{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/2074 Esas<br>KARAR NO:2025/952 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2019/695 Esas - 2022/523 Karar <br>TARİH:29/06/2022<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali)<br>KARAR TARİHİ:12/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı banka tarafından kredi borçlusu ... Şti lehine ve diğer davalılar ... Şti, ... Şti, ..., ..., ..., ... ve ...'in müşterek borçlu ve müteselsil kefaletiyle genel kredi sözleşmelerine istinaden açılan ve kullandırılan kredi hesabının 03/01/2019 tarihinde kat edildiğini, bunun üzerine borçlulara ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 22.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından borçlu aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu beyanla, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;  davalı şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını, işleyecek ve işlemiş faize ve faiz oranına da itirazda bulunulduğunu, davacı tarafın talep ettiği faizin fahiş olduğunu, davacı tarafın iddiasının aksine %20ı oranında icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, davalıların dava konusu alacaklardan kaynaklı herhangi bir borcunun mevcut olmadığını, hesap kat ihtarının usulune uygun gönderilmediğinden verilen sürenin yasaya aykırı olduğunu, talep edilen temerrüt faizinin fahiş olduğunu,  kefalet sözleşmesinin bağımsız ayrı bir sözleşme olup, huzurdaki davada da kefalet sözleşmesinin ticari niteliği bulunmadığını, dolayısıyla huzurdaki davada TTKnın faize ilişkin ilgili hükümlerinin uygulanma alanı olmadığını, çek yapraklarıyla ilgili keşide tarihi, bedeli, ibraz edilip edilmediği ve sair hususların açıklanmamış olup bu bedellerin tamamına itiraz ettiklerini, kefiller yönünden genel kredi sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu bedelin ne kadar olduğunun açıklanmadığı gibi kefaletin düzenlenmesine dair maddenin MKmaddesi ve BKnun 484.maddesi ve Yargıtay kararları gereğince geçerliliğinin de araştırılması gerektiğini, davacı tarafın taleplerinin haksız olduğunu beyanla, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 29/06/2022 tarih ve 2019/695 Esas - 2022/523 Karar sayılı kararında;\"Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, faiz oranları bildirim formu, ticaret sicil kayıtları, hesap özetleri, yasal takip bilgi formu, ekstre izleme raporu, teminat mektubu teslim formu, ticari defter ve kayıtlar  celp  olunmuştur. ... sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... Bank AŞ tarafından borçlular ..., ..., ..., ..., ..., ... Şti, ... Şti aleyhine  869.509,41TL asıl alacak, 23.432.08TL işlemiş faiz, 40.000TL asıl alacak, 463,96TL işlemiş faiz, 1.194,80TL BSMV, 29.141,54TL mahsup edilen faiz tutarı olmak üzere bakiye 750.781,27TL üzerinden takip yapıldığı, borçluların itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür.Tarafların iddia ve savunmaları, dosyada toplanan deliller nazara alınarak dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup, bilirkişiler Emekli Banka Müdürü ..., SMMM ..., Nitelikli Hesaplama Uzmanı tarafından tanzim olunan 16/11/2021  tarihli bilirkişi raporunda; davacı banka ile davalı asıl borçlu ... Şti arasında 14/04/2017 tarihinde 3.000.000,00TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı kefillerin işbu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarından dolayı 3.000.000,00TL kefalet limiti kapsamında sorumlu olduklarını, davacı banka tarafından davalı asıl borçlu ve davalı kefillere ihtarname keşide edildiğini,  davacı banka tarafından davalı asıl borçluya kullandırılan kredilerin aksaması nedeniyle davacı banka tarafından hesapların kat edildiği ve 03/01/2019 hesap kat tarihi itibari ile işlemiş faizlerde dahil olmak üzere davacı banka alacağının 909.509,41TL olarak tespit edildiğini,  davacı tarafından gönderilen ihtarnamenin davalılara tebliğ edilerek davalı ...'in 05/02/2019  tarihinde, diğer davalıların ise 10/01/2019 tarihinde temerrüde düştüklerini, davalıların temerrüt tarihlerinin farklı olması nedeniyle ayrı ayrı hesaplama yapılası gerektiğini, davacı bankanın kat tarihi itibari ile belirlemiş olduğu 909.506,41TL ana paranın içinde 249.850TLlik iskonto kredisinin faiz hesabına dahil edilmeyeceğini, dolayısıyla 659.659,41TL tutarını takip talebinde asıl alacak olarak kabul ettiğini, davalının da yararına olan bu talep doğrultusunda 659.659,41TLna hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar konu kredilere uygulanan akdi faiz, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar yapılan tahsilatların da mahsubu ile temerrüt faizi oranından yapılan hesaplamaya göre davacı bankanın davalılardan takip tarihi itibariyle 710.428,32TL alacaklı olduğunu, davalı ...'in temerrüt tarihi farklı olduğundan ve 05/02/2019 temerrüt tarihi dikkate alınarak yapılan hesaplama doğrultusunda, davalı ...'in 704.558,57TL borçlu bulunduğunu, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %43,30 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5 BSMVsinin davalıdan istenebileceğini, davacı bankanın davalılardan 200.000,00TL teminat mektubu depo talebinde bulunabileceğini belirtmişlerdir.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş olup rapora karşı beyanlar dosyaya ibraz edilmiş, itirazlar doğrultusunda tanzim olunan 09/05/2022 tarihli ek raporda; kök raporda yapılacak bir değişikliğin bulunmadığını, ancak takdiri mahkemeye ait olmak üzere hesaplamaların %90 temerrüt faiz oranından ve davalı kefil ...'e gönderilen ihtarnamenin tebliğ edilmiş sayılarak ayrıca hesaplama yapılacağını, buna göre davacının davalılardan 05/02/2019 takip tarihi itibariyle alacağının 702.390,07TL asıl alacak, 7.655,57TL işlemiş faiz, 382,77TL BSMV olmak üzere toplam 710.428,41TL olduğunu, davacı bankanın davalı kefil ... yönünden ise; 05/02/2019 icra takip tarihi itibariyle 699.237,08TL asıl alacak, 5.068,09TL faiz, 253,40TL BSMV olmak üzere toplam 704.558,57TL alacaklı olduğunu, davacı bankanın asıl borçlu ve kefillerden 2000.000TL teminat mektubu depo talebinde bulunabileceğini belirtmişlerdir.Dava, davacı banka ile davalı ... Şti arasında akdedilen ve diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi nedeniyle başlatılan  icra takibine yapılan itirazın iptali talebine  ilişkindir.Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalıların savunması, icra takip dosyası, tanzim olunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;  davacı banka ile davalı asıl borçlu... Şti arasında 14/04/2017 tarihinde 3.000.000,00TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalıların işbu genel kredi sözleşmesini  müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarından dolayı 3.000.000,00TL kefalet limiti kapsamında sorumlu oldukları, davacı banka tarafından  davalı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerin aksadığı belirtilerek hesapların kat edildiği ve davalı asıl borçlu ve kefillere ihtarname keşide edildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı bankanın davalı ... Şti'ne kullandırdığı krediler nedeniyle alacağın tahsili amacıyla davalı ... Ltd Şti ve genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan diğer davalılar aleyhine başlattığı icra takibine davalıların itirazı noktasında toplandığı, davacı tarafından gönderilen ihtarnamenin davalılara tebliğ edilerek, diğer davalıların ise 10/01/2019 tarihinde temerrüde düştükleri tespit edilmiştir. Davalı ... yönünden; her ne kadar bilirkişiler temerrüt tarihini 05/02/2019 tarihi olarak belirtmişler ise de sözleşmenin 6.3. Maddesine göre müşteri ve kefiller yapılacak adres değişiklerini bildirmek zorunda oldukları, adres değişikliği bildiriminden müşteri ve kefillerin sözleşme esnasında bildirilen adreslerine çıkartılan tebligatın kendisine yapılmış sayılacağı hükmünün düzenlendiği, bu madde hükmü uyarınca kefil ...'e çıkartılan ve bila ikmal dönen tebligatın da yapılmış sayılacağı anlaşıldığından bu kefil yönünden de temerrütün 10/01/2019 tarihinde gerçekleştiği sonucuna varılmıştır.Yine davacı tarafa temerrüt faiz oranının %90 olması gerektiğini ileri sürmüş ise de HGK'nın 2017/19-1650 Esas 907 Karar sayılı ilamında ve yerleşmiş daire kararlarına göre bankaların TCMB'ye bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınamayacağı, bankanın müşterilerine fiilen uyguladıkları akdi faiz oranına göre temerrüt faiz oranının tespiti gerektiği yada sözleşmedeki oranın uygulanması gerektiği davacı bankanın fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranının %29 olduğu, bunun %50 fazlasının %43,50 olduğu görülmekle faiz oranı %43,50 olarak uygulanmıştır.Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan ve mahkememizce de kabul gören bilirkişi raporuna göre, davacı bankanın faize faiz işletilmemesi adına kat tarihi itibari ile belirlemiş olduğu 909.509,41TL ana paranın içindeki 249.850,00TLlik iskonto kredisinin faiz hesabına dahil edilmeyeceği, 659.659,41TL kat tarihi itibariyle borcu bulunduğunu, davalıların temerrüt tarihlerine göre yapılan hesaplama neticesinde icra takip tarihi itibariyle asıl alacağın 699.237,08TL, işlemiş faizin 5.068,09TL ve BSMV 253,40TL olmak üzere toplam 704.558,57TL davacı bankanın alacağı bulunduğu, davalı kefillerin genel kredi sözleşmesini  müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarından dolayı borçtan sorumlu oldukları, davalılar tarafından borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin ibraz edilmediği, bu bağlamda  davacı bankanın davalılardan 05/02/2019 tarihi itibariyle  699.237,08 TL asıl alacak, 5.068,09 TL işlemiş faiz, 253,40 TL BSMV olmak üzere toplam 704.558,57 TL alacaklı olduğu, işbu alacağının tahsiline yönelik başlattığı icra takibine davalıların itirazında haksız olduğu anlaşılmakla, davacının davasının kısmen kabulü ile, davalılar tarafından ... sayılı dosyasın yapılan itirazın 699.237,08 TL asıl alacak, 5.068,09 TL işlemiş faiz, 253,40 TL BSMV olmak üzere toplam 704.558,57 TL yönünden itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, takibe takip tarihinden itibaren asıl alacak üzerinden %43,50 oranında temerrüt faizi ile bu faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, faize faiz yürütülmemesine, davalıların söz konusu borçları tahsilde mükerrer olmamak şartıyla müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine, ayrıca alacak belirlenebilir olduğundan İİK 67/2. Maddesi gereği davalılar aleyhine hükmedilen asıl alacak bedeli olan 699.237,08TL'nin %20'si oranında olmak üzere 139.847,41 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine, bunun tahsilde mükerrer olmamak şartıyla davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısımlar yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.\"gerekçesi ile,'' 1-Davacının davasının KISMEN KABUL - KISMEN REDDİ ile, davalılar tarafından... sayılı dosyasın yapılan itirazın 699.237,08 TL asıl alacak, 5.068,09 TL işlemiş faiz, 253,40 TL BSMV olmak üzere toplam 704.558,57 TL yönünden itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, takibe takip tarihinden itibaren asıl alacak üzerinden %43,50 oranında temerrüt faizi ile bu faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, faize faiz yürütülmemesine, 2-Davalıların söz konusu borçları tahsilde mükerrer olmamak şartıyla müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine, 3-İİK 67/2. Maddesi gereği davalılar aleyhine hükmedilen asıl alacak bedeli olan 699.237,08TL'nin %20'si oranında olmak üzere 139.847,41 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine, bunun tahsilde mükerrer olmamak şartıyla davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,4-Kalan kısımlar yönünden davanın reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sayın Mahkemece, davanın kısmen kabul-kısmen reddine karar verilerek, 704.558,57 TL yönünden itirazın iptali ile takibin bu tutar üzerinden devamına,  takip tarihinden itibaren asıl alacak üzerinden %43,50 oranında temerrüt faizi ile bu faizin % 5'i oranında BSMV uygulanmasına karar verildiğinin görüldüğünü,  <br>Mahkemece 200.000 TL gayrinakit alacağı üzerinden karar verilmediğinin görüldüğünü, Sayın Mahkemece takip talebinde talep edilmiş olunan teminat mektubundan kaynaklı 200.000 TL gayrinakit alacak için hüküm kurulmadığının görüldüğünü, mahkemece bu hususun gözden kaçırıldığını, zira hükme esas alınan bilirkişi raporunda \" taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.17.6 maddesi ile kredinin kefalet karşılığı kullandırılması ve kefillerin sorumluluğu başlıklı 3.5.1 maddesinde beşirtilen koşullar gerçekleştiği takdirde gayri nakdi kredilerin depo edilebileceğini ve bankanın 200.000,00 TL' lik teminat mektubunun bankaya depo edilebileceğini, bankanın bu talebinin yerinde olduğu\" mütalaa edildiğini, bu hususun mahkemenin de gerekçeli kararında yer almasına rağmen, hüküm kurulmadığının görüldüğünü,Mahkemece, 200.000,00-TL gayri nakdi alacağın davacı banka nezdinde faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmesi, gayri nakdi alacağın takip tarihinden sonra nakdi alacağa dönüşmesi halinde tazmin olunan bedele tazmin tarihinden itibaren yıllık belirli oranında temerrüt faizi ve faizin %5'i gider vergisi uygulanmak suretiyle takibin devamına karar verilmesi gerekirken bu hususta karar verilmemiş olması nedeniyle kararın kaldırılmasını talep ettiğini,Yine bu talebe bağlı olarak gayrinakit alacak yönünden de tarafa vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini,Temerrüt faizinin tespiti hususunda sözleşme serbestisi ilkesi gereğince genel kredi sözleşmesinde belirlenen faiz oranının hesap edilmesi gerektiğini,Sayın Mahkemece müvekkili bankanın 704.558,57 TL'lik asıl alacağına, bankaca fiilen uygulanan en yüksek akdi faiz oranının(%29) uygulanması gerektiğini, fiilen uygulanan en yüksek faizin %50 fazlasının ise %43,50 oranına denk geldiğini, bu nedenle asıl alacağa %43,50  temerrüt faiz oranı uygulanmalı diyerek hüküm kurulduğunu,Müvekkili banka ile asıl borçlu ve kefiller arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi'nin Temerrüt Faizi başlıklı 2.7.1 maddesi uyarınca ; \"... Ancak Müşteri; bankaca uygulanan akdi faiz oranının muacceliyet tarihi itibariyle aynı tür krediler ve hesaplar için bankaca TC Merkez Bankası'na bildirmiş olduğu kısa, orta ve uzun vadeli cari kredi faizlerinden düşük olması halinde en yüksek olan oranın gecikme faizi olarak uygulanmasını kabul eder. Müşteri, temerrüdün doğduğu tarihten itibaren fiili ödemeyi gerçekleştirdiği güne kadar geçecek günler içini temerrüt tarihinde aynı tür Türk lirası krediler ve hesaplar için Banka'nın TC Merkez Bankası'na bildirmiş olduğu kısa, orta ve uzun vadeli cari kredi faizlerinden en yüksek olanının %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi ödemeyi kabul eder\" hükmünün sabit olduğunu,Müvekkili bankanın TC Merkez Bankası'na bildirmiş olduğu en yüksek faiz oranının %60 olduğunu, söz konusu faiz oranının %50 fazlası %90'a tekabül ettiğini, tarafça yapılan hesaplamaların bu oran üzerinden yapıldığını ve ...bünyesinden başlatmış olunan icra takibinde de talebin bu yönde olduğunu, <br>Sayın Mahkemece sözleşme serbestisi gereğince talep gibi % 90 faiz oranı ile yapılan hesap üzerinden hüküm verilmesi gerekirken % 43,50  oran üzerinden faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kararın kaldırılarak % 90 faiz oranı ile yapılan hesaplama üzerinden karar verilmesi gerektiğini,Açıklanan nedenlerle; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/695 E. 2022/523 K. Sayılı  dosyasında verilen davanın kısmen kabul kısmen red kararının  kaldırılmasını, gayrinakit alacağının hüküm altında alınmasını ve faiz oranının %90 olarak kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı banka ile davalı asıl borçlu ...Şti. arasında akdedilen, diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından gayrinakdi alacak talebi yönünden hüküm kurulmaması ve temerrüt faiz oranının yanlış hesaplandığı gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı tarafından düzenlenen kat ihtarında, icra takip talebinde ve dava dilekçesinde gayri nakdi alacak yönünden depo talebinde bulunulduğu, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 5.17.6 maddesi uyarınca borçlunun davacının gayri nakit alacağının deposu talebinden sorumlu olduğu ve yine sözleşmenin 3.5.1 maddesi uyarınca kefillerin gayri nakit alacağının deposundan sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiği, bu hususun Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği, ancak Mahkemece bilirkişi raporuna hangi gerekçe ile itibar edilmediğinin açıklanmadığı gibi gayri nakdi alacağın deposu talebine ilişkin gerekçede değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan sebeple kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.    <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2022 tarih ve  2019/695 Esas ve 2022/523 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"636bb4afc7c40262","SID":"ede1763df6c51187"}}