{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1215 <br>KARAR NO:2025/709<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2022/853<br>KARAR NO:2024/315 <br>KARAR TARİHİ:07/05/2024<br>TALEP:Konkordato <br>KARAR TARİHİ:25/06/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP:Konkordato talep eden ...Şirketi vekili asıl dosyadaki dilekçesinde; şirketin 13.01.2014 yılında Çerkezköy’de kurulmuş firma olduğunu, Çorlu’da yerleşik olduğunu, lastik, kauçuk, plastik profil ile profille ilgili her türlü mamul ve malzemenin üretimi, toptan ve perakende alımı satımı, dağıtımı, ithalat ve ihracatı alanlarında faaliyet sürdürdüğünü, yurtdışında birçok ülkede bayileri bulunduğunu, yüksek banka faizleri ile kullanılan ticari kredi ile bu yatırımın başlaması ve ödemesiz dönemin yetersizliğinden ötürü işi öğrenme süresinde yüksek faiz ödenmek zorunda kalarak şirket öz sermayesinin küçülmesi, yatırım ve devreye alma sürecinde yaşanan 2018 döviz krizinin olumsuz etkisi, ürün geliştirme sürecinde hatalı mal üretimi, planlanandan yüksek gerçekleşen öğrenim maliyetinin oluşması, tam ürünlerinin yurt dışı pazarına hazır iken çıkan Covid salgını esnasında fuarların olmayışı, ürünlerin kullanıldığı hotel, AVM, restoran, banka vs. gibi sektörlerin Covid 19 salgınından en yoğun etkilenmesi sebebiyle pazar talebinin bu süreçte azalması, 2021 ile birlikte 2022 yılı başında aşırı artan hammadde maliyetlerinin satış fiyatlarına doğru zaman ve miktarda yansıtılamaması nedenleri ile sıkıntıya girdiklerini belirterek talebin kabulü ile öncelikle İİK'nın 287. maddesi gereğince 3 aylık geçici mühlet verilmesini ve gerekli görülmesi halinde işbu müddetin 2 ay daha uzatılmasını, İİK'nın 285. maddesi çerçevisinde geçici mühlet neticesinde İİK'nın 289. maddesi gereğince bir yıllık kesin mühlet kararı verilmesini ve gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararının 6 ay daha uzatılmasını, yargılama neticesinde İİK'nın 305. ve diğer maddeleri gereğince konkordatonun tasdikini talep etmiştir. Konkordato talep eden ... vekili birleşen dosyadaki dilekçesinde; davacının...Şti.’nin yetkilisi ve büyük ortağı olduğunu, davacının gerçek şahıs ortağı ve yetkilisi olduğu ... Şti.’nin kullanmış olduğu kredilerde müteselsil kefil olduğunu, imza yetkilisi olarak şirket adına alınan krediler, şirket adına alacaklılara keşide edilen çek ve senetlerde münferiden imzası bulunduğunu, asıl borçlu...Şti.’nin konkordato talep etmesi ile muaccel hale gelecek tüm borçlara müteselsil kefil olan taraf ...'nun da koruma altına alınması için yazılmış ön projesinin mahkeme nezdinde alacaklılara sunulduğunu, son dönemlerde küresel olarak yayılan ve özelde ülkede genelde tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını ile paralel olarak dövizdeki dalgalanmalar ve faizlerin artması sonucu finansman maliyetlerinde çıkan artış davacının finansal yapısını etkilediğini, davacının yetkili ve büyük ortağı olduğu ... Şti. hakkında Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/853 E. sayılı dosyasında 28/10/2022 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini, davaların konkordato talepli olması, davacıların borçlarının aynı sebepten kaynaklanması karşısında konkordato talep eden borçlular arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olduğundan davaların birleştirilerek bir arada görülmesi gerektiğini belirterek bu nedenle dosyanın 2022/853 E. sayılı dosya ile birleştirilmesini, İİK'nın 287. maddesi uyarınca 3 aylık geçici mühlet verilmesini ve gerekli görülmesi halinde işbu müddetin 2 ay daha uzatılmasını, İİK'nın 285. maddesi çerçevesinde geçici mühlet neticesinde İİK'nın 289. maddesi gereğince bir yıllık kesin mühlet kararı verilmesini ve gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararının 6 ay daha uzatılmasını, yargılama neticesinde İİK'nın 305. ve diğer maddeleri gereğince konkordatonun tasdikini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ana dava dosyası ve birleşen dava dosyası yönünden konkordato projesinin tasdiki talebine ilişkin olduğu, davacı şirket yönünden konkordatoya tabi olan borçların tasdiki yönünden yapılan değerlendirmede; davacı şirketin Çorlu'da faaliyet gösterdiği, kesin mühlet boyunca şirketin faaliyetine aktif olarak devam ettiği, işçi çalıştırdığı, şirketin projede öngörülen hedeflere yaklaştığı ve kar ettiği, şirketin sermayesinin tamamen ödenmiş olduğu, kaydi ve rayiç değer bilançosuna göre şirketin borca batık olmadığının anlaşılması, şirketin dünya ve ülke genelinde yaşanan ekonomik kriz nedeniyle borçlarını ödemede zora düşmüş olması ve ancak borçları yeniden yapılandırması, yapılandırmalar kapsamında şirketin iyileşme sağlayarak faaliyetine devam ediyor olması, şirketin faaliyetini devam ettirmesinde şirketin, alacaklıların, şirkette çalışan işçilerin ve ülke ekonomisi bakımından kamu yararının mevcut olması, özellikle şirketin önceden ekonomik kriz sonradan ise covid 19 salgını kapsamında faaliyetlerine devam etmesi, istihdamı sürdürmesi ve faaliyetlerini devam ettirmesi, davacının dava dilekçesi ekinde ibraz ettiği belgeler itibariyle konkordatoya tabi borçlarını bilançoda dürüst olarak beyan etmiş olması, konkordato komiser heyeti tarafından kesin mühlet boyunca davacı faaliyetlerine nezaret edilmesine rağmen borçlunun alacaklıları zarara uğratacak bir faaliyetinin gözlemlenerek rapor edilmemiş olması ve borçlunun komiser heyetinin talimatlarına aykırı herhangi bir işlem yapmamış olması nedeniyle davacı şirketin konkordato teklifi ile iyi niyetli olduğu ve dürüst davrandığı ve de alacaklılar toplantısında kabul edilen revize proje ile yapılan ödeme teklifinin İİK'nın 302. maddesi kapsamında öngörülen alacaklı ve alacak miktarı çoğunluğu ile kabul edilmiş olması, İİK'nın 305. maddesi kapsamında tasdik için öngörülen kamu düzenine ilişkin ve kül halinde mevcut olması gereken tasdik şartlarının mevcut olduğu yönünde kesin kanaat oluştuğundan bilirkişi heyetinin raporu ve konkordato komiserin nihai ek raporunda dile getirilen görüş ve kanaatlere iştirak edilmek suretiyle davacı şirketin konkordatoya tabi borçları yönünden tasdik talebinin kabulüne, davacı ... Şirketi hakkında İİK'nın 308/h. maddesi uyarınca yapılan toplantıda İİK'nın 308/h. maddesi kapsamında öngörülen alacaklı ve alacak miktarı çoğunluğu ile kabul edilmiş olması, İİK'nın 305. maddesi kapsamında tasdik için öngörülen kamu düzenine ilişkin ve kül halinde mevcut olması gereken tasdik şartlarının mevcut olduğu yönünde kesin kanaat oluştuğundan bilirkişi heyetinin raporu ve konkordato komiserin nihai ek raporunda dile getirilen görüş ve kanaatlere iştirak edilmek suretiyle davacı şirketin davacı ... Şirketi'nin rehinli alacaklılara ilişkin yapılandırma projesinin tasdiki talebinin kabulüne karar verildiği, birleşen dava  dosyasında davacı gerçek kişi yönünden konkordatoya tabi olan borçların tasdiki yönünden yapılan değerlendirmede; konkordato projesinin alacaklılar tarafından İİK'nın 302. maddesinde öngörülen nisap çerçevesinde  davacı gerçek kişi açısından kabul edilmediği, İİK'nın 305/1-c. maddesine göre konkordato projesinin 302. maddesinde öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunmasının tasdik şartlarından biri olduğu, ancak davacı gerçek kişinin alacaklıları tarafından konkordato projesi İİK'nın 302. maddesinde öngörülen nisap çerçevesinde kabul edilmediği, yine davacı ...'nun rehinli alacaklılar toplantısında İİK'nın 308/h. maddesi uyarınca rehinli alacaklılar toplantısında yapılandırma teklifinin öngörülen nisap çerçevesinde kabul edilmediğinden davacı ...'nun konkordato tasdik şartlarını sağlamadığı sabit olduğundan İİK'nın 302/1.c., 305. maddeleri gereğince konkordato tasdik talebinin reddine, kesin mühletin sonuçlarının kaldırılmasına, konkordato komiser heyetinin görevine son verilmesine, davacı gerçek kişi ...'nun dosya kapsamı itibariyle iflasa tabi olan bir gerçek kişi olmadığı anlaşıldığından iflaslı hakkında herhangi bir karar verilmediği gerekçesiyle Ana dava dosyası olan Mahkememizin 2022/853 Esas sayılı dava dosyası bakımından; Davacı  ... Şirketi'nin  15/01/2024 tarihli konkordato revize projesinin (konkordatoya tabi borçlar bakımından) tasdik talebinin KABULÜNE, ... sicil   nosunda  kayıtlı davacı ... Şirketi'nin konkordatoya tabi borçlarının 1. taksidi 30/11/2024 tarihinden itibaren başlamak üzere her 2 aylık zamanlar itibariyle 18 eşit taksitlerle ödeme günlerinin her ayın son günü alacaklılar arasında eşitliği bozmayacak şekilde %10 faiziyle 36 ay içerisinde ödenmesine, İcra ve İflas Kanunu'nun 308/h. maddesi gereğince davacı ... Şirketi'nin  rehinli alacaklılara ilişkin yapılandırma projesinin tasdiki talebinin KABULÜNE, Birleşen dava dosyası olan Mahkememizin 2022/860 Esas 2022/1441 Karar sayılı dava dosyası bakımından; Davacı ... T.C. Kimlik numaralı ...'nun konkordato talebinin  REDDİNE karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Alacaklı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemeye sunulan finansal kayıtlar ve muhasebe kayıtlarının sahte olduğunu, bu hususun bizzat şirket müdürü ve ortağı ... tarafından avukatı huzurunda savcılık önünde ikrar edildiğini, buna rağmen Mahkemeye sunulan kayıtların sıhhati incelenmeden sahte kayıtlarla dosyanın karara çıkartıldığını, onlarca fiktif alacaklı tesis edildiğini, davacı şirket müdürü ... ve muhasebe müdürü ... tarafından onlarca tanık önünde ifade edildiği üzere davacı borçlunun müvekkil şirket ve bankalar dışında kimseye borcu bulunmadığını, dosyada fiktif alacaklılarla dosyanın tasdik edildiğini bilen hukuki ve cezai sorumluluk altına girmek istemeyen her iki komiser heyetinin de ısrarla kabul oyu veren alacaklıların oylarının muvazaalı olup olmadığını belirtmekten kaçındığını, Mahkemeye .... Kimya, ... Plastik, ... Plastik Metal, ...Kimya, .... Petrokimya, ... Güvenlik İnşaat alacaklarının sahteliği hususunda somut deliller sunmalarına rağmen bu hususların sayın Mahkemece ve komiserlerce ısrarla incelenmediğini, makul güvence veren denetim raporunun hukuka aykırı düzenlenmiş olduğunun Kamu Gözetimi ve Denetimi Kurumu tarafından da 9 üyenin oy birliğiyle tespit edilmiş olması, makul güvence raporunun sahte olması, borçlu şirket tarafından konkordatodan kısa bir süre önce ... Kimya ve... Kimya lehine fiktif rehin tesis edilmesi ve bu rehne dayalı olarak bu alacaklılara farklı şartlarda ödemede bulunulmasının da davanın reddi sebebi olduğunu, her iki komiser heyetinin de bağımsız ve tarafsız hareket etmediğini, dosyadaki 2 bilirkişi ve 2 komiser heyeti hakkında değişik alacaklılarca başlatılan ve devam eden çok sayıda cezai ve hukuki süreç olduğunu, durum böyle iken bu süreçler dikkate alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, borçlu şirket ortaklarının ülkemiz esnaflarını, kamuyu ve kamu bankalarını mağdur ederek Bulgaristan'da konkordatodan kısa bir süre önce ... isimli bir şirket kurduklarının açıkça ortada olduğunu, 36 aylık vadenin konkordatonun iflastan daha iyi bir koruma sağlaması ilkesine aykırı olduğunu,...Bankasına,...bank 'a, ... Plastik'e ve küçük alacaklılara yapılan ödeme tutarları milyonlarca TL'den fazla ve bunlar alacaklılar arasındaki eşitliği bozmakta olduğunu, borçlu tarafın dürüstlük ve iyiniyet ilkelerine aykırı davrandığını, borçlu şirketin konkordato sürecinde de hortumlanarak içi boşaltıldığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın ve konkordato talebinin reddini talep etmiştir. Alacaklı ...Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacıların konkordato projesinin \"teklif edilen meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması\" şartına uygun olmadığını, bilirkişi ve komiser raporlarında borçlunun daha fazla ödeme yapma imkanı yahut daha kısa vadede ödeme yapma imkanı araştırılmadığını eksik inceleme ile karar verdiğini, borca batık olmayan davacının malvarlığı ile borçlarını tamamen ödeyebilme imkanı varken %10 gibi düşük faiz oranı ile hem tenzilat hem vade konkordatosunu içeren karma konkordato teklifi tasdik edilemeyeceğini, konkordato projesinde 4 sene gibi uzun bir vadeye yayılan ödeme teklifinde düşük faiz oranı ile ödeme yapılmasının konkordatonun kötüye kullanılması ve alacaklıları zarara uğratma amacı taşıdığı anlamına geleceğini, davacı konkordato davasında alacaklılarını zarara uğratma amacının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, konkordato projesinin uygulanabilir ve gerçekçi olmadığını, alacaklılar arasında eşitliğin bozulduğunu, alacaklılar arasında eşitliğe aykırı şekilde bir kısım alacaklılara konkordato mühleti içerisinde ödeme yapıldığının dosyada sabit olduğunu, tasdik kararı verilebilmesi için kanunda yazılı şartların oluşmadığını, İİK'nın 302. maddesi gereğince konkordato projesinin onaylanması için gerekli olan nisaplar belirlenirken daha önce kendilerine eşitliğe aykırı şekilde ödeme yapılan alacaklıların nisaba katılıp katılmadığının da araştırılmadığını, projenin kabulü için gerekli olan çoğunluğun davacılar açısından sağlanamadığını, İİK'nın 286. maddesi uyarınca aranan belgelerin mahkemeye sunulmadığını, makul güvence veren denetim raporunun hukuka aykırı olarak düzenlenmesinin davanın reddi sebebi olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. Alacaklı ... Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; 01.03.2024 tarihli \"çekişmeli alacaklara ilişkin ara karar\" mahkeme kararı ile alacaklarına ilişkin hatalı tespitler yer aldığını, müvekkili kamu bankasının alacağı rehinli olduğundan faiz işletilmesi gerektiği, İİK'nın 302. maddesine göre konkordato tasdik koşulları oluşmayan borçlu hakkında menfaat dengesini bozar şekilde usule ve kanuna aykırı konkordatonun tasdikine karar verildiğini, HGK kararı ile sabit olduğu üzere malvarlığı borca batık olmayan şirketin hem tenzilat hem de vade konkordatosu talep etmesinin mümkün bulunmadığı, dosyada yer alan mizanlarda şirket malvarlığının doğru tespit edilemediği, konkordato nihai tasdik raporunda ele alınan mizanlar ile dosyaya son sunulan konkordato komiserlik raporundaki mizanların birbiri ile örtüşmediği, borçlu şirketin malvarlığının borca batık olmadığı aşikar olduğu gibi konkordato talep etmesini gerektirecek ödeme güçlüğünü çekmediği, İİK'nın 286. maddesi uyarınca aranan belgelerin mahkemeye sunulmadığı, dosya içerisine giren 09.02.2024 tarihli Kamu Gözetimi ve Muhasebe Denetim Standartları Kurumuna ait evrak ile davacı firmanın konkordato başvurusunda bulunurken dosyaya sunmuş olduğu ... Şirketine ait bağımsız denetime ait raporunun objektif, bağımsız ve profesyonel denetim kurumlarınca hazırlanmadığı, bu haliyle konkordato başvuru şartlarının oluşmadığı belirterek, kararın kaldırılmasını ve davacı şirketin konkordato tasdikinin reddini talep etmiştir. Alacaklı ...bank A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; eksik bilirkişi raporuna dayanılarak verilen konkordato tasdik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, konkordato davasının kabulüyle de hem uzun taksit süreleri belirlendiği hem de %10 gibi çok düşük bir faiz oranına hükmedildiğini, müvekkil bankanın %10 faiz oranı ile 2028 tarihinde alacağına kavuşacak olmasının kabul edilebilir olmadığını, yerel mahkemenin haksız ve hukuka aykırı işbu kararı ile müvekkil bankanın 3,5 yıl daha bekleyecekleri ve neticede de alacaklarının tamamına kavuşamayacakları, işleyecek faizden vazgeçmiş sayılacakları ve paranın değerini her geçen gün kaybettiği de göz önüne alındığında yerel mahkemenin tüm tarafların menfaatlerini eşit olarak gözetmediği, salt davacı tarafın menfaatleri doğrultusunda hüküm kurduğu ve kararının kaldırılması gerektiği son derece sabit olduğunu, davacı konkordato ön projesinde iddia ettiği hususları gerçekleştirebileceğine yönelik hiçbir somut veri ibraz etmediğini yalnızca soyut ve genel geçer iddialar ile konkordato talebinde bulunduğunu, yargılama aşamasında düzenli olarak alınan raporlardan da; davacı tarafın esasen mali durumunu iyileştirebilecek şekilde somut herhangi bir projelerinin olmadığının sabit olduğunu, konkordatonun tasdiki için İİK'nın 305/b. maddesinde belirtilen şartında sağlanmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.Alacaklı ... Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili banka alacağının 9.600,00 TL kabul edilen kısım ve  10.865,55 red edilen kısım olarak hükme bağlandığını, bu kararın eksik ve hatalı bir inceleme ile alındığından müvekkilinin hak kaybına sebebiyet verdiğini, konkordato projesine ilşikin tasdik kararı verilebilmesi için yasal koşulların oluşmadığını, nihai rapordan da görüleceği üzere şirketin borca batık olmadığını, hal böyle iken kabul edilen ödeme ve ödemelerin uzun yıla yayılarak oldukça düşük bir faizle ödemesinin kabulü tüm alacaklılar yönünden hak gasbı doğuracağını, İİK'nın 286. maddesi kapsamında da sunulması gereken belgelerin eksik olduğuna ilişkin raporun da dosya içinde sunulduğunu bu belgelerin eksik olmasının dahi davanın tek başına reddine sebep teşkil ettiğini, teklifin borçlunun finansal kaynakları ile orantılı olup olmadığının yerel mahkemece araştırılmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve konkordato tasdikini reddini talep etmiştir. Alacaklı ... Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; İİK hükümleri çerçevesinde davacı şirketin konkordato talep edebilme şartlarını taşımadığını, davacı şirketin konkordatonun şartları bulunmaksızın konkordato talep etmiş olmasının kötü niyetli olduğunu, konkordato talep eden davacı şirketin aciz halinde olmaması, ticari faaliyetlerine devam ediyor olması ve borçlarını ödeyebilme imkanı bulunmasına rağmen, anlaşma sağlanamayan alacaklılar yönünden en uzun vade ile ödenmesine yönelik tasdik edilen konkordato projesi borçlu şirketle anlaşma sağlayan alacaklılar ile borçlu şirketle anlaşma sağlayamayan alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesini bozduğunu, müvekkili bankanın alacak miktarı, nisaba dahil edilen alacak tutarımızdan çok daha fazla olmasına rağmen komiser heyetince hazırlanan raporlarda alacak kaydı ve itiraz dilekçelerinde bildirmiş oldukları tutarların dikkate alınmadığını, komiser heyetinin konkordato süreci boyunca sadece davacı borçlu şirketin menfaatini gözeterek görevini yürüttüğünü belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. Alacaklı .... Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; konkordato talep eden davacı şirketin aciz halinde olmaması, ticari faaliyetlerine devam ediyor olması ve borçlarını ödeyebilme imkanı bulunmasına rağmen, anlaşma sağlanamayan alacaklılar yönünden en uzun vade ile ödenmesine yönelik tasdik edilen konkordato projesi borçlu şirketle anlaşma sağlayan alacaklılar ile borçlu şirketle anlaşma sağlayamayan alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesini bozduğunu, bu durumun konkordatonun amacı ve ruhu ile örtüşmediğini, konkordato komiser heyetinin konkordato süreci boyunca sadece davacı-borçlu şirketin menfaatini gözeterek görevini yürüttüğünü, müvekkili bankanın alacak miktarı, nisaba dahil edilen alacak tutarımızdan çok daha fazla olmasına rağmen komiser heyetince hazırlanan raporlarda alacak kaydı ve itiraz dilekçelerinde bildirmiş oldukları tutarların dikkate alınmadığını, davacılar hakkında Küçükçekmece CBS'nin 2023/30701 soruştuma numaralı dosya ile soruşturma başlatıldığını, şüpheli ...'in savcılık dosyasında vermiş olduğu ifadesinde açıkça görüldüğü üzere davacı şirket ortağı, diğer davacı ...'nun şirketin kayıtlarında oynama yaparak konkordato kararı almaya çalıştığını beyan ettikleri, yine Tekirdağ CBS'nin 2023/10747 soruşturma numaralı dosyasında davacı şirket kayıtlarına ve mali tablolarına el konulması talep edildiği ve Çorlu 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2023/3266 D. İş dosyasında makul şüphe bulunduğu gerekçesiyle talebin kabulüne karar verildiği, davacı şirketin itirazının ise Tekirdağ 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2023/3410 D. İş dosyası ile reddedildiği, ayrıca davacı şirketin ortakları hakkında ayrıca yakalama kararlarının da verildiğini, davacıların konkordato taleplerinin kötü niyetli ve alacaklıları zarara uğratma kastı açık olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. Alacaklı ... vekili istinaf dilekçesinde; dava açılırken sunulan bağımsız denetim raporu ve muhasebe ve finans kayıtlarının tamamının alacaklı-borçlu listesi de dahil olmak üzere sahte olduğunu, dosyaya sunulan alacaklı ve borçlu listeleri dahil muhasebe ve finans kayıtlarının tamamının sahteliği bizzat davacı şirket müdürü/ortağı ... tarafından savcılık önünde avukatı ve yeminli tercüman eşliğinde ikrar edildiğini, dosyada fiktif alacaklılarla dosyanın tasdik edildiğini bilen  ve hukuki ve cezai sorumluluk altına girmek istemeyen her iki komiser heyeti de ısrarla kabul oyu veren  alacaklıların oylarının muvazaalı olup olmadığı belirtmekten kaçındığını, mahkemenin hiçbir talep hakkında olması gerektiği şekilde bir ara karar tesis etmediğini, gerekçeli kararına dahi bir gerekçe yazmadığını, mahkeme başkanının yüksek lisans tez danışmanının imzasını taşıyan ve fakat gerçekte kim tarafından yazıldığı büyük bir merak konusu olan sözde mütalaayı aynen tekrarlayan bilirkişi raporları ile karar verdiğini, mahkemenin gerekçesiz olarak şirket kayıtlarını inceletmediğini ve komiserlerin re'sen raporlamaları gereken hususları raporlamadıklarını, mahkeme başkanının reddedildiğini, red dosyası halen istianfta derdest iken dosyanın karara çıkartıldığını, dosyada kanuna ve içtihada aykırı onlarca tespit ve delil olmasına rağmen mahkemenin bunların hiçbirini dikkate almayarak görünüşte gerekçelerle hepsini reddettiğini, dosyada yaklaşık 130 alacaklı olmasına rağmen dosyayı takip eden alacaklı sayısının 10'u geçmediğini, bu durumun tek başına fiktif alacakları ortaya koyduğunu ve hayatın olağan akışına dahi uygun olmadığını, dosyadaki eski ve yeni komiser heyetinin hiçbir şekilde görevlerini ifa etmediklerini, somut delil ve ihbarlarına rağmen mahkeme ve komiserler alacaklı-borçlu listesinin sahteliğini incelemediğini, muvaazalı ve aynı zamanda eşitlik ilkesine aykırı durum bulunduğunu, eşitlik ilkesine aykırı onlarca milyonluk ödeme yapıldığını, müvekkilinin alacağının USD cinsinden olduğu dikkate alınmadan karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, borçlu şirket ortaklarının ülkemiz esnaflarını, kamuyu ve kamu bankalarını mağdur ederek Bulgaristan'da konkordatodan kısa bir süre önce ... isimli bir paravan şirket kurduklarını, 36 aylık vade konkordatonun iflastan daha iyi bir koruma sağlaması ilkesine aykırı olduğunu, borçlu tarafın dürüstlük ve iyiniyet ilkelerine aykırı davrandığını, borçlu şirketin konkordato sürecinde de hortumlanarak içi boşaltıldığını, şirketin çalışan sayısı 90'dan 30'a, vardiya sayısı 3'ten 1'e düşmesine rağmen bu hususların komiserlerce mahkemeye raporlanmadığını, şirkete yapılacağı ifade edilen sermaye enjeksiyonu dahil hiçbir iyileştirme adımının yapılmadığını, bunun yerine aynı adreste borçlu şirket yetkilisinin korumaları üzerine ... Plastik isimli bir firma kurulduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. Alacaklı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; usule ve yasaya aykırı şekilde tesis edilen ihtiyati tedbir ile müvekkilinden komiser heyeti tarafından dahi geçerli olduğu ve geçici mühletten önce doğduğu iki ayrı raporda tespit edilen temlik tutarlarının davacı borçluya iade etmesi beklendiğini, yerel mahkemece alacağın doğum tarihine ilişkin bağımsız bir bilirkişi heyetinden rapor alınmalıyken İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin kararına aykırı davranmak suretiyle usule ve yasaya aykırı olarak verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasının gerektiğini, komiser heyeti üyeleri hakkında işbu dosyadaki görevlerini kötüye kullandıklarından bahisle Tekirdağ 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/11 E. sayılı dosyası ile kovuşturma başlatıldığını, müvekkilin alacağı ihtiyati tedbir kapsamında ödemesi gereken tutar dışlanarak hesaplandığını, müvekkilin tedbirin infazı durumunda alacağı yaklaşık 10.000.000,00 tl artacağını ve bu bakiyenin nasıl tahsil edileceğinin projede belirtilmediğini, müvekkilinin huzurdaki konkordato davasında taraf olmadığından müvekkili hakkında ne ara karar ne de nihai karar ile eda hükmü tesis edilemeyeceğini, HMK'nın 293. maddesi uyarınca huzurdaki uyuşmazlık ile ilgili olarak uzman görüşü hazırlatılmış olup uzman görüşünün değerlendirilmediğini, tasdik kararının hukuka aykırı olduğunu, davacıların tüm eylemlerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının şartları oluşmadan aldığı mühlet ve tasdik kararları ile borçlularını mağdur etme kendisine ucuz kredi sağlama gayreti içerisinde olduğunu, tasdik şartlarının oluşmadığını, nihai komiser raporunun hatalı olduğunu, müvekkili bankanın alacağını daha kısa sürede tahsil edecekken 5 yıl beklemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, malvarlığı borca batık olmayan şirketin hem tenzilat hem de vade konkordatosu talep etmesinin mümkün bulunmadığını, yapılan başvurunun kötüniyetli olduğunu, mizanlar incelendiğinde konkordato nihai tasdik raporundaki veriler ile dosyaya sunulan son komiserlik  raporundaki verilerin birbiri ile örtüşmediğini, 09.02.2024 tarihinde dosya içerisine sunulan kamu gözetimi ve muhasebe denetim standartları kurumuna ait belgenin konkordato başvuru koşullarının oluşmadığını gösterdiğini belirterek, ihtiyati tedbir ve konkordato tasdik kararın kaldırılmasını ve davacı şirketin konkordato tasdik talebinin reddini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Talep, konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince asıl dosyada konkordato talep eden ... Şirketi yönünden tasdik kararı, birleşen dosyada konkordato talep eden ... yönünden ise konkordato talebinin reddine dair karar verildiği, birleşen dosyadaki karara karşı konkordato talep eden ve alacaklılar tarafından ayrıca istinaf kanun yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla istinaf incelemesi yalnızca asıl dosya yönünden yapılmıştır. İstinaf yoluna başvuran alacaklıların istinaf başvurularının süresinde olup olmadığına ilişkin incelemede; 15/03/2018 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 37 maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na eklenen \"Kanun Yolları\" başlıklı 308/a maddesinde \"Konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilânından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri,Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır.\" düzenlemesi ile itiraz eden alacaklıların tasdik kararının ilanından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabilecekleri düzenlenmiştir. Karar tarihi dikkate alındığında 7499 sayılı Kanun değişikliği ile getirilen iki haftalık istinaf süresine ilişkin değişikliğin 01/06/2024 tarihinden itibaren verilen kararlarda uygulanacak olması nedeniyle daha önceki karar tarihli iş bu dosya yönünden uygulanabilir olmadığı anlaşılmıştır. Konkordato tasdik kararı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde 13.05.2024 ve Basın İlan Kurumu İlan Portalında ise 09.05.2024 tarihinde ilan edildiği, istinaf yoluna başvuran alacaklılardan 14.05.2024-20.05.2024 tarihleri arasında on günlük yasal süre içerisinde istinaf yoluna başvurdukları tespit edilmiştir.İstinaf yoluna başvuran alacaklıların istinaf hakları olup olmadığına ilişkin incelemede;İİK'nın konkordatonun mahkemede incelenmesi başlıklı 304/1. maddesinde \"(Değişik: 28/2/2018-7101/32 md.) Komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkeme, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlar. Mahkeme, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her hâlde kesin mühlet içinde kararını vermek zorundadır. Karar vermek için tayin olunan duruşma günü, 288 inci madde uyarınca ilân edilir. İtiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri de ilâna yazılır.\" hükmü yer almaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/05/2024 tarihli  2024/6-148 E. 2024/273 K. sayılı kararında; \"...İcra ve İflas Kanunu’nun 304 üncü maddesine ilişkin Adalet Komisyonu raporunda, itiraz edenlerin duruşmada hazır bulunabilmeleri için, itiraz sebeplerini mahkemeye duruşma gününden en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirmiş olmaları gerektiği, aksi hâlde duruşmada hazır bulunarak itirazlarını dermeyan etmelerinin mümkün olmadığı, böyle bir sınırlama getirilmesinin nedeninin her alacaklının duruşmada hazır bulunarak itirazlarını ileri sürmesinin yargılamayı çok aksatabileceği endişesi olduğu belirtilmiştir.İcra ve İflas Kanunu’nun 304 üncü maddesinin gerekçesi de “Mevcut Kanunun 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükmü, güncellenerek metne alınmaktadır.Buna göre, mahkemenin komiseri dinledikten sonra kararını her halde kesin mühlet içinde vermesi emredilmektedir. Duruşma günü 288 inci maddesi uyarınca ilan edilecektir.Yine mevcut düzenlemeden farklı olarak, itiraz edenlerin duruşmada hazır bulunabilmelerinin şartı, itiraz sebeplerini, mahkemeye, duruşma gününden en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirmiş olmalarıdır.Aksi halde duruşmada hazır bulunarak itirazlarını dermeyan etmeleri mümkün olmayacaktır. Böyle bir sınırlama getirilmesinin nedeni, her alacaklının duruşmada hazır bulunarak itirazlarını ileri sürmesinin yargılamayı çok aksatabileceği endişesidir,…” şeklinde olup  tüm alacaklıların duruşmada hazır bulunarak itirazları ileri sürmesinin konkordato sürecini aksatabileceği düşüncesiyle duruşmada hazır olabilmek için itirazların tasdik duruşmasından enaz üç gün önce yazılı olarak bildirilmesi gerektiği belirtilmiştir.Bununla birlikte konkordatonun yapısı tamamen şeklî olduğundan tasdik işlemlerinin bir an önce tamamlanması gerekmekte olup, konkordatoya ilişkin kanunda yer alan düzenlemelere bakıldığında borçlu lehine verilen birçok kararda kanun yolunun tamamen kapatıldığı ve sürecin bir an evvel sonuçlandırılmasının istendiği anlaşılmaktadır.Örneğin İlk Derece Mahkemesince verilecek geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamayacağı (2004 sayılı Kanun md. 287/son), kesin mühlet talebinin kabulü ile mühletin kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararlara karşı kanun yolunun kapalı olduğu (2004 sayılı Kanun md. 293/1) görülmektedir.Komiserlerin tasdik talebine ilişkin nihai raporu ve dosyayı mahkemeye sunmasına kadar geçen süreçte alacaklının öncesinde, teklif edilen konkordato projesine ret oyu kullanması, herhangi bir hususta komisere ya da doğrudan mahkemeye dilekçe vermesi, tasdik talebini inceleyen mahkeme bakımından hiçbir anlam ifade etmemektedir. Alacaklının, ancak tasdik talebine ilişkin nihai raporun ve dosyanın mahkemeye sunulmasından sonra tasdik raporuna karşı duruşma gününden üç gün öncesine kadar itirazlarını bildirmesi hâlinde mahkemece dikkate alınacaktır. Henüz tasdik talebine ilişkin komiser raporunun sunulmadığı aşamada verilen dilekçeler, mahkemece verilecek tasdik kararına karşı yasa yollarına başvuru imkânı tanımayacaktır.Bu yasal düzenlemelerden hareketle, 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesinde kanun yoluna başvuru hakkı tanınan “itiraz eden alacaklı” deyiminden, “tasdik duruşmasından önce itirazlarını bildiren alacaklı” olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, Sema Taşpınar Ayvaz ve Emel Hanağası’nın  İcra ve İflas Kanunu ve İlgili Mevzuat (8.b., Ankara 2022, md. 308/a, s. 291) adlı eserinde, kanun yollarına ilişkin 308/a maddesinde itiraz eden ibaresinin yanına 304/1 inci maddesine atıf yapıldığını gösterecek şekilde bu maddenin numarası yazılarak 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesindeki itirazın, 2004 sayılı Kanun'un 304/1 inci maddesinde düzenlenen itiraz olduğu belirtilmiştir.İcra İflas Kanunu’nun 304 üncü maddesinin gerekçesine bakıldığında, duruşmaya gelecek olanları “yargılamanın uzayacağı” endişesi ile sınırlayan yasa koyucunun aynı yasanın 308 inci maddesinde temyiz yoluna gelecek olanları sınırlamadığını kabul etmek konkordatonun sistemine de aykırıdır.Kanun'un öngörmediği bir yasa yolu ve yasa yoluna başvuru hakkı yorum yoluyla da olsa kabul edilemez. 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesindeki düzenleme de 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının (Anayasa) kabul ettiği anlamda temel hak niteliğindeki hak arama özgürlüğünü kullanmayı \"itiraz\" şartına bağlamış olup bu durum da Anayasa’ya uygun bir sınırlama yöntemi olmakla, “itiraz eden alacaklı” deyiminden 2004 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinde belirtilen alacaklıları kabul etmek, hak arama özgürlüğünün ihlâli olarak değerlendirilemeyecektir. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 10.03.2022 tarihli ve 2021/(15)6-966 Esas, 2022/283 Karar; 10.03.2022 tarihli ve 2022/(15)6-71 Esas, 2022/284 Karar; 19.10.2022 tarihli ve 2022/6-628 Esas, 2022/1339 Karar; 19.10.2022 tarihli ve 2022/6-661 Esas, 2022/1319 Karar; 09.11.2022 tarihli ve 2022/6-855 Esas, 2022/1471 Karar; 08.12.2022 tarihli ve 2022/6-1089 Esas, 2022/1707 Karar; 08.03.2023 tarihli ve 2023/6-149 Esas, 2023/170 Karar; 22.03.2023 tarihli ve 2023/6-177 Esas, 2023/250 Karar ile 24.01.2024 tarihli ve 2023/6-1161 Esas, 2024/5 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.\"Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30/05/2024 tarih 2024/1497 E. 2024/1871 K. sayılı kararında;\"İzmir  Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 11.05.2023 tarihli ve 2023/817 E:, 2023/936 K. sayılı kararıyla alacaklının istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.Dairemizin 19.10.2023 tarihli ve 2023/2952 E., 2023/3400 K. sayılı kararıyla; alacaklı ... Bankası A.Ş.’nin toplantıya katıldığı ve red oyu kullandığı, 21.01.2022 ve 18.11.2022 tarihli dilekçelerinde konkordatonun reddini talep ettiği ve duruşmada konkordatonun reddi yönünden beyanda bulunduğu, bu durumda istinaf hakkının bulunduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece tasdik yargılamasına ilişkin duruşma gününün Ticaret Sicil Gazetesi'nde 15/02/2023 tarihinde ve Basın İlan Kurumu'nda 17/02/2023 tarihinde ilan edilmesine ve ilana itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az 3 gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabileceklerinin şerh düşülmesine rağmen alacaklı vekili tarafından herhangi bir itiraz dilekçesi verilmeden duruşma günü olan 03/03/2023 tarihinde duruşmaya katılarak sözlü beyanda bulunulduğu, bu sebeple tasdik kararını istinaf hakkı bulunmadığından bahisle direnme kararı verilmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 304. maddesinde, komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkemenin tasdik yargılamasına başlayacağı, karar vermek için tayin olunan duruşma gününün, Kanunun 288 inci maddesi uyarınca ilân edileceği ve itiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri hususunun ilânda bulunması gerektiği düzenlenmiştir. Bu usule uygun olarak itirazlarını bildiren alacaklılar tasdik kararının ilânından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Kanun yolunun düzenlendiği bu hükme göre itiraz eden alacaklılar istinaf yoluna başvurabilecek bunun karşı anlamıyla itirazlarını bildirmeyen alacaklılar istinaf yoluna başvuramayacaktır. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.11.2022 tarih 2022/6-1040 Esas, 2022/1578 Karar sayılı kararı,  10.03.2022 tarihli ve 2021/(15)6-966 Esas, 2022/283 Karar sayılı kararı; 10.03.2022 tarihli ve 2022/(15)6-71 Esas, 2022/284 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.Temyizen incelenen direnme kararı tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup alacaklı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir...\" Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 04/06/2024 tarih 2024/1309 E. 2024/1961 K. sayılı kararında; \"...İlk Derece Mahkemesi kararına karşı bir kısım müdahil alacaklılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından projenin örtülü tenzilat ve vade konkordatosu içerdiği, davacının borca batık olmadığı bu nedenle borçlunun kaynakları ile teklifin uyumlu olmadığı gerekçesi ile kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. İstinaf Mahkemesinin verdiği karara karşı davacılar vekili ve müdahil... Bankası A.Ş. vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Dava konusu somut olayda mahkemece tasdik yargılama duruşma gününün İİK'nın 304/1. maddesine uygun olarak İİK'nun 288. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesin'de ve Basın İlan Kurumu Portalında gerekli ilanların yapıldığı, ilana itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabileceklerinin şerh düşülmesine rağmen, temyiz yoluna başvuran ... Bankası A.Ş. vekili tarafından Yasa'nın (İİK m.304/I) ifade ettiği biçimde \"itiraz\" edilmediğinden, İcra ve İflas Kanunu'nun 308/a maddesi uyarınca müdahil ... Bankası A.Ş. vekilinin temyiz hakkı bulunmadığından ... Bankası A.Ş. vekilinin temyiz istemlerinin reddi gerekmiştir...\"Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda kabul edilen görüş; alacaklıların İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan en az üç gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmek koşuluyla tasdik kararına karşı kanun yoluna başvuru hakları olduğu yönündedir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de yukarıda yer verilen kararları ile önceki uygulamasından dönerek,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda kabul edilen görüşü benimsemiş, yani alacaklılar toplantısında red oyu kullansa dahi İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan en az üç gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmeyen alacaklıların, karara karşı kanun yoluna başvuru haklarının olmadığını kabul etmiştir. Benzer olaylara aynı hukuki sonuçlar bağlanması anlamına gelen yargısal kararlardaki istikrar, adil yargılanma hakkının, hakkaniyete uygun yargılama ilkesinin gereğidir. İstikrarlı karar verme, hukuki belirliliği ve öngörülebilirliği sağladığı gibi, kişilerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına güvenini de tesis eder. Bu nedenle Dairemizce, İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan en az üç gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmeyen ancak alacaklılar toplantısında red oyu kullanan alacaklıların istinaf yoluna başvurabileceği yönündeki önceki uygulamasından dönülmüş, gerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda, gerekse konkordato konusunda görevli Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nde kabul gören görüş nazara alınarak, alacaklıların İİK'nın 304. maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan en az üç gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmek koşuluyla tasdik kararına istinaf yoluna başvurabileceği kabul edilmiştir.Mahkemece İİK'nın 304. maddesi uyarınca \"itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabilecekleri\" ihtarını içerir şekilde tasdik yargılamasına ilişkin metin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 18.04.2024 ve Basın İlan Kurumu İlan Portalında ise 16.04.2024 tarihinde ilan edilmiştir.Tasdike ilişkin duruşma 07.05.2024 tarihinde yapılmış, alacaklılardan ... Bankası A.Ş. vekilinin 02.05.2024, ...bank A.Ş. vekilinin 02.05.2024, ... A.Ş. vekilinin 02.05.2024, ...bank A.Ş. vekilinin 03.05.2024 ve ... A.Ş. vekilinin 03.05.2024  tarihlerinde ayrı ayrı itiraz dilekçeleri sundukları ve alacaklılar toplantısında ret oyu kullandıkları tespit edilmiştir.Dosya kapsamında ve UYAP sisteminde, istinaf yoluna başvuran alacaklılar ..., ... Bankası Anonim Şirketi, ...bank Anonim Şirketi, ... Anonim Şirketi ile ... Bankası Anonim Şirketi tarafından İİK'nın 304. maddesi uyarınca itiraz sebeplerinin tasdik duruşmasından en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirilmediği anlaşılmıştır. İş bu alacaklılar tarafından yasal süre içerisinde istinaf yoluna başvurulmuş ise de, İİK'nın 304. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak itiraz edilmediğinden, tasdik kararına karşı istinaf hakkı bulunmadığı için HMK'nın 352/1.ç \"başvuru şartlarının yerine getirilmemesi\" maddesi uyarınca istinaf istemlerinin ayrı ayrı usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Bu açıklamalar çerçevesinde; alacaklılar ...Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş., ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin sebepler re'sen nazara alınarak inceleme yapılmıştır. İİK'nın 285/3 maddesi uyarınca konkordato talebinde iflasa tabi olan borçlu için İİK'nın 154. maddesinin birinci veya ikinci fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesi, iflasa tabi olmayan borçlu için yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesi yetkilidir.Eldeki dosyada şirketin muamele merkezinin Tekirdağ ili Çorlu ilçesi olması dikkkate alındığında dava görevli ve yetkili Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmıştır. HMK'nın 74., 114/1.f ve TBK'nın 504/3. maddeleri uyarınca konkordato talep eden vekilinin vekaletnamesinde uygun olarak konkordato yönünden özel olarak yetkilendirildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, konkordato talep eden şirket hakkında 28.10.2022 tarihinde 3 ay süreyle geçici mühlet kararı verildiği, 3 kişilik konkordato geçici komiser heyetinin görevlendirildiği, 17.01.2023 tarihli celsede geçici mühlet süresinin 28.01.2023 tarihinden itibaren 2 ay süreyle uzatılmasına karar verildiği, 21.03.2023 tarihli celsede 21.03.2023 tarihinden itibaren bir yıl süre ile kesin mühlet kararı verildiği, 19.03.2024 tarihli celsede 21.03.2024 tarihinde itibaren kesin mühlet süresinin 2 ay daha uzatılmasına karar verildiği, komiser heyetinin nihai raporu sonrası 07.05.2024 tarihli celsede şirketin konkordato projesinin tasdikine dair karar verilmiştir.Konkordato ön projesinde; konkordato kararının kesinleşmesinin ardından ilk 6 ay ödemesiz, 3 ayda bir ödemeli 18 eşit taksit (54 taksit) şeklinde ödeme planı teklif edilmiştir.Konkordato 16.01.2024 tarihli revize projesinde; borçların %100'ünü ve %10 vade farkı olacak şekilde 30.11.2024 tarihinden itibaren 2 ayda bir ödemeli, 18 eşit taksitli vade (36 ay) ödeme yapılması teklif edilmiştir.Konkordato komiser heyetinin 01.03.2024 tarihli konkordato tasdiki hakkında nihai raporunda; \"davacı şirketin borca batık olmadığı, davacı şirketin Aktif toplam degerinin 316.315.640,36 TL olduğu, adi alacaklılar haziran 116.285,550,61 TL olduğu, ilgili tutara %10 faiz ödemesi olan 11.628.555,06 TL ile birlikte toplam TL ödeneceği, imtiyazlı alacaklar toplamı olan 74.107.831,78 TL dikkate alındığında bile tüm borçları ödeyebileceği kaynağı bulunduğunu, alacaklı sayısı ve tutarı açısından nisap sağlandığını, ilanı müteakip alacakları için başvuruda bulunarak kayıt yaptırdığı halde alacaklar toplantısında ve iltihak süresinde oy kullanmayan alacaklıların oyu ret sayılsa dahi, İİK.md. 302 maddesinin öngördüğü çoğunluk koşulu her iki durumda da gerçekleşmiş olup, borçlunun projesi alacaklılar tarafından onaylandığını, toplantı esas olan 30.11.2023 tarihi bilanço dönemine göre konkordato kapsamına girmeyen borçların 11,344.718,07 TL olduğunu...\" 06.03.2024 tarihli ek raporunda ise\"kök raporumuza göre hazirun toplamı 01.03.2024 tarihli ara karar doğrultusunda ... Bankası A.Ş. alacağı güncellenerek, banka alacağına ilave edilen 583.249,19 TL tutar kadar arttığını, kök raporumuzda adi alacaklılar 131 kişi iken ... A.Ş.' den temlik alan ... ve ...tarafından sunulan arabuluculuk tutanaklarının incelenmesinde tarafların ...A.Ş.'nin temlike konu çeklerin toplantı sonrası teslim alındığı anlaşıldığından konkordato ödeme listesinde ... A.Ş.'nin alacağı azaltılarak ödeme listesine ... ve ...'in ilave edildiği, revize sonrası alacaklı sayısı 131 iken 133'e çıktığı..\" açıklanmıştır. Alacaklıların ortak olarak ileri sürdükleri konkordato talep eden tarafından sunulan makul güvence veren denetim raporunun usulüne uygun olmadığından konkordato talebinin reddine yönelik istinaf sebebi bakımından yapılan incelemede; konkordato talep eden şirket yönünden talep dilekçesinin ekinde sunulan 27.10.2022 tarihli ... Şirketi tarafından düzenlenen makul güvence veren denetim raporu ile ilgili tespitler içeren 13.10.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile \"ilgili bağımsız denetim standartları sonucu, ilgili raporun sahte olmadığı, ilgili kanun ve yönetmelik ve bağımsız denetim standartlarına uygun olarak düzenlendiği kanaatine varılmış olup, iddia edildiği gibi iddiaları destekler bir tespit yapılamamış olmakla birlikte, \" şeklinde kanaat bildirilmiş ise de, yine iş bu dosya alacaklılarının başvurusu üzerine makul güvence veren denetim raporu yönünden düzenlenen 08.02.2024 tarihli T.C. Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Kurul Kararı ile tespit edilen çok sayıda mevzuata aykırılık nedeniyle, \"...2004 sayılı İcra ve Has Kanununun 286'nci maddesiyle konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren denetim raporu ile dayanaklarının anılan denetim kuruluşu tarafından yukarıda belirtilen hususlar itibariyle Türkiye Denetim Standartlarına ve ilgili mevzuata uygun olarak yürütülmediği, dolayısıyla kaliteli ve güvenilir bir denetim ortaya konulamadığı, bu haliyle mevzuata aykırılık oluşturan fiiller nedeniyle Bağımsız Denetim Yönetmeliğinin 21'inci maddesinin birinci fikrasında \"Uygulama, mevzuat ve denetim tekniklerindeki güncel gelişmeler ışığında, mesleki bilgi ve beceriyi, denetlenen işletmelerin yeterli denetim hizmeti almalarını temin edecek bir seviyede tutmak ve ...'ye uygun bir şekilde ve özen içinde hareket etmek\" şeklinde tanımlanmış olan \"Mesleki Yeterlik ve Özen\" ilkesinin ihlal edildiği kanaatine ulaşılmış olup...\" şeklinde tespitin ardından makul güvence veren denetim raporu veren şirkete idari para cezası, raporu düzenleyen bağımsız denetçiye ise 2 yıl süre ile faaliyet izninin askıya alınmasına karar verilmiştir. Bu durumda makul güvence veren denetim raporunun usule aykırı düzenlendiği anlaşılmakta ise de, mahkemece konkordato sürecinin devam ettirilmesi, usule aykırılığın tespit edildiği kurul kararından sekiz gün sonra 16.02.2024 tarihinde alacaklılar toplantısının yapılmış olması, konkordato taleplerinde öncelikli amaçlardan birinin yürüyen sürecin alacaklılar toplantısına ulaştırılmasına ilişkin olması ve ilk görünüş itibariyle İİK'nın 302. maddesinde nisapların sağlandığına yönelik komiser tespitleri dikkate alınarak kesin mühletin sonuna gelinen aşama itibariyle tasdike yönelik istinaf incelemesinde geçici mühlet için gerekli makul güvence veren denetim raporundaki usule aykırılığın dürüstlük kuralı bağlamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 30.05.2024 tarih ve 2024/1049 E., 2024/1882 K. sayılı ilamı:\"...İcra İflas Kanunun 292. maddesindeki düzenleme ile kesin mühlet aşamasında konkordato talebinin reddini gerektirir durumların ortaya çıkması halinde tasdik aşamasına geçilmesini beklemeksizin kesin mühletin kaldırılarak borçlunun iflasına karar verilebileceği öngörülmektedir.Kuşkusuz  İİK'nun 292. maddesindeki borçlunun mal varlığının korunması için iflasın açılmasının gerekmesi, konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması, borçlunun İİK'nun 297. maddesine aykırı davranması, komiserin talimatlarına uymaması veya alacaklılarını zarara uğratma amacıyla  hareket etmesi durumunda gerek kesin mühlet gerekse tasdik yargılamasında olsun konkordato dürüst borçlular için öngörülen ve iflasa nazaran alacaklıların daha iyi durumda bulunmasını öngören bir kurum olduğundan yukarıda sayılan durumların evleviyetle  tasdik aşamasında ortaya  çıkması halinde de konkordato tasdik talebinin reddi ile iflasa karar verilmesi mümkündür. Zira borçlunun konkordato talebinde bulunduğu aşamadan başlayarak konkordato sona erinceye kadar dürüstlük kuralını ihlal etmemesi ve konkordato hükümlerine aykırı hareket etmemesi gerekmektedir. Ancak bu durumda kesin mühlet aşaması geçilerek konkordato tasdik aşamasına gelindiğinden tasdik talebinin reddi ile iflasa İİK 'nun 292.maddesine göre değil İİK'nun 308 nci maddesine göre karar verilmelidir...\"şeklindedir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22.05.2024 tarih ve 2024/1267 E., 2024/1675 K. sayılı ilamı:\"Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; talepçi şirketin kaynakları ile projede ödeneceği bildirilen tutar arasında orantısızlık olduğu ve kaynakları ile orantılı olmadığı, bilançoda bildirilen bazı varlık kalemlerinin gerçekte karşılığının olmadığı, şirketin tek ortağına şirket varlığından yapılmış, güvencesi olmayan devirlerin bulunduğu ve bu devirlerin şirket yararına kullanıldığına ilişkin beyan ve izahatların somut verilere dayandırılmadığı, talepçi şirketin alacaklılarını zarara uğratma amacıyla hareket ettiği, salt gelecek yıllarda elde edilmesi ihtimali bulunan kâr marjına göre projenin uygulanılabilir olduğu sonucuna varılamayacağı, talepçinin en başta gözetmesi gereken dürüstlük kuralına ve iyi niyet ilkesine aykırı tutum ve davranışlarının olduğu, projenin başarıya ulaşma imkanının bulunmadığı, talepçi şirketin borca batık olduğu, İİK'nın 292/1, b-c maddesinde belirtilen konkordatonun reddi sebeplerinin oluştuğu anlaşılmakla, talepçi vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.\"şeklindedir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 11.04.2022 tarih ve 2021/3467 E., 2022/1994 K. sayılı ilamı:\"... konkordatoda, alacaklılar arasında mutlak eşitliğin sağlanması şart olmayıp,  dengeli ve adil bir ödeme planı ortaya konulması, alacaklıların da buna göre tatmin edilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.Somut olayda, tasdik edilen konkordato projesinde davacı şirketten düşük oranda alacağı bulunan ile yüksek oranda alacağı bulunan alacaklılar arasında ayrım yaratacak şekilde bir ödeme planı öngörüldüğü ve eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı görülmektedir.Böyle bir proje kabul nisabını sağlamada etken olacak bir unsur olarak kullanılmaya müsaittir.Bu haliyle eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi belli miktar alacaklının mağduriyetine sebep olabilecektir. Bu nedenle alacaklılar arasında alacak miktarlarına göre sınıf oluşturup vade ve ödeme şartları belirleyen projenin kabulü mümkün değildir.Öte yandan, borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören İİK.mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede ise konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de, İİK’nın 308/f  maddesinde hâlâ kötüniyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulu’nun  gözetilmesi gerektiği, kaldı ki diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlarının da kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu halde borçlunun konkordato müessesinin sağladığı imkanlardan faydalanmasının mümkün olmadığının gözetilmesi gerekmektedir.Davacı şirkete ait bilançonun dava tarihindeki ve karar tarihindeki mevcut durumunun tetkikinde, bilhassa verilen çekler hesabında ve alınan sipariş avansları hesaplarında anlamlı ve büyük oynamalar olduğu görülmektedir. Muhasebe bilgisi olmaksızın dahi görülebilen bu durumun, konkordatonun tasdiki amacıyla fiktif alacak yaratılıp yaratılmadığı, bir kısım alacaklılara haricen ödeme yapılıp yapılmadığı ve son tahlilde dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde konkordatonun sakatlanıp sakatlanmadığı yönlerinden irdelenmesi gereklidir.Bu durumda mahkemece dürüst davranmadığı anlaşılan ve projesi eşitlik ilkesine aykırı olan davacının talebinin reddine veya şartları varsa iflasa karar verilmelidir. Bu itibarla bu ilkelere aykırı olacak şekilde mevcut projenin tasdiki ve 6100 sayılı HMK'nın 297 maddesine aykırı şekilde infazı kabil olmayan hüküm kurulması doğru olmamış, istinaf mahkemesinin başvurunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması uygun görülmüştür. \"şeklindedir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 18.01.2023 tarih ve 2022/4895 E., 2023/90 K. sayılı ilamı:\"...Konkordatonun tasdiki isteminde bulunmadan 3 gün öncesinde çok sayıda ticari ve binek araç alarak borçlarını artıran davacı şirketin İİK’nın 292/c maddesinde düzenlenen alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği açık olup mahkeme kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.\"şeklindedir.Alacalılar vekilleri tarafından konkordato talep edenin alacaklıları zarara uğratmak kastıyla hareket ettiği, konkordato nihai tasdik raporunda ele alınan mizanlar ile dosyaya son sunulan konkordato komiserlik raporundaki mizanların birbiri ile örtüşmediği, konkordato sürecinde de şirketin içinin boşaltıldığını, mahkemeye sunulan finansal kayıtlar ve muhasebe kayıtlarının sahte olduğunu, ... Kimya, ...Plastik, ... Plastik ..., ... Kimya, ... Petrokimya, ...İnşaat alacaklarının sahteliği olduğunu, fiktif alacaklar yaratıldığını, konkordato talebinden kısa bir süre önce ...Petro Kimya ve ... Kimya lehine fiktif rehin tesis edildiğini, konkordato talep eden şirket ortaklarının Bulgaristan'da konkordatodan kısa bir süre önce ... isimli bir şirket kurduklarını, konkordato sürecinde alacaklılar arasında eşitlik ilkesini bozacak şekilde bir kısım alacaklılara ödemeler yapıldığı gibi istinaf sebepleri de ileri sürülmüştür. Mahkemece tüm bu sebepler yönünden yeterli ve tatmin edici bir araştırma yapılmamış, bu hususlar kararda tartışılarak değerlendirmeye alınmamıştır. Mahkemece aldırılan iki ayrı bilirkişi heyeti raporlarında da bu yönlerden konkordato talep eden şirket kayıtları, alacaklıların sundukları evraklar ile dosya kapsamına sunulan deliller incelenerek değerlendirme yapılmamış, raporlarda bu konularda yeterli veri de sunulmamıştır. İlk Derece Mahkemesince konkordato talep eden şirketin dürüst hareket edip etmediğinin somut veriler ışığında tespiti yapılmadan tasdik kararı verilmesi hatalıdır. İlk Derece Mahkemesince öncelikle bu yönlerden önceki bilirkişi heyetinden farklı bir bilirkişi kurulundan yukarıda yer verilen iddiaların, bildirilen soruşturma ve dava dosyaları ile kayıtlar incelenmek suretiyle teknik verileri içerir şekilde dosyadaki muhasebe kayıtlarının birbirinden farklı olup olmadığı, şirket ortakları/ yetkilileri tarafından mal veya sermaye kaçırmak suretiyle mali gücünü zora sokacak işlemlerin yapılıp yapılmadığı, sahte ve fiktif alacak kaydı bulunup bulunmadığı, ... isimli bir şirkete konkordato talep eden şirketten aktarım yapılıp yapılmadığı, konkordato sürecinde alacaklılar arasında eşitlik ilkesini bozacak şekilde bir kısım alacaklılara ödemelerin olup olmadığı, var ise kimlere hangi miktarda ödeme yapıldığı, ödeme yapılan alacaklıların toplantıda oy kullanıp kullanmadığı, şirketin konkordatoya tabi alacak sayısı ve miktarı ile İİK'nın 302. Maddesindeki nisapların sağlanıp sağlanmadığı konularında rapor aldırılması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun aldırılmasının ardından rapordaki veriler ışığında İlk Derece Mahkemesince usule aykırı düzenlenen makul güvence veren denetim raporu ile birlikte yukarıda yer verilen içtihatlarda belirtildiği şekilde konkordato talep eden şirketin konkordato öncesi ve sonrası süreçteki bulunması gereken dürüstlük kuralı bağlamında değerlendirilme yapılması gerekmektedir. Alacaklı ... Bankası A.Ş. vekilinin çekişmeli alacaklara ilişkin mahkeme kararı ile alacaklarına ilişkin hatalı tespitler yapıldığına yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan incelemede; mahkemenin 03/03/2024 tarihli kararıyla çekişmeli alacaklılar yönünden karar verilmiş, istinaf eden alacaklı ... Bankası A.Ş.'nin konkordato nisabında alacağının ... Bankası A.Ş. yönünden 2.623.422,08 TL'nin hesaba katılmasına, fazla kalan miktar yönünden hesaba katılmamasına dair de ayrıca karar verilmiştir. Ayrıca Mahkemenin itiraza uğrayan alacakların nisaba hangi oranla dahil edilecekleri yönündeki kararı maddi hukuk anlamında kesin hüküm teşkil eden bir karar da olmamakla birlikte İİK'nın 302/6 maddesinde çekişmeli alacaklılar bakımından ileride mahkemenin vereceği hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiş olup bu bağlamda İİK'nın 308/b bendinde alacakları itiraza uğramış olan alacaklıların, tasdik kararının ilan tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenlerle alacaklı vekillinin bu yöndeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Alacaklıların tasdik koşullarının oluşmadığına yönelik istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemede; tasdik koşullarının oluşmadığı itirazı yönünden yapılan incelemede; alacaklılar toplantısı ve projenin kabulü için gerekli çoğunluk 2004 sayılı İİK'nın 302. maddesinde konkordatonun tasdiki şartları ise aynı kanunun 305. maddesinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın \"Alacaklılar toplantısı ve projenin kabulü için gerekli çoğunluk\" başlıklı 302. maddesi: \"....Konkordato projesi; a) Kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya b) Kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini, aşan bir çoğunluk tarafından imza edilmiş ise kabul edilmiş sayılır.\" şeklindedir.2004 sayılı İİK'nın \"konkordatonunu tasdiki\" başlıklı 305. maddesinde:\"302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır.a)Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması.b)Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder).c)Konkordato projesinin 302'nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması d)206'ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302 nci maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır). e)Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması.Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir.\" şeklinde düzenleme ile tasdik şartları sayılmıştır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 23.01.2023 tarih ve 2022/5394 E., 2023/185 K. sayılı ilamı:\"Konkordato mehli talebi ile birlikte mahkemelerce kanundan kaynaklanan birtakım tedbirler alınmakta ve bu tedbirler tasdik kararı verilmesine kadar devam etmektedir. Bu süreler kanun koyucu tarafından kesin olarak belirlenmiş olup bu konuda oldukça cimri davranılmıştır. Mahkemelerce tasdik kararı verilmesinden sonra 1 yıl gibi uzun bir süre ödemesiz dönemin kabul ediliyor olması tedbirlerin bu süre kadar uzamasına sebep olacaktır ki böyle bir sonuç kanun koyucunun amacına uygun düşmez. Mahkemelerin projeye alacaklıların lehine müdahale etmesi mümkün olduğundan bu süreye müdahale edilmemesi konkordatonun ruhuna aykırı düşecektir. Somut olayda davacı şirketler konkordatoya tabi borçlarının tamamını faizsiz olarak tasdik tarihinden itibaren 12 ay ödemesiz süreden sonra 48 ay eşit taksitlerle ödemeyi teklif etmiş olup, “faizsiz ödeme” teklifinin tenzilat konkordatosu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yine davacı şirketlerce  48 ay vade teklif edildiği halde tasdik kararından itibaren ilave olarak 12 ay ödemesiz dönemin tayinin davacı şirketlerin borca batık olmadıkları da dikkate alındığında  İİK’nın 305/1-b uyarınca teklifin borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartına aykırılık teşkil ettiği anlaşılmıştır.Öte yandan  davacı şirketlerden ... A.Ş.’nin tasdik projesinin oylamasında, diğer davacı şirket ... A.Ş.’nin oy kullandığı, her ne kadar İİK’nın  302/4 maddesinde tahdidi olarak sayılan oy kullanamayacaklar arasında olmasa dahi davacı şirketler arasındaki organik bağ birbirlerinden alacak ve borç yaratılması oldukça kolay olması ve ... A.Ş.'nin kabul oyunun nisaba etkili olduğu gözetildiğinde, bu durumun dürüstlük ile bağdaşmayacağı da dikkate alındığında her iki davacı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.\"şeklindedir. Somut konkordato talebine konu şirket yönünden yapılan incelemede, ilk olarak İİK'nın 302. maddesi bağlamında nisapların oluşmadığı yönünden değerlendirme yapılması gerekmekte ise de, bazı alacakların fiktif olduğuna ve ödeme yapılan alacaklılarında nisapta dikkate alındığına yönelik iddiaları yönünden yapılacak değerlendirmede, yukarıda yer verilen bilirkişi ile alacaklı sayısı ve alacak tutarı tespit edilmesi gerekeceğinden bu aşamada daha ileri bir değerlendirme yapılamamıştır. Alacaklıların borca batık olmayan şirket yönünden hem tenzilat hem vade konkordatosuna hükmedilmesinin, uzun vadeye dayalı düşük faiz oranı uygulamasının usule ve kanuna aykırı olduğuna yönelik istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemede; Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 20.02.2023 tarih ve 2022/4894 E., 2023/635 K. sayılı ilamı:\"Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, borca batık olmayan davacının tenzilat konkordatosu isteyemeceği, porjesinde faiz ödemesine ilişkin düzenleme olmamasının örtülü tenzilat konkordatosu olarak değerlendirilmesi gerektiği, projenin davacı şirketin kaynakları ile uyumlu olmadığı dikkate alındığında kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla...\"şeklindedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 23.01.2023 tarih ve 2022/5394 E., 2023/185 K. sayılı ilamı:\"Konkordato mehli talebi ile birlikte mahkemelerce kanundan kaynaklanan birtakım tedbirler alınmakta ve bu tedbirler tasdik kararı verilmesine kadar devam etmektedir. Bu süreler kanun koyucu tarafından kesin olarak belirlenmiş olup bu konuda oldukça cimri davranılmıştır. Mahkemelerce tasdik kararı verilmesinden sonra 1 yıl gibi uzun bir süre ödemesiz dönemin kabul ediliyor olması tedbirlerin bu süre kadar uzamasına sebep olacaktır ki böyle bir sonuç kanun koyucunun amacına uygun düşmez. Mahkemelerin projeye alacaklıların lehine müdahale etmesi mümkün olduğundan bu süreye müdahale edilmemesi konkordatonun ruhuna aykırı düşecektir.Somut olayda davacı şirketler konkordatoya tabi borçlarının tamamını faizsiz olarak tasdik tarihinden itibaren 12 ay ödemesiz süreden sonra 48 ay eşit taksitlerle ödemeyi teklif etmiş olup, “faizsiz ödeme” teklifinin tenzilat konkordatosu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yine davacı şirketlerce  48 ay vade teklif edildiği halde tasdik kararından itibaren ilave olarak 12 ay ödemesiz dönemin tayinin davacı şirketlerin borca batık olmadıkları da dikkate alındığında  İİK’nın 305/1-b uyarınca teklifin borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartına aykırılık teşkil ettiği anlaşılmıştır.Öte yandan  davacı şirketlerden ... A.Ş.’nin tasdik projesinin oylamasında, diğer davacı şirket ... A.Ş.’nin oy kullandığı, her ne kadar İİK’nın  302/4 maddesinde tahdidi olarak sayılan oy kullanamayacaklar arasında olmasa dahi davacı şirketler arasındaki organik bağ birbirlerinden alacak ve borç yaratılması oldukça kolay olması ve ... A.Ş.'nin kabul oyunun nisaba etkili olduğu gözetildiğinde, bu durumun dürüstlük ile bağdaşmayacağı da dikkate alındığında her iki davacı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.\"şeklindedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 12.06.2023 tarih ve 2023/1668 E., 2023/2312 K. sayılı ilamı:\"Konkordato vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte istendiği karma konkordato şeklinde olabilir. İİK’nın 305/1-b maddesi uyarınca borçlunun teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile uyumlu olması gereklidir. Konkordato mehli talebi ile birlikte mahkemelerce kanundan kaynaklanan birtakım tedbirler alınmakta ve bu tedbirler tasdik kararı verilmesine kadar devam etmektedir. Bu süreler kanun koyucu tarafından oldukça kısa tutulmuş olup, kesin olarak belirlenmiştir. Mahkemelerce tasdik kararı verilmesinden sonra  uzun bir süre ödemesiz dönemin kabul ediliyor olması tedbirlerin bu süre kadar uzamasına sebep olacaktır ki böyle bir sonuç kanun koyucunun amacına uygun düşmez. Mahkemelerin projeye alacaklıların lehine müdahale etmesi mümkün olduğundan bu süreye müdahale edilmemesi konkordatonun ruhuna aykırı düşecektir. Projede faizsiz ödeme talep edilmesi tipik tenzilat konkordatosunun bir örneğidir. Borca batık olmayan, malvarlığı ile borçlarını ödeyebilecek olan şirketin tenzilat talep etmesi İİK 305/1-b maddesi kapsamında değerlendirilerek teklif edilen projenin davacının malvarlığı ile uyumlu olmadığı sonucuna varılmalıdır.\tKonkordato ucuz kredi temini yolu olarak kullanılmamalıdır.Somut olayda davacı şirketin konkordatoya tabi borçlarının faizsiz olarak tasdik tarihinden itibaren  ödemeyi teklif etmiş olup, “faizsiz ödeme” teklifinin tenzilat konkordatosu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ayrıca davacı şirket tarafından geçici mühlet tarihinden itibaren faiz uygulanmayacak şekilde belirlenen adi konkordatoya tabi borcun 01.09.2022 tarihinden itibaren başlamak üzere %15'lik kısmının 12 aylık sürede 4 eşit taksitler halinde,  01.09.2023 tarihinden itibaren başlamak üzere %20'lik kısmının 12 aylık sürede 4 eşit taksitler halinde,  01.09.2024 tarihinden itibaren başlamak üzere %25'lik kısmının 12 aylık sürede 4 eşit taksitler halinde,  01.09.2025 tarihinden itibaren başlamak üzere %25'lik kısmının 12 aylık sürede 4 eşit taksitler halinde,  01.09.2026 tarihinden itibaren başlamak üzere bakiye kısmın 12 aylık sürede 4 eşit taksitler halinde ödenmesi teklif edildiği bu durumda konkordato tasdik tarihinden bu kadar uzun vadede borçlarını ödemesinin, davacı şirketlerin borca batık olmadıkları da dikkate alındığında  İİK’nın 305/1-b uyarınca teklifin borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartına aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.\"şeklindedir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 20.02.2923 tarih ve 2022/4894 E., 2023/635 K. sayılı ilamı:\"Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, borca batık olmayan davacının tenzilat konkordatosu isteyemeceği, porjesinde faiz ödemesine ilişkin düzenleme olmamasının örtülü tenzilat konkordatosu olarak değerlendirilmesi gerektiği, projenin davacı şirketin kaynakları ile uyumlu olmadığı dikkate alındığında kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.\"şeklindedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 27/06/2022 tarihli 2021/6408 E. 2022/3612 K. sayılı ilamında; \"...Konkordato talepleri yargılama sırasında değişen ekonomik parametrelere göre değerlendirilebileceğinden bu haliyle dava teorisinden ayrılır. Komiser raporları ve atanmış kayyım raporları çerçevesinde konkordato tasdiki sonrası gelişmeler de dahil olmak üzere borçlunun davranışları verilecek karar üzerinde etkili olacaktır. Bu durumda mahkemece, konkordato projesinin uygulanabilirliği ve başarıya ulaşma ihtimali noktasında borçlu şirketin tasdik kararı sonrası davranışları ile alacaklılarını zarara uğratma kastıyla hareket edip etmediği kayyım raporları nazara alınarak değerlendirilip sonuca göre bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir...\" şeklindedir. Somut konkordato talebine konu şirket yönünden yapılan incelemede, yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca konkordato talep eden şirketin dürüst hareket ettiği, İİK'nın 302. maddesindeki nisapların sağlandığı ve İİK'nın 305. maddesi uyarınca tasdik koşullarının oluştuğu kanaatine varılması halinde, yukarıda yer verilen içtihatlar çervesinde şirketin sabit faizli projesinindeki güncel yasal ve avans faiz oranlarının altındaki konkordato teklifinin örtülü tenzilat konkordatosu anlamına geldiği, borca batık olmadığı komiser ve bilirkişi heyeti raporları ile tespit edilen şirketin de hem tenzilat hem vade konkordatosuna yönelik projenin konkordatonun amacı dışında finansman türü niteliğinde görülmekle, 30.11.2024 tarihinden itibaren 2 ayda bir ödemeli, 18 eşit taksitli vade (36 ay) ödeme teklifine göre 42 aylık süreye yayılan konkordato sürecinin de konkordato talep eden şirketin mali durumu da dikkate alınarak alacaklıların aleyhine olacağı ve orantılı olmayacağı kanaatine varılmıştır. Açıklanan bu durumlar karşısında İİK'nın 305/son hükmü nazara alınarak, borçlunun kaynakları ile orantılı olacak şekilde taksit yönünden düzeltme yapılarak, faiz konusundaki tenzilatın giderilmesi ile gerekirse bu hususta rapor alınmasının ardından revize projenin orantılı olup olmadığının değerlendirilerek karar verilmesinin uygun olacağı anlaşılmıştır.Açıklanan sebeplerle; alacaklılar  ..., ... Bankası Anonim Şirketi, ...bank Anonim Şirketi, ...bank Şirketi ile ... Bankası Anonim Bankası vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1.ç \"başvuru şartlarının yerine getirilmemesi\" maddesi uyarınca ayrı ayrı usulden reddine, alacaklılar ... Bankası A.Ş., ...Bankası A.Ş., ...Sanayi A.Ş. ve ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Alacaklılar  ..., ... Bankası Anonim Şirketi, ...bank Anonim Şirketi, ...bank... Şirketi ile... Bankası Anonim Bankası vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1.ç maddesi uyarınca ayrı ayrı USULDEN REDDİNE, 2-Alacaklılar ... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş., ... Sanayi A.Ş. ve ...A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ ile Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/853 E. 2024/315 K. sayılı 07/05/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca asıl dosya yönünden KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran alacaklılar tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 5-İstinaf yoluna başvuran alacaklılar tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harcının ve talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/06/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"517ba1899064f2a6","SID":"182225badfc9fccf"}}