{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/2063 Esas<br>KARAR NO:2025/1228 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2021/741 Esas- 2022/483 Karar<br>TARİH:26/05/2022<br>DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:10/07/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 15/09/2017 tarihinde 40.000 TL  bedel ile ... plakalı 2012 model ...  marka aracı ... Otomotivden satın aldığını, aracın ruhsat sahibi ... olup satışı gerçekleştirin vekilinin ... olduğunu, araç bedelinin ...'e ödendiğini, 26/04/2018 tarihinde aracın yolda giderken yolda kaldığını ve çalıştırılamadığını, bu sebeple servise götürüldüğünü ve yapılan incelemede motorun tamamen değiştirildiğini, servis tarafından arızanın müvekkilinin kullanımından kaynaklanmadığını belirlendiğini, söz konusu hasar ve zararın davalı tarafın ayıbı gizlemesinden kaynaklandığını, zira aracı satın alırken km'sinin kendisine düşük olarak bildirildiğini, servise gidildiğinde aracın gerçek km'sinin öğrenildiğini, davalı tarafın ayıbı gizlediğini ve ağır kusurlu olduğunu, araçtaki motor arızasının söz konusu ayıptan kaynaklandığını ve davalıların zarardan sorumlu olduklarını beyanla değer kaybından dolayı 5.000 TL ve araca yapmış olduğu tamir bedeli için şimdilik 7.500 TL'nin davalılardan ihtarname tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalılara müştereken ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... yönünden husumet itirazında bulunduklarını, aracı davalıya müvekkili ...'in sattığını, davacının, dava konusu aracı satın aldıktan yaklaşık 8 ay sonra motor arızası oluştuğunu iddia ettiğini, ikinci el bir araç için 8 ayın çok uzun bir süre olduğunu, 8 ay içinde aracın hangi koşullarda ve nasıl kullanıldığının tespit edilmesinin imkansız olduğunu, davacının motor arızasına yönelik tazminat taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, davacının aracın km'sinin düşürüldüğüne ilişkin beyanının da gerçek dışı olduğunu, davacının sunduğu tamir faturalarının sonradan ve gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini beyanla davanın müvekkili ... yönünden husumet sebebiyle, müvekkili ... yönünden ise esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 26/05/2022 tarih 2021/741 Esas- 2022/483 Karar sayılı kararında;\"Dava, ticari satıma konu olan davaya konu aracın ayıplı olduğundan bahisle ayıplı araca yapılan masraflar ve değer kaybının tahsiline yönelik alacak davasıdır. ...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde; açılan davanın kilometre sayacı düşürülerek satılan aracın değer kaybının ve tamir bedelinin tahsili talepli olduğu, davacının 15/09/2017 tarihinde Kartal ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile davaya konu ... plakalı aracı 36.250,00-TL'ye davalı ...'den satın aldığı, diğer davalı ...'in ise satış sözleşmesi esnasında ...nin vekili sıfatıyla sözleşmede bulunduğu, davacının aracı satın aldıktan sonra aracın arıza vermesi üzerine aracın servise götürüldüğü ve yapılan kontrollerde araç satılırken 200.000 kilometre olarak bildirilen aracın aslında kilometre sayacıyla oynandığı ve kilometre bilgisinin gerçekte 345.632 olduğunun belirlendiği, bu hususun davaya konu araç incelenmek suretiyle tanzim edilen 19/06/2019 ve 27/01/2020 tarihli bilirkişi raporlarıyla da tesbit edildiği, davalı ...'nin davacıya kilometresi düşürülmüş araç sattığı ve aracın bu hali ile ayıplı olduğu , ayıp sebebiyle araçta meydana gelen hasarın tamir bedeli ve değer kaybından da davalı ...'nin sorumlu olacağı, diğer davalı ... için ise her ne kadar satış senedinde davalı ...'nin vekili olarak yer alıp aracın satış bedeline ilişkin düzenlenen bonolar adına düzenlenmiş ise de tüm bu hususların davaya konu aracı davalı ...'nin sattığı ve ayıp ve hasardan da sadece davalı ...'nin sorumlu olduğu  gerçeğini değiştirmeyeceği bu sebeple davalı ...'in pasif husumetinin bulunmadığı mahkememize değerlendirilmiş 27/01/2020 tarihli bilirkişi raporu gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun olmakla hükme esas alınmış ve açılan davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir...\"gerekçesi ile,''Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,1-Davalı ...'e karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, 2-Davalı ...'e karşı açılan davanın KISMEN KABULÜ ile, 3.625,00 TL değer kaybı, 11.369,42 TL tamir bedeli toplamı olan 14.994,42‬ TL tazminatın 07/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel mahkemenin davayı ... açısından reddetmesinin olaya, usule ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin 15.09.2017 tarihinde 40.000 TL  bedel ile ... plakalı 2012 model ... marka aracını... Otomotiv'den satın aldığını, aracın ruhsat sahibinin ..., satışı gerçekleştiren vekilinin ise ... olduğunu, yine araç bedelinin ekteki icra takibe konu edilen bonolardan anlaşılacağı üzere ...'e ödenmiş bulunduğunu, her ne kadar ruhsat sahibi ... ise de, gerek vekili olarak ...'in aracı satması, gerekse de satış bedeli bonoların ... adına tanzim edilmiş olmasının, ...'in de sorumlu olacağı anlamına geldiğini, ikisinin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olması gerektiğini;Davalılar hakkında İstanbul Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/534 Esas sayılı dosyasında dolandırıcılık suçlamasıyla dava açıldığını, burada ifade veren ...'in; \"ben müşteki ...'u müşterim olması nedeni ile bilirim. kendisine daha önce de birkaç araç satmıştım.bahsettiğiniz ... plakalı aracı bu şahsa sattım.ben bu racı şu an ismini hatırlayamadığım bir şahıstan satın almıştım.satın aldıktan 4 gün sonra yasemin hanım'a sattım.bu arada aracın tamir işi ile uğraştım.bu arada km ile oynanmış olabilir.sözkonusu şirket benim eşimin adınadır.şirketimiz oto galeridir.ama eşimin bununla hiçbir ilgisi yoktur.aracı dahi görmemiştir.şirket ile filli olarak ilgilenen tek kişi benim.ben eşimi bağkurlu yapmak amacıyla şirketi onun adına açtım. ben 17 yıldır bu işi yaparım\" şeklindeki beyanıyla şirket sahibinin fiili olarak kendisi olduğunu ve satışı gerçekte kendisinin yaptığını ve eşinin sadece kayden sorumlu olduğunu ikrar ettiğini; Yine diğer davalı ...'in; \"eşimin anlattıklarına bir diyeceğim yoktur.ben bağkurlu olmak için adıma böyle bir şirket açtı. ama bahse konu olayla ilgili hiçbir bağım olmamıştır.ben ne müştekiyi ne kardeşini tanımam\" şeklindeki savunması ile aslında aracı satan kişinin ... olduğunu, kendisinin sadece resmiyette işyeri sahibi olarak gözüktüğünü ifade ettiğini,Araç bedeli olarak düzenlenen bonoların da ... adına olduğunu, ödemelerin ...'e yapıldığını, davalıların kanunu arkadan dolaşarak, kötüniyetli olarak, işyerini ve aracı ... adına yaptıklarını ve tüm sorumluluğu ona yüklediklerini, eylemleri gerçekleştiren, müvekkilini dolandıran, sebepsiz zenginleşen, müvekkilini zarar uğratan davalıların her ikisi de olmasına rağmen, ... resmiyette vekil olarak hareket ettiği için bir sorumluğunun olmayacağının düşünülemeyeceğini, hukuk düzeninin hiçbir zaman kötü niyeti korunamayacağını,söz konusu davada da hem ruhsat sahibi olarak ...'in hem de kendi kabulü üzerine sadece vekil değil, farazi işleten olarak ...'in sorumlu olduğunu; Karayolları Trafik Kanunu madde 104’e göre; ‘‘Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibinin, gözetim, onarım, bakım, alım - satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı; işleten gibi sorumlu tutulacağını, bu sebeple her iki davalının da müştereken ve müteselsilen sorumlu olması gerekirken ... açısından davanın reddi ile lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla Yerel mahkeme kararının kaldırılması ile her iki davalı yönünden müştereken ve müteselsilen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin davalı müvekkili ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini, davacının yasal süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığını, bilirkişi raporunda araçta kilometre sayacının düşürüldüğüne ilişkin gizli ayıbın satıştan 2 ay sonra davacı tarafça öğrenildiği ve davacının ayıbı öğrendikten sonra 6 ay boyunca aracı bilerek ve isteyerek kullanmaya devam ettiğinin tespit edildiğini,TBK'nın 223/son maddesinde yer alan; \"Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.\" hükmüne göre davacının ayıba karşı tekeffül hükümlerine başvuru hakkını kaybettiğini, mahkemenin davacının ayıp ihbarını yasada öngörülen sürede yapmamasını dikkate almadan karar verdiğini, kararın bu yönüyle hatalı olduğunu;Davacının müvekkiline gönderdiği 26.04.2018 tarihli ihbarnamede ve dava dilekçesinde kanundan doğan seçimlik haklarından hangisini kullandığını açıkça bildirilmediğini, davacı taraf dava dilekçesinde aracın hem değer kaybını hem onarım bedelini istemiş ise de, bu talebin TBK'nın 227. maddesine aykırı olduğunu, zira davacının TBK'nın 227. maddesinde yazılı seçimlik haklardan sadece birini seçmesi gerektiğini, davacı tarafın, \"ayıp oranında indirim isteme\" ve \"aracın onarılmasını isteme\" seçimlik haklarını aynı anda talep edemeyeceğini, yargılama sürecinde bu hususta yapılan itirazlar dikkate alınmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu;Davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu tamir faturalarının 23.05.2018 tarihine ilişkin olduğunu, davacının müvekkiline gönderdiği 26.04.2018 tarihli ihtarnamede aracın motor arızası yaptığını ve yapılan masrafların tek tek yazıldığını, sunulan faturaların sonradan ve gerçeğe aykırı düzenlenmiş faturalar olduğunu, davacının sunduğu belgelerin delil kabiliyetinin olmadığını, bilirkişi raporlarının davacının delil olarak sunduğu faturalar üzerinden düzenlendiğini, delil kabiliyeti olmayan belgelere göre düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu beyanla usul ve yasaya aykırı olan İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/741 E.-2022/483 K. Sayılı 26.05.2022 tarihli \"davanın kısmen kabulüne\" ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, satım konusu aracın gizli ayıplı olduğundan bahisle onarım bedeli ile değer kaybı tazminatının davalılardan tahsili talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ... adına kayıtlı 2012 model, ... marka aracı 15/09/2017 tarihinde satın aldığını, satışın vekil olarak diğer davalı tarafından gerçekleştirildiğini, aracın bir süre sonra yolda kaldığını, serviste tüm motorunun değiştirildiğini, aracın kendisine km'si düşürülerek satıldığını ve gizli ayıplı olduğunu, bu sebeple davalıların onarım bedeli ile aracın değer kaybından sorumlu olduklarını beyanla tazminat talep etmiş, davalılar aracın ikinci el olduğunu ve arızanın satış tarihinden sekiz ay sonra ortaya çıktığını, bu sürede aracın ne şekilde kullanıldığının bilinmediğini, aracın km'sinin düşürüldüğüne dair beyanın gerçek dışı olduğunu, onarım faturalarının sonradan düzenlendiğini ve gerçek dışı olduğunu, davalı ...'e husumet yöneltilemeyeceğini beyanla davanın reddini savunmuş,Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı... yönünden verilen red kararına karşı davacı vekili, aleyhe verilen kısmen kabul kararına karşı ise davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesine göre; bir maldaki ayıp, satıcının zikir ve vaat ettiği veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmasıdır. Satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.Aynı Kanun'un 223/2. maddesi uyarınca, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıbın bulunduğunun sonradan anlaşılması halinde alıcının söz konusu ayıbı satıcıya derhal bildirmesi gerekir. Alıcı derhal bildirim yükümlülüğüne uymadığı takdirde, satılanı bu ayıbı ile birlikte kabul etmiş sayılır.Somut olayda; dava konusu araç 15/09/2017 tarihli ve ... yevmiye sayılı Noter sözleşmesi ile davalı ... tarafından vekili olan davalı ... aracılığı ile davacıya satılmış ve sözleşmede davacının aracı bedelini ödeyerek teslim aldığı ve davalı tarafın da bedeli aldığı açıklanmıştır. Araç davalı ... adına kayıtlı olup, davacı tarafın araç bedeli olarak davalı ... adına düzenlendiğini iddia ettiği senetlere sözleşmede yer verilmediği gibi, senetlerin söz konusu satış bedelinin ödenmesi amacı ile düzenlendiğine dair bir delil de sunulmamıştır. Sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği, davacının ancak sözleşmenin tarafı olan kişiden talepte bulunması mümkündür. Sözleşmeyi, araç adına kayıtlı olan satıcı...'in vekili olarak imzalayan davalı ...'e karşı aracın ayıplı olduğundan bahisle talepte bulunulması mümkün olmadığından, Mahkemece daval... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu minvalde davacı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.Dosyada mübrez bilirkişi raporlarında aracın davacıya km'si düşürülerek satıldığı ve motor arızasının esasen aracın gerçek km'sine göre kullanıma bağlı olarak oluştuğu tespit edilmiş, davalı taraf rapora karşı beyan dilekçesinde, davacının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını iddia etmiştir.Dosyada bulunan ve resmi kurum tarafından düzenlenen araç muayene raporlarına göre araç, 12/11/2016 tarihli muayenesinde 284.709 km'de olup bu tarihte dava dışı ... adına kayıtlıdır. Araç bu muayeneden sonra davalı ...'e ve anılan davalı tarafından da davacıya satılmış, davacı tarafından yaptırılan 10/11/2017 tarihli muayenesinde ise km'sinin düşürüldüğü tespit edilerek bu husus rapora dercedilmiştir. Aracın, davacının iddia ettiği şekilde kendisine 200.000 km'de olduğu bildirilerek satıldığına dair resmi sözleşmede bir kayıt bulunmamakta olup, km'sinin kimin zilyetliğinde iken değiştirildiği tespit edilemediği gibi, davalı tarafça km'si düşürülerek satılmış olması halinde ise, davacının bu gizli ayıbı 10/11/2017 tarihli muayene raporu ile öğrendiği açıktır. Bu tarihten itibaren davacı taraf derhal ihbar yükümlülüğü uyarınca davalıya herhangi bir ihbarda bulunmamış, ancak araçta bir arıza oluştuğunda, yani 26/04/2018 tarihinde ayıp ihbarında bulunmuştur. Bu itibarla davacı, aracı artık km'si düşürülmüş hali ile kabul etmiştir ve davalıdan bu sebeple değer kaybı tazminatı talep etmesi mümkün değildir. Sonradan ortaya çıkan motor arızasının, aracın km'si itibariyle kullanımına bağlı olarak oluştuğu, yani arızanın km'den kaynaklandığı tespit edildiğine göre davacının söz konusu arıza/ayıp nedeniyle davalıdan onarım bedeli talep etmesi de mümkün değildir. Az yukarıda açıklandığı üzere, aracın km'sinin davalı ... tarafından düşürüldüğü ve davalının ayıp konusunda ağır kusurlu olduğu ispat edilemediğinden davacının, TBK'nın 225. maddesinde düzenlenen ve satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğinden bahisle itirazda bulunamayacağına dair istisnadan faydalanması ise söz konusu değildir. Buna göre Mahkemece, davanın, davalı ... yönünden esastan reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuş, davalı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı ...'in istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/05/2022 tarihli, 2021/741 Esas ve 2022/483 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,3-Davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle, davalı ... yönünden esastan REDDİNE,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:4-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 213,47 TL harcın mahsubu kalan 401,93 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,6-Davalı tarafından sarf edilen 1.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 11,00 TL tebligat ücreti olan toplam 1.011,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,7-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/2. maddesi gereğince hesaplanan 16.369,42 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 3/2.  maddesi gereğince hesaplanan 16.369,42 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Artan gider bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının Hazineye gelir kaydına,11-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,12-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 13-Davalı tarafça sarf edildiği anlaşılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 52,75 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri olmak üzere toplam 273,45 TL yargılama giderinin  davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,14-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,15-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,16-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/07/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1c8b0cc09a3eb699","SID":"324c50358b340476"}}