{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/348 <br>KARAR NO: 2025/993<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/10/2024<br>NUMARASI: 2021/317 Esas - 2024/661 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bankacılık işleminden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yetkili hamil sıfatı ile sahip olduğu iki adet çeki tahsil için, davalı bankanın Siteler/İkitelli şubesine başvurularak çeklerin ibraz edildiğini, şubede yeterli nakit bulunmaması nedeniyle çek bedellerinin müvekkilinin hesabına yatırabileceğinin belirtildiğini, müvekkilinin de daha güvenli olan bu yöntemi tercih ettiğini, banka yetkilisinin işlemlerin devamı ve para transferi için dekont imzalattığını, müvekkilinin hesaplarını kontrol ettiğinde, çek tutarlarının hesabına gelmediğini gördüğünü, paranın çekin keşidecisi olan şirketin ortaklarının hesabına gönderdiğinin banka çalışanlarınca beyan edildiğini, ancak işlemin nedeni hakkında bankaca açıklama yapılmadığını, taahhüt edilmesine rağmen hatanın telafi edilmediğini, müvekkilinin BDDK'ya yaptığı başvurunun sonuçsuz kalması üzerine Küçükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/28 Esas sayılı dosyasında delil tespiti istediğini, ancak bankanın hesap dökümlerinin dosyaya sunmadığını ve başvurunun sonuçsuz kaldığını, sonradan dekont suretleri sunularak müvekkiline elden ödeme yapıldığının belirtmekle yetinildiğini, müvekkiline imzalatılan dekontlar ile paranın şubede elden ödenmiş gibi gösterildiğini, 978.220 TL'nin aynı gün şubede bulunmasının mümkün olmadığını, mahkemece bankadaki paranın ve keşideci şirketin yetkililerinin hesaplarının incelenmesi gerektiğini,  işlemden bir gün önce ve işlemden sonraki günlere ait şube para hareketlerinin davalıdan istenerek incelemesi gerektiğini ileri sürerek, süresinde ibraz edilen çeklerin bedeli olarak sonradan artırılmak üzere şimdilik 1.000 TL'nin 26.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;  dava konusu iki adet çekin süresinde bankaya ibraz edilerek tahsilinin talep edildiğinde davacının çeke ilişkin talep hakkının üç yıllık zamanaşımına uğradığını, davacının keşideci hakkında herhangi bir tazminat talebi bulunmadığını, bankanın çek borçlusu olmadığını, muhatap bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, çek bedelinin sadece keşideciden istenebileceğini, davanın keşideciye ihbarı gerektiğini, sunulan dekontlarda ve çekin arka yüzünde davacının, çeklerin bedelinin tahsil ettiğinin yazılı olduğunu ve tahsile dair davacının imzası bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Mahkememizin 26/04/2024 tarihli celse 1 no.lu ara kararı ile eksik harcın ikmalinin ihtar edildiği, eksik harç ikmalinin yapılmadığı ve 10/07/2024 tarihinde HMK 150 ve HK 28-32 uyarınca dosyanı işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Harçlar Kanunu 30.maddesi hükmü gereğince muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu (HMK 150) maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.HMK'nın 150/5. maddesi hükmü gereğince; işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar açılmamış sayılır ve Mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. Hukuksal durum bu olunca da davanın açılmamış sayılmasına...\"  gerekçesiyle, HMK'nın 150. maddesi gereğince 10.07.2024 tarihi itibariyle işlemden kalkan davanın 10.10.2024 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına, karar verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, dava konusu iki adet çekin yetkili hamili olarak davalı bankaya ibraz ettiğini, çek bedelinin hesaba gönderileceğinin banka çalışanlarınca ifade edildiğini, bunun da müvekkilince kabul edildiğini, ardından banka yetkilisi tarafından dekont imzalatılarak ödemenin hesaba yapılacağının bildirildiğini, ödemenin hesaba geçmemesi üzerine banka yetkililerine başvurulduğunu, çek bedellerinin keşideci şirket ve yetkililerinin hesabına gönderildiğinin bildirildiğini, hatanın telafi edileceğinin banka yetkililerince ifade edildiğini, müvekkilinin BDDK'ya yaptığı başvurudan sonuç almaması üzerine delil tespiti istediğini, paranın müvekkiline elden ödendiği savunması yapılarak çek hesabına ilişkin hiçbir bilgi ve belgenin delil tespiti dosyasına gönderilmediğini, alınan raporlar ile davanın kanıtlandığını ve bu nedenle bedel artırımı için dilekçe sunulduğunu, mahkemece harcın ikmali için süre verildiğini, harç tamamlama muhtırasının tebliği üzerine, müvekkilinin ciddi ekonomik sıkıntı yaşaması nedeniyle adli yardım talebinde bulunulduğunu, talebin reddi üzerine tamamlama harcının ödenmesi için mahkemece süre verildiğini, Müvekkilinin 16.688,48 TL tamamlama harcını ödeyememesi üzerine dosyanın işlemden kaldırıldığını, oysa Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında tamamlama harcı yatırılmayan ıslah beyanının yok hükmünde olduğu veya dilekçenin ıslah dilekçesi niteliği taşımadığını, ıslah beyanının yok hükmünde olduğunun veya hukuki sonuç doğurmayacağının kabulü halinde mahkemece dosyanın işlemden kaldırılmasına kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, bu hususun HMK'nın 178. maddesinde yer alan ıslah sebebiyle ortaya çıkan yargılama giderleri ve karşı tarafın zararının bir haftalık süre içerisinde ödenmemesi halinde ıslahın yapılmamış sayılacağı düzenlemesinden hareketle varıldığını, öğretide de kesin süreye rağmen, ıslah harcının yatırılmaması halinde, ıslah hiç vaki olmamış gibi, asıl talebe göre karar verileceğinin kabul edildiğini, müvekkilinin davasında haklı olduğunun tüm delillerden anlaşılmasına rağmen harç ödeyecek gücü olmaması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava dilekçesinde talep edilen miktar üzerinden karar verilmesi gerekirken dosyanın işlemden kaldırılmasının hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına  karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı bankanın muhatabı olduğu dava dışı şirketçe keşide edilen iki adet çek bedelinin davacı yerine çekin keşidecisi hesabına ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, kesin süre içinde ıslah harcı yatırılmayan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafından davalı banka aleyhine, bankaya ibraz edilen iki adet çek bedelinin kendisine ödenmediği ve çek bedellerinin keşideci veya temsilcilerinin hesabına ödendiği iddiasıyla kısmi dava şeklinde tazminat talepli dava açılmıştır. Davacı vekili, keşidecisi dava dışı ... Hizmetleri AŞ. olan, davalı bankanın Siteler İkitelli şubesinin muhatabı olduğu ve ... Sanayi Ticaret Ltd. Şti emrine keşide edilen 26.06.2018 keşide tarihli, 516.000 TL bedelli, ... nolu çek ile 29.06.2018 keşide tarihli, 462.220 TL bedelli, ... nolu çeklerin tahsil için bankaya ibraz edildiğini, banka yetkililerinin şubede yeterli para bulunmadığını ifade ederek paranın hesabına yatırılacağını ifade ettiklerini, müvekkilinin de bu durumu güvenlik açısından uygun görerek kabul ettiğini, yapılacak işleme ilişkin dekont imzalatıldığını, ancak daha sonra çek bedelinin davacı yerine keşideci şirketin yetkililerinin hesabına gönderildiğini, bankaya yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını ileri sürerek şimdilik 1.000 TL  tazminat talep etmiştir. Davalı ise, davacıya çek bedellerinin ödendiğini ve buna ilişkin imzaların alındığını, ödemeye ilişkin çek yaprağının arkası ile dekontların imzalandığını, ödemenin de keşideci hesabına borç kayıt edildiğini savunmaktadır. Buna göre bu uyuşmazlık her iki çek bedelinin davacıya usulüne uygun şekilde ödenip ödenmediği, ödenmemişse bundan kaynaklı bir zarar bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa zararın tazmini istemine ilişkindir. Dosyada bulunan tevzi formundan davacının 10.05.2021 tarihinde 1.000 TL üzerinden harç ödeyerek talepte bulunduğu görülmüştür. Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş ve HMK'nın 109. maddesinde düzenlenen kısmi dava şeklinde bir dava açıldığı görülmüştür. Dava dilekçesi ve istinaf başvuru dilekçesindeki açıklamalardan,  davanın kısmi dava şeklinde açıldığı, HMK'nın 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak ve tespit davası bulunmadığı, dava dilekçesinde veya ıslah talebinde davanın belirsiz alacak davası olduğu veya bu anlama gelen bir ibare bulunmadığı gibi HMK'nın 107. maddesinin de yazılmadığı anlaşılmıştır.HMK'da dava türlerine ilişkin kısımda yer verildiği üzere, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir (HMK 107/1). Kısmi davanın düzenlendiği HMK 109/1. maddeye göre talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. Bir başka deyişle, kısmi dava, davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil bir kısmını talep ederek açtığı davadır. Bu anlatımlar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; dava dilekçesinin sonuç bölümününde, ödenmeyen çek bedeline karşılık sonradan bedeli artırılmak ve harcı ikmal edilmek kaydıyla şimdilik 1.000 TL'nin keşide tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsili istenmiştir. Davacının çeke dayalı talebi ve çeklerin bedelinin dilekçede yazılı olması nedeniyle talebin HMK’nın 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası olmayıp, aynı Kanun'un 109. maddesinde düzenlenen kısmi dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Kısmi davada da talep ıslah yolu ile arttırılmadıkça mahkeme taleple bağlılık ilkesi gereğince talep edilen kısmi alacak miktarı ile bağlıdır. Bilirkişi incelemesinden sonra davacı vekili 02.05.2024 tarihli dilekçesi ile her iki çek bedeli olan 978.220 TL'nin tahsilini talep etmiştir. Ancak bu miktar içerisinde dava açılırken talep edilen 1.000 TL de bulunmaktadır. Esasen daha önce harcı ödenen ve dava konusu edilen 1.000 TL'nin belirtilerek 977.220 TL üzerinden ıslah talebinde bulunulup harcını ödemesi gerekmekteydi. Ancak maddi hata sonucu bu şekilde bir talepte bulunulduğu görülmektedir. Mahkemece davacının adli yardım talebi reddedilmiş, ret talebi İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.06.2024 tarihli, 2024/223 D.iş sayılı dosyasıyla reddedilerek kesinleşmiştir. Bunun üzerine mahkemece 26.06.2024 tarihli oturumda 16.688,40 TL eksik harcın gelecek oturuma kadar ödenmesi, aksi takdirde HMK'nın 150 ve Harçlar Kanunu'nun 30. maddelerine göre dosyanın işlemden kaldırılacağı hatırlatılarak duruşma 10.07.2024 tarihine bırakılmıştır. Davacı vekili bu oturumdaki beyanında harcın ödenmediğini, yemin teklifinden sonra ıslah yapılacağını beyan etmiştir. Mahkemece bu oturumda harç ödenmediğinden dosya işlemden kaldırılmış, üç aylık yasal süre sonunda dosyanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre: Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir (2. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispî esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır (15. md.). Noksan tespit edilen değerler  hakkında 30'uncu madde hükmü uygulanır (16/4. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınır (21. md.). Harçlar Kanunu 28. maddeye göre (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü peşin alınır (28. md.). Yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o oturum için yargılamaya devam olunur, takip eden oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır (30. md.). Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz (32. md.). HMK 120/1. maddeye göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.Davacının usulüne uygun şekilde harcını ödeyerek harçlandırdığı ıslah veya bir talep artırımı bulunmamaktadır. Bu halde usulüne uygun ıslah yapılmadığından, davada talep edilen çek bedelinin kısmi alacak niteliğinde açılan 1.000 TL'si yönünden inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu, harcı ödenerek dava açılan 1.000 TL yönünden de harç ödenmediği gerekçesiyle davanın işlemden kaldırılarak açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir (Benzer nitelikte Yargıtay 15 HD 17.12.2020, 2020/1033-3253 E.K.sayılı kararı). Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.5 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.5 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 03.06.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"60bb5611b40716e9","SID":"8b4bbe69b35097b0"}}