{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:18/07/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ARA KARAR TARİHİ:08/05/2025<br>TALEBİN KONUSU:İhtiyati Haciz <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:18/07/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili şirketin ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin sahibi olduğu, ... Resort Otel adlı turistik tesiste, seyahat acentesi olarak faaliyet gösteren davalı ... Turizm ve Tic. Ltd. Şti.'nin yönlendirdiği müşterileri ağırladığını, davalı şirketin müvekkili tesise müşteri gönderimi yaptığını ve gönderilen bu misafirlerden ücretleri kendi adına tahsil ettiğini, ancak müvekkilinin düzenlendiği faturalara ve defaten yapılan hatırlatma ve bildirimlere rağmen, bu bedelleri müvekkiline ödenmediğini,  müvekkili tarafından düzenlenmiş faturalara ve ilgili alacak kalemlerinin yer aldığı cari hesap dökümüne dayalı olarak davalı aleyhine Manavgat İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasından ilamsız takip başlatıldığını, davalının haksız ve kötüniyetli şekilde borca itiraz ettiğini, taraflar arasında yürütülen arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, borçlunun  müvekkili nezdinde borçlarını karşılamaya yeter herhangi bir teminatının bulunmadığını, borçlu şirketin mallarını kaçırmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, davalı adına açılan birden çok alacak davası ve icra takibi olduğunun yapılan araştırmalar neticesinde haricen öğrenildiğini beyan ederek, davanın kabulüne, davalı borçlunun Manavgat İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yaptığı tüm itirazların iptali ile, takibin devamına, davalının takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, ihtiyati haciz talebinin kabulü ile mümkün olması halinde teminatsız olarak, mümkün değilse mahkemece tayin olunacak teminat karşılığında, karşı taraf/borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının  ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN 08/05/2025 TARİHLİ ARA  KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Fatura düzenleyenin imzasını taşıyan bir tür yazılı belgedir. Senet niteliğinde olup olmadığı tartışmalıdır. Çünkü bir belgenin senet olarak nitelendirilebilmesi için borç altına giren kişinin imzasının bulunması, bir borç ikrarı taşıması gereklidir. Oysa faturalarla bir başkası aleyhine borç yaratılmış olmaktadır. Faturaya itiraz edilmemesi sonucu kabul edilmiş sayılan fatura içeriğinden ne anlaşılması gerektiği hususu, Yargıtay kararlarıyla belirlenmiştir. Faturaya itiraz etmeyen kişi, öncelikle faturada yer alan miktara ilişkin hususları kabul etmiş sayılmaktadır. Faturada sadece sözleşmenin ifası aşamasına dair yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususların var olduğu kabul edilmektedir. Dolayısıyla faturaya itiraz edilmemesiyle kabul edilmiş sayılan içerik bunlarla sınırlıdır. Faturaya itiraz etmeyen kişi, bu hususların dışında faturada belirtilen malı teslim aldığını, hizmetten yararlandığını ya da işin yapıldığını da kabul etmiş olmaz. Bu durumda, malın teslim edildiğini veya hizmetin görüldüğünü ispat etmek faturayı düzenleyen tacire düşmektedir. Bu konunun ispatı ise sevk irsaliyesi, irsaliyeli fatura, teslim makbuzu, BA-BS formlarıyla mümkündür. Faturaya konu hizmetin, karşı tarafa verildiğine dair e-irsaliyelerde karşı tarafın imzasının alınmasına hukuki bir engel olmamasına rağmen geçerli imzası olmadığından, dava dilekçesi ekinde sunulan cari hesapta davalı mutabakatı yer almadığından ve alacağın yargılamayı gerektirdiği\" gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının hukuka ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ispatın yeterli olup, somut dosyada alacağın dayanağının otel konaklama hizmeti olması nedeni ile müvekkili tarafından otelde konaklayanlar için fatura düzenlenip cari hesaba işlendiğini, konaklayan tüm misafirlerin kimlik bilgilerinin de emniyete bildirildiğini, bu durumun konaklamanın fiilen gerçekleştiğini ispata yarar somut ve resmi kaynaklı olduğunu, davalı şirketin bir çok takip ve dava dosyasının bulunduğunu, bu nedenle ellerindeki malları da kaçırma ihtimali yüksek olduğunu, tüm bu hususlar gözetilerek ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken reddedilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>İstinafa konu karar, ihtiyati haczin reddine ilişkin 08/05/2025 tarihli ara karardır.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken,  kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, yaklaşık ispatı sağlanmadığı hususları da birlikte değerlendirildiğinde kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. <br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"988e877d8e859656","SID":"0375f1220318aa40"}}