{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">     <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/369 <br>KARAR NO\t: 2025/971<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/07/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Tarafların İddia ve Savunmaları: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı Müvekkil'in söz konusu bonoların tümü üzerinde kefil olarak imzası bulunduğundan bahisle, davacı müvekkile yönelik olarak kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile icra takibi başlatıldığı, halbuki söz konusu bonoların üzerinde kefil olarak davacının adı bulunmasına rağmen kefil imzaları davacıya ait olmadığı, dolayısı ile söz konusu bonolar üzerinde yapılacak incelemenin ardından bu durumun ortaya çıkması ile davacının söz konusu bonoların borçlusu / kefili olmadığının tespiti gerektiği, davacı müvekkil, ev hanımı olduğu, bonoların konusu olan borç ilişkisi ile hiçbir ilgisi bulunmadığı, ayrıca konusu borç ilişkisi, davacı müvekkilin bilgisi dahilinde olmadığı, davacı müvekkil yetkiye, imzaya ve borca ve usulsüz tebligata yönelik Ankara 9. İcra Mahkemesi nezdinde şikayette bulunduğu, yetki ve usulsüz tebligat şikayeti kabul edildiği, esas hakkında hüküm verilmediğinden davacı müvekkil halen üzerinde imzası bulunmayan bonolardan dolayı borçlu konumunda bulunmadığı, davalı bonolar üzerindeki imzaların davacı müvekkile ait olmadığını bilmesine rağmen davacı müvekkile karşı kötü niyetle icra takibi başlatıldığı yukarıda arz edilen ve re’sen dikkate alınacak tüm nedenlerle, Ankara 19. İcra Müdürlüğünün ...1 E. sayılı takip dosyasının dayanağı olan 15.05.2015 keşide, 30.11.2015 vade tarihli ve 50.000 TL bedelli, 15.05.2015 keşide, 31.12.2015 vade tarihli ve 50.000 TL bedelli, 15.05.2015 keşide, 31.01.2016 vade tarihli ve 50.000 TL bedelli, 15.05.2015 keşide, 28.02.2016 vade tarihli ve 50.000 TL bedelli, 15.05.2015 keşide, 31.03.2016 vade tarihli ve 30.000 TL bedelli, bonolar üzerindeki imzaların davacı müvekkile ait olmadığının ve davacı müvekkilin söz konusu bonoların borçlusu / kefili olmadığının tespitine, Ankara 19. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasının iptaline, takip bedelinin %80'inden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Somut olaya bakıldığında; dava konusu olup, icra takibine dayanak yapılan beş adet senette davacıya atfen atılan imzaların davacıya ait olmadığı tespit edilmiş olmakla, imza inkarının mutlak def'ilerden olduğu ve herkese karşı ileri sürülebilir niteliği de gözetilerek davanın kabulü ile; davacının dava konusu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine,  her ne kadar davacı tarafça kötü niyet tazminatı talebinde bulunulmuş ise de davalının açıkça kötü niyetli olarak olduğu hususu davacı tarafça ispatlanamadığından tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve \"Davanın KABULÜ ile Ankara 19. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına konu keşidecisi . ..., lehtarı ..., kefili davacı ... olan;<br>-15.05.2015 keşide, 30.11.2015 vade tarihli ve 50.000 TL bedelli, <br>-15.05.2015 keşide, 31.12.2015 vade tarihli ve 50.000 TL bedelli,<br>-15.05.2015 keşide, 31.01.2016 vade tarihli ve 50.000 TL bedelli,<br>-15.05.2015 keşide, 28.02.2016 vade tarihli ve 50.000 TL bedelli,<br>-15.05.2015 keşide, 31.03.2016 vade tarihli ve 30.000 TL bedelli senetler yönünden imzanın davacı ...'e ait olmaması nedeniyle davacının BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,<br>Davacının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE,\" karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; kötüniyet tazminatı taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafından borcun sebebinin belirtilmediğini, tüm evraklar nizami olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı tarafından yargılamaya katılım sağlanmadığını, müvekkilinin ev hanımı olması, davalı lehtarı tanımaması ve söz konusu borç ilişkisinden haberi olmaması hususlarına karşılık davalı tarafından borç ilişkisine ve müvekkilinin kefaletine dair herhangi bir beyanda bulunulmadığını, davalı kötü niyetli olmasa dahi ağır kusurundan ötürü tazminata mahkum edilebileceğini, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olarak sadece kötü niyet kavramı bağlamında kötü niyet tazminatı ile ilgili karar verdiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; kararın hatalı ve eksik olduğunu, ...'ün dava konusu bonoların tümü üzerinde kefil olarak imzası olduğunu, bu bahisle kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile icra takibi başlatıldığını, borçlu ...'ün borca, yetkiye ve imzaya itiraz ederek takibi durdurduğunu ve menfi tespit davası açtığını, müvekkiline yapılan usulüne uygun olmayan tebligat nedeniyle hak kaybı yaşanmış ve davadan haberdar olup savunma hakkının gasp edildiğini, müvekkilinin borçlu ... ile arabuluculuk görüşmelerinde kendisini vekil ile temsil ettirdiğini ve hukuki sürecin vekil marifetiyle takibinin gerçekleşeceğini düşündüğünü, müvekkilinin bonolarda kefil olarak imzası bulunan borçluya icra takibi başlatarak yasal hakkını kullandığını, İstanbul 12. Asliye ticaret mahkemesinde menfi tespit davası kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, ilgili rapora sunulan ve karşılaştırılması istenen evrak ve belgelerdeki imzaların yetersiz olduğunu ayrıca bono üzerine atılan imzanın da kötü niyetli bir şekilde kasıtlı olarak olağan imzanın dışında atılma ihtimalinin göz ardı edildiğini ve bu konu hakkında yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç:<br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>Dava, İİK 72. Maddesine dayalı kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Davacı, icra takibine konu (5 adet)bonolar üzerindeki kefil imzalarının kendisine ait olmadığını, bu sebeple bonoların borçlusu/kefili olmadığını beyanla Ankara 19. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına dayalı kambiyo senetlerine mahsus takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine  takip alacağının %80’inden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmektedir.<br> Ankara 19. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı takip dosyasında, 15.05.2015 keşide, 30.11.2015 vade tarihli ve 50.000 TL bedelli, 15.05.2015 keşide, 31.12.2015 vade tarihli ve 50.000 TL bedelli, 15.05.2015 keşide, 31.01.2016 vade tarihli ve 50.000 TL bedelli, 15.05.2015 keşide, 28.02.2016 vade tarihli ve 50.000 TL bedelli, 15.05.2015 keşide, 31.03.2016 vade tarihli ve 30.000 TL bedelli toplam 230.000,00 TL bedelli  beş adet bonoya dayalı kambiyo senetlerine özgü takip yapıldığı, takip dayanağı bonolarda lehtarın davalı olduğu,  borçlunun ...  davacının kefil olarak gösterildiği, görülmektedir. <br>01/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"Tetkik konusu bir adet 30.000,00 TL, dört adet 50.000,00 TL bedelli toplam beş adet senetten borçlu hanesinde bulunan imzaların dosyada mevcut mukayese imzalara kıyasla ...'ün eli ürünü olmadığı, imzaların alt kısmında ise ... isim yazılarının okunduğu\"  bildirilmiştir.  İmza incelemesine esas rapor, uzman bilirkişi tarafından borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan  belgelerin  mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun   yapıldığı ,imzanın davacıya ait olmadığının  dayanaklarının  gösterildiği ,  raporun denetime elverişli ve  yeterli olduğu , hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa,  kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü  davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır.Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. Bu kapsamda imza inkarı  tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def'i niteliğindedir.  Bu açıklamalara göre, eldeki dava dava konusu bonolardaki kefil imzasının  sahte olduğu iddiasına dayalı  açılmıştır.   Sahtecilik def'inin mutlak bir def'i olup,  herkese karşı ileri sürülebileceği yapılan inceleme ile takibe konu bonolardaki  imzasının davacıya ait olmadığının tespit edildiği, davalı alacaklının davacının bonolardan sorumlu tutulması gerektiğini ispat edemediği bu nedenlerle menfi tespit talebinin kabulü kararının dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.  Öte yandan, mahkemece davalının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden  kötü niyet tazminat talebinin  reddine karar verilmiş davacı vekili kötüniyet tazminatı talebinin reddi kararına karşı istinaf talep etmiştir. <br>2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir.Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı ( borçlu )'nun üzerindedir.Somut olayda, takip konusu senetlerde davacının kefil olduğu, senet keşidecisinin ise davacı kefilin eşi olduğu, davalı tarafından dava konusu senetlerin kendisine hazır olarak getirildiğini beyan ettiği bu beyan ve savunmasının aksinin ispatına yarar dosyada somut delil bulunmadığı, bu nedenle keşidecinin eşi olan  kefilin imzasının sahteliğini bildiği ya da bilecek durumda olduğunun ispatlanamadığı dikkate alındığında kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenlerle tarafların istinaf taleplerinin reddi gerektiği anlaşılmıştır.<br>Davacı ve davalı  vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı  esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/10/2022 tarih ve 2020/415 E., 2022/881 K. sayılı kararına karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.711,30‬ TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 3.927,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.783,47‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 03/07/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"088825cb2165a734","SID":"543b8c875f41db78"}}