{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/945 <br>KARAR NO:2025/611<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2021/466 <br>KARAR NO:2022/850<br>KARAR TARİHİ:29/09/2022<br>DAVA:İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas)<br>KARAR TARİHİ:28/05/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin elektirik ve elektirikli ev aletleri üretimi yapan şirket olduğunu, ...-... isimli şirket ile uzun yıllardır ticaret ilişkide bulunan müvekkili şirket söz konusu elektirikli ev aletlerinin plastik aksamlarının kalıp işlerini bu şirket vasıtasıyla temin ettiğini, ...’in vefatı üzerine söz konusu şirketin davalı ...’e intikal ettiğini ve ...-... olarak ticaret sicile tescil olduğunu, bu şirketin müvekkili ile ticaretini sürdürmeye devam ettiğini, taraflar arasında süregelen ticari ilişki sebebiyle bedeli avans olarak ödenmiş ancak üretimi gerçekleştirilmemiş kalıp üretimleri sebebiyle davalı yanın müvekkili şirket nezdinde 2.527.223,87 TL cari hesap borcu oluştuğunu, davalının tüm ikazlara karşın bu borcu ödemediğini, borçlu davalının 11/09/2019 tarihinde yayınlanan ilanla ticaret sicilden terkin işlemi yapılarak ticareti terk ettiğinin anlaşıldığını, bir an evvel alacağına kavuşmak isteyen müvekkilinin ticareti terk eden davalı/borçluya İİK 44 maddesi uyarınca ... dosyasıyla iflas yoluyla takip başlatıldığını, davalı yanın söz konusu takibe haksız ve mesnetsiz bir biçimde itiraz ettiğini, davalı-borçlu dermeyan ettiği itirazda işbu iflas yoluyla takibin süresi içerisinde açılmadığını da ileri sürdüğünü, 25/03/2020 tarihli TBMM Genel Kurul’unda kabul edilen 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca maddi hukuk, usul hukuku ve takip hukukuna ilişkin süreler 13 Mart 2020’den başlayarak 01/05/2020 tarihine kadar durdurulduğu ve bu süre 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile 15 Haziran 2020 tarihine kadar uzatıldığı için itirazların haksız olduğunu ayrıca davalının borcun tüm ferilerine genel olarak itiraz ettiğini, davalının yersiz itirazları sebebiyle zorunlu dava şartı olan arabulucuya başvurulmuş ancak  ekte sunulduğu üzere İstanbul Arabuluculuk Bürosu ... dosya numaralı arabuluculuk son tutanağında görüldüğü üzere anlaşmazlıkla sonuçlandığını beyan ederek itirazın kaldırılması ve depo kararı verilmesini, süresi içerisinde depo kararının yerine getirilmemesi halinde davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; İİK'nın 44/2.maddesi uyarınca süresinde iflas yoluyla takip başlatılmadığı için süre yönünden davanın usulden reddinin gerektiğini,Davacı şirketin elektrikli ev aletleri üretimi ile iştigal eden, ürünlerinin büyük bir bölümünü ... markasıyla satışa sunan, 1988 yılında kurulmuş ticari bir kuruluş olduğunu, davacı ...'in ... Şirketi, ... Şirketi, ... Şirketi ve ... Sanayi'nin ürettiği kalıp ve parçaları bünyesinde birleştirerek ürünlere nihai halini verdiğini, tüm bu şirketlerin davacı ...'in ihtiyacı olan kalıp ve parçaları tedarik etmek amacıyla davacı ...ortakları tarafından kurulduğunu, ... adi ortaklığının da bu amaçla davacı ....'in eski ortaklarından müteveffa ... (...'in eşi ve ...'in babası) ve müteveffa ... (...'in eşi) tarafından 2001 yılında ... Sanayi ... unvanıyla kurulduğunu, ...'in vefatından sonra ... unvanını aldığını, ...'in vefatı üzerine ise... Sanayi unvanıyla faaliyetlerine devam ettiğini ancak... Sanayi'nin 05/09/2019 tarihinde müvekkili ...'in izni ve bilgisi olmaksızın -ihbar olunanlar ... ve ... tarafından- ticaret sicilinden terkin edildiğini, her ne kadar ... ticaretten terkin edilmiş gözükmekte ise de aynı adreste, aynı makine ve teçhizat ile... Sanayi unvanıyla ticari faaliyetlerine devam ettiğini ve davacı ...'e kalıp üretimini sürdürmekte olduğunu, ... ve yukarıda ifade edilen grup şirketlerin tamamının davacı ... tarafından sevk ve idare edildiğini, Davacı ...'in ...'a iş emirlerini gönderdiğini, işiçinin ücretleri, işyeri kiralarının ödenmesi, ham madde alımı gibi tüm işletme ve üretim süreçlerini takip ettiğini, ... her ne kadar ... ve ... tarafından kurulan ve onlar tarafından işletilen bir ortaklık gibi gözükmekte ise de üretim süreçlerinin davacı ... tarafından yönetildiğini, ...'ın adeta davacı ...'in şubesi gibi sevk ve idare edildiğini, bu sebeple de ...'ın ürettiği kalıpların müvekkilinin bildiği kadarıyla maliyetine davacı ...'e satıldığını, davacı ...'in hakimiyetinde olan ...'ın idare ve yönetiminde ...'in hiçbir zaman söz sahibi olamadığını, Müteveffa ...'in Şubat 2019 tarihinde vefatından sonra davacı ...'in müteveffa ...'in mirasçılarını TTK 596 uyarınca ortaklığa kabul etmediğini ve bununla birlikte, ...'ın halefiyet sebebiyle yetkili olan ...'in bilgisi ve rızası olmaksızın ticaret sicilinden terkin edildiğini, terkin işleminin ise ... adi ortaklığının diğer ortağı ve aynı zamanda davacı ...'in ortağı olan ... ve oğlu ... tarafından gerçekleştirildiğini, davacı ... ortaklarının müvekkili ... ile olan husumetleri sebebiyle müvekkilini hem davacı ...'ten hem de ...'tan uzaklaştırarak faaliyetlerine bu şekilde devam ettiklerini, bununla yetinmeyip ... Adi Ortaklığı'na ait olduğu iddia edilen borçtan sadece müvekkilinin sorumlu tutulmaya çalışıldığını, ...'ın ... ve ... tarafından terkin ettirilmesinin ardından aynı adreste... Sanayi unvanıyla şahıs şirketi kurulduğunu ve bu şirketin ... Adi Ortaklığı'na ait olan makinelerle, davacı ...'e üretime devam ettiğini, müvekkili ...'ın mali ve finansal durumu hakkında bilgi sahibi olmak istemiş ise de ... ve ...'in buna engel olduklarını, ... ve ...'in bu eylemleri sebebiyle haklarında hukuki (sorumluluk ve adi ortaklığın tasfiyesi davaları) ve cezai yasal süreçler başlatılacağını, müvekkili ...'in davacı ...'e takip konusu edilen miktarda veya herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek öncelikle davanın... ve ...'e ihbar edilmesini, davacının haksız davasının usul ve esastan reddini, haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan takip sebebiyle davacının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; ''...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; İİK.nun 156 ve devamı maddelerine dayalı iflas yoluyla adi takibe dayalı takipte davalının itirazında haklı olup olmadığı, davacının cari hesap alacağının bulunup bulunmadığı, İİK.156.maddesine dayalı iflas koşullarının oluşup oluşmadığından kaynaklandığı anlaşılmıştır.Mahkememizin 13/07/2021 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı gereğince; Davacının iddiası, davalının savunması, icra dosyası ve tüm dosya kapsamına göre  İİK.nun 156 ve devamı maddelerine dayalı iflas yoluyla adi takibe dayalı takipte davalının itirazında haklı olup olmadığı, davacının cari hesap alacağının bulunup bulunmadığı, İİK.156.maddesine dayalı iflas koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise de depo emrine esas bedeli hesabı da yapılmak suretiyle  hususlarında mali müşavir bilirkişiye inceleme yapılarak; gerekçeli, ayrıntılı, hükme ve denetime elverişli rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu 05/10/2021 tarihli raporda özetle; Yukarıda yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası, davacı ticari defter ve belgeleri, mübrez belgeler ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; dava konusunun, davacının, davalı ile olan ticari ilişki dolayısıyla oluşan cari alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ve davalının iflası talebinden ibaret olduğu, Davacının 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi (02.10.2020) itibariyle davacının davalıdan 2.527.223,87 TL alacaklı olduğu, davalı şirket ticari defterleri ile ilgili olarak; davalının 27.07.2021 tarihli incelemeye katılmadığı ve yerinde inceleme talebi bulunmadığından ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılamadığı, davalı şirketin “... adi ortaklığının işbu amaçla davacının eski ortaklarından ... ve ... tarafından 2001 yılında kurulduğunu, müvekkil şirketin ... ... unvanıyla  kurulduğunu, ...'in vefatından sonra ... unvanını aldığını, ...'in vefatı üzerine ise... Sanayi unvanıyla faaliyetlerine devam ettiğini, ancak 05.09.2019 tarihinde müvekkilin izni ve bilgisi olmaksızın ... ve ...tarafından ticaret sicilden terkin edildiğini, her ne kadar ... ticaretten terkin edilmiş gözükmekte ise de aynı adreste aynı makine ve teçhizat ile ... Sanayi unvanıyla ticari faaliyetlerine devam ettiğini ve davacının kalıp üretimini sürdürdüğünü, ... ve grup şirketlerinin tamamının ... sevk ve idare edildiğini, bu sebeple de ...'ın ürettiği kalıpların, müvekkilin bildiği kadarıyla maliyetine davacı ...'e satıldığını, bu sebeplerle davacı ...'in hakimiyetinde olan ...'ın idare ve yönetiminde müvekkilin hiçbir zaman söz sahibi olamadığını” iddialarına ilişkin olarak davalının iddialarının söz konusu davanın görevlendirme kapsamında olmadığından Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Sayın Mahkemenin bir sonraki celse tarihi olan 07.10.2021 tarihi itibariyle depo emrine esas olacak; 2.527.223,87 TL asıl alacak ve 391.962,04 TL takip sonrası işlemiş faiz olmak üzere toplamda 2.919.185,91 TL hesap edildiği, 109.315,03 TL icra vekalet ücreti, 12.698,32 TL icra masrafları ve 114.988,69 TL tahsil harcı toplam 567.109,70 TL hesap edildiği,  Sayın Mahkemenin celse tarihinden sonra karar vermesi halinde 1 günlük faiz tutarı 391.962,04 TL /292 = 1.342,34 TL olarak hesap edildiği,Neticeten; 07.10.2021 celse tarihi mbarlyle depo emrine esas alacak ve ferilerin 3.156.187,94 TL olarak hesap edildiği \" görüş ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.Davalının itirazları bakımından her iki tarafın iktisadi bütünlük arz edip etmediği, davacının davalıya banka kanalıyla havale gönderip göndermediği, davalının banka hesap hareketlerinin ... Bankası A.Ş... Şubesindeki hesap hareketleri incelenmesi yanında davalının itirazlarının tek tek değerlendirilmesi ve tüm dosya kapsamı itibariyle ayrıntılı, hükme ve denetime elverişli, gerekçeli ek rapor alınmasına karar verilmiş olup bilirkişi 07/06/2022 tarihli ek raporunda özetle; Dosyaya celp edilen banka ekstrelerinde taraflar arasında düşük hacimde para transfer işlemleri olduğu görülmekle birlikte davalının iddialarını destekler nitelikte bir hesap hareketinin bulunmadığı, bu itibarla kök ve ek raporlarımızdaki görüş ve kanaatimizin değişmediği, Sayın Mahkemenin bir sonraki celse tarihi olan 09.06.2022 tarihi itibariyle depo emrine esas olacak; 2.527.223,87 TL asıl alacak ve 663.863,63 TL takip sonrası işlemiş faiz olmak üzere toplamda 3.191.087,50 TL hesap edildiği, 109.315,03 TL icra vekalet ücreti, 12.698,32 TL icra masrafları ve 114.988,69 TL tahsil harcı toplam 567.109,70 TL hesap edildiği, Sayın Mahkemenin celse tarihinden sonra karar vermesi halinde 1 günlük faiz tutarı 174.482,31 TL /160 - 1.090,51 TL olarak hesap edildiği, Neticeten; 09.06.2022 celse tarihi itibariyle depo emrine esas alacak ve ferilerin 3.428.089,53 TL olarak hesap edildiği görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Mahkememizin 30/06/2022 tarihli duruşmasında; Davalı vekilinin yeni rapor alınması talebinin reddi ile davaya konu Küçükçekmece ... İcra Dairesi ... sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın 2.527.223,87 TL asıl alacak üzerinden kesin olarak kaldırılmasına karar verilmiş olup; Bilirkişi raporu ile tespit edilen  İİK.nun 158.maddesine göre 2.527.223,87 TL asıl alacak, 686.764,43 TL işlemiş faiz, 114.988,69 TL takipte kesinleşen alacak, 109.315,03 TL icra vekalet ücreti, 12.698,32 TL icra masrafları, 6.512,42 TL tahsil harcı olmak üzere toplam 3.450.990,34 TL miktarın tebliğden itibaren 7 günlük kesin süre içerisinde davacıya ödenmesi veya bu meblağın mahkeme veznesine depo edilmesine  aksi taktirde ilk oturumda davalı şirketin iflasına karar verileceği dair ara karar oluşturulmuştur.Davalıya  depo emrinin 26/07/2022 tarihinde, davalı vekiline 01/07/2022 tarihinde tebliğ edildiği,  davalı tarafça depo emrine konu meblağın mahkeme veznesine depo edilmediği görülmüştür.  Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, bilirkişi kök ve ek raporları, tüm dosya içeriğine göre; HMK. 219. maddesine (HUMK. 326) göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, eş söyleyişle, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar HMK. 219. ve ardından gelen maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir.İspatın konusu HMK.nun 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.”Şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nun 190'ncı  maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır.Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/07/2011 tarihli kararında “Hemen belirtmelidir ki, satılanın tesliminin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ve devamındaki hükümler) göz önünde tutulması gerekir. İş bu davada dava konusunun, Küçükçekmece ... İcra Dairesi ... sayılı dosyasına cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın kaldırılması ve davalının iflası talebinden ibaret olduğu, davalının savunma olarak ileri sürdüğü transfer işlemleri olduğu görülmekle birlikte davalının iddialarını destekler nitelikte bir hesap hareketinin bulunmadığı, bu itibarla kök ve ek raporlarımızdaki tespitler davalının savunmalarını ispata yarar delil de sunmadığı dikkate alındığında davaya konu Küçükçekmece ... İcra Dairesi ... sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın 2.527.223,87 TL asıl alacak üzerinden kesin olarak kaldırılmasına karar  verilmiştir. İİK'nun 166/2 maddesinde öngörülen şekilde iflasn avansının yatırıldığı davalının itirazının kesin olarak kaldırıldığı anlaşılmış olup usulde depo emrinin davalı taraf tebliğ edildiği, gerekli ihtaratın yapıldığı, usulüne uygun tefhime rağmen davalının depo emrine esas miktarı mahkememiz veznesine veya davacı alacaklıya ödemediği, böylece; İİK'nun 155,156 ve 158.maddelerindeki yasal koşulların oluştuğu kanaatine varılmıştır...\" gerekçesiyle iflas kararı verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, müvekkili tarafından ... ve ...'in eylemleri sebebiyle haklarında hukuki (sorumluluk ve adi ortaklığın tasfiyesi davaları) ve cezai yasal süreçler başlatıldığını, adi ortaklığın tasfiyesi ve yöneticinin sorumluluğuna ilişkin Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/594 Esas sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, bu dosyanın bekletici mesele yapılması taleplerinin mahkemece kabul edilmediğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, bilirkişi raporlarına karşı beyanlarının değerlendirilmediğini, eksik incelemeye dayalı hatalı karar verildiğini,...'ın, davacı ...'in şubesi olarak sevk ve idare edildiğini, ayrı bir karar alma mekanizması ve ekonomik bağımsızlığı bulunmadığını, ...'ın hesabına giren paraların tamamının ... tarafından gönderildiğini ve aynı para miktarının ...'ın hesaplarından bir dönem \"avans ödemesi, maaş ödemesi\" şeklinde, bir dönem ...'in kadrolu muhasebecisi ...'ye ve ...'e gönderildiğini, hesap hareketleri dikkatlice incelendiğinde ...'a davacı ... haricinde bir para girişi olmadığını, davacı ... tarafından gönderilen paraların tamamının ... tarafından ya maaş ödemesi ya da şirketin diğer zorunlu ihtiyaçları için kullanıldığını, davacı ...'in tam hakimiyetinde olan ...'ın idare ve yönetiminde müvekkili ...'in hiçbir zaman söz sahibi olamadığını, ... Adi Ortaklığına gelen paraların davacı ...'in muhasebecisi ...'ye tekrar havale yapılmasının ...'ın bilinçli olarak borçlandırıldığının açık bir göstergesi olduğunu, ...'ın işçilik maaşları, kıdem tazminatları, catering hizmetlerinin dahi davacı şirket tarafından ödendiğini, davacı şirket ile ... arasında üretici müşteri ilişkisi bulunmadığını, her iki şirketin iktisadi bir bütünlük arz ettiğini, ...'ın davacının kalıp ihtiyacını karşılayabilmek gayesiyle kurulduğunu, normal bir ticari ilişkide üretici firmanın müşterisine iddia ettiği miktarda borçlu olmasının ticari hayatın olağan akışına uymadığını, ev hanımı olan müvekkilinin Adi Ortaklık işletmesi ile hiç ilgilenmediğini, merhum eşinin yeğenine ve yengesine duyduğu güven sebebiyle hesapları kontrol etme ihtiyacı hissetmediğin, davacı şirket müvekkiliyle ve ailesiyle yaşadığı husumet sebebiyle ihbar olunan ... ve ...'i de yanına alarak müvekkilini zor durumda bırakarak muvazaalı kayıtlar oluştururak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, fiktif bir borç oluşturulduğunu, davacı şirketin işbu davayı açtıktan sonra ihbar olunanlar ile ticari faaliyetlerini aynı işletme altında devam ettirmesinin muvazaanın açık göstergesi olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, İİK'nın 154 vd maddelerinde düzenlenmiş olan, iflas yoluyla takibe itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın kaldırılması ve iflas davasıdır.İİK'nın 154/1. maddesi uyarınca iflas yoluyla takipte yetkili icra dairesi, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki icra dairesidir. Ancak İİK'nın 154/3. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisi kamu düzeninden olmadığından bu konuda yetki sözleşmesi yapılabilir. Borçlu ve alacaklı yetki sözleşmesi veya yetki şartı ile borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerden başka bir yer icra dairesini yetkili kılmışlarsa o yerin icra dairesi de iflas takibi için yetkili sayılır. Ancak iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır. Davalı şirketin sicilde kayıtlı adresi \"...Başakşehir/İstanbul\" olup dava görevli ve yetkili mahkemede açılmıştır. ... sayılı dosyasında; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine 2.527,223,87 TL cari hesap alacağının ticari faizi ile birlikte tahsili istemiyle 02/10/2020 tarihinde iflas yolu ile adi takip başlatıldığı, ödeme emrinin 15/10/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı/borçlunun 15/10/2019 tarihli dilekçesi ile ticaret sicilinden terkin edildiği hususunun 05/09/2019 tarihinde ilan edildiğini, bu tarihten itibaren 1 yıllık süre içerisinde iflas yoluyla takip yapılmadığı için iflasa tabi olma özelliğini yitirdiğini, bu yasal düzenleme uyarınca iflas yoluyla takip yapılamayacağını beyan ederek ayrıca takibe, borca ve fer'ilerine itiraz ettiği anlaşılmıştır.İİK'nın 156/son fıkrası uyarınca, iflas ödeme emrine itiraz edilsin edilmesin, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde iflasın istenmesi gerekmektedir. Somut olayda, iflas ödeme emri 15/10/2020 tarihinde tebliğ edilmiş, dava 02/06/2021 tarihinde bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünde ...-... sicil numarası ile kayıtlı ... ... şirketinin 24/01/2001 tarihinden itibaren plastik kalıpçısı işleri iştigal ettiği hususunun 29/01/2001 tarihinde tescil edildiği ve 01/02/2001 tarih ve 5227 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 36.sayfasında ilan edildiği,İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünde 28/03/2019 tarihinde tescil edilen kayıtlara göre ... ... şirketinin miras yoluyla...'e devredildiği ve yeni unvanı... Sanayii, sicil no ...-... olan işletmenin yeni sahibi ve tek yetkilisinin ... olduğunun 03/04/2019 tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 1224.sayfasında ilan edildiği,Davalı ... Sanayii'nin ticareti terk ettiği hususunun 11/09/2019 tarih ve 9906 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 432.sayfasında ilan edildiği, ilan metnine göre 03/09/2019 tarihli ticareti terk dilekçesinin ibraz edildiği ve 05/09/2019 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. İİK'nın 44.maddesinde; \"Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Keyfiyet ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazete'de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan olunur. İlan masraflarını ödemiyen tacir beyanda bulunmamış sayılır. Bu ilan tarihinden itibaren bir sene içinde, ticareti terk eden tacir hakkında iflas yolu ile takip yapılabilir...\" hükmü yer almaktadır. Davalının ticareti terk ettiği hususu Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 11/09/2019 tarihinde ilan edilmiştir. İflas yoluyla takibin bu tarihten itibaren 1 yıl içinde yani en geç 11/09/2020 tarihine kadar başlatılması gerekmekte ise de takip 02/10/2020 tarihinde başlatılmıştır. Ancak 26/03/2020 tarih ve 31080 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı yasanın geçici 1.maddesinin 1/b bendi ile 30/04/2020 tarih ve 31114 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 29/04/2020 tarih ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı gereğince 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler 22/03/2020 tarihinden başlayarak 15/06/2020 tarihine kadar durduğu için iflas yoluyla takibin süresinde başlatıldığının kabulü gerekmiştir. İİK'nın 158.maddesinde \"Alacaklının iflas takibi kesinleştiğinde l66. maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahele veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler.Mahkeme, icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak, gerek iflas talebini gerek itiraz ve defileri umumi hükümler dairesinde tetkik ve intac eder. Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir.\" düzenlemesi yer almaktadır.İflas yoluyla başlatılan takibe itiraz edildiği takdirde, alacaklı ticaret mahkemesinde açacağı dava ile borçlunun itirazının kaldırılması ve iflasına karar verilmesi talep eder. Bu durumda mahkemenin öncelikle maddi hukuka göre bir yargılama yaparak, alacağın mevcut olup olmadığı ve muaccel hale gelip gelmediğini tespit etmesi, şayet alacağın varlığını ve muaccel hale geldiğini tespit ederse, bu halde iflas yargılamasına başlayarak bir ara kararla itirazın kaldırılmasına ve depo emrinin yerine getirilmesine karar vermesi, depo emri süresi içerisinde yerine getirildiği takdirde iflas davasını reddetmesi, şayet depo emri yerine getirilmez ise bu takdirde iflas kararı verilmesi gerekmektedir.Davalı tarafça her ne kadar cevap dilekçesindeki hususlar ileri sürülerek itiraz edilmiş ise de; Yukarıda yer verildiği üzere davalının miras yoluyla devraldığı İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünde ...-... sicil numarası ile kayıtlı ... ... şirketinin 24/01/2001 tarihinden itibaren plastik kalıpçısı işleri iştigal ettiği, iş adresinin... olduğu hususunun 29/01/2001 tarihinde tescil edildiği ve 01/02/2001 tarih ve 5227 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 36.sayfasında ilan edildiği, Yine İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünde ...-... sicil numarası ile kayıtlı ... Sanayii ... şirketinin ise başka bir şirket olup 24/01/2001 tarihinden itibaren plastik kalıpçısı işleri iştigal ettiği, iş adresinin Küçükçekmece ... olduğu hususunun 29/01/2001 tarihinde tescil edildiği hususunun 29/01/2001 tarihinde tescil edildiği ve 01/02/2001 tarih ve 5227 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 36.sayfasında ilan edildiği tespit edilmiştir.Yani ... ... şirketi ile ... Sanayii ... şirketinin aynı tarihte kurulan farklı şirketler olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca ... Sanayii ... şirketinin ticareti terk ettiği, bu hususun 25/10/2013 tarihinde tescil edildiği ve 01/11/2013 tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 504.sayfasında ilan edildiği anlaşılmıştır. Bu tespitlere esas kayıtlar, Dairemizce ... adresinden temin edilerek dosya kapsamına alınmıştır.Somut dosyada, itirazın kaldırılması koşullarının oluşup oluşmadığı hususu incelendiğinde; davacı tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre davalıdan 2.527,223,87 TL cari hesap alacağının bulunduğu, mahkemece oluşturulan ara karara rağmen davalı tarafça ticari defterlerinin ibraz edilmediği, savunmalarının ispatına yönelik somut bir delil sunulmadığı, ayrıca davacı tarafça yapılan ödemeye esas üretimin yapılarak teslim edildiği yada söz konusu avans ödemesinin davacı tarafça yapılmadığı hususlarının ispatlanamadığı anlaşılmakla, anılan tutar kadar alacaklı olduğu davacı tarafça ispatlandığından,mahkemece itirazın kesin olarak kaldırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sair itirazları savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğundan itibar edilmemiştir. İİK'nın 160. maddesi uyarınca davacı tarafından iflas avansı yatırılmış, Mahkemece 30/06/2022 tarihli celsede itirazın kesin olarak kaldırılmasına karar verilerek, İİK'nın 158 ve İİK'nın 166.maddesi uyarınca Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 01/08/2022 tarihinde Türkiye Gazetesinde ise 07/09/2022 tarihinde ilanlar yapılmıştır.07/06/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda 09/06/2022 tarihi itibariyle depo emrine esas alacak; 2.527.223,87 TL asıl alacak ve 663.863,63 TL takip sonrası işlemiş, 109.315,03 TL icra vekalet ücreti, 12.698,32 TL icra masrafları ve 114.988,69 TL tahsil harcı olmak üzere toplam 3.428.089,53 TL hesap edilmiş, celse tarihinden sonra karar vermesi halinde 1 günlük faiz tutarının 174.482,31 TL /160 = 1.090,51 TL olduğu bildirilmiştir.Mahkemece depo kararı 30/06/2022 tarihli celsede verildiği için bilirkişi raporunda belirtilen 1 günlük faiz tutarı = 1.090,51 TL üzerinden, faiz hesabı yapılarak 686.764,43 TL işlemiş faiz hesap edilmiştir. 30/06/2022 tarihli celsede 2.527.223,87 TL asıl alacak, 686.764,43 TL işlemiş faiz, 114.988,69 TL takipte kesinleşen alacak, 109.315,03 TL icra vekalet ücreti, 12.698,32 TL icra masrafları, 6.512,42 TL tahsil harcı olmak üzere toplam 3.450.990,34 TL üzerinden depo kararı oluşturulmuştur. Depo emri usul ve yasaya uygun olup duruşmada hazır olan davalı vekiline ihtar edilmiş, davalıya ise ayrıca tebliğe çıkartılmıştır.Depo emri 7 günlük kesin süre içerisinde yerine getirilmediğinden şirketin iflasına karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi,7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/05/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"113c2d8ca81b0d39","SID":"b4539d6d92225f20"}}