{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/582 <br>KARAR NO\t: 2025/1015<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davacı ile davalı arasında nervürlü demir satışı dolayısıyla ticari ilişki mevcut olduğunu, davacının 02.01.2017 tarihli, 272.580,00 TL bedelli fatura ile davalı-borçludan alacaklı olduğunu, alacağın tahsili için İstanbul Anadolu 18.İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile fatura alacağına dayalı ilamsız icra takibi yapıldığını,  davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve  %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili, savunmasında özetle; davalıya tebliğ edilen bir fatura olmadığından ve davalının  husumeti olmadığını, davalının  yerleşim yerinin İstanbul (Çağlayan) Mahkemeleri yargı alanı içerisinde yer aldığını, genel yetki kuralı çerçevesinde HMK md. 6 uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğunu, davalı ile davacı arasında her hangi bir şekilde ticari ilişki bulunmadığını,  davacının iddia ettiği gibi bir ticaret ve iddia edildiği gibi bir mal teslimi gerçekleşmediğini,  inşaat demiri piyasası sürekli değişkenlik gösteren, gün içinde farklı saat ve dakikalarda dahi anlık fiyat değişimi gösterebilen bir piyasa olduğunu, dava dilekçesinde iddia edilen 02.01.2017 tarihli 110 ton nervürlü inşaat demirine karşılık gelen 272.580,00 TL meblağın da  fahiş olduğunu, o tarihlerde her hangi bir işletmenin bu şekilde bir alış veriş yapmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,  davalının  2015 yılından bu yana kaba inşaat işi dahi yapmadığını, bu sebeple inşaat demirine ihtiyaç duyabilecek bir ticari ilişkiye girebilmesinin de mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 21.09.2021 tarihli raporda, davalı tarafın inceleme gününe katılmadığı ile defter ve belgelerini ibraz etmediğini, davacı yanın  ticari defterlerin incelemeye tabi tutulduğu, defterlerin  usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı lehine delil vasfı bulunduğu, davacı şirketin defterlerine göre davacının takip  tarihi itibari ile  davalı şirketten  faturadan kaynaklı olarak 272.580,00 TL alacaklı olduğu, belirtilmiştir.Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere inceleme günü verilmiş, bu karar davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde, davalının ticari defterlerini sunmadığı, bilirkişi raporunun davacının ticari defterlerinin incelenmek suretiyle hazırlandığı, dava konusu fatura alacağının davacı şirketinin defterlerinde ise kayıtlı olduğu ise, bilirkişi raporu ile sabittir. <br>HMK 222/3. maddesine göre davalının ticari defterlerini sunulmaması halinde davacının ticari defterleri lehine delil olarak sayılacağından, usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak ve alacağın varlığına kanaat getirerek davanın kabulü yolunda hüküm tesis edilmiştir. <br>İşlemiş Faiz Talebi Yönünden Yapılan Değerlendirmede; <br>Her ne kadar takip dosyasında  işlemiş faiz talep edilmiş ise de ; Taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme mevcut olmadığında ve borçlunun bir ihtar veya ihbarla temerrüde düşürülmediğinde işlemiş faiz talebi kabul edilemeyeceği, davacının düzenlemiş olduğu fatura tutarının ödeneceği vade belirtilse dahi bu durumu değiştirmeyeceği (Yargıtay 23.HD 2016/9530 E, 2020/877 K), anlaşılmakla, anılan bu şartlar gerçekleşmediğinden davacının işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. <br>İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;<br>İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. (Yargıtay 3.HD 2020/9238 E, 2021/6719 K)Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. \"  gerekçesiyle davanın  kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 272.580,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın %20'sine tekabül eden icra inkâr tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.  <br>Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tek taraflı olarak yalnızca davacının ticari defter kaydı dışında hiçbir delil olmayan fatura alacağının varlığına kanaat getirilerek davanın kabulüne karar verilmesinin  hatalı olduğunu,  davacının  nervürlü demir satışı yaptığına ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki  olmadığını,  mal teslimi gerçekleşmediğini,  inşaat demiri piyasası sürekli değişkenlik gösteren, gün içinde farklı saat ve dakikalarda dahi anlık fiyat değişimi gösterebilen bir piyasa olduğunu, dava dilekçesinde iddia edilen 02.01.2017 tarihli 110 ton nervürlü inşaat demirine karşılık gelen 272.580,00 TL meblağın da  fahiş olduğunu, o tarihlerde her hangi bir işletmenin bu şekilde bir alış veriş yapmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,  davalının  2015 yılından bu yana kaba inşaat işi dahi yapmadığını, bu sebeple inşaat demirine ihtiyaç duyabilecek bir ticari ilişkiye girebilmesinin de mümkün  olmadığını,  faturada imza bulunmadığını, sevk irsaliyesi olmadığını, malın teslimine ilişkin hiçbir delil ve dosyaya sunulabilecek dava konusu mal ile ilgili hiçbir delil bulunmadığını, mahkemece hiçbir değerlendirme ve araştırma yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, ticari satıma ilişkin  faturaya bağlı alacağın  tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili talebine ilişkindir.  <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.<br> Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu 18.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine  272.580,00 TL asıl alacak, 21.406,86 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 293.986,86 TL alacak yönünden 24.10.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı,  takip dayanağı olarak 272.580,00 TL faturanın gösterildiği, ödeme emrinin 18.10.2017 tarihinde tebliğ edildiği,  davalı  tarafından 20.11.2017 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.  Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında nervürlü demir satıma ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, bu sebeple düzenlenen faturaya konu demirin davalıya teslim edildiğini, ancak fatura bedelinin ödenmediğini ileri sürmüş; davalı vekili ise, ticari ilişki bulunmadığını, davalının inşaat yapmadığını, demir satın almasını gerektirecek bir durumu olmadığını, teslimin gerçekleşmediğini, bedelin fahiş olduğunu, davalının sorumluluğu bulunmadığını savunmuştur. <br>HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, taraflar arasında satım ilişkisi bulunduğunu, malı teslim ettiğini, takip konusu faturadan dolayı alacaklı olduğunu ispat yükü, davacı alacaklıdadır. Davacı, ticari defterlere, faturaya,  bilirkişi incelemesine, ödeme dekontlarına, BA formlarına ve yemin deliline dayanmıştır. HMK'nın 222/3 maddesine göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulması, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması gerektiği, bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesinin ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı olduğu, ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağının düzenlendiği görülmektedir. Davacı taraf ticari defterlerini sunmuş ancak davalı taraf sunmamıştır. Dosya kapsamında bulunan ve davacı ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporlarına göre takip ve dava konusu alacağın dayanağı fatura davacı defterlerinde kayıtlıdır. Ancak fatura konusu malın davalıya tesliminin de  kanıtlanması gerekir. Tek başına fatura düzenlenmiş olması ve bunun davacı defterinde kayıtlı olması alacağı kanıtlamaya yeterli değildir. Davalı taraf ticari defterlerini sunmamış, sadece  davacı defterleri üzerinde inceleme yapılmış ve davacı delillerini davalının ticari defterlerine hasretmemiştir. Bir diğer deyişle davacı taraf, HMK'nın 222/son maddesi uyarınca delillerini davalının defterlerine hasretmemiştir. Davacı delillerini hasretmediğinden davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olması, davacı iddiasının ispatlanmış kabul edilmesi için yeterli değildir. Ayrıca davalının BA formu ile vergi dairesine bir  bildirimde bulunmadığı da görülmektedir. Bu durumda mahkemece, ispat yükü üzerinde olan davacının  dayandığı  diğer deliller  yönünden inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. <br>Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, için ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.12.06.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1515a84f3137d39c","SID":"71b033e401dc8c0a"}}