{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/250 <br>KARAR NO: 2025/1249<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/04/2024<br>NUMARASI: 2023/516 E. -  2024/293 K. <br>DAVANIN KONUSU: Tespit<br>Taraflar arasındaki tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılardan ... Şirketi (... Rusya)  arasında, müvekkili şirketin yemek hizmeti verme edimini üstlendiği ... Rusya'nın ise karşılığında bedel ödeme yükümlülüğünü üstlendiği 27/01/2020 tarihli, 04/12 sayılı sözleşme,  25/04/2020 tarihli, ... sayılı sözleşme, 25/04/2022 tarihli, ... sayılı sözleşmelerin akdedildiğini,  taraflar arası ticari ilişki başladığını, müvekkili şirket tarafından sözleşme kapsamında doğan edim ve yükümlülüklerin eksiksiz olarak yerine getirildiğini, ... Rusyanın ise sözleşmeden doğan para borcunu ödeme yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediğini, ... Rusya adına ... Endüstri tarafından 02.06.2022, 17.06.2022 ve 22.07.2022 tarihlerinde kısmi ödemeler yapılmış olmasına rağmen, sözleşmeden doğan ve muaccel olan borcun geri kalan kısmının davacıya ödenmediğini, müvekkili şirketin tüm ihtar, ikaz ve uyarılarına rağmen, şirket ortakları ...,  ... ve ...  ile kurulan bütün iletişime rağmen sonuç alınamamasının ve sözleşme konusu para ödeme ediminin ... tarafından yerine getirilmemesinin ardından, davalı aleyhine Tataristan Cumhuriyeti Tahkim Mahkemesi nezdinde ödenmeyen para borcunun ve cezai şartların tazmini talepli olarak  26/07/2022 tarihinde dava açıldığını, yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulü ile ... Rusyadan müvekkil şirket lehine ''25.04.2020 tarih ve ... No'lu yemek verme hizmetleri Sözleşmesi kapsamında 271 909 467 Ruble 03 Kopeyka tutarında borcun ve ... Ruble ... Kopeyka tutarında cezanın; 25.04.2020 tarih ve ... No'lu yemek verme hizmetleri sözleşme kapsamında 112 564.946 Ruble 14 Kopeyka tutarında borcun ve 18 927,34 ABD doları tutarında cezanın ve 27.01.2020 tarih ve 04/12 No'lu yemek verme hizmetleri sözleşmesi kapsamında 37 921 780 ruble tutarında borcun ve 2 670 773 Ruble 91 Kopeyka tutarında faizin ve ayrıca 197 780 Ruble tutarında devlet harcının tahsil edilmesine, geriye kalan talepler bakımından davanın reddine\" karar verildiğini, davalı şirketlerin hem Rusya'da hem de Türkiye'de faaliyet gösteren bir şirket \"...\" olduğundan, Tataristan Cumhuriyeti Tahkim Mahkemesi tarafından verilen kararın Türkiye'de icra edilebilmesi bakımından taraflarınca İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/44 Esas sayılı dosyasında ilgili kararın tenfizinin talep edildiğini, ilgili kararın kesinleşmesine rağmen ödeme yapılmadığını, davalı şirketlerin tüzel kişilik perdesinin sağladığı hukuki korumayı kötüye kullanarak müvekkili şirketin alacağına ulaşmasını engellediğini, bu anlamda  davalılar arasındaki tüzel kişilik perdesinin çarpraz kaldırılması gerektiğini, davaya konu ... Şirketleri'nin de isimleri, ortakları ve yönetim yapıları ortak olup tek bir şirket gibi hareket ettiklerini, davalı şirketler arasında organik bağ mevcut olduğunun İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesinin 02.11.2021 tarihli ve 2020/518 Esas, 2021/853 Karar sayılı dosyasında davalı şirketin Rusya iştirakinde çalışan işçisi ...a ödenmeyen işçilik alacaklarına ilişkin davalılardan ... Endüstri Tesisleri İmalat ve ... AŞ'nin sorumlu tutulmasının mahkeme kararı ile de sabit hale geldiğini ileri sürerek,  davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına,  ... Şirketi (... Rusya) adına alınan ve İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/44 sayılı dosyası nezdinde tenfizi talep edilen karara konu müvekkili şirket alacağından, ... Şirketi ile birlikte ... Lojistik Ticaret AŞ, ...  AŞ ve ... Makina İmalat Ticaret AŞ'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... Endüstri Tesisleri İmalat ve AŞ,  ... Tic. AŞ, ... AŞ, ... Makina İmalat Tic. AŞ   vekili, savunmasında özetle;, davacının eda davası ikame edebilecek iken tespit davası ikame etmiş olduğunu, hukuki yarar yokluğundan işbu davanın usulden reddi gerektiğini, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması davalarının, alacağın tazmini amaçlı ikame edileceğini, burada iddia olunan amacın  bu şekilde açıklanmasa dahi perdenin kaldırılması alacağının ortak ve yöneticilerden tahsili imkanını doğuracağını, davacı yanın dilekçesinin son kısmında ''müvekkilin alacaklarının tahsili için davalı şirketin tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını'' talep ettiklerini belirttiklerini,  davacı tarafın, ...'den 427.243.081,03 Ruble ve 18.927,34 ABD Doları tutarında alacaklı olduğunu iddia etmekle birlikte sırf bu alacağın tahsili amacı ile huzurdaki davayı ikame etmiş olduğunu, yaklaşık 2.015.145,00 TL harç ödememek amacıyla talep sonucu yalnızca tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve şirketlerin tek bir şirket olduğunun tespitine ilişkin olarak gösterildiğini, davacı tarafın alacak iddiaları incelendiğinde eda davası neticesinde taraflarınca kesinlikle kabul anlamına gelmemek ile birlikte şirketler arasındaki bağın da tespit edilmiş olacağını, dolayısıyla tespit davası ile istenen hukuki koruma, eda davası ile elde edilebilecek iken, ayrı bir tespit davası ikame edilmesi usule aykırı olduğunu, dava şartı arabuluculuk görüşmelerinin gerçekleştirilmemiş olması sebebiyle usulden reddi gerektiğini, zorunlu arabuluculuk kavramı mevcut uyuşmazlık hakkında dava açmadan önce arabuluculuk yolunun tüketilmesini ifade ettiğini, aksi halde açılacak davanın usulden reddi gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu m.5 \"Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuyu başvurulmuş olması dava şartıdır.'' hükmünün olduğunu, zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden ikame edilen davanın usulden reddini, harca esas değeri gösterilmeyen ve eksik harç ile ikame edilen davanın usulden reddini, aksi halde ise harca esas değerin gösterilmesi ve harcın tamamlatılması için davacıya kesin süre verilmesini, davanın müvekkil şirketler yönünden husumet yokluğundan reddini,  davanın usulden reddiyle, soyut iddialar ile ikame edilen ispatlanamayan, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın esastan reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, ... Limited Şirketi (... Rusya) adına Alman ve İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/44 sayılı dosyası nezdinde tenfizi talep edilen karara konu davacı şirket alacağından, ... Limited Şirketi ile birlikte ... Lojistik Ticaret A. Ş., ... A.Ş. ve ... Makina İmalat Ticaret A.Ş.'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti istemine ilişkindir. Tespit davaları genel olarak bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Hukuki ilişkiden maksat, bir kimse ile diğer bir kimse veya eşya arasında mevcut olan ve somut bir olaydan doğan hukuki ilişkidir. Buna karşılık, bir hukuki ilişki niteliğinde olmayıp maddi vakıadan ibaret olan ilişkilerin tespiti için açılan tespit davası dinlenmez. Ayrıca tespit davasında hukuki ilişkinin hemen tespitinde hukuki yararın bulunması da lazımdır. Bu durum, 6100 sayılı HMK'nın 106/2 maddesinde \"Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır\" şeklinde ifade edilmiştir. Hukuki ilişkinin mevcut olması tespit davası açmak için yeterli olmayıp, hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının mahkemece tespitinde davacının hukuki yararı bulunmalıdır. Hukuki yarar, hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının hemen tespitine ilişkin olmalıdır. Başka bir deyişle davacının hukuki korunma ihtiyacı güncel olmalıdır. Bu korunma ihtiyacı doğmadan (yani bu hukuki korunma ihtiyacının gelecekte duyulacağından bahisle) tespit davası açılamaz. Bir hukuki ilişkinin tespit edilmesinde hukuki yararın bulunduğunun kabul edilebilmesi için; davacının bir hakkının veya hukuki durumunun güncel (halihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olması ve bu hususun davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunması,  tespit hükmünün de bu tehlikeyi kaldırmaya elverişli olması gereklidir. Kural olarak, gelecekteki yararlara veya zararlara dayanılarak tespit davası açılamayacağı gibi, eda davası açılması mümkün olan hallerde de tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.Tespit davalarında hukuki ilişki ve hukuki yarar dava şartıdır. Hakim, bir tespit davasında bu iki şartın da var olup olmadığını yargılamanın her safhasında re'sen göz önünde bulundurmakla görevlidir. Somut olayda da davacının, ilama bağlanan ve tenfiz işlemi gerçekleştirilen karara konu alacaklarından davalıların sorumlu olduğunun tespitine karar verilmesinin talep edildiği, davacının isteminin, ancak bir eda davasında ileri sürülebilecek nitelikte olduğu, yerleşik Yargıtay kararlarına göre eda davası açılabilecek hallerde kural olarak tespit davası açılamayacağı, işbu dava neticesinde davacının tespit talebi yönünden kabul kararı verilse dahi bu kararın davacıya doğrudan hak sağlamayacağı,görülmekte olan veya açılacak bir davada iddia ve savunma olarak ileri sürülebilecek konular için ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yararın bulunmadığı yani bu vakıanın  sorumlu olduğunu iddia ettikleri davalılara karşı açacakları bir eda davasında da ileri sürebilecekleri nazara alındığında hukuki yararlarının olmadığı kanaatine varılmış olup (emsal İstanbul BAM 14.HDnin 2023/570 esas, 2023/901 karar,  İstanbul BAM 12. HDnin 2022/903  esas, 2022/948 karar, Samsun BAM 3. HDnin 2023/1856 esas, 2024/141 karar) mahkememizce davacının davasının 6100 sayılı HMK 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine dair karar verilmiştir. \"gerekçesiyle, davacının davasının 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece yapılan hukuki nitelendirmenin hatalı olduğunu, davalı ... Rusya aleyhine açılan davada Tataristan Cumhuriyeti Tahkim Mahkemesi tarafından verilen  ilgili kararın kesinleşmiş olmasına rağmen davalı ... Rusya'nın müvekkiline herhangi bir ödeme yapmaması ve '...un Rusya'da faaliyet gösteren iştiraki olan davalı  ... Rusya' nın iflas başvurusunda bulunmuş olmasından dolayı mahkeme kararı neticesinde tespit edilen alacağın Rusya Federasyonu sınırları içerisinde tazmin edilmesinin  hiçbir şartta mümkün olmaması olduğunu,  nitekim davalı şirketlerin hem Rusya'da hem de Türkiye'de faaliyet gösterdiğini,  bahse konu kararın ... Şirketleri aleyhine icra edilebilmesi ve tenfiz davasının neticesini boşa çıkaracak şekilde mal ve alacaklarını kaçırma fiili devam etmekte olduğundan, tenfiz davasının sonuçlarını teminat altına almak üzere Rusya'da faaliyet gösteren ... Limited Şirketi ile aynı şirketin Türkiye'de faaliyet gösteren iştiraklari ... Lojistik Ticaret Anonim Şirketi, ... İmalat Ve Montaj Anonim Şirketi ve ... İmalat Ticaret Anonim Şirketi arasında tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile söz konusu alacaktan ... Limited Şirketi ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitinde hukuki yararın mevcut olduğunu, davalı şirketlerin tüzel kişilik perdesinin sağladığı hukuki korumayı kötüye kullanarak müvekkil şirketin alacağına ulaşmasını engellediğini, kaldı ki müvekkili şirketin  mahkeme ilamı ile sübut bulan alacaklarının tahsilinin gelinen aşamada mümkün olmadığını,  davalıların birlikte hareket ettiği ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı düşecek şekilde alacağı karşılıksız bırakmaya çalıştığını, tüzel kişilik perdesini kullanarak mal kaçırma yoluna gittiğini, tespit davasının konusunun, HMK m.106/1’de “mahkemeden bir hakkın veya bir  hukuki ilişkinin varlığının veya yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının  belirlenmesi” şeklinde ifade edildiğini,  hukuki ilişkinin ise bir kişi ile diğer bir kişi veya mal arasında var olan veya somut bir olaydan doğan ilişki olduğunu,  bu ilişkinin, her türlü  hukuki ilişki olabileceğini, tespit davasının görülebilme şartlarından biri olan hukuki ilişkinin, davanın tarafları arasında olmasının şart olmadığını, bir kişi ile diğer bir kişi arasında hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının tespiti istenebileceği gibi bir kişi ile mal arasındaki hukuki ilişkinin de tespitinin de mümkün olduğunu, tespit davası sonucunda hukuki ilişkinin varlığına yönelik tespit  hükmünden sonra bu hukuki ilişkiden kaynaklanan başkaca talepler hakkında eda  davası açılmasının mümkün olduğunu, bu tespit hükmünün de  eda davasında kesin delil olduğunu,  açılan eda davasında hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı incelenmeyeceğini,  zira tespit davası neticesinde hukuki ilişkinin varlığına ilişkin hüküm verilmiş olup bu hükmün   eda davasında kesin delil olarak kullanılacağını, tespit davası eda davasının öncüsü niteliğinde olduğunu, dava konusu yaptıkları hususun salt maddi vakıa olmayıp  davalı şirketler arasındaki hukuki ilişkinin tespitine de  dayandığını,  nihayetinde davalı şirketler arasındaki organik bağın belirlenerek tüzel kişilik perdesinin aralanmasının talep edildiğini, 6100 sayılı HMK gerekçesi ve  Adalet Bakanlığı Mevzuat Genel  Müdürlüğünce '' Davacı, söz gelimi bir  tazminatın tahsili yerine alacağın miktarının ve borçlunun sorumlu olduğunun tespitini hedefleyen bir  dava açabilir, açabilmelidir. Bu dava, zamanaşımını kesecek, davada istihsal olunan ilam genel haciz  yoluyla takibe konabilecek, itiraz halinde borçlunun göze alamayabileceği icra-inkar tazminatı  yaptırımı devreye girebilecektir. Öte yandan tespit davası, dava ekonomisi yönünden eda davasına  nazaran taraflar için daha avantajlıdır. Tespit davasının taraf barışını kolaylaştıran bir karakteri de  vardır. Alacaklı, yalnızca eda davası veya yalnızca tespit davası yahut kısmi eda ile birlikte külli tespit  davası açabilme seçeneklerine sahiptir. Hak arama özgürlüğünün (Any. m.36, İHAS m.6) özünde var  olan bu seçenekler, yasa veya içtihat yoluyla yasaklanamaz. Model, belirtilen seçenekleri alacaklıya  usuli bir hak olarak tanımaktadır…''  denildiğini,  tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasının, bazı şartların varlığı hâlinde, tüzel kişilik dikkate alınmadan, mevcut kişiliğin arkasına saklanan kimsenin borçtan sorumlu tutulması veya çiğnediği yasağın sonuçlarına katlanması olduğunu,  Yargıtay içtihatlarında benimsenerek öğretide de vurgulandığı gibi malvarlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teori olduğunu, mahkemece işin esasına girerek  dava dilekçesinde ileri sürdükleri hususlar ve deliller incelenmek suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, davalılar arasındaki organik bağın ve tüzel kişilik perdesinin aralanarak davalıların borcun tamamından sorumlu olduklarının tespitine yönelik açılan emsal bir davada  İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi  20.06.2022 Tarihli Karar 2019/77 Esas,  2022/412 Karar sayılı ilamında davanın kabul edildiğini, aynı doğrultuda Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1555 Esas, 2019/520 Karar sayılı ilamında, davanın kabulüne karar verildiğini,  talep neticesine uygun olarak davalıların tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına ve dava konusu alacaktan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine karar verildiğini, infaz kabiliyeti olmayan bir kararın kağıt üzerinde hukuki koruma sağlamakla birlikte fiiliyatta herhangi bir koruma sağlamadığını, davacının, ... Sayılı ve 24.10.2022 tarihli Rusya Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti Tahkim Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararı ile hüküm altına alınan alacağın tahsili adına İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/44 sayılı dosyası nezdinde açılan tenfiz davası ve diğer davalar ikame edilecek olmakla birlikte bu aşamada açılacak davaların sonucunu teminat almak adına kötü niyetli ve hukuka aykırı hareket eden davalılar arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılması  kararı verilmesi gerektiğini, emsal  mahkeme kararlarından da görüleceği üzere  tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve  davalı şirketlerin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitinin talep edildiği davaların tespit davasına konu edilebileceğini, bu hususta davacının dava şartı olarak hukuki yararının var olduğunu, davanın kabulü ile  davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına, ... Limited Şirketi (... Rusya) adına alınan ve İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/44 sayılı dosyası nezdinde tenfizi talep edilen karara konu müvekkil şirket alacağından, ... Limited Şirketi ile birlikte ... Ticaret A. Ş., ... A.Ş. ve ... İmalat Ticaret AŞ'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne  karar verilmesini istemiş,  ek beyan dilekçesinde  ise hukuki mütalaa ve emsal kararlar sunmuştur. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve  tenfizi talep edilen ... sayılı ve 24.10.2022 tarihli Rusya Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti Tahkim Mahkemesinin kararına konu davacı alacağından davalıların müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına, ... Şirketi (... Rusya) adına alınan ve İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/44 sayılı dosyası nezdinde tenfizi talep edilen karara konu müvekkili şirket alacağından, ... Limited Şirketi ile birlikte ... Lojistik Ticaret AŞ, ... Endüstri Tesisleri İmalat ve Montaj AŞ ve ... Makina İmalat Ticaret AŞ'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.  Dosya kapsamının incelenmesinde; davacının dosyaya sunduğu ... sayılı ve 24.10.2022 tarihli Rusya Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti Tahkim Mahkemesinin kararı ile davacı şirketin davalı ... Limited Şirketinden  bir kısım alacaklı olduğu ve  bu alacakların hüküm altına alındığı, davacı tarafça bu kararın tenfizi için eldeki davanın davalıları aleyhine  İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/44 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, mahkemenin 12.06.2024 tarihli ve 2024/489 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleşip kesinleşmediğini dosyadan anlaşılamadığı, davacının bu kez eldeki davada ile davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, ... Limited Şirketi (... Rusya)'nin  tenfizi talep edilen karara konu alacağından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine karar verilmesini talep ettiği,  mahkemece davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden  reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Tespit davaları genel olarak bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Hukuki ilişkiden maksat, bir kimse ile diğer bir kimse veya eşya arasında mevcut olan ve somut bir olaydan doğan hukuki ilişkidir. Buna karşılık, bir hukuki ilişki niteliğinde olmayıp maddi vakıadan ibaret olan ilişkilerin tespiti için açılan tespit davası dinlenmez. Ayrıca tespit davasında hukuki ilişkinin hemen tespitinde hukuki yararın bulunması da lazımdır. Bu durum, 6100 sayılı HMK'nın 106/2 maddesinde \"Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır\" şeklinde ifade edilmiştir. Hukuki ilişkinin mevcut olması tespit davası açmak için yeterli olmayıp, hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının mahkemece tespitinde davacının hukuki yararı bulunmalıdır. Hukuki yarar, hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının hemen tespitine ilişkin olmalıdır. Başka bir deyişle davacının hukuki korunma ihtiyacı güncel olmalıdır. Bu korunma ihtiyacı doğmadan (yani bu hukuki korunma ihtiyacının gelecekte duyulacağından bahisle) tespit davası açılamaz. Bir hukuki ilişkinin tespit edilmesinde hukuki yararın bulunduğunun kabul edilebilmesi için; davacının bir hakkının veya hukuki durumunun güncel (halihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olması,  bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olması ve bu hususun davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunması,  tespit hükmünün de bu tehlikeyi kaldırmaya elverişli olması gereklidir. Eda davalarında ve inşai davalarda davacının hukuki yararının mevcudiyeti asıl iken, tespit davalarında böyle bir ön kabul söz konusu olmayıp, davacı tespit davası açmakta hukuki yararı olduğunu iddia ve ispat etmekle yükümlüdür. Dolayısıyla tespit davalarında her olayın özelliğine göre davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli, özellikle eda davası açılması mümkün olan hallerde olumlu tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmelidir.Kural olarak, gelecekteki yararlara veya zararlara dayanılarak tespit davası açılamayacağı gibi, eda davası açılması mümkün olan hallerde de tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.Tespit davalarında hukuki ilişki ve hukuki yarar dava şartıdır. Hakim, bir tespit davasında bu iki şartın da var olup olmadığını yargılamanın her safhasında re'sen göz önünde bulundurmakla görevlidir. Somut olayda da davacının, davalılar arasında tüzel kişilik perdesinin aralanması ile tenfize konu mahkeme kararında belirtilen alacaklarından davalıların müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine karar verilmesinde hukuki yararının olmadığı, zira tüzel kişilik perdesinin aralanması  vakıasının  sorumlu olduğunu iddia ettiği davalılara karşı açacağı bir eda davasında da ileri sürebileceği nazara alındığında, hukuki yararının olmadığı kanaatine varılmış olup mahkemece davanın bu gerekçeyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik  görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.07.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1ede94edc79f41e0","SID":"b4cb7cddff69a333"}}