{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/2067 Esas<br>KARAR NO:2025/951 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2017/625 Esas - 2022/284 Karar <br>TARİH:19/04/2022<br>DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:12/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;icra takibinde yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, bunun düzeltilmesi için 31.05.2017 tarihinde icra hukuk mahkemesinde dava açıldığını, müvekkilinin bankalara yazılan haciz bildirimleri ile KKB kayıtlarına da geçen takip işlem bilgileri izleniminde olarak, müvekkilinin ekonomik sicili sağlamken bozulmasına, ticari itibarının telafisi inıkansız derecede kaybına muttali olduğunu, müvekkilinin ne kefalet ne de bir başka özellikle takibe konu nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talep ettiklerini, takibe konu bonoda 1.borçlu gözüken ...'nın 25/06/2015 tarihli ve 150.000-TL miktarlı kullandığı yeni krediye ilişkin imzaladığı ...'ne müvekkilinin kefil sıfatı ve imzasının bulunmadığını, bu nedenle sorumlu olamayacağını, bononun üzerinde sebebi olarak göslerilen hanede nakden ibaresi bulunurken, 09/08/2016 tarihli Takip Talebinde 3.bent açıklamalarında yer aları tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ibaresinin, bononun zemininde ayrı ve özel bir borç ilişkisini ve bu borç için ayrı bir takip işlemine geçildiğini gösterdiğini, bononun vasfının değiştiğini, davalının  bonodaki mücerretlik ilkesine dayanarak savunma kuramayacağını, ... sayılı takibine konu bononun hanelerinin boş bırakılarak düzenlendiğini, teminat amacı değiştirilerek bedelsiz kalmasının üstünün örtüldüğünü, 01/07/2016 tarihinde davacı ve diğer birlikle borçluların bankaya ne için, hangi nedenle gitmişlerdir ki banka tarafından ödeme yapılmışur, açıklığa kavuşması gerektiğini, bankanın 01/07/2016 taribinde nakit ödemesi karşılığında bu bonoyu almış olması gerektiğini; müvekkilinin imzasının bulunduğu 24/07/2013 tarihli ...'nin sözleşmenin düzenlendiği tarihte geçerli olan TBK-md 584/1 maddesi uyarınca kefilin kefaletinin geçerli olabilmesi için aranan koşulların (eş muvafakatının) bulunmadığını, eksik doğmuş, hükümsüz bir kefalet ilişkisinin varlığında davalı hankanın İorahim isimli şahsa, müvekkilinin imzası bulunmayan 25/06/2015 tarihli yeni ... ile kredi ilişkisi kurduğunu, bu yeni kredinin borçlusunca ödenmeyince bononun borcun zemini içine sokulduğunu, davalı bankanın hukuksuz kesinleşmeye bağlı olarak müvekkilinin tüm taşınmazları ve araçlarını haczederek mülkiyet hakkını kısıtladığını, haksız takibe maruz kalan müvekkilinin uğradığı maddi ve manevi zararları ve bankalar önündeki temiz sicilinin kirletilmesi eylemiyle ekonomik ticari itibar kaybının büyük olduğunu beyanla hukuksuzluk içeren eylem gelişmeleriyle mağdur edilmek istenen davacı müvekkili aleyhine olarak başlatılmış bulunan... sayılı takibine karşın; davacı açısından bonodan dolayı bedelsizlik vasfının tespiti ve borçlu olmadığının  tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil banka  ile DAVA DIŞI ... arasında  Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini ve imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine istinaden adı geçen şahsa hesaplar açılarak krediler kullandırıldığını, borcun ödenmemesi üzerine borçlular tarafından müvekkili bankaya 125.000 TL senet teslim edildiğini, senedin vadesinde ödenmediğini, İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1160 D.İŞ sayılı dosya üzerinden ihtiyati haciz kararı alınarak,  müvekkili banka lehine   davacı ve dava dışı diğer diğer senet borçluları  aleyhine ...sayılı dosyadan takip başlatıldığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, senede ilişkin tarihlerin sonradan doldurulduğunu iddia eden davacının  bu iddiasını ispat yükümlülüğünün kendisine ait olduğunu, davacı tarafın takibe konu senedin teminat senedi olduğu yönündeki iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, takibe konu senet, kredi borcuna mahsup edilmek üzere,borçlular tarafından müvekkili  bankaya devir ve teslim edildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 19/04/2022 tarih ve 2017/625 Esas - 2022/284 Karar  sayılı kararında;\" Dava; takibe konan senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.Mahkememizce dosya arasına alınan İstanbul 14. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında; ...Bank AŞ tarafından ..., ..., ... aleyhine icra takibi başlatıldığını, 121.377,00 TL asıl alacak ve 349,17 TL işlemiş faiz olmak üzere 121.726,17 TL'nin tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.Fethiye CBS'nin 2018/9491 soruşturma sayılı dosyasında müşteki olan davacının işbu davaya konu senedin sonradan doldurulduğundan bahisle şikayetçi olduğu, şüpheliler hakkında KYOK verildiği, karara yapılan itirazın Sulh Ceza Hakimliğince reddi ile birlikte kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.Mahkememizce tarafların delilleri toplanmış ve senet uyarınca alacak borç durumunun irdelenmesi amacıyla bilirkişi raporu alınmıştır.<br>Mahkememizce dosya kapsamına alınan 17/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda ;\"...1) Davacı yan, teminat olarak verilen senedin sonradan doldurulduğu, önceki kredilerin kapandığı iddiasıyla, takibe dayanak senedin bedelsizlik vasfının tespiti ile, takibin iptalini dava ettiği;2)Davacının bono üzerindeki imzasını inkar etmediği;3)Dava konusu bononun üzerindeki boşlukların sonradan doldurulduğunun kabul edilmesi halinde bononun kamhbiyo senedi vasfına halel gelmeyeceği;4)Bononun üzerindeki boşlukların tanlaşmaya aykırı” doldurulduğunun kanıtlanamadığı;5) Bononun hangi tarihte banka kayıtlarına alındığının tespit edilmesinin öngörülmesi halinde yerinde (davalı bankanın ... Şubesinde) inceleme yapılması gerekeceği;6) Açık bonodaki boşluklar bononun tedavülüne kadar doldurulabilecek olmakla birlikte, cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmuş olmasının sonucunun beklenebileceği;<br>7) Yapılan incelemede, davacının banka kayıtlarına göre, dava dışı ...'ya kefil olduğu, ayrıca ... ve ... ile birlikte senet borçlusu bulunduğu:Anlaşmazlık halinde, sözleşmelerin 6.1 md. uyarınca hanka defter ve kayıtları HMK 193. Md. uyarınca geçerli, bağlayıcı ve kesin delil kabul edildiği; Ancak;7.1) Davacı yanın sadece 24.07.2013 tarihinde kullandırdan krediden sorumlu olduğu değerlendirildiğinde, takip tarihi itibariyle, davacının sorumlu olduğu borç miktarının alternatifli olarak aşağıda gösterildiği: a) % 23,40 Temerrüt faizinden: Asıl Alacak Faiz Gider Ver. Toplam (TL) 30.309,88 2.764,77 138,24 33.212,89<br>Davacı yan = 125.000,00 TL - 33.212,89 TL = 91.787.17 TL'den sorumlu bulunmayacağı,b) %60 Temerrüt faizinden; Asıl Alacak Faiz Gider Ver. Toplam (TL) 30.309,88 4.213,07 210,65 34.733,60 Davacı yanın 125.000,00 TL - 34.733.60 TL = 90.266.40 TL'den sorumlu bulunmayacağı,<br>7.2) Davacı yanın 01.07.2016 tarihinde senedi imzaladığının kabul edilmesi halinde, sorumluluğu 24.07.2013 ve 25.06.2015 tarihli her iki ... kapsamında borcun tamamından olacağı için, takip tarihi itibariyle senet kapsamında ödenmesi gereken borç miktarının, takip talebinde olduğu haliyle asağıdaki gibi olması gerektiği;Asıl AlacakFaizToplam (TL) 121.377,00 4.135,01 125.512,01 Şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür. Ayrık görüş sunulan 18.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacının onayı alınmadan yapılan yeni ... uyarınca borçlu olmayacağı ve davalı bankaya karşı bir sorumluluğu olmadığı belirtilmiştir.Muğla/ Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin  2021 / 95 talimat sayılı dosyasında alınan alınan 06/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle;\"...Banka içi resmi yazışmalardan; 13.01.2015 öneri/14.01.2015 onay tarihli ‘’Kredi Tebliğ Formu’’nda (Genel Müdürlük/Krediler Müdürlüğü tarafından şubeye gönderilen; kredi kullandırım şekil şartlarını belirleyen form) Sözkonusu kredilerin teminatına, Genel Kredi Sözleşmesinin dışında/ayrıca ;1.Derece ipotek ile birlikte, ... de imzası bulunan kişilerin (... /... ve ...) nın borçlu olduğu senet alınması şartınını getirildiği tespit edilmiştir...Davaya konu Senedin Banka sistemine hangi tarih itibarıyla kaydedildiğine dair net bir  tespit yapılamamıştır. (İlgili dönemde senetlerin sisteme kayıt yapılmamış olabileceği şubece beyan edilmiştir.) Banka tarafından Dava dışı borçluya kullandırılan krediler ile ilgili olarak, Davacıya  bildirim yapıldığına dair belge tespit edilememiştir. Genel Kredi Sözleşmesi/lerinde yeni kredi kullandırımlarında, Kefil/lere bildirim  yapılma  yükümlülüğü hususunda da bir kayda rastlanmamıştır.Bilindiği üzere, GKS leri aksine bir kayıt veya feragat şartı içermiyorsa, 10 yıllık süre içinde geçerlidir.Davacı ...’nın Davalı Bankaya hitaben; 24.07.2013 tarihinde akdedilmiş olan 100.000.-TL limitli....’sindeki Müteselsil  Kefalet imzasına istinaden, ilgili dönemlerde dava dışı ...’ya kullandırılıp geri ödenmeyen krediler ile ilgili olarak İşbu Sözleşme ve ilaveten davaya konu Senet bazında Davalı Bankaya hitaben kefalet yükümlülüğünün bulunduğuna kanaat edilmektedir. ((30.309,88TL taksitli kredi + 5.149,43TL rotarif kredi = 35.459,31TL anapara + eklentileri)) Not:  17.02.2020 tarihli önceki Bilirkişi Heyet Raporu’nda da belirlenmiş olduğu üzere; 24.07.2013 tarihli ...  kapsamında kullandırılıp geri ödenmeyen kredilerin, 16.06.2016 hesap kat tarihi itibarı ile anapara bakiyeleri;a) 18 ek nolu taksitli kredi için; 30.309,88.-TLb) 15 ek nolu rotatif kredi için 5.149,43.-TL olduğu tespit edilmiş idi. 25.06.2015 tarihli akdedilmiş olan 150.000.-TL limitli ...de kefalet imzası  bulunmadığı sebebiyle ((bu tarih itibarıyla, Banka kredi tebliğ kayıtlarında da görüleceği üzere dava dışı borçlu ...’ya kullandırılacak olan kredilerin teminat şartlarında ‘’Kefalet teminatının’’ kaldırılmış olması nedeniyle vede bu tarih itibarı ile taraflar arasında yeni bir ... imzalanmış olduğu sebebiyle)) 25.06.2015 tarihinden sonra davadışı ...’ya kullandırılan krediler için Davacı ...’nın Bankaya hitaben işbu tarihli Sözleşmeye istinaden kefalet yükümlüğünün bulunmadığına kanaat edilmektedir. ANCAK:  24.07.2013 tarihinde imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi’nin teminatı kapsamında kullandırılan kredilere ilave teminatı olarak, (üst bölümde detaylıca açıklandığı üzere) 14.01.2015 tarihinde imzalanmış olaması gerektiği kanaat edilen Davaya konu Senedin;Banka tarafından 25.06.2015 tarihi ve sonrasında kullandırılan kredilerin teminatı için alınmış olan 25.06.2015 tarihli Sözleşme ile birlikte değerlendirilerek;Davacıya kefalet yükümlülüğü yüklenebilmesi hususu, hukuki değerlendirme kapsamına girdiği ve uzmanlık alanım dışında kaldığı nedeni ile; Sözkonusu senet ile ilave teminatlanmaya gidilmesi hususundaki nihai değerlendirme Sayın Mahkemenizin takdirlerine bırakılmıştır. <br>NOT: -Şubede yapılan incelemelerde teslim alınan ‘’Banka içi kredi tebliğ belgeleri’’ve ‘’Kredilerin Ekstreleri’’ dosyamız içeriğine klase edilmiştir.- Önceki bilirkişi heyet raporunda krediler ile ilgili olarak alternatifli hesaplamalar yapıldığı üzere, işbu raporda hesaplamaya yer verilmemiştir.\" yönünde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.Bilirkişi raporunda bahsi geçen kredi tebliğ formu celbedilmiş, incelenmesinde ...'ye müteselsil kefil alınacağının yer aldığı, ancak kefillere ilişkin bir bilginin ve yine teminat senedi alınacağına dair bir ibarenin olmadığı görülmüştür.Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Davacı tarafın iddiaları takibe konu senedin sonradan doldurulduğu, senedin teminat senedi olduğu ve  borcun ödenmesi nedeniyle konusuz kaldığı hususlarında toplanmaktadır. Senedin vade tarihinin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası ancak yazılı delille ispatlanabilir olup, dosya kapsamında bu hususu ispatlar yazılı delil mevcut olmadığı, yukarıda anılan CBS dosyasında verilen takipsizlik kararı ile senedin sonradan doldurulmadığı hususunda artık kesinleşmiş bir karar bulunduğu, yine banka kayıtlarında senedin alınma tarihinin belirli olmadığı, bu haliyle davacının iddiasını ispatlayamadığı görülmekle senet vade tarihinin sonradan doldurulmadığı kabul edilmiştir.<br>Senedin teminat senedi olduğu iddiasının incelenmesinde, davacı taraf zorunlu tüm kayıtları içeren ve geçerli olan senet üzerinde bulunan nakden kaydının geçerli olmadığını, senedin teminat amaçlı olarak verildiğini iddia etmekle senedin ihdas nedenini değiştirmiştir. Bu nedenle senedin teminat senedi olarak verildiği iddiasını ancak yazılı delil ile ispat edebilecektir.Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya senet önündeki veya arkasındaki yazılar ya da ayrı bir belge ile kanıtlanması gerekir. Senet üzerinde, ... lerde ve yine yukarıda bahsi geçen kredi tebliğ formunda  teminata ilişkin bir kayıt mevcut değildir.Dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmamış olduğundan ispat edilemeyen davanın ve şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"gerekçesi ile,''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstinaf talebine konu, gerekçeli kararı veren, sayın ilk derece mahkemesi, deliller, tahkikat ve gerekçE Başlığındaki hükme gidişteki değerlemelerinde özet ile; Mahkemece davacı delillerinin eksiksiz toplanmadığı ve tahkikattaki eksikliğe rağmen bilirkişi raporu alınarak karar verildiği, sahtecilik iddiasının incelenmediği, bilirkişi raporlarına itirazların dikkate alınmadığı ve yetersiz bilirkişi raporlarının hükme esas alındığı,Dava talebinden hadiseye dair anlatım kesitleri ile;Davalı takip alacaklısı Bankanın temel ilişki olan kredi sözleşmesiyle tanımlanmasına rağmen, diğer bir anlatım ile  KREDİ SÖZLEŞMESİ İLE BORÇLANMAYA rağmen, Davalı Banka tarafından ayrıca MUNZAM TEMİNAT OLMAK ÜZERE ;HARİCEN AYRICADA ( Bankaca tasarımı yaptırılmış ve tüm alt ilişkilerde ve alt borçlanma belgeleri temini amaçlarla hazırlanmış ve bastırılmış vasıftaki )sebep hanesinde NAKTEN matbu baskı yazılımlı, tanzim ve vade tarihleri ile miktar haneleri BOŞ BİR BONO Görünümlü belge  üzerinde , 24/07/2013 tarihli bir kredi tesisi işlemleri sırasında , kredi borçlusu dava dışı kişi ile ilgi kredinin kefillerinin de , ıslak yazılım ile isim soyadı ve adres yazılımı ile imzalarının alınmışlığındaki belgeden hareket ile davalının geliştirdiği eylemin izleminde ;<br>A) 24/07/2013 tarihli olan ve bu kredinin tesisi işlemleri sırasında (bu kredi ile belirli kredi borçlusunun süresinde yaptığı ödemeler ile, kredinin tamamlandığı, AYRIK RAPOR veren Bankalar Yeminli Baş Murakıplığı ihtisas uzmanlık vasfındaki 18/02/2020 tarihli  bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir ) kredi borçlusu ve kredi kefillerine, bankacılık işlem bürokrasisi içerisinde ve normal bir hadiseymiş gibi göstererek ISLAK İMZALARININ ALINMIŞLIĞI VAKIASINDA, Davalı  Banka tarafından kendisine 24/07/2013 tarihli kredi sözleşmesiyle kredi borçlusuna kullandırılmış kredi ile olan borç için, ayrıca bir güvence vasfında belge sağlanmasına yönelik bir eylem planlandığı ve uygulandığı,  bu işlem ve uygulamasını eylem olarak tanımlamamız ise, davada yazılı olarak detayları ile anlatıldığı,B) Eylem olarak tanımlamamıza giden gözlemde, Davacının aleyhine başlatılmış olan İSTANBUL 14. İcra Dairesindeki ... sayılı takip için, takip dayanağı yapılmış BONONUN bankaca, hazırlanması ve haksız alacak istemleri içeren takip için kullanılması vakıasının sabit olduğu,C ) Ayrık görüş belirterek, dosya için incelemeleriyle tespitlerini belirten ve kendilerine göre ihtisas uzmanlık vasfı ile objektif bir incelemenin yapılmışlığı sabit 18/02/2020 tarihli olan rapordan sonuç tespitlerini kesit olarak,Sayın Mahkemeye en son sunulan 17/04/2022 tarihli, Fethiye talimat dosyadan  müzekkereye beyanlar ile arz edilen dilekçeye alıntı ile ;<br>“”Sayın Mahkemenizin birincil incelemesinde AYRIK RAPOR veren, sayın UZMAN Bankalar Yeminli Murakıplığı vasıflı 18 / 02 / 2020 tarihli ve ayrık görüş başlıklı uzmanlık gözlemleri içeren Raporun sonuç tespitleriyle;“”24/07/2013 tarihli ve davacı müvekkilin müteselsil kefaletini taşıyan ... İle kullandırılan kredinin borçlusunca ödenerek sıfırlandığı ;1 / 01 / 2015 tarihle bankaca açılan üçüncü dilim 41.900,-TL. miktarlı kredi için,davacının hiçbir onayının alınmadığı üzere, bu krediden davacının sorumluluğunun olamayacağı ve davalı bankanın işlemlerinin hakkın suistimali olduğu ve himaye göremeyeceği;<br>Davalı bankanın 25/06/2015 tarihli 150.000,-TL. miktarlı ....de , davacının imzası bulunmadığı nedeniyle, davacıya bundan dolayı rücu edilemeyeceği;Kredinin kat edilmesi sonucuyla MKK. kayıtlarında kredi borçlusu hakkında kredi yasağı sebebiyle, davalı bankanın kredi açması mümkün olmamakla .. bankanın da kredi açtığını kanıtlayamaması sebebiyle, ... sy.takip dosyasına konu bono nedeniyle davacının, davalı bankaya sorumluluğunun bulunmadığı ve ;İlk iki dilim kredinin ödenmiş olmasıyla da bononun konusuz kaldığı...”” hususlu gözlemleri taşıyan,Bankaları devlet adına yüksek seviyeden denetleyen Yetkin uzman Bankalar Yeminli Baş Murakıbı bilirkişinin” BBDK yönetmelikleri ile belirli Bankacılık İşlem Disiplinlerinin gözlemlendiği ve bankacılık denetim teknikleriyle saptanmış“  tespiteri içeren objektif kriterli  rapor ile belirlenmiş gerçek tartışmasız vasfı ile ortada iken;Davalı bankanın, yukarıda arz edilen  18/02/2020 tarihli rapordaki bilirkişi tespiti ile bedelsiz kalmışlığı sabit hale gelmiş davaya konu bonoyu, Davacı müvekkilimizin aleyhine talepler içeren haksız takibine dayanak yapması ile 5237 sy.TCK.156.mad. ile belirlenmiş eylem sabit olarak  ortada olduğunu,Sayın İlk Derece Mahkemesinin dosyanın tahkikat eksiklikleri ile ve delillerde tam toplanmadığını,iken (Delillerimiz Davalı bankanın da yedindeki kayıtlardır ve davalı tarafın istenilen kayıtları tam ve eksisiz dosyaya sunmaktan  kaçınması nedeniyle deliller toplanamamıştır ) yaptırılmış olan ilk incelemede, iki ayrı raporun dosyaya sunulduğunu,17/02/2020 tarihli olan (bize göre davadaki hadiseyi incelemede yetersiz kaldıkları sabit vasıftaki bir Muhasebeci ve birde Banka Emekli müdürü olan ) sıradan ve İİK 72.madde ile tahkikatı geliştirilecek olan menfi tespit davaları için inceleme yapabilecek yetkinlikteki vasıflarını belirterek, işbu rapora itirazların detaylı olarak sunulduğunu ve kabul edilemeyeceği nedenleriyle anlatıldığını,18/02/2020 tarih ile dosyaya sunulan ikincil RAPOR ise AYRIK RAPOR başlığı ile sunulmuş olup.Bu Raporun incelemesindeki objektiviteyi , işbu rapora beyanlarımızda arz ederek, Bankalar Yeminli Baş Murakıplığı uzmanlık vasıflı bilirkişinin rapor tespitlerinin rasyonelliği ve tahkikata ışık tuttuğu ile maddi gerçeğin tespitine giden vasfın anlatıldığı,<br>Sayın İlk Derece Mahkemesi, istinaf talebine neden kararında, gerekçesinde davacı taraf olarak kabul edilmeyen ve itirazların odağındaki yetersiz vasıftaki 17/02/2020 tarihli olan bilirkişi raporuna itibar edildiğinin görüldüğünü,Tarafımızca objektivitesinin özeni ile tespitlerinin rasyonelliği belirtilen ikincil rapordan ise gerekçeden kesit olarak izlendiğinde;“Ayrık görüş sunulan 18.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacının onayı alınmadan yapılan yeni ... uyarınca borçlu olmayacağı ve davalı bankaya karşı bir sorumluluğu olmadığı belirtilmiştir.” şeklinde bir değerlendirme olarak bahsedildiğini, fakat çok önemli tespitleri içerir bu yetkin raporun hiçbir şekilde gözetilmediğini,Anayasanın eşitlik ilkesi yargılamada gözden uzak tutulmuştur. İlk inceleme ile oluşan raporlar arasında uyumsuzluk sabit iken talebimiz istikametinde yeni bir heyete gidilerek, raporlar arasındaki uyumsuzluk giderilmediği,Kendilerine göre ve YARGITAY İnceleme ve denetime elverişlilik kriterleriyle bakıldığında zaten eksik tahkikat verileriyle yönlendirilmiş olup ve aynı zamanda da, davaya konu vakıa açısından yüksek seviyede bir denetim yetkinliği donanımında olmadıkları sabit 17/02/2020 tarihli raporun düzenleyicisi Sayın Bilirkişilerin hazırladığı, yargı denetimine uygun olmadığı gibi;Eksik gözlemli tespit ve temelsiz görevlerini aşan hukuksal değerlemeler de içeren vasıftaki, tarafımızca kesinlikle kabul edilemez konumda olduğu bildirilen bu yetersiz rapor ile hükme gidilmişlikteki, tahkikatın objektivitesinin tartışılırlığı açıkça, Yüksek İSTİNAF Dairenizce de gözetileceği,Bu nedenle, itirazlarımızın gözetimi ile yeniden ve Bankacılık işlem disiplinlerinin DEVLET adına Yüksek denetimlerini yapan BANKALAR YEMİNLİ MURAKIPLIĞI yetkinliğinde uzmanların mutlaka bulunacağı ve hatta ;Bankacılık konusunda uzman bir TİCARET HUKUKU Öğretim üyesinin ve Davalı bankanın dosyaya ısrar ile sunmadığı ve davacı kanıtları konumundaki DİJİTAL Kayıtların incelenmesinde de BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ UZMANLIĞINDA BİR BİLİRKİŞİNİN  heyete katılmasının önemi belirtilmiş iken, bu kapsamda yeni heyet ile bir incelemeye gidilmeksizin, sadece ve tarafımızın kabul etmediği konumdaki bir rapor tespitlerinin hükme esas alınmışlığı kabul edilemez durumda olduğu,Sayın İlk Derece Mahkemesinin, delillerimin toplanmadığını ve davalı banka tarafından ısrar ile istenilmesi yönünde ara kararların  oluştuğu yargılamada, tahkikata konu bankadan istenilen kayıtların gelmediği sabit iken ve;Davanın ise, SAHTELİK  DEF’ i  ileri sürülen Menfi Tespit Davası olduğu baştan itibaren açıkça belirtilmiş iken, SAHTELİK eyleminin YARGITAY’ın bu talep içerikli davalar itibariyle ; bu tür talep içerikli menfi tespit davalarının tahkikat genişliği belirtildiğini yine ;<br>YARGITAY HGK ve yeni İhtisas Yüksek Daire 11. HD.’nin algı yüksekliği vasıflarıyla örnek teşkil eden içtihatlarında özenle belirtilen, tahkikat yöntem ve açılımlarının göz ardı edilerek ve ayrıca da HMK.209.ve 210.madde hükümleriyle bakılacak iken, geniş yetkili Asliye Ticaret Mahkemesi olmasına karşın, ihtisas nitelikli uzmanlık gözlemlerini taşıyan incelemelerden uzak ve tahkikat gelişimi yönündeki Yargıtay kriterlerini gözetmeyerek ;Klasik ve standart İİK 72.madde kapsamıyla, borcun ve alacağın kayıtsal varlığına yönelik, dar çerçeveli tahkikat ile yetinilerek, hadisenin incelenmesiyle hükme gidilmenin, adil yargılamayı örselediği gibi, HMK.27.madde ile de belirlenmiş dinlenme haklarımızın ihlalini de içerdiği açıkça gözlenecek konumda olduğu,Sayın ilk derece Mahkemesinin, tahkikatındaki ilk incelemedeki 17/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen incelemenin derinleşmesi gerektiği istikametli tespitten alıntı ile“Bononun hangi tarihte banka kayıtlarına alındığının tespit edilmesinin öngörülmesi halinde yerinde (davalı bankanın Fethiye Şubesinde) inceleme yapılması gerekeceği”; Şeklindeki bir meşruhatın yer aldığı bilirkişi gözlemi istikametinde ve yargılamaya aydınlanma amaçlı tüm objektivite gözetimi istemi doğrultusunda, en son Fethiye Talimat Mahkemesinde incelemenin yapıldığını ve davada tüm eylem göstergeli banka işlemleri olarak işaret edilen hadisedeki, takip konusu ... için, Sayın Davalı taraf vekillerinin, davaya CEVAPLARINDAKİ yanıltma amaçlı açıklama ile aynen Bankaya “..üzerindeki tarih ile tanzim edilerek 01/07/2016 tarihinde veya başka bir tarihte kredi borçluları olarak tanımlananlar tarafından getirildiği..” şeklinde açıklama anlatılan hadisinin gerçekleri göstermediğinin sübutunu getiren, yazılı kanıt olarak; FETHİYE Talimat Mahkemesince, sayın ilk derece mahkemesinin inceleme için sorduğu soruları taşıyan müzekkere esas alınarak yapılmış bilirkişi incelemesinden sonuç tespiti ile;Takibe konu Sahtelik içerikli oluşum şüphesinin odağındaki ... ‘nun, cevapta anlatılan gibi bankaya, bono üzerinde imzaları olan borçlular tarafından sonradan hazırlanmış halde getirilmediği tespiti sonucunu da gösteren düzeydeki vasfı ile;“Bononun bankaya getirilmişliği halinde giriş ve teslim alınış hadisesinin kanıtı olabilecek bir kayıt ve belgenin banka tarafından gösterilemediği ve bu husustaki bir kayda rastlanılmadığı “ gözlemi talimat raporuyla da sabittir, bu gerçek dava başından itibaren tüm taleplerimiz ile feryadımızın samimiyetini gösterir, mağduriyeti getiren eylem zincirinin kesin kanıtı olarak ortada olduğu,Bu husus da, davaya ve haksız takip işlemine konu edilmiş bononun, bankanın elinde bulunuşu ile varlığının meşru bir zemini olmadığı gerçeğini sabitlediği,SAHTELİK ŞÜPHESİ İÇERİKLİ BELGEYE KARŞI “Sahtelik Def’inin baştan bu yana dile getirilmişliği gözetildiğinde“SENET İLE İSPAT KÜLFETİNİN Sorumlusu  olmayacağımız yönündeki, YARGITAY’ın yeni ve gelişmiş farkındalık içerikli görüşleri  tartışılmaz konumda olduğu, Zira bu İBBGK Kararı, sahtelik define konu edilmeyen bir yazılı belge yani senede karşı, yazılı belge senet ile aksinin ispatının olması gerektiği amaç ile düzenlendiğini, olayımıza konu  bono görünümlü belge ise meşruiyeti Sahtelik Def’i nedeniyle tartışmalı olup senet vasfı da bu nedenle tartışılacak olduğu nedenle, senet vasfı şüphe taşıyan bu belgeye karşı, senet ile ispat kuramının hadisede uygulanmasının olamayacağı  husus, Yüksek Mahkemenin yeni kararları ile önemle ayrıştırılarak gözlendiği,Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesince talimat ile incelemeyi taşıyan, Bilirkişi raporunun sonuç kısmında görüleceği üzere; \"...Banka kredi tebliğ kayıtlarında da görüleceği üzere dava dışı borçlu ... 'ya kullandırılacak olan kredilerin imzalanmış olduğu sebebiyle ve de bu tarih itibari ile taraflar arasında yeni bir ... teminat şartlarında 'Kefalet Teminatının' kaldırılmış olması sebebiyle....25.06.2015 tarihinden sonra dava dışı ... 'ya kullandırılan krediler için, davacının iş bu tarihli sözleşmeye istinaden kefalet yükümlülüğünün olmadığı “” belirlendiği,Yine, Fethiye talimat inceleme raporunun, Sayın bilirkişiye sorulan gözlem hususunda ki tespitleriyle, iddiamız ve şüphelerimize dair vakıa bir kere daha sabit olduğu,Davalı taraf sayın vekilinin davaya cevaplarıyla, “ bononun bankaya getirilişi “ anlatımı ile belirtilen vakıanın gerçek olmadığı sabit olduğunu, bononun bankaya getirilmediği inceleme ile sabit olduğu,Bu tespitler istikametinde bakılması gereken, davacı taraf olarak başından bu yana dava talep iddiamızın anlatımında  olarak ve Sahtelik Def’i gözetimiyle, Davalı tarafın davaya konu bononun, Davacı ile birlikte dava dışı bono borçlularının, 01/07/2016 tarihinin biraz öncesiyle “imzalanarak bankaya getirildiği “ şeklindeki anlatımlı beyanın gerçeği göstermediği incelemeler ile saptanmış iken;Ortaya çıkan gerçek, Davaya konu ... görünümlü belgenin, 24/07/2013 tarihli ve davacının da kefili olarak sorumluluğu bulunan (bilahare kredi borçlusunca süresinde kredinin ödenmesiyle kapatılmış kredi olduğu da, Ayrık Görüş belirten 18/02/2020 tarihli Bankalar Yeminli Baş Murakıbı UZMAN bilirkişinin tespitleriyle de sabittir) işbu sözleşmenin kredi işlemleriyle tesisi sırasında, Davalı Bankanın ilgi kredi borçlularına ;Dava talebiyle ve sonrasıyla tüm anlatımlarımızdaki hadise gelişimiyle, Bankanın kredi sözleşmesi dışında ayrıca kendine munzam bir teminat belge hazırlama amacıyla, bankanın tasarımıyla hazırlanmış ve bastırılmış tarih miktar ve borçlu haneleri boş bono görünümlü bir belgeye, kredi borçlularını olağan bir işlem gibi göstererek alınmış ıslak isim-adres-imzaların belirtilen şekilde elde edilmesiyle banka elinde yedekte duran bu belenin ;Daha sonradan dava dışı İbrahim’e kullandırılan ayrı bir kredi olan 25/06/2015 tarihli ve davacının da, sorumluluğu ve imzası bulunmayan alakasız bir kredinin tahsilatına hız kazandırmak için, banka elinde sebepsiz ve 24/07/2013 tarihli kredinin de borçlusunca ödenerek kapandığı nedeniyle, sebepten ari ve bedelsiz kalmış ( Aslında dürüst bir tavır ile bankaca ilgililerine iadesi gereken konumdaki ) ilk alındığı halde muhafazası gerek iken, güvenin kötüye kullanıldığı eylemi de içeren şekilde kulanım için, vasfının değiştirildiği iddiamıza konu eylem gerçeği ise, bankacılık denetim teknikleriyle incelemede çıkacağı da sabit iken, Yargıtay inceleme kriterleri ile incelemelerin yapılmamışlığı ile,BONONUN SONRADAN DOLDURULDUĞU şeklinde tanımlanan 17/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda, ispatlanamadı denilen vakıaya dair gerçek için yapılması gerek incelemelerin yapılmadığı,Bu yöndeki bir eylemin incelenmesinin nasıl yapılacağı hususlu ( yani belge üzerindeki ıslak imza ve yazılımların birbirinden önceliği ve sonralığı yanında, ıslak yazılım ve mürekkeplerin zaman faktörlü incelemelerinin de yapılacağı Metodolojik disiplin bilgileri dava içerisinde;Sayın İlk derece  Mahkemesine maddi gerçeğin tespitine gidilecek bilimsel yöntem ve yol olduğu hususlu ) bilgilendirmeler, bir çok yazılı istem ile arz edilmiş iken taleplerinin gözlemsiz bırakıldığı,Bu tür bilimsel incelemelerdeki objektivitenin sağlanmasında gecikilmenin, delil kaybına yol açacağı önemli uyarılar bilgilendirmeler anlatılmış iken,Sayın İlk Derece Mahkemesinin,YARGITAY HGK ve İhtisas 11.HD.farkındalık içerikli yüksek kararlarıyla belirtilirken, taleplerimizin gözetimsizliği husus,Anayasa 36.md. ile belirli adil yargılama ilkesi ile HMK.27.md.dinlenme haklarımızın ihlaline giden hak ihlalleriyle gelişmiş eksik tahkikat ile hükme gidilmeyi kabul edemeyiz ve Yüksek Kararlar ile de YARGITAY’ da kabul etmediği,Özet ile, Sahtelik Def’i içeren dava talebi klasik İİK.72.maddenin istikametinde geliştirilecek dar çerçeveli bir tahkikat ile maddi gerçeğin ortaya  çıkarılabileceği türde bir menfi tespit davası olmadığı,Yüksek Yargının aşağıda arz edileceği yeni ve algı gelişiminin göstergesi yüksek kararlarıyla belirlenen inceleme ve araştırma yöntemleri ile bilimsel incelemelerin kapsamı geniş olarak anlatılmakta iken;Yargıtay 19.HD.’nin 17/05/2012 tarihli E: 3644 K : 8311 sy. kararıyla ; “.. Sahtelik nedeniyle menfi tespit davasında İİK.72/2-3 md,koşulları  çerçevesinde değil, 6101 sy.HMK.’nın 209/1.mad.ile belirlenmiş genel hükümlere göre hareket edilmelidir….” Anlatımlı olan  içtihadı ile son noktayı koyduğu,Sayın İlk Derece Mahkemesinin HMK. 209-210.md. kapsamıyla, Yargıtay kriterleriyle tahkikat geliştirmekten kaçınması ile oluşturulan karar nedeniyle hak kayıplarının açıkça gözlenecek konumda olduğunu, Maddi gerçeğin tespitine gidişte,Yargıtay’ın gelişmiş kararları istikametinde olarak, yeni bir çok yüksek kararın gelişmesine gidilmede Yargıtay’ın benimsediği algı istikametinde;İstinaf dilekçesinde belirtilen Yüksek Mahkeme görüşleri ile bakıldığında;Bu yöndeki iddiaların incelendiği soruşturma ve dava yargılamalarındaki tahkikatların sonucu ile belirlenebilme ihtimalindeki, bulguların varlığı hususu yürümüş davanın sonucunu ve yürütülen davaların da seyrini değiştireceği açık ve mukadder olmakla da tahkikatların Yargıtay’ın gelişen eylemlerin soruşturmalarında gözetilmesi gereken yeni gelişmiş tahkikat metotlarının takibi ve izlenmesi yönündeki içtihatlarının da maddi gerçeğe gidiş yolunda mutlaka önemle gözetilmesini,Sahtelik içerikli menfi tespit davalarında tahkikat özeni itibari ile hayatın olağanına aykırı ve aksine olguların belirimi ve ileri sürülmesinde dilekçede belirtilen yüksek kararlar çerçevesinde bakıldığında; Dava başından bu yana takip dayanağı belgenin, takibe konulmuş hali ve sebebi ile meşruiyet ile oluşmadığı iddia edilerek , SAHTELİK DEF’İ ileri sürüldüğü, Mutlak def’inin hukuktaki yeri de yukarıdaki içtihatlar ile belirli olduğu,Sayın Davalı Taraf Vekilinin Mücerretlik ilkesinin arkasına sığınarak, borç sebepten aridir açıklaması açıklamalı  temeli beyanlarının, olayımız itibariyle ortadaki vakıa nedeniyle, hukuksal temeli olmadığını,Ayrıca da, hayatın olağanına aykırı savunma ile vakıa ispatına gitmiş, Davalı tarafın, ispat edemediği bu vakıaya dayanamayacağı nedeniyle , ispat külfetinin kendisine geçmişliği hususu ve ayrıca ve önemle de;Davaya yazılı cevap beyanı ile, belgedeki (...’daki) Nakden ibaresinin geçersizliğini ileri sürerek “ ...borçluları hazırlamışlar bankaya getirdiler “ şeklindeki savunma ile sebebi değiştirdikleri ( eski tanım ile talil ettikleri ) de sabit olmakla bu yönden de ispat külfetinin el değiştirdiği, davacının davasını ispatı değil aksini ileri süren davalının ispatı zorunluluğunun temel usul kuramı olduğu,Bononun bankaya getirildiğinin  ispatına gidişte ise,  yazılı bir şekilde teslim edenler ve teslim alanların ıslak imzaları bulunan bir tutanak da ortaya çıkmadığı üzere, bankada böyle bir kayda ulaşılamadığı talimat incelemeli bilirkişi raporuyla da sabit iken, davaya bono görünümlü belgenin Meşruluğunun kalmadığının sabit olduğu,Ayrıca ve önemle, FETHİYE C.B. SAVCILIK makamınca yürütülmüş olup, yine eksik inceleme ile KYO kararı verilmesi üzerine, Fethiye Sulh Ceza Hakimliğinin de yine eksik algı ve gözlem ile ve YARGITAY 11. CD’nin  Yargıtay 11.CD.sinin  08/03/2017 tarih ve 2016 / 12509 Esas -2017 / 1724 Karar sayılı yüksek algı ile geliştirdiği kararlarına da aykırı olarak verdiği ve itirazımızın reddine dair kararına karşı ,ADALET BAKANLIĞI Yüksek Ceza İşleri Genel Müdürlük Makamına arz edilmiş olan CMK.309.md. kapsamlı KYB. Kararı istemi talebimiz de henüz Bakanlıkta incelemede olup;Davalı Bankanın yetkilileri hakkındaki 5237.sy.TCK.’nın 156.mad. ile tanımlanmış suçu içeren” Bedelsiz kalmış senedi kullanılmak“eyleminin tespitini getiren 18/02/2020 tarihli Uzman Bilirkişi Raporunun gözlemine dayalı suç ihbarlarının da takipçisi oldukları,İspat külfetinin artık, davacı tarafta bulunmadığı sabit bulunmakla birlikte, davalının meşru bir oluşum ile düzenlinmiş belge olarak dayandığı BONO‘da ki borçlular hanesindeki isim-imza-TC-Adres gibi yazılımların ıslak imza oluşu ile, belgenin amacının değiştirilmesi tahrifat eylemi yapısıyla, incelenmesi gerektiğinde ;Bonoda ıslak yazılımlı tanzim-ödeme tarihleri ile miktar hanelerindeki ıslak yazılımlardaki, mürekkep yapıları ve solma katsayılarının inceleneceği BELGE KİMYASI analiz metodolojisi ile incelendiğinde de, dava talebiyle anlatılan boş bonoya ıslak yazılım ile alınmışlar ile tarihler ve miktarlar ile olan ıslak yazılımlar arasında zaman faktörlü farkında tespit edilebileceğini 2017 tarihli dava başından itibaren sayın Mahkemeye kanıt bildirimi çerçevesinde inceleme yapıları olarak sürekli bildirdiğimiz husus dosyada sabit olmakla, bu yönden inceleme dahi davalının savunmalarının gerçeği yansıtmadığını bilimsel olarak da ortaya koyacak konumda olduğu,Yüksek Yargının’ da bu istikamette kararları çerçevesinde davalının savunmalarının gerçeği göstermediğinin tespitine gidilebileceği de beyanları ile sabit olduğu,Detaylı arz edilen Yargıtay HGK.ve İhtisas 11.HD’ nin yeni ve algı gelişmişliği yüksek vasıflı kararları doğrultusunda, geniş kapsamlı araştırma ve incelemelerin yapılmamışlığı ile açık eksik tahkikat ile hükme gidilerek verilmiş olan 2022 / 284 Karar sayılı ve 19/04/2022 tarihli olan  Dava talebimizin reddine dair hükmün kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.Davacı vekilinin istinaf dilekçesine yönelik ek açıklamada özetle; İlk Derece Mahkemesinin İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017 / 625 Esas kaydı ile yargılamayı yürüttüğü dosyadan, 2022/284 Karar sayılı ve 19/04/2022 tarihli olarak verdiğini, dava talebinin reddine dair hüküm içerikli gerekçeli karara karşın gerekçeli istinaf  talebindeUYAP ile talebin iletiminde UDE formatlı dilekçe düzenlenirken, istinaf dilekçesinin 6. Bent bölümdeki \"E\" fıkrası ile anlatımların açıklamasındaki paragraf başlığındaki; YARGITAY Yüksek İhtisas 11.HD'nin yeni ve Sahtelik Def'i içerikli dava taleplerindeki, tahkikat gelişimi disiplinlerinin özenle düzenlendiği ve bu yöndeki davalar için ışık mahiyetindeki yüksek algı vasıflı  örnek içtihadı dile getirdikleri, baskıda hata ile UYAP ile gönderdiğimiz dilekçelerinde çıkmayan açıklamalarımızı işbu zaruret ile;Belirttikleri başlık altında yer alan , ilgi yüksek karar tahkikat açınımları ile inceleme metotlarına dair açıklamalar çıkmadığı gözlenerek, karar içeriği detay açıklamalı bölüm başlığı ile, ek açıklama olarak sundukları,YARGITAY İhtisas daire olan ,Yüksek 11.HD.’nin 2021 /4942 Es. kaydı ile yapmış olduğu temyiz incelemesi sonucu 2021 / 6578 Karar sayılı ve 25 / 11 / 2021 tarihli BOZMA kararı içeriği , SAHTELİK iddiasını taşıyan menfi tespit davasında maddi gerçeğin tespitine gidilecek tahkikat disiplini objektivite kriterlerinin izlendiği yeni bir kararındaki ;İmza ile yazılar arasındaki konumlandırılış, uyum, yazı karakteri, kullanılan format,Senet metnindeki yazı tipinin hangi bilgisayar programında kullanılan yazı tipi olduğu ve Söz konusu bilgisayar programının hangi tarihte kullanılmaya başlandığı,Toner,Söz konusu yazıların birlikte ve sırası dahilinde yazdırılıp yazdırılmadıkları,İmzanın konumu değerlendirilmek ve incelenmek suretiyle Dava konusu senedin imzalı boş bir belgeden faydalanılmak suretiyle sonradan oluşturulup  oluşturulmadığı,Yazılar ile imzanın aynı anda yazılıp yazılmadığı,İmzanın mı önce atıldığı yazıların mı önce yazıldığı, İmza ve yazı yaşı konusunda ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınıp,Dava dosyasına giren tüm deliller, tarafların bütün iddia ve savunmaları değerlendirilerek,Soruşturma dosyaları getirtilip bu dosyalara yansıyan beyanlar ve deliller, (Özellikle senedin ihdas nedeninin taliline ilişkin bir beyan olup olmadığı da değerlendirilerek) İRDELENİP  değerlendirilerek . ...şeklindeki farkındalık açınımında ileri bir özenin gelişmişliği içerikli karar ve;Kovuşturmada “Belge Kimyası Metodolojisi ve deney sistematiği” uygulaması ile, sahtelik iddiasına konu belge incelemesini esas alarak hükme giden;“..Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014 / 330 Esas ile yürüttüğü yargılamada 2017 / 68 K. Sayalı ve 17/03/2017 tarihli gerekçeli kararda, mürekkebin ve yazının yaşı tayinine dair CMK.67/6.md ve HMK.293/1.md kapsamlı ve İstanbul BAM. Bölge bilirkişi listesinde uzmanlığı ile akreditasyonu tanımlanmış, Prof. Dr. ... tarafından yapılan inceleme ile bilimsel vasıftaki, belgedeki imzanın mürekkebinin analizi ve yaşının tespitine dair uzman görüş raporu tespitini yeterli ve esas alan sayın mahkemenin hükme gidişte bu incelemeyi gözeten karanın, İstinaf edilmesi üzerine; Yargılamayı inceleyen İstanbul Bam. 21.CD.’sinin 2017/1578 Es. 2017 /1929 K. Sayılı 05/10/2017 tarihli kesin kararı ile, istinaf talebini ret ederek…”  ilk derecede yapılmış tahkikatı ve mürekkebin analizi ve yaşı tespitini içerir bilimsel raporun objektivitesine dayalı hüküm kuran kararın onandığını,\"  İleri sürerek, talep gibi karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava dayanağı olan icra takibine konu bono ve borçtan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 100.000,00 TL limitli 24/07/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi akdedildiğine, davacının ve dava dışı ...'nın bu genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığına, yine davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 150.000,00 TL limitli 25/06/2015 tarihli genel kredi sözleşmesi akdedildiğine, bu sözleşmeyi davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzalamadığına ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki temel ihtilaf davacı tarafından müteselsil kefil olarak imzaladığı 100.000,00 TL limitli 24/07/2013 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden verildiği iddia edilen icra takibine konu davacı, dava dışı asıl borçlu ... ve dava dışı ... tarafından borçlu sıfatıyla imzalanan davalı bankanın lehtar olduğu 01/07/2016 düzenleme tarihli 30/07/2016 keşide tarihli 125.000,00 TL bedelli bononun borçlular tarafından boş olarak verilip verilmediği, boş olarak verilmesi halinde banka tarafından anlaşmaya aykırı olarak doldurulup doldurulmadığı, teminat amacıyla verilip verilmediği, verilmiş ise hangi kredi sözleşmesinin teminatı kapsamında verildiği, bonodan dolayı davacının borçlu olup olmadığı noktasındadır.Davacı tarafından dava konusu bononun kendisinin müteselsil kefil olarak imzaladığı  100.000,00 TL limitli 24/07/2013 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden teminat amacıyla imzalanarak boş olarak verildiği, söz konusu kredi kapsamında asıl borçlu tarafından kullanılan kredi borcunun ödendiği ve senedin bedelsiz kaldığı, ancak davalı banka tarafından dava dışı asıl borçlu ile akdedilen 150.000,00 TL limitli 25/06/2015 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredinin teminatı olarak ilişkilendirilerek senedin tanzim, vade ve miktar kısımlarının anlaşmaya aykırı olarak doldurularak icra takibine konulduğu iddia edilmiştir. Davalı vekili, senedin dava dışı asıl borçluya kullandırılan kredi borcuna mahsuben verildiğini, teminat senedi olmadığını, davacının söz konusu ve senedin sonradan doldurulduğu iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğunu savunmuştur.Mahkemece bilirkişi marifetiyle banka kayıtları üzerinde yerinde yaptırılan incelemede takibe konu senedin banka tarafından hangi tarihte, hangi genel kredi sözleşmesine istinaden teslim alındığına ve teminat senedi olarak alındığına dair bir tespitin yapılamamıştır.Bununla birlikte bankanın genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak bononun alındığının kabulünde de bu hususun tek başına senedin kambiyo senedi vasfını etkilemeyeceği, ancak bu durumda takip ve davaya konu bononun ne miktar alacak için teminat teşkil ettiğinin belirlenmesi gerektiği açıktır.Davalı banka alacağına ilişkin bilirkişi tarafından yapılan incelemede asıl borçlunun hem davacının müteselsil kefil olarak imzaladığı, hem de kefili olmadığı genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerden dolayı borcunun bulunduğu tespit edilmiştir. TTK'nun 690. maddesi yollaması ile bonolarda uygulanması gereken TTK'nun 592. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi dahi mümkündür. Bu tür bono düzenlenirken veya tamamen doldurulmamış bono tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yolundaki iddialar ise  yazılı belge ile ispat olunmadığı sürece bono geçerli olacaktır. Davacı tarafından ise senedin kendisinin müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında imzalı ancak boş olarak verildiği, davalı banka tarafından anlaşmaya aykırı olarak doldurulmak suretiyle müteselsil kefil olmadığı   dava dışı asıl borçlu ile akdedilen 150.000,00 TL limitli 25/06/2015 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredinin teminatı olarak ilişkilendirildiği hususuna ilişkin yazılı ve kesin delil sunulamamıştır.Davacı tarafından iddia edilen hususlara ilişkin yapılan soruşturma sonrasında Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/9491 soruşturma sayılı dosyasında iddiaların yazılı delil ile ispat edilememesi sebebiyle takipsizlik kararı verildiği, karara itiraz edilmesi üzerine itirazın reddine karar verildiği ve bu karara karşı kanun yararına bozma talebinin şikayet süresinde yapılmadığı gerekçesi ile reddine karar verildiği görülmüştür.Davacı tarafından dava konusu senetteki tarih ve miktarın sonradan doldurulduğu iddiasına ilişkin inceleme yapılmadığı ileri sürülmüş ise de mürekkeplerde yazı yaşı tayinine yarayan ve hâlen kullanılagelen bilimsel herhangi bir yöntem bulunmadığından, söz konusu belgedeki yazı ve rakamların aynı zamanda mı yoksa farklı zamanlarda mı yazıldıkları hususunda zaman birimleri açısından bir tespite gidilemediği ve bu sebeple inceleme yapılmasının sonuca etkisi bulunmadığından, ayrıca boş olarak verildiği iddia edilen bonoda tahrifat iddiasının dinlenmesi de mümkün olmadığından Mahkemece bu hususlarda inceleme yaptırılmaması yerinde olmuştur. Mahkemece tüm bu hususlar dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.    <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"062a76e52038b00c","SID":"06cd5d00fa8e04f7"}}