit edilmesi ile birlikte ivedi bir biçimde ... hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu; Ayrıca 21.03.2022 tarihinde yazılan gerekçeli karar ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu uyarınca da müvekkili şirketin, 19.04.2018 ve 04.04.2019 tarihlerinde gerçekleşen olağan genel kurullarında yönetim kurulu üyelerinden ...'ın ibra oylamalarında müvekkili şirketin ret oyu verdiğini ve davalılardan ...'ı ibra etmediğini, tüm bu hususlar dikkate alındığında ... A.Ş'nin söz konusu ortaklar nezdinde adil ve başarılı bir şekilde faaliyet göstermesinin imkansız olduğunu, şirketin pay sahipleri arasında husumet bulunması sebebiyle şirket ortaklarının birbirlerine karşı güven duygusunu yitirdiğini, bu sebeple öncelikle şirketin tasfiyesine gidilmesi, eğer işbu talep yerine getirilmeyecek ise müvekkili şirket olan ... Şti.'nin pay oranına karşılık gelen bedel hesaplanarak ortaklıktan çıkarılma kararı verilmesi gerekirken, davanın reddedilerek ... Şirketinin faaliyetlerine devam ettirilmesinin hukuka ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; Anonim Şirketlerde Ortaklıktan Çıkarılma, Çıkma ve Ayrılma hakkında TTK'da hükümler düzenlenmiş olup bu hükümlerin amacının, şirketin, şirkette huzursuzluğa yol açan pay sahibi ile ortaklık ilişkisini, pay sahibinin iradesi olmasa dahi, başka yöntemlere başvurarak sona erdirmek olduğunu, keza, bir şirkette kontrol yetkisi bulunmayan pay sahibinin, etki edemediği kararların sonuçlarına katlanmak istemeyebileceğini ve payı için müstakbel bir alıcı olmasa dahi ortaklık ilişkisinin devam etmemesini isteyebileceğini, pay sahibinin paylarını başka bir pay sahibine satarak şirketten çıkma veya paylarını bizzat şirkete satarak ayrılma hakkının bu nedenle önem arz ettiğini, somut olayın da bu şekilde değerlendirilmesi gerekirken davanın reddedilmesi hukuka aykırı olup kararın bu sebeple de bozulması gerektiğini;Somut olayda bilirkişi raporları, dosyadaki deliller ve gerekçeli karar da da belirtildiği gibi müvekkili şirket ile davalılar arasında 2017 yılından beri uyuşmazlık bulunduğunu, davalılardan ... ile müvekkili şirketin beraber pay sahibi oldukları ...Anonim Şirketi'nin başarılı bir şekilde yönetilemediğini, özellikle ...'ın şirket yönetimi hakkında vermiş olduğu kararlar ve ...A.Ş banka hesaplarını sanki kendi şahsi banka hesabı gibi yönetmesinin ortaklar ve pay sahipleri arasında uyuşmazlık yarattığını ve yaratmaya da devam ettiğini, bu sebeple şirket menfaat ve çıkarları için doğru kararlar alınamadığını, ... Şirketi'nin bazı kalemlerde zarara uğradığını, iş bu sebeple de TTK'nın 531. maddesi uyarınca İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde şirketin feshedilmesi talepli davanın kendileri tarafından açıldığını ancak ilk derece mahkemesinin hukuka aykırı ve çelişkili  bir bilirkişi raporunu dikkate aldığını, şirketin fesih için yeterli sebep bulunmadığı gerekçesiyle de davayı reddettiğini; İlk derece mahkemesi tarafından söz konusu husumet sebebiyle herhangi bir çözüm üretilememiş olup şirket feshi talepleri kabul edilmediği taktirde müvekkilinin ... Şirketindeki payının gerçek değerinin uzman bilirkişiler tarafından hesaplanıp ortaklıktan çıkartılması gerektiğini, fesih için son çare ilkesinin uygulanması için tüm şartlar oluşmasına rağmen İlk derece mahkemesinin fesih yoluna gitmediğini, o halde kanunun lafzı ve amacının açık olduğunu, şirketin feshi yoluna gidilmediği taktirde TTK'nın 551. maddesi uyarınca mahkemenin kabul edilebilir bir çözüm yolu bulması gerektiğini, halihazırda bu çözüm yollarından birinin de davacı sıfatıyla yer aldıkları ve şirketin feshini öncelikli olarak talep ettikleri davada aksi halde müvekkili şirketin payının gerçek değerinin uzman bilirkişiler tarafından hesaplanarak ortaklıktan çıkartılması olduğunu; TTK madde 531 uyarınca ortaklıktan çıkarılmasına karar verilen davacı azınlık pay sahiplerinin paylarının “karar tarihine en yakın tarihteki” gerçek değerlerinin davalı ortaklık tarafından ödenmesi gerektiğini, karar tarihine en yakın tarihten kastın mahkemenin davacının ileri sürmüş olduğu haklı nedenle fesih sebeplerini araştırıp haklı nedenlerin varlığını kabul etmesinin ardından değer tespitini yaptırması olduğunu, ancak Mahkemece bu taleplerine yönelik hiçbir karar tesis edilmediğini, bu hususun dahi bozma için yeterli bir sebep olduğunu; 6102 sayılı TTK’nın 531. maddesi hükmüyle müvekkili şirketin haklarının sistematik şekilde ve ağır olarak ihlal edildiğini, dosyada yer alan sebepler ile ortaklık ilişkisinin devamının çekilemez hale geldiğini ve  azınlık pay sahibi olan müvekkili şirketin haklı nedenle feshi davası açması sonucunda mahkemenin her bir somut olay özelinde haklı sebebin varlığını ve boyutunu araştırması ve duruma göre bir çözüm yoluna gitmesi, ortaklığın devamında menfaati olan ilgilileri de göz önünde bulundurması gerekirken herhangi bir çözüm yolu bulmamasının kanunun amacına aykırı olduğunu;Mahkemece, şirketin feshini ve tasfiyesini gerektirecek nitelikte nedenlerin bulunmadığına hükmedilmiş ise de, yukarıda açıklanan işlemlerin ve davalı ... Şirketinin faaliyet göstermemesi, ortaklar arasında karşılıkı güven ilişkisinin bulunmamasının şirketin feshedilmesine yeterli bir neden teşkil ettiğini, işbu sebeple ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılması gerektiğini, somut olayda davalı ... Şirketinin müvekkili şirket tarafından anlamlandırılmayan faaliyet giderleri ve kar paylarının dağıtılmaması, bilgi isteme hakkının sağlanmaması gibi haklı sebeplerle şirketin feshinin gerektiğini; Haklı sebebin varlığının,Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca objektif iyi niyet kuralı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin hem doktrinde hem de yerleşik içtihatlarda kabul gördüğünü, bu kapsamda şirketin devamı dürüstlük ve güven kurallarına göre dava açan ortaktan beklenmiyorsa haklı sebebin varlığının kabul edildiğini,Yargıtay kararları uyarınca da şirketin devamlı olarak kar sağlayamaması, şirketin kuruluş amacının gerçekleşmesine imkân kalmaması, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar, kanun ve sözleşme ve genel kurul kararların ihlali yahut yerine getirilmemesi durumlarının haklı sebep için örnek nitelikte olduğunu;Bilirkişilerce alınan rapor ile  de davalı şirketin faaliyet gösterememesi nedeniyle devamlı olarak kar sağlamadığı sabit olup müvekkili şirketin diğer ortak ile güven ilişkisinin temelinden sarsılmış olmasının haklı sebep kavramının var olduğunun açık bir göstergesi olduğunu, ayrıca şirketin faaliyet göstermemesinin de şirketin kuruluş amacının gerçekleşmesine imkan sağlanmadığının izahtan vareste olduğunu, ortaklar arasında güven ilişkisinin ayrıca artık onarılmaz hal aldığının müvekkili tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2021/26062 Sor no'lu şikayet dilekçesi ile de ortaya konulduğunu, ilgili şikayetinde müvekkili şirketin davalı ...'ın güveni kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık ve benzeri suçlardan cezalandırılmasını talep ettiğini;Müvekkilinin güveninin şirketin kurulmasından sonra kötü niyetle suiistimal edildiğini, müvekkili şirketin hukuki ilişkisini davalılar ile devam ettirmesinin beklenmesinin TMK 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kurallına aykırılık teşkil edeceğini, İlk derece mahkemesinin müvekkili şirket yönünden yapılan hatalı ve eksik bilirkişi raporunu esas alarak hatalı karar verdiğini;Kar payı dağıtımı yapılmasına yönelik olarak taleplerinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, çünkü her ne kadar İlk derece mahkemesince ... ve ... Makine A.Ş açısından pasif husumet yokluğu nedeni ile red kararı verilmiş ise de yukarıda da açıklandığı üzere HMK m.110 gereği davaların yığılması söz konusu olduğundan işbu davalılar yönünden  red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu;Kar payının ödenmesi taleplerine yönelik ise mahkemece 2018 yılı genel kurul kararına atıf yapıldığını ve bu kararın iptalinin istenmesi gerektiğinin beyan edildiğini, oysaki taleplerinin o tarihte kar dağıtımı yapılmadığı gibi bugüne kadar şirkette biriken kümülatif karın tespiti ve ödenmesi olduğunu, zira, davalıların muhasebe hilesi yaptığına yönelik iddialarının mevcut olduğunu, mahkemece bu taleplerine ilişkin herhangi bir araştırma dahi yapılmadan, kümülatif karın ne kadar olduğu tespit edilmeden red kararı vermesinin eksik inceleme nedeniyle usul ve yasaya aykırı olduğundan bu talep yönünden de kaldırma kararı verilmesi gerektiğini beyanla İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/98 E.-2022/179 K. Sayılı 17.03.2022 tarihli kararın istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ile yeniden yargılama yapılarak davanın tümüyle müvekkili şirket yönünden kabulüne karar verilmesini, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davalılara yükletilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, TTK'nın 553. maddesi uyarınca anonim şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat, TTK'nın 551. maddesi uyarınca anonim şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi ve dağıtılmayan kar payının tahsili taleplerine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekil istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalı ...'ın, sahibi ve yöneticisi olduğu diğer davalı ... Makina Sanayi ve Dış Tic. A.Ş.'nin harcamalarını, davacının azlık hisse sahibi olduğu davalı ... A.Ş. üzerinden yaptığı, davalı ... ..Şirketi'nin işçilerinin ... primlerinin davalı... Şirketi üzerinden ödendiği, yine davalı ...Şirketi'nde çalışmayan kişiler için yemek ücreti ödendiği, şirket gayri faal olmasına rağmen üretim için yazılım programı alındığı, banka hesaplarının davalı ... tarafından şahsi harcamaları için kullanıldığı, kira giderlerinin şirketten ödendiği, gerek olmadığı halde sponsorluk anlaşması yapıldığı, bu şekilde şirketin davalı ... tarafından açık bir şekilde zarara uğratıldığı, bu zarardan davalı ... ..Şirketi'nin de haksız fiil hükümleri çerçevesinde sorumlu olduğu, şirket ortakları arasında husumet oluştuğu, şirketin iyi yönetilmediği, gayri faal olduğu, bu nedenle feshi için gerekli sebeplerin oluştuğu, aksi halde ise davacının çıkma payı ödenerek davalı... Şirketi'nden çıkarılması gerektiği, bu hususta Mahkemece herhangi bir karar verilmediği, kar payının tahsili talebinin reddine ilişkin kararın da yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan verildiği ve kararın tümü ile hatalı olduğuna ilişkindir.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve  rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafça ileri sürülen; davalı ... ..Şirketi'nin işçilerinin ... primlerinin davalı ... Şirketi üzerinden ödendiği, davalı şirkette çalışmayan kişiler için yemek ücreti ödendiği, şirket gayri faal olmasına rağmen üretim için yazılım programı alındığı, gerek olmadığı halde sponsorluk anlaşması yapıldığı ve bu şekilde şirketin zarara uğratıldığına dair istinaf sebeplerinin dava dilekçesinde ileri sürülmediği, dava dilekçesinde davalı ... tarafından, ortağı ve yöneticisi olduğu diğer davalı ... ..Şirketi'nin harcamalarının davalı ... Şirketi üzerinden yapıldığının iddia edildiği, bu hususta somut bir delil sunulmadığı gibi Mahkemece her iki şirket ticari defter ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle alınan bilirkişi raporunda da böyle bir tespitin yapılmadığı, ayrıca şirketin faal durumda olduğu, ...'lı olarak iki çalışanının bulunduğu, araç kiralama faturalarının ticari defterinde kayıtlı olduğu, Mahkemece, dava dilekçesi ile davalı ... Şirketi'nin feshi talebi yönünden dayanılan kar payının dağıtılmaması, bilgi alma hakkının engellenmesi, şirketin düzgün yönetilmemesi, gayri faal durumda bulunmasına dair sebeplerin yerinde görülmeme sebeplerinin gerekçeli olarak açıklandığı, TTK'nın 531. maddesi uyarınca, fesih yerine, davacı pay sahiplerinin, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilmesi için de, öncelikle şirketin haklı nedenle feshi sebeplerinin oluştuğunun ispat edilmesi gerektiği, Mahkemece haklı nedenle fesih şartlarının oluşmadığı kanaatine varıldığından davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmemesinin de yerinde olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde davalı ... Makine Şirketi'nden talep edilen tazminatın açık bir şekilde haksız fiil hukuki sebebine dayandırılmadığı, kaldı ki haksız fiilin şartlarının da oluşmadığı, Mahkemenin, davalı ...Şirketi tarafından kar payının dağıtılması yönünde alınmış bir karar olmadığı ve davacı tarafından kar payının dağıtılmaması yönünde alınmış genel kurul kararına karşı iptal davası açılmadığından, davacının kar payının tahsili talebinin yerinde olmadığına dair gerekçesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, verilen kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 10/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d2769b590ec4092a","SID":"8005d9b428defc5d"}}