{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/545 <br>KARAR NO\t: 2025/1027<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat                                                <br>Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen karara karşı,  asıl ve birleşen davaların davacıları vekili  ile birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; davacıya ait ... plaka numaralı, MERCEDES BENZ marka, CLS 350 BLUETEC 4MATİC model, 2015 model yılı 64285841722285 motor numaralı, WDD2183941A159035 şase numaralı aracın 12/09/2020 tarihinde İstanbul - Ankara otoyolunun Düzce mevkiinde maddi hasarlı trafik kazası yaptığını,  söz konusu kazada ise kaza tespit tutanağı ve fotoğraflardan anlaşılacağı üzere bir tıra arkadan çarparak yüksek miktarda maddi hasar meydana geldiğini,  kazanın şiddeti ve araçta meydana gelen hasarın, ekte gönderilen fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere gayet fazla iken, sürücü ve yolcu emniyeti açısından önemli bir unsur olan hava yastıklarının  araç içerisinde bulunan kişilerin emniyet kemerlerinin takılı olmasına rağmen açılmadığını,  söz konusu kazada davalı şirketin satıcı sıfatıyla ayıptan sorumluluğu ihtimaline binaen  kaza sonrasına aracın bekletildiği servis alanında yetkili mahkeme olan Düzce Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde 2020/21 D. İş, 2020/23 Karar sayılı dosyasıyla delil tespiti yoluna gidildiğini, yapıları keşif ve hazırlanan bilirkişi raporunda  aracın kaza sebebiyle hava yastıklarının açılmamış olması sebebiyle ayıplı olduğuna dair rapor tanzim edildiğini, ayıp nedeniyle doğan maddi ve manevi zararının giderilmesi amacıyla öncelikle davalı şirkete Karadeniz  Ereğlisi 2. Noterliği kanalıyla ... yevmiye numaralı ve 15.09.2020 tarihli ihtarname gönderildiğini, söz konusu ihtarnameden bir sonuç çıkmadığını,  ayıp ve satıcının sorumluluğuna ilişkin  TTK m. 23/1-c maddesinin yollamasıyla,  TBK'nın 219 vd maddelerine göre  alıcının genel hükümler  uyarınca  tazminat isteme hakkının saklı olduğunu,  araçtaki bu  ağır kusur sebebiyle aracın günümüz değerinde büyük oranda düşüş meydana geldiğini, artık söz konusu aracı normal piyasa fiyatına uygun şekilde satma hakkı kaybolduğunu, davalı tarafından sorumlu olması gereken miktarın  aracım günümüz piyasa değerindeki azalması olduğunu,  dava konusu ayıp sebebiyle aracın günümüz değerinde meydana gelen azalmanın miktar olarak taraflarınca belirlenebilme ihtimali bulunmadığını, uzman bilirkişilerce incelenip tespit edilebileceğini, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığını ileri sürerek, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle;  davanın belirsiz alacak davası şartlarını taşımadığından incelenmeksizin reddi gerektiğini, alacak miktarının belirlenebilir nitelikte olması halinde belirsiz alacak davası açılamayacağını, aracın teslim alındığı 01.07.2015 tarihinden itibaren ve kaza tarihinden  itibaren geçerli bir ayıp ihbarının yapılmadığını,  ayıp bildiriminin satımdan 5 yıl sonra arabuluculuk başvurusu ile yapıldığını,  hak düşürücü sürenin dolduğunu, TBK m.231'de  düzenlenen zaman aşımı süresinin dolduğunu, aracın değerinin meydana gelen trafik kazası nedeniyle düştü ise kazaya müvekkilinin neden olmadığını, aracının değerinin iddia edilen gibi hava yastıklarının açılmaması nedeniyle düşmüş ise bu durumda da nedensellik bağı bulunmadığını, ayıp ihbarında bulunulmaması halinde aracın mevcut hali ile kabullenilmiş olduğunun kabulü gerektiğini,  müvekkilinin tespit raporuna, HMK'da belirlenen tespit usulüne ve işin esasına uygun olmadığından itiraz ettiğini,  aracın ayıplı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; asıl dava dilekçesini aynen tekrarla,  birleşen davada davacı müvekkilinin söz konusu aracı kullandığı sırda kazanın meydana geldiğini,  aracın, birleşen davada davacı müvekkilinin yetkilisi olduğu asıl davacı  ...i Nakl. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin adına  kayıtlı olduğunu,   davanın asıl dava ile birleştirilmesi gerektiğini, davacının kaza sebebiyle manevi zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan  tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Birleşen davada davalı vekili, birleşen davanın 06/12/2021 tarihli ön inceleme  duruşmasında; birleşen dosya dava dilekçesini tebliğ aldıklarını, herhangi bir cevap dilekçesi sunmadıklarını,  esas davada verdikleri cevaplarının birleşen dosya için de geçerli olduğunu belirterek, birleşen davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Ana Dava, satın alınan aracın ayıplı olduğu iddiası ile maddi zararın tahsili, birleşen dava ise trafik kazasından kaynaklanan maddi, birleşen dava ise yine ayıba dayalı manevi tazminat talebine ilişkindir.Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)<br>Dava dosyamızda ispat yükü ayıptan kaynaklı maddi manevi zararları olduğunu iddia eden ana dava ve birleşen dava davacıları üzerinde olup, taraf delilleri bu muvacehe ölçüsünde toplanıp yargılama neticelendirilmiştir.Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve  Davacıya ait araç üzerinde,  Davacı tarafından satın alınan ... plaka numaralı , ...c  4matic model 2015 yılına ait aracın 12/09/2020 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde hava yastıklarının açılmadığı iddiası ile söz konusu araçta gizli ayıp olup olmadığı, gizli ayıbın tespiti halinde ayıbın üreticiden mi yoksa kullanıcıdan mı kaynaklı olup olmadığı, ayıbın niteliğinin tespiti ve değerinin tespiti, aynı zamanda ayıbın tespiti halinde söz konusu araçta değer kaybına neden olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, üreticinin sorumluluğu kapsamında zaman aşımının dolup dolmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, yapılan inceleme sonucunda, kaza sırasında ... plaka no'lu aracın ön tamponunda hava yastıklarını tetikleyecek düzeyde çarpma enerjisinin (açma tetikleme eşik değerine ulaşmaması) meydana gelmemesi nedeniyle, hava yastığının açılmamasının normal olduğu, araçta herhangi bir üretim hatasının olmadığı anlaşılmıştır. Gelinen aşamada davacıların ayıp iddialarının yapılan teknik inceleme ile yerinde olmadığı, ana davada maddi tazminat şartının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.<br>Birleşen davada ise her ne kadar manevi tazminat talep edilmişse de, manevi tazminatın mal varlığı haklarının dışında şahıs varlığına ilişkin hakların zedelenmesi durumunda gündeme gelebileceği, olayımızda davacının mal varlığı hakkına dayanarak manevi tazminat talep ettiği, bu haliyle manevi tazminatın şartlarının olayımızda mevcut olmadığı, kabule göre ise ana davada tartışıldığı üzere dava konusu araçta ayıbın mevcut olmadığı bu haliyle de yine manevi tazminatın tahsili şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla ana ve birleşen dava hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesiyle, ana davanın ve mahkememiz dava dosyası ile birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/344 Esas sayılı dava dosyasının ayrı ayrı reddine karar  verilmiştir.  <br>Bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacılan davacı vekili  ile asıl ve birleşen  davalarda davalı vekilince  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Asıl davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aracın tespit raporunu düzenleyen bilirkişinin aracı bizzat görerek tespitte bulunduğunu,  bunun göz ardı edilerek, iki rapor arasındaki çelişkiler giderilmeden, 3 kişilik heyet raporu alınmadan  karar verilmesinin hatalı olduğunu, aracın karıştığı trafik kazasında hava yastıklarının işlevini yerine getirmemesi nedeniyle oluşan güvenlik zafiyetinin araçta büyük değer kaybı gerçekleştirdiğini,  bilirkişi raporunda bütün koşulların gerçekleşmiş olduğu göz ardı edilerek ön tamponda oluşan hasarın az olduğu ve hava yastığını tetiklemeyeceğinden bahisle hava yastığının açılmamasının normal olduğu tespitinde bulunulduğunu, sadece dosyada bulunan fotoğraflar üzerinde değerlendirme yapıldığını,  kaza tespit tutanağının dava dosyasına sunulmadığı iddia edilmişse de Düzce 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/21 Değişik iş sayılı dosyası dava dosyasına içerisine girdiğini,  kaza tespit tutanağının da içerisinde bulunduğunu, aracın tespit raporunu düzenleyen bilirkişinin aracı bizzat görerek tespitte bulunduğunu,  aracın motoru üzerinde de değerlendirmelerde bulunduğunu,   darbenin ön hava yastığı darbe konusu içinde kaldığı, dolayısı ile ön hava yastıklarının açılması için gerekli fiziki şartların oluştuğu ve teknik olarak ön hava yastıklarının açılması gerektiği, hava yastıklarının açılmamış olmasının hava yastığı sisteminde imalata dayalı bir hatanın olduğunu gösterdiğini belirtildiğini,  bizzat hasara uğramış araç ve motoru üzerinde inceleme yapan ve karşı taraf vekilinin itirazlarını sunduğu tespit raporunu düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınmasına, bu hususun kabul edilmediği takdirde somut olayımıza ilişkin aranan şartların değerlendirilmesi İTÜ Otomotiv Ana Bilim Dalı'nda görev yapan (3) kişilik öğretim görevlilerinden oluşan bilirkişi heyetinden teknik ve bilimsel, denetlemeye elverişli, gerekirse laboratuvar ortamında yapılacak analizleri de içerecek şekilde rapor aldırılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğini, birleşen dava davacı vekili olarak bildirdikleri tanıklarına davetiye çıkartılmadan, mahkemece dinlenilmeden esas hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu , mahkemece hiçbir tanık dinlenmeden, iki rapor arasındaki çelişkiler giderilmeden dava dosyası esası hakkında hiçbir gerekçe gösterilmeden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,  manevi tazminata ilişkin eksik inceleme yapıldığını, kararın  eksik ve gerekçesiz  olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın asıl ve birleşen dava yönünden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.Asıl ve birleşen davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince, davalısı ve dava konusu aynı olan asıl ve birleşen her iki davanın da reddine karar vermekle birlikte, birleşen dava yönünden karşı yan vekalet ücretine hükmetmediğini, birleşen davada vekalet ücretine hükmedilmemesinin, davalı asil yönünden vekaletname sunulmamış olması gerekçesine dayandığını,  ancak asıl ve birleşen davaların davalısının  aynı olduğunu,  06/12/2021 tarihli oturumda, davalı şirketi her iki şirket yönünden de temsil ettiklerinin  ve esas davada verdikleri   cevaplarının  birleşen dosya için de geçerli olduğunu beyan ettiklerini, bu şekilde  ön inceleme aşamasını tamamlayarak mahkemenin  tahkikat aşamasına geçtiğini, e davalı vekili olarak  asıl ve birleşen davalar yönünden yargılamaya devam edildiğini, ilk derece mahkemesinin birleşen dava yönünden vekalet ücretine hükmetmemesi yasaya aykırı düşmekle birlikte bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın, her iki dava için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi yönünden düzeltilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın her iki dava için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi yönünden düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Asıl dava, trafik kazasına karışan aracın ayıplı  olduğu iddiasına dayalı  maddi tazminat istemine; birleşen dava, trafik kazasına karışan aracın ayıplı  olduğu iddiasına dayalı  manevi tazminat  istemine ilişkindir.  <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacı, birleşen davada davacı  vekili ile asıl ve birleşen davada davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.\t <br>Asıl davada davacı vekili, davacı şirkete ait aracın 12.09.2020 tarihinde geçirdiği trafik kazası sırasında hava yastıklarının açılmadığını, bu durumun aracın üretimden kaynaklı ayıplı olduğunu gösterdiğini, araçta değer kaybına, davacı yönünden de maddi zarara yol açtığını, kazanın akabinde delil tespiti talep edilerek alınan bilirkişi raporunda aracın ayıplı olduğunun belirtildiğini, doğan  değer kaybı zararından satıcı olarak davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, oluşan değer kaybı sebebiyle maddi tazminat talebinde bulunmuş;  birleşen davada ise birleşen davacının asıl davada davacı şirketin yetkilisi olduğunu,  kaza sırasında aracı kullandığını, araçtaki  hava yastıklarının açılmaması şeklinde ortaya çıkan araç ayıbını bilmeden aracı kullanarak  hayal kırıklığı, üzüntü, endişe ve korku yaşadığını,  aracın güvenli olduğunu düşünerek kullanırken bu kazanın oluşumu ile manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur.  ... plakalı aracın  ruhsat kaydına göre asıl davada davacı  şirkete ait olduğu,  birleşen davada davacı ...'in ise asıl davacı şirketin yetkilisi (müdürü)  olduğu, kaza tespit tutanağına göre ...in 12.09.2020 tarihinde meydana gelen kazada araç sürücüsü olduğu   anlaşılmaktadır.Asıl davacı şirket tarafından kaza sonrasında  Düzce 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/21 Değişik iş sayılı dosyası ile delil tespiti talep edilmiş ve söz konusu dosyada yapılan keşif sonrası makine mühendisi bilirkişi tarafından  düzenlenen  bilirkişi raporunda, aracın kaza sebebiyle hava yastıklarının açılmamış olması sebebiyle ayıplı olduğu tespiti yapılmıştır.Aracın ayıplı olup olmadığının tespiti için  mahkemece makine mühendisi bilirkişiden  20.09.2021 tarihli bilirkişi raporu alınmış olup bu  raporda ise;  aracın darbe aldığı kısmın  ön tampon kısmı olmadığı, bu sebeple  kaza sırasında ... plaka no'lu aracın ön tamponunda hava yastıklarını tetikleyecek düzeyde çarpma enerjisinin (açma tetikleme eşik değerine ulaşmaması) meydana gelmemesi nedeniyle, hava yastığının açılmamasının normal olduğu, araçta herhangi bir üretim hatasının olmadığı kanaati bildirilmiş, ancak  mahkemece bu  iki rapor arasındaki çelişki giderilmeden, niçin hükme esas alınan rapora üstünlük tanındığı gerekçelendirilmeden ve davacı tarafın itirazları değerlendirilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. <br>Bu nedenle  mahkemece, bu iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi ve davacının itirazlarının değerlendirilmesi  için dosyanın üçlü bilirkişi heyetine tevdi edilerek   oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR         :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;\t<br>1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, <br>2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>3-Asıl ve birleşen davada davacılar  ile asıl ve birleşen davada davalı  tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince  yatıranlara iadesine,<br>4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,<br>5-Asıl ve birleşen davada davacılar  ile asıl ve birleşen davada davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;<br>HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 12.06.2025<br>KANUN YOLU\t:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"379dc2914738d2a8","SID":"9ce141a9e5b1f6af"}}