{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/185 <br>KARAR NO: 2025/1019<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/11/2024<br>NUMARASI: 2024/341  E. -  2024/242  K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Şirket hisse devrinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında Büyükçekmece ... Noterliğinin 02.09.2013 tarih ve 02.09.2013 yevmiye nolu şirket hisse devir sözleşmesi imzalandığını,  bu sözleşme ile davacının, dava dışı ... Ambalaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ndeki her biri 1.000,00 TL değerinde 200 paya karşılık 200.000,00 TL değerinde sermaye hissesinin tamamını  davalıya devrettiğini,  bu anlaşmanın 16.09.2013 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiğini, yapılan anlaşmaya göre esasen davacının payının 200.000 TL değerindeki hisse karşılığından ziyade davacının  geçmişte şirketin zor günlerinde şirket hesabına borç olarak yatırdığı toplam 201.000 EURO, 93.280 USD ve 172.696,08 TL borç paranın da iadesi hususunda mutabakata varıldığını, ne var ki devir sırasında ve sonrasında bu ödemeye yanaşmayan davalı ve diğer ortakların bilahare ellerine geçirdikleri şirketin kayıt, hesap ve tablolarını maniple ederek ve müdahale edilmiş bu kayıtlara dayanarak borçlarının olmadığını ileri sürdüğünü, ödeme yapmayacaklarının kesin olarak anlaşılması üzerine davacının söz konusu şirkete karşı dava açmış ise de yukarıda belirtildiği gibi borçlunun ve diğer ortaklarının şirket nezdinde gerçekleştirdikleri muhasebe oyunları yüzünden davayı kaybettiğini, bu hususta İstanbul Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına da suç duyurusunda bulunduğunu, gelinen aşamada  davacının borç olarak verdiği ve günümüzde milyonlarca TL'ye tekabül eden alacağını tahsil edemediği gibi, noter sözleşmesi ile devrettiği hissenin bedeli olan 200.000 TL'yi dahi henüz alamadığını, davacının  şirketten olan gerçek alacağına göre görece çok daha düşük olan bu tutarın tahsiline yönelik hukuki sürecin başlatılması, miktarı nedeniyle şimdiye kadar ihmal edilmiş ise de söz konusu tutarın borçlu davalıdan talep edilmesinin önünde hiçbir hukuki engel bulunmadığını,   dava konusu alacağın  sözleşme tarihinde muaccel olduğunu, ancak bugüne dek ödenmediğini, 02.09.2013 tarihinde yapılan hisse devir sözleşmesinde borcun ifa tarihinin belirtilmediğini, TBK'nın  90. maddesinde \"İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.\" denilerek, sözleşmenin kurulduğu anda borcun muaccel olacağı hükme bağlandığını, bu sebeple, noter huzurunda sözleşme yapılması suretiyle taraflar arasındaki borcun muaccel olduğunu,  davalının temerrüdüne ilişkin olarak, sözleşmeye dayalı bir borç olduğu ve sözleşmenin kurulması ile ifa borcunun doğduğu, borçlunun borcunu ne zaman ifa edeceğini açık ve kesin bir şekilde bilebileceği hallerde, onun temerrüt konusunda ayrıca uyarılmasına gerek olmadığı farazisiyle hareket edilmesi gerektiğini (TBK m.117), bu sebeple davalının 02.09.2013 tarihinde temerrüte düştüğünü, hisse devir borcunu ödemeyen borçlu aleyhine Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün ...  Esas sayılı dosyası ile icra takibi  başlatıldığını, ancak davalının borca haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; zamanaşımı itirazları olduğunu, hisse devri sözleşmesinin 02.09.2013 tarihinde imzalandığını,  TBK'nın  147.maddesine göre bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakların beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davacının, dava dışı ... San. Ve Tic. AŞ'deki tüm hisselerini  şirketin diğer ortağı olan davalıya satıp devrettiğini,  muacelliyet tarihi 02.09.2013 tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını, davacının  29.09.2021 tarihinde icra takibi başlatığını,  14.04.2023 tarihinde dava açtığını, davalının basiretli iş adamı olarak hisse devri sözleşmesi kapsamında hisselerin bedelini ödediğini, davacının da basiretli iş adamı olarak hisse bedellerini aldığını, ardından da hisse devrini yaptığını, hiçbir basiretli tacirin ödemeyi almadan hissesini devretmeyeceğini,  davacının şirketin müdürü ve ortağı olduğu da dikkate alındığında devir bedelini almadan noter önünde imza atmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini  istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dava; taraflar arasında akdedilen 08209/2013 tarihli hisse devri sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemi ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı vekili, yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. 6098 sayılı TBK'nın 147. Maddesinde; \"Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır: 4-Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar.\" düzenlemesine yer verilerek  hisse devir sözleşmesine dayalı iş bu davada zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu düzenlenmiştir. Mahkememiz dosyasına celp edilen Büyükçekmece ... Noterliğinin 02/09/2013 tarihli ve ... yevmiye numaralı Anonim şirket hisse devir sözleşmesinin incelenmesinde; devredenin ..., devralanın ... olduğu, devir bedelinin 200.000,00-TL olduğu, söz konusu pay devrine ilişkin 02/09/2013 tarihli kararın 16/09/2013 tarih ve 8405 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır.İTO web sisteminden ve Ticaret Sicil Gazetesi web sisteminden  dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ait ticaret sicil kayıtları ile  tescil ve ilan bilgileri  temin edilerek dosyamız arasına alınmıştır. İlgili kayıtların incelenmesinde, İTO sistemi ve Ticaret Sicil Gazetesi sisteminden temin edilen kayıtların sunulan noter kayıtları ile ticaret sicil kayıtlarını doğrular mahiyette olduğu anlaşılmıştır.Davacı şirket, davalıya yönelik icra takibini 28.09.2021 tarihinde başlatmıştır. Yukarıda açıklanan hususlar kapsamında; taraflar arasında akdedilen hisse devir sözleşmesi 02/09/2013 tarihli olduğundan ve 16/09/2013 tarihinde  Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğinden, icra takip tarihi itibari ile davacının alacak taleplerine ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği ve davalı tarafından süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, icra takibi tarihine kadar zamanaşımını kesen herhangi bir sebebin de bulunmadığı anlaşılmakla, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"  gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın TBK'nın 146. maddesinde düzenlenen 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğunu, noter huzurunda sözleşme yapılması suretiyle taraflar arasındaki borcun muaccel olduğunu, davacının dava dışı şirketteki  hisselerini davalıya devretmiş ve ortaklıktan ayrılmış olduğunu,   davacının bu şekilde ortaklık ile ilişkisinin  sona erdiğini, TBK'nın 147/4 maddesinin  uyuşmazlıkta uygulanabilmesi için öncelikle taraflar arasında bir ortaklık sözleşmesinin bulunması, uyuşmazlığın ortaklık sözleşmesinden kaynaklanması gerektiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmadığını,  bu halde hükmün uygulanma kabiliyeti bulunmadığını, davacının hisse devri ile ortaklık ile bağı kalmayıp ortak sıfatını kaybettiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, davanın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu düşünülse dahi, takibin durdurulmasına ilişkin müdürlük karar tarihinden itibaren dava tarihine kadar 5 yıllık süre geçmediğinden zamanaşımı defiinin reddi ile yargılamaya devam edilmesi gerektiğini, 28.09.2021 tarihinde icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, borçlunun ödeme emrine karşı itiraz dilekçesinde zamanaşımı defiinde bulunmadığını,  borçlunun ödeme emrine itirazında zamanaşımı defiinde bulunmadığından  icra takip tarihi itibariyle sürenin yeniden işlemeye başladığını, icra müdürlüğünün takibin durdurulmasına ilişkin karar tarihi itibariyle zamanaşımı yeniden işlemeye başladığını, yeniden işlemeye başlayan süreden dava tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını, davalı, zamanaşımı defiini ödeme emrine itirazı yerine ilk defa itirazın iptali davasına cevap dilekçesinde ileri sürdüğünden alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı sürenin son kez kesilme tarihine göre hesaplanacağını, bu durumda zamanaşımı icra müdürlüğünün takibin durdurulmasına ilişkin 30.12.2022 tarihli kararıyla işlemeye başladığını, davanın ise 14.04.2023 tarihinde açılmış olup 5 yıllık (kabul anlamına gelmemek üzere) zamanaşımı süresinin de dolmadığını,  açıklanan sebeplerle kesilen ve yeniden işlemeye başlayan zamanaşımı süresi dolmadan da davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin  hatalı olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava,  anonim şirket  hisse devir  bedelinin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Büyükçekmece 7. Noterliğinin 02/09/2013 tarihli ve 34860 yevmiye numaralı  anonim şirket  hisse devir sözleşmesinin incelenmesinde; devreden davacı ...'nın dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ndeki 200 paya karşılık sermaye hissesini 200.000 TL bedelle davalı ...'a devrettiği görülmektedir. Davacı,  hisse  devir sözleşmesinde  kararlaştırılan hisse devir bedelinin kendisine ödenmediğini ileri sürerek icra takibi başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, talebin zamanaşımına uğradığını, hisse bedelini ödediğini, davacıya borcu bulunmadığını savunmuştur. Davacı  hissedar olduğu anonim şirketteki paylarını davalıya devrettiğini belirterek pay devir bedelinin tahsilini talep etmiştir. TBK'nın 146. maddesinde, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olacağı düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 147. maddesinin üst başlığı ise \"II- Beş  yıllık zamanaşımı\"dır. Maddenin birinci fıkrasının 4. bendinde, \"...Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar\"ın beş yıllık zamanaşımına tabi olacağı hükme bağlanmıştır. Ticaret sicil  gazetesinin 12.12.2012 tarihli nüshasına göre dava dışı  kayıtlarına göre dava dışı şirketin ... Ambalaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin davacının 200 pay sahibi, davalı 600 pay sahibi olarak  kurulduğu, davacının bu tarihte üç yıllığına  yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, yukarıda belirtilen hisse devri sözlemesi ile de  tüm payını davalıya devrettiği anlaşılmaktadır. TBK'nın 147/4. maddesinde, bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki bir ortağın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakların beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu belirlenmiştir.  Yargıtay 11. HD'nin 31.05.2016 tarih ve 2015/12291 Esas, 07.12.2007 tarih 2006/8366 Esas sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, şirket payı devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak talepleri de TBK'nın 147. maddesi gereğince beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu hukuki açıklamalara göre,  tarafların dava dışı  şirketin ortağı ile dava konusu sözleşme ile davacının şirketteki hissesini davalıya devrettiği, bu haliyle somut olayda alacağın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.  TBK'nın 149.maddesine göre zamanaşımı süresi  alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Aynı Yasanın 90.maddesine göre de taraflarca ifa zamanı kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur. Buna göre somut olayda taraflarca bir ifa zamanı kararlaştırılmadığından 5 yıllık zamanaşımının sözleşme tarihi olan 02.09.2013 tarihinde işlemeye başladığı ve 02.09.2018 tarihinde son erdiği, davacı yanca zamanaşımı süresi geçtikten sonra  28.09.2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı anlaşıldığından mahkemece davanın bu sebeple reddine karar verilmesi  yerinde olmuştur. Davacı, zamanaşımı süresi geçtikten sonra eldeki icra takibini başlatmış olduğundan, bir değer deyişle zamanaşımı süresi içinde talep ileri sürülmediğinden icra dosyasındaki herhangi bir işlem sebebiyle zamanaşımınının kesilmesi de söz konusu olmayacaktır. Açıklanan bu gerekçelerle,  davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı  tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.06.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8129b80cc8113f4c","SID":"dea210ff9544b56f"}}