{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2025/38  Esas 2025/754  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/38 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/754<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/11/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/595 Esas 2024/705 Karar<br><br>DAVA\t: Rücuen Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 06/09/2023<br>KARAR TARİHİ\t : 03/07/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t : 07/07/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki rücuen tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasko sigortacısı olduğu aracın ... Sitesi otoparkında park halinde bulunduğu sırada aynı yerde park halinde bulunan davalı ...'e ait, diğer davalı şirketin ZMMS poliçesi düzenlediği araçta yangın çıktığını, bu yangının sigortalı araca sirayet etmesi sonucu sigortalı aracın hasara uğradığını, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, ödenen bedelden davalıların sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 35.872,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında sunduğu 28/02/2024 tarihli dilekçesi ile alınan bilirkişi raporunda yangının davalı ...'e ait araçtan kaynaklanmadığı, yangının ... şahsa ait araçtan kaynaklandığının tespit edildiğini, itfaiyenin tuttuğu yangın raporunda yangının ...'e ait araçtan kaynaklandığı tespit edildiğinden sigortalı aracın zarar gördüğü yangının çıkış sebebi hususunda maddi hataya düşüldüğünü belirterek davalılar ... ve sigorta şirketi yerine ... isimli şahsın davalı taraf olarak eklenmesine, düzeltilmiş dava dilekçesi ve eklerinin ...'a gönderilmesini talep etmiş, mahkemece 22/04/2024 tarihli ara karar ile, davacı vekilinin HMK'nun 124/3 maddesi uyarınca davacının taraf değişikliği talebinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması nedeniyle taraf değişikliği talebinin kabulü ile davalılar ... ve davalı şirketin davadaki davalı taraf kayıtlarının silinmesine, davalı taraf olarak ...'ın eklenmesine, davalı ...'a dava dilekçesi ve eklerinin tebliğine karar verilmiştir. <br>\tCEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yangın raporunda da belirtildiği üzere yangının çıkmasına kapalı otoparkta park halinde bulunan başka bir aracın elektrik aksamının şase yapması neticesinde ön kaput bölümünde yangına sebebiyet vererek hemen yanında park halinde bulunan müvekkiline ait aracın tamamen yanmasına sebep olduğunun tespit edildiğini, gerçekleşen kazada davacının yanı sıra ... Sitesi yönetiminin de sorumluluğunun bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı sıfatı silinen davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalısının kusursuz olduğunu, dava konusu yangına başka bir aracın sebep olduğunu, davacının talebinin teminat dışı bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı sıfatı silinen davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu zararın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurlu ya da kusursuz bir sorumluluğunun bulunmadığını, davanın zaman aşımına uğradığını bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı tarafça kasko sigortası ile sigortalı dava dışı ...'e ait hususi araçta yangın nedeniyle oluşan zararın ilk dava dilekçesi ile yangına sebebiyet veren araç maliki davalı ... ile ZMSS sigortacısı davalı şirketten tahsili, yangının ...'e ait araçtan çıkmadığına ilişkin bilirkişi raporu üzerine davada davalı sıfatının ... olarak düzeltilerek, ...'dan tahsilinin istenildiği, 22/04/2024 tarihli ara karar ile davacı talebinin kabulü ile davalı olarak ...'ın Uyapa kaydına, ... ile ZMSS sigortacısı ... Sigorta'nın davalı sıfatlarının silinmesine karar verildiği, davalı ...'ın aracının hususi araç olup, ...'ın tacir sıfatı bulunduğuna ilişkin bir iddia ve delil de bulunmadığı, bu kapsamda davacı şirketçe tacir sıfatı bulunmayan sigortalısına halefiyet ilkesine dayalı olarak açılan rücüen tazminat davasında görevli mahkemenin genel mahkemeler olduğu, davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsiz olduğu anlaşılmakla dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemede yapılan yargılama sonucunda yargılama esnasında taraflarınca istenen, HMK'nun 124/3. maddesi uyarınca taraf değişikliği yapılması talebi mahkemece kabul edildiğini, ilk açılan davada davalı olarak bulunan ... ile ... Sigorta A.Ş.'nin taraf sıfatları silinmekle birlikte, ...'ın taraf olarak davaya eklendiğini, taraf sıfatı değişikliği nedeni ile görevli mahkemenin de değiştiğini, görevsizlik kararı verilmekle birlikte gerekçeli kararda, taraf sıfatı silinen eski davalılar lehine ve müvekkili şirket aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğini, mahkemenin müvekkili şirket aleyhine vekalet ücretine hükmetmesinin açıkça yasaya ve usule aykırı olduğunu, bu açıdan kararın kısmen kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporunda davaya konu yangının davalı ...'e ait araçtan kaynaklanmadığı, yangının ... isimli şahsa ait araçtan kaynaklandığının tespit edildiğini, yangın raporunda ise, davaya konu yangının ...'e ait araçtan kaynaklandığının tespitinin yer aldığını, bu nedenle sigortalı aracın zarar gördüğü yangının çıkış sebebi ve davalıların kim olduğu hususunda maddi hataya düşüldüğünü, dava açılırken iyi niyetli bir biçimde, davalı tarafın kim olacağı hususunda maddi bir hataya düştükleri ve bu hatanın sebebinin resmi makamlar tarafından tanzim edilmiş rapor olduğunu, mahkeme dosyasına bilirkişi raporunun ibraz edilmesinin hemen akabinde taraflarınca HMK'nun 124/3 maddesindeki; \"... Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir...\" hükmü uyarınca mahkemedeki davada taraf değişikliği yapılarak, ... ve ... Sigorta A.Ş. yerine ... isimli şahsın davalı taraf olarak eklenmesi ve düzeltilmiş dava dilekçesinin ...'a gönderilmesine karar verilmesinin talep edildiğini, mahkemece bu taleplerinin kabul edildiğini, resmi mercilerce tanzim edilen raporlardaki tespitler doğrultusunda, işbu davanın açıldığını, davanın yanlış davalılara açılmasında taraflarının kusurunun bulunmadığını, mahkemede yapılan yargılama esnasında alınan rapor ile resmi makam tarafından düzenlenen belgedeki bilgilerin gerçek olmadığının anlaşılmasının hemen akabinde taraflarınca taraf değişikliği talebinde bulunulduğunu, davanın yanlış davalılara açılmasına taraflarınca sebebiyet verilmediğinden, davadan taraf olarak çıkartılan davalılar lehine ve müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu belirterek bu yönlerden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\tDavacı yan dava dilekçesinde kasko sigortalı aracın davalıların maliki ve ZMMS poliçesini düzenlediği araçtan çıkan yangın sonucu hasara uğraması nedeniyle sigortalıya ödenen bedelden davalıların sorumlu olduğunu iddia etmiş, yargılama aşamasında bilirkişi raporunun ibraz edilmesinden sonra yangının davalı ...'ın aracından çıktığının anlaşıldığını ileri sürerek tarafta iradi değişikliğe ilişkin dilekçe ibraz etmiştir. Uyap'tan davalı sıfatı silinen davalı yan davanın reddini savunmuş, maddi hata dilekçesi sonucu davalı sıfatı kazanan davalı yan ise olayda kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece davada görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.\t<br>\tSigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı işbu rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22/03/1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası ticari dava sayılamaz. Bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur\" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.<br>\tSomut olaya gelindiğinde; davacının sigortalısı ile davalı arasındaki hukuki ilişki de haksız fiilden doğmuştur. Davalı ... gerçek kişidir. Sigortalı araç ise hususi otomobil olup, sigortalı ...'dir. Bu durumda TTK'nun 4/1 maddesindeki nisbi ticari dava koşulları oluşmadığı gibi işbu davanın aynı maddede düzenlenen mutlak ticari dava niteliği de bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, haksız fiilden doğan davada genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemeleri davaya bakmakla görevlidir. TTK'nun 6335 sayılı kanun ile değişik 5/3 maddesi uyarınca 01/07/2012 tarihinden itibaren asliye ticaret mahkemeleri ile asliye  hukuk mahkemesi arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline dönüştürülmüştür. Mahkemenin görevli olması ise, HMK'nun 114/1.c maddesi uyarınca dava şartlarından olup, anılan kanunun 115. maddesi uyarınca da davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır.<br><br>\tHal böyle olunca mahkemece, davacının halefiyete dayalı olarak açtığı işbu rücuen tazminat  davasında asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, dava dilekçesinde husumet davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş.'ye yöneltilmiştir. Yargılama aşamasında bilirkişi raporunun ibrazı üzerine davacı vekili 28/02/2024 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile davada taraf değişikliği talebinde bulunmuştur.  Anılan talep üzerine mahkemece 22/04/2024 tarihli ara karar ile HMK'nun 124. maddesi uyarınca taraf değişikliği talebinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması nedeniyle davacı vekilinin talebinin kabulüne, dava dilekçesinde yer alan davalıların davalı taraf kayıtlarının silinmesine, davalı taraf olarak ...'ın eklenmesine karar verilerek taraf teşkili sağlanmıştır. <br>\tHMK'nun 124/4. maddesi \"Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hakim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder. \" hükmünü içermektedir. <br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının davalı ...'a yönelttiği rücuen tazminat davasında göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Anılan karar üzerine davaya görevli mahkemede devam olunması halinde anılan taraflar arasındaki uyuşmazlık hakkında yargılama yapılarak karar verilecektir. Bir başka anlatımla, görevli mahkemede davanın tarafı olmaktan çıkarılan ... ve ... Sigorta A.Ş. hakkında olumlu olumsuz bir karar verilemeyeceği gibi, yargılama giderlerine ilişkin olarak da bir hüküm tesis edilemeyecektir. <br>\tBu durumda mahkemece, görevsizlik kararının davalı ... hakkında açılan davaya yönelik bulunduğu, dava dilekçesinde davalı olarak yer aldığı halde, yargılama aşamasında davacı vekilinin talebi üzerine davanın tarafı olmaktan çıkarılan davalıların vekille temsil edilmeleri nedeniyle HMK'nun 124/4. maddesinin son cümlesi gözetilerek davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi ve davanın tarafı olmaktan çıkarılanlar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,\t<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 03/07/2025 <br><br>Başkan -            Üye -                    Üye -           Zabıt Katibi <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"967ccd4b6c32313a","SID":"10f877b9f1666817"}}