{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1690 <br>KARAR NO: 2025/948<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/06/2022<br>NUMARASI: 2019/574 Esas - 2022/584 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ: 05/08/2019<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında iplik satımına dayalı yazılı sözleşme bulunduğunu, davalının bakiye 65.613,34-USD borcunu ödememesinin akabinde müvekkili şirket tarafından Bursa ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibinin başlatıldığını, davalının yetki itirazının kabulü üzerine takibe Büyükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında devam edildiğini, akabinde davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, davalının borca itiraz dilekçesinde borcu kabul etmesine rağmen çekle borcun ödendiğini iddia ettiğini, davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davalının haksız itirazının iptaline, davalının alacağın %20'si oranında tazminat ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Dava dilekçesi tebliğine rağmen davaya cevap verilmemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasında tekstil emtiası alım satımından kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşme ve düzenlenen faturalara göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin USD para birimi bazında olduğu, 06/04/2022 havale tarihli bilirkişi raporuna göre davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalının davacıya 88.055,09-TL borçlu olduğu, davacı şirket tarafından sunulan USD hesap ekstresi ve davalı şirket tarafından sunulan TL hesap ekstresi karşılaştırıldığında davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirket tarafından yapılan ödemeler ve düzenlenen iade faturasının davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirket tarafından davacı şirkete takip tarihinden önce verilen 31/10/2018 vadeli 100.000-TL ve 31/11/2018 vadeli 100.000-TL bedelli çeklerin davacı şirket ticari defterlerinde takip tarihinden sonra kaydedildiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin gerek sözleşme gerekse davacı faturaları ile döviz cinsinden olduğu, taraflar arasındaki dava dilekçesi ekinde bulunan sözleşmede \"TL cinsinden yapılacak nakit veya çekli ödemelerde tahsil vadesindeki TCMB döviz satış kuru uygulanarak hesap görülür\" maddesinin yer aldığı, bu itibarla taraf ticari defterleri arasındaki uyuşmazlık konusu olan iki çekin verildiği tarihteki kurdan değil tahsil vadesindeki kurdan nazara alınması gerektiği, neticeten takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 98.067,27-USD alacaklı olduğu, davalının takip sonrası döneme tekabül eden 2 çek ve nakit ödemelerinin USD cinsinden mahsubu neticesinde, dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 45.087,83-USD alacaklı olduğu, sözleşmenin 5. maddesinde \"TL cinsinden yapılacak nakit veya çekli ödemelerde tahsil vadesindeki TCMB döviz satış kuru uygulanarak hesap görülür\" düzenlemesinin yer aldığı, davalı tarafça alacağa mahsuben verilen çeklerin tahsil tarihindeki döviz kuru karşılıklarının dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; davalının itirazının kısmen iptali ile; takibin 45.087,83-USD asıl alacak üzerinden devamına, 45.087,83 USD asıl alacağa davacının takip talebindeki miktarı aşılmamak üzere takip tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince faiz uygulanmasına,45.087,83-USD'nin takip tarihi TL karşılığının %20'si icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı vekili; vekalet ücretinin karar tarihindeki kur üzerinden hesaplanması gerektiğini, vekalet ücretinin eksik hesaplandığını belirterek kararın kaldırılarak vekalet ücretinin düzeltilmesini talep etmiştir. 2-Davalı vekili; çekin ödeme aracı olması nedeniyle verildiği tarihteki kurun dikkate alınması gerektiğini, her iki bilirkişi raporunda da bu husus dikkate alınmadan hazırlandığını, çeklerin verildiği tarihte ödeme olarak kabul edilmesi nedeniyle tahsil tarihindeki kur üzerinde hesaplama yapılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından kur farkı ya da vade farkı adı altında herhangi bir fatura düzenlenmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, yabancı para üzerinden düzenlenen satış sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesine göre; \"Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme yada bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça ,borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı ,bu alacağının aynen  veya vade ya da fiili ödeme gününde ki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir.\" hükmünü haizdir. Anılan yasa hükmüne göre taraflar aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder. Vadede ödeme yapılmaması halinde seçim hakkı yine alacaklıya geçmektedir. Öncelikle kur farkının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır. (Yargıtay 19 HD’nin 10/04/2018 tarihli 2016/17240 E, 2018/1950 K. sayılı, 19/12/2017 tarihli 2016/12505 E, 2017/8069 K. sayılı kararı). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19 HD'nin 05/12/2019 tarihli 2018/965 E, 2019/5447 K. sayılı kararı). Kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (Yargıtay 19 HD’nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 E, 2016/6896 K. sayılı, 14/11/2013 tarihli 2013/14587 E, 2014/17996 K. sayılı kararı).Somut olayda; taraflar arasında davacı tarafından davalıya iplik satışına ilişkin sözleşmeye dayalı olarak ticari ilişki bulunmakta olup, bahsi geçen sözleşme mal bedeli USD olarak kararlaştırılmış, TL cinsinden yapılacak nakit veya çekli ödemelerde tahsil vadesindeki TCMB döviz satış kurunun esas alınacağı açıkça belirtilmiştir. Aynı hususa davacı tarafından davalı adına düzenlenen USD üzerinden düzenlenen satış faturalarında yer verilmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan incelemede davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından yapılan ödemelerin ise davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının defterlerine göre davacının davalıdan 98.067,27-USD, davalının defterlerine göre ise davacının davalıdan 88.055,09-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafından davacıya takipten önce verilen ancak takip sırasında ödeme günü gelmeyen 31/10/2018 tarihli 100.000-TL ve 30/11/2018 tarihli 100.000-TL bedelli çekler takip tarihi itibariyle davacının kayıtlarına henüz işlenmemiştir. Takip tarihinden sonra 17/10/2018 tarihinde davalı tarafından davacıya 88.055,23-TL ödeme yapılmıştır. Uyuşmazlık; davalı şirket tarafından davacı şirkete takip tarihinden önce verilen 31/10/2018 vadeli 100.000-TL ve 30/11/2018 vadeli 100.000-TL bedelli çeklerin verildiği tarihteki ya da ödeme tarihindeki mi kur üzerinden dikkate alınması gerektiğinden kaynaklanmaktadır. Ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden satıcının bu aşamadan sonra kur farkı istemesi mümkün değil ise de taraflar arasındaki sözleşmede ödemelerin çekle yapılması halinde ödeme tarihindeki kurun esas alınacağı açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle bahsi geçen çek ödemelerinin ödeme tarihindeki kur dikkate alacaktan düşülmesi taraflar arasındaki sözleşme gereğidir. Diğer taraftan taraflar arasındaki sözleşmede satış bedeli yabancı para üzerinden belirlenmiş olup davacının kendisine yapılan TL ödemeleri, cari hesaptan ödemenin yapıldığı günkü kur karşılığını esas alarak düşmesi taraflar arasındaki sözleşmeye uygundur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda davacının davalıdan 45.087,83-USD bakiye alacağı tespit edildiği dikkate alındığında, davalının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, vekalet ücretinin karar tarihindeki kur üzerinden belirlenmesi gerektiğini ileri sürmekte ise de; yabancı para alacağına ilişkin davalarda, dava değeri dava tarihi itibariyle Türk parası karşılığı üzerinden belirlenir. Aksinin kabulü, dava değerinin yargılama sırasında değişmesi sonucunu doğurur. Bu nedenle yabancı para alacağına ilişkin davalarda vekalet ücreti hesabında hükmolunan alacağın dava tarihindeki kur karşılığı ve karar tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınır. Somut olayda mahkemece vekalet ücreti hesabında hükmolunan alacağın dava tarihindeki kur karşılığı ve karar tarihindeki tarife hükümlerinin dikkate alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; dava tarihinde ki belirlenen borca takip tarihinden itibaren  faizi işletilmesi doğru değil ise de ; bu husus istinaf edilmediğinden üzerinde durulmamış  davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine, Alınması gereken 17.245,56-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 4.312-TL harcın mahsubu ile kalan 12.933,56‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine, Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin  üzerlerinde bırakılmasına, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e77db95620001657","SID":"9bd4ed85962caf17"}}