{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:29/01/2025<br>DAVANIN KONUSU:Zayi Belgesi Verilmesi<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:04/06/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili şirketin, faaliyet konusu ile bir kısım şirket yönetim yetkilerini üçüncü kişilere vermek için  karar almak istediğini ve şirketin yönetim kurulu karar defteri ile işlem yapmak istediğini, ancak  şirketin yönetim kurulu karar defterinin kaybolduğunu fark ettiğini, müvekkili şirketin yönetim kurulu karar defterinin kaybolduğunu 15/10/2024 tarihinde öğrendiğini, müvekkili şirketin karar defteri olmadığı için, şirket faaliyetinde sıkıntılar yaşandığını belirterek müvekkili şirketin, Alanya 1. Noterliği'nce 18/03/2013 tarih ve ... veya ... yevmiye no ile tasdiklenen yönetim kurulu karar defterinin zayii olduğuna karar verilerek, taraflarına yönetim kurulu karar defteri ziya belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...davacı şirket vekili, şirketin karar defterinin kaybolduğunu, müvekkili şirketin yönetim kurulu karar defterinin kaybolduğunu 15/10/2024 tarihinde öğrendiğini belirterek zayi belgesi istemi ile dava açmıştır. Davacının tutmak ve saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgeleri özenle korumadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.12.2016 tarih 2016/1 E., 2016/9288 K. sayılı ilamı ve yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.06.2014 tarih 2014/5195 E., 2014/10394 K. Sayılı emsal içtihatları), davacının iddia ettiği durumun kanunda sayılan durumlardan biri olmadığı ve önlenmesi mümkün olmayan mücbir sebeb olarak kabul edilebilecek bir durumun bulunmadığı anlaşıldığından, zayii belgesi talep koşullarının bulunmadığı sonucuna varılmakla ispatlanamayan davanın reddine...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin karar defterinin kaybolduğundan zayi olduğunu, mevcut olmayan bir karar defteri hakkında zayi kararı verilmesi gerektiğini, karar defteri olmadığı için, şirket faaliyetinde sıkıntılar yaşandığını, şirket yönetiminde aksaklıklar ortaya çıktığını, müvekkili şirketin, limited şirket olması nedeniyle, karar defterine yazılacak hususların sınırlı olduğunu ve karar defterinde üçüncü kişiler lehine yada aleyhine delil olacak bir karar alınmasının söz konusu olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>ELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, TTK'nın 82/7. maddesine dayalı zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>6102 s. TTK'nın 82/1. maddesi, \"Her tacir; a)Ticari defterlerini, envanterleri, açılış bilânçolarını, ara bilânçolarını, finansal tablolarını, yıllık faaliyet raporlarını, topluluk finansal tablolarını ve yıllık faaliyet raporlarını ve bu belgelerin anlaşılabilirliğini kolaylaştıracak çalışma talimatları ile diğer organizasyon belgelerini, b)Alınan ticari mektupları, c)Gönderilen ticari mektupların suretlerini, d)64 üncü maddenin birinci fıkrasına göre yapılan kayıtların dayandığı belgeleri, sınıflandırılmış bir şekilde saklamakla yükümlüdür.\"  şeklinde;<br>6102 s. TTK'nın 82/7. maddesi, \"Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. <br>Kanun'da yangın, su baskını veya yer sarsıntısı ibarelerinden sonra yer alan \"gibi\" sözcüğüyle benzer olayların kastedildiği, zıya haline ilişkin sınırlı sayıda bir düzenleme getirilmediği anlaşılmaktadır (YHGK. 5.10.1984 tarih, 82/11-852 E, 84/788 K).<br>Türk Ticaret Kanunu, tacire, bütün ticari faaliyetlerinde, basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü getirmiştir. Dosyada talep eden ticaret şirketi olmakla, tacirdir. TTK'nın 18/2. maddesi gereği; Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiret, sağduyu, ilim, tecrübe ve feraset ışığıyla görüp sezmeye ve bilip değerlendirmeye esas teşkil eden konuları etraflıca ve tam olarak kavrayabilmedir (KARAHAN, Sami, Ticarî İşletme Hukuku, 6102 Sayılı TTK. ile 6098 Sayılı TBK. ve 6100 Sayılı HMK‟ya Göre Güncellenmiş 20 Baskı, Konya 2011, s. 86; AYHAN, Rıza, Ticarî İşletme Hukuku, Ankara 2007, s. 203). Basiret, tacirin ticari işletmesiyle ilgili olarak, fiili ve hukuki işlemlerde göstermesi gereken dikkat, tedbir ve objektif özen yükümlülüğü demektir. Tacir, tüm bu hukuki ve fiili işlemlerini yaparken, ticari hayatın gerektirdiği tüm tedbirleri almalı ve meydana gelebilecek değişmeleri önceden tahmin etmeye çalışarak yükümlülük altına girmesi gereklidir. Tacirden beklenen basiretin ne olduğu kanundan değil ticari hayattan, özellikle ticari teamüllerden çıkartılabilir (KİZİR, Mahmut., \"Yargıtay Kararları Işığında Basiretli İşadamı Gibi Hareket Etme Yükümlülüğünün Sözleşmenin Değişen Şartlara Uyarlanmasına Etkisi\", Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 19 Sayı: 2 Yıl: 2011, s. 245-283).<br>İstinaf incelemesine konu, ilk derece mahkemesi dosyasına bakıldığında, mahkemece özetle; defter ve belgelerin maddede yazılı doğal afetler sebebiyle kaybolmadığı, davacının, gerekli dikkati ve özeni göstermediği gibi zayi iddiasının da inandırıcı delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir. Mahkemenin de kabulü olduğu üzere, davacı olayın nasıl meydana geldiğine dair bir delil sunmadığı gibi zayi iddiasını da inandırıcı delillerle ispatlayamamıştır. Basiretli iş adamı gibi davranılmasına rağmen karar defterinin zayi olduğuna yönelik bir delil dosyada mevcut değildir. Mahkemenin, davacının, olayın nasıl meydana geldiğine dair bir delil sunmadığı gibi zayi iddiasını da inandırıcı delillerle ispatlayamadığına yönelik kabulü yerindedir.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davacı (talep eden) vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı (talep eden) vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. <br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4ed546d443db76c1","SID":"5accd06dd76ab16c"}}