{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/522 <br>KARAR NO:2025/1113<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:10.01.2025<br>NUMARASI:2024/677 Esas - 2025/18 Karar <br>DAVA:Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz<br>Taraflar arasındaki ticaret sicil memurunun kararına itiraz davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kurulduğu tarihten bu yana ortakları ve yönetim kurulu üyelerinin ..., ..., ...ve...'dan oluştuğunu, ... ve ...'un şirketi münferiden temsile yetkili olduklarını, şirketin kurulduğu tarihten bu yana başka ortağı veya yönetim kurulu üyesi bulunmadığını, temsilci değişikliği veya devri yapılmadığını, buna rağmen 14.10.2024 tarihli sicil gazetesinin 1296 sayfasında sahte bir şekilde yönetim kurulu kararı varmış gibi, ...  isimli kişinin  şirketin yetkilisi olduğuna dair gerçeğe aykırı ilan yapıldığını, ilan metnine göre bu kararın bir yönetim kurulu kararı değil, ortaklar kararı olduğunun  anlaşıldığını, ancak anonim şirketlerde ortakların genel kurul aracılığıyla iradelerini kullanabileceklerini, temsil yetkisinin yönetim kurulana ait olduğunu, buna rağmen sahte ve ortaklar kararı şeklinde alınan bir kararın yönetim kurulu kararı gibi incelenmeksizin tescil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ...'ın sahte karar ve belgelerle imza sirküleri çıkartmak için 15.10.2024 tarihinde Üsküdar ... Noterliğine gittiğini ve durumdan şüphelenen noterin araması ile durumdan haberdar olunduğunu, şüphelinin işlemi yapamadan noterden kaçtığını, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/262434 sayılı dosyasında yapılan soruşturmada ...'ın tutuklandığını ve soruşturmanın devam ettiğini, anılan kişinin sahte şekilde düzenlediği Kadıköy ... Noterliğinin 10.10.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemi ile şirketi her türlü resmî kurumda temsile ilişkin bir vekalet düzenlediğini, bu kararın şirket ortakları tarafından alınmış bir karar olarak sahte şekilde düzenlendiğini ve şirket ortağı olmayan ...'ın  şirket ortağıymış gibi imza attığını,...'ın isminin İlke olarak yazıldığını, diğer tüm imzaların sahte olduğunu, Kadıköy ... Noterliğinin 04.11.2024 tarihli yazısından, aslında 10.10.2024 tarih ve... yevmiye numaralı bir işlem bulunmadığı, suretteki kaşelerin noterliğe ait olmadığı, kaşedeki isimlerin noter veya çalışanı tarafından düzenlenmediğinin yani evrakın sahte şekilde hazırlandığının  belirtildiğini,  tescil isteyen kişilerce davalıya  başvuru dilekçesi, görev kabul beyanı ve yönetim kurulu karar defteri sureti sunulduğunu, şüphelinin başvuru dilekçesinde, sunulan karara göre müdür olarak atandığını belirttiğini, oysa anonim şirketlerde yönetim kurulu belirlenirken, başkan ve üyelerin listesinin sunulacağı, müdür olarak atamanın anonim şirketlerde söz konusu olmadığı, buna rağmen ... tarafından evrakların incelenmediğini, evrakların ekindeki sahte yönetim kurulu karar defterinin tasdikinde ... ve...şeklinde çift yevmiye numarası bulunduğunu, oysa karar defterinin açılışında tek yevmiye kaydı olması, alınan kararın tasdikinin ise ayrı bir yevmiye numarası olması gerektiğini, bu kayıtların da davalı tarafından incelenmediğini, yönetim  kurulu karar defter kapağındaki müvekkili şirketin vergi dairesi, adresi, karar defterine ilişkin bilgilerin gerçeğe aykırı olduğunu, başvuru dilekçesinde müvekkili şirket adına düzenlenen sahte kaşede adresin \"... Sokak\" yerine \"...Sokak\" olarak yazıldığını, görev kabul beyanı ve başvuru dilekçesinin aynı kişi tarafından imzalanmasına rağmen her iki belgeye farklı imzalar atılarak farklı telefon numaraları verildiğini, sahte işlemler hakkında davalıya başvuruda bulunularak 14.10.2024 tarihli ...'nin 1296 sayfasındaki ilanın kaldırılmasının talep edildiğini, ayrıca müvekkili şirketin, üçüncü kişiler ve şirketin zararına işlemler yapılmaması adına, genel kurul yaparak belirlenen yeni genel kurul kararının ve alınan yönetim kurulu kararın ilanın davalıdan talep edildiğini, ilan yapılması için davalıya sunulan kararlarda, ...'ın 10.10.2025 tarihine kadar münferiden şirketi temsile yetkili olduğu kararın sahte olduğu, kararın tescil ve ilanının yetkili kişilerce yapılmadığı, yok hükmünde olan bu kararın ve karar doğrultusunda ...'nde gözüken görevinin şirketin korunması amacıyla sonlandırılmasının istendiğini, ancak davalının 16.10.2024 tarihli talebin aksine adeta ilgili kişiye daha önce verilen bir yetki ve görevin sona erdirildiği gibi ilan yapıldığını, davalının bu tescili de tescil başvurusunun aksine ve başvuru ile ilgisi olmayan bir içerikle yayınlandığını,  yapılan işlem ile ilanın üçüncü kişiler arasında karışıklık yaratacağını ve bir işlem yapılmış olması hâlinde müvekkilinin zor duruma düşüreceğini, ilgili ilanların  hâlen yayında olduğundan, ilgili kişinin sahte kararın alındığı 10.10.2024 ve ilanın yayınlandığı 14.10.2024 tarihinden 16.10.2024 tarihine kadar şirketin yetkilisi olarak göründüğünü, ilanların yayında olması nedeniyle riskin hâlen devam ettiğini,  durumun öğrenilmesi üzerine müvekkilince banka, noter, tapu gibi yerlerde işlem yapılmasının önüne geçilmesi adına ihtarnameler göndererek ...'ın müvekkili ile ilgisi olmadığını bildirdiğini, ihtarların gönderilmesi ve ilanların  düzeltilmesi için ciddi masraf yapıldığını, davalının talebe aykırı olarak matbu metinlerle yapmış olduğu ikinci ilanda belirtildiği şekilde sahte evrak hazırlayan ...'ın görevinin sona erdirilmediğini, ilgili ilanın gerçek olmadığının ilanının istendiğini, davalının bu talebin aksine, ...'ın önceki görevinin sona erdirildiği şeklinde ilan yaptığını, bu durumun da 10.10.2024 - 16.10.2024 arasında ...'ın yöneticiliğinden şirketin bilgisi olduğu ve yöneticiliğin 16.10.2024 tarihinde sona erdirilmiş gibi bir algı oluştuğunu, anılan kişinin bu tarihler arasında müvekkili şirketi temsilen atacağı imzalar nedeniyle üçüncü kişilerin ilanların varlığı gerekçesiyle hak talebinde bulunma riskinin bulunduğunu, ilanın bu şekli ile kalması hâlinde müvekkilinin sahte belgelerle dolandırılma riski bulunduğunu, geriye dönük belgelerle müvekkili şirketin borç altına sokulabileceğinden ilk ilanın sicilden silinmesinin zorunlu olduğunu, ayrıca ikinci ilanın da talep edildiği şekilde tescil ve yayınlanmasının zorunlulu olduğunu, 14.10.2024 tarihli sahte ilanın kaldırılması ve 16.10.2024 tarihli ilanın içeriğinin düzenlenmesi talebi ile davalı ve TOBB Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi Müdürlüğüne 18.10.2024 tarihinde ihtarnameler gönderildiğini, davalının cevabi ihtarnamesinde sicil müdürlüklerince tescil edilen olguların re'sen değiştirilmesi veya silinmesinin mümkün olmadığı, kararın iptalinin kesinleşmiş yargı kararı ile mümkün olduğu gerekçesi ile taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin zarara uğramaması ve üçüncü kişilerin müvekkilinin zararına işlem yapmaması için 14.10.2024 tarihli ilanın terkini ile 16.10.2024 tarihli ilanın terkini/değiştirilmesi suretiyle düzeltilmesi için dava açıldığını ileri sürerek, sahte olarak hazırlanan 14.10.2024  tarihli ticaret ilanın  Ticaret Sicili Gazetesinden terkinine, 16.10.2024 tarihli kararın, kararda bulunan ...'ın  görev suresinin sonlandırılmasına dair 14.10.2024 tarihli kararı engellemek amaciyla alındığından 14.10.2024 tarihli kararın kaldırılmaması hâlinde 16.10.2024 tarihli kararda \"...'ın gorevinin sonlandırıldığına dair\" kısmın  da kaldırılmasına, aksi hâlde 16.10.2024 tarihli ve  11187 sayılı ... kaydının terkinine veya değiştirilerek ilanın müvekkili şirket tarafından alınan 16.10.2024 tarihli 2024/05 karar no'lu yönetim kurulu ve 16.10.2024 tarihli genel kurul kararları uyarınca yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili tedbir talebi olarak da ilgili ilanların hâlen herkese açık Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayında bulunması, ilgili şahısların o tarihlere ilişkin geriye dönük olarak şirket adına resmî senet, belge imzalaması gibi işlemlerde bulunması ve  üçüncü kişileri yanıltması, müvekkili şirketi ve üçüncü kişileri zarara uğratması  kuvvetle muhtemel  olduğundan sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek şekilde 14.10.2024  tarih, ... sayılı ve  16.10.2024 tarih, ... sayılı yayınların bulunduğu ..._ ... ve ... _... sayfalarındaki ilgili yayınlara ilişkin erişimin engellenmesi ile müvekkil şirketin 16.10.2024 tarihli başvurusuna göre ilanın düzenlenmesi şeklinde tedbir kararı verilmesini istemiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; tescil edilen hususların ilan edildiğini, tescil ve ilan edilen hususlar mahkeme kararı ile kaldırılsa dahi tescilin iptaline ve yok hükmünde olduğuna karar verilmeden tescilin ve tescil hükümlerinin ortadan kalkmayacağı hususunun davacıya bildirildiğini, şirket yetkilisinin mersis hesabı üzerinden tescile tabi bilgileri doldurularak online ortama müvekkilinin hiçbir dahli olmadan bilgileri aktarıldığını, bu sürece müvekkilinin müdahale imkânı bulunmadığını, bu nedenlerle tescile tabi hususların ancak mahkeme kararı ile iptal edilerek ilanın ortadan kaldırılabileceğini, bu şekilde bir talep olmadan sadece ilan ile ilgili hüküm kurulacak ise muhatapın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi (TSG) olduğunu, tescil ve ilan işleminin hukuka uygun olduğunu, sahteliğin uzman incelemesi olmaksızın çıplak gözle incelenerek anlaşılamayacağını, müvekkilinin bu konuda inceleme ve araştırma yükümlülüğü bulunmadığını, sahteliği iddia edilen MERSİS başvurusunun bizzat şirket yetkilisi ...tarafından oluşturulduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Davacı tarafın iddiası  Ticaret Sicil Gazetesinde 14/10/2024 tarihinde yayınlanan ilanda ... isimli kişinin şirket ortağı olmadığı ilanda yapılan diğer imzaların ise sahte olarak atılmış olduğu belirttiği  Ticaret Sicil kayıtlarında yapılan incelemede ise şirket ortaklarının ..., ... ve ... ve ... olduğu ilanı yapılan kararda da bu kişilerin isim ve imzalarının olduğu anlaşıldığından Ticaret Sicil Müdürlüğünün bu kişilere ait olan imzaların sıhhatini araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır ve  Ticaret Sicil Yönetmeliği 22 maddesi gereği, şirket yetkilileri olarak gözüken bu kişilerin imzaları bulunan karara istinaden kendisine yapılan başvuruyu ilan etmek durumundadır yine bu kararın iptaline ilişkin 16/10/2024 tarihinde davacı şirketçe alınmış olan kararda ise 14/10/2024 tarihli ilanın gerçeğe aykırı olduğunu şeklinde karar alınmış ise de bu kararında ticaret sicilde davacı şirketin talep ettiği şekilde yayınlanması için davacı şirketin Ticaret Sicil Gazetesinde 14/10/2024 tarihinde ... sayılı ilanı yapılan yönetim kurulu kararının iptalini sağladıktan sonra bu doğrultuda yeni ilan yaptırması gerektiğinden ve ticaret sicil memurluğunun TTK ve Ticaret Sicil Yönetmeliğine göre yapmış olduğu ilanı yapılan yönetim kurulu kararındaki şirket ortaklarına ait imzaların sahteliği davacı tarafça mahkeme kararı ile ispatlanmadan davacı tarafın talep ettiği şekilde ilanı kaldırması mümkün olmadığı...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 14.10.2024 tarihli ilana konu kararının ve içeriğin sahte olduğunun noterlikçe belirlendiğini, 16.10.2024 tarihli kararın davalı tarafından, içerik değiştirilerek ilan edilerek, müvekkili şirketle hiçbir alakası olmayan ...'ın kararın alındığı 10.10.2024 tarihinden 16.10.2024 tarihine kadar müvekkili şirketin münferit yetkili temsilcisi gibi gözüktüğünü, ilanların halen gazetede durması nedeniyle geçmişe dönük olarak kıymetli evrak ve belge düzenlenebileceğini, üçüncü kişilerin de bu tarihler arasında anılan kişinin şirketi temsil etmiş gibi bir izlenime kapılabileceğini, ilanın terkin edilmemesi halinde müvekkili şirketi dolandırmak isteyen kişilerin önünde hiç bir engel bulunmadığını, buna rağmen mahkemece davanın reddine karar verildiğini,Mahkeme gerekçesinde davalı müdürlüğün Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22. maddesi gereğince şekli inceleme yapacağı ve burada sayılan kişilerin taleplerinin ilan edileceğinin kabul edildiğini, oysa anılan maddeye göre yönetim kurulu veya temsile yetkili üyelerin tescil talebinde bulunabileceğini, oysa tescil belgelerinin şirket ortağı veya temsile yetkili olmayan kişi tarafından sahte şirket kaşesi üzerine ...'ın imzası taklit edilerek başvuru yaptığını, bu nedenle davalının başvurunun yetkili kişi tarafından yapılıp yapılmadığını kontrol yükümlülüğünü yerine getirmediğini, anılan kararda tüm ortakların toplantı yaparak karar aldığının belirtildiğini, buna rağmen davalının hazirun listesi istemediğini, anonim şirketlerde yönetim kurulunun görev ve yetkilerini dışardan bir kişiye devredebileceğini, ancak bu kararın tüm ortakların aldığı bir karar olduğunu, yönetim kurulu dışında ortakların alacağı kararın ancak genel kurul kararı olacağı, ...'ın şirket ortağı olmadığı hususunun değerlendirilmediğini, bu kararın tüm ortakların almış olduğu bir yönetim kurulu kararı gibi görülerek tescili edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının sahte belgeyi incelemeden yetkisiz kişinin yaptığı tescil talebini kabul ettiğini,Mahkemece Yönetmeliğin 34. maddesine atıf yapılarak davalının inceleme mükellefiyetinden bahsedilmesine rağmen, bu gerekçe ile çelişir şekilde,  tescili istenen ilanın hukuka aykırı olup olmadığı noktasında inceleme yapma yükümlülüğünden bahsedilmesine rağmen hatalı karar verildiğini, mahkemece alınan kararda şirket ortaklarının adlarının bulunduğunun belirtildiğini, oysa şirket ortağı olan...'ın adının sahte kararda İlke olarak yazıldığını ve mahkemece bu ismin düzeltilmeden aynen yazıldığını, ayrıca tescil için götürülen kararın yönetim kurulu kararı örneği şeklinde olmayıp, şirket ortakları tarafından alınan bir karar şeklinde hazırlandığını, ...'ın ortak veya yönetici olmamasına rağmen kararda imzası bulunduğunu, anonim şirketlerde ortaklar kararının ancak genel kurul şeklinde olabileceğini, buna rağmen ortaklar kurulu kararı şeklinde alınan bir kararın, yönetim kurulu kararı gibi incelenmeksizin tescil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece bu kararın bir yandan yönetim kurulu kararı gibi değerlendirildiğini, bir yandan da ilanı edilen kararda şirket ortaklarının isim ve imzalarının olması nedeniyle imzaların sıhhatinin inceleme yükümlülüğü bulunmadığının kabul edildiğini, imzalar sahte olmakla birlikte, öncelikle şirket ortağı olmayan bir kişinin şirket ortağı gibi imza atmasının davalı tarafından incelenmediğini, sanki şirketin dört ortağınca imzalanmış bir belge varmış gibi karar verildiğini, oysa şirketle hiç bir ilgisi bulunmayan bir kişinin de imzası bulunan sahte belgenin, imzacılardan ...  şirket ortağıymış gibi değerlendirildiğini, bu hususun başlı başına hükümsüzlük sebebi olduğundan imzaların sahteliğinin araştırılmasına gerek bulunmadığını, sahte olarak düzenlenen yönetim kurulu karar defteri nüshasındaki tasdik üzerinde iki yevmiye numarası olduğunu, oysa karar defterinin açılışında tek yevmiye kaydı olması gerektiğini, alınan kararın tasdikinin ise ayrı bir yevmiye numarası ile olması gerektiğini, davalının şüpheli bu durumu da incelemeden ilan yaptığını, yönetim kurulu karar defter kapağında şirketin vergi dairesi, adresi, karar defterine ilişkin bilgilerin gerçeğe aykırı olmasına rağmen bu hususun  dikkate alınmadığını, şirket adına düzenlenen kaşede şirketin bulunduğu sokak adının hatalı yazıldığını, görev kabul beyanı ve başvuru dilekçesi aynı kişi tarafından imzalanmasına rağmen her iki belgede farklı imzalar atılarak, farklı telefon numaralarının beyan edilmesinin de çelişki olduğunu,Mahkemece davalının imzaların sıhhatini araştırma yükümlülüğü bulunmadığına değinilmiş ise de, ilgili kararda ... adına taklit edilen imzanın aynısının bu kez başvuru dilekçesinde ... adına taklit edildiğini, Yönetmeliğin başvuru, içerik ve şekil başlıklı 23/5. maddesinde dilekçe sahibinin kimliğini ispatla yükümlü olduğunun belirlendiğini, davalını karardaki sahte noter kaşesinin gerçekliğini inceleme yükümlüğü bulunmasa da başvuru dilekçesinde herhangi bir noter kaşesi olmadığından yukarıda ilgili yönetmelik maddesi uyarınca imza bakımından her türlü karşılaştırmayı yapması ve istemde bulunan kişinin verdiği diğer dilekçeler ile karşılaştırma yapması gerektiğini, zira aynı sahte imzanın bir dilekçede ... adına atılmasına rağmen diğerinde ... adına atıldığını ve bu hususun da  kolaylıkla tespit edilebileceğini,İmzaların sahteliğinin araştırılmasından önce tescil ve ilan edilen 10.10.2024 tarihli kararın sahte noter, sahte noter kaşesi, sahte yevmiye numarası ile düzenlendiğini, kararın da sahte olduğunu, kararda adı geçen ...'ın resmi evrakta sahtecilik suçundan tutuklandığını, mahkemece savcılık dosyası getirtilmeden ve noterin sahteliğe ilişkin beyanları incelenmeden sahteliğin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar  verilmesinin hatalı olduğunu, bir an için imzaların sahteliği ispatlanmadığı iddiası kabul edilse dahi zaten ortada sahte bir noterlikçe oluşturulmuş bir karar bulunduğunun kanıtlanmasına rağmen, evraktaki içeriklerin ayrıca sahteliklerinin ispatlanmasının beklenmesinin doğru olmadığını,Mahkemece 14.10.2024 tarihli ilanı yapılan yönetim kurulu kararının iptalinin sağlanarak, sonra bu doğrultuda ilan yaptırılması gerektiğinden bahsedildiğini, oysa ilgili sahte kararın yok hükmünde olması nedeniyle kararın iptalinin sağlanmasının usule aykırı olduğunu, yok hükmünde olan bir kararın mahkeme gerekçesine göre iptalinin sağlanması, bu kararın iptale kadar yürürlükte olduğu anlamına geleceğini, müvekkilince üçüncü kişilerin zarar görmemesi için derhal genel kurul yapılarak yönetim kurulu seçimine karar verildiğini, bu tescilin dahi davalı tarafından tescil başvurusunun aksine ve başvuru ile ilgisi olmayan bir içerikle yayınlandığını, bu şekilde bir ilanın üçüncü kişiler arasında karışıklık yaratacağını, bu kararlara göre sahte kararın alındığı 10.10.2024 ile ilanın yayınlandığı 14.10.2024 tarihinden 16.10.2024 tarihine sahte belge düzenleyen kişinin şirketin yetkilisi olarak gözükeceğini, bu durumda üçüncü kişilerin bu tarihleri içerir sahte borç belgesi düzenlemesine imkan sağlandığını, davalının eksik inceleme ile yayınladığı bu ilanların terkini ve bunun mümkün olmaması durumunda tescilin yoklukla malul olduğunun tespiti ile tescilin iptalinin istendiğini, davalının tescil ve düzeltme talebini reddetmesi üzerine bu davanın açıldığını, davalıya bununu için gönderilen ihtara verilen cevapta sicil kaydında ancak kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile işlem yapılabileceğinin bildirilerek talebin reddedildiğini, bu ret kararına karşı da eldeki davanın açıldığını, Yönetmeliğin itiraz başlıklı 39.maddesine göre süresinde itiraz edildiğini, mahkemece soruşturma dosyası incelenmeden, noterliğin sahtelik tespiti değerlendirmeden ve tedbire yönelik istinaf başvurusunun sonucu beklenmeden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, nitekim tedbir talebinin reddine ilişkin kararın istinaf sonucu kaldırılarak tedbir kararı verildiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 34. maddesi uyarınca ticaret sicil memurluğu kararına itiraza ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddinre, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, TSG'nin 14.10.2024 tarihli, ... sayılı ve ... numaralı sayfasında müvekkili şirket adına yer alana ilanın sahte şekilde alınan yönetim kurulu kararına dayandığını,  bu kararda ve ilanda müvekkilini temsile  yetkili  ...'ın müvekkili şirketi temsile yetkili olmadığı gibi şirketle ilgisi bulunmadığını, bu durumdan  şahsın noterlikte sahte evraklarla işlem yaparken tespit edilmesi üzerine noterlikten müvekkili aranarak haberdar edildiğini, bu durumun sakıncalarını gidermek için müvekkili davacının 16.10.2024 tarihinde genel kurul toplantısı yaparak adı geçen kişinin şirketle ilgisi olmadığına, 14.10.2024 tarihli ilanın  gerçeğe aykırı evraklarla ilan edildiğine dair karar alındığını, yine yönetim kurulu kararı da alınarak ...'ın temsile yetkili olduğuna dair karar aldığını, davalıdan bu genel kurul kararı ile yönetim kurulu kararının ilanının talep edildiğini ancak davalının  bu kararları 16.10.2024 tarihinde, 11187 sayılı gazetede belirtilen evrakların aksine, tescili sanki ilgili şahsa daha önce verilen bir yetki ve görev varmış ve bu görev sonlandırılmış gibi ilan ettiğini ileri sürerek, Ticaret Sicil Gazetesinin  14.10.2024 tarihli, 11185 sayılı ve 1296 sayfadaki ilanın terkinine,  16.10.2024 tarihinde, ... sayılı ve ... sayfadaki ilanın değşitirilerek ilgili yönetim kurulu ve genel kurul kararları uyarınca ilanın yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 30.12.2024 tarihli, ıslah dilekçesinde ise; müvekkili veya üçüncü kişilerin zarar görmemesi için sahte olarak hazırlanan 14.10.2024  tarih ... sayılı ... sayfa numaralı ilanın TSG'nden terkinine, 16.10.2024  tarihli kararda bulunan ...’ın görev süresinin sonlandırılmasına dair kararın 14.10.2024 tarihli kararı engellemek amacıyla alındığından 14.10.2024 tarihli kararın kaldırılmasına/terkinine karar verilmesi hâlinde, 16.10.2024 tarihli kararda \"... görevinin sonlandırıldığına dair\" kısmının da kaldırılmasına/terkinine, mahkeme aksi kanaatte ise 16.10.2024 tarih 11187 sayılı TSG kaydının terkin edilmesi veya değiştirilerek, ilanın müvekkil şirket tarafından alınan 16.10.2024 tarihli 2024/05 karar no'lu yönetim kurulu ve 16.10.2024 tarihli genel kurul kararları uyarınca yapılmasına; ilanların tamamen ortadan kaldırılması veya silinmesinin mümkün olmaması hâlinde yok hükmünde olan Kadıköy ... Noterliğinin 10.10.2024 tarih ... sayı ile tasdikli 10.10.2024 tarihli 02 sayılı yönetim kurulu kararına dayanarak yapılan ve ...'ın 10.10.2025 tarihine kadar şirketi münferiden temsile yetkili olduğuna dair ...'nin 14.10.2024  tarihli, ... sayılı, ... sayfa numarasında bulunan tescilin yoklukla malul olduğunun tespitine ve tescilin iptaline, anılan kişinin görevinin sona erdiğine ilişkin 16.10.2024 tarihli ... sayılı...nin 1450. sayfasındaki tescilin yoklukla malul olduğunun tespiti ile tescilin iptaline karar verilmesini istemiştir.Dava dilekçesinde anlatılan olaylara göre davalı şirketle hiç bir ilgisi bulunmayan ...'ın tamamen sahte şekilde düzenlemiş olduğu 10.10.2024 tarihli ve şirketin tüm ortaklarının katılımıyla alınan karar ile bir yıl süreyle şirket müdürlüğüne seçildiğine dair evrak oluşturuldu anlaşılmıştır. Anılan kararın tamamen sahte olduğu ve şirket ortaklarından...'ın adının yanlış yazıldığı anlaşılmıştır. Anılan kişinin bu sahte belge ile yine tamamen sahte şekilde Kadıköy ... Noterliğinin 10.10.2024 tarih ve ... yevmiye sayılı yönetim kurulu kararını oluşturduğu, anılan belgede bulunan yevmiye numarası ve noter imzalarının sahte şekilde atıldığı noterlik yazısından anlaşılmıştır. Sahte belge düzenleyen ...'ın, sahteliği anlaşılabilecek şekilde düzenlenen bu belgeler ile 10.10.2024 tarihinde davalı kuruma tescil başvurusu yaptığı, tescil başvurusundaki imza ile müdürlük görev kabul beyanındaki imzaların her ikisinin ...'a ait olmasına rağmen belgelerin farklı şekilde imzalandığı ve tescile eklenen yönetim kurulu karar defterinde iki farklı yevmiye numarası bulunduğu, bu tasdiklerin de sahte olduğu anlaşılmıştır.Sahtecilik işleminden Üsküdar ... Noterliğinin 15.12.2024 tarihli uyarısı ile haberdar olunduğunu ve ...'ın sahte şekilde düzenlediği belgelerle Üsküdar ... Noterliğinde sahte vekaletname çıkarılırken, durumdan şüphelenen noterlik çalışanlarınca, fark edilmesi üzerine işlemin yapılmadığı  anlaşılmıştır.İlgili hakkında yapılan suç duyurusu üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca sahte belge oluşturmak suçundan soruşturma yapıldığı dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır.İşlemin sahte olarak yapıldığının ortaya çıkması üzerine davacı tarafından ilk olarak 16.10.2024 tarihinde davalıya başvurularak ilanın sahte olduğu belirtilerek terkini istenmiştir.Gerçekten de TSG'nin 14.10.2024 sayılı nüshasında sahte şekilde düzenlenen belgelerle ilan yapılmış, sahte 10.10.2024 tarih, 2 sayılı yönetim kurulu kararının tescil edilerek ...'ın 10.10.2025 tarihine kadar müdür olarak atandığı ilan edilmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere bu karar yönetim kurulu kararı şeklinde olmayıp genel kurul kararı şeklinde olduğu ve şirket ortağı olmayan ...'ın karara katıldığı, şirket ortaklarından İlker'in isminin yanlış yazıldığı anlaşılmıştır. Sahteciliğin ortaya çıkması üzerine, şirket tarafından genel kurul yapılarak 16.10.224 tarihinde yönetim kurulu seçilmiştir. Yönetim kurulunun 16.10.2024 ve 2024/5 sayılı kararı ile ...'ın sahte işlemleriyle yapılan işlemlerin şirketi bağlamadığı, bu kişinin hiç bir şekilde şirket adına işlem yapamayacağı, buna rağmen Sicil Müdürlüğünde görülen kaydın tedbiren sonlandırılmasına karar verilmiştir.Davacı tarafından, ...'ın yetkili olmadığına ilişkin banka ve resmî kurumlara yazılar yazılmıştır.Davacı tarafından davalıya gönderilen 18.10.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı noter ihtarında, 14.10.2024 tarihli ilanın kaldırılması, şirketçe alınan 16.10.2024 tarihli genel kurul kararlarının içeriklerinin dışında yayınlanması nedeniyle 16.10.2024  tarih, 11187 sayılı TSG kaydının silinmesi veya değiştirilerek tescil başvurusunun ekindeki kayıt ve kararlara göre ilan edilmesi istenmiştir.Davalı tarafından verilen 25.10.2024 tarihli cevapta;TSG'nde ilan edilen hususların aleniyet kazandığı ve Sicil Müdürlüğü kayıtlarının üçüncü kişilere açık olması nedeniyle gizlenmesinin, silinmesinin ya da değiştirilmesinin mümkün olmadığı bildirilmiştir. Bu ret kararı üzerine davacı vekilince süresi içerisinde 08.11.2024 tarihinde eldeki dava açılmıştır. Davacı şirketin, sahte kararlara dayalı ilanın sakıncalarını gidermek üzere aldığını  belirttiği 16.10.2024 tarihli genel kurul kararında ''1- Her ne kadar 14.10.2024 tarih ve ... numaralı Ticaret Sicil gazetesinde ... Kimlik no'lu İstanbul/Beyoğlu adresinde ikamet eden ...'ın 10.10.2025 tarihine kadar münferiden temsile yetkili olduğu yönünde gerçeğe aykırı bir karar ilan edilmişse de şirketimizce bu yönde alınan bir karar olmadığından, şahıs şirketimizce de tanınmadığından, söz konusu ilan şirketimiz tarafından yapılmadığından ve kararda yer alan tescile delil olan belgeler de gerçeği yansıtmadığından ...’ın şirkette görev yaptığını hiçbir şekilde kabul, onay ya da ikrar anlamına gelmemek üzere zaten yok hükmünde olan bu kararın ve karar doğrultusunda ticaret sicil gazetesinde gözüken görevinin şirketimizi koruma tedbiri amacıyla sonlandırılmasına, bu konuda ... ve tespit edilecek diğer şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunulmasına, 2-Türkiye uyruklu ...Kimlik numarası ile İstanbul/Kadıköy adresinde ikamet eden ...'un (Yön.Kur.Başkan Yar.) (Münferiden temsile yetkilidir.) ve Türkiye uyruklu ... kimlik numaralı ...ın mevcut görev sürelerinin 16.10.2027 (Yönetim Kurulu Başk.)(Münferiden temsile yetkilidir.)tarihine kadar uzatılmasına... '' şeklinde karar alındığı görülmektedir. Dava konusu olan ve  TSG'nin 14.10.2024 tarihli, ... sayılı ve ... numaralı sayfasında davacı adına yer alan ilana dayanak belgelere ilişkin yevmiye kaydı ve kaşesi bulunan Kadıköy ... Noterliğince İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/262434 sayılı dosyasına gönderilen cevabi yazıda, ilanın dayanağı yönetim kurulu kararındaki yevmiye sayısının noterliğe ait olmadığı, noterlik kaşesi altında yer alan ilgili isimlerin de  noterin de noterlikte çalışmadığının bildirildiği, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacının davalıya TOBB'ne başvuruları bir bütün olarak dikkate alındığında davalının yaptığı işlemlerin usulsüz olduğu anlaşılmaktadır.TTK'nın  29. maddesine göre, tescil istemi dilekçe ile yapılır. Dilekçe sahibi kimliğini ispat etmek zorundadır. Dilekçedeki imza noterlikçe onaylanmışsa, ayrıca kimliğin ispatlanmasına gerek yoktur. Buna göre sahte belgelerle tescil başvurusunda bulunulmasına rağmen, belge ekinde sahte şekilde düzenlenmiş noterlik belgesi bulunduğundan, davalının araştırma yükümlülüğü bulunmadığı düşünülebilir. Ancak şirket ortağı olmayan bir kişinin alınan kararda isminin bulunması, şirket müdürlerinden birisinin adının yanlış yazılması, noterlik belgesinin, tamamen sahte şekilde düzenlenip hiç bir şekilde noterce düzenlenmediği açık olması karşısında, davalının inceleme yönünden kusuru olduğu kabul edilmelidir.Esasen, tamamen sahte belgelerle yapıldığı açık olan bir tescilin, sanki  şirket yetkili kurullarınca alınmış gibi sonlandırması ve şirketin yeniden aldığı temsile ilişkin kararın ilan edilmesi, şirket açısından telafisi güç veya imkansız zararlar oluşturacaktır. TTK'nın 36. maddesindeki sicilin üçüncü kişiler üzerindeki etkisi dikkate alındığında, yapılan işlemlerin gerçek ve doğru şekilde tescil ve ilan edilmesinde  davacı şirketin korumaya değer bir hukuki menfaati bulunmaktadır. Sicil müdürlüğünün hafif kusuru ile de olsa, davacı şirketin ciddi zararlara uğraması ihtimali bulunduğundan, gerçek durumun tescil ve ilanı gerekmektedir. Ancak bu durumda, TSG'nde ilan edilen ve üçüncü kişilerin vakıf olduğu tescil kayıtlarının silinmesi mümkün olmadığı gibi, Gazete'de çok sayıda ilanın bulunduğu dikkate alınarak, erişim engeli getirilmesi de mümkün değildir. Ancak bu durumda davalı tarafından alınan ve Dairemizin 2024/1889 E - 2024/1986  K sayılı tedbir kararında belirtilen hususların ilanı ile davacının gerekli hukuki korumaya kavuşacağı kanaatine varılmıştır.Mahkemece belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Zira sahte şekilde alınmış olan bir kararın iptali için davacının dava açmasına gerek bulunmamaktadır. Alınan karar, buna ilişkin noter işlemi tamamen sahte olup yok hükmündedir. Yok hükmünde ola bir belge ile tescil yapıldığı dikkate alındığında, ayrıca bu belgelerin yokluğunun tespiti için dava açılmasına da gerek bulunmamaktadır.Diğer yandan, şirketin ibraz edilen sahte kararında şirket yöneticilerinin imzası bulunduğu belirtilmiş ise de bu kararda bir yöneticinin isminin hatalı yazıldığı ve ibraz edilen tescil talebi ile sahte görev kabul yazısında ...'a atfen atılan imzaların farklı olması nedeniyle sicil müdürlüğünün TTK'nın 29. ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 23. maddesinde belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü  gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının  kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kısmen kabulü ile davacının, 14.10.2024 tarih, 11185 sayılı, ... sayılı tescilin terkini ve yoklukla malul olduğunun tespiti isteminin reddine, 2-Davacının 16.10.2024 tarih, 11187 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nin 1450. sayfasındaki ... sayılı görev dağımındaki değişiklik başlıklı ilana yönelik terkin talebinin reddine, 3-Davacı şirketin 16.10.2024  genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının tam metinlerinin, masrafı davacı tarafça karşılanmak kaydıyla,  Ticaret Sicil Gazetesi'nde aynen ilanınına, 4-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan tahsili Hazineye irad kaydına,5-Davacı tarafça yapılan 607,50 TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 303,75 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihindeki AAÜT hükümlerine göre belirlenen 30.000,00 Tl vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihindeki AAÜT hükümlerine göre belirlenen 30.000,00 Tl vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan ve karar kesinleştikten sonra, davacı tarafa  iadesine,10-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından harcanan  1.683,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 260,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.943,10 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,11-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,12 Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 19.06.2025 tarihinde, oy birliğiyle  ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6914782b3448c6ae","SID":"2bb23e64376fd7ab"}}