{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/295 <br>KARAR NO: 2025/1000<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/12/2024<br>NUMARASI: 2024/875 Esas - 2024/1055 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Şirketin İhyası<br>Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, tasfiye memuru  vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... AŞ tarafından ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketine ait depo ve fabrikalardaki emtiaların sigortalandığını, sigortalınında İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/136 Esas sayılı dosyasındaki davalı ... AŞ ile imzaladığı depo yönetim sözleşmesine istinaden ...’a ait bazı emtiaları Gebze'de bulunan deposunda sakladığını, 18.05.2012 tarihinde deponun çatısının çökmesi nedeniyle oluşan su baskınında ...’a ait emtialarda hasar oluştuğunu, hasarın ... Sigorta tarafından ödenerek 141.034,53 TL'nin rücuen tahsili talebiyle ... aleyhine dava açıldığını, yine ... Sigorta tarafından Gebze 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/701 Esas sayılı dosyasıyla müvekkili şirket aleyhine rücuen tazminat davası açtığını, aynı olay ve taleple ilgili olarak İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/136 Esas sayılı dosyasıyla ... aleyhinde açılmış bir dava bulunduğundan, bu davanın tensiple birlikte İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/136 esas sayılı dosyasıyla birleştirildiğini, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin kapatılması nedeniyle dosyanın, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/831 Esas numarasına kaydedildiğini ve yargılamanın bu dosya üzerinden devam ettiğini, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/831 esas sayılı dosyasında 01.03.2017 tarihinde verilen kararın her iki davanın kabulüne karar verildiğini, istinaf başvurusunun reddedildiğini, ancak Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 22.06.2020 tarih ve 2019/623 Esas 2020/3739 Karar sayılı ilamıyla kararın bozulduğunu, dosyasının İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/228 Esasına kaydedildiğini, mahkemenin 29.08.2024 tarihli ara kararı ile ihbar olunan ...San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyası için müvekkiline süre verildiğini ileri sürerek, ...Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili vekili, savunmasında özetle; tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun tasfiye memurunda olduğunu, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, dava konusu şirketin daha önce de başkaca uyuşmazlıklar kapsamında ihya edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı tasfiye memuru ... vekili, savunmasında özetle; TTK'nın geçici 7. Maddesinde sayılan  özel dava şartlarının yerine getirilmediğini, sicilinden terkin edilen şirketin alacaklıların ihya davası açabildiğini, ilgili dava dosyasında henüz karar verilmediğinden davacının ihyası istenen şirkete karşı dava açamayacağını, ihyası istenen şirkete bu konuda yüklenebilecek bir kusur  bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, tasfiye prosedürünün yasaya uygun şekilde yürütüldüğünün sicil kayıtlarından anlaşılacağını ve müvekkilinin bu davanın açılmasına neden olmadığını, alacaklıların, alacağını bildirmesi için ilan yapıldığını ve bu konudaki aleniyetin sağlandığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Yöntemine uygun duruşma açılmış taraf kanıtları toplanmıştır. Tarafların aktif ve pasif ehliyetleri denetlenerek uyuşmazlık noktaları resen belirlenerek sonuca gidilmiştir. İhyası istenilen şirketin celbedilen sicil kayıtlarının incelenmesinde; 11.06.1993 tarihinde tescil edilerek sicil kaydının terkin edildiği  anlaşılmıştır.  TTK 547'nci maddesi; '(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.'  hükmünü ihtiva etmektedir. Ek tasfiye geçici bir önlemdir. Ek tasfiye ile yeni bir hukuki durum meydana getirilmemektedir. Tasfiyede yapılması gereken bazı işlemler bakımından ek tasfiyeye gereksinme duyulabilir. Bunlar sınırsız sayıda olup, yasanın gerekçesinde örnek kabilinden belirtilmiştir. Söz gelimi; bazı aktifler dağıtım dışı kalmışsa mal varlığının dağıtımı esnasında ilgili yasal hükümlere uyulmamışsa, organlara sorumluluk davası açılacaksa ek tasfiye gereklidir. Şirket tasfiyesinin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olması halinde son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeden bu ek işlemler sonuçlanıncaya kadar, şirketin ihyası, yani yeniden tescilini isteyebilirler.  Toplanan tüm dosya kapsamı ve delillerin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda;  eldeki davada ihyanın dayanağı şirketin tasfiyesi talep edilmiş olup, davayı açmakta davacının hukuki yararının bulunduğu, bu nedenle ihyası istenen şirketin İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/228 Esas sayılı dosyasındaki yargılamanın ve icra takibinin sonuçlandırılması ile sınırlı olarak TTK 547. maddesi uyarınca işlemler sonuçlanıncaya kadar Ticaret Sicil Müdürlüğüne yeniden tesciline, şirketin ek tasfiyesi için Ticaret Sicil'ine tesciline, bu işlemleri yapması için  Dava dışı şirketin ek tasfiye işlemlerinin Tasfiye Memuru olarak ....\"  gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken 11.06.1993 tarihinde tasfiyesi sona ererek sicilden terkin edilen Tasfiye Halinde ...Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin TTK. 547 maddesi uyarınca İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/228 Esas sayılı dosyası ve infaz işleri ile sınırlı  olmak üzere ihyasına,  şirketin tek ortağının ölümü sebebiyle şirketin ek tasfiye işlemlerinin Tasfiye Memuru olarak davalı ... tarafından yürütülmesine, kararın Ticaret sicilinde tescil ve ilanına, ilan yaptırmak üzere tasfiye memuruna yetki verilmesine, karar kesinleştiğinde gerekçeli karar örneğinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, tasfiye memuru vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Tasfiye Memuru vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin kararının gerekçesiz olması nedeniyle müvekkilinin gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini, AİHS'nin 6. ve Anayasamızın 36.maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bu şekilde ihlal edildiğini, mahkemece davanın kabul sebebinin yasaya uygun şekilde detaylıca açıklanmadığını, kararda yalnızca ek tasfiyenin geçici bir yöntem olduğuna ve  davacının hukuki yararının bulunduğuna dair genel geçer ifadelere yer verildiğini, mevcut deliller ve beyanlarının değerlendirilmediğini, kararın verilmesine sebep olan hususların açıklanmadığını, davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, dava dilekçesinde bahsedilen dosyada henüz karar verilmemesi nedeniyle davacının bir alacağının bulunup bulunmadığının belli olmadığını, TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca özel dava şartı olan dava açabilecek kişilerin ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiften alacağının bulunması gerektiğine ilişkin hükmün gözetilmediğini, bu hususun dava şartı olduğunu, tasfiye prosedürünün usulüne uygun şekilde yürütüldüğünü, ek tasfiyeyi gerektirecek bir neden bulunmadığını, alacaklıların ilanla davet edildiğini, kararda sehven şirketin 1993 yılında terkin edildiğinin belirtilmesine karşın terkinin 2021 yılında tamamlandığını, bu durumda yeterli bir incelemeden söz edilemeyeceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür. İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Başka bir ifadeyle TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı  taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye  kurulu ile  yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Eldeki davada, şirketin tasfiye sonucu terkin edilmesi nedeniyle TTK'nın 547.maddesine göre ihya talep edildiği görülmüştür. Bu durumda TTK'nın 547.maddesine göre ihya şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle davalı vekilinin TTK'nın geçici 7.maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Mahkeme kararının gerekçeli olması Anayasamız, uluslararası ve iç mevzuatın bir gereğidir. İlk derece mahkemesince taraflara hukuki dinlenilme hakkı hatırlatılmış ve ihya kurumuna ilişkin yasal düzenlemeler kapsamında açıklamalar yapılmıştır. Mahkemece, esas talebe bağlı hakkın varlığı veya yokluğunun değerlendirilmesi mümkün olmadığından, bu hususlar ancak taraflar arasında görülecek esas yargılamada değerlendirilebilecektir. Bu nedenle mahkemece ihya şartlarının varlığına ilişkin yaptığı tespit ve gerekçe yerinde ve yeterlidir. Mahkemece tasfiye memurunun davaya katılımının sağlanması ve cevap hakkı verilmesi ile taraf teşkili sağlanmıştır. Mahkeme kararında maddi hata yapılması ve şirketin tasfiye tarihinin maddi hata sonucu 2021yılı yerine 1993 yılı olarak gösterilmesi, eksik inceleme yapıldığı ve kararın gerekçesiz olduğu anlamına gelmemektedir. Mahkemece, dava dilekçesinde belirlenen dava dosyalarında ihbar olunan olarak yer alan şirkete tebligat yapılması gerektiğinden ihya kararı verilmiştir. Gerçekten ek tasfiye için ihyası istenen ...Sanayi ve Ticaret AŞ İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/228 Esas sayılı dosyasında ihbar olunan konumunda olup, bu davada temsilinin sağlanması için ihyası gerekmektedir. İhya kararı verilmesi için şirketin kesinleşmiş bir borcunun bulunmasına gerek bulunmamaktadır. İstinaf başvurusunda sözü edilen \"likit\" kavramı icra inkar tazminatına ilişkin bir terim olup ihya davasında bu kavramın bir anlamı bulunmamaktadır. Şirketin ihbar olunan olarak yer aldığı bir dava bulunması ve bu dava sonucuna göre sorumluluğunun bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiğinden, terkin edilen şirketin bu davalarda temsilinin sağlanması için ihyası zorunludur. İhyası istenen şirkete karşı ileri sürülen taleplerin haklı olup olmadığı da  bu yargılamalarda değerlendirilecektir. Şirketin tasfiye sürecinde ilan yapılması ve ilan sürecinde alacaklının başvuruda bulunulmaması ihya davasının açılmasına engel değildir. Şirketin yönetim kurulu başkanı ve tasfiye memurunun tasfiye sürecini eksik bıraktığı açıktır. Bu nedenle şirketin ihyasına karar verilmesi yerindedir. Esas itibariyle dava aleyhine sonuçlanan kişinin esasen HMK'nın 326.maddesine göre yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekmektedir. İhyası talep olunan şirketin tasfiyesinin sona erip 28.12.2021 tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; \"Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\"  düzenlemesini getirmiştir. Davacının, davalı olarak yer aldığı İstanbul 14.ATM'nin 2021/228 Esas sayılı dosyası (önceki numarası aynı mahkemenin 2013/136 Esası ile birleşen Gebze 5.AHM'nin 2013/107 Esas sayılı dosyası) ile açılan davada terkin edilen şirketin ihbar olunan olarak yer aldığı ve mahkemece ihya için davacıya süre verildiği bunun üzerine eldeki davanın açıldığı  anlaşılmaktadır. Buna göre  terkin olan şirketle ilgili yapılacak işlemlerde şirketin temsili ve verilecek kararların infazı yönünden terkin edilmiş şirketin yeniden tescilini talep etmekte davacının  hukuki yararı bulunmaktadır. Şirketin ihyası için kesinleşmiş bir alacak bulunması şart olmayıp, şirkete karşı açılmış bir davada taraf teşkilinin sağlanması ile bu davada şirketin temsil edilesi zorunlu olduğundan hukuki yararın bulunduğu kabul edilmelidir. Davanın TTK'nın 547. maddesine göre açılması nedeniyle herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece TTK'nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu terkin olan  şirketin ihyasına karar verilmiş olmakla, anılan madde hükmü uyarınca, son tasfiye memuru olduğu anlaşılan davalı tasfiye memurunun ek tasfiye işlemleri için de tasfiye memuru olarak  atanmasında yasa ve usule aykırılık bulunmamaktadır. Tasfiye işleminin usule uygun yapıldığının belirtilmesine karşın, dava tarihinde henüz şirketin tasfiyesinin tamamlanmadığı, ilan aşamasında bulunulduğu, buna rağmen aleyhine derdest bir dava bulunan şirketin terkin edilmesi nedeniyle tasfiyenin usulüne uygun şekilde sonuçlandırıldığından söz edilemez. Bu durumda, TTK'nın 547. maddesine göre, dava açma  konusunda aktif dava ehliyetinin bulunduğu, mahkemece yapılan inceleme ve hükmün yerinde olduğu, davalı tasfiye memurunun derdest davayı dikkate almaması nedeniyle tasfiyenin eksik yapıldığı, aleyhine hüküm verilen tarafın HMK'nın 326. maddesi gereğince yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği ve yargılama giderlerinin ihya sonrası yapılacak tasfiye bilançosunda dikkate alınabileceği anlaşılmakla, mahkemece şirketin ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı tasfiye memuru vekilinin tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun  esastan reddine,2-Davalı tasfiye memuru tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tasfiye memurunca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 03.06.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1fa19532433bd1e7","SID":"0f2ec66e43731a14"}}